Ego ideali kavramını, kavramın kendi üzerinden değerlendirmeye karar verdiğimizde, kavramı bir tespit ile önümüze koyan Freud’un etimolojiye bir yenilik getirirken aslında kendi duyumsamalarını değerlendirdiği ve HÜCREyi neredeyse hiç hesaba katmadığını öngörebiliriz. Beyaz insanın fetihlerinden biridir EGO, onu haklı kılan ve hiç te naif olmayan kavramlar dizinlerinin hayatımıza müdahalesidir. Ego,id ve benzer sınıflandırmalar RUHbilim’i taçlandırırken ve yapılandırırken aynı anda RUH düşüncesini de güçlü bir şekilde desteklemektedir. Freud’un tanımları Tanrıyı hiçlemez, içseli indirgemeci bir tavırla başka bir bilinmeze yollar ve ayrıca estetik algısından oldukça yoksundur. Freud “sevgi” yi net bir şekilde tanımlamamıştır. Çoğu kez cinsellikle raporlanan münferit çelişkiler barındırır bu konudaki söylemleri…
Freud’ün bilimsel! çalışmalarına baktığımızda, Çiftleşme arzusu id ye ait bir güdüyse, o halde egoyu narsist sexual gelişmelerin itici faktörü olarak değerlendirmek nasıl mümkün olabilmektedir?
Freud, hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamak için hepsini yakmış. Bu ilginç davranışın “sevgi” bağıntısı hiç yoktur.
Ama ben hala egoyu sevgiye atfetmeye kararlıyım.
Bir şey rica edeceğim Freud’un ve diğer ruhbilim uzmanlarının görüşlerinden ziyade bu konuda kendi fikirlerinizi belirtirseniz sevinirim.