Aşk ve Tutku

Hepimizin aşk ve tutku kavramının tanımı kendi iç dünyamızda farklıdır. Ölçülendirmelerimizde bu farklılık eşliğinde değişkenlik gösterir. Tanımlamalar zor olsada, ölçülendirme biçiminiz nasıldır kişisel olarak. Yani birşeye ne kadar aşık yada ne kadar tutkulu olduğunuzu kendinize nasıl ifade edersiniz?

17 yorum “Aşk ve Tutku”

  1. Özlemek,İstemek ve Hissetmek…

  2. derecelerini nasıl belirliyorsunuz, yani kimi daha çok özlediğinizi ya da istediğinizi nasıl karşılaştırıyorsunuz? (Evet yukarıdaki tanımlar aşk ve tutkuyu oluşturan temel tanımlar olabilir)

  3. Her aşk beraberinde tutkuyu getirmiyor.Aşık olmak başka tutkulu aşk ise bambaşkadır(bana göre).Herkese karşı ya da şöyle diyeyim aynı anda birden çok kişiye karşı tutkulu aşk yaşayamadığım için ayırt edememek gibi bir çelişki yaşamıyorum.Duygularım gayet açık ve nettir…

  4. Sevgili Agnianın tutku konusunda şöyle bir yorumu vardı. “Birşey için ne kadar çok fedakarlık yaparsanız, o kadar tutkulusunuzdur.” Aslında yorumunu kendisinden almak daha güzel olur.

  5. aşk kendi içinde disiplinleri olan bir mevhum.belki kuralsızlığı tek kural.ama tutku… tutku düşkünlüktür,ruh düşkünlüğü…

            <strong> Canı kim ki cananı için sevse cananın sever
             canı için kim ki cananın sever canın sever</strong>
    

    der fuzuli.
    şimdi tutku ve aşkı birbirinden ayıralım.aşkı kendi için isteyen tutkundur,eylemlerimize yön veren tutkular bizim kendi dürtülerimizden gelir,bir nevi tatmin.ama aşkın tutkuya ihtiyacı yoktur.
    insan, sonunda arzularını sever
    arzuladıklarını değil.

    Nietzsche
    sevgiliyi ve aşkı arzu haline getirmemek lazım:(
    dilerim bir başkasınca da böyle sevilin
    diyen puşkin tutkulardan ne kadar da uzak…
    Tutkuyla ilgili acı deneyimler yaşayanlar,söylemek istediğimi anlayacaklar.tutkunun yerini gurura bırakmak lazım bazen.aşkla gurur da birbirine çok yakışıyor ama değil mi canım?:)

  6. “Sevgili Agnianın tutku konusunda şöyle bir yorumu vardı. “Birşey için ne kadar çok fedakarlık yaparsanız, o kadar tutkulusunuzdur.”

    evet böyle denebilir ama “tutku” ne menem bişeydir, yani tercih edilesi mi kaçınılası mı?

  7. Bu tutkunun son noktası aşk oluyor. Herşeyi feda edebildiği noktada insan tam teslimiyeti yaşar.

    Tercih edilip kaçınılması durumunda ise, insanın müdahalesi olabiliyor mu acaba. Aşk geldiyse bir kere kaçınılması mümkün mü? İnsan yok olmak ister.

  8. İşte ben de bunu söylemek istiyorum; aşk olduğunda kendinizden kurtulursunuz ve bunun adına “fedakarlık” demek aklınızdan geçmez!
    eğer bu hiç sevmediğim kelime; fedakarlık akla geldiyse o zaman ortadaki AŞK değil, tutku, ya da sahip olma isteği/iddia olmalıdır.

  9. Bu duygunun tanımı gerçekten zor, çünkü hissedilen duyguların anlatımı kelimelere yansıdığı zaman hissedilen gibi ifade edilemiyor, “hissetmek nedir” bu duyguyu anlatmak yazıya dökmek çok farklı bir şey, bu duyguyu yaşamak çok daha farklı duyguların ifadesini ancak gözlerden başka hiçbir şey anlatamaz bence..

  10. Aşk ve tutku birbirine yakın iki duygudur, ama sadece yakınlardır… Yani bunun ötesinde, birbirlerinden farklıdırlar, aşk başka, tutkuysa bambaşka bir şeydir… Örnek vermek gerekirse: aşk bir gün biter, ama tutku bitmez… Mesela, Napolyon’nun tek tutkusu paraydı, Napolyan paraya tutkundu, ama aşık mıydı? Tabii ki hayır…

  11. aşk, ölüm ve doğum an’ı gibidir. aşık olduğunda ölürsün. bu ölüm seni hiiiç üzmez. hele ki ardından gelen doğum bambaşka bir coşkudur. sen gitmiştir yaşasın bir(Z)

    tutku, yaşamdır. bu noktada aşk, kapsayanıdır tutkunun.. tutkuyu bırakmak zordur. yapışır kalır eline… söylenişi bile "tut"ku:) illaki tutuyor seni ya da sen tutuyorsun onu:) dozunda tutabiliyorsan, arada elinden bıraktığında boşluklara devrilmiyorsan, tutku dostun olabilmiştir. ama bağımlısı olmuşsan işte o zaman durum fena…

     

  12. ask bu gezegene gelmeden once hatirladigimiz bir durumu burada da tekrarlama / yasama / tecrube etme arayisi / arzusu.
    dolayisiyla icimizde sonsuz yer kaplar.
    bu gezegende doyurulmasi zor.
    doyuramadigimizdan yerine koyduklarimiza/koymaya calistiklarimiza tutkun oluruz.

    BELKI DE
    NE BILEYIM
    GIBI GELIYOR BANA

  13. yine de kelimeler de kendi içlerinde birer duygu sayılabilir…hepsi birer titreşimdir..bir duygu ile onun kelimelerle ifadesi arasında tabi ki fark vardır, ama bu fark, uzaklık, ya da aralık herşey için geçerli değil midir? duygularımızın arasındaki aralık gibi…

  14. “bir yılan düştü vapurda yanıma
    sarıldım denize…”

    C. Yücel,

  15. Yine aynı sorun… kodumun kutsalınca tekamül etmemiz gereken insan…

    güzel ahlakçıların deliklerine kaçtığı vakittir böyle anlar, sanırsın ki hiç yoklar. (bakınız burda da hiçbiri tek kelime yazmayacak)

  16. 🙂 güzel ahlak!!! kahretsin, sevgi üstüne daha kutsal ne olabilir yahuuu?

    insanların duyguları katlediliyor, töreler, örfler, adetler, olmazlar, çıkmazlar v.s… lanet olsun…

    ille bu zinciri kırmak için can vermek mi gerekiyor?

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.