yol/suz yol/cu

kalbim, kalbim hep senden yana neden?
neden gülümsemelerimi kendi ellerimle atmalıyım dudaklarımdan?
neden gidesim var yanmaya? öyle alev alev değil belki bu cehennem.
düşün…
düşün…
düşün…
bu kaçıncı düşüşün
üzerine dizlerin?
dizlerimdeki çocuk yaraları düşüm.
off…
hayallerim… ellerim bu kadar küçük olmasaydı
tutabilirdim belki hayallerimi de
yada belki düşmezdim
böyle güzel olmasaydı düşlerim.

bilgiç kız; yıllar ötesinden bana gel
elbet her derde bir dermanın var…
korkuyorum
bugün yine çok korkuyorum
aşk, bebeğim, senden korkuyorum.
bilge ana, gecelerimin sevdalı kadını
söyle bana
— hangi yol götürür beni evime?

30.05.10

monolog IV

zamana karşı
– zaman tüketme koşusu bu
yürüdüğün tüm o dolambaçlı yolların
– toplamı
bir arpa boyu.
bu – dediler ki –
yüreğine karşı meydan savaşı
silahımsın kalbim oysa sen!
diren!

sentez

sentez

zincir olur özgürlüğüm, dolanır ayaklarıma
bir gün
/ne kaçmayı düşlersin
ne “öz”leşir özgrülüğün, özünle
/hür, yahut savrukça kurduğun düşlerin
şimdi yaprakların peşinde,
rüzgarla savrulan…
/işte
tüm şeyleri yitirdiğinde
-en son da deliliğini tüketince
o çıldırtıcı durağanlık zihninde
için için kemirir; delirtesiye!

18.04.09

içgörü – IV

intihar etti tüm kelimeler birbiri ardına
yüreğimin sarp yamaçlarından
sisli bir sessizlik; sözlüklerde…
bakakaldım…
yalnlarım avuçlarımda kaldı
yüreğimi inandıramadım
zihnime bir yıldırım çarpmıştı
yeni uyandım.


aynaya baktım günlerden bir gün
ben yoktum.
Tenine dokundum
dudakları yoktu.
Bana baktı
gördü ki; ben yoktum.
Sustum kaldım
benden çok “ben” olmuş maskem
yüreğimi bulamadım
kabuslar canımı yakarken
bu uykudan uyanamdım…


Sahi, kimdim ben?