Hadisler ve Uydurma Hadisler

Öncelikle hadis hakkında bir önbilgiye sahip olalım.
Hadis (Arapça: الحديث), İslam dininde, Muhammed’in değişik olaylar ve sorunlar karşısında inananları aydınlatmak, Kur’an’ın bazı ayetlerini daha açık bir dille ifade etmek için söylediği iddia edilen sözler bütünüdür.
Hadis ilminde hadisler aktaranına, belgesine, doğruluğuna, geliş şekline göre sınıflara ayrılır. Esas olarak üç hadis türü vardır:

Sahih (صحيح‎) hadîs: Ravi ve senet itibariyle kesinlikle şüphesiz gelen hadisler.

Hasen (‘حسن) hadîs: Yazılışında kusur bulunan hadisler.

Zayıf (ضعيف) hadîs: Senedinde ve metninde bir illet bulunan hadisler.

Hadis, Kur’an’dan sonra ikinci kaynaktır. Kur’an’ın tefsirinde hadis başlıca kaynaktır. Hadis, sünnetin yaslandığı kaynaktır.
İslam’da Kütüb-i sitte denilen temel hadis kitapları:

· İmam Buhari
· Müslim
· Ebu Davud
· Tirmizi
· İmam Nesâi
· İbn Mace’nin yazdığı kitaplardır.

Buhari ve Müslim’e sahihayn denilir, Sahihleri ile meşhur iki hadis yazarıdır. Diğer dört hadis yazarının kitapları Sünendir.

Fakat bütün bunlara rağmen çok komik hadisler vardır. Bu hadislerden bazılarına örnek olarak,

Aktaran: Ebu Hüreyre
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: “Sizden birinizin (yemek) kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın. Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır. O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur.”


Aliye geldim, gerçekten gözünden rahatsızdı. Onu yederek getirdim. Resulullah (sav) gözlerine tükürdü. Anında iyileşti.
<hr>
Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "ölüm dışında hiçbir hastalık yoktur ki çörek otunda onun için bir deva bulunmasın."
<hr>
Ravi : Ebu Kebşe el-Enmari
Hadis : Resulullah (sav) başından ve iki omuzu arasından hacamat olur ve: "Kim bu kandan akıtırsa, herhangi bir hastalık için, bir başka ilaçla tedavi olmasa da zarar görmez!" buyururdu.
<hr>
Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis : Bir başka rivayette: "kadın küskünlükle kocasının yatağından ayrı olarak sabahlarsa, melekler onu lanetler" denmiştir.
<hr>
Ravi : Aişe
Hadis : Bir kadın, perde gerisinden Resulullah (sav)
a eliyle bir mektup uzattı. Resulullah (sav) elini derhal geri çekip: “Ne bileyim, bu el kadın eli midir, erkek eli midir?” buyurdu. kadıncağız: “kadın elidir!” deyince Hz. Peygamber (sav): “Sen kadın olsaydın, tırnaklarının rengini değiştirirdin” buyurdu. Bununla kına yakmayı kastetmişti.


Ravi : İbnu Abbas
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kim resim yaparsa, Allah onu Kıyamet günü, yaptığı resim sebebiyle, onlara ruh üfleyinceye kadar azab eder. Hiçbir zaman da ruh üfleyici değildir.”


Ravi : Ali
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: “İçerisinde resim, cünüb ve köpek bulunan eve (rahmet) melekleri girmez.”


Örnekler elbette arttırılabilir. Hadis kaynaklarına bakmanız yeterli bunun için.
Peki şimdi soralım. Hadisler hakkında bir Müslüman veya ateist olarak ne düşünüyorsunuz?

Hadislerden işinize geldiği zaman örnekler gösterip, işinize gelmediğinde red mi ediyorsunuz? Yoksa tümünü kabul mü ediyorsunuz?

Modern Sahtekarlık: Kuantum Koçluğu‏

Adına baktığınızda fizikle ilgili bir alan sanabilirsiniz. Her ne kadar tanıtımlarında ve uygulamasında bazı fiziksel terimler kullanılsa da (frekans, enerji, atom altı dünya, dalga-parçacık vs) aslında fizikle uzaktan yakından ilişkisi olmayan insanların yaptığı daha doğrusu yapmaya çalıştığı danışmanlıktır.

İşin kendisi adı kadar ağır değildir. Üniversite bitirmeniz gerekmez veya eğitimle ilgili dersler almanız da gerekmez. Yapmanız gereken zincir sisteme benzer bir şekilde birilerinden kuantum koçluğu eğitimi almanız ve bir miktar para bayılmanız. Endişelenmeyin o parayı çıkarmak mümkün. Siz de artık bir kuantum koçusunuz, kim tutar sizi artık…

Ne mi yapar kuantum koçları. “Her işi yaparım abi” modundadırlar. Psikolojik tedavi yaparlar, sınavlarda başarı sağlarlar, neyi nasıl yapacağınıza karar verirler, neyi istediğinizi size söylerler, üç beş bilimsel terim, üç beş NLP şartlandırması ile her şeyi yapmaları mümkündür.

Evlilik Evcilleştirir

İnsanoğlu, cinselliğin gücünden yani şehvetten tarih boyunca ürkmüştür.

Bunun dizginlenmesi amaçlı tek eşliliğe yatay bir geçiş yapma sözleşmesi yani evlilik zorunluluk haline getirilmiş, yasalar ve din de bu kurguyu tamamlamıştır.

İnsanoğlu, evlilikler ile şehveti ehlileştirme amacı güder, bunun sevgi kutbuna insanları yaklaştırması planlanmıştır, insanoğlu içindeki ‘’şehvetsiz sevgi’’ amacına yönlendirilir, tıpkı annesine, kız kardeşine hissettiği türden bir sevgi. Zira bu insana dinginlik verir ve bu kabul noktalarını esneterek insanın daha iyi bir köle olmasını sağlar.

Zira şehvet insana yön veren, insanı yönelten, insana amaç veren en büyük itici güçtür.
İnsan şehvetten korkutulur ki, sevgi fetişzmine çabucak entegre edilebilsin.

Sanat, bu sebeple şehvetin yanında yer alır.

Şehvete karşı, sevgiyi savunmak ve onu aşkla aynı kalıba indirgemek zamanımızın en büyük yanılgısıdır.

Tek eşliliğin sözleşmeye dökülmesi yani evlilik, başlı başına doğanın canlı türlerine yüklediği her türlü mücadeleye ters etki yapar ve evrimin tersine çalışmasına neden olur.

İnsanları, riske girmekten, gelişmekten alıkoyar, elinin altında sürekli çiftleşebileceği bir bireyin yasalarla yanımıza konulması asıl hapishane hayatıdır, köleliğinizin imzasının bir canlının üzerine atılmasıdır.

Sahip oldukları insana sahip olmaya başlar tarihsel materyalizm doktrinine göre, özel mülkiyet köleler yaratır, evlilikte insanlar arası bölgeler, sınırlar, zorunluluklar, sorumluluklar ve aidiyetler yaratılmasının belgelenmesidir.

Keza zembille inmeyen bu olayı bizler icat ettiğimize göre, acaba toplum baskısı olmasa evlilikler son bulur muydu?

OhaRa, Yükselmiş Varlık Bağlantısı

Bu dialoglar çok kısa süre önce, aydınlanmış varlık boyutlarının birinden olan OhaRa ve adını güvenlik sebebiyle saklamak zorunda kaldığımız bir insanın ilk kanal bağlantısı sırasında geçen konuşmalardır.

OhaRa: Şşşt… Uyan seninle bağlıntıya geçiyoruz.

  • Ne? Kim? Ben? Bağlantı??

OhaRa: Evet sen, seçilmiş kişi, özel insan, aslan parçası.

  • Sen kimsin? Hem nerdesin? Sesin geliyor ama görüntün yok!…

OhaRa: Ben teta kanalı, 3. banttan, aman 3. kattan yüksek bilinç, aydınlanmış varlık OhaRa…

– Scarlet Ohara?

OhaRa: Ananın OhaRa’sı… Dedirttin yani sonunda.

  • Cidden kimsin sen yaa… İçses?

OhaRa: Cık

  • Üst bilinç?

OhaRa: Hayır

  • Alt bilinç

OhaRa: Saçmalama o konuşmaz, dürter durur.

  • Mesih bilinci?

OhaRa: Onun işi var canım gelemedi yerine beni yolladı, Ya ne salak adamsın, ben seni aydınlatacam sende insanları… Sus iki dakika da söyleyeceklerime kulak ver. Kızdırma yüce kafamı.

  • Peki peki anlat bakalım.

OhaRa: Sana çok yüksek katlardan sesleniyorum, bu günden itibaren kanalın katımıza bağlanmış olacak, her ihtiyaç duyulduğunda dünyanın selameti için sana bilgiler vereceğiz.

  • Niye ben?

OhaRa: Neden olmayasın?

  • Az önce de dedin ya hafif salaklık durumları

OhaRa: Yok ya o sinirle söylenmiş bir şeydi, aydınlandık ama hala bir tarafımız loş.

  • ???

OhaRa: Biz ne diyorsak sizin iyiliğiniz için diyoruz dimi?

  • Bilmem bana ilk kez diyorsunuz da ondan şaşırdım. Hem böyle pat diye gelinir mi yahu, yok mu sizin UFO’nuz vizyonunuz falan? İnsan önce birkaç işaret yollar, hazırlık yapardık dimi.

OhaRa: Hey Allahım, ne hazırlığı be adam, biz seni hazırlamaya geldik, bir nevi talih kuşu olayı, yırttın anlıyor musun?

  • Şimdi benim ilahi planda bir rolüm falan da vardır

OhaRa: Bak şimdiden aydınlanıyorsun, ne güzel konuştun, ilahi plan falan, iyi iyi sevmeye başladım seni.

  • Eh azıcık bizde bir şeyler biliyoruz herhalde. Birde şey var, “Marduk gelecek dertler bitecek” ve “2004’ün nesi var, 2012’nin gezegenli felaketler zinciri var”

OhaRa: Sıkı bir medya takipçisisin belli, bu da iyi, yakında tüm medya senden bahsedecek zaten.

  • Hadi yaa, ama nasıl?

OhaRa: Dedik ya kıt zeka, biz seni sen insanları…

  • Nasıl yani!!??

OhaRa: Aydınlık aydınlık, aydınlatacan olm yaa…

  • Madem aldık bir misyon ne gerekiyorsa yaparız, ama adettir önce yazılı metinler gelseydi, sonra toplayıp kitap yapardık.

OhaRa: Yok biz onu denedik olmuyor, bir süre sonra eski yazdıklarımızla yeni yazdıklarımız tutmuyor, ayıp oluyor insanoğluna, sonra “biz bunları sizi denemek için farklı farklı yazdık” diyoruz daha da ayıp kaçıyor.

  • Hmmm

OhaRa: Hem sen niye dır dır edip duruyorsun, ayağına bir fırsat geldi işte tepme, hem açtığımız bu kanallar suyla çalışmıyor herhalde, sus da bilgi verip gidelim, daha bir sürü işimiz var.

  • Başlayalım o zaman.

OhaRa Kanal Bilgisi: Tarih 1 Haziran 2004, ben Teta kanalı 3. kattan yüksek bilinçli aydınlanmış varlık OhaRa, bu bedenli varlığı kullanarak sizlere dünya planetinin son gidişatıyla alakalı bilgiler vereceğiz. Bizler daha önceleri sizlerdik, siz bizden geldiniz, biz size gidiyoruz…

  • Varlıkçım bir dakika, tane tane söylesene şunları, yazmaya yetişemiyorum, zaten uykudan kaldırdın kafam bir ton. Biz size, siz bize.. Kimin eli kimin cebinde anlayamadım.

OhaRa: Ya sen ne maydonoz bir adamsın, al bilgini, yay insanlara, otur aşağı. Senin şu an yaşadığını yaşamak isteğiyle meditasyon yapan bir sürü insan var ama biz seninleyiz.

  • İyi ya işte ben de buna takılıyorum, neden ben? Çağırmadım etmedim sebebini söyleseydin bari.

OhaRa: O kadarına karışma, burada üslerimiz var, hiyerarşimiz var, biz de bir yere kadar biliyoruz, bize isim gelir biz kurarız bağlantıyı, bilgiyi de verdik mi tamamdır.

  • Hazır bağlanmışken bir-iki soru sorsaydım.

OhaRa: Sor tabi, gelişimin için iyi olur

  • Marduk falan deniyor, var mı cidden, öyle salına salına geçip biçecek mi bizi?

OhaRa: Bak bu dünya planetinin geleceğiyle ilgili olduğundan bu tarz bilgileri seninle şimdiden paylaşamayız, ama malum sen aydınlanma aşamasındasın ve ilerde olacak bazı şeyleri zaten göreceksin. Şimdi olur olmadık yere Marduklularla papaz olmayalım.

  • Var yani

OhaRa: Öyle demedim

  • Marduklular dedin, papaz dedin hatırlatırım, yok mu yani? Yoklarsa kimle papaz olacaanız?

OhaRa: Yok da demedim!!

  • Ne kadar tutarlı birisin sen böyle. Ya sen böyle konuştukça ben seni bir yerden çıkaracakmışım gibi oluyor. Sizin kattan başka isimle hiç kitap falan indirdiniz mi daha önce? Şöyle kalın mı kalın bir şey??

OhaRa: Yoo onu da nerden çıkarıyorsun? Hem biz kitap indirmeyiz, yazdırırız, bizim dinsel inançlarla alakamız yoktur. Biz sadece daha önce yollanmışların eksik taraflarını bulup onları telafi ederiz.

  • Hıı ettiğiniz belli, ama ne ettiğinizi hala tam anlayamadım. Hem az kaldı çıkarıyorum seni. Hiç yabancı değilsin.

OhaRa: Beni sorgulama, sadece bilgileri al, aydınla, parla, ışıl ışıl ol…

  • Devam edelim o zaman

OhaRa: Küresel ısınma eşliğinde dünya planetinin girdiği enerji girdaplarının, insanın moleküler yapısı ve DNA kodlarında yaptığı bazı değişiklikler sayesinde son boyuta ve yeni düzene giriş aşamasında kapıyı aralamak için DNAlarınızı biz aydınlanmışlara açmalısınız. Bunun yöntemini son hasat dönemine girdiğimiz ilk günlerde size duyuracağız…

  • Ohoooo beyim sen uçtun, “Küresel ısınma, molekül, DNA, enerji, kapı, boyut, yeni düzen, aydınlanma, hasat” bunların hepsini bir paragrafta kullanırsak işimiz zor, senin gibi parlamasak da birkaç bir şey biliyoruz, zaten bilgilerinizin tamamı, topu topu bu kelimelerle başka birkaç tanesinin daha yan yana gelmesiyle oluşturduğunuz kombinasyonlardan ibaret… En azından benim gördüklerim öyle, şimdi hepsini bir paragrafta toplarsak benim kitap 10 sayfayı bile geçmez, müsriflik yapmasak da uzun uzun yazsak, aralarda bir iki kelime koyar kitabı genişletiriz.

OhaRa: Farkında mısın “benim kitap” dedin, bak şimdiden bunu da kabullendin, itiraz etme de devam edelim, hem sen bizim için önemlisin.

  • Haydaa bir bunu söylemediğin kalmıştı, nerden geliyor bu önem??

  • ???

  • OhaRa??

  • Ohaaa?? Ohaaa?? Ordamısın?

OhaRa: Czzt bzzt, tamam geldim burdayım, bağlantı koptu da.

  • Nasıl yani?

OhaRa: O kadarını sen düşünme, devam edelim.

  • Yok yok etmeyelim, anladığım kadarıyla ben karanlık kalsam dünya planeti için çok daha hayırlı olacak. Hem ben uyuyacam, gecenin bu vakti ne aydınlanması yahu? Sabahı bekleseydik en azından, güneş ışığı ve senin ışığın ayrı bir kombinasyon, ayrı bir güzellik olurdu.

  • Ra??

  • OhaRa?

  • Ohaaa Ohaaaa, gittin mi lan OHAAAAAAAA!!!????

    Mehmet Aslan

Şeytan Ayetleri

“Şeytan Ayetleri” diye ünlenen sözlerin önce Kuran’a ayet olarak sokulduğu, bu sözlerde “Lat, Uzza, Menat” adlı tanrıçalar övüldüğü için putataparların, peygamber ve inanırlarıyla birlikte secde ettikleri, bir olay olarak kaynaklarda yer alır. Konu, bilim namusu içinde ve soğuk kanlı olarak tartışılmalıdır. Telaşa, heyecana gerek yok. Ortada bir olgu, bir gerçek varsa -ki vardır-, “hayır yok böyle bir şey” demekle yok olmaz.

Kimi polemikçiler, Humeyni’nin cinayete azmettirici fetvası doğrultusunda tutumlar sergilediler. Ve saldırı üstüne saldırıda bulundular.

Şimdi, olayın gerçekliğini dile getiren kanıtları görelim:

1-“Şeytan Ayetleri” olayına değindiği , bu olayı dile getirdiği savunulan ayetler:

a) Hacc suresinin 52. ayeti ve izleyen ayetler.

  1. ayette, her peygamberin okuduğu şeye, şeytanın bir şeyler kattığı ama tanrının, şeytanın kattığını hükümsüz bıraktığı ve kendi ayetlerini geçerli -sağlam kıldığı, anlatılır. Görüldüğü gibi anlatım, Şeytan Ayetleri diye bilinen ayetlerin, Kuran’a sokulup sonra çıkarıldığı, sokanın şeytan, çıkaranın da Cebrail aracılığı ile tanrı olduğu yolundaki ifadelere uygundur. Zaten tefsirler de bunu için bu ayetleri, olayın yansıtıcısı olarak görürler. 52.ayetten sonraki ayetlerde de aynı olaya uygun anlatımlar bulurlar.

b)İsra suresinin 73. ve 75. ayetleri:

Bu ayetlerin anlamları şöyledir:

“Ey Muhammed! Seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırıp daha başkasını ileri sürerek bize iftira etmeye sürüklüyorlardı nerdeyse. O zaman seni dost bulacaklardı. Eğer seni pekiştirmiş olmasaydık, andolsun ki, onlara eğilim gösteriyordun, az kalsın. O zaman sana, yaşamı da , ölümü de kat kat azab biçiminde tattırırdık. Sonra da bize karşı bir yardımcı bulamazdın.”

2-Hadisler:

Hadis 1: “Peygamber Mekke’de Necm suresini okurken secde etti ve onunla birlikte,-aldığı toprağı alnına götüren yaşlı birinin dışında Müslüman ve putatapan herkes secde etti.” Kaynak: Buhari( hadis no:555), Tirmizi ve öteki hadis, fıkıh kitapları.

SORU:

1-Peygamberin can düşmanı diye nitelenen putataparlar nasıl oldu da, Muhammed ile bir araya gelebildiler?

2-Putataparlar nasıl oldu da, Muhammed ile birlikte secde ettiler?

Bu soruların karşılığını bulabilmek için, bundan sonraki iki hadis iyi incelenmelidir.

Hadis 2: “Peygamber Mekke’de iken Necm suresini okuyorduç” Lat’ı, Uzza’yı ve bir öteki, üçüncü (put) olan Menat’ı gördünüz mü ? diyen yere gelince şeytan, peygamberin diline şunu atıverdi

“İşte bunlar, yüce turnalardır. Şefaatleri de elbette ki umulur.” Bunun üzerine putataparlar: “Muhammed daha önce değil, bu gün tanrıçalarımızı iyi sözlerle andı!” dediler. Yine bunun üzerine Peygamber secde etti ve onlar da secde ettiler. İşte bu nedenle de Tanrı şu ayeti indirdi:

“(Ey Muhammed!) Senden önce hiçbir peygamber yoktur ki, şeytan onun okudukları arasına, bir şeyler katıp bırakmasın. Tanrı, şeytanın bıraktığını bozar, kendi ayetlerini güçlendirir. Tanrı bilendir, hikmetlidir.” (Hacc suresi, ayet:52) (Anlatan Peygamberin arkadaşları: Abdullah İbn Abbas’ın da içinde olduğu bir topluluk. Kaynak: Süyuti, İbn Hacer)

Ve çok açık görülüyor ki:

Putataparların Peygamberle birlikte secde etmelerinin nedeni :”Peygamberin üç putu (Lat, Uzza, Menat) öven sözlerle anması ve bunu, ayet olarak okumasıdır.” Bu sözlerin oluşturduğu ayetler, tanrının ayetleri değil “şeytanın ayetleri”dir. Bu ayetler sonradan sureden çıkarılmıştır. Hacc suresinin 52.ayetinde anlatılanda budur.

Bu konuda uzun söze gerek yok. İslam dünyasının en büyük uzmanlarından Suyuti ve İbn Hacer “hadis”i sağlam ve olayı gerçek kabul ediyorlar. Süyuti’de, İbn Hacer’de hangi hadisin sağlam, hangisinin çürük olduğunu en iyi bildikleri İslam dünyasında kabul edilegelmiş uzmanlardır. Ve bunlar için de “dinsiz, İslam düşmanı” suçlaması yapılamaz.

NOT: Muhammed’ in Lat, Uzza ve Menat’ı övdüğü zamanın, İslamın henüz yayılmadığı, Mekke’ de Muhammed ile alay edildiği ve dolayısıyla Muhammed’in oldukça yanlız ve sıkıntılı olduğu bir döneme denk gelmesi üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır. Bu şekilde yanlız ve baskı altında olan Muhammed’ in büyük bir gaf yaparak adı geçen tanrıçaları övmesini açıklayabiliriz. Muhammed daha sonradan pişman olmuş ve bu kötü durumdan, “bunu bana şeytan söylettirdi” diyerek kurtulmaya çalışmıştır.