
12 Eylül’de başlayanlar 64 Kişi
22 Eylül’de başlayanlar 80 Kişi
5 Ekim’de başlayanlar 221 Kişi
15 Ekim’de başlayanlar 278 Kişi
26 Ekim’de başlayanlar 13 Kişi
12 EYLÜL’DEN İTİBAREN AÇLIK GREVİNDE OLAN TUTSAKLAR (64 KİŞİ)
Diyarbakır D Tipi Cezaevi
Mazlum Tekdağ
Ercan Şengül
Tayip Temel
Ramazan Başarı
M. Şerif Aslan
M. Salih İlen
Ramazan Yıldırım
Fırat Bilir
Sami Geylani
Davut Polat
Erdal Emeç
Cihat Bekir
Osman Ötün
Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi
Muhammed Mahmo
Şehmus Öncel
Yasin Yılmaz
Ersin Yolu
Erol Şen
Suphi Yalçınkaya
Emrah Kaplan
Nazmi Doğan
Abdullah Rüzgar
Bolu F Tipi Cezaevi
Sakıp Hazman
Abdullah Oral
Maruf Türka
Aydın Şaka
Muzaffer Akengin
Murat Avcı
Hasan Ateşçi
Ali Şek
Ali Adıman
Ahmet Akkurt
Diyarbakır E tipi Kadın
Sara Aktaş
Nihayet Taşdemir
Mizgin Arı
Herdem Kızılkaya
Pero Dündar
Besime Konca
Seve Demir
Taybet Belge
Zeynep Kaplan
Siirt E Tipi Erkek
Rızgar (Ecevit) Turhan
Burhan Eviz
Tevfik Özdemir
Erdi Çelik
Abdurrahman Budak
Lokman Karaşi
Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi
Ömer Faruk Çalışkan
Fehmi Arslan
Mahmut Güçin
Yusuf Keskin
Cevdet Halim
İbrahim Aykurt
Nihat Baran
Necat Saci
Aydın Tunç
Hakan Yalçınkaya
Murat Çeliktepe (Adli Tutsak)
Siirt E Tipi Kadın
Gülistan Abdo
Gülan Kılıçoğlu
Emel Gültekin
Dılşah Kocakay
22 EYLÜL TARİHİNDEN İTİBAREN AÇLIK GREVİNDE OLAN TUTSAKLAR (80 KİŞİ)
Erzurum H Tipi Cezaevi
Haci Sincer
Selman Gülbahçe
Sinan Gencer
Ömer Çelik
Adem Yılmaz
Muzaffer Yılmaz
Kani Çelik
İbragimov Vezir Abbassaviç
A. Kadir Iırmak
Veysi Akgönül
Antep H Tipi Cezaevi
Mehmet Çelik
Cevdet Derze
Müslüm Demir
Necmettin Ayhan
Murat Gümüş
Eyüp Çelik
Mülazım Momyak
Şaban Şahin
Mübarek Aku
İlyas Arzu
Mardin E Tipi Kadın
Züleyha Yılmaz
Behice Tanrıverdi
Rize Kalkandere L Tipi Cezaevi
Sedat Çayır
Mehmet İnatçı
İlhan Dayan
Mazhar Tüzmen
Şerif Erten
Recep Bal
H. Mesut Çelebi
Edip Erdem
Mahsum Kahraman
Metin Toprak
Silivri 2 Nolu L tipi Cezaevi
Mümtaz Aydeniz
Rıdvan Balku
Erdal Avcı
Aslan İşçioğlu
İsmail Adalmış
Arif Yılmaz
Osman Koşut
Mehmet Selim Çelik
Mehmet Baki Bingöl
Şeyhmus Kalkan
Abdulvahap Nas
Talip Mikailoğulları
Abdullah Tayboğa
Ubeyt Kutum
Akgül Bozdağ
Midyat M tipi Erkek
Mustafa Ayhan
Kemal Bahtiyar Hasan
İlyas Demir
Beyhan Gözmen
Gıvara Atıko
Fatma Koçak
Ayşe Oyman
Melek Dolaz
Ayşe Güney
Semra Tekin
Çimen Türk
Canan Güler
Nurcan Can
Hacire Tanırgan
Hanım Çelik
Mardin E Tipi Cezaevi Erkek
Yunus Durdu
Musa Arslan
Fırat Arzu
Mehmet Yavuzel
Cumhur Karuman
Hiriş Menberi
Emin Gezer
Şirin Şahin
Midyat M Tipi Kadın
Derya Moray
Ayşe Kara
5 EKİM TARİHİNDEN İTİBAREN AÇLIK GREVİNDE OLAN TUTSAKLAR (221 KİŞİ)
Muş E Tipi Cezaevi Erkek
Atilla Coşkunözer
Hüseyin Batubay
Muhammed Ahmet
M.Sıddık Ayaz
Osman Pinç
Murat Bütün
Haydar Savar
Sebahattin Tekin
Fusih Paş
Erhan Aydın
Bayburt M Tipi Cezaevi Erkek
Bozan Açlan
Ali Emirhani
Haşim Özdaş
Ömer Tutuş
Lokman İnce
Emrah Aba
Ankara Sincan Kadın
Naime Encü
Güler Özbay
Zeynep Kınacı
Azize Yağız
Emine Demir
Adile Dağal
Berivan Elter
Yağmur Keskin
Ayşegül Ayaz
Edirne F Tipi Cezaevi
Nasrettin Merter
Tuncay Genç
Ersin Kazhan
Hasan Kızılkan
Fırat Vural
Zahit Şahin
Barış Mete
Kerem Iırmak
Nizam Özlük
Yıldırım Turgut
İzmir Aliağa Şakran 4 Nolu T Tipi
Ubeydullah Tokay
Sedat Dalga
Mehmet Işık
Ziver Mete
Hamit Aydın
Osman Çağlar
Elbistan E Tipi Cezaevi Erkek
Erdal Laçin
Kemal Demirbaş
İsmail Tüzün
İ. Hakı Tursun
Adil Abi
Abdullah Hasan
Hüseyin Toronoğlu
Muhammet Bablis
Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi
Cesim Yıldırım
Ferhat Tağay
Yakup Erdoğan
Turan Günana
Zafer Acar
Mehmet Nezir Duru
M. Şirin Abay
Şehmuz Avcı
Cengiz Atsız
Amasya E Tipi Cezaevi
Bahattin Alpboğa
Erdal Taşkıran
Devran Balkaş
Ayhan Bayar
Derviş İsmail
Meydin Athan
Taner Şirp
Trabzon E Tipi Cezaevi
Ahmet Koç
Jiyan Fırat Esin
Yahya Güneş
Abdulkadir Yurcu
Tuncer Aratan
Çankırı E Tipi Cezaevi
Mahmut Balkaş
Rojhat Özkan
Kadir İdin
Batman M Tipi Erkek
Şeyhmus Bülbül
Ali Adıbelli
Nizam Arzık
Delil Yılmaz
Şafak Çelen
Adnan Yiğittekin
Serdar Şahin
Atilla Öztürk
İskan Egüz
Ahmet Eski
Bingöl M Tipi Kadın
Hanım Çeşme
Ankara Sincan 2 Nolu F Tipi
Özkan Kart
Reşat Özdil
Cabbar Palabıyık
Bedri Temizyüz
Bülent Güneş
M.Emin Akkuş
Resul Muhammed
Ahmet Akgün
Süleyman Hamdo
M. Can Oğuzsoy
İzmir Aliağa Şakran 2 Nolu Cezaevi
Murat Bilge
Faruk Baysu
Erdoğan Uçar
Habib Güler
Reşit Çağlı
İsmail Yaman
Emin Yııldız
Nurettin Atınç
Mahmut Aba
Abdullah Nas
Vahyettin sarı
Murat Aktaş
Mehmet Durak
Mustafa İke
Ali Alp
İzmir Aliağa Şakran Kapalı Kadın
Ayfer Ayçiçek
Şükran Aydın
Müzeher Bulut
Gülistan Seçkin
Hatice Çakmak
Elbistan E Tipi C.evi Kadın
Selver Yıldırım
Aysel Doğan
Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi
Ali Karataş
Mahsum Ortaç
Sinan Sezen
Ahmet Solgun
Harun Karataş
Turgay Ural
Haşim Özpolat
Necati Öztekin
Mazlum Diikmen
Mazlum Özağar
M. Ayetullah Baytarkan
İzmir Kırıklar 1 Nolu F tipi Cezaevi
Necdet Kaya
Serdar Taşkın
Deniz Atlı
Yakup Yalçın
Cengiz Doğan
Mustafa Sevim
Ozan Esen
Mehmet Halis Vural
Bünyamin Sürme
Mesut Özcan
Zeki Bulut
Mekan Aslan
Ferhat Çökmen
Bışar Dağ
Yasin Dilim
Veysi Kaya
Mehmet Aslan
Van F Tipi Cezaevi
Şerafettin Demir
Kahraman Muslu
Sedat İke
Fırat Bor
Önder Al
Abdo Şeyti
İsmet Karak
Özkan Doğan
Tahir Umiyimican Milan
Bitlis E Tipi Kadın
Şahize Çelik
Naime Tuçi
Melike Düz
Ayşe Ulaş
Ruken Yetişkin
Eylem Açıkalın
Fethiye Çakmak
Bingöl M Tipi Erkek
Saffet Durmaz
Ahmet Korhan
Edip Yalçınkaya
Osman Kılıç
Baran Günona
Diyar Kaydu
Emrullah Kurcan
Aslan İbicik
Kırıkkale Hacılar F Tipi
Şehmus Özsubaşı
Tahir Kızıldemir
Aram Akyüz
Murat Baludan
Velat Esen
Adana Kürkçüler F Tipi
Mehmet Şahin
M. Halit Oruç
Mehmet Dal
Mehmet Erbey
Murat Gül
Abdurrahman Çınar
Ahmet Bağdu
Aziz Kılıç
Barış Yiğit
Cengiz Nergiz
İzmir Aliağa Şakran 3 Nolu T Tipi
Suat Gürbüz
Hakkı Yorulmaz
Agit Bilir
Mevlüt Tekin
Mirza Öztekin
A.Rahim Çetinkaya
Vahap Kuzu
Kocaeli Gebze Kadın Kapalı C.Evi
Gülistan Üstün
Mülkiye Doğan
Gülbahar Aydoğan
Bilge Kahraman
Adıyaman E Tipi Erkek
Naci Ataman
Umut Çamlıbel
Sabri Acar
Giresun E tipi Cezaevi
Mehdi Ay
Faruk Beyter
Zülküf Gezen
A. Menaf Gezer
Fuat Bor
Ubeyt Şen
Mahmut Demir
Aydın Akış
Resul Kocatürk (Türkiye Devrim Partisi/22 Ekimden beri destek için)
Mustafa Kocatürk (Türkiye Devrim Partisi/22 Ekimden beri destek için)
İzmir Kırıklar 2 Nolu F tipi Cezaevi
Sertaç Kılıçarslan
Şenol Koç
Nevzat Kılıç
Mehmet Yayan
Turgut Koyuncu
Özkan Yaşar
Ekrem Altay
Hurşit Kütler
Ahmet Kaya
Gümüşhane E Tipi Cezaevi
Yaşar Alat
Vahit Aslanhan
Hacı Aslan
Adem Yııldız
Medeni Durak
15 EKİM TARİHİNDEN İTİBAREN AÇLIK GREVİNDE OLAN TUTSAKLAR (278 KİŞİ)
Diyarbakır D Tipi
Ahmet Makas
Salih Akdoğan
Cevher Ay
Hüseyin Orhan
Engin Demir
Mehmet Çoku
Nusret Saltan
Hasan Iraz
Celalettin Güngen
Necdet Şan
Murat İlhan
Faysal Sarıyıldız
Bakırköy kapalı Kadın Cezaevi
Yasemin Aslan
Ruşen Gültekin
Aysel Güler
Semra Karabaş
Emel Çetin
Pervin Yerlikaya
Jiyan Polat
Şehnaz Akdoğan
Nurcan Yolvercan
Hülya Yer
Meltem Yıldırım
Belgin Karaboğa
Silivri 2 Nolu L Tipi
Kutbeddin Yazbaşı
Şemsettin Dülek
Felemez Erkan
Ahmet Ece
Mehmet Beyazıt
Mustafa Polat
Nihat Oğraş
Tokat T Tipi Cezaevi
Recep Güler
Emin Fidancı
Murat Tursun
İlyas Efe
Halil Dağ
H.İbrahim Çelikdemir
Celal Binici
Adana Karataş Kadın
Gamze Erol
Aycan Özdoğan
Deniz Abukan
Ceylan Akgül
Kadriye Gülter
Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi
Metin İnce
Kahraman Akacık
Murat Öztürk
Bilal Nargile
Ömer Yılmaz
Mahsun Büyükkaya
Mahsun Dıma
Sercan Avşar
Ömer Çapın
Erkan Özdemir
Sincan 2 Nolu Cezaevi
Mithat Gümüş
Fethullah Yiğit
Kurtulmuş Atalay
Sinan Yiğit
İskenderun M Tipi Cezaevi
Nizar Aka
Faruk Aydın
Emrullah Abay
Yusuf Başaran
Bolu T Tipi
Ahmet Doğan
Ali Yüce
Latif İpek
Resul Diri
İsmail Kaya
Edirne F Tipi Cezaevi
Ercan Atay
Fırat Avcıl
Adem Orhan
Adem Şerin
Turan Şengül
Giresun E Tipi Cezaevi
Murat Dikme
Mustafa Çakmaz
Balıkesir Kepsut L Tipi Cezaevi
Mehmet Ali Kayadağ
Kaya Yıldız
Mehmet Ateş
Erdal Bayram
Mehmet Uztaş
Emrah Saçık
İlhami Çınar
Hüsnü Aşan
Muş E Tipi Kadın Cezaevi
Bahar Uçak
Necibe Armin
Bolu F Tipi Cezaevi
Hacı Ali Baştürk
Hanifi Bilgin
Hayrettin Atlı
Abdullah Çelik
Turan Uysal
Suat İncedere
Servet Kurt
Yüksel Öztürk
Ercan Doğan
Midyat M Tip Erkek Cezaevi
Reşit İskân
Kemal Onur
Mazlum Dilek
Edip Uludağ
Kürkçüler F Tipi Cezaevi
Yılmaz Kahraman
İsa Kilvan
Kenan Yıldızbakan
Haşim Dölek
Şemsettin Gergin
Karabük T Tipi Cezaevi
A. Haydar Elyakut
Nihat Şahin
Veysel Avcı
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi
Nilüfer Şahin
Songül Enüştekin
Meltem Çoban
Antep H Tipi Cezaevi
Hakkı Aygün
Ümit Beyaz
Cevat Yurdagül
İsa İpekli
Ali Demir
Mehmet İpek
Hatay M Tipi Cezaevi
Cihan Çoban
Cemil Sayın
Mahsum Sağlam
Murat Şimşek
Nevzat Etiz
Suat Günbeyi
Silifke M Tipi Cezaevi
Adnan Özbey
Yunus Simir
Vasfi Hoştaş
Ayaz Çete
Hüseyin Aslan
Yasin Aka
Hasan Öğüt
Süleyman Yıldız
M.Faruk Ayhan
Ramazan Çınar
Ceyhan M tipi Cezaevi
İbrahim Doğan
Murat Çiftçi
Mahsum Özdemir
Faruk Budak
Mehmet Güler
Metin Korkmaz
Yılmaz Yıldız
Recep Doğan
Dyarbakır E Tipi Kadın Cezaevi
Elif Ekinci
Ayşe Irmak
Van F Tipi Cezaevi
Bekir Kaya
Abdülkerim Sayan
Cüneyt Caniş
Ferman Akyüz
Mehmet Cin
Harun Pala
Metin Adogit
Şirin Yıldız
Derviş Polat
Rize Kalkandere L Tipi Cezaevi
Faysal Tunç
Erdoğan Dinçer
Ahmet Oğuz
Kadir Emek
Serdar Toprak
Sedat Oğul (Tekli Hücrede Kalıyor)
Sedat Can (Tekli Hücrede Kalıyor)
Hasan Kaçar
Kandıra 2 Nolu F Tipi
Cengiz Çiçek
Selahattin Arslan
Azad Metin
Ahmet Soysal
Sadun Solhan
Denizli D Tipi Cezaevi
Zeki Demirhan
Hasan Keleş
Ramazan Nazlıer
Fahrettin Kocakaya
Mardin E Tipi Erkek
Reşat Kaymaz
Sait Ercik
Agit Gökhan
M. Eren Demirkan
Bingöl M Tipi Cezaevi
Hanefi Eser
Yalçın Keskin
Diren Yaşa
Suphi İsmail
Emrah Obiç
Davut Avcı
Eskişehir H Tipi Cezaevi
Tekin Asi
Remzi Almaz
Seydi Ali Demir
Midyat M Tipi Kadın Cezaevi
Şadiye Manap
Ferda İldan
Mersin E Tipi Cezaevi
Gıyasettin Yalçın
Sait Kaya
Karaman Ermenek M Tipi Cezaevi
Mehmet Şahin
Abdulrahim Ercan
Ahmet Ekinci
Mustafa Özalp
Bir kişinin ismine ulaşmadı
Siirt E Tipi Erkek
Aziz Kutlu
Fesih Kaya
Emrah Kelekçiler
Mustafa Gündüz
Yusuf Öztürk
Fahrettin Ecer
Siirt E Tipi Kadın
Semire Direkçi
Kevser Akçelik
Harika Peker
Gümüşhane E Tipi Cezaevi
İbrahim Oğur
Suat Sansur
Kasım Sözen
Karux Yasin
Hakan Tunç
Engin Turak
Elbistan E Tipi Cezaevi
Amber Kurtgözü Bakıray
Ahmet Turan
M. Emin Mutlu
Mahfuz Dündar
Osmaniye T Tipi Cezaevi
Bazi Aslan
Mehmet Akar
Osman Bozkurt
Reşit Taş
Mazlum Kapan
Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi
Deniz Kurtay
Tahsin Barutçu
Lokman Coşkun
A. Rahim İzgin
Alihan Bayar
Cengiz Çelik
Hakan Adıgüzel
İsmail Çelik
Mehmet Gücin
Mahmut Bali
M. Emin Dağlı
Antalya L Tipi Cezaevi
Mehmet Şirin Tekmenuray
Ali Özmen
Alanya Antalya L Tipi Cezaevi
Yücel Balyeci
Ekrem Hamudi
Celal Çalışır
Mardin E Tipi Kadın Cezaevi
Gülser Yıldırım
Zeynep Coşkun
Zeynep Altunkaynak
Dilek Yılmaz
Ordu E Tipi Cezaevi
A.Selam Şehmuz
Bayram Arslan
Şafii Kayhan
Burdur E Tipi Cezaevi
Nihat Ekmez
Sadık Aslan
Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi
İbrahim Çeçen
Turgay Tokur
Velat Siner
Mehmet Emin Yıldırım
Samsun Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi
Mehmet Yıldırım
Yakup Turgut
Metin Keremun
Serbest Süleyman
Tekin Çakmak
Salih Öztürk.
Kırıkkale F Tipi Cezaevi
Zana Mazak
Vahdettin Turan
Vahit Ufuk Yüksel
Bayburt M Tipi Cezaevi
Kadri Han
Murat Aslan
Nurettin Ataman
17 kişinin ismine ulaşılamadı
Şakran Kapalı Kadın Cezaevi
Sabah Oğur
Sevim Devrim
Halime Demir
Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi
Osman Klavuz
Hüseyin Beyaz
Samet Aydemir
Ayhan Dağ
Kocaeli Gebze Kadın Cezaevi
Azime Işık
Newroz Bozkurt
26 EKİM TARİHİNDEN İTİBAREN AÇLIK GREVİNDE OLAN TUTSAKLAR (13 KİŞİ)
İskenderun M Tipi Cezaevi
Yakup Tataş
Özgür Eksik
Hamza Üngür
Bahattin Kaya
Ceyhan M Tipi Cezaevi
Yusuf Eteş
Yahya Yel
Zübeyit Kil
Abdulkerim Becet
Murat Baran
Doğan Uzunyol
Erzurum E Tipi Cezaevi
Şefika Bilici
Beritan Can
Sudan Güven…
Yarın 51. GÜN!…
Başbakan “Açlık grevleri tamamen şov” derken, aynı saatlerde bakanı onu yalanladı.
Almanya Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger’le görüşen Adalet Bakanı Sadullah Ergin Başbakan’ı yalanladı.
Görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Ergin, cezaevlerindeki açlık grevleriyle ilgili son durumun sorulması üzerine, ”Şu anda 66 ayrı cezaevinde 683 kişi olarak gözüküyor” dedi.
Çift düşün* Oikos.
Hem açlık grevleri yok her türlü yiyip içiyorlar hem de bu grevlerde ölenler oluyor.
link to on5yirmi5.com
”- İzmir / Şakran cezaevinde kendini yakan Musa Yıldız isimli açlık grevi eylemcisi yaşamını yitirdi…”
Ülke bir uçtan bir uca yanmaya başladı!…
sizce devlet geri adım atar mı? veya nasıl atar? ve kriz nasıl sonuçlanır fikri olan var mı?
Cumhuriyet Haber Portalı:
İstanbul- Şakran Cezaevi’nde kalan hükümlülerden Musa Yıldız, 20 gün önce bunalıma girip kendini yaktı. Yanarak ağır yaralanan müebbet hapis cezasına hükümlü Yıldız, Aliağa’daki ilk müdahalenin ardından getirildiği İzmir’deki Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Ünitesi’nde tedaviye alındı. Hükümlü Musa Yıldız, geçen 26 Ekim’de yaşamını yitirdi.
İnternetteki sosyal paylaşım sitelerinde ise Şakran Cezaevi’nde bir mahkumun açlık grevi sırasında öldüğü iddiaları yayıldı.
Bunun gerçeği yansıtmadığı,
yaşamını yitiren kişinin, intihara kalkışan Musa Yıldız olduğu belirtildi…..”
oyun icinde oyun..
slm.
Nihayet ilgilendin Ebubekir…
Sanırım söylediğin doğru. Bana gelen bir haberi paylaşmaya çalıştım. Linki de verdim orada. Uyarın için teşekkürler. Ben de senin bu bilginden yararlanacağım kuşkusuz.
“Oyun içinde oyun” derken söylemek istediğin bu internet çarpıtması mı bir başka şey mi?
Açlık grevi bir oyun mu?
Başka söyleyeceğin bir şey yok mu?
İleri demokrasi ile bu olayın ilişkisi falan?
Ya da Mustafa Kemal ile açlık grevleri arasında bir bağ falan kursan, geç kalmadın mı?!…
Hükümet sensin ne de olsa, bir el at artık, hı?!…
Terör örgütünün talepleri için açlık grevine girdikleri ortaya çıkan hükümlülerin taleplerinin karşılanmadığı yalanı ortaya çıktı.
CHP’nin dün ziyaret ettiği açlık grevci PKK yandaşlarına “şekerli su bile verilmediği” iddiasına bugün Adalet Bakanı Sadullah Ergin’den cevap geldi.
Açlık grevine giren çoğu terör suçundan hükümlü bir çok kişinin ilk olarak cezaevindeki kötü şartlar nedeniyle ölüm orucuna başladıkları iddia edilmiş ancak sonradan bu hükümlülerin taleplerinin aslında PKK talepleri olduğu ortaya çıkmıştı.
PKK’nın talepleri olan Öcalan’a özgürlük, anadilde eğitim gibi talepleri sıralayan eylemcilerin PKK tarafından aslında gözden çıkarılan isimler oldukları da ortaya konmuş Öcalan ya da Demirtaş’ın neden açlık grevine girmedikleri sorgulanmıştı.
Asıl amaçlananın açlık grevcilerinin sağlığının kötüye gittiği üzerinden propaganda yapılarak hükümeti zor durumda bırakmak olduğuna dikkat çekilmişti.
Geçtiğimiz hafta açlık grevdeki eylemcilere ilk ziyaretini gerçekleştiren Adalet Bakanı Sadulah Ergin açlık grevdekilerin durumuyla ilgili açıklama yapmış cezaevinde kendilerine her türlü imkanın tanındığını vurgulayarak açlık grevindekileri eylemi bırakmayab çağırmıştı.
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan da geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalarında AK Parti hükümeti öncesi cezaevlerindeki kötü şartları bildiğini, hatta kendisinin de cezaevinde yattığı günlerde buna tanık olduğunu söyleyerek artık cezaevlerindeki hükümlülere vejateryanlara özel menüden tutun, eşlerle birlikte 24 saat özel oda hakkına kadar bir çok uygun şartların sağlandığını ve giderek de bu gelişmelerin ilerleyeceğini söyledi.
Erdoğan açlık grevindekilerin terör baronlarının oyuncağı olduğuna dikkat çekmişti.
Adalet Bakanı
Sadullah Ergin bugün CHP’nin iddialarını yanıtlayarak açlık grevi yapanlardan hiçbirinin hayati tehlikesi olmadığını açıkladı.
67 cezaevinde 682 kişinin eylem yaptığını belirten Adalet Bakanı Ergin, bu kişilere düzenli olarak tuz, şeker ve bal verildiğini söyledi.
Böylece CHP’nin ve BDP’nin açlık grevindekilerinin sanki ölüme terkedildiği algısını yaratmaya çalışan söylemleri çökertilmiş oldu.
Bakan Ergin’in açıklaması akıllara balın yanına kaymak da verseydiniz yorumlarını getirdi….”(rotahaber)
slm
PKK açlık grevi emrini cezaevindekilere vererek, Devleti uluslararası kamuoyu önünde sıkıştırmaya yönelik adımı olsa gerek. Cezaevinde açlık grevine katılım, özgür iradeleriyle verdikleri karar değildir. Muhtemelen örgütün itirafçı veya işbirlikçi olarak şüpheli gördüğü kişilere bu eyleme iştirak ettirerek, bağlılıklarını -sözümona- isbat etme şansı verdilerini, yani bir taşla iki kuş vurma girişiminden başka bir şey değildir. Çoğu, önceden gıda stoku yaparak sayıyı fazla gösterme oyunundan başka bir şey değil!.. Sonuç alırlarmı?.. Yaşayıp göreceğiz…
1984, 1996, 2000 yıllarındaki ölüm orucu şehitlerine saygıyla.
önce bir alinti;
“..Sabih Kanadoğlu,”Ben sayın Başbakanı kutluyorum.Gündeme bu kadar hakim ve ulaşmak istediği amaca parça parça, etap etap ulaşmadaki maharetini, ustalığını takdir etmemek elde değil” demis……..”(ensonhaber.com)
sabih kanadoglu deyip gecmeyin iktidara yönelik sert elestirilerleriyle ün salmistir nami diger “sabih 367″dir..
simdi..
basbakanin cözüm önerisi acik ve net,”ya meclis ya kandil” dolayisiyla taviz ve geri adim olmaz zaten kriz dediginiz simarikliktan kaynaklaniyor sözü de var, “görmemisin oglu olmus………”
🙂
slm.
Basının şu tavrı mide bulandırıcı. Ebubekir gibiler bu mide bulantısından nemalanıyor. 2000 yılındaki ölüm oruçlarında, sözde hayata dönüş operasyonunda aynı ilkesizliği ve utanmazlığı sergilemişlerdi, o günleri hatırlamak bile istemiyorum. Hayata dönüş operasyonu öncesinde atılan manşetler, bunlar gizli gizli yiyorlar, beyinleri yıkanıyor, zorla açlık grevine sokuluyorlar, çıkmak isteyenler öldürülürüm korkusuyla çıkamıyor manşetleri vardı. Sözde hayata dönüş operasyonu tam bir katliama dönüştü. Daha sonra devletin kendi savcısı, hakimi, birkişi raporlarıyla ortaya çıkan tüyler ürpertici detayları öğrendik. Bizden içeri ateş edilmemiştir, ama içerden dışarı ateş açılmıştır demişti bakan. Sonra ortaya çıktıki, yapılan bütün atışlar dışardan içeriydi. Devam eden mahkemelerde, öldürülen mahkumlardan bazılarının kurşunla öldüğü, ama cenazeleri cezaevinden çıkarılmadan önce yara yerlerinin kesilip genişletildiği ve kurşunun çekirdeklerinin çıkarıldıktan sonra morga kaldırıldığı devletin kendi mahkeme adli tıp raporlarında ortaya çıktı. Ölen bir jandarma eri için mahkumların ateşiyle öldüğü söylendi, adli tıp raporu ve mahkeme tutanaklarında yanlışlıkla vurulduğu ve g3 mermisiyle vurulduğu ortaya çıktı. Kendi arkadaşlarını diri diri yaktılar diye manşetler attılar, 6 kişinin askerler tarafından yakıldığı ortaya çıktı. Basının bu ilkesiz, habercilik etiğiyle bağdaşmayan ikiyüzlü tavrı mide bulandırıyor.
İlke olarak insana değer verilmiyorsa, gazeteciliğe de kamusal görevden çok ticari kaygıyla bakılıyor ve işadamlarının kesesine bırakılıyorsa sonuç böyle oluyor, Kaminendo.
ebu bekir, sence hem müslüman hem de milliyetçi olmak mümkün müdür? bu ikisi arasında bir çelişki yok mudur?
Çok doğru yazmışsın kaminendo. Bu basın sermayenin borazanını olmaktan başka hiç bir şey yapmaz. İşin tuhaf yanı o kadar duyarsızlaştırılmış insan kitleleri varki gerçekleri gösteren basından sızan bilgilere bile ilgisiz kalabiliyorlar artık.
Bunca orospu çocukluğunu, küfretmeden nasıl anlatabilirim demiş…
2000 yilinda ölüm oruclari nicin yapilmisti ?
talepler neydi ?
herhalde ön plana cikan talep f tipi hücre hapishanelerinin kapatilmasiydi ve bu dönemde 28.mayis 1999 tarihinden 18.kasim 2002 tarihine kadar-mhp-anap koalisyonu iktidardaydi..(akp 18 Kasım 2002 tarihinde tek basina iktidara gelen kadar)
basbakan:…………………………………………………bülent ecevit……………….dsp
basbakan yardimcisi:…………………………………….devlet bahceli………………mhp
basbakan yardimcis:……………………………………..mesut yilmaz……………….anap
adalet bakani:…………………………………………….hikmet sami türk……………dsp
ve..
adalet bakani solcu ! sami türk´ün f tipi cezaevlerine itiraz edenlere verdigi cevabi hatirliyalim;
“…Bugün F tipi cezaevleri, halen birçok cezaevinde bulunan koğuş sistemi içinde terör örgütlerinin ya da mafyanın ya da sosyolojik bir olgu olarak koğuş ağalarının, koğuş kabadayılarının sağlamış olduğu egemenliğe son verecek olan ve cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülere kişiliklerini kazandıracak olan cezaevleridir.
F tipi cezaevlerini karalamak isteyenler egemenliklerine son verilecek olan terör örgütleri, mafya tipi örgütler, koğuş kabadayıları ve koğuş ağalarıdır……….”
pkk/bdp senaryosuna sahip CIK cikabilirsin bu seni baglar ancak sapla saman bukadar mi birbirine karistirilir be birader..
simarik adamlar tecrit kalksin diyor dimi peki nedir tecrid ?
TDK, Türk Dil Kurumu
isim (tecri:di) Arapça tecr³d
1 . Ayırma, ayrı bir tarafta tutma.
2 . (felsefe) Soyutlama.
3 . (fizik) Yalıtım.
4 . (hukuk) Mahkûmu cezasını tek başına çekmesi için diğer hükümlülerden ayırma…(msxlabs/sozluk)
peki,
apo´yu ailesi ve yakinlari ziyaret edemiyormu ki bir tecridden bahsediliyor ? gazetelerde kardesi ve yakinlarin ziyaret etmekten imtina etttikleri hatta apo´nun,”ben onlarla niye görüseyim avukatlarim gelsin ama benim tayin ettigim olsun”demis..
pardon ?
terörist basi böyle derse apoizmin simarik sözcüsü dururmu o da;”apo´nun kardesi imraliya gitsin diye degil apo diyarbakir´a gelsin diye aclik gerevi yapiliyor..” diye buyurmus buyurmasina da basbakan kizilcahamam´dan cevabi suratina yapistirdi;
“…Biz açlık grevi yapıyorlar diye terörist başını oradan çıkartıp evine yollamayız, yok öyle bir şey!
Biz buna müsade etmeyiz. İlginç olan şu. Şu anda birçok insanımız kamuoyu araştırmalarında idamın geri gelmesini istiyor. Çünkü onların canı yanıyor, diğerlerinin değil.
Ölümler üzerinden hesap yapanların, çözüm diye bir derdi yoktur. Biz herhangi bir tuzağa da bu konuda düşmeyiz.
Bakın terörist başıyla ailesi ve yakınları istedikleri zaman görüşebilirler herhangi bir kısıtlama, engel asla yoktur.
Ya kendisi istemiyor ya da yakınları gitmiyor.
Ne zaman isterlerse biz göndeririz.
Bir kısıtlama yok….”
olup bitenler ulusalci kürt´ün “marksist apoizm” oyunudur benden hatirlatmasi..
slm.
Sıfır zekaya sıfır açıklama…
Bana ne Ecevit’ten, Hikmet Sami’den…
Dün’de yaşamıyoruz. Bugünün sorunu için bugünün yanıtı lazım. Ama adam, takım tutar gibi davrandığı için gerçekler onun için yok. Başbakanı için bazıları zaten yok.
Nefret tohumu hepsi…
Fotoğraftaki kişinin adı Arda Zafer açlık grevinin 55. gününde..
Etkili Olabilecek Bir Eylem;
1981 yılında IRA’lı tutsakların ölüm orucuna karşı Britanya medyasının ölümcül suskunluğunu parçalayabilmek için dışarıda geliştirilen hareketin geliştirdiği araçlardan bir tanesi, tutsakların taleplerinin paraların üzerine yazılarak dolaşıma sokulmasıydı. Türk medyasının ve hükümetin vicdansız ve pişkin açıklamalarıyla manşetlerine karşı, “Açlık grevlerine sessiz kalma!” yazarak kullanacağımız paralarla, tutsakların seslerini yükseltelim.
TAKTİK BİR KONUM OLARAK “ÇARESİZLİK TEMASI” VE AÇLIK GREVLERİ…
Daha önce bir yazımda, satranca genellediğim açlık grevinde, bu konuya değinmiştim.
“Çaresizlik Teması” nedir?
Satranç oyununda “taktik bir konum” olarak gündeme gelen “çaresizlik teması”, oyunun herhangi bir aşamasında, rakip taşlar tarafından tehdit altında kalan ve hamle sırası kendinde olan taşın, nasıl oynanması gerektiği konusudur… Bu konumun iki özelliğinden bahsedeceğim:
Her zaman ille de o taşı feda etmek gerekmeyebilir. Hamle sırası sizde olduğu için, siz rakibe daha çok tehlike içeren yeni bir hamle de oynayabilirsiniz. Taş nasıl olsa kayıpta ise, rakibin onu alması için harcayacağı zaman ve hamle karşılığında siz bir başka hamle de planlayabilirsiniz. Bu da çaresizlik temasının “gözden çıkarma, ilgilenmeme” tarafıdır. Rakibiniz o taşınızı alacağım diye uğraşırken siz potansiyel olarak çok daha güçlü bir hamleyi devreye sokabilirsiniz ve bu nedenle belki de rakip, tehdit altındaki taşınızı almaktan vaz geçerek, yeni hamlenizin kendisi için oluşturacağı tehditleri düşünerek o da başka bir hamle oynayabilir. Bu durumda tehdit altındaki taşınız bir nefes almış olur… Belki de hep beraber oyunu kazanma fırsatınız doğar…
Çaresizlik temasının daha bir çok kombinezonu ortaya çıkabilir ancak bu iki özelliği hemen hemen “esastır” ve bu iki özellik açısından açlık grevlerini değerlendirelim…
Açlık grevlerinin rakibin vicdanına seslenmek olduğunun altını çizmiştim daha önce!
Çünkü savaşanlar kesinlikle insandır. Çanakkale’de gündüz çatışıp, gece birbirlerine sigara atan askerler anlatılır… Savaş politikanın en üst biçimi ise onun da uyulması gereken kuralları vardır. Yine Çanakkale’de iki siper arasında vurulup kalan yaralı bir İngilize dayanamayan Memedin birisi, bir an beyaz bayrak kaldırarak ateş kes sağlar. Siperinden çıkar yaralı İngiliz’i omuzladığı gibi kendi arkadaşlarına teslim eder ve kendi siperine döner, yeniden başlar çatışmaya… Bir çok savaşın belki de kazanılma nedeni, ölür ve öldürürken dahi insanlığı elden bırakmayan bu gizli kahramanlardır!…
Rakip vicdansız ise nereye seslenmektir açlık grevi?
Kamuoyunun vicdanına seslenmektir!
Kamuoyu harekete geçmiyorsa?
Dünya kamuoyunun vicdanına!
Onlar da duymuyorsa?
Tarihe not düşmektir artık yapılması gereken!
Peki şimdi neresinde ve hangi durumundayız sürecin?
Bu açlık grevinin karar organı her kimse, eğer mevcut konum içerisinde, 1. Hamle Türünü, yani tutsakları FEDA etmeyi seçmişse, bu eylemeden umulanı elde etmesi için eylemdeki tutsakların ölmesini bekleyecektir. (Kaldı ki talepler tutsakların omuzlaması gereken yükten çok ağırdır, bu durumda düşman kampındaki piyadelerin fedası kendi diyalektiği içinde “uygun” görünmektedir. Onlar karar organına göre nasıl olsa kayıp konumundadırlar…) Tutsakların ölümü karşılığında elde edeceği üstünlüğe(?) ulaşmak isteyecektir. Çünkü konumun 1. hamledeki özelliğine göre, eylemcilerin ölmesi sonrasında “rakip kampta ” gedikler açılacaktır ve açılan bu gediklerden rakibe yapılacak yeni ataklar ile oyunu kazanma çabasını sürdürecektir! Buna göre tutsaklar eğer kararlılıklarını sürdürür ve devlet istekleri kabul etmez ise, tutsaklar ölene dek direnişin sürmesi istenecektir!…
Başka yol yok. 30 yıldır akan kan akmaya devam eder… Devlete sorarsan; PKK silah bırakmalı, teslim olmalıdır! Bana sorarsanız; en az bir beş yıllık ateşkesi önerebilirim! Artık insanların kanla boyanan şuurları bir müddet nefes almalıdır. Ateşkes süreci içerisinde Türklerin ve Kürtlerin birbirini anlamalarını sağlayacak “empati” yolları bu süreçte devreye sokulmalıdır. Yine bu süreçte, kandan beslenen; sorunun istenmeyen unsurlarının devre dışı kalması, her iki halkın bilincinde bir aydınlanmaya yol açabilir. Böylesi bir süreçte, Kürtlerin mevcut siyasi temsilcilerinin ayrılmayı istemedikleri de göz önüne alınırsa, ortak ülkenin batısı ile doğusu arasında, mutlak şekilde sorunun çözümüne yönelik bir takım kültürel köprüler kurulabilir. Annelerimiz, çocuklarımız halklarımız arasında “empati köprüleri”… Kafa yorulursa bunun yolu çoktur!…
(Dün bir 21 plakalı taksi gördüm Antalya’da, arkasına Ayyıldız asmış geziyordu. Artık batıda yükselen tepkilerden duyulan korku olarak yorumladım… Bu ciddi bir durumdur, çelişkiyi her an provake edecek yapılar ortaya çıkabilir.)
Böyle bir ateşkesin başkaca yararları da olacaktır: Türkiye işçi sınıfı hükümete; “Nerde kalmıştık koçum?” diyebilecektir!… Herkes bilmeli ki bu savaş aynı zamanda sınıfın sorunlarını “konuşmasının” önünü tıkamış durumdadır. Kısacası ateşkes, “seküler çelişkileri” açığa çıkaracaktır. (Devrimciler ise temel çelişkinin bilincinde olarak daima uyanık kalmak zorundadır!…)
Ben tutsakların eyleminin rakibin vicdanına seslenmek amaçlı olduğunu düşünmüyorum. (Bu olursa mutlaka çok iyi olur.) Ancak “ayrılmayı” düşünmeyen bir hareketin, tutsakları ölüme yollamasının yanlış olduğunu söylüyorum. Yine ayrılmayı düşünmeyen bir hareketin, birlikte yaşamak istediği diğer halkın sorunlarına da kulak vermesi ve birlikte devinecek yolları araması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle Türkiye ve Dünya kamuoyunun bu eyleme verdiği tepkiler dikkate alındığında, tutsakların yaşaması yönünde bir kararın verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Birlikte yaşamayı seçen bir halkın öncelikle bu eylemde, ölüm ve feda motifinden vaz geçmesi gerekir. Yok eğer ayrılmayı düşünüyorlarsa ölme kararınıza ve kararlılığınıza saygı duyarım. Çünkü tarihi geriye doğru işlettiğinizde, Akif’in tespitini ben öteden beri haklı bulurum: “Toprakları toprak yapan üstündeki kandır/ toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır”… Dolayısı ile bu eylem, hiç bir talebin kabulünü sağlamasa bile tarihe düşülen bir not olacaktır!
“Hamlenin birincisi” bağımsızlık yolunda bir yürüyüşe denk düşer. Ama bir arada yaşamayı kabul ediyorsanız bu eylem burada son bulmalı, çözüme yönelik ortak çaba, hep beraber dünden daha gür bir sesle dillendirilmeli ve sorunun sınıfsal niteliği öne çıkarılmalıdır!…
Gerçekten konuşmaya; diyaloğa olan ihtiyacımız, en üst düzeyde açlığa dönüşmüş durumdadır!…
Açlık grevi yapanların talepleri tam olarak nedir? Ve sizde tam yetki olsa nasıl çözüm üretirdiniz?
aclik grevi ile ilgili herkes durdugu yerden birseyler yazmis fakat ne hikmetse”..Bugünün sorunu için bugünün yanıtı lazım…..” yorumuyla elestiri getiren sivri zeka oikos´un bir yanitini göremedik..
acep niye ?
slm.
“……KCK ve PKK’lı tutuklu ve hükümlülerin avukatı Deniz Kaya, bugün cezaevlerindeki 10 bin kişinin daha açlık grevinde başlayacağını açıkladı..
Adalet Bakanlığı Başdanışmanı Adnan Boynukara,
10 bin tutuklu ve hükümlünün daha açlık grevine başlayacağı yönündeki açıklamayı basından okuduklarını belirtti.
Boynukara,
“Başlayacaklar ifadesi yok, ama süreç içinde olabileceği yönünde bir tehdit ortaya koyuyor. Bize ulaşmış bir bilgi yok” dedi…..”
slm.
Baal,hangi yorumum böyle bir soru (ebu bekir, sence hem müslüman hem de milliyetçi olmak mümkün müdür? bu ikisi arasında bir çelişki yok mudur?) sormayi düsündürdü merak ediyorum ?
slm.
Açlık grevinde 55. gün olmuş.
Hani ”komşusu açken tok yatan” sizden değildi?
İmanlı toplum uyuyor.
Haaa, grevdekiler ”Zerdüştçüydü” değil mi, o yüzden.
”Yaratılanı severiz, Yaratandan ötürü.” diyordu başbakan.
Yaratan’ı kabul etmiyorsa ölsünler mi peki?
Demek ki ölsünler diye düşünüyor.
Aynı şeyi başka ülkede birileri müslümanlara yapsa tepki gösterir ama.
İman ile vicdan çelişiyor.
İman kazanırsa 700’e yakın kişi ölecek.
Umarım, bari bu sefer vicdan kazanır.
Devletin yok etmeden önce ”din dışı” göstermesi artık klasikleşti. Devrimciler ”allahsız”, Ermeni ve Rumlar zaten gayrı müslim, Kürtler ”Zerdüşti ve Ezidi”, başkaları mason v.s…
Önce din dairesinin dışına çıkarıyorlar ki eziyet ederken toplumdan tepki gelmesin diye. Çünkü inançlı toplumun vicdanı sadece din kardeşleri için sızlayabiliyor. Diğer insanlar umurlarında değil.
ebubekir bu konuda hükümetin tezlerini savunuyorsun..hükümet türk-islam sentezci politikalar yürüttüğüne göre otomatik olarak senin de türk-islamcı olup olmadığın sorusu akla geliyor.
neyse mevzuya gelelim..milliyetçilik ve müslümanlık aynı kişide birleşebilir mi?…Allah’ın dinine göre uygun mudur? uygunsa bu görüşünü hangi temellere dayandırarak açıklıyorsun?
oikos yazdi;”…..Nefret tohumu hepsi……….”
kimmis nefret tohumu okuyun kendiniz karar verin..
“oik0s tarafından Per, 10/09/2009 – 18:49 tarihinde gönderildi.
Kürtler ve çocuk
Siz güneydoğuda çocuk başına aylık bağlandığını biliyor musunuz?
Güneydoğuda okula gönderilen çocuk başına devlet para veriyor ailelerine.
çocuk başı
ortalama 20 lira + 20 lira babaya adamın okuyan 6 çocuğu olsa ayda 240 lira eder.
Ayrıca
süt parası, doğum parası, cart curt parası derken bir aile devletten her ay 500 liranın üzerinde para alıyor, elektirik su zaten kaçak.
Şimdi öğrendiniz:)
Hani bize derseniz eğer?
Orda durmanız gerekiyor.
Son yapılan memur zammı yüzde 3, devlet ertesi gün elektriğe yüzde 12 zam yaparak verdiği bu zammın bir bölümünü geri aldı bile…
Eğer bu memurumuz kirada ise, evsahibi en az yüzde 10 attırım yapacak ve ekmeğe, suya, otobüse yapılan zamlarla birlikte devlet baba verdiği bu zammı kat be kat geri alacaktır.
Ya sonra ?
Bu parayı kardeşlerimiz Kürtlere vererek adaleti yerine getirecek…
Ne adalet!…………”
“pir”imiz dedigi “zat”dan nasiplenmis olsaydi “diline hakim ol”urdu..
slm.
Ebubekir sen ne anlatıyorsun? İnsanlar düşünceleri için, idealleri için, talepleri için, inandıkları değerler uğrunda eylemler yaparlar, sen bunları beğenirsin beğenmezsin. Ama eklediğin resimdeki gibi grevciler balla besleniyor yanına kaymak verin iğrençliği ne oluyor? Sen nasıl bir insansın, sözde ahlaktan hukuktan bahsedip nasıl alet oluyorsun böyle bir iğrençliğe? Yanına kaymak verin ne demek? 1996da 2000de de aynı şeyleri söylüyorlardı, aynı şeyleri yazıyordu basın, sonra yüzün üzerinde insan açlık grevlerinde hayatını kaybetti, hiç utanmanız yok mu nasıl insanlarsınız siz?
Baal,eger hükümet eden chp olsa ve benzer bir politika uygulasa yine savunurum..
milliyetcilik katiyen kuran ilkelerine aykiridir bu sebeple de bir yorumumda,”türk”ün, türk olmayana üstünlügü yoktur” diye yazmistim bu vesileyle bir animi yazayim..
kisaca,
ticaretle ugrasan (kempten/heidenheim) diyarbakir´li bir isadami (nazimiz gecen) sohbet sirasinda osmanli/türkiye güzellemeleri yapiyor araya girdim, “yahu sen kürt anne/babadan bense türk anne/babadan olmayiz ben ki osmanli/türk milliyetciligi yapmiyorum sana ne oluyor ? yok illa milliyetcilik yapacaksan bari kendi kimliginle yap” dedim..
o an bozuldu belliki böyle bir cevap beklemiyordu fakat bürosunda asili olan osmanli ablemi ve padisah posterlerini kaldirdigina sahidim..
umarim soruna yeterli cevap olmustur..
slm.
…
Birilerinin ölülerimizi alması gerek ama…
Birilerinin tabutları taşıması gerek ama…
Birilerinin ağıt tutacağı kesin, onları teselli etmek gerek ama..
Birilerinin mezarları kazması gerek ama…
Birilerinin onları gömmesi gerek ama…
Birilerinin onlarla birlikte gömüleceği kesin, ama birilerinin dışarda kalması gerek ama…
Birilerinin hala savaşması gerek ama…
Birileri çok ağlayacak da birilerinin de gülmesi gerek ama…
Bir yanımız ölüm bir yanımız hayat, bir şeyler yapmak gerek ama…
Birileri ne yaptığını biliyor birileri bilmiyor ama…
Bilenler mi bilmeyenler mi doğru ben bilemedim ama…
Ben artık ne diyeceğimi bilemiyorum ama…
“Gel gelelim beter bize kısmetmiş
Ölüm böyle altı okka koymaz adama
Susmak ve beklemek -hala- müthiş…”
…
Osmanlı milliyetçi bir devlet değildi. Hatta Osmanlı’nın dağılmasının en büyük etkenlerinden biri Avrupa’da ve Ortadoğu’da milliyetçilik akımının başlamasıdır.
Velhasılı arkadaşın Osmanlının din birliği üzerine kurulduğunu biliyor lakin sen bilmiyormuşsun.
Ek olarak yanına kaymak da verin yavşak haberini taşımaktaki amacını hala anlamış değilim.
ve toprak sürülecek ama
arpa buğday ekilecek ama
köyde zeytin var toplanacak
inek var sağılacak, sürü güdülecek ama
bağ budanacak arılar oğul verecek
misafir var senden habersiz ağırlanacak
ehliyet alacak aday beni arayacak
satranç öğrenecek çocuk beni arayacak
bir soruya kafası takılacak öğrencinin ben dersaneyi arayacağım ama
bankalar haciz peşinde borçlar ödenecek
sende yokken başkasına para aranacak başkasından
kredi kartları düşman çizmesinden beter başına zebani durmuş
çocuklar var -biz yemesek de olur- onlara ekmek pişecek
öbür çocuk gurbete gitti okumaya, ona para gönderilecek
kış geliyor yavrular üşümesin yeni elbiseler dikilecek ama…
soba yanacak ocak tütecek ama…
sonra nasıl engellersin
kan revan içinde büyüttüklerimiz aşık olacak, bunalıma girecek, doktora gidecek ama…
“bizim topraklarımız çok güzeldir, kan düşşse can biter” derdi annem
kan düşse can biten topraklara insan eksen can biter mi?
bundan mıdır insan ekmeye başladık?
bu nasıl çifttir çubuktur?
bu nasıl ekimdir?
kim hangi hasadı yapacak?
ektiğimiz rüzgar mı fırtına mı?
biçtiğimiz ne olacak, kıyamet mi?
“herkese yetecek dünya herkese yetecek ekmek” varken
nedir insanın insana ettiği?
insanın insan ettiği sanki başkasına mı?
nedir insanın kendine ettiği?
adem ile hava ne der şimdi?
onlar hadi “dünkü çocuk”
anadolu ne der?
toprak ne der?
akarsu ne der?
akmaz sular ne der?
“mülk allahındır” diyenler
“mülkiyet hırsızlıktır” diyenler
“hani bunun ilk sahibi” diyenler
“sevgi bizim dinimizdir” diyenler
siz ne dersiniz?
susmayın
susmayın
susmayın
sustukça sıra vicdanınıza gelecek
vicdanınız size ne der?…
Canı cehenneme rahat uyuyanın
Kapısını örtenin perdesini çekenin
Yüreği yalnız kendiyle dolu olanın
Duvarları ancak çarpınca görenin
Canı cehenneme başkasının yangınıyla
Evini ısıtıp yemeğini pişirenin.
Bahçesine dek gelen alevleri
Şehrayin sanan aptalın
Canı cehenneme,camlarında
Parçalanmış cesetler uçarken
Bir iğdiş incelikle çiçekleri sulayanın.
Mutfakla yatak odası arasında
Çarşılarla gövdesi bencillik hırsı
Yılgınlıkla yenilgisi arasında
Dünyayı tüketenin canı cehenneme.
Orda dağlar bir mezarlık
Bulutlar kan salkımı sular toprakta düğüm
Orda evler oda oda kanarken
Burda yeşerenin canı cehenneme.
Ey bir halkın gözyaşıyla ruhunu yıkayan kin
Ey zulümle yükselen başarı
Ölü sayısına endeksli maaş;
Uzun masallar ardında mağrur
Boynunda ölüm çanıyla oturan güç
Senin de senin de canın cehenneme
Ey sultan hamit tuğralı korucu alayları
Kardeşi kardeşe kırdıran siyaset. . .
Bir gün elbet bir gün elbet
Örter üstünü bu ağır yanlışın
Sevgiyle, yalnızca sevgiyle işlenen
Bir dal incelik,bir simli gülüş
Bir kardeş mavi.
ŞÜKRÜ ERBAŞ
bilerek
isteyerek
baski altinda kalmadan
kendi hür iradeleriyle bir eylem baslatmislar idealleri adina öyleyse bedeli hakkinda bilinc sahibidirler kaldiki hükümet,”talepleriniz yanki buldu,bunun icin calisma yapiliyor,kendinizi üzmeyin,yakinlarinizi üzmeyin biz kiliniza bir zarar gelsin istemeyiz devam ederseniz de cikacak sonuctan biz hükümet olarak sorumlu olmayiz” mealinde bir cagri yapti..
sizlanip durcaginiza ulusalci kürt apoizm´in silahli ve siyasi kanadini (bdp/pkk) sorgulayin..
slm.
marcos,milliyetcilik/ulusalcilik cagimizin hastaligidir..
mustafa kemal ve kadrosu (polit büro) basimiza sardigi ulusalci kemalist müridlerin devam ettirdigi bu belanin sonucu
marksist/ulusalci pkk yani nur topu gibi bir “apoizm” dogmustur..
pirincin tasini ayiklamak da tayyip erdogan ve kadrosuna kalmistir..
bahsini ettigin arkadasim türk islam sentezini kabul ediyordu ki özünde islam ambalajiyla pazarlanan bir osmanli/türk milliyetciligidir fakat o gün jeton düstü osmanli ve türk hayranligi bitti:)
slm.
Ebubekir, anlaşılıyor ki milliyetçiliği karşısın.Peki bir müslüman olarak kürtlerin anadilde eğitim taleplerine hak veriyor musun..? Akp nin bu talepler karşısındaki tavrı hakkında ne düşünyorsun?
“sonsuz tarafından Pzt, 05/11/2012 – 11:44 tarihinde gönderildi.
Açlık grevi yapanların talepleri tam olarak nedir? Ve sizde tam yetki olsa nasıl çözüm üretirdiniz?”
Araya ka(y)nayan bu soruya yanıt vereyim.
Başlangıçta spekülatif haberler yayılsa da, şu an için grevcilerin istekleri
1- Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kalkması,
2- Ana dilinde savunma hakkının verilmesi,
3- Ana dilinde eğitim hakkının sağlanması
Bu üç talep ile greve devam edilmektedir.
Birinci talebin sağlanması durumunda bu kararın tüm F Tipi tutsaklara uygulanacağı, iddiası vardır. Dolayısı ile Abdullah Öcalan’ı burada sembol yaparak, tüm tecrit uygulamalrının ortadan kaldırılması amaçlanmakta olduğu düşünülüyor…
İkinci talebin sağlanacağı yönünde dün Bülent Arınç açıklama yaptı. Zaten bu talebin yasak olması nedir anlamış değilim. Her hangi bir ecnebi TC sınırları içinde suç işleyerek mahkemeye çıktığında Türkçe mi savunma yapıyor? Bu tür durumlarda tercüman kullanılıyor. Hiç Türkçe bilmeyen bir Kürd’e böyle bir savunma yasağı getirmenin mantığı yok. Ancak devlet burada burnundan kıl aldırmamakta, tutsakların bu talebi de Kürt dilinin varlığının kabulü yönünde devleti teşhir amacına dayanmaktadır. Çünkü herkes biliyor ki, gerçekten Türkçe bilmeyen bir Kürt mahkemeye düştüğünde tercüman kullanılıyor. Hal böyle iken PKK’lı tutsaklara bunu yasaklamak da devletin Kürtlere karşı baskı politikasının keyfi bir uygulaması olarak ortaya çıkıyor.
Üçüncü talep!
Anadilinde eğitim…
En ciddi talep budur. Birincisi de ciddidir. Çünkü ceza hukukuna göre göre cezanın amacı suçluyu topluma kazandırmaktır. Oysa F Tipi Ceza evleri suçluyu yavaş yavaş öldürmeye, yok etmeye yöneliktir!
Tekrar anadilinde eğitim talebine gelirsek;
Bu konu har güre gelecek bir konu değildir. Bu konudaki savaşımın tutsakların üstüne yıkılmasını da doğru bulmuyorum. Bu çok daha ciddi ve özgür koşullarda tartışılması gereken bir konudur. Ancak bu tartışmayı şimdilik ertelemek isterim. Ya da daha önce sonsuz.us’ta bu konuda tartışmalar oldu. Orada “anadil” ile “anadili” arasındaki farkın altını çizmiştim.
Bu tartışmayı bir bu günden bir de çok öteden kuşatacak olursak, günümüz koşullarında en doğal hak olarak görülmektedir. Oysa bu konuda Lenin’in “Anadilinde eğitim talebi gerici bir teleptir” sözü de vardır. Yani bu konu aklıselim içerisinde hakkı olan tartışmayı ne yazık ki tüketmemiştir. Her iki taraf da bu konuda adeta uzlaşma değil, inatlaşma içerisindedir. Savlarını Marksist-Leninist referanslara dayandıran PKK tarafı Lenin’i bu konuda görmezden geliyor.
Lenin’i görmezden gelelim veçağımızın gerisinde kaldığını düşünelim ve anadilinde eğitim talebinin çağdaş ve insancıl bir talep olduğunu düşünelim. Ancak bu uygulamanın uygulabilirliği yeterince tartışılmamıştır. Koskoca SSCB içerisinde eğitim dilinin anadil Rusça olduğunu düşünürsek (doğru bulduğum için söylemiyorum) bu talebin ne denli çetrefil bir talep oldunu belki kavrayabiliriz. Ancak dediğim gibi sakin ve gerçekçi bir tartışma süreci tüketilememiştir. Bu yapılır da anadilinde eğitim talebi kararına varılırsa hiç bir mahsuru yok. Ama bunu hayata geçmesinin en az 20 yıl alabileceğini daha doğrusu başlamak için en az 20 yıla gereksinim olduğunu söyleyebilirim. Kürtlerin bugünkü siyasal temsilcileri ayrılmayı düşünmüyorlarsa ki ayrılmak istemiyorlar, bu talebi hem nalına hem mıhına masaya yatırmak zorundadırlar.
Elimde yetki olsaydı ne yapardım?:
Bunu ileride yanıtlamalıyım.
Ancak öncelikle bir diyalog imkanının yaratılmasını, devletin bu konuda bu sorunu kan ve an ve intikam duygularından arınarak “Bu sorunu çözmeliyiz” iradesini ortaya koymasını sağlardım. Bu istek derinden ve içten gösterildikten sonra, iki halkın bayram edeceğinden kimse kuşku duymasın….
Kürtlerin anadilde eğitimden vazgeçmesi demek öz kimliklerini ve bunun yanında mücadele tarihlerini inkar etmeleri demek olacaktır…Ben kürt değilim ama kürt olsaydım kesinlikle vazgeçmezdim diye düşünüyorum…
Bu soruyu Türkler kendilerine şu şekilde sormalı siz kendi anadilinizde eğitim hakkınızdan vazgeçer miydiniz?…Bence bu soruya cevap veririseniz kürtlerin talepleriyle ilgili cevabınız hakkaniyet kazanır.
Lenin zamanında anadilin önemini ne kadar bilebilirdi ki? Beyin ve onun yetenekleriyle/faliyetleriyle ilgili bilimler,antropoloji vesaire o zamanlar hangi boyutlardaydı?..Artı Lenin’in kendi kişisel tavrı yüzünden birşeye önem verip vermemesi ,o şeyin doğruluğunu veya yanlışını gösteremez. Dolayısıyla bu gibi hassas konuda müslümanların peygamber sünnetiyle ilgili yaşadıkları sorunun bir benzerini bilimi savunan sosyalist aydınların yapmaması gerekir diye düşünüyorum.
Baal,
Kesinlikle haklısın yaklaşımında. Hatta ben de bu yaklaşıma selam yolladım yukarıdaki yazımda. Doğmatizme düşmemek gerek.
Söylemek istediğim, sosyalistlerin dünyasında ustalığı kabul gören insanlardan birisi Lenin’dir. Ancak insanlarımız işine geldiği yerde ustalalara dayanıp, işine gelmediği yerde başkaca tavırlara giriyorlar. Ben bu oportünizmin de altını çizmek istiyorum.
İkinci olarak da kuşkusuz ki her insanın dünyayı ve olayları kendi dilinde öğrenmesi, o insanın algılama süreçlerini maksimum seviyede kullanmasını sağlayacaktır. Birlikte yaşayan iki halkın bu konuda birbirine açık olması ve gerekli adımları atması gerekmektedir. Ancak ha dediğinde olacak bir iş değildir ve bu nedenle öncelikle tutsakların bu talepten vaz geçmesi ya da bu taleple ilgili ölüme gitmemesi gerekir.
Anadilinde eğitim demek, yalnızca ilk öğretim demek değildir. Yalnızca ilk, orta, lise, üniversite de değildir. Sürücü kurslarından tutun da, tıpa, hukuka, tüm bilim dallarında MÜFREDAT OLUŞTURMAK DEMEK!
Bu yeter mi?
Bu eğitimi hangi okul ve dersliklerde yapacaksın?
Bunları kaç yılda hangi müteahitlere yaptıracaksın?
Bunun ortak vatana yükleyeceği bütçe nedir, nereden nasıl sağlanır?
Yani satır arasında verdiğim SSCB örneğini düşünün. birliğin içinde kaç ülke vardı ve eğitim dili Rusça idi. Bunu yalnızca “Rus hegomanyası-emperyalizmi” olarak açıklayamazsınız.
Tüm bunlar aklı selim içerisinde tartışılmadan net bir şey söylemek doğru değil. Yok amaç birbirimiz gaza getirmek ve ajitasyon çekmek ise, buna benim beynim tok…
Bir tek şey biliyorum: Kürt kimliği anayasal güvence altına alınmalı ve devlet ile Kürtler barışmalıdır! Çünkü şu ana değin savaşın bilançosu BİR TİRİLYON DOLARDIR! Bu paraya yeni bir vatan satın alınırdı ve bu çok daha akılcı olabilirdi yani… Bitsin bu savaş bitsin! Ancak ne yazıkki devletin bu konudaki çözümü; tıpkı Ege’deki gibi “Çözümsüzlüğü çözüm haline getirmek”… Bu da artık bu ülkenin dizlerinin bağını çözmüş durumdadır…
Dünün térörist bölücü hainléri, bugünün bilinç ayaklanmacıları/isyancıları olmuş.
Né diyécéğimi bilémiyorum gérçéktén.
İçinizdé az da olsa vicdan kırıntıları mévcutmuş.
Baal,nasi karsi olabilirim ? ben ki insanoglunun kimligine,tercihine saygi göstermeyen babam olsa karsi dururum engel olamasam boykot eder araya mesafe koyarim..
anadilde egitim dogal bir haktir engel olmak seyyid riza´nin ifadesiyle ayiptir,günahtir,zulümdür..
insanoglunun dogal hakki verilmiyorsa elbette talep edecek ancak mesru demokratik yol/yöntem imkanlari varken
cografyayi kana bulamak niye ?
ülkenin gücünü,enerjisini bosa harcamak kimin icin ?
bu nasil bir hak talebidir ki ülkeye zarar veriyor,insanlari birbirine düsürüyor halbuse demokrasilerde care tükenmez yeterki amac bagciyi dögmek degil üzüm yemek olsun..
akp´nin tavri ?
bence,ortami orantisiz bir sekilde gerenlerin yapip ettikleri ve söylemleri karsisinda oldukca sogukkanli ve itidalli davraniyorlar..
basbakan´in söyleminde katilmadigim noktalar olsa da bu sorunu diger sorunlarin üstesinden geldigi gibi cözecegine inaniyorum..
bu vesilyle bizim burdan (almanya) kisa bir örnek,
anadilde egitim almanya da yok (almancaya yeterince vakif olmayan göcmen savunma hakkini tercüman yoluyla kullanir),fransa,
abd,ingiltere ve hollanda da yokmus..
mesela,
üc milyon türk´ün yasadigi almanya da bu durum herhangi bir sorun yaratmadi cünkü göcmenlere din,dil,kültür yasagi yoktu tam tersi tercihli türkce dersi hakki veriliyor,türkce ders veren kurs/okul vs. acma imkanina sahipler..
bir dönem türk/alman milli egitim bakanligi isbirligiyle “türkce model siniflari” uygulamasi balatilmisti ki isteyen veliler cocuklarini alman ögretmenin katilmadigi bu derslere gönderebiliyordu..
“türkce model siniflari”na gidenlerin örnegin lisede (sadece almanca ders veriliyor) basarili olamiyacaklarini düsündügümden cocuklarimi “türk model siniflari”na göndermedim iyi de olmus ne isa´ya ne musa´ya yaranamayan bir proje oldugu cok gecmeden anlasildi ve kaldirildi..
baal yazmis;”…Kürtlerin anadilde eğitimden vazgeçmesi demek öz kimliklerini……inkar etmeleri demek olacaktır……”
yazdigim gibi almanya da ana dilde egitim yok ve biz öz kimligimizi kaybetmedik hatta kaybetmedigimiz daha dogrusu asimile olmadigimizdan suclaniyoruz..
okey:)
slm.
Kimse burada gerginlik yaratmamalıdır. Gerile gerile nerelere kadar gerilediğimiz ortada iken, konuşabilme ve tartışabilme olanaklarını artırıcı yolları denersek daha iyi olur. Herkes “benim dediğim doğru” şeklindeki dayatmacı tavrından vaz geçmelidir.
Ebubekir sorunlarin ustesinden gelecegine cozecegine inaniyorsun da bugun 57. gun , olenleri mi diriltecek ?
Bu grevleri yapan kim? PKK lı değil mi? Eli kanlı katiller değil mi? ne için yapıyorlar? Apo df-denen beke katili idamlık ite özgürlük için? PKK nın taleplerini siz sözüm ona aydın geçinen solcu, sosyalist vs. gibiler hala neden masum talepler gibi savunuyorsunuz? Bırakın gebersinler! İnsaf yahu…
Bu katillerin katlettiği insanların acısı ne olacak? Onların aileleri her gün ağlıyor ama siz sözüm ona aydın geçinen ve ne hikmetse kendi milli kimliğine düşman olan solcu takımı (ki dünyanın geri kalanında solcular milli kimliklerine sahip çıkarlar) buna kayıtsız kalıyorsunuz? şehitlerimizin ve gazilerimizin sıkıntılarını dile getireninizi görmedim???
stalker,iki tüfegi carp biri kirilir digeri catlar dolayisiyla aclik grevi baslatanlara hükümet,talebiniz yanki buldu geregi yapilacak sizi,ailenizi,dostlarinizi üzecek bu eylemden vazgecin yoksa sorumlu biz olmayiz ddedigi halde devrimci ! beyefendiler hala isi yokusa sürüp yeni yeni taleplerle gelip inatlasiyorsa burda iyi niyet aramak saflik/yandaslik olur ki neticesinden greve idealleri ! ugruna baslayan insanlari gaza getirip ölümlere sebebiyet verenler sorumludur hükümet degil..
sanirim bu insanlar isteyerek ve baski altinda kalmadan idealleri ugruna grev eylemi yapiyorlarsa devrim sehidi olcaklarina iman ettiklerinden mutludurlar disardakiler gereksiz endise duyuyorlar..
E manevi getirisi büyük olan sehidligin elbette külfeti de agir olur buda bir tercihtir (tercihse eger) saygili olmak lazim..
slm.
Lan! Kaymak da verin demek mi saygılı oluyor?!
Kürtlerin taleplerine devlet/akp zor durumda kalmasa cevap verir mi? o konuda seni biraz hayalci gördüm.Belki de avrupanın göbeğinde yaşadığın için buraları unutmuş olabilirsin.Türkiye’de ne bürokrasinin ne de siyasetin çarkları öyle aklın ve mantığın gerektirdiği şekilde dönemiyor malesef.
Ayrıca şu an savunduğun parti ,yine haklarına saygı gösterdiğini söylediğin kürtlere karşı savaşı tırmandırıyorken nasıl oluyorda hala akp’nin tarafında kalabiliyorsun.???
Akp şu an Türk-islam sentezinin biçtiği gömleği herkese giydirmenin peşindedir..Eğer öyle olmasaydı anadilde eğitime karşı çıkmasının bir mantığı olmazdı.Veya alevilerin taleplerine cevapsız kalmazdı.
Almanya’da buradan göçenlerin çocuklarının anadilde eğitim almadığı halde milli kimliklerini kaybetmemeleri,yahut asimile olmamalarını aslında şuna bağlamak gerekir..Almanya’da Türkler düzgün bir eğitim hayatı yaşayamıyorlar.Erken yaşlarda okullarda başarısız oluyorlar ve çoğunluğu yüksek eğitimden mahrum hale geliyor..eğer düzgün almanca öğrenip düzgün şekilde okul hayatlarını yüksek eğitim bitinceye kadar devam ettirmiş olsalar, Türkçelerini ve kültürel kimliklerini erozyona uğramadan korumaları mümkün değildir.
Almanya’daki Türk çocuklarrının çoğu lise dönümine ulaşamadan yüksek eğitim şansını dolaylı olarak yitiriyor..Buna anadilin türkçe olmasına rağmen eğitim dilinin almanca olması yol açıyor.
Amma…Almanya hükümeti haklı olarak diyor ki; hem göçmen geliyorsunuz.Hem de benim toplumsal dokuma intibak etmiyorsunuz.Bence burada alman hükümeti haklı lakin kıyaslamak için Türkiye’deki durum farklı.Türkiye’nin bir bölgesi tarihi olarak kürdistandır.Yani Türkiye cumhuriyeti kurulmadan önce bile varolan bir milli kimlikten bahsediyoruz.Bu insanlar dışarıdan buraya gelmiş değiller.Öz be öz anadolunun çocukları bunlar..kendi yurtlarında kendi anadillerinin ve milli kimliklerinin yok olmasına karşı mücadele etmekte sonuç olarak haklı oluyorlar..aklı ve vicdanı olan her türkün bunu anlayışla karşılaması gerekir.
Bence kürtlerin yaşadığı doğu illerinde türkçe eğitimi kaldırıp kürtçe eğitime brinici sınıtan başlayarak geçilmeli..1,2,3 her yıl gerekli müfredat eklenerek üniversite girişi yılına kadar gidili o zmaan kadar üniversiteler için gerekli eğitim metaryali diğer taraftan hazırlanarak eğitim keslmeksizin adeta bir treni bir raydan diğerine atlatma gibi sorun çözülür.
Batı illerinde ise eğitim türkçe eğitim devam etmelidir diye düşünüyorum…İstanbul’daki bir kürt kendi anadilinde eğitim talep ederse ya doğu vilayetlerine göçmelidir.Ya da Istanbul kürtçe dilinde eğitim veren ama paralı özel okullara kayıt yaptırmalıdır..Devlet batı illerinde halkın parasıyla kürtçe eğitim vermek zorunda değildir.çünkü batı illerinde toplumsal hayata intibak türkçe olmak zorundadır..Bu son söylediklerime de aklı ve vicdanı olan hiç kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum.
Baal,
*akp zor durumda oldugu icin degil türkiyenin siyasi ve ekonomik hamle yapabilmesini saglamak icin ülkenin önünde en büyük engel olan 1930 model gerici kafa vesayetinden kurtulmasi gerekiyordu bunu ancak bati destekli ab kriterleri ölceginde basarilabilirdi ve öyle oldu..
hic mecbur olmadigi halde kürt acilimi,alevi calistayi vs. yapan akp´nin ekonomik basarisini saymiyorum bile halbuse akp daha kolay olan yolu yani vesayetci sistemle al gülüm ver gülüm oyununu oynamayi secebilirdi daha zahmetsiz olurdu..
bu sefer de digerlerinden farki kalmaz ezber bozamazdi farki fark edin..
*akp´nin kiskirtmaya ihtiyaci yok öyle olsaydi cumhuriyet tarihinde kürt sorunuyla ilgili uygulamaya koydugu ilkler gerceklestirmez 89 yiilik üc maymun siyasetini devam ettirirdi eger bir kiskirtma varsa bu simarik kürt ulusalci apoistlerden kaynaklaniyor bunu göremiyorsan bu senin ayibin..
*akp´nin ana dilde egitim´e karsi oldugunu sanmiyorum son gelen beyanlar bunu dogruluyor ayrica alevi calistayi baslatan 1930 model zihniyet degil sizin türk-islam sentezi yanlisi sandiginiz tayyip erdogan ve kadrosudur..
*almanya göcü 1960 yillarinda basladi gelen ailelerin cogunlu ilk okul mezunu bile degil sabanini birakan dogdugu ücüncü dünya ülkesinden her alanda zirve yapmis bir cografyaya gelmistir dogal olarak problemli bir sürec baslamis fakat onca olumsuz sartlara ragmen son yirmi yil icinde “türk cocuklari”nin basarisi siyasette,sanatta,ticarette vs. inkar edilemez hatta gipta edilecek seviyededir sebebi ise ileri sürdügün tezin aksine egitim dilinin almanca olmasindandir nitekim türk genclerinden issiz olanlarin cogu almancasi zayif olanlardan cikiyor..
*uyum saglayamadigimiz ithamina gelince bunu sadece bir kesim alman demiyor kendini cagdas sanan türk kesimlerden de bu tarz laflar isitiliyor..
uyum nedir ? onlar gibi yasamaksa bunun adi uyum degil asimele olur..
örnegin,uyum konusunda yapilan itirazlardan biri,”alman komsularla gidip gelme olmadigidir” buna benzer bir itiraz getiren alman´a, “yahu benim oturdugum blokta yedi alman aile var tek yabanci benim onlar daha kendi aralarinda gidip gelme yok olmuyor bize mi gelecek yada kabul edecek” cevabini verince düsündü,ölctü,bicti ve haklisiniz (eigentlich haben sie recht) demek mecburiyetinde kaldi..
*türkiyedeki durum farkli iddiana gelince derim ki eger mustafa kemal ve kemalist politbüro özellikle kürt kökenli türk vatandaslarin yogun yasadigi bu bölgeye özel yasak ve zulümler uygulamasaydi bugün bu sorunlarin cogu hatta hicbiri olmayacakti bir baska yorumumda yazdigim gibi pkk/kck/apoizm türk halkina atatürk ve ulusalci ataperest kemalistlerin hediyesidir..
fakat sayki dedigin olsun peki demokratik yol ve yöntemle cözülecek bir problemi bunca kana,huzursuzluga,maddi/manevi zarara mal olacak sekilde tirmandirmanin mantigini izah edebilirmisin ?
hak talebine evet ama bunun icin ülkeyi kan gölüne cevirmeye hayir diyorum cünkü demokrasilerde care tükenmez..
*”ana dil” yasalasirsa uygulamasi nasil olur ? elbette mantikli makul bir yolu bulunur ancak bütün devlet dairelerinde kürtce,arapca,lazca,cerkezce varsa diger dilleri bilen memur görevlendirilsin talebi dillendirilecek olursa nasi olcek ?
bi hayal edin bakiim:)
slm.
Misafir’e;
“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.” (Karl Marx)
Sen güya devleti milleti, şehitleri savunuyorsun öyle mi?
Buradaki insanların asker ölümlerine davul zurna mı çaldığını sanıyorsun?
“Uğruna ölebileceğim bir çok davam var, fakat uğruna öldürebileceğim hiç bir davam yok!…”
(Mahatma Gandhi)
Empati. Hem Türke, hem Kürde empati…
Kaldı ki, bu insanlar TC hapishanelerindedirler, TC mahkemeleri tarafından yargılanmışlardır ve onları yaşatmak TC’nin görevi iken devlet ve millet adına yorum yapan sizlerin, “Bırakın gebersinler” demeniz savunmaya çalıştığınız devletin kabulleriyle bile çelişir….
Biraz daha düşünün derim…
Ebubeekir, “sanirim bu insanlar isteyerek ve baski altinda kalmadan idealleri ugruna grev eylemi yapiyorlarsa devrim sehidi olcaklarina iman ettiklerinden mutludurlar disardakiler gereksiz endise duyuyorlar..” demiş.
Mutlularmış. Ebubekir biliyor. O herşeyi bilir. Kim mutlu kim mutsuz. Endişe duymayın! ebubekir ve başbakanı var.
Ebubekir ve Baal’ın son iki yorumu dikkate değerdir…
Ancak hala söylemlerde “anadil” ile “anadili” kavramlarını birbirinin yerine kullanıyoruz.
Çok benzer bu iki sözcüğün içeriği ve bu tartışma içindeki konumu aralarındaki ses benzerliği kadar yakın değildir ve aralarındaki fark sözcüklerde olduğu gibi bir harften çok daha fazladır.
Tekrar tanımlayalım:
Anadil: Bir ülkede; en başta eğitim dili olarak kullanılan ve devletin her türlü alanda kullandığı dil demektir.
Anadili: Bir ülkede herhangi bir yurttaşın, mensubu olduğu milliyet (“millet” değil, milliyet; soy/budun/kavim vs.) içindeki doğduğu ailenin; ana-babasının dilidir. Bu öyle olabilir ki sayıları yalnızca bir köy nüfusu kadar bile olabilir.
Nitekim geçenlerde İstanbul’da Zazalar da bir yürüyüş yaparak kendilerinin Kürtler ile karıştırıldığını ama Kürt olmadıklarını, “anadilinde” eğitim istediklerini dile getirdiler…
Bu taleplerin hepsinin karşılanması olanağı yoktur. Bu noktada Lenin’in neden bu talebi gerici bir talep olarak nitelediği açığa çıkar… Çünkü bu ülkede var olan Çerkez, Laz, Ermeni, Arap, Arnavut, Rum ve en irilerinden Kürtler ve [(ek olarak da Türkler:)] hepsine ayrı ayrı “anadilinde” eğitim kurumu teşkilatlamaya kalktığında ülkenin kaosa gideceği ya da bu yükün altından kalkılamayacağını düşünüyorum.
Ancak anadilinde eğitim talep eden her kim olursa olsun, onların kendi dillerinin yaşatılması için diğer alanlarda alabildiğine destekleyici olunmasını ve her etnik yapının kendi okullarını kurmaya ve eğitim kadrolarını yetiştirmeye yardımcı olunmasını düşünmek ve hayata geçirmek gerek.
“Bence kürtlerin yaşadığı doğu illerinde türkçe eğitimi kaldırıp kürtçe eğitime brinici sınıtan başlayarak geçilmeli..1,2,3 her yıl gerekli müfredat eklenerek üniversite girişi yılına kadar gidili o zmaan kadar üniversiteler için gerekli eğitim metaryali diğer taraftan hazırlanarak eğitim keslmeksizin adeta bir treni bir raydan diğerine atlatma gibi sorun çözülür.” (Baal)
Bu yaklaşım mantıklı görünüyor…
Ancak ebubekir’in şu sözleri de önemlidir:
“almanya göcü 1960 yillarinda basladi gelen ailelerin cogunlu ilk okul mezunu bile degil sabanini birakan dogdugu ücüncü dünya ülkesinden her alanda zirve yapmis bir cografyaya gelmistir dogal olarak problemli bir sürec baslamis fakat onca olumsuz sartlara ragmen son yirmi yil icinde “türk cocuklari”nin basarisi siyasette,sanatta,ticarette vs. inkar edilemez hatta gipta edilecek seviyededir sebebi ise ileri sürdügün tezin aksine egitim dilinin almanca olmasindandir nitekim türk genclerinden issiz olanlarin cogu almancasi zayif olanlardan cikiyor..”
Bu gözlem günümüz pratiğinden önümüze geldiği için, “dünkü teoriden” daha değerlidir. Ben orada Almancayı bilenlerin neden daha başarılı olduğunu ve işsizlerin neden Almanca bilmeyenlerden çıktığını çok iyi anlıyorum. Kuşkusuz ki bu durumun daha bir çok nedeni olabilir ancak, daha örgütlü bir yapının dilini kavradığınız zaman, o yapının maddi olanaklarından yararlanma olanaklarınız da artıyor. Bu yüzden Almanca bilenler daha başarılı oluyordur diye düşünüyorum. Burada sorulması gereken bu daha iyi Almanca bilip de başarılı olanlar asimilasyona uğruyor mu uğramıyor mu, kendilerini böyle bir baskı altında duyumsuyorlar mı duyumsamıyorlar mı?…
Tartıştığımız zaman daha çok ayrıntının önümüze geleceği görülecektir. Tribünden tezahurat kolaydır ama sahada oynamak öyle kolay değildir…
Not:
Özeleştiri;
Yukarıdaki yoruma bu düzeltmeyi ekliyorum:
Anadil; dil doğuran dil demektir.
Anadili; seni doğuran ananın dili demektir.
Anadil bir de “resmi dil” ile karışır bazen… Her ne kadar “resmi dil” ç(y)oğunlukla ülkede konuşulan en yaygın dil olsa da, her zaman resmi dil anadil ve anadili değildir…
Dilin altında daha çok bakla var:)
Yukarıdaki yorumda -bir zamanlar uyaranlardan birisi olduğum halde- “anadil” ile “resmi dil” kavramlarını “aynı şey” algısı ile yazmışım. Düzeltirim..
Bu adamların hedefi sadece silahlı güçler değildi.
Bu adamlar kadın erkek, ilgili ilgisiz gözetmeden silahsız insanları, hatta bebekleri bile öldürdüler. Okulları kundakladılar, ana okullarına saldırdılar.
Yakalanıp hapse girince de açlık grevine başladılar. Boğazlarına kadar öldürdükleri masumların kanına batmışken, bir de mazlum rolüne soyundular.
Onlar mazlum değil, eli kanlı katiller. Vicdanlara seslenmek istiyorlar, ancak öldürdükleri bebeklerin görüntüsü ile o vicdanları körelten de kendileri.
Vicdansız, acımasız gibi konuşuyorsam, bunun tek sorumlusu ben miyim?
Değilsin Tuzla. Hepimiz sorumluyuz…
“neler yapmadık şu vatan için
kimimiz nutuk çekti, kimimiz öldük”….
Ancak herkes “tuttuğu yerden tarif ediyor” sorunu ve hala “en kolay katlanılan başkasının acısı”… Ve hala üzerine en kolay nutuk çekilen de başkasının acısı… Başkasının acısı için ölümü göze alabilen ise yok. Ama öldürmeyi göze alan çok. Burada bir dengesizlik var…
hükümetin,siyasi talepler karsilanacak beyani var,atilmis ve atilacak adimlar var peki aclik grevi yapanlarin ve onlarin siyasi üzantisi bdp´nin cevabi ne ?
hapistekiler devam ediyor,bdp engel olmuyor dahasi gerginligi tirmandirmak adina iki bdp´li aclik grevine basliyor..
halbuki grevi bitireceklerdi,bitirmeleri gerekirdi heyhat inatlasmaya devam sinyali veriyorlar aclik grevi yapan arkadaslarini ölüme sürükleme pahasina..
bunlarin derdi hak aramak degil maazallah olabilecek ölümlerle devleti tehdit edip siyasi rant elde etmektir..
simarik ulusalci kürt marksistleri (apoizm) bunlar deyince birileri kiziyor..
slm.
beyan asildir..
“Erdoğan bu işi çözer”diyen leyla zana,talepler karsilanacak diyen t.c. hükümeti..
fakat
“..Grevleri bırakma yönünde bir teklifiniz oldu mu?’ sorusu üzerine,
Ben öyle bir teklifte asla bulunmam.
Çünkü direniş kararını veren ben değilim.
Sonuçlandırılmasını da ben isteyemem.
Hiçbir iradeye karşı da öyle bir saygısızlık yapmam” diyen daha dogrusu diyebilecek kadar kati/acimasiz bayan leyla zana..
bu ne lahana ne tursu demezlermi adama..
inanin bu simarik güruhun ölümler umrunlarinda degil tek amaclari istedigimizi yaptiririz/aliriz kalan saglar bizimdir havasindalar..
dedim di bu adamlar mutlu siz gereksiz üzüyorsunuz kendinizi madem gerev yapanlarin iradesine saygi gösteriyormus hanimefendi sizde gösterin kardesiim kraldan kralci olmanin manasi yok hem ne kadar endiselenseniz de hora gecmedigi de ortada..
slm.
Hükümetine bir sana iki…
Türkler ve Kürtler arasındaki bu kavga bitsin ben iddia ediyorum 20 yıl içerisinde doğu illerinin ekonomideki yeri kat ve kat artacaktır…Türkiye’de zaten batı illerinde ekonomik potansiyelinin sınırlarına gelinmiş…Dolayısıyla doğu illerinde kürtçe dilinde eğitim alarak okul surecini tamamlamış birisi kendi bölgesinde iş yaşamına dahil olabilir. Böylece türkçe eğitim almadan yetişen bu insanlar ne olacak sorunu da kendiliğinden çözüme ulaşabilir.
Türkler ve Kürtler arasındaki bu kavga bitttiğinde doğuda görev yapacak memurların kürtçe eğitim alanlardan atanması mantığın icabı olarak karşımıza gelecektir…yani İzmir’li birine Hakkari’de öğretmenlik yaptırmanın bir mantığı veya gereği kalmayacaktır.
Ayrıca doğu illerindeki okullarda yabancı dil kapsamında türkçe eğitimi verilebilir böylece ortalama doğulu ve batılı iki vatandaş arasındaki diyologlarda sıkıntı çekilmez. Kürtler şimdikinden az olsa da Türkçe bilmeye yine devam edebilir.
Herşeyden önemlisi bence şudur..
Bu kavga, dövüş, öldürmeler bitmeli ve bunun için ne gerekiyorsa, ama ne gerekiyorsa yapılmalıdır..Her halimiz bugünkü halimizden iyi olacaktır.
Ebubekir almancayı az bilenlerde işsizliğin çok olması problemin can alıcı noktasıdır..Almancayı iyi bilmek demek günlük faliyetler ve bir fabrikada işçilik için yeterli miktarda iyi bilmek demek olmamalı..Almancayı iyi bilmek demek alman dilinde yazılmış bir romanı ,şiiri,bir hukuk kitabını bir makaleyi aynen bir alman gibi anlayabilmek olmalıdır.
Bu kadar almancası ilerlemiş birinin türkçesinde erozyon olmaması mümkün değildir.Dolayısıyla anadilde eğtim olmadan, bırakınız dili hiçbir kültür ayakta kalamaz.
Ayrıca hükümetin kürt açılımında veya alevi çalıştayında samimiyetsizliği aşikar bir şekilde ortaya çıkmışken hala onları matah bişeyler yapılmış gibi belirtmeni tartışmaya değer bir cevap olarak almıyorum.
G Milat tarafından Pzt, 05/11/2012 – 09:53 tarihinde gönderildi.Fotoğraftaki kişinin adı Arda Zafer açlık grevinin 55. gününde..
VE….
PKK’NIN KAMPANYASINDAN SKANDAL ÇIKTI…
“………Terör tutuklularının cezaevlerindeki açlık grevine ilişkin PKK yandaşlarının yaptığı propagandadan skandal çıktı.
PKK’nın açlık grevleriyle ilgili olarak sosyal paylaşım sitelerinde başlattığı kapmayanın bir yalan üzerine kurulduğu ortaya çıktı.
Star’ın haberine göre;
“Açlık grevlerinde bu hale geldi” denilerek bir deri bir kemik kalmış yatalak hastanın fotoğrafının Cezayirli kemik hastası bir genç olan Mehalli Mokhtar’a ait olduğu anlaşıldı….”
hicbirsey gizli kalmiyor dikkatli olmak lazim..
slm.
Baal,ne yapilmasi ve önce kimlerin neler yapmasi gerektigi bir SIR degil malum ülkemizde 1930 model bir zihniyet ve yönetim yok dolayisiyla haklar silah,kavga,inatla degil demokratik makanizmalar devreye sokularak alinabilir..
bdp,kandilden,imralidan,kck´dan,pkk´dan medet umcagina meclise yani asli görevine dönüp demokratik mücadele vermeli aksi taktirde bugünü mumla aramak mecburiyetinde kalabilirler..
nasi derler,rüzgar eken firtina bicer..
slm.
Gerçeğin hiç bir koşulda çarpıtılması doğru değildir…
Bu nedenle G Milat’ın paylaştığı resim açlık grevindeki bir insana ait olmayabilir. Bunu eleştirebilirsiniz. Ancak mal bulmuş mağribi gibi bunu bir “SKANDAL” olarak nitelemeniz, bir tür “orantısız güç kullanımından” başka bir şey değildir.
Çünkü şu an içerideki açlık grevcilerinin ilk başlayan grubundakiler tıpkı bu resimdeki insan gibidirler. Hangi birinin resmini çekseniz buradaki resim gibi bir resim elde edersiniz. Kaldı ki içerden resim henüz alınamamakta ve medyada yayınlanan resimler 1996 ölüm oruçlarından kalma fotoğraflardır. Durumu anlatmak amaçlı bu resimlerin kullanılması mı gerçeği çarpıtmaktır, yoksa “aç kalan falan yok herkes her şeyi yiyor” demek mi gerçeği inkar etmektir?…
Kendimden biliyorum; 67 kilo ile girdiğim açlık grevinin 43. gününde 42 kiloya düşmüş, 25 kilo kaybetmiştim. Aynaya baktığımda kafatasımın tüm hatları meydandaydı…
O nedenle hükümet şakşakçılığı yapacağınıza vicdanınızı sorgulayın…
lütfen..
konunun G Milat ile bir ilgisi yok..
pkk,her yol mubah mantigiyla sosyal medyaya attigi YEM ile mahseri vicdani ziplatip t.c.´ni ters köseye yatirmaya calisiyor..
pardon ama resim sahte,isim sahte,haber yalan ayrica aclik grevleri sebebiyle duyarliklarin arttigi bir dönemdeyiz ve kamuoyu manipule edilmeye calisiliyor..
siz bu olayi skandal olarak degerlendirmiyeceksiniz de aferin mi cekeceksiniz ?
hayret ki ne hayret..
slm.
Ben de sana diyorum ki;
İçerdeki ilk başlayan gruptan 124 kişinin hali aynen bu resimdeki diyorum!
Bunu hükümet de biliyor, bakanlarınız da biliyor!
Tamam, canı yanan birisi bu resmi durumu anlatmak adına kullanmış.
Resim yalan da resmin anlattığı da mı yalan?
Resmin anlattığı yalan mı ebubekir?
İçerde bu görüntüyü taşıyan insanların olduğu yalan mı?
Neyi savunmaya çalışıyorsun?
Haydi bu resim kaldırıldı ve G Milat tamam arkadaşlar özür dilerim dedi, sen içerideki gerçeği değiştirebilecek misin?
Öyle konuşuyorsunki sanki her şey yalan…
Tabutlar çıkınca ne yapacaksın bakalım…
Ne oldu? Seyyit Rıza’nın sözlerini alıntılayıp alıntılayıp orana burana sürünüyordun ya?
Ha hükümette AKP olmasaydı, şimdi başımıza açlık grevcisi kesilecektin!
dallandirip budaklandirma yoldas´im benim..
bu resim t.c.´ne diz cöktürmek icin adim adim yalan dolan iftira esliginde sahneye konulan bir oyunun parcasinin kaniti..
resmin anlattigi öze gelince bdp/kck ve apo senin kadar duyarli degil sanki tabutlar ciksin istiyorlar tüm canbalari bunun üzerine hükümetin beyani ortada aclik grevi yapan arkadaslarini vahim sonuclardan korumak icin yeterli engel olsunlar abi ve ablalarinin bir sözü yeter heyhat umurlarinda bile degil..
tekrar ediyorum bu gaddar marksist cete hükümete diz cöktürmek derdinde kalan saglar bizimdir mantigiyla hareket ediyor anlamiyormusun anlamakmi istemiyorsun ?
kurban olurum ben o yigit adama o ki ulusalci türklerle anlasmaya varmisti sözlestikleri yerde tutuklanip katledildi diyorum ya yok bir faklari ha uluslaci kemalist türk ha ulusalci apoist kürt al birini vur ötekine..
slm.
Bu açlık grevi çözümsüzlük üzerine kurulmuş zaten.
Apo’nin tecriti kalkmazsa açlık grevine devam edilecek ve ölümler başlayacak.
Tecrit kalkarsa, BDP ve AKP tarafından tüm Türkiye’ye, özellikle terör mağdurlarına “sizin mağduriyetiniz bizi ilgilendirmiyor”, daha amiyane tabirle, “sıçarım sizin hassasiyetlerinize lan” denmiş olacak.
Düşündükleri halk olsaydı ana dilinde eğitim ve savunma hakkı istemeleri yeterliydi.
Düşündükleri halkları değil Apo.
Ve bu grevi düzenleyenler açlık grevinde ölebilecek olanları da hiç umursamıyorlar.
İlave : Tabii bu arada insanlar ölürken, uğruna ölünen Apo semirmeye devam edecek.
yoldaş 🙂
sözkonusu uyduruk dinin olunca,
dalı budağı bırak, kök de salarsın kazıkta…
sözkonusu bir millet, kültürü dili olunca sana dal budak olur, gözüne batar.
AKP kemalistlerden daha kemalist çıktı ebubekir.
Körükörüne yandaşlık olunca böyle oluyor işte…
Kim kime neden diz çöktürmek istiyor?
Tuzla’ya; Öcalan üzerindeki tecritin kalkması durumunda, bunun diğer tecrit uygulamalarının da ortadan kalkmasına yol açacağını düşünüyorlar… Ben eylemi onayladığımdan, desteklediğimden dolayı yazmıyorum. Ancak küfür ve aşağılama ile yaklaşılmasının da doğru olmadığını söylemeliyim. Başkalarının yanlış yapması, size yanlış yapma hakkı vermemelidir. Bu insanlar TC. devletinin hapishanelerinde ve Türk Yurttaşı olarak kabul edilmektedirler. Yalnızca bu noktadan bile baktığınızda, bu insanların devlete emanet olduğunu görmeniz gerekir. Yoksa içeri tıkmaya ne hacet, yakalar yakalamaz öldürürsün olur biter. Öldürmedin teslim aldıysan, ona işkence etmek insani bir durum değildir. F Tipi ceza evleri ise ceza amaçlı değil, fiziki olarak yok etme amaçlıdır. Meseleye devlet tarafından bakanların asgari olarak böyle düşünmesi gerekir… Duygusal tepkilerin doğru davranışlar geliştirmediğini herkes görmelidir…
İyi ya işte ebubekir. Apo ve açlık grevi yapanlar da diz çökmüyor. Ama sen bu sefer onlar tarafında değil T.C. tarafındasın?!
Demek ki iş geçmişte olan şeylere atıp tutmak olunca kolay, ama günümüz pratiklerine gelince tökezliyor.
xenix,apo´ya diz cöktürüldü zaten sadece ayaga kalkmak icin apoist müridler kurban ediliyor..
günümüz pratikleri konusunda kimin tökezledigini görecegiz..
vakti geldiginde hatirlatirim:)
slm.
ebubekir eleştirdiğin kemalistlerden hiçbir farkın kalmamış gerçekten sende başımıza bir kutsal devlet savunucusu kesildin.
Dünya kamuoyunda Tükiye’nin imajı bir halkı ezen onun hak ve özgürlüklerine savaş açmış faşist bir ülke şeklindedir.Öcalanın açlık grevi yaptığını ve orada öldüğünü varsayalım..Bunu ne dünya kamuoyu kaldırır ne de kürtler unutur..olaylar daha fazla karışır.
Baal,dert ettigin seye bak:)
1-apo aclik grevi yapAmaz..
2-dünya kamuoyunun umrunda olmaz..
3-kürt sorunu bu ülkeye basta atatürk ve ulusalci kemalist yandaslarin hediyesidir..
4-bati yakasi ile dogu yakasi arasinda denge kuruldugu gün apo kürtlerin aklina bile gelmez..
5-marjinal bir grup (bdp/kck/pkk ve yandas/mürid) apo icin (belki) merasim düzenler kutlamalar yapar teselli ederler kendilerini nitekim dünyada farkli ideolojilere mensup bu tarz marjinal grublar mevcut..
bence,siz bu “simarik cete”yi gözünüzde fazla büyütüyorsunuz..
slm.
ebubekir, seyit rıza ile apo arasında ne fark var sana göre?
Merak ettim sadece ideolojik olarak mı taraf tutuyorsun yoksa gerçeklere yaşanmışlıklara göre mi? Bu soruya vereceğin cevaba bağlı bunu anlamam.
xenix,seyyid riza terör örgütü kurmamis,devletle catismaya girmemis,isyan etmemis buna ragmen hile ve yalanla idam edilip siviller bombalanmis vs.
apo öylemi ?
o´nun sicili malum herbirimiz canli sahitleriz..
bu yigit yasli adamin su, “……Ben sizin yalan ve hilelerinizle basedemedim bu bana dert oldu ama ben de sizin önünüzde egilmedim bu da size dert olsun….” damardan ifadesine bayiliyorum..
“…yalan zeka isidir,dürüstlük ise cesaret..”(viktor hugo)
slm.
Örgüt kurmayan, kurup da silah kullanmayan muhalefet istiyorsun yani ebubekir. El-pençe divan durursa iyi durmazsa kötü. Ses çıkarıp örgüt kurup karşı çıkmayacak, İTAAT edecek muhalefet dediğin değil mi?..
Hayır sorun o değil xenix, o zaman iktidarda Mustafa Kemal vardı, şimdi AKP var.
Şimdi de iktidarda CHP falan olsaydı, ebubekir iktidara demediğini bırakmaz, belki Taksim’in göbeğinde destek grevine bile giderdi. (Geçi destek grevine gitmek biraz maça ister ama…)
Senin bunu öğrenmek için önce [w:dersim ayaklanmaları]nı daha sonra [w:dersim isyanı]nı okuman gerekir. Apo sana göre öyle olmayabilir ama kürt halkına göre seyit rızadan hiç bir farkı olmadığı gibi hatta çok daha akıllısı denilebilir.
Yani yandaş olduğun taraf ile değil objektif olarak değerlendirmeni istemiştim.
bir müslümandan herşeyi bekleyin ama objektif olmasını beklemeyin 🙂 çünkü istese de olmaz.
link to kavramveduyum.com
kürt halki dedigin bdp´ye oy veren,pkk/kck sempatizanlari oluyor herhalde ya diger kürtler?
örnegin,
kürt partisi daha dogrusu terör örgütün (pkk) siyasi uzantisi olan bdp´den cok fazla akp´ye oy veren kürtleri yokmu sayiyorsun? ki onlar tehdit ve ölüm korkusuna ragmen pkk ya teslim olmayan yürekli kürtler..
olaylara tek bir cepheden bakarak objektif olunmaz aksine……
neyse..
“………..PKK/BDP Cephesi; (nasname-Berzan BOTÎ)
“..PKK/BDP aldığı yanlış kararda ısrar eder ve ölümleri engelleyecek bir çıkış yolu bulmazsa kendi sonunu da hazırlamış olacak.
PKK/BDP,
Kürdlerin ve duyarlı insanların tutsaklara karşı gösterdiği ve
her geçen gün artan duyarlılığını ‘kendi politikalarına destek ve Öcalan’ı kutsama’ olarak
algılayıp çözümsüzlükte (oynadığı kumarda) ısrar ederse, devlete karşı gelişen tepki yön değiştirerek kendilerini vuracaktır.
*
oikos,
“……..Misafirin yazdığı gibi toprak vermek en akıllıca olanıdır.
Kürtler ise bu toprağı almak için gerekli NORMAL girişimleri yapmak ve söylemlerini mantıksal bir süzgeçte toplamak zorundadır.
Yarım yamalak ifadelerle, federe devlet kurulsun, maliye ortak olsun falan gibi abuk politikalarla bir yere gelemezler.
Ya Hüseyin’in dediği gibi topyekün ölüme gidecekler, ya da normalleşip toprak sahibi olacaklar.
Başbakan daha dün güneydoğuya 27 katrilyon yatırım yaptıklarını söyledi. Bu bana göre yazık bir harcamadır, geridönüşü iki halka da yoktur….”
*
sangre;
“……….Siz sanki devletin ağzıyla konuşur gibi, ‘Toprak verelim gitsin yaw’ gibi absürd cümleler de kurabilirsiniz, sizi tutan da yok.. Tabii kimin toprağını kime veriyorsun diye de sorarlar ya neyse….”
*
Hüseyin Aktas;
“…………………Bu dünyada kim kime ülke ve devlet bağışlamıştır ki? Tarih denilen şeyin beş on yıl 50 yıl, 100 yıl
falan olduğunu mu sanıyorsunuz?…..”
*
Recep Tayyip Erdoğan;
“……………………………”Cezaevlerinde hangi suçtan olursa bulunan herkesin canı, onuru, sağlığı devlete emanettir,
KCK’ya değil,
bölücü terör örgütüne de değil,
BDP’ye de değil.
Anadilde görüşme yasağını bizzat benim imzaladığım genelgeyle kaldırdık.
Anadilde savunma hakkı konusunda çalışmalar sürüyor.
Açlık grevi yapanlarının cezaevleriyle ilgili talepleri yok.
ve..
Erdoğan’dan grev yapanlara rest..
Terörle mücadelenin kararlı bir şekilde devam edeceğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:”Bedeli dünyada olduğu gibi bizde de ağır.
Teröre karşı birlik ve beraberliğin önemine dikkati çeken Erdoğan, “Bu açlık grevleriydi, ölüm oruçlarıydı bunlar şantajdır, bunlar blöftür, bunlar şovdur.
Şimdi de milletvekilleri yapıyorlarmış. Ne yapıyorlarsa yapsınlar.
Bizim görevimiz bellidir. Biz sağlıkla ilgili gerekli müdahaleyi yaparız.
Ama o farklı düşünüyormuş, ne düşünüyorsa düşünsün. O şantajlar karşısında boyun eğmeyiz” dedi…..”
akilli kim degil görecegiz herseyin bir vakti var..
slm.
geçenlerde bir yerde okudum;
“dönüşümlü süresiz açlık grevi”
ne demektir bu bilen var mıdır?
açlık geri yapan bir kişi kaç günde ölür?
neden bunların içinde ölen yok?
var mıdır cevabını bilen?
Süréli, bélirli gündé oluyor.. Örnéğin 30 gün tutup bırakıyorlar.. Sürésiz isé taléplér karşılanana kadar.
Dönüşümlü isé, 30 gün tutup bir kaç gün tutmuyorlar.. O ara bünyéléri toparlanıyor, kéndilériné géliyorlar.. Daha sonra tékrar 30 gün tutmaya koyuluyorlar.
Bazı istisnalar olsa da Kürt tutsaklar sürésiz, dönüşümsüz açlık grévindélér (Sanım 2 kişi dé ölüm orucunda)
Edit; ”Bunların içindé nédén ölén yok” gibi sanki téléf olacak tavuklardan bahsédén cümléyi görmémiştim.. Yoksa yanıt vérmé géréği duymazdım.
ilginç;
anlaşılan bu dönüşümlü grev hikaye. bunu ciddiye alan salak var mıdır acep?
açlık grevi ile ölüm orucu farklı mıdır?
amaçlanan/beklenti şu değil midir; birileri çıkacak ve “aman ölmesin dediğini yapalım” diyecekler.
pkk teröristi ya da yanlısı çıkacak açlık ya da ölüm grevi/orucu yapacak ve bir kamu oyu oluşacak ve de aman istediklerini yapalım diyecek…
…öyle mi?
komedi!
nasıl bir salaklıktır bu?
Sénin milliyétçiliklé kısa dévré yapmış skimtrak béynin bunu kavramaz.. Boşuna yorma kéndini.
ben miyim milliyetçi olan?
:)))
Yok baban.
sevgili sangre,aclik grevi süreli yada süresiz yapilsin taleplere olumlu cevap verildikten sonra hala simarik cocuklar gibi daha fazlasini isterük cigirkanligi yapiliyorsa eger basbakan´in ifade etttigi gibi,”..Bu açlık grevleriydi, ölüm oruçlarıydı bunlar şantajdır, bunlar blöftür, bunlar şovdur……”
basbakan,”görüşme yasağını bizzat benim imzaladığım genelgeyle kaldırdık.Anadilde savunma hakkı konusunda çalışmalar sürüyor”diyor ha inanmiyorsun tamam o vakit bekle gör..
farzet vaatler yerine getirilmedi tekrar aclik grevine baslarsin daha bir zinde günler torbaya girmedi ya:)
sangre,bunlarin derdi üzüm yemek degil bagciyi dövmek ne varki bu sefer karsilarinda ezber bozan var cetin ceviz..
slm.
ne babam ne de bendeniz ikimiz de değiliz …
şurada yüzlerce yazım vardır.
hepsi emrinde.
böyle bir çıkarsamayı yapsa yapsa zekası ve de bilgisi ortalamanın altında olan bir salak yapabilir.
kimsenin zikine sallamayacağı, ki sallamıyor, bir kaç çapulcu ölüm orucu tutuyor ise bu işe kalkışan da, bundan hayır bekleyen de salaktır.
bu durumda denilebilir ki çıkarsaman yerindedir.
:)))
hani derler ya dağ dağa küsmüş dağın zikinde bile olmamış…
seninkisi de o hesap.
iyisi mi sen ebubekir ile devam ediver…tam senlik.
“dönüşümlü süresiz açlık grevi”
Bu deyim grev nedeni olan konuyu gündemde tutmak amacıyla, aynı grevcilerin mola vererek grevi sürdürmesi değil, farklı grupların kademeli olarak süreli açlık grevini ifade eder. Grev kademeler için süreli, ancak kademelerin birlikte hareketi düşünüldüğünde süresizdir. Süresizlik ise bu grevde, sorun çözülünceye değindir.
Açlık grevinde “şeker, tuz ve su” alınabilir. Yeni kabullere göre B1 vitamini de alınabilir. Ancak ölüm orucunda sudan başka hiç bir besin alınmaz. İkisi arasındaki fark budur.
Benim bildiğim ilk açlık grevcisi Mahatma Gandhi’dir. Başarıya ulaşmış bir eylemdir. Tek başına başlamıştır ama milyonlarca Hintliyi sokağa dökmüştür ve ayaklanma nedeniyle daha fazla kayıptan korkan İngilizler eyleme boyun eğmiştir.
O dönemlerdeki açlık grevleri anlayışında “dönüşümlü” tarz yoktur. Başlayan anlaşma yapana değin gider, anlaşma yapamazsa ölürdü. Ancak Türkiye’de 12 eylül sürecinde başvurulan bu yöntem, tutukluların çok küçük taleplerinin bile karşılanmayışı nedeniyle gelişmiştir. Öyle ki talepler ölmeye değmez ama daha insani koşullar için de gerekli taleplerdir. Cunta ve cunta devamı hükümetler böylesi taleplere tavizsiz ve duyarsız kalınca, insanlar sorunlarını gündemde tutabilmek için bu yolu tercih etmişlerdir…
Şimdi ise ölümü göze alan eylemciler vardır. Hatta bu insanları yakından tanıdım. Cezaevi sorumlusu, “arkadaşlar kendimizi yakalım” derse, kesinlikle bu kararı uygulayacak denli “inanmış” insanlar vardır. Bu eylemde de ölüme razı olanlar vardır. Çok yakında bunlara tanık olacağız görünüyor… Çünkü hükümet taviz vermeyecek görünüyor…
Bu eylemde “tecrit” uygulamasının kaldırılması (bir kişi için değil, tüm F Tipi uygulamaları için) ve anadilinde savunma anlaşılabilir taleplerdir. Ancak “Anadilinde Eğitim” talebi tutsakların yükleneceği bir talep olmamalıydı. Bu yüzden insanlar ölürse kesinlikle yanlış olacaktır. Ancak bir isteği uğruna hayatını feda eden insana “yanlış yapıyorsun” deme hakkını kendimde görmüyorum. Bu kararın yanlış olduğunu eyleme karar verenlere söyleyebilirim. Bu kararı verenler, keşke Lenin’in “Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı” adlı eserini, kendi anadillerine çevirerek tekrar okusalardı…
Çünkü Lenin; birlikte yaşama kararında olan ulusların, okullarının bölünmesinin, İşçi Sınıfı çıkarlarına zarar vereceğinin altını net bir şekilde çizer ve bu talebin “küçük burjuva ve milliyetçi” bir talep olduğunu söyler. Dolayısı ile böyle bir talep için ölüme yatmak bana yanlış geliyor. Hele hele tutsakların bu talep için ölüme yatması ise hiç yerinde bir karar görünmüyor…
Eylemi ne kadar yanlış bulur ve eleştirirseniz eleştirin, ancak aşağılamak insanlığın ürettiği ortak değerlere ters düşen bir tavırdır. İnançları ya da istekleri uğruna ölümü göze alan bir insanı aşağılayamazsınız! Onu aşağılayan farkında olmadan kendini aşağılamış demektir.
Ölme kararlılığını gösteren insana “Sen bilirsin, ölsen de sana bu konuda taviz veremem” diyebilirsin. Ancak onun eylemini aşağılayamazsınız. Hele de bu eylem size hiç bir fiziki zarar vermeden, yalnızca kendini yok ederek; açlık grevi yoluyla gerçekleşiyorsa asla aşağılayamazsınız! Onu politik olarak eleştirip mahkum etmek mümkündür ve hoş görülebilir tarih tarafından ama aşağılamak sizi mahkum eder…
Bu nedenle Hola’nın biraz da üslubundan kaynaklanan tarzını doğru bulmuyorum…
Dünyaca ünlü Amerikalı dilbilimci Prof. Dr. Noam Chomsky Türkiye hükümetine çağrı bıraktı.
“Türkiye hükümetinden, hem insanlık nâmına, hem de doğuracağı ciddi siyasi sonuçlar ve insan hakları gerekçeleriyle, şu anda had safhada tehlikeli şartlara ulaşmış bulunan vahim açlık grevlerinin, bana göre son derece makul olan taleplerini karşılamak suretiyle, halihazırda derinleşmekte olan ve eğer hükümet insani ve dolayısıyla medeni bir şekilde sorumluluk almazsa çok daha kötüleşecek olan bu krizi sona erdirmesini talep ediyorum.”
her gün şu kadar pkk lı öldürüldü diye yüreklere su serpilen bir yerde açlık grevinde pkk lılar kendini öldürüyormuş diyince , telef olsunlar, gebersinler , şov yapıyorlar yada
balla kaymakla besleniyorlar türünden ,ya tutmuyorlarsa iyici kzıştırıp gaza getirelim ,minvalinde söylemlerde bulunup kendince gerginliklerin atılması, anormallik meydana getirmez
bunda mantıksız olan nedir?
ama garip olan şu ki iktidarının bir kısmını çıkardığı kavgalara koşulsuz destek veren müridlerden alan akp , kürtlere vurduğu ölçüde kemalist milliyetçilerden , kemalist milliyetçilere vurduğu ölçüde kürtlerden alkış toplamayı başarıyor , böyle bir amacı varmı yada süreç kendiliğinden mi gelişiyor onu bilmem
ben bu konuda tarafim. aclik ya da ölum orucu yapan bir pkk li konusunda uzulecegim tek bir sey olabilir. hala gebermemis olmasi.
Aşağılama olayında Hüseyin Aktaşın tespitleri çok doğru. Bu insanların yürüttüğü eylemleri doğru bulursunuz, yanlış bulursunuz ayrı konu, ama cezaevi koşullarında kişiliksizleştirme, yalıtma, 12 eylül sonrasında zorla tıraş edip tek tip elbise giydirilme teşebbüslerine karşı, tutsaklık şartlarında sahip olduğu tek şeyi, bedenini bir silah gibi kullanıp açlığa yatıranlara, fiziki ve psikolojik olarak YOKEDİLMEK istenmesine karşı ölümü göze alarak iradesini ortaya koyanlara SAYGI göstermek gerekir. Saygı göstermek sevmenizi gerektirmez. Ama her fırsatta bunların beyni yıkanmış, kukla gibi kullanılıyorlar, ağa babaları zevk sefa içinde bunlar açlık grevinde, zavallılar, kullanılan insanlar, gizliden yiyorlar, bal kaymakla besleniyorlar iğrençliklerine bir son verin. Yeni apple çıkmış, iphone çıkmış, hiç beyin yıkamıyormuş.
Hola, taraf olduğun konu grevcilerin pkk lı olması mı? 1996da ve 2000deki ölüm oruçlarında pkk yoktu. Dhkp/c, tikb gibi sol örgütler vardı ama pkk yoktu, onlar katılmadılar. O grevler F tipi cezaevlerine karşı yapılmıştı, yüzden fazla insan hayatını yitirdi, sözde hayata dönüş operasyonu ayrı bir vahşet örneği oldu, 30a yakın insan katledildi. 1996 ve 2000 deki grevlere de aynı şekilde mi bakıyorsun? Onlar için de üzüleceğin tek şey, hepsinin gebermemiş olması mıydı?
daha önce çeşitli başlıklar altında kürt sorunu konularında yazdıklarım şöyle idi;
kürt ler bir devleti olmayan en kalabalık topluluklardan biridir.
devletleşme konusunda da girişimlerinin olmasını oldukça olağan buluyorum.
olağan buluyor olmam taraf, yandaş olmamı gerektirmiyor. sadece anlayabiliyorum.
özgürlükçülük adına olağan buluyorum.
bu konuda izledikleri bir yol var.
beklentileri var.
bizim kuklaların da bu beklentilere karşı izledikleri rezil bir politika var.
vs vs.
savaştayız.
kürt toprak istiyor. bir tc vatandaşı olarak toprak verme konusuna karşı duruştayım.
bir tc vatandaşı olarak askerimizi, polisimizi, sivili, çoluğu çocuğu öldürenlerin karşısındayım.
alayının canı cehenneme!
Daha fazla askerin,polisin,sivilin ölmesini önlemek için toprak vermekten başka çare gözükmüyor..Yani kendi içinde çelişik bir düşünüyorsun.
bu konuda “çelişiyor muyum” sorusunu kendime daha önceleri de sorduğum üzere yazarken yine sormadım değil.
“toprak verme” yerine “toprak kaybı” mı yazsaydım acaba diye de düşündüm.
“kayıp” yenilgi demektir.
kimse yenilmek istemez.
“verme” kelimesini kullanmamın sebebi de şudur;
şu ana kadar izlenilen omurgasız duruşumuza ve de sürüklendiğimiz yöne baktığım zaman benim de düşüncem bu girdap içerisinde o yöne doğru gidiyor gibi oluyor…
ama gerçek şu ki; savaştayız.
dolayısı ile kayıp kelimesi belki de daha doğru bir seçim olur.
yani kaybedeceğiz gözü ile mi bakmam bekleniyor.
daha neler!
Baal,mahpus pkk/kck militanlarin aclik grevi baslatma nedeni daha dogrusu talebi neydi ?
1-kürtce serbest olsun
2-liderleri apo´nun tecriti kalksin
3-kürtce savunma hakki
hükümet taleplerin bir kismini yerine getirmis digeri gündeme alinmis..
Baal´in yorumundan anlisilacagi üzre bu talep onlari kesmiyor (dedimdi) toprak vermek lazimmis..
geldin mi sözüme:)
oyun icinde oyun var derken,aclik grevinde ileri sürülen gerekce ve talepler bahane amac farkli derken bunlarin toprak talebi oldugunu anlatmaya calismistim..
Baal,apoist cete herseyi göze aldigina göre anladigi dilden konusmali nitekim sivil öldüren eskiya cezalandirilir toprak verilmez..
akp düsmanligi gözünüzü kör etmis..
tarafsizliginizi sevsinler..
slm.
söyleyene degil söyletene bak derler..
ifadeler ilk agizdan..
hükümetin tavizsiz durusu sayesinde ters köse edildiler buna bide aclik eklenince basina vurmus olmali gercek hayallerini saklayamaz hale geldiler aslinda bu ifadeler malumun ilami..
sanirim kimse icin süpriz olmadi..
ac tavuk kendini dari ambarinda sanirmis:))
slm.
1-kürtce serbest olsun
2-liderleri apo´nun tecriti kalksin
3-kürtce savunma hakki
Birinci sırada yazdığın yanlış ebubekir. Talebin flulaştırılması eylemini işliyorsun burada. Sen de çarpıtmış oluyorsun yani… Kürtçe yasak değil zaten. Onların talebi ise “Anadilinde Eğitim” şeklindedir. “Anadilinde eğitim” talebi ile “anadili konuşmayı serbest olsun” demek aynı şey değil.
Bu talep “bağımsız bir ülkenin” talebidir. Bu doğru… Bu nedenle de ortak vatanda ayrı dillerin eğitim dili olması talebi, bir arada yaşama kararı ile çelişen bir karardır. Bu durumda iki şey karşımıza çıkar: Ya bu arkadaşlar ne istediğini bilmiyor, ya da asıl amaçlarını saklı tutuyorlar. Bu onların eleştiri konusudur. Ancak bu talebin yanlışlığının altını çizerken benim yanlış bulduğum nokta ile hükümetin karşı çıkmasının da aynı nedenlere dayanmadığını özellikle belirtmeliyim…
Lenin “ilgili tartışmada” ortak vatanda bir kaç dilin eğitim dili olduğu ülkelerin varlığını belirterek İsviçre, Finlandiya örneğini verirken, bu pozisyonun imkansız olmadığını kabul eder. Ancak bu ülkelerin, bu sorunu burjuva demokratik devrimlerini yaparken çözdüğünü belirterek, burjuva demokratik devrimlerini yapmadan emperyalizm çağına gelmiş ülkelerde, bu talebin proleteryanın çıkarlarına aykırı olduğunu söyler. Çünkü dil sorununun ekonomi ve siyasetten ayrı düşünülemeyeceğini, kapitalist ekonomiye sahip olan büyük ulusun dilinin eğitim dili olmasının, işçilerin mücadelesi açısından olumlu olacağını, okulları bölmenin geri konumdaki ulusun hakim sınıfının yararına olacağını söyler… Çünkü “ulusal kültür” hakim sınıfların kültürüdür ve bu yüzden geri konumdaki ulusun ulusal kültürünün(feodal kültürün), işçileri sosyalizme götürecek kapitalist gelişmeden mahrum bırakacağını anlatır.
Bunu ülkemiz ölçeğine uyarlayacak olursak, Kürt dilinde eğitim talebi, Kürt feodalitesinin hakimiyetine yarayacak demektir. Şeyhlerin, şıhların, aşiret reislerinin, ağaların hakim olup başını çektiği toplumsal yapıya ait olan kültürün işine yarayacaktır. Çünkü Kütçe bu güne değin olan sürede bu ekonomik yapı içerisinde var olmuş ve kapasitesi bu ekonomik yapı ile sınırlıdır. Türkçe ise önemli ölçüde kapitalizmi özümlemiş, ekonomi olarak Kürtçe’den daha ileri durumdadır. Türk kapitalizmi bu yüzden Kürt işçilerinin gelişmesi için Kürt coğrafyasına göre daha fazla imkana sahiptir. Okulları ayırmak onları bu imkanın dışına itmek ya da onları bundan mahrum etmek demektir. İki ulusun proleteryasının aynı okullarda ve aynı ekonomi içerisinde gelişmesi daha yararlıdır.
Tam burada asimilasyona uğrayan Kürt kimliğinin başkaldırısı gündeme gelir. Onlar asimilasyona karşı başkaldırırken anadilinde eğitimi bir çıkış yolu olarak görürler. “Olsun” derler, “Biz tuz biber yiyelim de, varsın bizi ağalar yönetsin de, yine de kendi okullarımızı kuralım.”…
Bu isyan bu nedenle çok haksız da değildir. Çünkü düne kadar onlar gerçekten yok edilmek istenmişler, onlar da varlıklarını kanıtlamak için kendi tarihlerine ilişkin ne varsa hepsini bir top yapıp, devletin surlarını dövmeye başlamışlardır. Bu konuda devletin izlediği yok sayma ve yok etme politikasının etkisi onların suçlarından daha fazladır. Şimdi herkes bu sorunu ret ederek de olsa kabul noktasındadır. Ancak önerilen çözüm yollarının ne kadar doğru olup olmadığı tartışmalıdır. Bu konuda doğru çözümler önerecek tarih ve sınıf bilinci çok az insanda vardır. genel anlamda ise bir yığın korkunun yanısıra bilinç bulanıklığı hakim durumdadır ve bu bulanıklık içinde yapılan herkesin olayı tuttuğu yerden tarif etmesinden; kör dövüşünden ibarettir.
Herkes dünden daha çok tarih okuması gereken bir dönemdedir. Bu tarih ise; “Ceddin deden neslin baban” tarihi değildir!…
İkisi aynı şey mi? Burada insanları acımasızca öldüren katiller grubundan bahsediyoruz. Eğer bu adamlar dışarıda olsalardı yine insanları kasap gibi doğramaya devam edeceklerdi. Ve bir gün dışarı çıkarlarsa yine yapacaklar.
Bu adamlara değil yaptıklarına saygı duymamız bekleniyor. Olur, önce katlettikleri bebeklerimize ağlar, sonra da saygı duyarız.
Nefretin gözümüzü kör ettiğini düşünüyorsunuz da, onların geri dönülemez çizgiyi aştığını neden farketmiyorsunuz?
Hüseyin,haklisin anadilde egitim yerine zaten serbest olan “kütce serbest olsun” yazmisim uyarin icin tesekkür ancak iddia ettigin gibi carpitma söz konusu degil olamaz da dalginlik diyelim..
slm.
kürt eğer toprak istiyorsa dahi ki bunu istemiyor;
bu toprağı senden istemez!
babanın malı değil ki bu topraklar hola…
türklüğü araştır,
nereden nereye geldiğini araştır,
senin atan Alp Arslan kimlerin desteğiyle malazgirt ve peşinden anadolu’ya yerleşmiş bir bak,
ve T.C. nin kuruluş aşamasındaki savaşlarda kürt ne iş gördü,
bakarsan, kürdün de en az senin kadar bu toprağa sahip olduğunu anlarsın.
Taleplerin hiçbiri yerine getirilmedi, kıçınızdan element uydurmayın.. Daha fazlasını isteme durumu -şimdilik- yok.. Açlık grevleri bu 3 talep yerine getirilene kadar devam edecektir.. Ki bu taleplerin daha fazlası da istenecektir ve alınacaktır.
Kürtler haklarını alacaklar, nokta.
Hola da bir savaşın var olduğunu ve bu savaşta taraf olduğunu ilan etmiş.. Türklerin tarafında olduğunu, hiçbir toprak parçasını vermek istemediğini yazmış (Sanki topraklar kendisininmiş gibi)
İşte savaşa taraf olan faşistler ile savaşın son bulmasını isteyenler arasındaki fark bu kadar açık.. Daha halen milliyetçi olmadığı, zart zurt olmadığını yukarıda söylesin.. Embesilliğin lüzumu yok.
Onun yazısını beğenen 6 embesil ve idiot da bu söylediklerime dahildir.. Onlar kendilerini iyi bilirler.
“Hola da bir savaşın var olduğunu ve bu savaşta taraf olduğunu ilan etmiş.. Türklerin tarafında olduğunu, hiçbir toprak parçasını vermek istemediğini yazmış”
“Devletin tarafında” demeniz daha doğru olur.
Bu çatışmada devletin yanında olan Türkler vardır.
Devlete karşı olan Türkler vardır.
PKK’nın yanında olan Türkler vardır
Her ikisinin karşısında olan Türkler vardır.
Bu çatışmayı izleyen bir de komünistler vardır. Onların konumlanışı da çeşitli olmakla beraber devletin yanında değildirler…
Çatışmanın tamamını Türk-Kürt çatışması olarak gösteren ifadelerden kaçınılması gerektiğini düşünüyorum…
Aslında ‘Türklerin’ yanında derken farklı bir anlamda kullanmıştım.. Türklerin çoğunluğu devletçi, milliyetçi, savaş yanlısı, terörist paranoyası olan insanlar.. Bu yüzden ‘Türklerin yanı’ ifadesini kullandım.. Kürtlerin geneli ise haklarının verilmesi gerektiğini, bu savaşın son bulması gerektiğini savunan insanlar.. Aralarında daha az olsa da devletçi, islamcılar olduğu gibi, PKK şiddetinin devam etmesini savunan savaş yanlısı milliyetçiler de yok değil.
Ama yazdıklarına katılıyorum.. Realiteyi dolandırmadan açıklıyor.
sangre,
daha fazlasi nedir ?
toprak mi ?
kürdistan mi ?
tamam, nihayi amaci bu olan bir kesim apoist ulusalci kürt (pkk/kck/bdp) var peki kürtlerin hepsi ayrilmak yada ayri bir kürdistan istiyor mu ?
tüm dünya da diktatör heykelleri bir bir yikilirken yeni dikatatör “apo” heykeli dikmek arzusunu beyan eden kürt fasistleriyle nasi olcek ?
slm.
İyi bir tek sesli müzik, kötü bir çok sesli müzikten daha çok kulağa hoş gelir… Ayrımcılık yapılarak insanların ayrıştırılması da kötü, insan yaşamının bu denli önemsizleştirilmesi de kötü. Eğer iyi olan “devletleşmek” ise kürt halkı adına, bu insanlara yardımcı olunmalı. Sorun bitecekse, kan duracaksa, öldürme yoluyla hak arama sonlanacaksa…
Herkes kendi gibi olanla yaşamak nefes almak isteyebilir, sorun şu ki; Türkiye sadece elma ve armuttan oluşmuyor! Mübarek meyva dükkanı…
E tabi böyle düşünülürse bölünmek kaçınılmaz… Peki bölününce kişi başına düşen milli hasılat ne olacak acep??? 2012 hesaplamalarına göre 17,000 $ görünüyor. Refah bir hayat mı gelecek bu iklime… Ne değişecek kürt devleti olduğunda? Yine üstler olacak, yine bir yöneten ve kural koyan, yine sömüren ve sömürülen…. Olmayacak mı?
Birlikte yaşamaya tahammül kalmadıysa ayrılmak kaçınılmaz. Fakat tam olarak boşanma gereklidir. Ayrı evlere taşınmak değil. Yani soy ismin hoşuma gidiyor kullanabilir miyim demek bildiğin orospuluktur!
Ve, hafızalar temizlenmeden birlikte yaşamak olanaksız gibi duruyor.
Şu başlığı okudukça kendini sosyalist sanan klavye kahramanları ile gebersinler diyen zihniyetin aslında aynı sonuçlara götüreceğini görmek zor değil.
Açlık grevinin amacı birilerini ikna etmektir. Bu ikna sürecine hizmet eden, asıl sorunlara ışık tutanlar yanında tam tersi ortalığı velveleye veren, kini arttıracak sataşmalar yapan, ortamı sulandıran, sorunları çarpıtanlar ise karşısındadır.
Hüseyin gibi gerçekten duyarlı bir kaç kişiye teşekkür ediyorum.
Delisey;”..Birlikte yaşamaya tahammül kalmadıysa ayrılmak kaçınılmaz….”
mihenk tasi bir cümle, “tahammül kalmadiysa”…
bunca acilara ragmen türk/kürt birbirine düsman olmadiysa,hala türk/kürt evleniyor (bizim damat kürt/digor/kars) akrabalik baglari koruyor komsuluk haklari ihlal edilmiyorsa türk/kürt pkk/kck/bdp´ye inat birbirine tahammül ediliyor demektir öyleyse elbirligiyle
kürt´ü türk´den ayirmaya calisanlarin oyununu bozmali..
evet bir sorun var eskilere dayanan bu inkar edilemez lakin demokratik makanizmalari calistirip cözüm üretmek yerine barut ve kan üzerinden cözüm arayanlar samimi olamazlar..
ab´ toplulugunu olusturan ülkeler onlarca yil birbirini kirdi,islemedigi,yapmadigi kötülükler kalmadi buna ragmen ortak bir payda
ve menfeat etrafinda insan odakli demokratik bir cözüm buldu..
orda gerceklesen ülkemizde niye olmasin? samiyet oldumu olur..
slm.
En nefret ettiğim şey, Amerika’yı yeniden keşfeder gibi ”Daha fazlası nedir?.. Kürtler tam olarak ne istiyor?” diye sorulması.. Bugüne kadar öğrenemediysen, bundan sonra hiç sormana gerek yok bence.
Ayrılmaktan, yeni bir ülke kurmaktan bahsettiğimi de hatırlamıyorum.. Sorduğun şey devlete bağlı, islamcı Kürtler ise, evet böyle bir kesim var.. AKP’ye giden oylardan da görebilirsin zaten.
Öcalan diktatörmüş.. Bsg desem ayıp olur mu?.. Diktatörün anlamını bilmeden oraya buraya yazarsan olacağı bu zaten.. İşin kötüsü M.Kemal’e diktatör dediğimizde de senin gibiler yüzünden ciddiye alınmıyoruz.. Bu kelimeyi öyle fütursuzca ve gevşek anlamda kullanıyorsun ki, senin düşüncesizliğinle kıyaslanıyoruz.
Adam 10 küsür yıldır içeride.. Hiçbir ülkenin yöneticiliğini de yapmamış.. Lider, önder vs. desen haklısın ama utanmazsa diktatör diyorsun.
Demirtaş’ın bahsi geçen heykel konuşmasını tam olarak okumadım.. Ama varsayım ki öyle demiş olsun.. Eee bunun diktatörlükle ne ilgisi var?.. Mesela Mandela’nın da heykeli dikilmiş.. Mandela diktatör mü şimdi?
Diktatör görmek istiyorsan Tayyip’e bak demeyeceğim, zira onun otoriter, militarist, merkeziyetçi zihniyeti dahi diktatör mertebesine ulaşmıyor.. Ama diktatörlüğe en yakın liderler sıralaması yapılsa ilk sıralarda senin padişahın olurdu.. Başkası değil.
Demirtaşın heykelle ilgili söyledikleri Aponun pankartını açanlara işkence yapılmasından sonra geliyor. Bu işkenceci zihniyeti eleştireceğine heykel bile dikeriz diyeni eleştiriyor.
Gerçi işkenceyi savunan tarafta, nasıl eleştirsin?
Kim olum bu dediğin kişiler.. Açık açık yaz da bilelim.
Şu başlıkta kaç kişiyi ikna ettin talepler karşısında?
İkna etmek bir yana ikna olmuşları da kaçırmaya çalışıyorsun. Sussan daha faydalı olacaksın.
Laflara bak, . Sen daha ebubekire bile cevap veremiyorsun.
Hérkési kéndin mi sanıyorsun olum.. Bénim sana yaptığımı ébubékir bana yapamaz, mérak étmé.
sangre,sondan basliyalim..
1-mesela,marksist/kemalist/ulusalci kesime göre tayyip bir diktatör demek onlarda bilmiyor:)
2-padisahim kimmis ? merak ettim..
3-mandela,terör örgütü kurmusmu ? binlerce insanin kanina girmis mi ? ülkesini maddi ve manevi zarara sokmusmu ki apo katiliyle kiyasliyorsun ?
4-evet on küssur yil icerde lakin daha evvel yaptiklari yapacaklarina delildir ayinesi istir kissinin lafa bakilmaz..
5-sen degilmiydin,”Ki bu taleplerin daha fazlası da istenecektir ve alınacaktır.Kürtler haklarını alacaklar, nokta.” yazan ?
bende sordum,”Daha fazlası nedir?.. Kürtler tam olarak ne istiyor?” diye ne var bunda varsa bi cevabin ver yada verme yeterki ayip etme cokmu sey istiyorum?
bu arada hala soruma cevap alamadim..
slm.
daha okuduğunuzu anlamaktan uzaksınız.
ben yazımın hiç bir yerinde türküm demedim.
bu topraklar şahsıma ait de demedim.
“bir tc vatandaşı olarak” dedim.
bir türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak toprak verme taraflısı değilim diyorum.
kafanız bu kadar basit bir duruşu anlatan ifadelere basmıyor ise anadiliniz yerine türkçe düşünün.
belki basar.
:)))
neymiş toprak değil özerklik istiyorlarmış…
e tabiii…
TC yol yapsın…
Elektrik versin…
Su versin…
Resmi dairelerinin binalarını yapsın…
Ticari hacminden yararlandırsın…
sın
sın
sın
sın oğlu sın.
nerde beleş oraya yerleş…
niye olmasin tüm ugraslara ragmen emeline ulasamayan apoistler “suya düsen yilana sarilir” misali bunu da yapar sasirtici
olmaz umarim hükümet acilen bir orta yol bulur da gözü dönmüs pkk/kck/bdp´nin hesabini tersyüz eder..
“…akp´li mehmet ali sahin,”…PKK öylesine acımasız bir örgüt ki cezaevinde herhangi birini infaz edebilir ve açlık grevinden dolayı hayatını kaybetti diye açıklama yapabilirler.
Böylece dünya kamuoyuna mesaj verebilir ve terör örgütü yandaşları birçok yerde kargaşa çıkarabilirler şeklinde konuşan Şahin, Adalet Bakanlığı ve cezaevi yönetimi yetkililerini bu konuda dikkatli olmaya çağırdı……”
slm.
Okulları yakan, eğitim sistemini protesto eden, öğrenci, veli, öğretmenlere yönelik tehdit ve eziyeti sürdüren terör örgütü PKK’ya can alıcı soru…
altayli sordu;
“….”PKK 30 yıldır var.
BDP’li belediyeler 1990’lardan beri bölgede pek çok belediyeyi elinde tutuyor.
Niçin PKK kendisi Kürtçeye sahip çıkmıyor.
PKK niçin kendi yazışmalarını Kürtçe yapmaz?
Niçin kendi içinde eğitimini Kürtçe yapmaz?
Örgütün önemli isimlerinin büyük bölümü bunca yıldır Kürtçe bilmezler.
Bahoz Erdal Suriye vatandaşı, Türkçe bilmesi mümkün değil, örgütte Türkçe öğreniyor ama örgütte Kürtçe öğrenen kimse yok.
Peki örgüt niye Kürtçe öğretmiyor kardeşim?
hukucu/yazar fikri akyüz; “…BDP’nin sitesinde bir kelime Kürtçe yok. Bu siteyi Kürtler takip etmiyor mu? ” diye sordu……”
slm.
TC kürtlerin özerklik istedikleri bölgeleri kaybeder ise ne kaybeder?
Ekonomisi daha mı beter olur?
Sistemi mi bozulur?
Hayat sekteye mi uğrar?
Orada TC için hali hazırda vahim bir artı değer var mı?
Yok…
Diğer bir deyiş ile Kürt özerkliği isteyenlerin elinde bir numara yok. Yatsın kalksın marabalıklarını ettikleri ağalarına dua etsinler.
Yok efendim devlet yatırım yapmadı…Kürtler ikinci sınıf idi…
Bunu ABD ile dansederken düşüneceklerdi.
Daha öncesinde de İngilizler ile tıngırdadılar.
Birileri bunların yerine alsın versin diye taşeronculuk ettiler.
Hala da etmekteler.
Ama gün olacak devran dönecek…
Barzani, Musul Kerkük petrollerinin usta başıdır.
O kadar.
Kuzey Irak da yaptıklarını Suriye de de yapmaya kalktılar…
Babayı aldılar.
İran dan beklediklerini henüz alamıyorlar ama benzer vaadlerle uyutulmaktalar.
Demem o ki Kürtler her daim başkalarının ziki ile gerdeğe girmekteler.
Ellerinden alındı mı ortada kalmaktalar. Benzeri yine olacak.
Üç beş çapulcu ağanın gücüne oy ayağına biat eden şerefsizlerin eseridir bunlar…
Oralarda bir kaç Bursa, bir kaç İzmir olsa idi TC yi ister özerklik isterlerse de bağımsızlık için masaya oturturlardı…
Hemi de kolayca.
Neden?
Çünkü artı değer olurlardı.
Ama ne yaptılar?
Petrol çıkarılmasın diye çekiç gücün iti oldular…
Olmaya da devam etmekteler.
Pkk, hükümeti oyuncağa çevirdi.
)kapa parantez
Tam tersi!
Hükümet PKK’yı oyuncağa çevirdi…