124 yorum “Bir müslümanın Şeriat’ı istememe sebebi ne olabilir?”
Sadece doğuştan gelen bir özellik olarak Müslüman oluşu nedenlerden biri olabilir. Kendini tanıdıkça, sorguladıkça dinsiz olduğunu farketmiş, sonuçta şeriat karşıtı olmuştur.
Şeriat müslüman olanları bağlar. Eğer bir ülkede gayri müslimler varsa onları da şeriat kanunlarına tabi tutmak, onlara bir şeyi dayatmak olur. Bu da,
“Dinde zorlama yoktur.”(Bakara 256)
kaidesine ters düşecektir.
Aslında burda şöyle bir sonuç da çıkarılabilir. Şeriat müslüman olamayanların da din özgürlüğünü korur. Bu konuda tarihe bakılınca müslüman yönetimi altındaki topraklarda yaşayan hristiyan ve yahudiler de dinlerini yaşayabiliyorlardı.
“Kuran’ı tarihsel bir mitoloji kitabı olarak kabul ediyordur.”
gerçi bir kişi oy vermiş ama,bence bu seçenek olmamalı. bir müslüman Kuran hakkında böyle düşünemez.
Kutsal metinlerin (ya da bu metinlerin bazı kısımlarının) içinde mitolojik yanlar da bulunan tarihi belgeler şeklinde kabul edilmesi hiristiyanlık ve yahudilik için belli ölçülerde geçerli olabilir. ( Otokritik mi neydi, öyle bişey diyorlar, ve bazı bölümlerin dönemin şartlarını yansıtacak şekilde özel ve destansı bir formda yazdırılmış olduklarına inanıyorlar.)
Ama islamiyet açısından böyle bir şey söz konusu olamaz sanırım.
“Şeriat müslüman olamayanların da din özgürlüğünü korur. Bu konuda tarihe bakılınca müslüman yönetimi altındaki topraklarda yaşayan hristiyan ve yahudiler de dinlerini yaşayabiliyorlardı.”
Bana göre, gerçek müslüman içinde kötülük barındırmayandır… Şeriat de kötülükleri atmak anlamındadır. Kurandaki ayetlerin neyi anlattığından çok neyi anladığımıza bağlıdır. Çok anlamlı olması, şifreli olması da bundandır.
Eğer egoları yüksek birey yorumluyorsa ve uyguluyorsa kendi çıkarları doğrultusunda ayetler uyduracaktır ve bunun kural kaide olduğunu ifade edecek diktatörce inandırıp kandıracaktır çevresindekileri. Şeriat her bölgenin kendi çatısına uygulanabilir bir özellik taşır. Bana iyi bir başkasına şer olabilir. O nedenle her şer bir hayır her hayır bir şer barındırır. Şeriat böyle bir şeydir. Arapların uyguladığı kuralların başka topluluklara dayatılması, benimsetilmesi ve uygulanmaya çalışılması, kendi küçük beyni etrafında oluşturduğu tabuları sanki evrensel gerçeklik gibi yansıtmaya çalışılması EGO KRALLARININ BEKÇİLİĞİNİ YAPMAKTAN ÖTEYE GİTMEZ.
Örneğin örtünün denir: Egoları olan türban anlar Müslüman olan kötülükleri örtün anlar. Türban sadece bir insanın saçlarını örter beyninin içini örtmez. Müslüman için ise gerçek örtünmek içinde barındırdığı güzelliklerdir. Kötülükler ressesif gen iyilikler dominant gen olmuştur artık….
wittgenstein ,Marx,fizik kuralları ,şu bu fasa fisodur, haşa huzurdan bilmem nedir vahyin,türbanın kutsallığı yanında.Gerekirse hepsi yasakçı zihniyet denilerek damgalanır olur biter.Dünya işleri bunlar nasıl olsa.
kosmos/evren
insanlarin bilebildigi (bilemedikleri daha fazladir) hesaplayabildigi en büyük mekan/cevre..
Allah/yaratan
kosmosu/evreni de kusatan sinirlanamaz/hesaplanamaz SONSUZ mekan..
ES gecilen en önemli nokta ise
vahy´in anlamini carpitan gelenekciler ile onlarin cürük ögretilerini referans alan gelenekci reddiyeciler arasinda hicbir farkin olmadigidir..
biri
muhammed´in ilkeleri (seriat/hadis) diyerek vahy´in etrafina duvarlar örüp anlasilmaz kilarken
digeri
atatürk´ün ilkeleri (seriat/hadis) ni kendisine kalkan yaparak vahy´e saldiriyor..
evet
ehil eller ?
yanlislariyla/dogrulariyla insanliga büyük katkilari oldu bu anlamda bahsi gecen
ehil eller ? in eserleride
marks´in kapital´i de vahy´dir yanlis ayiklanir dogrular insanligin öz malidir anamizin sütü gibi helal..
xenix,
bu bilgi akisindan herkes gibi sende faydalaniyorsun sürekli akan bu
bilgiyi /vahy kimi fal/medyum/kahin´lik vs. icin kullaniyor bir baskalari ve sen daha farkli alanda E ücret de ödemiyor kimse..:))
yanilgi
tüm bu olup bitenleri yani hayati bir “oyun ve eglence” sanmak..
“..Biz
-gökleri
-yeri ve bunlar arasında bulunanları
-oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık..”duhan/38)
insan
irade
sahibi oldugu icin tercih hakkina sahip
tercih
hakkina sahip oldugu icin sorumlu
sorumlu
oldugu icin de hesap verecek yoksa farki olurmuydu insanin hayvandan ?
**
“..Ana Britannica’da “düşünce” maddesinin karşısında yazan şu sözleri dikkate almakta yarar vardır:
“Psikanalize göre,
‘birincil süreç düşüncesi’ bilinç dışı ve sözcük ötesi bir süreçtir.
Yani
sözcüklerle simgeselleşmemiştir.
Örneğin
bir isteğin bir insanı baskı altında bırakması sözcüklere dökülemez.
Bu
düşünce türünde karşıtlar bir arada bulunabilir; böyle düşünce
mantık kurallarına uymaz,
zaman ve yer tanımaz,
neden-sonuç bağıntısı taşımaz
ve
bütünüyle haz ilkesi doğrultusunda gerçeklikle bağıntısı olmayan
bir biçimde gelişebilir.
Oysa
‘ikincil süreç düşüncesi’ gerçeklik ilkesine bağlı olarak dış nesnelerin gerçekliğini gözetir,
söze dökülür,
dil ve mantık kurallarına uyum gösterir.” (Cilt: 11 s: 20)
**
“..Ve
-hiç
-kuşkusuz
-insanı biz yarattık
-ve
-nefsinin ona ne vesvese verdiğini biz biliriz
-Ve
-biz ona şah damarından daha yakınız..”(kaf/16)
Vesvese:
“Gizli bir sesle,
fısıltı ile düşünce aşılamak,
bir işe, eyleme yöneltmek” demektir.
İblis,
melektir tamam ama melek nedir?
“Hani meleklere,
“Âdem’e secde edin” demiştik de İblis müstesna hepsi secde etmişti.
İblis dayatmıştı..”(taha/116)
melek”,
“Kuvvet, yönetim gücü, elçi ve haber verici” demektir.
Kur’an’ı
iyi anlayıp dini doğru yaşayabilmek için
bu kavramın Kur’an’daki yer alışlarını iyi bilmemiz gerekmektedir.
melek
sözcüğü iki farklı anlamlı kökten gelebilmektedir.
Buna göre
“üluk” kökünden anlamına göre “elçiler/haberciler”;
“Melk” kökünden anlamına göre ise “yönetim güçleri” anlamına gelmektedir.
Eğer biz,
bilinç dışı düşüncelerimizi şeytanî özelliklerden arındırabilir ya da onun esiri olmayıp kontrol edebilirsek, insanlığa yararlı olabiliriz.
Bu
düşünceleri arındırabilmenin, kontrol altına alabilmenin tek yolu ise; öncelikle Allah’a sığınmak ve sonra da bu düşünceleri Kur’an mizanında tartmaktır.
Çünkü
düşünce sürekli olarak kontrolsüz üremektedir ama bu düşüncelerin eyleme geçmesi ise insanın inisiyatifindedir.
İblis
bizim yaşadığımız evrenin bir parçasıdır.
Yani
üç boyutlu alemdendir.
İnsanın
ayrılmaz bir parçasıdır.
Aksi bir durum
Allah’ın adaletine uygun düşmezdi.
Kimse
hissedemeyeceği tedbir alamayacağı başka bir boyuttan bir yaratık ile başetme imkanına sahip değildir.
Böyle
bir yaratığın insanlara musallat edilmesi adil bir davranış olmazdı.
Hem de
bu sünnetüllah’a/vahy aykırı olurdu.
“Allah hiç kimseye gücünün üstünde yükümlülük vermez
(Bakara 233, 286; En’am 252; A’raf 42; Mü’minun 62; Talak 7).”
Kafirler (hakikati örtenler)
kendilerine
peygamber olarak bir melek gönderilmesini istemişler Rabbimiz de onların beklentilerine şöyle cevap vermiştir.
“..De ki:
-Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı
-biz de elbette
-onlara gökten elçi olarak bir melek indirirdik..”(isra/95)
Evet
Peygamber bile insana aynı boyuttaki varlıklardan gönderilmektedir.
Zira farklı bir boyutun yaratığı ile iletişim söz konusu edilemez.
Yani
İblis(düsünme yetisi/enerji/güc) insanlara dünyayı sevdirecektir;
ihtiraslar,
tutkular oluşturacaktır.
Bu tutkular
sayesinde de mücadele,
yarışma,
bir ötekinden üstün olma gayret ve çabaları artacaktır.
Hayatın
Allah’ın koyduğu ölçülere uygun sürmesi ve sorumlu insanların sınanması için böyle alternatif bir gücün, enerjinin insanın içinde olması lazımdır.
İnsan bu
güç/enerji sayesinde seçici olacaktır.
Robotluktan kurtulacaktır.
Yani
bu güç sayesinde dilerse imanı ve taatı dilerse küfür ve isyanı seçebilecektir.
Onun için
İblis yaratılmış ve kendisine böyle bir mehil verilmiştir…”(iste kuran)
“Oysa
‘ikincil süreç düşüncesi’ gerçeklik ilkesine bağlı olarak dış nesnelerin gerçekliğini gözetir,
söze dökülür,
dil ve mantık kurallarına uyum gösterir.”
Bak biz şu başlıkta bu konuyu epey tartıştık. Hatta almanca yorumlar bile var. Orada senin yorumunu göremedim sevgili dostum. Yoksa çok mu entel/dantel buldun tartışmamızı?
Şu melekler;
“melek”,
“Kuvvet, yönetim gücü, elçi ve haber verici” demektir.”
Hani şu Allah’a soru soran melekler hangi sınıfa giriyor?
“Bakara (30) Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. “
a- Kuvvet
b- Yönetim gücü
c- elçi
d- haber verici
e- Soru sorucu
f- kafa tutucu
Güçtür, kuvvettir, elçidir, yok belki yönetimdir ya da hangi arapça kelimenin bilmem kaçıncı köküdür filan derken.. İkna oldum ben, tamam.
Yalnız hazır başlamışken, bi makale de “cinler” üzerine alabilir miyiz lütfen? (ve o da meseleyi kök-ünden ele alsın mümkünse.. demeye gerek bile duymuyorum izninle)
“bu bilgi akisindan herkes gibi sende faydalaniyorsun sürekli akan bu
bilgiyi /vahy kimi fal/medyum/kahin´lik vs. icin kullaniyor bir baskalari ve sen daha farkli alanda E ücret de ödemiyor kimse..:))”
Şimdi bundan sonraki aşama, çaput bağlamanın, yatırlara dua etmenin evrendeki bilgi akışına, melek kuvvetlerine katkıları ve yararları. Cinleride unutmamak lazım tabiki. Haydi hayırlı olsun new versiyon: ebubekir v3.0
Kimse
hissedemeyeceği tedbir alamayacağı başka bir boyuttan bir yaratık ile başetme imkanına sahip değildir.
Varsayalım başka bir boyutta,bu onun üstünlüğünümü gösterir ki onunla başedemeyelim.Ayrıca üç boyutlu alemdeyse nerde?
Peygamber bile insana aynı boyuttaki varlıklardan gönderilmektedir.
Zira farklı bir boyutun yaratığı ile iletişim söz konusu edilemez
Bu önerme deneysel olarak kanıtlandı mı? iletişim olayı yani.
inandığı metafizik olgularla,fizik olgularını birleştirmeye çalışmanın gereği nedir ki? Yasakçı olmayan beynin tuhaflıkları olsa gerek. Birde kuantum fiziğiyle haşır neşir olsan,artık kimse tutamaz seni.
“Tüm bu söylediklerim şakaydı arkadaşlar” deme ihtimalin varmı acaba,keşke olsa.
Aslında bunun cevabı Müslümandan Müslümana göre değişmesinin nedeni Müslümanın nasıl bir Müslüman olduğudur.
Ben Müslümanları ikiye ayırıyorum:
Dinci
Mümin
Dinci dediğinin Müslüman olmasının önemi yoktur. Hangi dinden olursa olsun o dini alır, satar, kiraya verir…gösterisini yapar…avantasına, çıkarına, rantına bakar. Allah kıyakçısıdır. Allah a kıyak yapınca yönünün cennet olduğunu sanar. Avantası şeriatta daha fazla ise şeriat, laiklik ise laiklik der. Fırıldaktır…çalkalamaya ve kıvırmaya bayılır.
Turnusol gibi iki ayet yazayım şuraya…dinci ile mümini ayırt etmenizde çok işe yarar bu iki ayet.
Nisa 140 ile enam 68.
Nisa 140:
Oysa Allah size Kitapta “Allah’ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
Enam 68:
Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra, o zalimler grubu ile beraber oturma.
Bunlarla mümini dinciden şıp diye ayırırsınız.
Kitap yani Allah emrediyor; Tanrıyı ve dini inkar edenden uzak dur!
Mümin tanrısı ve imanı ile arasına kimseyi sokmaz…
…dinci ise kendini insanlar ve tanrı arasından hiç eksik etmez. Tebliğler eder, het höt diye vızıldar…
“……..Enam 68:
Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra, o zalimler grubu ile beraber oturma….”
muhatabim “atalarimiz ya yanlis anladilarsa” diyen sorgulayan,süphe duyan vs. herkes
siz
kendinizi,dedikoducu/zalim olarak ifade edilen grubun icine dahil ediyorsaniz muhatabim degilsiniz zaten..
bu
kendi dogrularimi paylasmama yada farkli dogrulari okumaya,dinlemeye engel bir durum degil kendinizi bulunmaz hind kumasi sanmaniz ancak sizin kuruntunuz=kibir yani rejim bekcisi yasakcilarin ortak özelligi..
Bir de demezler mi sen dedikoducu ve zalim misin diye.
Önde gideniyim hem de. İnanmadığım hatta zırva ve ahlaksız bulduğum bir konuda başka ne olabilirim?
Açalım:
Bendeniz ne yaptım?
Kuran dan iki ayet getirdim astım…yan tarafta müteşebbilmemne konusu tartışılıyor zaten…burada o mevzuya girmeyelim. Ancak şu da var ki bu iki ayet iki kere iki dört kadar açık ve de aşikar.
Hoş…kendimizi bildik bileli şunu duyarız:
“İslam dininin en önemli özelliği Allah ile kul arasında kimsenin olamayacağıdır.”
Enam 68 ile Nisa 140 bunu diyor zaten:
“Seninle benim arama giren adamı muhatap alma!”
Dincinin ben gibi zındıklara giydirmesine ben alışkınım:
“Dedikoducu, kafir, zalim, küfre meyilli, rezil, ip ni ver lan şerefsiz”
…say say bitmez.
Sen bana giydir de…ayetler Allah ın kelamı…sanki ben yazmışım gibi bana nasıl mal edersin?
Gelmiş orada burada din iman satıyorsun…
Adını da koymuş:
“Tebliğ ediyorum”
Sabahlara kadar et de, bunun sana-bana-mala-davara ya da bu millete yararı ne?
Hep beraber sayende cennete mi gideceğiz? Benim sayemde karnene “cennetliktir” kertiği mi atılmakta?
HoLa yazdi;
“İslam dininin en önemli özelliği Allah ile kul arasında kimsenin olamayacağıdır….”
allah ile kul arasina kimse giremiyorsa peygamberler neden geldi ?
sizi
bilgilendiren
insanlara
“allah ile kul arasina kimse giremez” modundaki sacmaliginiz bir yana siz sabahtan aksama “yok/öldü” dediginiz tanrinin “ARACI”si gibi calisiyorsunuz masaallah valla komiksiniz..
evet
peygamberler
allahin elcisi olarak insanlari
dogruya
hidayete
davet etmekle yükümlüdürler
ve
allah ile kul arasina girmek onların görevidir cünkü elcidirler..
evet
islamda “günah cikarma seanslari” yoktur ve bu anlamda bir “ruhbanlik” da yoktur ama allah ile kul arasindaki insana biz elci diyoruz yani bir sey ile diger sey arasinda ARACI..
bir an hakli oldugunuzu varsayalim o vakit bu iste bir hinlik var cünkü madem
allahla kul arasina kimse giremiyor öyleyse;
1-atatürk diyaneti nicin kurdurdu?
2.niye toplanan vergilerle yüz binlerce “ARACI” yetistirdi,finanse etti?
3-yanlis yaptiysa mirascilari bugüne kadar niye devam ettirdi?
4-on yilda bir darbe yaparak sözüm ona yanlislara “fasist ayar”yapan ordu “ic düsman” olarak gördükleri kesimin üretildigi diyaneti niye fesh etmedi yada bir cagdas demokratik “balans ayari” yapmadi?
5-sagci ve solcu kemalistlerce,mevlevilik ve alevilik neden devletin resmi tarikat´iymis gibi el bebek gül bebek muamelesi gördü?
VS..
1925´te tekke ve zaviyeleri kapatan chp´nin
1970´li yillarda genel başkani olan bülent ecevit´in “tarikatlar serbest olmalidir”(bu söz takiyye midir, politik midir,
iki yüzlülük müdür bilemem) beyanindan haberiniz var mi ?
baykal´in (“xenix´e göre O bir “dinci”:)) carsaf ve kuran kursu acilimlari zaten yakinda oldu,kilicdaroglu´nun stratijisi de akp´den farkli olmayacagi gün gibi asikar tabi bu bahsi diger..
demistim
“su kaynagini bulur” siz istemesenizde cünkü hayat mühlet verir ama affetmez E suyu kim tersine akitmis da basarili olmus dimi..
Bir de salak saçma 1400 yıllık GERİZEKALI bedevi ayetlerle beni bu sitede bilgilendirme. Ayrıca senden isteyen mi oldu ? Ki öte yandan buradaki bir çok insan OKUMA – YAZMA biliyor. Tek kitabın her ayeti internette neredeyse her dilde yazıyor. İsteyen oralardan kolayca okur. Sen kimsin beni bilgilendiriyorsun. Katılacaksan konuya o konunun kendi içeriği içerisinde ver cevabını… Allemi cihan zannediyor kendini galiba bu cahil…
Kendin oku kendin anla… İstediğin ayete istediğin yorumu ver bana ne yahu…
Bir de diyaneti beğenmiyor hasban… Sanki kendi yorumları daha iyiymiş gibi…
Sanki kendi yorumlarıyla islamdaki gerizekalılık değişecekmiş gibi… Sanki onlardan bir farkı varmış gibi… Bu resmen psikolojik bir sorun. Başka birşey değil.
Diğer yandan kendi ahlakçılığı da onlardan milim farklı değil, ikiyüzlü davranışlarla, yeni bir şey bulmuş magribi gibi atlayışlara da artık karnımız tok. Senin gibi sorunluları Türkiye Cumhuriyetinin evlatları tanıyor ve biliyor. Yok oluşuna mum yak ve aslında sevin.
Kaynak suyun yolunu daha en baştan bedevi zırvalarla tutmuşken ağzınla kuş tutsan ne değişir ?
HoLa yazdi;
“İslam dininin en önemli özelliği Allah ile kul arasında kimsenin olamayacağıdır….”
allah ile kul arasina kimse giremiyorsa peygamberler neden geldi ?
sizi
bilgilendiren
insanlara
“allah ile kul arasina kimse giremez” modundaki sacmaliginiz bir yana siz sabahtan aksama “yok/öldü” dediginiz tanrinin “ARACI”si gibi calisiyorsunuz masaallah valla komiksiniz..
evet
peygamberler
allahin elcisi olarak insanlari
dogruya
hidayete
davet etmekle yükümlüdürler
ve
allah ile kul arasina girmek onların görevidir cünkü elcidirler..
evet
islamda “günah cikarma seanslari” yoktur ve bu anlamda bir “ruhbanlik” da yoktur ama allah ile kul arasindaki insana biz elci diyoruz yani bir sey ile diger sey arasinda ARACI..
bir an hakli oldugunuzu varsayalim o vakit bu iste bir hinlik var cünkü madem
allahla kul arasina kimse giremiyor öyleyse;
1-atatürk diyaneti nicin kurdurdu?
2.niye toplanan vergilerle yüz binlerce “ARACI” yetistirdi,finanse etti?
3-yanlis yaptiysa mirascilari bugüne kadar niye devam ettirdi?
4-on yilda bir darbe yaparak sözüm ona yanlislara “fasist ayar”yapan ordu “ic düsman” olarak gördükleri kesimin üretildigi diyaneti niye fesh etmedi yada bir cagdas demokratik “balans ayari” yapmadi?
5-sagci ve solcu kemalistlerce,mevlevilik ve alevilik neden devletin resmi tarikat´iymis gibi el bebek gül bebek muamelesi gördü?
VS..
1925´te tekke ve zaviyeleri kapatan chp´nin
1970´li yillarda genel başkani olan bülent ecevit´in “tarikatlar serbest olmalidir”(bu söz takiyye midir, politik midir,
iki yüzlülük müdür bilemem) beyanindan haberiniz var mi ?
baykal´in (“xenix´e göre O bir “dinci”:)) carsaf ve kuran kursu acilimlari zaten yakinda oldu,kilicdaroglu´nun stratijisi de akp´den farkli olmayacagi gün gibi asikar tabi bu bahsi diger..
demistim
“su kaynagini bulur” siz istemesenizde cünkü hayat mühlet verir ama affetmez E suyu kim tersine akitmis da basarili olmus dimi..
slm.
Dedim size…
…dinci çalkalar, kıvırtır, gerdan kırar.
🙂
Şu ise ibretliktir:
“İslam dininin en önemli özelliği Allah ile kul arasında kimsenin olamayacağıdır….”
allah ile kul arasina kimse giremiyorsa peygamberler neden geldi ?
Biz peygamberleri, ancak rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz. Artık kim iman edip durumunu düzeltirse, onlara hiç korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.(Enam 48)
Biz seni ancak bütün insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.(Sebe 28)
Peygamberleri müjdeciler ve azab habercileri olarak gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah mutlak üstündür, yegane hikmet sahibidir.(Nisa 165)
bir an hakli oldugunuzu varsayalim o vakit bu iste bir hinlik var cünkü madem
allahla kul arasina kimse giremiyor öyleyse;
1-atatürk diyaneti nicin kurdurdu?
2.niye toplanan vergilerle yüz binlerce “ARACI” yetistirdi,finanse etti?
3-yanlis yaptiysa mirascilari bugüne kadar niye devam ettirdi?
4-on yilda bir darbe yaparak sözüm ona yanlislara “fasist ayar”yapan ordu “ic düsman” olarak gördükleri kesimin üretildigi diyaneti niye fesh etmedi yada bir cagdas demokratik “balans ayari” yapmadi?
5-sagci ve solcu kemalistlerce,mevlevilik ve alevilik neden devletin resmi tarikat´iymis gibi el bebek gül bebek muamelesi gördü?
VS..
1925´te tekke ve zaviyeleri kapatan chp´nin
1970´li yillarda genel başkani olan bülent ecevit´in “tarikatlar serbest olmalidir”(bu söz takiyye midir, politik midir,
iki yüzlülük müdür bilemem) beyanindan haberiniz var mi ?
baykal´in (“xenix´e göre O bir “dinci”:)) carsaf ve kuran kursu acilimlari zaten yakinda oldu,kilicdaroglu´nun stratijisi de akp´den farkli olmayacagi gün gibi asikar..
Adı Diyanet (Din demektir) olan ama “Sunni İslam Dairesi” olarak misyonerlikten başka bir şey yapmayan bu garubet kurumun kuruluş nedeni şeyhulislamcılığı yok edip din işleri ile uğraşanları bir çatı altında devlet kontrolü altına almak idi…
…din iman işlerinden üfürükle, uydurmalar, kalitesiz çoğunluklar yaratarak edepsizce her türlü soytarılığa soyunanların önüne geçmek için yani…
…şu anda yaklaşık yüz binin üzerinde kadrosu vardır. Bunun doksan bini imam kalanı memur vs dir. Geçenlerde bir on bin beş yüz kişi daha alınacağını anons ettiler.
Bu ülkede farklı mezheplerden ve dinlerden olanlara bakmayan bir kurumdur.
Ama vergiden bir kaç bakanlığın toplam bütçesinden daha fazlasını çatır çatır iç etmeyi bilir…
…çöl eşşoğlueşşekliklerinin her türlü edepsizliğini barındırır yani.
İmam kişi ile Allah arasına girmez…
…üfürükçü değil ise.
Diğer bir deyişle imam BİREYSEL çalışmaz…
…sapık değil ise.
Haaa çalışanı var mı?
Çooook…
…ritüelleri itibarı ile dinler ahlaksız sistemlerdir demiştim değil mi?
Bu ritüelleri sokaktaki adam uydurmakta…dinde yeri yoktur.
Gelelim orduya…
TC ordusu keza sokaktaki adamlardan oluşur…başka bir kültürden gelmez. Ordunun solu tehdit görerek karşısına imamları koymaya kalkışmasının bu ülkeye en ufak bir yararı olmadı…beter olmaya da devam etmekte.
Ayetler hala orada duruyor…
…ben demiyorum onları Allah diyor.
O ayetler karşısında kol kola girmiş halay çeken milyonlar var…avanta için.
Yapmayacakları da yoktur.
(Bana yazma ona yaz…şuna yaz: Bendeniz kişilere değil yazılanlara cevap veriyorum…kişileri hedefleseydim Facebook ya da bir kaç arkadaş sitesi ya da ne bileyim çöp çatan, edebiyat sitesi filan bulurdum…burada mektuplaşmıyoruz öyle değil mi)
“Adı Diyanet (Din demektir) olan ama “Sunni İslam Dairesi” olarak misyonerlikten başka bir şey yapmayan bu garubet kurumun kuruluş nedeni şeyhulislamcılığı yok edip din işleri ile uğraşanları bir çatı altında devlet kontrolü altına almak idi…
…din iman işlerinden üfürükle, uydurmalar, kalitesiz çoğunluklar yaratarak edepsizce her türlü soytarılığa soyunanların önüne geçmek için yani…”
diyorsuun..
peki
ne degisti ?
güya
herseyi cagdaslastiracagim dedi osmanlidan devraldigi araplarin kültürünü,yasam tarzini,örf ve ananelerini teblig eden seyhul islam makamini ismi haric oldugu gibi birakti ?
bence yanlis yapti
sence ?
**
“Bu ülkede farklı mezheplerden ve dinlerden olanlara bakmayan bir kurumdur…”
belli ki
bu durum atatürk´ü pek rahatsiz etmemis..
sence ?
**
“Ama vergiden bir kaç bakanlığın toplam bütçesinden daha fazlasını çatır çatır iç etmeyi bilir…”
1-anayasal haklarini kullaniyorlar
2-bütce ic ediliyorsa kemalist bakanlar/milletvekilleri,kemalist yargiclar,ordu göreve pankarti acan rektörler,kemalist yargiclar vs. nerdeydi ?
yani
sizin
kemalistler görevlerini yapmadilar diyorsuun..
belki
“türban yasak” naralari atmaktan firsat bulamamis olabilirler..
**
“İmam kişi ile Allah arasına girmez…”
giremez mi ?
öteye geciyor hemide atatürk adina sen kendini kandir cagdas bedevi..
**
“Ordunun solu tehdit görerek karşısına imamları koymaya kalkışmasının bu ülkeye en ufak bir yararı olmadı…”
kemalist ordu yanlis yapti diyorsuun..
E bende
baska bir sey demiyorum
ne sol
ne sag
ne din
ordu kislaya..
Hani bir laf vardır…görmemişin bir bisikleti olmuş çekmiş pompasını koparmış.
Ritüeller bir konuda başkalaşmış ve özü ile bağdaşmadığı halde genel kabul görmüş yaşayan ve yaşatılan kurallardır.
Örnekleyelim:
Bu başlıkta ya da başka bir başlıkta bir arkadaş bir kaç ayet getirip asmıştı: Ayetler oldukça açık. “Peygamberin görevi bitmiştir”
diyordu özetle. Peygamber görevi bittikten sonra…kaldı ki öldükten sonra daha ne peygamberliği olabilir? Peygamber senin benim gibi biri…yine inanca göre…Allah tarafından seçilen birisi. Sen kalkıp peygamberi kutsal görüyor hatta özenip buralarda ona buna tebliğde bulunuyor isen ve senin gibi bir sürü insan bunu yapıyor ve bu yaptığını da doğru görüyor ve de hizaya getirdiği adam sayısına göre cennet yolu aydınlanacak…
…ki bendeniz buna “Allah kıyakçılığı” diyorum…
…bunun anlaşılmayacak nesi var…
…bunlar ritüellerdir.
Allah, din, peygamber, şeyhulislam, kitap adına çıkıp boru öttürmece yani…
Her türlü edepsizliğe de davetiye çıkarır…çıkarmaktadır da.
Çık ortaya bunu dile getir, kanıtlarıyla ortaya koy…ne kadar pastaneci, fırıncı var tepene biner.
(Gidin diyanetin sayfalarına bakın kandillerin Mısır dan gelme bidatlar olduğu yazmakta)
Orada burada çıkıp “senin dinin sana benimki bana” denir denmesine ancak din hakkında senin düşündüğünden farklı laf edene had bildirilir…saygı dilenir…
…ritüeldir.
Kapı gibi ayetler orada…etrafından dolanıp duruyorsunuz …dolanın tabii…bu dolanma da ritüeldir.
Şu yazdıklarım içinde elle tutulur ne var?
Tamamı edepsizlik için temel olmaktalar…
“Hayır efendim ben böyle değilim”
…e değilsin.
Ama milyonlarcası öyle.
Sen oradan istediğin kadar Nisa 34 deki KADINI HAFİÇE DÖVÜN ibaresi için yırtın.
Topluma bak…
…dövüyor, eziyet ediyor, meclis topluyor ölüm fermanı imzalıyor.
Ritüeller…
120.000 kişilik diyanet kadrosunun yüce kaçı kadınını dövüyordur acep…
Ha?
Sen şimdi çıkıp bana “Kemalizm, ritüelleri itibarı ile ahlaksızdır” diyorsun.
🙂
Sen bu milletin eline ha Muhammedi vermişiiiin ha Mustafa Kemal i.
“… Din birliğinin de bir ulusun kuruluşunda etkili olduğunu söyleyenler vardır. Ne var ki, biz, bizim gözümüzün önündeki Türk ulusu tablosunda bunun tersini görmekteyiz….
Türkler İslam dinini benimsemeden önce de büyük bir millet idi.
Bu dini benimsedikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan İranlıların, ne de Mısırlıların ve başkalarının Türklerle birleşip bir ulus oluşturmalarına yol açtı. Tersine, Türk uslunun ulusal bağlarını gevşetti; ulusal duygularını, ulusal coşkusunu uyuşturdu. Bu çok doğaldı.
Çünkü Muhammed’in kurduğu din bütün ulusallıklarının üstünde yaygın bir Arap milliyetçiliği politikasına dayanıyordu. Bu Arap düşüncesi, ümmet sözcüğü ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler kendilerini unutmaya, hayatlarını Allah sözcüğünün her yerde yükseltilmesine adamaya zorunlu idiler. Bununla birlikte Allah’a kendi ulusal dilinde değil, Allah’ın Arap budunda gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve duada bulunacaklardı. Arapça öğrenmedikçe Allah’a ne dediğini bilmeyecekti.
Bu durum karşısında Türk ulusu bir çok yüzyıllar boyunca ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin, adeta bir sözcüğünün bile anlamını anlamadan Kuran’ı ezberleyip beyni sulanmış hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan hırslı hükümdarlar, Türk ulusunca ne olduğu, kim olduğu belirsiz cahil hocalar ağzıyla saçılan ateş ve azap ile korkunç bir karanlık ve karışıklık içinde kalan dini, kendi tutkuları ve politikaları uğruna bir araç olarak kullandılar. Bir yandan Arapları zorla boyundurukları altına aldılar, bir yandan Avrupa’da Allah sözcüğünün kutsal parolası altında Hıristiyan uluslarını yönetimleri altına aldılar. Fakat onların dinlerine ve ulusallıklarına ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar ne de onlarla birleşerek güçlü bir ulus yarattılar.”
Yurttaşlık Bilgileri
Mustafa Kemal Atatürk
Çağdaş Yayınları 1996
Aynı Mustafa Kemal şunları da demiştir:
“Ey millet! Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah’ın selameti, sevgisi ve hayrı üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri duyurmaya memur ve elçi olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki, Kur’andaki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor.”
“Din vardır ve lazımdır. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur”
“Bizim dinimiz en makul ve en tabi dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur.””Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri, hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz da.” 3
“Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edebilmekte, Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanıkuvvetlenir, kalbi cesaret bulur.”
“Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür- Adalet-i ilahiye, O’nun tecellilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devrede mütalaa olunabilir, ilk devir insanlığın çocukluk ve gençlik devridir. İkinci devir, insanligin kemal (olgunluk) devridir.”
“Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür. Allah’ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki Kuran’i azimüssandaki husustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, temel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa hakikate tamamen uyuyor. Eğer akli mantığa, hakikate uymamış olsaydı bununla diğer ilahi ve tabi kanunlar arasında aykırılıklar olmalı gerekirdi. Çünkü bütün kanunları yapan Cenab-ı Hak’tır.”
“Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi. Fakat bina uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayi takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur binayı fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üzerinde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktir”
“O,(Hz. Muhammed) Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. O’nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonsuza kadar O ölümsüzdür.”
“Büyük inkılap yaratan Hazreti Muhammed’e karşı beslenilen sevgi, ancak O’nun koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir.
“Bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son peygamberi Hazreti Muhammed’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak takip etmeli. Tüm Müslümanlar Hazreti Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli. İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilir.”
Bu iki deyişin arasındaki fark oldukça zıt öyle değil mi?
Birisi Cumhuriyet öncesidir, meclisi açılışı, Balıkesir Hutbesi falan…yani şeriat hala devam ederken…diğeri ise Cumhuriyet sonrası.
Bunun senin benim keyfime kalan bir yanı var…bu ifadelerden neleri, nereden, ne şekilde alacağımızdır.
Sen gider şeriat döneminde hitap eden Atatürk ü okur huşu içinde dört caar olur orada burada efendi kapıları alırsın…
…ben ise o dediklerini sallamam bile.
Atatürk ün ne olduğu her daim bellidir…Muhammed in de öyle…
Aslolan senin benim tıynetimdir…
Bugünkü Diyanet dediğiniz kazulet kuruluş Atatürk ün eseri falan olamaz…
…bunu yutturacağınız kişiler elbette olabilir.
Atatürk ile bir kabile bedevisini ayırt edemeyenlerden bahsediyorum…
HoLa yazdi;
“Bu iki deyişin arasındaki fark oldukça zıt öyle değil mi?
Birisi Cumhuriyet öncesidir, meclisi açılışı, Balıkesir Hutbesi falan…yani şeriat hala devam ederken…diğeri ise Cumhuriyet sonrası.
“Atatürk ün ne olduğu her daim bellidir……”
yani
1.ci mustafa kemal yalan konustu köprüyü gecene kadar ayi´ya dayi dedi diyorsuun..
2.ci mustafa kemal ipleri eline gecirince birinci mustafa kemal´i cöpe atti diyorsuun..
Eee..
demek sende de yeni birsey yok eski tas eski hamam neyse
zaten uzun zamandir forumda yazdiklarimi teyid etmissin danke..
HoLa cancazim,bilineni tekrar etmissin o kadar yani atatürkün bir ilkesi yok,ilke olarak pazarlananlar batidan tercüme edilen asirmalardan ibaret..
tekrar edeyim öyleyse;
1-mustafa kemal, demokrasisiz bir yönetim benimsedi/uyguladi..
2-mustafa kemal´in, bir sözü diger sözünü tutmadi..
3-mustafa kemal,pragmatist,otoritesine odaklanmis,kendini layusel ZANeden bir lider..
4-mustafa kemal,otoritesini saglamlastiracak yada katki saglayacak herkesle isbirligi yapmis ve ihtiyaci kalmadiginda da kendisine yardımci olan herkesi bir sekilde diskalifiye etmis..
5-ifade ettigin gibi mustafa kemal,dindarlarin yardimina ihtiyac duydugunda meclisi dualar ve mevlid ayinleriyle acmistir dahasi ihtiyaci oldugu sürece kürtlerle,komünistlerle,eski ittihatcilarla iyi gecinmis ve hedefe vardiginda topunu ezmis gecmis..
türk halki
ülkeyi tam bir diktatörlükle idare etmis olan mustafa kemal´in sözde “ilke”lerine neden sahip cikmadigini simdi anladin mi ?
anlamadiysaniz
“atatürkün partisi” olarak bilinen chp´nin durumuna bakin yeter..
ha
hala
anlamdiysaniz bekleyin “evrensel dogrulara” karsi direnenlerin nasil bir “evrensel inkilap” ile devrildigini görün..
Ayıya ayı olduğunu belli etmemenin yolu ayıya dayı demek midir yoksa ayıya kendini dayı sandırmak mıdır?
Ayı ayıdır…
…kaldı ki görülen şu ki bugün ayı bildiğin aynı ayı.
Tek partili dönem elbette tam manası ile bir demokrasiyi yansıtmaz…ancak 1930 lu yıllarının dünyadaki mevcut çağdaş demokrasi anlayışının bir çok özelliklerini genç Türkiye Cumhuriyetine mal etme gayretlerini görmemek için ya kör ya da hin olmak lazım.
Atatürk’ün gayretleri şeyhulislam/cı/lar tarafından acımasızca baltalanmıştır.
Sonra da İnönü tarafından
Mustafa Kemal den devam edelim…
Bu arada ben Atatürkçü değilim…En azından şu anda kendilerine Atatürkçü diyenlerden değilim. Atatürk ü hem takdir ederim hem de çok severim.
Anlayacağın ne arkasına saklanırım ne de onu ilahlaştırırım.
Atatürk dindar düşmanı değildir…ama dinlerle işi olmaz. Hatta din düşmanıdır:
“Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık cahil hocalar ağzıyla ateş ve azap haliyle müthiş bir muamma haliyle kalan, dini, hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan zorla arapları emirleri altına aldılar bir taraftan Avrupada Allah kelimesinin ilahi parolası altında hristiyan milletlerinin idaresi altına geçirdiler. Fakat onların dinlerine ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler ve onları ümmet yaptılar…”
Hırkasıdır diye bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular halife oldular.
Gah şarka, cenuba, gah garba veya her tarafa saldıra saldıra Türk Milletini Allah için, peygamber için, topraklarını, menfaatlerini benliğini unutturacak, Allah’a mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler, his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadetin öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaat ve temin eden dini akide ve dini his millet uyandığı zaman onun şu acı hakikatı görmesine mani olmadı.
Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatına kavuşmak telkin eden din hissi, dünyanın acısı duyuların tokatıyla, derhal Türk Milleti’nin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti..
Türk vicdani umumisi, derhal yüzlerce asırlık kudret ve küşayişle, büyük heyecanlarla çarpıyordu. Ne oldu..? Türk’ün milli hissi, artık ocağında ateşlenmişti, artık Türk cenneti değil,eski hakiki büyük Türk cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra.
Türk Milleti, milli hisi dini hisle değil, fakat insani hisle yanyana düşünmekten zevk alır. Vicdanında milli hissin yanında, insani hissin şerefli yerini daima muhafaza etmekle muftehirdir.
Türk Milleti insaniyet aleminin samimi bir ailesidir.
Bütün bu söylediklerimizi kısa bir çerçeve içine sokmak istersek şöyle diyebiliriz. Türk Milleti’nin teessüsünde müessir olduğu görülen tabiri ve tarihi vakıalar şunlardır.
A- Siyasi varlıkta birlik
B- Dil birliği
C- Yurt Birliği
D- Irk ve menşe birliği
E- Tarihi karabet
F- Ahlaki karabet
Atatürk, 6 ayrı tarihi vakıa saymakta ve bunların arasında din birliği gibi milyonları etkileyen olguyu dahil etmemektedir.
Bütün milletler tamamen aynı şartlar altında teşekkül etmemiş olduklarına göre, Türk Milletinde yaptığımız gibi, diğer her millet ayrı olarak mütalaa edilmedikçe, milliyet fikrini umumi ve fenni olarak tarif etmek güçtür.
Hürriyet insanın düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir. Bu tarif Hürriyet kelimesinin en geniş manasıdır. İnsanlar bu manada hürriyete hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü malumdur ki insan, tabiatın mahlukudur.
Müslümanların, devamlı olarak söyledikleri, ‘İnsan Allah’ın kuludur’ deyimi de burada şekil değiştirmektedir.
İptidai insanların, tabiatın herşeyinden, gök gürültüsünden, geceden, taşan bir nehirden ve vahşi hayvanlardan ve hatta birbirlerinden korktuklarını biliyoruz. İlk his ve düşüncesi korku olan insanın her düşünce ve dileğinin mutlak surette yapmaya kalkışmış olması düşünülemez. İptidai insan kümelerinde ata korkusu ve nihayet büyük kabile ve kavimlerde ata korkusu yerine kaim olan Allah korkusu insanların kafalarında ve hareketlerinde hesapsız memnular yaratmıştır. Memnular ve hurafeler üzerine kurulan bir çok adetler ve ananeler, insanları düşünce ve harekette çok bağlamıştır, o kadar ki düşünce ve hareket serbestisi gibi bir hak mefhum malum olmamıştır. Cemaatlerin başına geçebilen adamlar, cemaati Allah namına idare ederdi.
Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allah’a istediği gibi ibadet eder. Hiçkimseye dini fikirlerinden dolayı birşey yapılamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dini yoktur. Türkiye’de bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. Artık samimi mutekitler, ( konuyu bilenler ) derin iman sahipleri, hürriyetin icaplarını öğrenmiş görünüyorlar.
(Atatürk burada önce, “derin iman sahipleri, hürriyetin icaplarını öğrenmişlerdir” ifadesini kullanmakla birlikte, olmakla, öyle görünmek arasındaki farkı da göz önünde bulundurarak, katiyet ifade eden “öğrenmişlerdir” ifadesini, daha sonra katiyet ifade etmeyen, “öğrenmiş görünüyorlar” şeklinde değiştirmeyi daha uygun görmüştür. Bugünkü Türkiye’ye baktığımızda, derin iman sahipleri için hürriyetin icaplarını öğrenmişlerdir diyebilmemiz oldukça zor. Atatürk’ün bu ifadeyi görünüyorlar şeklinde değiştirmekle bu “derin iman sahiplerinden” emin olmadığını göstermiştir.)
Bütün bunlarla beraber, din hürriyetine, umumiyetle vicdan hürriyetine karşı taassup yükünden korunmuşmudur bunu anlayabilmek için, taassupsuzluğun ne olduğunu tetkik edelim. Çünkü bu kelimenin delalet ettiği manayı zihniyeti herkes kendine göre anlamaya çok meyillidir.
Dini hürriyeti bir hak telakki etmeyen acaba kalmadı mı ?
Vicdan hürriyetini, insan ruhunun, Allah’ın ali hüküm ve nüfuzu altında, dini hayatı idare için malik olduğu haktan ibaret olduğunu bellemiş olanlar, acaba bugün nasıl düşünmektedirler ? Bu gibiler kendisi gibi düşünmeyenlere içlerinden olsun kızmıyorlar mı ?
Bu saydığımız zihniyette bulunduğuna ihtimal verilen kimselere hür mütefekkirlerimiz acaba bir tessür hissi ile bir esefle bakmıyorlar mı? Bu saydığımız gibi, muhtelif inanışlı kimseler, birbirlerine kini nefret besliyorlarsa, birbirlerini hor görüyorlarsa ve hatta sadece birbirlerine acıyorlarsa, bu gibi kimselerde taassupsuzluk yoktur, bunlar mutaassıptırlar.
Taassupsuzluk o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı hiç bir şekilde kin duymaz, bilakis hürmet eder. Hiç olmazsa başkalarının, kendininkine uymayan inanışlarını bilmemezlikten duymazlıktan gelir.
Taassupsuzluk budur.
Fakat hakikati söylemek lazım gelirse diyebiliriz ki, hürriyeti hürriyet için sevenler, taassupsuzluk kelimesinin ne demek olduğunu anlayanlar bütün dünyada pek azdır. Heryerde umumi olarak cari olan taassuptur. Heryerde görülebilen sulh manzarasının temeli, taassup ile, hür fikrin birbirine karşı kin ve nefreti üstündedir. Temelin devrilmemesi, kin ve nefret zeminindeki muvazeneyi tutan fazla kuvvet sayesindedir.
Bu söylediklerimizden şu netice çıkar ki, aramızda, hürriyet haillerinin ( engelcilerin ) zail olduğuna (sona erdiğine) bizim gibi düşünenlerle birlikte yaşadığımıza hüküm vermek müşküldür. O halde görülen, taassupsuzluk değil zaafın dermansız bıraktığı taassuptur.
Şüphesiz fikirlerin, itikatların başka başka olmasından şikayet etmemek lazımdır. Çünkü bütün fikirleriyle itikatlar, bir noktada birleştiği taktirde, bu hareketsizlik alametidir, ölüm işaretidir.
Böyle bir hal elbette arzu edilmez.
Bunun içindir ki, hakiki hürriyetçiler, taassupsuzluğun umumi bir haslet olmasını temenni ederler. Fakat hatta hüsnüniyetle dahi olsa, taassup hatalarına karşı dikkatli olmaktan vazgeçemiyorlar. Çünkü hüsnüniyetler, hiçbir zaman, hiçbirşeyi tamir edememişlerdir.
İnsanların ruhun selameti için yakıldıklarını biliyoruz. Herhalde bunu yapan engizisyon papazları hüsnüniyetlerinden ve iyi iş yaptıklarından bahsederlerdi, belki de, cidden bu sözlerinde samimi idiler. Fakat, bir hamakati, (beyinsizlik, ahmaklık) yahut bir hiyaneti iyi bir iş kalıbına uydurmak güç değildir, en nihayet bu bir isim değiştirmek meselesidir.
İşte bu sebepledirki, aldırmamazlığı kayıtsızlık derecesine kadar götürmemek mühimdir.
Gerçi hür olmak herkesin hakkıdır ve bunun için hakiki hürriyetçiler, hürriyetçi olmayanlara karşı da geniş davranılmasını isterler. Fakat bunların hiçbir zaman elleri ayakları bağlı olduğu halde kurbanlık koyun vaziyetine razı olacakları asla kabul olunmamalıdır.
Unutmamalıdır ki, bazı insanlar istikbali, mazinin arasından görmekte musirdirler. (ısrarcı) Bunlar, alakamızı kestiğimiz ananelere karşı behemehal (mutlaka) sadakatin iadesini isterler.
Bu gibi insanlar, kendi itikat ettiği gibi, itikat etmeyen kimseleri istedikleri gibi ezemezlerse, kendilerini cenderede hissederler. Herhalde, taassupsuzluğun arzu edildiği gibi umimileşmesi, huy haline gelmesi fikri terbiyenin yüksek olmasına bağlıdır.
HoLa yazdi;
“Gazi o kadar yazmış, anlatmış.Bir işe yaramış mı?…”
yaramaz elbette
insanoglu lafa degil icraate bakar
yazilanlarin/anlatilanlarin günlük hayatta karsiligi var mi,yok mu ona bakar karsiligi yoksa ayip olmasin diye alkislar ama gider OY´unu ihtiyacini/meramini,
özlemlerini,inancini,örfünü anlayana verir..
keyfi uygulamalar
dayatmalar
ötekilestirmeler
yok saymalar
buyurgan tavirlar
asagilamalar vs.
ne icin di hep bunlar ?
“beyaz türk” yaratmak icin mi ?
halkin talebi bumuydu?
evet
HoLa arkadasim aslina bakarsan sorun atatürk degil yani senin de ifade ettigin gibi “Atatürk ün ne olduğu her daim bellidir……”
nitekim
“O ve kadrosu bir ümmetti geldi gecti,biz onlarin yaptiklarindan sorumlu degiliz” ama
su
ata´nin arkasina saklanarak cagdisi uygulamalari savunanlar,ata´dan ata´ci gecinen cagdas bedeviler var ya iste sorunun kaynagi onlar..
bak
muhammed mustafa´ya koruma kalkani yok ama
mustafa kemal´e var..nicin ?
kime karsi korunuyor mustafa kemal ?
cagdas bedevi´nin varmidir bir aciklamasi bu cagdisi uygulama icin ?
bak sen diyorsun iste
“Atatürk’ün gayretleri……acımasızca baltalanmıştır.Sonra da İnönü tarafından…”
yani
sende mi bürütüs diyosuun..
yani
kale icten cürütüldü diyosuun..
gördün
“koruma kanunu” dahi ise yaramiyor hayatin /fitrat/ kanunu galip geliyor her daim..
3 kuşaktır Almanya’da yaşayan, oranın sistemiyle büyüyen, hatta Türkçe’yi bilmeyen bir sürü akrabam var. Bunların hiç biri senin bahsettiğin kemalist rejimle büyümedi.
Kaçı bilim adamı ? Sıfır…
Kaçı sanatçı ? Sıfır..
Kaçı filozof ? Sıfır…
Hayatında tek amaçları daha iyi arabalarla gezmek olan ismail yk benzeri bir kuşak. Hani bunlar sözde kemalist rejimde de değil?
Hani türbanlıyla üniversitelere girilip duruyor diyorsun, kaç türbanlı var bilim üreten?
Sen bile ebubekir, hayatında okuduğun kitap sayısı 50 yi geçer mi? İki kelimeyi bir araya getirip cümle bile kuramıyorsun. Cümleleri alt alta yazınca şiir yazdığını sanıyorsun. Çoğu yorumun ardından okey ıstakası ile dalacağın izlenimi veren kahve ağzıyla konuşuyorsun. Sen baskı rejiminde değilsin de alim mi oldun?
Atatürk ün TC halkı için yaptıklarını bu ülkenin ve halkının yararına değil zararına olmuştur demek için ya hin olmak lazım ya da geri zekalı demiştim.
Bunu babam iddia etse aynısını derim.
Atatürk ü reddedebilirsiniz. Avantanız gereği reddedebilirsiniz…dini inancınız nedenli reddedebilirsiniz…
Ancak dünya görüşü, siyasi ve de sosyal açıdan Atatürk ü geçersiz ve de başarısız bulmak hinlikle açıklanabilir.
Bir kişinin başarılı ve evrensel bir zat haline gelmesi onun ortaya koyduğu düşünceler ve icraatlar ile olur. Şu yukarıda naklettiklerim Atatürk ün dünya çapında bir kişilik olduğunu yüzlerce kanıtları ile ortaya koyacak ifadelerdir. Hepsi ne derece başarılı bir kişilik olduğunu fazlasıyla ortaya koyar.
Bir tanesini seçeyim:
“Bir yandan Arapları zorla boyundurukları altına aldılar, bir yandan Avrupa’da Allah sözcüğünün kutsal parolası altında Hıristiyan uluslarını yönetimleri altına aldılar.”
İşte Orta Doğu nun ve Allah ın en sevdiği toprakların ve kullarının bugünkü hali…eksiği yok fazlası var.
Irak, İran, Suudi Arabistan…ve çevre ülkeleri…
…sıra İran da.
Hepsi başarılı ve zengin ülkelerin uşağıdır…ülkelerini, vatandaşlarını peşkeş çekerler. Hepsi başka başka ülkelerin kültürlerine özenir ancak oralarda azıcık nefeslenir ellerine bırakılan üç beş kuruş emperyalist harçlığını da oralarda sarfederler.
Som altın alafrangaya sıçmaları, 12 jumbo jetle seyahat etmeleri, 22 karı ile alışveriş merkezi kapatmaları senin benim gibilere o sefil hallerini kamufle etmek içindir.
250 milyona yakın Arap nüfusu tam 50 senedir 7 milyonluk İsrail den dayak yer.
Hepsinin ortak paydası nedir?
Din!
“Fıtrata uygun olmaları” mı desem acep:)))
Bu nasıl bir tesadüftür ki, TC nin de dibine tarihinde hiç bu kadar din iman zerklenmemiştir…ve TC, tarihinde hiç bir zaman bu derece KİŞİLİKSİZ olmamıştır.
Haaa derseniz ki KİŞİ BAŞINA GELİR iki kat artmıştır…
TC de yaşayan iki farklı ülkeden iki yabancı uyruklu birbirleri ile tanıştıkları zaman onların ortak özelikleri nedir?
Hiç düşünmeden verilen cevap DİN dir.
Aslında değildir.
TC de iki yabancı uyrukluyu birbirine yaklaştıran TC nin kendisidir…
Diğer bir deyiş ile, hangi ülkede olursa olsun orada yaşayan farklı ülkelerden yabancıların yaşadıkları ortak memnuniyetler ve ortak sorunlar vardır.
TC de yaşayan bir İngiliz ile bir Rus un sorunları benzeşlik gösterir…tıpkı İngiltere de bir Arap ile bir İsrail uyruklunun sorunlarının benzeşlik göstereceği gibi.
İki Almancı Türk ü birbirlerine yaklaştıran dinleri değil, Almanya daki ortak sorunlarıdır.
Ama FETTOŞ gibi uyanık imam bozuntuları yabancıların bu hallerini ortak din imana bağlayarak aradan avantasını götürür. Bu farkı farkedemeyenler “avanta saadet zinciri”nin kurbanı olur…
…Jet Fadıl, Pırpır Samet gibileri de bunları keklemeye devam eder.
Bir dava yaratılır!
Davaya göre Alamancı olmalarının nedeni Kemalizm dir.
“Mustafa Kemal fıtratınıza uygun olmayan bir sitem yarattı!!!!”
Yani, Mustafa Kemal olmasaydı, TC nin fıtratı çöl kültürü ile daha derişik bir şekilde mayalansaydı Alamanya acı vatan olmayacak, TR halkı gurbette sürünmeyecekti.
Bugün TC nin dünya üzerinde bir çok açıdan çağdışı olmasının nedeni, insanlık, hak ve hukuk açısından sondan birinci olmasının nedenleri o fıtrat dediğiniz uyuşuklukluğa erişememiş olmasından değil…
…ondan bir türlü kurtulamayışıdır.
Bu kadar aşikar olan bir gerçeği görememenin birimi IQ değil EURO dur.
HoLa,
1-atatürkün yaptiklarini kutsal kabul ettigin sürece tenkit ettigin cöl bedevisinden farkin yoktur..
2-malum
günesin oldugu yerde gölge vardir siz bana atatürkün TC halki icin yaptigi faydalardan bahsedin ben size zararlarindan bahsedeyim olur mu?
kim hin,kim geri zekali ciksin ortaya..
3-pardon
atatürkü red eden yok
sadece elestiriyorum
hic birseyimi ona borclu olmadigimi söylüyorum
o olmasaydi onun kadrosunda olan bir baskasi onun yerini doldururdu diyorum..
muhammede tapanlarin gösterdikleri tepkiyi atatürk sözkonusu oldugunda sizde ayni oranda/tonda veriyorsunuz diyorum..
4-atatürkün
iyi bir asker ve örgütcü oldugu kesin fakat basarili bir siyasetci,politikatici
olmadigi surdan belli ki uygar dünyada halkini muasir medeniyetler seviyesine cikarmis nice lider var ama hicbiri ordu,yargi,bürokrasi ve özel yasalarla korunmuyor..
hatta
sadece fasist devletlerin uyguladigi (iran/k.kore) büst,heykel/saygi ve mozele merasimleri vs.den bahsetmiyorum..
5-dile pelesenk edilmis cagdaslik sözde kaldigi icin bir deger ifade etmiyor sayin HoLa sen bana uygulamalardan bahset gerisi laf salatasi..
6-HoLa yazdi
“Bir yandan Arapları zorla boyundurukları altına aldılar, bir yandan Avrupa’da Allah sözcüğünün kutsal parolası altında Hıristiyan uluslarını yönetimleri altına aldılar.”
Eee?
bu sözlerin evrensellikle ne ilgisi var ?
peki
on yilda bir yapilan darbelerin arkasinda kim vardi ?
hangi devletler vardi ?
chp´liler yani ortodox atatürkcü sürekli
“USA istemedi yoksa akp´ye karsi darbe yapilabilirdi,
yada
USA istemedigi icin akp kapatilmadi” diye atip tutuyorlar ama ?
demek
basarili/zengin ülkeler
araplari zorla,türkleri masa altindan sopa gösterek yada midelerinden boyundurukarina aldilar..
fark nerde ?
7-HoLa yazdi;
“250 milyona yakın Arap nüfusu tam 50 senedir 7 milyonluk İsrail den dayak yer..”
1948 de ülkenin her milimetresine hakim olan ortodox atatürkcü kadro,ordu vs. israili tanimasaydi farkli olmazdi..
ve simdi bu hata telafi ediliyor
bugüne kadar israil korkusu/sevdasiyla yatip kalkanlarin ezberini yine begenmedigin muhafazakar kadro bozdu..
ülkemizin basbakani icin “ilklerin adami” dedim/diyorum evet ezber bozdugu icin kizanlar var olabilir buda gelir buda gecer ve FITRAT hakim olur..
8-HoLa yazdi;
“Bu nasıl bir tesadüftür ki, TC nin de dibine tarihinde hiç bu kadar din iman zerklenmemiştir….”
valla
tesadüf dediginiz sey ateistin “azigi” gözünü kapatan kendine karanlik eder..
9-HoLa yazdi;
“…Arap altın alafrangaya sıçıyor diyorum…”
bende sanane diyorum..
HoLa,
kimin nereye sictigi kimseyi ilgilendirmez
bence siz/halk hangi alafrangaya siciyor yada bildik ilke adina nereye sictiriliyor ona bir bakin..
hatta
sözü bile var “zenginin mali zügürtün cenesini yorar”diye..
demiş ya birileri yorumunda….evet ama bu kuran’da denmemiştir..üstelik dogma değişimi zinhar kabul etmez gerekirse cebren ve hile ile işine geldiği gibi davranarak “açıklayıcı” değil “yayılmacıdır”. ve ben de bilmiyorum niye istemezler…(!)
Okumaz, okuduğunu anlamak istemez, hep bir dayatma halindedir. Siz şusunuz busunuz diye. Şartlanmışlıkları yenmek zor. Kafasında hayali bir düşman var ve hepimizi o düşmanın yerine koyuyor.
günümüzde atatürk’ü ilahlaştıran, ona resmen tapan fakat tapmadığını söyleyenler gerçekten çoktur.
bu testte en çok oyun laiklik vs yazan şıkka gitme sebebi de bence yargılamadan atatürk’ü benimseyenlerin çok olmasıdır.
fakat sayın ebubekirin yanıldığı noktalar şunlar: her ateisti kemalist yapması ve atatürk’e kötü siyasetçi demesi.
bakın ben atatürkçü kesimden değilim, hiç de olmadım. atatürk kendi siyasetini en iyi şekilde yapmış adamdır. hatta satranç oynar gibi bir sürü hamlesi vardır. karadenizde boğdurduğu adamlar vs.
evet, ona karşıt olanların hayatını sona erdirmiştir. insanlar üzerindeki etkisi inkar edilemez bir gerçek. köprüden geçene kadar ayıya dayı demeyi çok iyi bilen, nabza göre şerbet verebilen bir adamdır. yani iyi bir siyasetçidir. yaptığı siyasetin doğruluğu veya yanlışlığından bahsetmiyorum. tc, atatürk döneminde benim kıstaslarıma göre diktatörce, demokrasiye aykırı yönetilmiştir. herneyse, atatürkte bulunan konuşma kabiliyetini şimdilerde tayyip kullanıyor. o da siyasetini iyi yapıyor yani. desteklemiyorum fakat insanlar üzerindeki etkisi belli.
diğer görüşünüze gelirsek, her ateist kemalist değildir. böyle bir genelleme yapılamaz bence.
sayın HoLa, size de söylemek istediklerim var. atatürk’ün bu ülkeye hiç zararı yoktur, aksini iddia eden gerizekalıdır demeniz çok gereksiz ve saçma. her yaptığı yararlı olsa kürt meselesi, dini meseleler vs ülkenin gelişmesine engel olamazdı. tek ırk vs söylemleri asimile isteminin göstergeleridir. hatta sırf bu asimile için boşaltılan ermeni köylerine türk ve türkmen ailelerini yerleştirip onlara ödenek sağlaması inkar edilemez bir gerçektir. kanıt isterseniz, diyarbakır’ın çüngüş ve kulp ilçelerini inceleyebilirsiniz. atatürk’ün de yanlış politikaları vardı anlayacağınız. fakat asıl yanlış ondan sonra gelenlerin ülkeyi ileri götüreceğine geri götürmesi, bu yanlışları düzeltmemesidir.
söylediklerim aykırı gelebilir, fakat bunlar da benim düşüncelerim. bu yüzden saygı çerçevesinde cevaplar gelirse sevinirim.
zizoU yazdi;
“fakat asıl yanlış ondan sonra gelenlerin ülkeyi ileri götüreceğine geri götürmesi, bu yanlışları düzeltmemesidir..”
aklin yolu bir derken iste bunu kastettim yoksa ölmüs gitmis bir adamla ne isim ola..
sayin zizoU diyorsunuz ki;”fakat sayın ebubekirin yanıldığı noktalar şunlar: her ateisti kemalist yapması ve atatürk’e kötü siyasetçi demesi..”
1-“atatürk ve cumhuriyet” basligini(silinmediyse)okuyun ve gelen tepkilere bakiniz yanilmadigimi anlarsiniz..
2-gözünüzden kacti herhalde atatürkün iyi bir siyasetci/örgütcü oldugunu yazdimistim..
fakat
bu O´nun iyi bir siyasetci olmadigi da ortada nitekim kullandigi zorba dil uygulamalarina yansimisti (sizde ifade ettiniz) E klavuzu karga olan deyimi tam oturuyor bu durumda..
3-ateist olmus,dindar olmus,ulusalci olmus beni ilgilendirmiyor sadece
19.ci asrin “yasakci zihniyet” i referans gösteriliyor onu elestiriyorum E sizde farkli yorumlamamissiniz zaten..
…Karşımızda, “aynı şey”in bulunduğunu sandığımız her yerde durum böyledir. Kalıcı şeyler varmış sanısına kapılmamız,değişmenin kuralsız değil de, belli bir düzene, belli bir ölçü ve yasaya göre olması yüzündendir.(Macit Gökberk-Felsefe tarihi)
şimdi ebubekir sen diyorsan ki bu belli bir yasa düzen Allah’a ait biz o zaman aynı kitaptan bahsediyoruz..Senin benim diye ayırdığın, ayırabileceğin başka bir Kuran yok.
Ama yok ben heraklitostan ve akabinde diyalektik materyalizmden bahsediyorum diyorsan kitaplarının arasına -uzak bir ihtimalle de olsa- K. Marks karışmış. O halde senin için varlık-madde birbirini yaratıyor e bu da anlaşılacağı üzere tanrı fikrinden uzak..madde diyor adam madde ! e sen ne diyorsun heraklitostan bir söz şuraya yuvarlarım, bir de Kuran derim..olmadı sen inançsızsın falan der gül gibi geçinir giderim..mi…yuvarlana yuvarlana….yok benim kitabım değilmiş onun kitabı da falanmış filanmış…. benim kitaplarım gayet sarih…sen bence beni dinle orada burada ulu orta “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” falan deme..mazallah….yanlış anlaşılırsın…hadi sağlıcakla….
Atatürk ve Atatürk e duyulan sevgi ve saygı dincinin önünde dev bir engeldir.
Kimse Atatürk ün toprak olmuş bedenine aşık değil…onun yaptıkları ve bıraktığı değerli mirastır aslolan. Ceketine, bıyığına, terliklerine orasını burasını sürten gördün mü hiç?
Bunu açayım azıcık.
Şunu da belirtmek lazım diye düşünüyorum; körü körüne Atatürk sevmek keza bir kişinin kendi kendisinin önüne koyduğu yine dev bir engeldir.
“Atatürk bu, ne yaptıysa güzel yapmıştır” diyen de yoktur.
Tarihte yer almış her lider gibi Atatürk ün de bugün itibarı ile kabul göremeyecek icraatları elbette vardır. Bu gibi kişiler hakkında elbette düşünce bildirimleri yapılacaktır, yapılmalıdır da.
Tıpkı Hitler in en nefret edilen lider olmasına…hatta kendi ülkesinde adının anılması yasak olmasına karşın…oldukça akılcı ve takdir edilesi girişimlerinin olması gibi.
Ancak girdiğiniz sınavlarda sizlere bellettikleri üzere iki olumsuzluk bir kaç başarıyı silmeniz şeklinde olması demek değildir.
Yazdığınız Ermenilere veya Kürtlere karşı izlenilen politikalar, alınan tedbirler bugün itibarı ile gözünüze batabilir…
…ne yani Osmanlı devam etseydi Ermeniler ile Kürtler zil takıp oynayacak mıydı?
Kürtler dünya üzerinde bir ülkesi olmayan en kalabalık etnik gruplardan biridir…elbette bir yurt edinme hareketleri olacaktır. Bir kaç yüz sene Osmanlı boyunduruğu altında kalanlar sadece Ermeni ya da Kürtler midir? Yunanı, Arabı, Kuzey Afrika taifesini, Bulgarı, Romeni, Kırımı, Rusu…
…neden saymıyorsunuz?
Neden bu ülkeler Atatürk ü saymaktalar?
Osmanlı bunların beş yüz sene bağımsızlıklarını, özgürlüklerini ellerinden aldıkları için huzur içinde mutlu bir yaşam mı sürdüler?
Bana maval okumayınız! Çalının etrafında dans etmeyiniz, çalkalamayınız. Çalının içine geliniz.
Çalının içinde de ne Kürt var ne de Ermeni…
…daha da açayım:
TC nin Ermeni ile sorunu nedir? Ermeni olması mıdır yoksa kafir olması mıdır önce bunun cevabını adam gibi veriniz…Ermenilere veya Kürtlere karşı sokaktaki halk çok mu iyimserdir?
Kürt meselesi, kendi yurtları olmaması açısından elbette bağımsızlık ve özgürlük anlayışı ile bağdaşmaz…Kürtler de her topluluk gibi kendilerine yurt edinme çabasındadırlar ancak bunun günümüze kadar sarkmasının nedenlerini iyi analiz etmek lazım. Kürt ayaklanacaktır…ama bastırılmayı da göze alarak bunu yapacaktır.
Mert olun azıcık…ağlamadan, sızlanmadan.
Kürtler TC topraklarında ayaklanmış, bastırılmışlardır. Bu ayaklanmayı bastırdığı için kimse dönüp TC yanlış yapmıştır diyemez. İsyanlardan bahsediyorum. Başarılı da olabilirlerdi…o zaman o toprağı elde edeceklerdi. Ama edemediler. Bu bir serüvendir. Bu bir gerçektir.
Bu gerçeği Atatürk e mal etmek kelimenin tam manası ile edepsizliktir.
Aynı soru bakidir…
Osmanlı ya karşı organize olup ayaklanan Anadolu halkı başarısız olsa idi Kürt halkı ya da Ermeniler…ya da her hangi bir kabile, boy ya da ırk…
…daha mı mutlu olacaktı?
TC nin başında kim olursa olsun bir ayaklanma olduğu zaman oraya gidip bu ayaklanmayı bastıracaktır. Bu eşyanın tabiatı gereğidir desem yeridir.
“Vayyy ayaklandılar demek bir dertleri var gelin bakalım alın size toprak”
…diyen bir lider verdiği topraklardaki Türkiye Cumhuriyeti halkına nasıl hesap verirdi?
“Tamam ulan verdim gitti, oturun aşağı” diyen bir Atatürk sizin sürmeli gözlerinizde daha az diktatör olacaktı?
Azıcık mert olun!
Bugün Atatürk geçmişte olan biten ile suçlanıyor ve küfür yiyor ise bunların nedeni Kürtlere ve Ermenilere karşı uygulanan politikalar değillerdir…
Dincinin önündeki engel olmasıdır. Atatürk ün bu ülkeye bıraktığı en büyük miras şeriata ve halifeliğe sırt dönülmesidir. İmamların derdi asıl budur. Araya sıkıştırdıkları Kürtler, Ermeniler onların asıl oynayacakları kartlar falan da değildir…
…sona sakladıkları kartta İslam Cumhuriyeti var.
Kurulunca cennete gidecekler sanmaktalar.
Bunu anlamak için azıcık gazete, birazıcık tarih, bir kaç tane de kitap karıştırmak yeter…
…belirli günlerde gurbetçi kekleyen Euro avantalı vaaz dinlemekle öğrenilmiyor bunlar.
Bu millet son on senedir neden Atatürk diye bas bas bağırmakta? Neden Atatürk e sarılınmakta
…bunu düşünmek lazım…
Neden Balkonlar bayraklarla donatılmakta…Neden tencere kapak çalınmakta…
Kısacası;
Neden Atatürk gündemden düşmemekte?
Sorun bu işte.
Emperyalistlerin Orta Doğu da, Irak da, Afganistan da elde ettikleri her türlü ganimetin serüvenine iyi bakınız.
Sekiz sene süren İran Irak savaşını açınız okuyunuz.
Irak a silah ve mühimmat veren ve Saddam ı İran a karşı kazanlılan her savaşta kahraman olmasını sağlayan ABD dir. Saddam ABD nin yetiştirdiğidir. Keza Suudi kraliyet ailesinin tamamı…
…Amerika nın uşaklarıdır.
Bush saldırmadan bir gün önce Saddam ın piçi Uday Coca Cola nın Irak taki sahibi idi…
Sen şimdi Ahmedinejad ı vatansever bir İran lideri sanıyorsun değil mi?
Nato nun adamıdır.
Şeriat ve din tek tip insanlar yaratmak: kolayca güdmek, kolayca karıştırılabilen, kolayca ayaklanabilen, kolayca indirilebilen tek tip adamlar.
Badem bıyıklılar, türbanlılar…
…budur.
Emperyalistlerin bu topraklarda göz koydukları her bir değerin bekçiliğini kendileri adına sana yaptırdıkları sistemdir. Sen bu sistemin olması halinde cennete gideceğini sanan bir salak olarak huşu içinde yatıp kalkıyorsun…
…ama aslında adama hizmet ediyorsun.
Dinci kendi mekanını cennet etme adına vatanını da satar sülalesini de…kendi kendini de…
…Oktay Ekşi nin bu tespiti bu bakımdan oldukça da yerindedir.
Bak Fettoş u nasıl besliyor? Tayyip çıkıp “Bendeniz Büyük Ortadoğu Projesi nin eş başkanıyım” diyor…
…sen hala mal mal bakıyorsun. Bunlar Sadam, Ahmedinejad ya da Humeyni nin TC versiyonları değiller de nedirler?
Atatürk ün mirası bu gerçekleri görmeni, anlamanı ve değer vermeni sağlayan bir mirastır…
…bedeli bir kaç yüz Kürt bir kaç bin Ermeni ise varsın olsun.
On binlerce de Türkiye Cumhuriyeti vatanseveri öldü. Ve bu ölenler arasında Ermeni de vardı Yahudi de Kürt de.
Bedel ödemeden değer anlaşılmaz…
…günde beş kere domalarak senin değerli bulduğun sadece seni cennete götürür…toplumun değeri olamaz.
Bu bedeli ödenmiş değerleri görmezden gelip başka emeller peşinde olanlar bağımsızlık ve özgürlüğümüze göz dikmiş orasından burasından bu bağımsızlık ve özgürlüğün değerini bize verenleri kıyısından köşesinden tırtıklamaktalar.
Atatürk ölmüş bir liderdir…sabahlara kadar saydır.
Çümle alıntılama ile cümle araklama arasındaki farkın farkındayım bilesiniz.
“Atatürk ün mirası bu gerçekleri görmeni, anlamanı ve değer vermeni sağlayan bir mirastır…
…bedeli bir kaç yüz Kürt bir kaç bin Ermeni ise varsın olsun.
On binlerce de Türkiye Cumhuriyeti vatanseveri öldü. Ve bu ölenler arasında Ermeni de vardı Yahudi de Kürt de.
Bedel ödemeden değer anlaşılmaz…”
Arakladığınız cümle bu ifade içindendir…alıntılama konusunda da mı yazalım?
“Din düşmanı” nitelememi nasıl atladınız diye şaşırmıştım…neyse bugün fark etmiş olmalısınız, hemen atlamışsınız. Üç gün geriden mi çark edilmekte? Bu durumda iki hafta bekleyeyim…yazdıklarım ancak yerini bulacak gibi!
Atatürk ün din düşmanı olduğunu göstere göstere altını çizen dinci heveslenmelerini yine dinci basından fazlası izlemekteyiz!
Oysa ki nasıl da bellidir! Nasıl da aşikardır.
Balıkesir hutbesinin etrafında fırıldak gibi dönmelere ne oldu? Foto montaj ile oluşturulan “Aha bakın Ata da bizden yana” senaryolu dua eden Atatürk resimleri nerede?
Bayılıyorum bu olta çekmelere…
Ben din düşmanı isem bunun sana yararı ne, zararı ne? Hani senin dinin sana benim dinim bana idi? Nisa 140 ile enam 89 un yanından zırt diye sıvışarak geçmenin avanta cinsinden gerekçesi nedir? Kapı gibi Allah ın emirleri diyorum…
Bakınız, şunu tıpış tıpış kabul etmelisiniz ki siyasette, ticarette, avanta ve çıkar için gündelik yaşamda dini kullandıkça dinci ve din bedel ödeyecektir.
Tıpkı Osmanlı nın ödediği gibi…
…tıpkı Saddam ın, Arap halifelerinin ödediği gibi.
Dini kendine mal ediyor ve orada burada satmaya kalkıyor ve ucundan kenarından iman avantası götürüyor isen şunu da anlamalısın ki bunun alıcısı olacağı gibi surat çevireni de olacaktır…
O zaman çıkıp saygı dilenmeyiniz.
Bana dünya da yaşanan aydınlanma dönemini neden Osmanlı yaşayamadı anlatınız! Matbaa neden Osmanlı ya üç yüz sene geç geldi açıklayınız…
…gazeteciler, şairler, sanatçılar neden sürgün edildiler söyleyiniz.
Tevfik Fikret ler, Servet-i fünuncular neden hapsedildiler…
…bab-ı ali neden saray için bir tehdit idi buyrunuz…
Rönesans, reform, Fransız devrimi…
…Jean Jacques Rousseau , Balzac, Da Vinci, Galileo…
…bunlar dünyada neden ve nasıl estiler?
Aydınlık dönemi denilince bahsi geçen KARANLIK nedir? Engizisyon mahkemeleri nedir…Orta çağ nedir?
Aristo, Hegel, Farabi…
🙂
Atatürk kendi kendini mi Atatürk yaptı sanmaktasınız?
Dünyada ve bu topraklarda olan biten bunca faaliyetin aktörleri Atatürk ile Vahdettin midir?
Adamı güldürmeyin!
Dinin nasıl bir düşman olabildiğini görmektir din düşmanlığı…
sayın ebubekir… neden trde ateist, kemalist demektir diye düşündüğünüzü anladım. fakat bu genellemeyi hala reddediyorum, sizin gördükleriniz öyledir belki ama benim çevrem öyle değil.
sayın HoLa, çok sert bir dil kullanıyorsunuz ve çoğul kullanarak sanırım söylemlerinizi bana da yöneltiyorsunuz.
bakın, öncelikle şunu söyleyeyim ki beni anlayın: “ben müslüman değilim”
size atatürk’ü haksız bulduğum yerleri yazdım, bu noktada belki fikir ayrılığımız olabilir. fakat taktir edersiniz ki türkiyenin ismi şu an “anadolu cumhuriyeti” olsaydı, tek dil, tek din, tek ırk, tek devlet diye bir kavram olmasaydı daha rahatça yaşayacaktık. kürt meselesi hakkında yeterli bilginizin olmadığı görüşündeyim. kürtlerin meselesi ‘haklar’dır. din vs değil. ihtilal’den 2000lere kadar diline sansür vurulmuş, o dili konuşanların katledilen veya işkenceye maruz bırakılan bir halktan bahsediyoruz. bu halk diğer milletler gibi türklere sırtını dönmeyip kendi devletini kurmayan bir halktır. ahmet kaya’ya çatal kaşık fırlatildığını hala herkes hatırlıyor…
bedeli birkç bin ermeni veya kürt’ün ölmesiyse, olsun demek çok çok yanlıştır. insan ölümleri, hele ki masumken, kabul edilemez.
ben atatürkün eşyalarını öpmeye kalkanı, önünde fenalaşanları vs gördüm. müslümanların sakal-ı şerif olaylarının aynısıydı. bu da ne kadar putlaştırıldığını gösteriyor.
30 senedir olan savaşın neresi bastırılmıştır? terörün çıkış sebebi atatürkten sonra düzeltilmemiş olan çatlaklar değil mi? biraz akıllıca hareket edilse pkk masada bitirilmez miydi? bu kadar gencin ölümü gerçekten çok üzücü…
bakın, islami rejimi desteklemiyorum fakat artık bu yanlışlara bir son verilmeli. eğer ki islami rejim istemeyen tc vatandaşı olan cumhuriyet savunucuları gerçekten dürüstlerse bu görüşlerinde, çözüm basit. bu çatlakları düzeltebilecek, cumhuriyeti devam ettirebilecek bir parti ve insanların ona verdiği destek. aksi takdirde akp’nin önüne geçmek çok zor.
HoLa,”Din düşmanı” nitelememi nasıl atladınız diye şaşırmıştım…neyse bugün fark etmiş olmalısınız..”
gözümden kacmadi sadece elestirime gelecek yorumunuzu bekledim yani siz söyliyeceklerinizi bekletmeyin ki bir tarafiniz sismesin..
**
“Atatürk ün din düşmanı olduğunu göstere göstere altını çizen dinci heveslenmelerini yine dinci basından fazlası izlemekteyiz!…”
valla
“..atatürk dine karsidir” ifadesini forumdaslarin gözünün icine sokan sizsiniz ben malumu ilan edince niye rahatsiz oldunuz ?
**
“Balıkesir hutbesinin etrafında fırıldak gibi dönmelere ne oldu? Foto montaj ile oluşturulan “Aha bakın Ata da bizden yana” senaryolu dua eden Atatürk resimleri nerede?……….”
önyargili biri oldugunuz apasikar
beni birileriyle özdeslestirerek bir kaliba/hizbe dahil etmeye calistiginiz ortada bu tavriniz hic yabanci degil..
zira
bugüne kadar kemalizm ile ilgili yorumlarima cevap verdigini sanan buyurgan/bagnaz sözde kemalistlerin yaptiklari sadece bir demogojik gevezelikten öte gecmedi sizin tutumunuz da tipkisinin aynisi..
**
“Ben din düşmanı isem bunun sana yararı ne, zararı ne?….”
peki
cok bilmis HoLa
benim
mustafa kemalin batidan asirdigi ve uygulamaya koymadigi ilke-lerin savunucusu ve uygulamayan zihniyetin düsmani isem bunun sana yarari ne,zarari ne?
**
“Rönesans, reform, Fransız devrimi…
…Jean Jacques Rousseau , Balzac, Da Vinci, Galileo…
…bunlar dünyada neden ve nasıl estiler?……………………..”
haklisiniz
onlar avrupa da “beyin firtinasi” rüzgarlari estirirken kemalistler de ülkede “fasist rüzgar” estirdiler yoksa dünyada yaptigi beyin firtinalariyla ünlenmis “ilke” bagimlisi bir bilim adami yetisti ve insanliga yararli buluslar yapti da dindarlar mi cüppesinden tutup engelledi ?
topu
topu bir edebiyat nobel ödülü geldi ülkeye onunda anasindan emdigi süt burnundan getirildi o yere göge sigdiramadiginiz kemalistler yüzünden..
peki
uygar dünyanin üniversitelerinden birine
konusmaci olarak davet edilmis kemalist bir prof.´un kürside;
“dünyanin daha cagdas olabilmesi,insan haklarinin daha ileri seviyelere tasinmasi ve halkin refah düzeyinin artmasi icin atatürk “ilke”lerinin uygulamasi gerekir” tezini savundugunu bir düsünün ve kimin “geri zeka”li olduguna karar verin..
**
diger sorulariniza gelince bu konuda
foruma astigim “Atatürk ve Cumhuriyet” basliginda yazilanlari okuyunuz,daha teferruatli bilgi almak isterseniz “yanlis cumhuriyet” kitabindan devam ediniz önyargilariniz mani olmazsa..sonra devam edelim..
ateist arkadas cevrem oldugu gibi iclerinde ticaret yaptiklarimda var..
malum
tartistigimiz forumdaslardan “ilerici ve cagdas” iddiasinda olanlarin konu “din” oldugunda gerek argo,gerekse alayci ve asagilici ignemelerle saldiriya geciyor..
orantisiz tepki gösteren forumdaslarin ekserisi kendisini ateist/kemalist olarak tanimliyor her ne kadar satir aralarinda mahcup bir edayla “ama ben kemalist degilim” notu ilistirselerde gercek bu..
buralarda
böyle bir sorun yok hatta ateistler örnegin farkliliklara muhafazakar bir almandan cok daha hosgörülü..
“Rönesans, reform, Fransız devrimi…
…Jean Jacques Rousseau , Balzac, Da Vinci, Galileo…
onlar avrupa da “beyin firtinasi” rüzgarlari estirirken kemalistler de ülkede “fasist rüzgar” estirdiler yoksa dünyada yaptigi beyin firtinalariyla ünlenmis “ilke” bagimlisi bir bilim adami yetisti ve insanliga yararli buluslar yapti da dindarlar mi cüppesinden tutup engelledi ?
Buyurmuşsunuz!
Bu tespitinize şapka çıkarıyorum…ve şapkamı giyip ayrılıyorum bu başlıktan.
Bana müsaade, daha erken gidecektim ama güç reaktörlerinde sorun vardı, giderilmiş. Az sonra Londra ya ışınlanacağım…
…Klingon lular ile bir iş görüşmem var. Pek emin olmamakla beraber II. Mehmet de katılacak diyorlar…Volkan dan gelen cariyeleri hiç beğenmemiş…Klingonlar aracı olmuşlardı…
haksızsınız demiyorum, fakat katılmıyorum bu görüşünüze.
siz kendi çevrenize göre yorumluyorsunuz, ben kendi çevreme göre 🙂
belki de siz haklısınızdır, çoğunluk öyledir fakat sadece batıdaki ateistleri kıstas almamak gerek. doğuda da var çünkü.
ateistin alaturkası lafı hoş olmuş, izniniz olursa ilerde kullanmak isterim 🙂
sayın xenix,
dawkins’e ve charlin’e saygısızlık ettiği aşikar. fakat ateistin alaturkası lafı pek hoş olmuş. hoşuma gitti, hatta şu kavramlara etiket olarak kullandım:
-dünyası sadece türkiye’yle sınırlı olan, herşeyi kendi millet ve ülkesine göre ele alan ateist.
-atatürk ilke ve inkilaplarını putlaştırıp ona tapan sözde ateist
“-dünyası sadece türkiye’yle sınırlı olan, herşeyi kendi millet ve ülkesine göre ele alan ateist.
-atatürk ilke ve inkilaplarını putlaştırıp ona tapan sözde ateist”
Böyle suçlamalar var evet, ama karşıda bir türlü muhatabı olmayan suçlamalar olarak kalıyor genelde. Mesela aynı suçlamalar size de yapılmıştı ateist olduğunuz öğrenildiğinde.
Müslümanlar derken ebubekir ve sazendelerini düşünürsek elbette ticari, tüccar vari, kıldan ince kılıçtan keskin manevralar sonucu durum ve pozisyon anında değişir.
haklısınız sayın xenix, bana da aynı suçlamalar olmuştu. fakat şu da bir gerçek ki bu suçlamanın muhatabı olanlar da var türkiye’de. hatta hava atmak için “ben ateistim” veya “ben satanistim” diyebilen gençler bile var.
forumdaki insanları tanımıyorum, onlar hakkında bir yorum yapmam yanlış olur. o yüzden türkiye’de var dedim. eğer gerçek hayatta tanışık olsaydık ve bu soruyu sorsaydınız sizi bu bahsettiğim tipteki 3-4 insanla tanıştırabilirdim.
Ben de zaten Türkiye’de ki leri soruyorum. Hiç yok mu ya bir isim falan. Hani eşten dosttan başka şöyle ünlü, tv lerde falan çıkan, ya da ne bileyim siyasetçi falan. Bu kadar genelleme yapıldığına göre elbette vardır bu kişiler. Yoksa hayali bir grup insan mı? Veya sadece “ulan bi insan illa bişeye tapmalı, bu Allah olmazsa Atatürk’tür ” gibi garip bir önyargı mı?
ilhan selçuk, yakup kadri vs..
bakın sayın xenix, gerçekten bu tarz insanları görmüyor olabilmeniz şaşırtıcı.. basit örnekler vermek gerekirse, çok geniş bir paylaşım ağı olan facebook’a bakın. birisi yalandan bir şey ortaya atsa millet galeyana gelip hemen paylaşmaya başlıyor. profil fotoğrafları atatürk oluyor vs.
dinden arınmış özgür düşünceler, adlı grupta bile o düşüncelerin o kadar da özgür olmayıp atatürk’ü çok yücelttiği görülüyor. okullardaki atatürk fanatiği öğretmenlere ne demeli. her derste, atatürk dünyanın en güçlüsüdür – en zekisidir vs diye gırla laf var. bu zihniyetle yetişen çocuklar da büyüyünce atatürk’e tapar oluyorlar. bunları görmemiş, duymamış olmanız imkansız. neden anlamak istemiyorsunuz ki? sizin gibi birinin bu tarz şeylerin farkında olması gerekirdi. türkiye’de atatürk gerçekten kutsal. tartışsan, işkence yaparlar.. kötülesen, öldürürler… bunların örneklerini görmemek mümkün değil. atatürk düşmanı sanmayın beni, fakat gerçekleri de görmezden gelmemi beklemeyin. bu ankette laikliği beğeniyor sözünün o kadar yüksek puan almasının başka açıklaması yok gerçekten.
Bu saydığınız isimlerin, “ateist olduklarını” söylediklerini bilmiyordum.
Valla Atatürk’ü kutsallaştıran birileri var fakat bunların ateist olduklarını değil, her şeyi kutsallaştırmayı huy edinen kişiler olduğunu düşünüyorum.
Sebebi zaten var olmasıdır.
Bu tür soruları soranlar ve değerlendirenlerin en büyük yanılgısı , bir kelime söylediklerinde herkesin anı şeyi anladıklarını zan etmeleridir. Halbuki her kelime her insanda farklı farklı düşünceler ve hisler uyandırır, anlamlarda bu hissedilenlerden bağımsız değildir.
Mesela Şeriat kelimesi, insanların büyük çoğunluğu için, bir takım insanların başka bir takım insanlara veya topluma dayattığı kurallar bütünü olarak algılamaktadır. Bu “kısmen” doğru olabilir. ama bundan ibaret değildir. Bu kısmının “eksik” olması şeriatın olmadığı anlamına gelmez.
Aslında bir başka yorumcunun ifade etmiş olduğu gibi “Dinde zorlama yoktur” ayeti ile ters bir yapı oluşturduğu düşünülebilir. Ama burada toplumun genel menfaatine ters durumlar için bir zorlama vardır ve bu durum dini değil, beşeridir.
Şeriatın dinle ilgili kısmında ise, başka insanları zorlama yoktur. Esasen şeriat tek kişilik bir toplum modelidir. Emirler ve yasaklar tek kişi içindir. Buna benzeyen hiç bir beşeri yönetim sistemi yoktur.
Beşeri sistemler demokrasi de dahil olmak üzere tahakkümcü bir anlayıştadırlar. Hedeflerinde hep “Toplum” vardır, halbuki “Şeriatın” hedefinde birey ve özellikle insan vardır. Kurallar hep insan ve bir tek kişi için vardır. Dolayısı beşeri sistemler ne yaparsa yapsın bu yönetim biçiminin var olmasına engel olamazlar,
“EĞER” bu şekilde düşünen insanlar bir topluluk haline gelirlerse, kendi aralarında kurallar koyarken, birbirlerinin haklarına riayet etmek, bir anlaşmazlık durumunda yapılması gerekenleride Şeriate sormak durumunda kalırlar. ama bu Şeriatın hala tek bir insan yönetim biçimi olmasına engel olmaz. Şeriatin kendisi dahi şeriate engel olmaz..
Günümüzde olduğu gibi şeriatın bu şekilde düşünmeyen bireylerden oluşan topluluklarda sanki böyle bir mutabakat varmış gibi, uygulanmaya çalışılması herhangi bir beşeri yönetim sisteminden farksız olmasına sebep olur.
Dolayısı ile bu durumda şeriat; şeriat olmaz. Ama bu dahi şeriatın var olmasına engel değildir.
Yani bireysel bir yönetim biçimi olarak…..
İşte kısıtlı ve sınırlı bir düşünce ile yöneltilen bu türden sorular , aslında tamamen dar bir bakış açısının sonucudur.
Yani resmi anlamda Şeriatın olmasını istememek şeriatın var olabilmesine engel değildir.
Zaten var olan bir şeyin de istenmemesi , beşeri bir sistem olan Şeriatın istenmemesi anlamına gelir.
Yoksa (HAŞA) Allahın kanunu olan şeriatın istenmesi anlamında değil….
“Mesela Şeriat kelimesi, insanların büyük çoğunluğu için, bir takım insanların başka bir takım insanlara veya topluma dayattığı kurallar bütünü olarak algılamaktadır. Bu “kısmen” doğru olabilir. ama bundan ibaret değildir. Bu kısmının “eksik” olması şeriatın olmadığı anlamına gelmez.”
Eğer durum böyleyse, dincilerin istediği şeriat nedir? Madem var daha neyi istiyorlar?
Onlar Şeriatı sizin anladığınız gibi algılayanlar… Elbette şeriat düzeninin olmasını isteyebilir Müslümanlar ama bu başkalarına tahhakküm anlamında değil, insanların üstün ahlak ilkelerine uygun davranmasını istemek anlamında isterler.
Yani Şeriat; bireysel ve bir insanın yönetimi anlamına geldiği için, kendini iyi yöneten insanların toplum genelinde çoğalmasını istedikleri için, akıllı insan uzun vadeli plan yapan insandır.
Kısa vadeli hedefleri olan günübirlik ve oportinist politikalar akıllı insanın kabul edebileceği bireysel yönetim biçimleri değildir. Uzun vade denilince akla gelebilecek en uzun vadede ölümden sonraki zamana ait olandır. Bir Müslümansanız asgari düşünceniz bu dünyada ölüme kadar olan geçecek sürenin iyi olması değildir en büyük hedef, en uzun vade öte dünyada yaşanacak hayata dairdir.
Şeriatın bir birey yönetim biçimi olmasına rağmen , modern ve pozitivist dünyadaki bireyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Modern birey sadece kedini düşünür, kendi yiliği e çıkarları önceliklidir. Toplumun iyiliği herkesin aynı şekilde davranacağı önkabulüne dayanır. yada buna imkan bulabileceği, ancak Şeriatın birey yönetim biçiminde; birey olabilmenin şartı kendi dışındaki bireyleri düşünebilmek, onları önceleyebilmektir.
Buna kısaca diğergamlık denmektedir ama söylediğim bundan fazlasıdır.
Bu kendi menfaati için başkasının menfaatini öncelemek demektir. Ve uzun vade sözkonusu olduğunda başkasının en büyük menfaati cehennemden halas olmaktır. Bu sayede insanda var olan EGO yani bencillik, doğru bir yönlendirme ile başkasının menfaatine ve oradan da dolaylı olarak bireyin kendi menfaatine kanalize edilmiş olur.
Başkalarının menfaatini öncülleme kominist veya faşist sistemlerde olduğu gibi zorla olamaz. olmamalıdır. Bu ancak iki tarafında rızası ile olur. Bu sayede kendilerinin uzun vadede gelecek olan bir geleceğe uygun olarak hazırlayacak bireysel bir yönetim biçimi olan şeriatla yönetebilirler. bu bireylerden oluşan toplum ise , şeriatle yönetilen bir toplum olmuş olur.
Dünyevi hedefler kısa vadeli olduğu, ve bu hedeflerinde gerçekleşmesi, uhrevi hedeflere şart olarak koşulduğundan, dolaylı olarak dünyevi hedeflerde gerçekleşmiş olur.
Ancak realite şudur, toplumlarının şeriatle yönetildiğinni söyleyen milletler, sadece tepeden yönetilen ülkelerdir. dolayısı ile bu Şeriat yönetimi değildir. Şeriat aşağıdan yapılan bir idari sistemdir.
Yani şeriat isteyenler aslında istediklerinin şekli bir yönetim aslende beşeri bir yönetim olduğunun farkında olmayanlardır.
“akıllı insan uzun vadeli plan yapan insandır.
Kısa vadeli hedefleri olan günübirlik ve oportinist politikalar akıllı insanın kabul edebileceği bireysel yönetim biçimleri değildir. Uzun vade denilince akla gelebilecek en uzun vadede ölümden sonraki zamana ait olandır.”
Belki akıllı insan, olmayan bir şey için plan yapmayan insandır. Kim bilir?
xenix (Yorumunuzun diğer kısımlarıyla da ilgileneceğim.)
“Belki akıllı insan, olmayan bir şey için plan yapmayan insandır. Kim bilir?”
Madem YOK,
Neden evren var,
Neden bir başlangıcı var,
Neden bir sonu var,
Neden ben varım,
Neden ben bir gün olmayacağım,
ve madem tüm bu soruların bir anlamı yok,
Neden bu soruları sorabiliyorum. ?
Nasıllar nedenlerin cevabı değilken , neden nasılların cevabı imiş gibi davranıyorlar.
Neden yaşıyorum ve neden öleceğim, neden bu soruları sorma ihtiyacı hissediyorum....
HADD demeyin, haddi aşmamak gerektiğini biliyorum ...
Bu sorular inanmak için bir neden olabilir ama yeter değildir.Çünkü bu sorulara cevap verebilmek için yeterli bilimsel bilgiye henüz sahip değiliz.
Ayrıca,neden evren var? sorusu örneğin,tamamen sizin anlam arayışınızdır,evreni ilgilendirmez.Bizim dışımızdaki evren tüm işleyişini sürdürürken ,neden sorusunu hiç sormaz.Ama yinede vardır,işleyiş devam eder.
Evren bu soruları sormaz, o işleyişine devam eder, bununla ilgilenmez. Ama insan sorar bu bile bir ipucudur.
Evren ve içindeki hiç bir şeyin bir anlam arayışı olmadığı halde biz neden böyle bir arayış içerisindeyiz. ?
Yoksa biz bu evrene ait değil miyiz ?
“Yeterli” anlayışlarımız biraz farklı, yeterli eksik olan bir şeyin, belirli bir amaç için asgari miktara ulaşması anlamında kullanılan bir kelimedir.
Ben bilimin hiç bir zaman bu sorulara cevap verebileceğini düşünmüyorum, dahası bu sorulara bir cevap arayışı içerisinde de olmayacaktır bilim.
Dolayısı ile yeterli seviyeye ulaşabilmenin ön koşulu, aynı kulvarda olmaktır diyorum.
Anlam arayışının kendisini sorgulamamız gerekir; neden var, Bilim; evrim teorisinin içinde bunu HADD kuramı ile açıklıyor.
Bunun sebebi hayyatta kalma dürtüsü imiş,
bir canlı neden hayatta kalma dürtüsü ile doğar, neden kendini ve neslini koruma ihtiyacı duyar ?
Anlam arayışı, bir yaratıcıya işaret etmiyorsa, yaşama isteği, ölüm korkusu; bir yaratıcıya işaret etmiyorsa, neye işaret ediyor olabilir ?
bir canlı neden hayatta kalma dürtüsü ile doğar, neden kendini ve neslini koruma ihtiyacı duyar ?
Bir canlının canlı olduğunun tam bir kanıtı varmıdır?
Cansız dediklerimize bakalım,herhangi iki kütle neden birbirini çeker?
Hayatta kalma dürtüsüyle,kütlelerin bu davranışı arasındaki ayrım bizim ,canlılar lehine bir anlam arayışımızdan gelmez mi?
Eğer insan dışındaki tüm nesneler tamamen rastgele davranıyor olsalardı,bizim bu dürtümüz ilginç olabilirdi.Ama tüm nesneler bilinçsizde olsalar belli kurallara uymaktalar.
“Ama tüm nesneler bilinçsizde olsalar belli kurallara uymaktalar.”
Neden ? Madem öyle neden cansızların bilinçsiz olduğunu düşünüyor insanlar…
Neden bir kurala uymak zorunda evrendeki herşey ?
Gözlemlediğimiz realite kabul edip ötesini sorgulamamak ama bu gözlemlediğimize dayanarak yeni yeni gözlem sonuçları ve realiteler çıkarmak değil midir BİLİM yapmak..?
Ancak bunun ötesine geçtiğimizde yani gözlemlediğimizin neden öyle olduğunu sorguladığımızda gerçekten bir yere varabiliriz.
Yani elimize kırmızı bir elma alıp,
bu elmanın neden kırmızı olduğunun cevabını;
nasıl kırmızı olduğu ile karıştırmadan verebildiğimiz zaman,
Biz dışındaki nesnelerin bilinçsiz olduğu varsayımı zaten bize ait,anlattığımda bu.İnsan ,yani neden sorusunu soran varlık hiç ortada yokken bu evren belli kurallar dahilinde işlemekteydi,bu işleyiş neden sorusundan bağımsızdı, içinde varolan insan bu işleyişin kurallarını taşımakta.Ve neden diye sorması onu bu kuralların dışına çıkarırmı?
Ayrıca bilimin ilerlemesinin, neden,nasıl dahil tüm soruların cevaplanmasında öncelikli yeri olduğu kesindir.Bilim sadece anlam arayışınıza cevap vermez ve bu noktadan sonra tanrı inancı başlıyorsa, bu, öncüllerden çıkan,kaçınılmaz bir sonuç değil sadece sizin seçiminizdir.
Düşünce tarzınızı , neden sorusundan bağımsız olarak evrenin zaten nasıl işlediği ile alakalı olduğu realitesi belirliyor. Bu kurallar neden sorusundan ve anlam arayışından bağımsız diye bizlerin anlam arayışını arızi bir durum olarak değerlendiriyorsunuz anladığım kadarıyla ya da tali bir işleyiş kuralı…
Bense bu işleyişten bağımsız olduğunu kabul etmekle birlikte bunu sistemin dışından sisteme dahil olmuş bir soru ve anlam arayışı olduğunu düşünüyorum.
Yani neden sorusu hiç bir zaman bu evrendeki işleyişin tekamülü ile meydana gelebilecek bir soru değildir. Bu soru bu evrene dışarıdan enjekte edilmiş bir sorudur. Ve bizimle birlikte gelmiştir. Ve bilim anlam arayışında buna kesinlikle cevap verebilecek bir konumda değildir bu sebeple, çünkü o nasılla ve işleyişle ilgilidir.
Ve bu nedensellik alt yapısı ile hiç bir şekilde neden sorusuna ulaşamaz…Ama tüm nasıllara verebilecek bir cevabı vardır. Şu an olmasa bile daha sonra…
Evet bu soruyu yani NEDEN sorusunu sorması kuralların dışına çıkarmaz, ancak NEDEN sorusunun sorulmasının bunu gerektirdiğinide düşünmüyorum. Hem kurallara dahil olup hemde NEDEN diye sorabilmesi insana ait bir özelliktir. NASIL sorusunu bu evrene ait parçası ile sorar, NEDEN sorusunu ise dışarıdan sisteme dahil olan parçasıyla…
Dışarıdan geldiğininin kanıtı ise, nedensellik ilkesinin, NEDEN sorusuna hiç bir şekilde ulaşamayacak olmasıdır.
Ancak tuhaf bir şekilde aynı isimle isimlendirilmiştir. insanlar NASIL ‘ı açıkladıklarında NEDEN’i de açıklayabileceklerini düşünebilecek olduklarından sanırım. bu durum NEDEN sorusunun NASIL sorusundan daha önemli ve cevabının da daha değerli olduğunun göstergesi olabilir.
Yani neden sorusu hiç bir zaman bu evrendeki işleyişin tekamülü ile meydana gelebilecek bir soru değildir. Bu soru bu evrene dışarıdan enjekte edilmiş bir sorudur
Buradaki varsayımınız sizin temel çıkış noktanız.Kanıt olarak
” nedensellik ilkesinin, NEDEN sorusuna hiç bir şekilde ulaşamayacak olmasıdır”
diyorsunuz.
Kanıt olarak öne sürdüğünüz şey zaten kanıtlanması gereken olgunun kendisidir.Nedensellik ilkesinin NEDEN sorusuna ulaşamayacağı iddiası yani.Bir bilgisayar programının kendisini sorgulaması beklenemez ama bu bizim henüz program geliştirmede yeterince ilerlemediğimizide gösterebilir.
Bunun dışında kuantum mekaniği bu ilkeyi yıktığından dolayı,sistem içindede problem olduğunu unutmamamız gerek.Sistemin kendisi sistemin tam bir modelini oluşturmamıza imkan vermiyor.Dışarıdan enjekte edilebilecek şeyde sistemin içinde var olabilir.
Çünkü nedensellellik yapısal olarak bir öncekine bağlı olmak zorundadır. ama Nedenin bir sebebi olmamalıdır. Yani daha ötesine gitmemelisiniz . Gitme ihtiyacı hissetmemelisiniz. Anlam huzurun olduğu yerde barınır. huzur ise, harekette değil sukut ve sakinlikte karşılık bulur.
Yani anlam bir son veya bir başlangıçtır. bu özelliğinin olması demek bir süreçten farklı olması demektir. Sabit hareketsiz nokta anlam için uygun bir tanım noktasıdır. Anlam ancak Neden sorusu ile karşılık bulabilecek bir cevaptır. Yani bir şeyin anlamını öğrenemek istediğinizde , NEDEN sorusunu sorarız, bu anlamı öğrenmek bizi tatmin eder veya etmelidir. Amaç tatmin olmak olduğunda, bunun hareketli ve sonsuz bir süreçte yapılabilmesi imkansızdır. tatmin olmak demek durmak demektir kısaca…
Anlam bu duruşun gerçekleştiği yerdedir. Ama nedensellik yapısal olarak buna müsait değildir. Çünkü hiç bir zaman durmaz, o bir hareketin adıdır, işte bu sebeplede hiç bir zaman NASIL sorularının bir sonu olmayacaktır. dolayısı ile hiç bir zaman bir NEDEN ‘e ulaşılamayacaktır NASIL ‘ların cevabı verilerek..
Dolayısı ile verdiğiniz analojinin uygun olmadığını düşünüyorum.
Burada yeterlilik ile ilgili değil, yapısal olarak bir problem vardır.
Elma ile armutlar farklı meyvelerdir.
“Kanıt olarak öne sürdüğünüz şey zaten kanıtlanması gereken olgunun kendisidir.”
Sevgili Farabinin dikkatinden kaçmamış, burda XINTeorisyenin yaptığı şey circulus vitiosus’tur (yani kısır döngü, daha da açığı; ispat edilmesi gereken şeyi bir kanıt olarak kabul etmek suretiyle muhakeme yürütülmesinden doğan mantık hatasıdır)
Birazdan açacağım (yani yetiştirebileceğimi umuyorum) başlık içinde de tekrar değinirim.
Sonuçta geldiğimiz yer elma ile armutun farklı şeyler olduğumudur?
Somutlaştıralım,çünkü neden yada nasıl sorularını kesin çizgilerle ayırırsak kendi yarattığımız kavramın içinde boğuluruz.Bunun yerine sorunun kendisi her ne ise o sorulmalı.
Sorumuz şumu örneğin
Evren neden var?
Bu soru evrenin var olmasının bir amacı varmıdır?anlamında soruluyor olmalı .Eğer buysa hedeflenen,denilebilirki ,evrenin var olmasının hiçbir amacı yoktur.Eğer bir amacı olmalı diyorsanız bu sizin varsayımınızdır.ve akılla kanıtlanması olası değildir.(Sorunun anlamı bu değil derseniz ne olduğunu yazın).
Dediğiniz gibi ise,anlam huzurda ise akli kanıtlamaların bu huzura hiçbir katkısı olmayacaktır.
Ayrıca evrenin işleyişini çözmeye çalışmanın ,evrenin amacını anlamaya çalışmak kadar anlamı vardır benim için.
Bende bunu söylemeye çalışıyorum zaten Bilim NASIL diye sorar bu çok doğrudur. Ama ben NEDEN diye sorabiliyorum.
işte ben bu sorunun nasıl olupta sorulabildiğini anlatmaya çalışıyorum.
Bence bu sorunun , sorulabilme sebebi bir başlangıca duyulan ihtiyaçtır. şu yazıda ifade ettiğim üzere NEDEN var olabilmenin ilk şartıdır. yani NASIL ‘ların başı…
Bilim bu soruyu sormuyorsa bu kendi hatasıdır.
İşin başındaki inançsal temeli görmeden materyalist bir bakışla bilim yapılabilir mi ?
Bilim için sınır soru değildir her soruya cevap arayabilir.Ama sorunun cevaplanması için kriterler vardır öncelikle sınanabilir ,olmalıdır.Nasılların bir başı olduğu varsayımdır ve bilimin elinde bununla ilgili yeterli kanıt bulunmalıdır ,bulunamıyorsa bir ilk neden varsayımıyla uğraşmaz.
Materyalist olmayan bakışla bilim yapmaya bir örnek verirmisiniz.
“HoLa tarafından Cts, 04/12/2010 – 14:38 tarihinde gönderildi.
…elde var biiiiir.
Dedim size…turnusol gibidir. Dinci anında renk verir…
“
Sizin familyadan olanlari dinci diye yaftalayip islama yapistirmayin..Müslüman olan kimse seriata hayir demez..Dinci diye tabir ettiginiz soytarilarinda sizlerden bir farki yok aslinda..Inancsizlar sadece inancsizliklarini bir üstünlük sanarak inananlari asagilarlar bu bakimdan zararsizdirlar ancak burda dinci dedikleriniz tehlikelidirler cünkü dine zarar verirler, insanlari dinden soguturlar dinde olmayan seyleri varmis gibi göstererek..
ebubekir dincidir falan ama soytarı demek ayıp olmuş. Bence önce bir sakin olup yazmadan önce insanları tanımanızda fayda var. Onun gözünde de siz dinde olmayan şeyleri varmış gibi yapıp insanları dinden soğutuyorsunuz. Ehli sünnete karşıdır kendisi.
“xenix tarafından Paz, 30/01/2011 – 01:53 tarihinde gönderildi.
ebubekir dincidir falan ama soytarı demek ayıp olmuş. Bence önce bir sakin olup yazmadan önce insanları tanımanızda fayda var. Onun gözünde de siz dinde olmayan şeyleri varmış gibi yapıp insanları dinden soğutuyorsunuz. Ehli sünnete karşıdır kendisi.”
Ben forumdan kimseyi kastetmedim, zira iman ölcebilmek gibi bir yetenegim yok..Alinti yaptigim üyenin “turnusol gibidir. Dinci anında renk verir…” lafina karsilik verilmis bir cevapti..
ATAAN´in
sözüne alinmadim mesajin kime oldugu belliydi fakat senin “ebubekir dincidir falan ama” demene üzüldüm..
“adin cikacagina canin ciksin” sözünün dogrulugu bi daha ortaya cikti..:)
evet
ATAAN,
hakli “dindar dinci” ile “dinsiz dinci” gercekten soytaridir cünkü bagli olduklari inancin/ideolojinin/ilkenin bagimlisi olmuslardir örnegin biri muhammedten daha muhammedci iken digeri atatürkten daha atatürkcüdür..
tarihte,
Imam Ali´nin basina dert olan “dindar dinci” hariciler tayfasi ile ülkemizde
türk halkinin basina dert olan cagdas “dinsiz dinci” hariciler tayfasi arasinda öne cikan ortak özellik kiraldan kiralci vs. olmalaridir..
Alınmalık bir durum yok sevgili bekir, ben hep senin için dinci demiştim. Açıklamıştım da. Adın çıkmasıyla ilgili bir durum değil bu. Bir dini savunan herkes dincidir bana göre.
Haklisin Ebubekir, Demek istedigimi sen anliyorsun ama bu vatandaslar bir türlü anlayamiyor :))
”
xenix tarafından Paz, 30/01/2011 – 02:56 tarihinde gönderildi.
Alınmalık bir durum yok sevgili bekir, ben hep senin için dinci demiştim. Açıklamıştım da. Adın çıkmasıyla ilgili bir durum değil bu. Bir dini savunan herkes dincidir bana göre”
.
Dini savunan herkes dinci degildir, böyle bir genelleme yanlistir..Üfürükcülük yapan adam dini savunuyor menfaat elde etmek icin, koltuk sevdasinda olanlar da.. simdi bu adamlara dinci demek dine hakaret olur..
Dinde savunulmaya gerek duymaz zaten, isteyen inanir isteyen inanmaz..Bizlerin burda cember sakalli sarikli dinci tipine sokulma cabasi, dinden bahseden herkesin yada inanan herkesin ayni kalipta oldugunu düsünmenizden kaynaklaniyor sanirim..
Ben şekil olarak bakmıyorum. Yazılarınızdan sizi kategorilere ayırıyorum. Mesela siz bana göre dinci değil ahlakçısınız. Biraz da gelenekçi. Bizim Kutadgubilig diye bir üyemiz vardı onunla aynı kategoridesiniz. (Kendisinin yazılarını bulursanız hepsine katıldığınızı göreceksiniz)
dostum,alindim demedim sadece üzüldüm diye yazdim..bir an hakkimdaki düsüncen belki degismistir diye düs….ama herneyse ya..
evet
deniz baykal icinde “dinci” demistin bu durumda sözde cagdas yasam tarzini temsil eden chp özellikle yeni chp toptan dinci oluyor desene..:))
peki
ayetleri diline dolayip “müslüman” avina cikan HoLa ve candaslari senin mantigina göre simdi dinci mi? halbuki adam canla basla “din” -ci- savar gibi calisiyor..:)
“xenix tarafından Paz, 30/01/2011 – 03:11 tarihinde gönderildi.
Ben şekil olarak bakmıyorum. Yazılarınızdan sizi kategorilere ayırıyorum. Mesela siz bana göre dinci değil ahlakçısınız. Biraz da gelenekçi. Bizim Kutadgubilig diye bir üyemiz vardı onunla aynı kategoridesiniz. (Kendisinin yazılarını bulursanız hepsine katıldığınızı göreceksiniz)”
Kötü özellik olarak sayilmiyordur umarim bunlar :))
xenix sordu;”Çakma ateist” ile “gerçek ateist” arasında ki farklar?
cakmasi sahte
gercegi orijinal..
**
farklar?
örnegin,aziz nesin orijinal digerleri sahte..
**
“çakma ateist” bir hakaret etme biçimi mi?..”
hayir..
**
xenix,hassasiyetine bir anlam veremedim? cünkü bir cevabimda “cakma müslüman yok ki birde ben cakayim” demistim ama ne hikmetse “cakma ateist” cümleme gösterdigin duyarliligi “cakma müslüman” sözüme göstermedin ?
Diğer tarafta eleman diyor ya “homoseksüelite bir tercih işidir”.
Bir gün tercihimi yapmışım yolda gidiyorum…bir bakıyorum otobüs durağında bir yağız delikanlı. Hazır tercih de varken ani bir kararla ben de otobüs beklemeye başlıyorum. “Tercihinden dönen kaşığı kırılsın” diyerek…aynı zamanda da “keşke kalabalık gelse” diye umduğum otobüs geliyor ve yakışıklının arkasından bende o otobüse biniyorum. Bu arada iki kaş kalkması bir göz ayırması ile adının Hidayet olduğunu öğrendiğim delikanlıyı bir güzel tercih kaydırtmasına uğratarak elde ediyorum…
…erdim mi hidayete.
Burada hep beraber diyorsunuz ki;
-Erdiiiin.
Hidayete erince de bir güzel kıvırttım ve döndüm…dindar oldum diyelim.
Yok, yok…burada homoseksüelite ile dini, dinci ile homoyu aynı potada eritmeyeceğim…tasalanmayın. Hidayete erme konusunu hicvettim sadece.
Hidayete erdim.
Bir ölçek kelime-i şahadet…
İki ölçek tövbe.
Oldum mu tövbekar.
Tövbekar ve Müslümanım artık.
Ne yapmam lazım?
İslamın şartları ne ise onları.
Eve geliyorum, yatsı namazımı da bir güzel kılıyorum…misler gibi abdestliyim de.
Nasılsınız inşallah. Allah size sabır ve güç ihsan eylesin yarabbim. Var ya çok sinirlendim, okuduklarımdan dolayı mütehassıs oldum. Allah beni affetsin ama yazdıklarınız anlayamayan bu kafir sürüsünün cezalarını vermek lazım. Artık bu Kemalizmin nasıl bir ideoloji ile halvet oldu bilmiyorum ama babası belli anası yüz elli bir ideoloji ile kahrolmaktalar, haberleri yok. Siz gibi gibi mükemmel bir beşere ihsan edilen bu beyni anlayamamak için zır cahil olmak lazım. Allah beni affetsin. Ama sizlere bu yapılanları Allah görüyor. Yılmayınız ve bendenizi kendimden geçiren huşu dolu yazılarınızdan beni ve muhterem okuyucularımızı mahrum etmeyiniz.
Sıddık Gümüş bir siz iki.
Yani demem o ki…
…ateist olmayan biri bunların yazdıklarını huşu içinde mi okumakta?
Bir ateist yazdıklarının zırva ve yalan olduğu kaynakçalar ile ortaya koyunca, yalanlar dökülünce ne oluyor.
“Madem bunu ateist yaptı önemsiz” mi denmekte?
Yani iman sahibi olanlar sizi alkışlıyor mu sanmaktasınız? Öyle mi oluyor hakikaten?
Burdaki riyakarlik ve sahtekarlik nedir bence biliyormusunuz; Inancsiz olanlarin konu hakkinda müslümanlar adina konusmalari..
E Birakinda bir konuya da müslüman olanlar cevap versin..Buna bile tahamülünüz yok..
progpaganda sözcüğüne hapsetmek istmedim ama paradigma sözcüğünden alırsak (..paradigma kelimesi herhangi bir bilimsel disiplin veya başka epistemolojik içerikte bir düşünce kalıbına … (vikip ,(girme dersek) olur
buraya ideoloji kavramını biraz yaklaştıracağım
toplumsal değerler bütünü ya da bir topluma yön veren inanlar yaşayışlar- düşünüşler biçimi
-ya da hazırkalıp düşünceler ve öğretiler/yaşam yaşama sistemi (ya da uzar bu tanım her neyse)
gibi sonsuz tanımı yapılabilir ideolojinin
ideoloji kavramını sevmiyoruz (çağrışımsal eksikten dolayı ama) bir tür düşünsel fauna ve atmosfer gibi bu şey aslında gibi, Bir bakteri ve mantar kültürü ortam kültürü ve faunası hatta mikro kültür-makro kültür -özel kültür sanal kültür farketmez
Aileden alınan bir gen gibi temel yaşama sistemi ve inanış biçimi içinde- Farklıları da var- farklı unsurlar ,Sornadan öğrenilen genelde ,keşfedilen
İkinci bir tanımda ise aidiyetler bütünü- toplumsal aidiyetler ve gruplar-
Gruplaşmalar
A grubuna üye değilsen B gibi bu
ideoliji seni bir gruba ait kılar/hissettirir (bir sürü toplum ve grup psikolojisi hissettirir-tanır-taşır bu) bir yakınlaştırma yalnız hissetirmez- bir değerler sislsilesine ait ve bir inanış grubuna sempatizan felan-taraftar olursun işte
ben buna aitiim bunu savunuyorum/tutuyorum-yönüm, Kendini ifade etmek için bir araç felan herşey işte ve düşünce sistemim ve yönüm diyebilirsin-inanışın gibidir bu
farklı kültür grupları -ideoloji grupları var, Birinden atılılıp/çıkılıp diğerine çekilmek mümkün- Yalnız (ya da bağımsız) dolaşmak-sürünmek -savaşmak- -tüm bunlar var! mümkün;
dinler gibi ideolojiler
bu kavram biraz yoklanmalı -ideoloji üzerine bir kaç okuma -tanım (örneğin scribd vikipedi farketmezve biraz düşünmede benzeştirme de genişletme de yapılabilir )
biz biraz analamını bozduk aslında çektik onu biraz öteye beriye
Genel toplum ideolojisi aslında, din bir yana, yaşa ve dur/öl’ dür (yaşa ve öl yani-yaşa ve ye iç gez gibi)
Aslında bir yaşam kur-evlen-babanın yaptıklarını ya da diğerlerinin yaptıklarını yap, Oku ve meslek sahibi ol, Politik tartışmalara girme- ayrışma, onurunu felan koru
doğ, yaşa evlen-doğru kızı ara doğru erkeği ara mesela böyle şeyler den oluşur
ve çocuğunu besle çocuğuna iyi bir eğitim
tüm bunlar programlar -porogramlamalar gibi duruyor, hazır kalıp düşünceler özgürlük sınırlıyan gibi
din bunların içinde bir araç-eşya gereç ya da metalik bi alet yani buzdoalbı işte -dondurduğun şeyler-kullanılacaklar- ecza dolabı ya da (bir eğreti bu!) bakınlaştıma
yani çamaşır makineside olabilir farketmez-aile toprağı ya da fast food her şey olabilir bu örnekleştirme
yani bir eşya gereç; tahta balta icad edilmeden önce
korunaklı bir kalıp yaşam şablonu ve denenmiş az hasarlıdır işte bu
yani burda denenmişi var biz bunla yaşadık (kolay -edinilmiş gereç) bi şey olmadı az çatıştık yorulduk savaştık ve eğlendik geçtik göçtük ortalama bir yaşam böylece yaşanabilir ve böylelikle kolay yaşanabilir
şöyle düşünün orda bir dağ var ve etekte bir kavim o dağa hiç çıkmıyor ve hep orda yaşıyor
bu yetebilir insanlara
dini insanlar bir varlık bilimi gibi düşünmüyor daha çok ortalama insan için bir gereç-
çocuğa yalan söylemek ya da anlatılabilir başka benzeştirme masal bulunmaması ya da gibi sonucu da bu oalbilir
insanın kendine söylediği bir yalan ya da başak eşy ama ortamı doluran bir şey şey; Setin ağına çekilmiş bir gereç bu sadece
Hayır bi şeyi yaparsınız ve bi şeyi derme çatma yaparsınız çünkü daha iyi bir bilginiz-yetiniz ya da teknolojiniz de önerinzide yoktur ya da iş görür az çok bu da ve -şimdilik bu kullanılsındır-aslının yerine geçer
Sadece doğuştan gelen bir özellik olarak Müslüman oluşu nedenlerden biri olabilir. Kendini tanıdıkça, sorguladıkça dinsiz olduğunu farketmiş, sonuçta şeriat karşıtı olmuştur.
Ama xenix bu anketi henüz dinsiz olmamış müslümanları kastederek açmış sanırım Nibelunga, ya da bana öyle geldi diyeyim:)
Haklısın gamaro, hakiki, öz Müslümanlar yanıtlasın bu anketi ;D
Gerçi sen de haklısın. Bu sorunun “bir sosyalistin sosyalizmi istememesinin nedeni ne olabilir” sorusundan ne farkı var ki? 🙂
Aynen. Sosyalist olmamış ki, sosyalizmi istesin 🙂
Kıvırmadan bu soruyu cevaplayamazlar.
)kapa parantez
Şeriat müslüman olanları bağlar. Eğer bir ülkede gayri müslimler varsa onları da şeriat kanunlarına tabi tutmak, onlara bir şeyi dayatmak olur. Bu da,
“Dinde zorlama yoktur.”(Bakara 256)
kaidesine ters düşecektir.
Aslında burda şöyle bir sonuç da çıkarılabilir. Şeriat müslüman olamayanların da din özgürlüğünü korur. Bu konuda tarihe bakılınca müslüman yönetimi altındaki topraklarda yaşayan hristiyan ve yahudiler de dinlerini yaşayabiliyorlardı.
“Kuran’ı tarihsel bir mitoloji kitabı olarak kabul ediyordur.”
gerçi bir kişi oy vermiş ama,bence bu seçenek olmamalı. bir müslüman Kuran hakkında böyle düşünemez.
Bence de denge haklı.
Kutsal metinlerin (ya da bu metinlerin bazı kısımlarının) içinde mitolojik yanlar da bulunan tarihi belgeler şeklinde kabul edilmesi hiristiyanlık ve yahudilik için belli ölçülerde geçerli olabilir. ( Otokritik mi neydi, öyle bişey diyorlar, ve bazı bölümlerin dönemin şartlarını yansıtacak şekilde özel ve destansı bir formda yazdırılmış olduklarına inanıyorlar.)
Ama islamiyet açısından böyle bir şey söz konusu olamaz sanırım.
Elbette cizye adındaki ekstra vergiyi ödeyerek.
xenix
Şeriat istemeyen müslüman, Allah (cc) varlığına inanmıyor demektir. Allah (cc) korkusu olsaydı Allah’ın kanunları ile yönetilmek isterdi.
şeriatın insan olma evresinin en alt basamağı olduğuna inanan müslüman şeriat istemez..
hukuk/seriat sürekli degisen/degismesi gereken sosyal ilkeler dir ve bu nedenle “degismeyen tek gercek degisim”denmistir..
hukuk/seriat/fizik kurallari vs. bir IMAN konusu degildir ki bunu kabul etmeyen allah´in varligini inkar ediyor olsun..
belli ki
misafir,arkadasimiz sapla samani karistirmis..
slm.
Bana göre, gerçek müslüman içinde kötülük barındırmayandır… Şeriat de kötülükleri atmak anlamındadır. Kurandaki ayetlerin neyi anlattığından çok neyi anladığımıza bağlıdır. Çok anlamlı olması, şifreli olması da bundandır.
Eğer egoları yüksek birey yorumluyorsa ve uyguluyorsa kendi çıkarları doğrultusunda ayetler uyduracaktır ve bunun kural kaide olduğunu ifade edecek diktatörce inandırıp kandıracaktır çevresindekileri. Şeriat her bölgenin kendi çatısına uygulanabilir bir özellik taşır. Bana iyi bir başkasına şer olabilir. O nedenle her şer bir hayır her hayır bir şer barındırır. Şeriat böyle bir şeydir. Arapların uyguladığı kuralların başka topluluklara dayatılması, benimsetilmesi ve uygulanmaya çalışılması, kendi küçük beyni etrafında oluşturduğu tabuları sanki evrensel gerçeklik gibi yansıtmaya çalışılması EGO KRALLARININ BEKÇİLİĞİNİ YAPMAKTAN ÖTEYE GİTMEZ.
Örneğin örtünün denir: Egoları olan türban anlar Müslüman olan kötülükleri örtün anlar. Türban sadece bir insanın saçlarını örter beyninin içini örtmez. Müslüman için ise gerçek örtünmek içinde barındırdığı güzelliklerdir. Kötülükler ressesif gen iyilikler dominant gen olmuştur artık….
Bu konuda Kuran ne diyor sevgili bekir? Bildirdiğimiz hukuklar şimdiki zaman uygundur, bundan bin yıl sonra geçerliliğini kaybedecektir diyor mu?
İşte diyalektik materyalizmin özü… Kutlarım.
xenix
Das kapital de mi vahy ?
[ Tehlikeli işler yapıyorsun Ebubekir. Wittgenstein alıntısı ehil ellerce kullanılmalıdır. Tıpkı Paul Davies ve Karl Marks gibi. ]
wittgenstein ,Marx,fizik kuralları ,şu bu fasa fisodur, haşa huzurdan bilmem nedir vahyin,türbanın kutsallığı yanında.Gerekirse hepsi yasakçı zihniyet denilerek damgalanır olur biter.Dünya işleri bunlar nasıl olsa.
sevgili gamaro,
hayat
basli basina bir RISK
bogulacaksak okyanus da bogulalim dimi..
zordan
kacan korktuklarinin
kurbani olur..
slm.
gamaro yazdi;
“Das kapital de mi vahy ?…”
vahy
kozmik alemden gelen bilgi akisidir herkes degisik türden vahiy alir..
vahy´i peygamberle sinirlamak gelenegin carpik ögretilerinden sadece biridir..
Qur´an da
ariya vahyedildigi,yerlere göklere vahyedildigi gecer demek vahy günceldir,
süreklidir..
evet
kosmos/evren
insanlarin bilebildigi (bilemedikleri daha fazladir) hesaplayabildigi en büyük mekan/cevre..
Allah/yaratan
kosmosu/evreni de kusatan sinirlanamaz/hesaplanamaz SONSUZ mekan..
ES gecilen en önemli nokta ise
vahy´in anlamini carpitan gelenekciler ile onlarin cürük ögretilerini referans alan gelenekci reddiyeciler arasinda hicbir farkin olmadigidir..
biri
muhammed´in ilkeleri (seriat/hadis) diyerek vahy´in etrafina duvarlar örüp anlasilmaz kilarken
digeri
atatürk´ün ilkeleri (seriat/hadis) ni kendisine kalkan yaparak vahy´e saldiriyor..
evet
ehil eller ?
yanlislariyla/dogrulariyla insanliga büyük katkilari oldu bu anlamda bahsi gecen
ehil eller ? in eserleride
marks´in kapital´i de vahy´dir yanlis ayiklanir dogrular insanligin öz malidir anamizin sütü gibi helal..
slm.
Falcılar, medyumlar, kahinler ve diğerlerinin beklediği haber geldi…
Haydi, aç sende kendini kozmik alemin bilgi akışına ve al vahyini. Üstelik bedava…
xenix
Evet evet kesinlikle spritüel olmuş ebubekir. Sonsuz.usu kutlarım:) Kendisini dönüştürmeyi başarmış.
xenix,
bu bilgi akisindan herkes gibi sende faydalaniyorsun sürekli akan bu
bilgiyi /vahy kimi fal/medyum/kahin´lik vs. icin kullaniyor bir baskalari ve sen daha farkli alanda E ücret de ödemiyor kimse..:))
yanilgi
tüm bu olup bitenleri yani hayati bir “oyun ve eglence” sanmak..
“..Biz
-gökleri
-yeri ve bunlar arasında bulunanları
-oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık..”duhan/38)
insan
irade
sahibi oldugu icin tercih hakkina sahip
tercih
hakkina sahip oldugu icin sorumlu
sorumlu
oldugu icin de hesap verecek yoksa farki olurmuydu insanin hayvandan ?
**
“..Ana Britannica’da “düşünce” maddesinin karşısında yazan şu sözleri dikkate almakta yarar vardır:
“Psikanalize göre,
‘birincil süreç düşüncesi’ bilinç dışı ve sözcük ötesi bir süreçtir.
Yani
sözcüklerle simgeselleşmemiştir.
Örneğin
bir isteğin bir insanı baskı altında bırakması sözcüklere dökülemez.
Bu
düşünce türünde karşıtlar bir arada bulunabilir; böyle düşünce
mantık kurallarına uymaz,
zaman ve yer tanımaz,
neden-sonuç bağıntısı taşımaz
ve
bütünüyle haz ilkesi doğrultusunda gerçeklikle bağıntısı olmayan
bir biçimde gelişebilir.
Oysa
‘ikincil süreç düşüncesi’ gerçeklik ilkesine bağlı olarak dış nesnelerin gerçekliğini gözetir,
söze dökülür,
dil ve mantık kurallarına uyum gösterir.” (Cilt: 11 s: 20)
**
“..Ve
-hiç
-kuşkusuz
-insanı biz yarattık
-ve
-nefsinin ona ne vesvese verdiğini biz biliriz
-Ve
-biz ona şah damarından daha yakınız..”(kaf/16)
Vesvese:
“Gizli bir sesle,
fısıltı ile düşünce aşılamak,
bir işe, eyleme yöneltmek” demektir.
İblis,
melektir tamam ama melek nedir?
“Hani meleklere,
“Âdem’e secde edin” demiştik de İblis müstesna hepsi secde etmişti.
İblis dayatmıştı..”(taha/116)
melek”,
“Kuvvet, yönetim gücü, elçi ve haber verici” demektir.
Kur’an’ı
iyi anlayıp dini doğru yaşayabilmek için
bu kavramın Kur’an’daki yer alışlarını iyi bilmemiz gerekmektedir.
melek
sözcüğü iki farklı anlamlı kökten gelebilmektedir.
Buna göre
“üluk” kökünden anlamına göre “elçiler/haberciler”;
“Melk” kökünden anlamına göre ise “yönetim güçleri” anlamına gelmektedir.
Eğer biz,
bilinç dışı düşüncelerimizi şeytanî özelliklerden arındırabilir ya da onun esiri olmayıp kontrol edebilirsek, insanlığa yararlı olabiliriz.
Bu
düşünceleri arındırabilmenin, kontrol altına alabilmenin tek yolu ise; öncelikle Allah’a sığınmak ve sonra da bu düşünceleri Kur’an mizanında tartmaktır.
Çünkü
düşünce sürekli olarak kontrolsüz üremektedir ama bu düşüncelerin eyleme geçmesi ise insanın inisiyatifindedir.
İblis
bizim yaşadığımız evrenin bir parçasıdır.
Yani
üç boyutlu alemdendir.
İnsanın
ayrılmaz bir parçasıdır.
Aksi bir durum
Allah’ın adaletine uygun düşmezdi.
Kimse
hissedemeyeceği tedbir alamayacağı başka bir boyuttan bir yaratık ile başetme imkanına sahip değildir.
Böyle
bir yaratığın insanlara musallat edilmesi adil bir davranış olmazdı.
Hem de
bu sünnetüllah’a/vahy aykırı olurdu.
“Allah hiç kimseye gücünün üstünde yükümlülük vermez
(Bakara 233, 286; En’am 252; A’raf 42; Mü’minun 62; Talak 7).”
Kafirler (hakikati örtenler)
kendilerine
peygamber olarak bir melek gönderilmesini istemişler Rabbimiz de onların beklentilerine şöyle cevap vermiştir.
“..De ki:
-Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı
-biz de elbette
-onlara gökten elçi olarak bir melek indirirdik..”(isra/95)
Evet
Peygamber bile insana aynı boyuttaki varlıklardan gönderilmektedir.
Zira farklı bir boyutun yaratığı ile iletişim söz konusu edilemez.
Yani
İblis(düsünme yetisi/enerji/güc) insanlara dünyayı sevdirecektir;
ihtiraslar,
tutkular oluşturacaktır.
Bu tutkular
sayesinde de mücadele,
yarışma,
bir ötekinden üstün olma gayret ve çabaları artacaktır.
Hayatın
Allah’ın koyduğu ölçülere uygun sürmesi ve sorumlu insanların sınanması için böyle alternatif bir gücün, enerjinin insanın içinde olması lazımdır.
İnsan bu
güç/enerji sayesinde seçici olacaktır.
Robotluktan kurtulacaktır.
Yani
bu güç sayesinde dilerse imanı ve taatı dilerse küfür ve isyanı seçebilecektir.
Onun için
İblis yaratılmış ve kendisine böyle bir mehil verilmiştir…”(iste kuran)
slm
Bak biz şu başlıkta bu konuyu epey tartıştık. Hatta almanca yorumlar bile var. Orada senin yorumunu göremedim sevgili dostum. Yoksa çok mu entel/dantel buldun tartışmamızı?
Şu melekler;
Hani şu Allah’a soru soran melekler hangi sınıfa giriyor?
a- Kuvvet
b- Yönetim gücü
c- elçi
d- haber verici
e- Soru sorucu
f- kafa tutucu
xenix
Tamam Ebubekir, tamam..
Güçtür, kuvvettir, elçidir, yok belki yönetimdir ya da hangi arapça kelimenin bilmem kaçıncı köküdür filan derken.. İkna oldum ben, tamam.
Yalnız hazır başlamışken, bi makale de “cinler” üzerine alabilir miyiz lütfen? (ve o da meseleyi kök-ünden ele alsın mümkünse.. demeye gerek bile duymuyorum izninle)
Spritüalist halini daha çok sevdim ebubekirin
Şimdi bundan sonraki aşama, çaput bağlamanın, yatırlara dua etmenin evrendeki bilgi akışına, melek kuvvetlerine katkıları ve yararları. Cinleride unutmamak lazım tabiki. Haydi hayırlı olsun new versiyon: ebubekir v3.0
)kapa parantez
İblis
bizim yaşadığımız evrenin bir parçasıdır.
Yani
üç boyutlu alemdendir.
İnsanın
ayrılmaz bir parçasıdır.
Aksi bir durum
Allah’ın adaletine uygun düşmezdi.
Kimse
hissedemeyeceği tedbir alamayacağı başka bir boyuttan bir yaratık ile başetme imkanına sahip değildir.
Varsayalım başka bir boyutta,bu onun üstünlüğünümü gösterir ki onunla başedemeyelim.Ayrıca üç boyutlu alemdeyse nerde?
Peygamber bile insana aynı boyuttaki varlıklardan gönderilmektedir.
Zira farklı bir boyutun yaratığı ile iletişim söz konusu edilemez
Bu önerme deneysel olarak kanıtlandı mı? iletişim olayı yani.
inandığı metafizik olgularla,fizik olgularını birleştirmeye çalışmanın gereği nedir ki? Yasakçı olmayan beynin tuhaflıkları olsa gerek. Birde kuantum fiziğiyle haşır neşir olsan,artık kimse tutamaz seni.
“Tüm bu söylediklerim şakaydı arkadaşlar” deme ihtimalin varmı acaba,keşke olsa.
gamaro’nun talebine iştirak ediyorum ebubekir. Üç harfliler üzerine bir makale istiyoruz, please.
Aslında bunun cevabı Müslümandan Müslümana göre değişmesinin nedeni Müslümanın nasıl bir Müslüman olduğudur.
Ben Müslümanları ikiye ayırıyorum:
Dinci
Mümin
Dinci dediğinin Müslüman olmasının önemi yoktur. Hangi dinden olursa olsun o dini alır, satar, kiraya verir…gösterisini yapar…avantasına, çıkarına, rantına bakar. Allah kıyakçısıdır. Allah a kıyak yapınca yönünün cennet olduğunu sanar. Avantası şeriatta daha fazla ise şeriat, laiklik ise laiklik der. Fırıldaktır…çalkalamaya ve kıvırmaya bayılır.
Turnusol gibi iki ayet yazayım şuraya…dinci ile mümini ayırt etmenizde çok işe yarar bu iki ayet.
Nisa 140 ile enam 68.
Nisa 140:
Oysa Allah size Kitapta “Allah’ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
Enam 68:
Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra, o zalimler grubu ile beraber oturma.
Bunlarla mümini dinciden şıp diye ayırırsınız.
Kitap yani Allah emrediyor; Tanrıyı ve dini inkar edenden uzak dur!
Mümin tanrısı ve imanı ile arasına kimseyi sokmaz…
…dinci ise kendini insanlar ve tanrı arasından hiç eksik etmez. Tebliğler eder, het höt diye vızıldar…
…zabıta görünümlü dansöz misali dolanır durur.
🙂
“……..Enam 68:
Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra, o zalimler grubu ile beraber oturma….”
muhatabim “atalarimiz ya yanlis anladilarsa” diyen sorgulayan,süphe duyan vs. herkes
siz
kendinizi,dedikoducu/zalim olarak ifade edilen grubun icine dahil ediyorsaniz muhatabim degilsiniz zaten..
bu
kendi dogrularimi paylasmama yada farkli dogrulari okumaya,dinlemeye engel bir durum degil kendinizi bulunmaz hind kumasi sanmaniz ancak sizin kuruntunuz=kibir yani rejim bekcisi yasakcilarin ortak özelligi..
slm.
…elde var biiiiir.
Dedim size…turnusol gibidir. Dinci anında renk verir…
Bir de demezler mi sen dedikoducu ve zalim misin diye.
Önde gideniyim hem de. İnanmadığım hatta zırva ve ahlaksız bulduğum bir konuda başka ne olabilirim?
Açalım:
Bendeniz ne yaptım?
Kuran dan iki ayet getirdim astım…yan tarafta müteşebbilmemne konusu tartışılıyor zaten…burada o mevzuya girmeyelim. Ancak şu da var ki bu iki ayet iki kere iki dört kadar açık ve de aşikar.
Hoş…kendimizi bildik bileli şunu duyarız:
“İslam dininin en önemli özelliği Allah ile kul arasında kimsenin olamayacağıdır.”
Enam 68 ile Nisa 140 bunu diyor zaten:
“Seninle benim arama giren adamı muhatap alma!”
Dincinin ben gibi zındıklara giydirmesine ben alışkınım:
“Dedikoducu, kafir, zalim, küfre meyilli, rezil, ip ni ver lan şerefsiz”
…say say bitmez.
Sen bana giydir de…ayetler Allah ın kelamı…sanki ben yazmışım gibi bana nasıl mal edersin?
Gelmiş orada burada din iman satıyorsun…
Adını da koymuş:
“Tebliğ ediyorum”
Sabahlara kadar et de, bunun sana-bana-mala-davara ya da bu millete yararı ne?
Hep beraber sayende cennete mi gideceğiz? Benim sayemde karnene “cennetliktir” kertiği mi atılmakta?
Ne diyor ayet?
“Bunlardan (ben gibilerden) uzak dur.
Ben demiyorum…
…Allah diyor.
Sadakallahulaziiiiiim!
Bu konuyu epey tartışmıştık, hemen linkini vereyim. Dinci Nedir? Dindar Nedir?
xenix
HoLa yazdi;
“İslam dininin en önemli özelliği Allah ile kul arasında kimsenin olamayacağıdır….”
allah ile kul arasina kimse giremiyorsa peygamberler neden geldi ?
sizi
bilgilendiren
insanlara
“allah ile kul arasina kimse giremez” modundaki sacmaliginiz bir yana siz sabahtan aksama “yok/öldü” dediginiz tanrinin “ARACI”si gibi calisiyorsunuz masaallah valla komiksiniz..
evet
peygamberler
allahin elcisi olarak insanlari
dogruya
hidayete
davet etmekle yükümlüdürler
ve
allah ile kul arasina girmek onların görevidir cünkü elcidirler..
evet
islamda “günah cikarma seanslari” yoktur ve bu anlamda bir “ruhbanlik” da yoktur ama allah ile kul arasindaki insana biz elci diyoruz yani bir sey ile diger sey arasinda ARACI..
bir an hakli oldugunuzu varsayalim o vakit bu iste bir hinlik var cünkü madem
allahla kul arasina kimse giremiyor öyleyse;
1-atatürk diyaneti nicin kurdurdu?
2.niye toplanan vergilerle yüz binlerce “ARACI” yetistirdi,finanse etti?
3-yanlis yaptiysa mirascilari bugüne kadar niye devam ettirdi?
4-on yilda bir darbe yaparak sözüm ona yanlislara “fasist ayar”yapan ordu “ic düsman” olarak gördükleri kesimin üretildigi diyaneti niye fesh etmedi yada bir cagdas demokratik “balans ayari” yapmadi?
5-sagci ve solcu kemalistlerce,mevlevilik ve alevilik neden devletin resmi tarikat´iymis gibi el bebek gül bebek muamelesi gördü?
VS..
1925´te tekke ve zaviyeleri kapatan chp´nin
1970´li yillarda genel başkani olan bülent ecevit´in “tarikatlar serbest olmalidir”(bu söz takiyye midir, politik midir,
iki yüzlülük müdür bilemem) beyanindan haberiniz var mi ?
baykal´in (“xenix´e göre O bir “dinci”:)) carsaf ve kuran kursu acilimlari zaten yakinda oldu,kilicdaroglu´nun stratijisi de akp´den farkli olmayacagi gün gibi asikar tabi bu bahsi diger..
demistim
“su kaynagini bulur” siz istemesenizde cünkü hayat mühlet verir ama affetmez E suyu kim tersine akitmis da basarili olmus dimi..
slm.
Ebubekir tam anlamıyla zırvalıyorsun…
Bu konuyla CHP’nin ilgisi ne yahu…
Bir de salak saçma 1400 yıllık GERİZEKALI bedevi ayetlerle beni bu sitede bilgilendirme. Ayrıca senden isteyen mi oldu ? Ki öte yandan buradaki bir çok insan OKUMA – YAZMA biliyor. Tek kitabın her ayeti internette neredeyse her dilde yazıyor. İsteyen oralardan kolayca okur. Sen kimsin beni bilgilendiriyorsun. Katılacaksan konuya o konunun kendi içeriği içerisinde ver cevabını… Allemi cihan zannediyor kendini galiba bu cahil…
Kendin oku kendin anla… İstediğin ayete istediğin yorumu ver bana ne yahu…
Gerçekten sorunlusun.
Bıkkınlık geldi. Yazmayın şuna lütfen…
Bir de diyaneti beğenmiyor hasban… Sanki kendi yorumları daha iyiymiş gibi…
Sanki kendi yorumlarıyla islamdaki gerizekalılık değişecekmiş gibi… Sanki onlardan bir farkı varmış gibi… Bu resmen psikolojik bir sorun. Başka birşey değil.
Diğer yandan kendi ahlakçılığı da onlardan milim farklı değil, ikiyüzlü davranışlarla, yeni bir şey bulmuş magribi gibi atlayışlara da artık karnımız tok. Senin gibi sorunluları Türkiye Cumhuriyetinin evlatları tanıyor ve biliyor. Yok oluşuna mum yak ve aslında sevin.
Kaynak suyun yolunu daha en baştan bedevi zırvalarla tutmuşken ağzınla kuş tutsan ne değişir ?
ebubekir yazmış:
HoLa yazdi;
“İslam dininin en önemli özelliği Allah ile kul arasında kimsenin olamayacağıdır….”
allah ile kul arasina kimse giremiyorsa peygamberler neden geldi ?
sizi
bilgilendiren
insanlara
“allah ile kul arasina kimse giremez” modundaki sacmaliginiz bir yana siz sabahtan aksama “yok/öldü” dediginiz tanrinin “ARACI”si gibi calisiyorsunuz masaallah valla komiksiniz..
evet
peygamberler
allahin elcisi olarak insanlari
dogruya
hidayete
davet etmekle yükümlüdürler
ve
allah ile kul arasina girmek onların görevidir cünkü elcidirler..
evet
islamda “günah cikarma seanslari” yoktur ve bu anlamda bir “ruhbanlik” da yoktur ama allah ile kul arasindaki insana biz elci diyoruz yani bir sey ile diger sey arasinda ARACI..
bir an hakli oldugunuzu varsayalim o vakit bu iste bir hinlik var cünkü madem
allahla kul arasina kimse giremiyor öyleyse;
1-atatürk diyaneti nicin kurdurdu?
2.niye toplanan vergilerle yüz binlerce “ARACI” yetistirdi,finanse etti?
3-yanlis yaptiysa mirascilari bugüne kadar niye devam ettirdi?
4-on yilda bir darbe yaparak sözüm ona yanlislara “fasist ayar”yapan ordu “ic düsman” olarak gördükleri kesimin üretildigi diyaneti niye fesh etmedi yada bir cagdas demokratik “balans ayari” yapmadi?
5-sagci ve solcu kemalistlerce,mevlevilik ve alevilik neden devletin resmi tarikat´iymis gibi el bebek gül bebek muamelesi gördü?
VS..
1925´te tekke ve zaviyeleri kapatan chp´nin
1970´li yillarda genel başkani olan bülent ecevit´in “tarikatlar serbest olmalidir”(bu söz takiyye midir, politik midir,
iki yüzlülük müdür bilemem) beyanindan haberiniz var mi ?
baykal´in (“xenix´e göre O bir “dinci”:)) carsaf ve kuran kursu acilimlari zaten yakinda oldu,kilicdaroglu´nun stratijisi de akp´den farkli olmayacagi gün gibi asikar tabi bu bahsi diger..
demistim
“su kaynagini bulur” siz istemesenizde cünkü hayat mühlet verir ama affetmez E suyu kim tersine akitmis da basarili olmus dimi..
slm.
Dedim size…
…dinci çalkalar, kıvırtır, gerdan kırar.
🙂
Şu ise ibretliktir:
“İslam dininin en önemli özelliği Allah ile kul arasında kimsenin olamayacağıdır….”
allah ile kul arasina kimse giremiyorsa peygamberler neden geldi ?
Dincidir ne yapsa yeridir.
Biz peygamberleri, ancak rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz. Artık kim iman edip durumunu düzeltirse, onlara hiç korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.(Enam 48)
Biz seni ancak bütün insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.(Sebe 28)
Peygamberleri müjdeciler ve azab habercileri olarak gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah mutlak üstündür, yegane hikmet sahibidir.(Nisa 165)
kivirticagina sorulara cevap ver..
buyrun
cevabini bekliyor sonsuzus..
bir an hakli oldugunuzu varsayalim o vakit bu iste bir hinlik var cünkü madem
allahla kul arasina kimse giremiyor öyleyse;
1-atatürk diyaneti nicin kurdurdu?
2.niye toplanan vergilerle yüz binlerce “ARACI” yetistirdi,finanse etti?
3-yanlis yaptiysa mirascilari bugüne kadar niye devam ettirdi?
4-on yilda bir darbe yaparak sözüm ona yanlislara “fasist ayar”yapan ordu “ic düsman” olarak gördükleri kesimin üretildigi diyaneti niye fesh etmedi yada bir cagdas demokratik “balans ayari” yapmadi?
5-sagci ve solcu kemalistlerce,mevlevilik ve alevilik neden devletin resmi tarikat´iymis gibi el bebek gül bebek muamelesi gördü?
VS..
1925´te tekke ve zaviyeleri kapatan chp´nin
1970´li yillarda genel başkani olan bülent ecevit´in “tarikatlar serbest olmalidir”(bu söz takiyye midir, politik midir,
iki yüzlülük müdür bilemem) beyanindan haberiniz var mi ?
baykal´in (“xenix´e göre O bir “dinci”:)) carsaf ve kuran kursu acilimlari zaten yakinda oldu,kilicdaroglu´nun stratijisi de akp´den farkli olmayacagi gün gibi asikar..
slm.
bence
siz
ebubekir´e degil
Agnostik´e cevap verin
kiskaniyo galiba..:))
slm.
Adı Diyanet (Din demektir) olan ama “Sunni İslam Dairesi” olarak misyonerlikten başka bir şey yapmayan bu garubet kurumun kuruluş nedeni şeyhulislamcılığı yok edip din işleri ile uğraşanları bir çatı altında devlet kontrolü altına almak idi…
…din iman işlerinden üfürükle, uydurmalar, kalitesiz çoğunluklar yaratarak edepsizce her türlü soytarılığa soyunanların önüne geçmek için yani…
…şu anda yaklaşık yüz binin üzerinde kadrosu vardır. Bunun doksan bini imam kalanı memur vs dir. Geçenlerde bir on bin beş yüz kişi daha alınacağını anons ettiler.
Bu ülkede farklı mezheplerden ve dinlerden olanlara bakmayan bir kurumdur.
Ama vergiden bir kaç bakanlığın toplam bütçesinden daha fazlasını çatır çatır iç etmeyi bilir…
…çöl eşşoğlueşşekliklerinin her türlü edepsizliğini barındırır yani.
İmam kişi ile Allah arasına girmez…
…üfürükçü değil ise.
Diğer bir deyişle imam BİREYSEL çalışmaz…
…sapık değil ise.
Haaa çalışanı var mı?
Çooook…
…ritüelleri itibarı ile dinler ahlaksız sistemlerdir demiştim değil mi?
Bu ritüelleri sokaktaki adam uydurmakta…dinde yeri yoktur.
Gelelim orduya…
TC ordusu keza sokaktaki adamlardan oluşur…başka bir kültürden gelmez. Ordunun solu tehdit görerek karşısına imamları koymaya kalkışmasının bu ülkeye en ufak bir yararı olmadı…beter olmaya da devam etmekte.
Ayetler hala orada duruyor…
…ben demiyorum onları Allah diyor.
O ayetler karşısında kol kola girmiş halay çeken milyonlar var…avanta için.
Yapmayacakları da yoktur.
(Bana yazma ona yaz…şuna yaz: Bendeniz kişilere değil yazılanlara cevap veriyorum…kişileri hedefleseydim Facebook ya da bir kaç arkadaş sitesi ya da ne bileyim çöp çatan, edebiyat sitesi filan bulurdum…burada mektuplaşmıyoruz öyle değil mi)
HoLa yazdi; (büyük harfler bana ait)
burdan baslayalim devam ederiz..
…ritüelleri itibarı ile -KEMALIST ILKELER- ahlaksız sistemlerdir…Bu -ILKELERI – sokaktaki adam uydurmakta…DEMOKRASIDE yeri yoktur…”
slm.
ebubekir yazdı;
Peygamberin din adamı olmadığını savunduğunu sanıyordum.
xenix
HoLa yazdi;
ATATÜRK (bana ait)
“Adı Diyanet (Din demektir) olan ama “Sunni İslam Dairesi” olarak misyonerlikten başka bir şey yapmayan bu garubet kurumun kuruluş nedeni şeyhulislamcılığı yok edip din işleri ile uğraşanları bir çatı altında devlet kontrolü altına almak idi…
…din iman işlerinden üfürükle, uydurmalar, kalitesiz çoğunluklar yaratarak edepsizce her türlü soytarılığa soyunanların önüne geçmek için yani…”
diyorsuun..
peki
ne degisti ?
güya
herseyi cagdaslastiracagim dedi osmanlidan devraldigi araplarin kültürünü,yasam tarzini,örf ve ananelerini teblig eden seyhul islam makamini ismi haric oldugu gibi birakti ?
bence yanlis yapti
sence ?
**
“Bu ülkede farklı mezheplerden ve dinlerden olanlara bakmayan bir kurumdur…”
belli ki
bu durum atatürk´ü pek rahatsiz etmemis..
sence ?
**
“Ama vergiden bir kaç bakanlığın toplam bütçesinden daha fazlasını çatır çatır iç etmeyi bilir…”
1-anayasal haklarini kullaniyorlar
2-bütce ic ediliyorsa kemalist bakanlar/milletvekilleri,kemalist yargiclar,ordu göreve pankarti acan rektörler,kemalist yargiclar vs. nerdeydi ?
yani
sizin
kemalistler görevlerini yapmadilar diyorsuun..
belki
“türban yasak” naralari atmaktan firsat bulamamis olabilirler..
**
“İmam kişi ile Allah arasına girmez…”
giremez mi ?
öteye geciyor hemide atatürk adina sen kendini kandir cagdas bedevi..
**
“Ordunun solu tehdit görerek karşısına imamları koymaya kalkışmasının bu ülkeye en ufak bir yararı olmadı…”
kemalist ordu yanlis yapti diyorsuun..
E bende
baska bir sey demiyorum
ne sol
ne sag
ne din
ordu kislaya..
merak etme
seninle anlascaz
aklin yolu bir..
ya sabir..
slm.
Hani bir laf vardır…görmemişin bir bisikleti olmuş çekmiş pompasını koparmış.
Ritüeller bir konuda başkalaşmış ve özü ile bağdaşmadığı halde genel kabul görmüş yaşayan ve yaşatılan kurallardır.
Örnekleyelim:
Bu başlıkta ya da başka bir başlıkta bir arkadaş bir kaç ayet getirip asmıştı: Ayetler oldukça açık. “Peygamberin görevi bitmiştir”
diyordu özetle. Peygamber görevi bittikten sonra…kaldı ki öldükten sonra daha ne peygamberliği olabilir? Peygamber senin benim gibi biri…yine inanca göre…Allah tarafından seçilen birisi. Sen kalkıp peygamberi kutsal görüyor hatta özenip buralarda ona buna tebliğde bulunuyor isen ve senin gibi bir sürü insan bunu yapıyor ve bu yaptığını da doğru görüyor ve de hizaya getirdiği adam sayısına göre cennet yolu aydınlanacak…
…ki bendeniz buna “Allah kıyakçılığı” diyorum…
…bunun anlaşılmayacak nesi var…
…bunlar ritüellerdir.
Allah, din, peygamber, şeyhulislam, kitap adına çıkıp boru öttürmece yani…
Her türlü edepsizliğe de davetiye çıkarır…çıkarmaktadır da.
Devam edelim;
Kadir gecesi hariç, kandiller İslamda yoktur…sen çatır çatır kutluyor musun? Ritüeldir.
Çık ortaya bunu dile getir, kanıtlarıyla ortaya koy…ne kadar pastaneci, fırıncı var tepene biner.
(Gidin diyanetin sayfalarına bakın kandillerin Mısır dan gelme bidatlar olduğu yazmakta)
Orada burada çıkıp “senin dinin sana benimki bana” denir denmesine ancak din hakkında senin düşündüğünden farklı laf edene had bildirilir…saygı dilenir…
…ritüeldir.
Kapı gibi ayetler orada…etrafından dolanıp duruyorsunuz …dolanın tabii…bu dolanma da ritüeldir.
Şu yazdıklarım içinde elle tutulur ne var?
Tamamı edepsizlik için temel olmaktalar…
“Hayır efendim ben böyle değilim”
…e değilsin.
Ama milyonlarcası öyle.
Sen oradan istediğin kadar Nisa 34 deki KADINI HAFİÇE DÖVÜN ibaresi için yırtın.
Topluma bak…
…dövüyor, eziyet ediyor, meclis topluyor ölüm fermanı imzalıyor.
Ritüeller…
120.000 kişilik diyanet kadrosunun yüce kaçı kadınını dövüyordur acep…
Ha?
Sen şimdi çıkıp bana “Kemalizm, ritüelleri itibarı ile ahlaksızdır” diyorsun.
🙂
Sen bu milletin eline ha Muhammedi vermişiiiin ha Mustafa Kemal i.
Çeker koparır!
dedim di ya biz seninle anlascez isaretleri belirmeye basladi..
sen
sen ol yinede diyaneti hafife alma diyanetin sopasi var,musatafa kemal´den aldigi mesruiyeti var,atatürk ilkeleri geregi dokunulmazligi var..
var oglu var..
“..Çık ortaya bunu dile getir, kanıtlarıyla ortaya koy…ne kadar pastaneci, fırıncı var tepene biner…”
heh heh
onlara
sira gelinceye kadar cagdas kemalistler biner tepelerine..
örnek mi ?
aha da
eski chp´li ilahiyatci atatürkcü prof.y.n.öztürk
o bile yaranamadi yobaz kemalistlere tepesine binibiniverdiler adamin..
anlescez seninle anlescez..
slm.
Mustafa Kemal i tanımıyorsunuz belli…
Mustafa Kemal in kendi ağzından:
“… Din birliğinin de bir ulusun kuruluşunda etkili olduğunu söyleyenler vardır. Ne var ki, biz, bizim gözümüzün önündeki Türk ulusu tablosunda bunun tersini görmekteyiz….
Türkler İslam dinini benimsemeden önce de büyük bir millet idi.
Bu dini benimsedikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan İranlıların, ne de Mısırlıların ve başkalarının Türklerle birleşip bir ulus oluşturmalarına yol açtı. Tersine, Türk uslunun ulusal bağlarını gevşetti; ulusal duygularını, ulusal coşkusunu uyuşturdu. Bu çok doğaldı.
Çünkü Muhammed’in kurduğu din bütün ulusallıklarının üstünde yaygın bir Arap milliyetçiliği politikasına dayanıyordu. Bu Arap düşüncesi, ümmet sözcüğü ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler kendilerini unutmaya, hayatlarını Allah sözcüğünün her yerde yükseltilmesine adamaya zorunlu idiler. Bununla birlikte Allah’a kendi ulusal dilinde değil, Allah’ın Arap budunda gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve duada bulunacaklardı. Arapça öğrenmedikçe Allah’a ne dediğini bilmeyecekti.
Bu durum karşısında Türk ulusu bir çok yüzyıllar boyunca ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin, adeta bir sözcüğünün bile anlamını anlamadan Kuran’ı ezberleyip beyni sulanmış hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan hırslı hükümdarlar, Türk ulusunca ne olduğu, kim olduğu belirsiz cahil hocalar ağzıyla saçılan ateş ve azap ile korkunç bir karanlık ve karışıklık içinde kalan dini, kendi tutkuları ve politikaları uğruna bir araç olarak kullandılar. Bir yandan Arapları zorla boyundurukları altına aldılar, bir yandan Avrupa’da Allah sözcüğünün kutsal parolası altında Hıristiyan uluslarını yönetimleri altına aldılar. Fakat onların dinlerine ve ulusallıklarına ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar ne de onlarla birleşerek güçlü bir ulus yarattılar.”
Yurttaşlık Bilgileri
Mustafa Kemal Atatürk
Çağdaş Yayınları 1996
Aynı Mustafa Kemal şunları da demiştir:
“Ey millet! Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah’ın selameti, sevgisi ve hayrı üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri duyurmaya memur ve elçi olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki, Kur’andaki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor.”
“Din vardır ve lazımdır. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur”
“Bizim dinimiz en makul ve en tabi dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur.””Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri, hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz da.” 3
“Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edebilmekte, Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanıkuvvetlenir, kalbi cesaret bulur.”
“Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür- Adalet-i ilahiye, O’nun tecellilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devrede mütalaa olunabilir, ilk devir insanlığın çocukluk ve gençlik devridir. İkinci devir, insanligin kemal (olgunluk) devridir.”
“Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür. Allah’ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki Kuran’i azimüssandaki husustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, temel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa hakikate tamamen uyuyor. Eğer akli mantığa, hakikate uymamış olsaydı bununla diğer ilahi ve tabi kanunlar arasında aykırılıklar olmalı gerekirdi. Çünkü bütün kanunları yapan Cenab-ı Hak’tır.”
“Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi. Fakat bina uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayi takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur binayı fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üzerinde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktir”
“O,(Hz. Muhammed) Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. O’nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonsuza kadar O ölümsüzdür.”
“Büyük inkılap yaratan Hazreti Muhammed’e karşı beslenilen sevgi, ancak O’nun koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir.
“Bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son peygamberi Hazreti Muhammed’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak takip etmeli. Tüm Müslümanlar Hazreti Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli. İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilir.”
Bu iki deyişin arasındaki fark oldukça zıt öyle değil mi?
Birisi Cumhuriyet öncesidir, meclisi açılışı, Balıkesir Hutbesi falan…yani şeriat hala devam ederken…diğeri ise Cumhuriyet sonrası.
Bunun senin benim keyfime kalan bir yanı var…bu ifadelerden neleri, nereden, ne şekilde alacağımızdır.
Sen gider şeriat döneminde hitap eden Atatürk ü okur huşu içinde dört caar olur orada burada efendi kapıları alırsın…
…ben ise o dediklerini sallamam bile.
Atatürk ün ne olduğu her daim bellidir…Muhammed in de öyle…
Aslolan senin benim tıynetimdir…
Bugünkü Diyanet dediğiniz kazulet kuruluş Atatürk ün eseri falan olamaz…
…bunu yutturacağınız kişiler elbette olabilir.
Atatürk ile bir kabile bedevisini ayırt edemeyenlerden bahsediyorum…
HoLa yazdi;
“Bu iki deyişin arasındaki fark oldukça zıt öyle değil mi?
Birisi Cumhuriyet öncesidir, meclisi açılışı, Balıkesir Hutbesi falan…yani şeriat hala devam ederken…diğeri ise Cumhuriyet sonrası.
“Atatürk ün ne olduğu her daim bellidir……”
yani
1.ci mustafa kemal yalan konustu köprüyü gecene kadar ayi´ya dayi dedi diyorsuun..
2.ci mustafa kemal ipleri eline gecirince birinci mustafa kemal´i cöpe atti diyorsuun..
Eee..
demek sende de yeni birsey yok eski tas eski hamam neyse
zaten uzun zamandir forumda yazdiklarimi teyid etmissin danke..
HoLa cancazim,bilineni tekrar etmissin o kadar yani atatürkün bir ilkesi yok,ilke olarak pazarlananlar batidan tercüme edilen asirmalardan ibaret..
tekrar edeyim öyleyse;
1-mustafa kemal, demokrasisiz bir yönetim benimsedi/uyguladi..
2-mustafa kemal´in, bir sözü diger sözünü tutmadi..
3-mustafa kemal,pragmatist,otoritesine odaklanmis,kendini layusel ZANeden bir lider..
4-mustafa kemal,otoritesini saglamlastiracak yada katki saglayacak herkesle isbirligi yapmis ve ihtiyaci kalmadiginda da kendisine yardımci olan herkesi bir sekilde diskalifiye etmis..
5-ifade ettigin gibi mustafa kemal,dindarlarin yardimina ihtiyac duydugunda meclisi dualar ve mevlid ayinleriyle acmistir dahasi ihtiyaci oldugu sürece kürtlerle,komünistlerle,eski ittihatcilarla iyi gecinmis ve hedefe vardiginda topunu ezmis gecmis..
türk halki
ülkeyi tam bir diktatörlükle idare etmis olan mustafa kemal´in sözde “ilke”lerine neden sahip cikmadigini simdi anladin mi ?
anlamadiysaniz
“atatürkün partisi” olarak bilinen chp´nin durumuna bakin yeter..
ha
hala
anlamdiysaniz bekleyin “evrensel dogrulara” karsi direnenlerin nasil bir “evrensel inkilap” ile devrildigini görün..
cünkü
“Atatürk ün ne olduğu her daim bellidir……”
HoLa,
dogruya direnen yanlisin kurbani olur..
slm.
Ayıya ayı olduğunu belli etmemenin yolu ayıya dayı demek midir yoksa ayıya kendini dayı sandırmak mıdır?
Ayı ayıdır…
…kaldı ki görülen şu ki bugün ayı bildiğin aynı ayı.
Tek partili dönem elbette tam manası ile bir demokrasiyi yansıtmaz…ancak 1930 lu yıllarının dünyadaki mevcut çağdaş demokrasi anlayışının bir çok özelliklerini genç Türkiye Cumhuriyetine mal etme gayretlerini görmemek için ya kör ya da hin olmak lazım.
Atatürk’ün gayretleri şeyhulislam/cı/lar tarafından acımasızca baltalanmıştır.
Sonra da İnönü tarafından
Mustafa Kemal den devam edelim…
Bu arada ben Atatürkçü değilim…En azından şu anda kendilerine Atatürkçü diyenlerden değilim. Atatürk ü hem takdir ederim hem de çok severim.
Anlayacağın ne arkasına saklanırım ne de onu ilahlaştırırım.
Atatürk dindar düşmanı değildir…ama dinlerle işi olmaz. Hatta din düşmanıdır:
“Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık cahil hocalar ağzıyla ateş ve azap haliyle müthiş bir muamma haliyle kalan, dini, hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan zorla arapları emirleri altına aldılar bir taraftan Avrupada Allah kelimesinin ilahi parolası altında hristiyan milletlerinin idaresi altına geçirdiler. Fakat onların dinlerine ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler ve onları ümmet yaptılar…”
Hırkasıdır diye bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular halife oldular.
Gah şarka, cenuba, gah garba veya her tarafa saldıra saldıra Türk Milletini Allah için, peygamber için, topraklarını, menfaatlerini benliğini unutturacak, Allah’a mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler, his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadetin öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaat ve temin eden dini akide ve dini his millet uyandığı zaman onun şu acı hakikatı görmesine mani olmadı.
Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatına kavuşmak telkin eden din hissi, dünyanın acısı duyuların tokatıyla, derhal Türk Milleti’nin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti..
Türk vicdani umumisi, derhal yüzlerce asırlık kudret ve küşayişle, büyük heyecanlarla çarpıyordu. Ne oldu..? Türk’ün milli hissi, artık ocağında ateşlenmişti, artık Türk cenneti değil,eski hakiki büyük Türk cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra.
Türk Milleti, milli hisi dini hisle değil, fakat insani hisle yanyana düşünmekten zevk alır. Vicdanında milli hissin yanında, insani hissin şerefli yerini daima muhafaza etmekle muftehirdir.
Türk Milleti insaniyet aleminin samimi bir ailesidir.
Bütün bu söylediklerimizi kısa bir çerçeve içine sokmak istersek şöyle diyebiliriz. Türk Milleti’nin teessüsünde müessir olduğu görülen tabiri ve tarihi vakıalar şunlardır.
A- Siyasi varlıkta birlik
B- Dil birliği
C- Yurt Birliği
D- Irk ve menşe birliği
E- Tarihi karabet
F- Ahlaki karabet
Atatürk, 6 ayrı tarihi vakıa saymakta ve bunların arasında din birliği gibi milyonları etkileyen olguyu dahil etmemektedir.
Bütün milletler tamamen aynı şartlar altında teşekkül etmemiş olduklarına göre, Türk Milletinde yaptığımız gibi, diğer her millet ayrı olarak mütalaa edilmedikçe, milliyet fikrini umumi ve fenni olarak tarif etmek güçtür.
Hürriyet insanın düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir. Bu tarif Hürriyet kelimesinin en geniş manasıdır. İnsanlar bu manada hürriyete hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü malumdur ki insan, tabiatın mahlukudur.
Müslümanların, devamlı olarak söyledikleri, ‘İnsan Allah’ın kuludur’ deyimi de burada şekil değiştirmektedir.
İptidai insanların, tabiatın herşeyinden, gök gürültüsünden, geceden, taşan bir nehirden ve vahşi hayvanlardan ve hatta birbirlerinden korktuklarını biliyoruz. İlk his ve düşüncesi korku olan insanın her düşünce ve dileğinin mutlak surette yapmaya kalkışmış olması düşünülemez. İptidai insan kümelerinde ata korkusu ve nihayet büyük kabile ve kavimlerde ata korkusu yerine kaim olan Allah korkusu insanların kafalarında ve hareketlerinde hesapsız memnular yaratmıştır. Memnular ve hurafeler üzerine kurulan bir çok adetler ve ananeler, insanları düşünce ve harekette çok bağlamıştır, o kadar ki düşünce ve hareket serbestisi gibi bir hak mefhum malum olmamıştır. Cemaatlerin başına geçebilen adamlar, cemaati Allah namına idare ederdi.
Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allah’a istediği gibi ibadet eder. Hiçkimseye dini fikirlerinden dolayı birşey yapılamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dini yoktur. Türkiye’de bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. Artık samimi mutekitler, ( konuyu bilenler ) derin iman sahipleri, hürriyetin icaplarını öğrenmiş görünüyorlar.
(Atatürk burada önce, “derin iman sahipleri, hürriyetin icaplarını öğrenmişlerdir” ifadesini kullanmakla birlikte, olmakla, öyle görünmek arasındaki farkı da göz önünde bulundurarak, katiyet ifade eden “öğrenmişlerdir” ifadesini, daha sonra katiyet ifade etmeyen, “öğrenmiş görünüyorlar” şeklinde değiştirmeyi daha uygun görmüştür. Bugünkü Türkiye’ye baktığımızda, derin iman sahipleri için hürriyetin icaplarını öğrenmişlerdir diyebilmemiz oldukça zor. Atatürk’ün bu ifadeyi görünüyorlar şeklinde değiştirmekle bu “derin iman sahiplerinden” emin olmadığını göstermiştir.)
Bütün bunlarla beraber, din hürriyetine, umumiyetle vicdan hürriyetine karşı taassup yükünden korunmuşmudur bunu anlayabilmek için, taassupsuzluğun ne olduğunu tetkik edelim. Çünkü bu kelimenin delalet ettiği manayı zihniyeti herkes kendine göre anlamaya çok meyillidir.
Dini hürriyeti bir hak telakki etmeyen acaba kalmadı mı ?
Vicdan hürriyetini, insan ruhunun, Allah’ın ali hüküm ve nüfuzu altında, dini hayatı idare için malik olduğu haktan ibaret olduğunu bellemiş olanlar, acaba bugün nasıl düşünmektedirler ? Bu gibiler kendisi gibi düşünmeyenlere içlerinden olsun kızmıyorlar mı ?
Bu saydığımız zihniyette bulunduğuna ihtimal verilen kimselere hür mütefekkirlerimiz acaba bir tessür hissi ile bir esefle bakmıyorlar mı? Bu saydığımız gibi, muhtelif inanışlı kimseler, birbirlerine kini nefret besliyorlarsa, birbirlerini hor görüyorlarsa ve hatta sadece birbirlerine acıyorlarsa, bu gibi kimselerde taassupsuzluk yoktur, bunlar mutaassıptırlar.
Taassupsuzluk o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı hiç bir şekilde kin duymaz, bilakis hürmet eder. Hiç olmazsa başkalarının, kendininkine uymayan inanışlarını bilmemezlikten duymazlıktan gelir.
Taassupsuzluk budur.
Fakat hakikati söylemek lazım gelirse diyebiliriz ki, hürriyeti hürriyet için sevenler, taassupsuzluk kelimesinin ne demek olduğunu anlayanlar bütün dünyada pek azdır. Heryerde umumi olarak cari olan taassuptur. Heryerde görülebilen sulh manzarasının temeli, taassup ile, hür fikrin birbirine karşı kin ve nefreti üstündedir. Temelin devrilmemesi, kin ve nefret zeminindeki muvazeneyi tutan fazla kuvvet sayesindedir.
Bu söylediklerimizden şu netice çıkar ki, aramızda, hürriyet haillerinin ( engelcilerin ) zail olduğuna (sona erdiğine) bizim gibi düşünenlerle birlikte yaşadığımıza hüküm vermek müşküldür. O halde görülen, taassupsuzluk değil zaafın dermansız bıraktığı taassuptur.
Şüphesiz fikirlerin, itikatların başka başka olmasından şikayet etmemek lazımdır. Çünkü bütün fikirleriyle itikatlar, bir noktada birleştiği taktirde, bu hareketsizlik alametidir, ölüm işaretidir.
Böyle bir hal elbette arzu edilmez.
Bunun içindir ki, hakiki hürriyetçiler, taassupsuzluğun umumi bir haslet olmasını temenni ederler. Fakat hatta hüsnüniyetle dahi olsa, taassup hatalarına karşı dikkatli olmaktan vazgeçemiyorlar. Çünkü hüsnüniyetler, hiçbir zaman, hiçbirşeyi tamir edememişlerdir.
İnsanların ruhun selameti için yakıldıklarını biliyoruz. Herhalde bunu yapan engizisyon papazları hüsnüniyetlerinden ve iyi iş yaptıklarından bahsederlerdi, belki de, cidden bu sözlerinde samimi idiler. Fakat, bir hamakati, (beyinsizlik, ahmaklık) yahut bir hiyaneti iyi bir iş kalıbına uydurmak güç değildir, en nihayet bu bir isim değiştirmek meselesidir.
İşte bu sebepledirki, aldırmamazlığı kayıtsızlık derecesine kadar götürmemek mühimdir.
Gerçi hür olmak herkesin hakkıdır ve bunun için hakiki hürriyetçiler, hürriyetçi olmayanlara karşı da geniş davranılmasını isterler. Fakat bunların hiçbir zaman elleri ayakları bağlı olduğu halde kurbanlık koyun vaziyetine razı olacakları asla kabul olunmamalıdır.
Unutmamalıdır ki, bazı insanlar istikbali, mazinin arasından görmekte musirdirler. (ısrarcı) Bunlar, alakamızı kestiğimiz ananelere karşı behemehal (mutlaka) sadakatin iadesini isterler.
Bu gibi insanlar, kendi itikat ettiği gibi, itikat etmeyen kimseleri istedikleri gibi ezemezlerse, kendilerini cenderede hissederler. Herhalde, taassupsuzluğun arzu edildiği gibi umimileşmesi, huy haline gelmesi fikri terbiyenin yüksek olmasına bağlıdır.
Gazi o kadar yazmış, anlatmış.
Bir işe yaramış mı?
Çemiş Arabın yavesi başımızda söz sahibi olmuş…
…onu da biliyoruz.
xenıx merak edıyorum baska bırsey bulamıyormusunda hep boyle anasınıfı okulları anketı gıbı sorular yolluyorsun mılletı aptal yerıne koyuyorsun ..bır soz var cok yerınde sımdı bır mıllet haketdıgı gıbı yonetılır veya haketdıgı gıbı yonlendırılır….
HoLa yazdi;
“Gazi o kadar yazmış, anlatmış.Bir işe yaramış mı?…”
yaramaz elbette
insanoglu lafa degil icraate bakar
yazilanlarin/anlatilanlarin günlük hayatta karsiligi var mi,yok mu ona bakar karsiligi yoksa ayip olmasin diye alkislar ama gider OY´unu ihtiyacini/meramini,
özlemlerini,inancini,örfünü anlayana verir..
kabul edin artik
hayat/fitrat/ yalanlamis O´nun yazdiklarini/anlattiklarini cünkü FITRAT´a aykiriydi yaptiklari,hayatta karsiligi yoktu sarfettigi sözlerin..
keyfi uygulamalar
dayatmalar
ötekilestirmeler
yok saymalar
buyurgan tavirlar
asagilamalar vs.
ne icin di hep bunlar ?
“beyaz türk” yaratmak icin mi ?
halkin talebi bumuydu?
evet
HoLa arkadasim aslina bakarsan sorun atatürk degil yani senin de ifade ettigin gibi “Atatürk ün ne olduğu her daim bellidir……”
nitekim
“O ve kadrosu bir ümmetti geldi gecti,biz onlarin yaptiklarindan sorumlu degiliz” ama
su
ata´nin arkasina saklanarak cagdisi uygulamalari savunanlar,ata´dan ata´ci gecinen cagdas bedeviler var ya iste sorunun kaynagi onlar..
bak
muhammed mustafa´ya koruma kalkani yok ama
mustafa kemal´e var..nicin ?
kime karsi korunuyor mustafa kemal ?
cagdas bedevi´nin varmidir bir aciklamasi bu cagdisi uygulama icin ?
bak sen diyorsun iste
“Atatürk’ün gayretleri……acımasızca baltalanmıştır.Sonra da İnönü tarafından…”
yani
sende mi bürütüs diyosuun..
yani
kale icten cürütüldü diyosuun..
gördün
“koruma kanunu” dahi ise yaramiyor hayatin /fitrat/ kanunu galip geliyor her daim..
mühlet veriyor fakat afetmiyor..
slm.
Estağfurullah sayın misafir, daha bende ne anketler var. Bunlar ne ki? Hem kendinizi neden aptal gibi hissettiniz merak ettim.
xenix
3 kuşaktır Almanya’da yaşayan, oranın sistemiyle büyüyen, hatta Türkçe’yi bilmeyen bir sürü akrabam var. Bunların hiç biri senin bahsettiğin kemalist rejimle büyümedi.
Kaçı bilim adamı ? Sıfır…
Kaçı sanatçı ? Sıfır..
Kaçı filozof ? Sıfır…
Hayatında tek amaçları daha iyi arabalarla gezmek olan ismail yk benzeri bir kuşak. Hani bunlar sözde kemalist rejimde de değil?
Hani türbanlıyla üniversitelere girilip duruyor diyorsun, kaç türbanlı var bilim üreten?
Sen bile ebubekir, hayatında okuduğun kitap sayısı 50 yi geçer mi? İki kelimeyi bir araya getirip cümle bile kuramıyorsun. Cümleleri alt alta yazınca şiir yazdığını sanıyorsun. Çoğu yorumun ardından okey ıstakası ile dalacağın izlenimi veren kahve ağzıyla konuşuyorsun. Sen baskı rejiminde değilsin de alim mi oldun?
)kapa parantez
Atatürk ün TC halkı için yaptıklarını bu ülkenin ve halkının yararına değil zararına olmuştur demek için ya hin olmak lazım ya da geri zekalı demiştim.
Bunu babam iddia etse aynısını derim.
Atatürk ü reddedebilirsiniz. Avantanız gereği reddedebilirsiniz…dini inancınız nedenli reddedebilirsiniz…
Ancak dünya görüşü, siyasi ve de sosyal açıdan Atatürk ü geçersiz ve de başarısız bulmak hinlikle açıklanabilir.
Bir kişinin başarılı ve evrensel bir zat haline gelmesi onun ortaya koyduğu düşünceler ve icraatlar ile olur. Şu yukarıda naklettiklerim Atatürk ün dünya çapında bir kişilik olduğunu yüzlerce kanıtları ile ortaya koyacak ifadelerdir. Hepsi ne derece başarılı bir kişilik olduğunu fazlasıyla ortaya koyar.
Bir tanesini seçeyim:
“Bir yandan Arapları zorla boyundurukları altına aldılar, bir yandan Avrupa’da Allah sözcüğünün kutsal parolası altında Hıristiyan uluslarını yönetimleri altına aldılar.”
İşte Orta Doğu nun ve Allah ın en sevdiği toprakların ve kullarının bugünkü hali…eksiği yok fazlası var.
Irak, İran, Suudi Arabistan…ve çevre ülkeleri…
…sıra İran da.
Hepsi başarılı ve zengin ülkelerin uşağıdır…ülkelerini, vatandaşlarını peşkeş çekerler. Hepsi başka başka ülkelerin kültürlerine özenir ancak oralarda azıcık nefeslenir ellerine bırakılan üç beş kuruş emperyalist harçlığını da oralarda sarfederler.
Som altın alafrangaya sıçmaları, 12 jumbo jetle seyahat etmeleri, 22 karı ile alışveriş merkezi kapatmaları senin benim gibilere o sefil hallerini kamufle etmek içindir.
250 milyona yakın Arap nüfusu tam 50 senedir 7 milyonluk İsrail den dayak yer.
Hepsinin ortak paydası nedir?
Din!
“Fıtrata uygun olmaları” mı desem acep:)))
Bu nasıl bir tesadüftür ki, TC nin de dibine tarihinde hiç bu kadar din iman zerklenmemiştir…ve TC, tarihinde hiç bir zaman bu derece KİŞİLİKSİZ olmamıştır.
Haaa derseniz ki KİŞİ BAŞINA GELİR iki kat artmıştır…
…Arap altın alafrangaya sıçıyor diyorum.
Fıtrat dediğin bu olmalı!
Tersini düşünelim…
TC de yaşayan iki farklı ülkeden iki yabancı uyruklu birbirleri ile tanıştıkları zaman onların ortak özelikleri nedir?
Hiç düşünmeden verilen cevap DİN dir.
Aslında değildir.
TC de iki yabancı uyrukluyu birbirine yaklaştıran TC nin kendisidir…
Diğer bir deyiş ile, hangi ülkede olursa olsun orada yaşayan farklı ülkelerden yabancıların yaşadıkları ortak memnuniyetler ve ortak sorunlar vardır.
TC de yaşayan bir İngiliz ile bir Rus un sorunları benzeşlik gösterir…tıpkı İngiltere de bir Arap ile bir İsrail uyruklunun sorunlarının benzeşlik göstereceği gibi.
İki Almancı Türk ü birbirlerine yaklaştıran dinleri değil, Almanya daki ortak sorunlarıdır.
Ama FETTOŞ gibi uyanık imam bozuntuları yabancıların bu hallerini ortak din imana bağlayarak aradan avantasını götürür. Bu farkı farkedemeyenler “avanta saadet zinciri”nin kurbanı olur…
…Jet Fadıl, Pırpır Samet gibileri de bunları keklemeye devam eder.
Bir dava yaratılır!
Davaya göre Alamancı olmalarının nedeni Kemalizm dir.
“Mustafa Kemal fıtratınıza uygun olmayan bir sitem yarattı!!!!”
Yani, Mustafa Kemal olmasaydı, TC nin fıtratı çöl kültürü ile daha derişik bir şekilde mayalansaydı Alamanya acı vatan olmayacak, TR halkı gurbette sürünmeyecekti.
Bugün TC nin dünya üzerinde bir çok açıdan çağdışı olmasının nedeni, insanlık, hak ve hukuk açısından sondan birinci olmasının nedenleri o fıtrat dediğiniz uyuşuklukluğa erişememiş olmasından değil…
…ondan bir türlü kurtulamayışıdır.
Bu kadar aşikar olan bir gerçeği görememenin birimi IQ değil EURO dur.
Eminim!
HoLa,
1-atatürkün yaptiklarini kutsal kabul ettigin sürece tenkit ettigin cöl bedevisinden farkin yoktur..
2-malum
günesin oldugu yerde gölge vardir siz bana atatürkün TC halki icin yaptigi faydalardan bahsedin ben size zararlarindan bahsedeyim olur mu?
kim hin,kim geri zekali ciksin ortaya..
3-pardon
atatürkü red eden yok
sadece elestiriyorum
hic birseyimi ona borclu olmadigimi söylüyorum
o olmasaydi onun kadrosunda olan bir baskasi onun yerini doldururdu diyorum..
abartiyorsunuz,adamcagizi tanrilastiryorsunuz diyorum..
muhammede tapanlarin gösterdikleri tepkiyi atatürk sözkonusu oldugunda sizde ayni oranda/tonda veriyorsunuz diyorum..
4-atatürkün
iyi bir asker ve örgütcü oldugu kesin fakat basarili bir siyasetci,politikatici
olmadigi surdan belli ki uygar dünyada halkini muasir medeniyetler seviyesine cikarmis nice lider var ama hicbiri ordu,yargi,bürokrasi ve özel yasalarla korunmuyor..
hatta
sadece fasist devletlerin uyguladigi (iran/k.kore) büst,heykel/saygi ve mozele merasimleri vs.den bahsetmiyorum..
5-dile pelesenk edilmis cagdaslik sözde kaldigi icin bir deger ifade etmiyor sayin HoLa sen bana uygulamalardan bahset gerisi laf salatasi..
6-HoLa yazdi
“Bir yandan Arapları zorla boyundurukları altına aldılar, bir yandan Avrupa’da Allah sözcüğünün kutsal parolası altında Hıristiyan uluslarını yönetimleri altına aldılar.”
Eee?
bu sözlerin evrensellikle ne ilgisi var ?
peki
on yilda bir yapilan darbelerin arkasinda kim vardi ?
hangi devletler vardi ?
chp´liler yani ortodox atatürkcü sürekli
“USA istemedi yoksa akp´ye karsi darbe yapilabilirdi,
yada
USA istemedigi icin akp kapatilmadi” diye atip tutuyorlar ama ?
demek
basarili/zengin ülkeler
araplari zorla,türkleri masa altindan sopa gösterek yada midelerinden boyundurukarina aldilar..
fark nerde ?
7-HoLa yazdi;
“250 milyona yakın Arap nüfusu tam 50 senedir 7 milyonluk İsrail den dayak yer..”
1948 de ülkenin her milimetresine hakim olan ortodox atatürkcü kadro,ordu vs. israili tanimasaydi farkli olmazdi..
ve simdi bu hata telafi ediliyor
bugüne kadar israil korkusu/sevdasiyla yatip kalkanlarin ezberini yine begenmedigin muhafazakar kadro bozdu..
ülkemizin basbakani icin “ilklerin adami” dedim/diyorum evet ezber bozdugu icin kizanlar var olabilir buda gelir buda gecer ve FITRAT hakim olur..
8-HoLa yazdi;
“Bu nasıl bir tesadüftür ki, TC nin de dibine tarihinde hiç bu kadar din iman zerklenmemiştir….”
valla
tesadüf dediginiz sey ateistin “azigi” gözünü kapatan kendine karanlik eder..
9-HoLa yazdi;
“…Arap altın alafrangaya sıçıyor diyorum…”
bende sanane diyorum..
HoLa,
kimin nereye sictigi kimseyi ilgilendirmez
bence siz/halk hangi alafrangaya siciyor yada bildik ilke adina nereye sictiriliyor ona bir bakin..
hatta
sözü bile var “zenginin mali zügürtün cenesini yorar”diye..
slm.
demiş ya birileri yorumunda….evet ama bu kuran’da denmemiştir..üstelik dogma değişimi zinhar kabul etmez gerekirse cebren ve hile ile işine geldiği gibi davranarak “açıklayıcı” değil “yayılmacıdır”. ve ben de bilmiyorum niye istemezler…(!)
Marsseh yazdi;
“degismeyen tek gercek degisim”denmistir..demiş ya birileri yorumunda..
evet ama bu kuran’da denmemiştir…”
senin
inandigin/okudugun kuran´da denmemistir ki eminim öyledir o nedenle senin kuran´in la benim isim olmaz..
slm.
Yazdıklarım anlaşılmıyor mu yoksa unutuluyor mu?
Az yukarıda yazdım:
“Bu arada ben Atatürkçü değilim…En azından şu anda kendilerine Atatürkçü diyenlerden değilim. Atatürk ü hem takdir ederim hem de çok severim.
Anlayacağın ne arkasına saklanırım ne de onu ilahlaştırırım.”
Bunu yazan bendenize diyorlar ki:
“Atatürk ü kutsallaştırma.”
Altına eklenenler de bir alay hurafe.
Sıkıldım!
Çöl kültürü ürünü kaynamış beyinlerle işim olmaz…
…sanırım aç parantez ile hemfikir olup oturayım aşağı.
Adam gibi okur yazarsanız devam edebilirim…
Okumaz, okuduğunu anlamak istemez, hep bir dayatma halindedir. Siz şusunuz busunuz diye. Şartlanmışlıkları yenmek zor. Kafasında hayali bir düşman var ve hepimizi o düşmanın yerine koyuyor.
günümüzde atatürk’ü ilahlaştıran, ona resmen tapan fakat tapmadığını söyleyenler gerçekten çoktur.
bu testte en çok oyun laiklik vs yazan şıkka gitme sebebi de bence yargılamadan atatürk’ü benimseyenlerin çok olmasıdır.
fakat sayın ebubekirin yanıldığı noktalar şunlar: her ateisti kemalist yapması ve atatürk’e kötü siyasetçi demesi.
bakın ben atatürkçü kesimden değilim, hiç de olmadım. atatürk kendi siyasetini en iyi şekilde yapmış adamdır. hatta satranç oynar gibi bir sürü hamlesi vardır. karadenizde boğdurduğu adamlar vs.
evet, ona karşıt olanların hayatını sona erdirmiştir. insanlar üzerindeki etkisi inkar edilemez bir gerçek. köprüden geçene kadar ayıya dayı demeyi çok iyi bilen, nabza göre şerbet verebilen bir adamdır. yani iyi bir siyasetçidir. yaptığı siyasetin doğruluğu veya yanlışlığından bahsetmiyorum. tc, atatürk döneminde benim kıstaslarıma göre diktatörce, demokrasiye aykırı yönetilmiştir. herneyse, atatürkte bulunan konuşma kabiliyetini şimdilerde tayyip kullanıyor. o da siyasetini iyi yapıyor yani. desteklemiyorum fakat insanlar üzerindeki etkisi belli.
diğer görüşünüze gelirsek, her ateist kemalist değildir. böyle bir genelleme yapılamaz bence.
sayın HoLa, size de söylemek istediklerim var. atatürk’ün bu ülkeye hiç zararı yoktur, aksini iddia eden gerizekalıdır demeniz çok gereksiz ve saçma. her yaptığı yararlı olsa kürt meselesi, dini meseleler vs ülkenin gelişmesine engel olamazdı. tek ırk vs söylemleri asimile isteminin göstergeleridir. hatta sırf bu asimile için boşaltılan ermeni köylerine türk ve türkmen ailelerini yerleştirip onlara ödenek sağlaması inkar edilemez bir gerçektir. kanıt isterseniz, diyarbakır’ın çüngüş ve kulp ilçelerini inceleyebilirsiniz. atatürk’ün de yanlış politikaları vardı anlayacağınız. fakat asıl yanlış ondan sonra gelenlerin ülkeyi ileri götüreceğine geri götürmesi, bu yanlışları düzeltmemesidir.
söylediklerim aykırı gelebilir, fakat bunlar da benim düşüncelerim. bu yüzden saygı çerçevesinde cevaplar gelirse sevinirim.
zizoU yazdi;
“fakat asıl yanlış ondan sonra gelenlerin ülkeyi ileri götüreceğine geri götürmesi, bu yanlışları düzeltmemesidir..”
aklin yolu bir derken iste bunu kastettim yoksa ölmüs gitmis bir adamla ne isim ola..
sayin zizoU diyorsunuz ki;”fakat sayın ebubekirin yanıldığı noktalar şunlar: her ateisti kemalist yapması ve atatürk’e kötü siyasetçi demesi..”
1-“atatürk ve cumhuriyet” basligini(silinmediyse)okuyun ve gelen tepkilere bakiniz yanilmadigimi anlarsiniz..
2-gözünüzden kacti herhalde atatürkün iyi bir siyasetci/örgütcü oldugunu yazdimistim..
fakat
bu O´nun iyi bir siyasetci olmadigi da ortada nitekim kullandigi zorba dil uygulamalarina yansimisti (sizde ifade ettiniz) E klavuzu karga olan deyimi tam oturuyor bu durumda..
3-ateist olmus,dindar olmus,ulusalci olmus beni ilgilendirmiyor sadece
19.ci asrin “yasakci zihniyet” i referans gösteriliyor onu elestiriyorum E sizde farkli yorumlamamissiniz zaten..
slm.
…Karşımızda, “aynı şey”in bulunduğunu sandığımız her yerde durum böyledir. Kalıcı şeyler varmış sanısına kapılmamız,değişmenin kuralsız değil de, belli bir düzene, belli bir ölçü ve yasaya göre olması yüzündendir.(Macit Gökberk-Felsefe tarihi)
şimdi ebubekir sen diyorsan ki bu belli bir yasa düzen Allah’a ait biz o zaman aynı kitaptan bahsediyoruz..Senin benim diye ayırdığın, ayırabileceğin başka bir Kuran yok.
Ama yok ben heraklitostan ve akabinde diyalektik materyalizmden bahsediyorum diyorsan kitaplarının arasına -uzak bir ihtimalle de olsa- K. Marks karışmış. O halde senin için varlık-madde birbirini yaratıyor e bu da anlaşılacağı üzere tanrı fikrinden uzak..madde diyor adam madde ! e sen ne diyorsun heraklitostan bir söz şuraya yuvarlarım, bir de Kuran derim..olmadı sen inançsızsın falan der gül gibi geçinir giderim..mi…yuvarlana yuvarlana….yok benim kitabım değilmiş onun kitabı da falanmış filanmış…. benim kitaplarım gayet sarih…sen bence beni dinle orada burada ulu orta “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” falan deme..mazallah….yanlış anlaşılırsın…hadi sağlıcakla….
Çalının etrafında dolanmanın alemi yok.
Atatürk ve Atatürk e duyulan sevgi ve saygı dincinin önünde dev bir engeldir.
Kimse Atatürk ün toprak olmuş bedenine aşık değil…onun yaptıkları ve bıraktığı değerli mirastır aslolan. Ceketine, bıyığına, terliklerine orasını burasını sürten gördün mü hiç?
Bunu açayım azıcık.
Şunu da belirtmek lazım diye düşünüyorum; körü körüne Atatürk sevmek keza bir kişinin kendi kendisinin önüne koyduğu yine dev bir engeldir.
“Atatürk bu, ne yaptıysa güzel yapmıştır” diyen de yoktur.
Tarihte yer almış her lider gibi Atatürk ün de bugün itibarı ile kabul göremeyecek icraatları elbette vardır. Bu gibi kişiler hakkında elbette düşünce bildirimleri yapılacaktır, yapılmalıdır da.
Tıpkı Hitler in en nefret edilen lider olmasına…hatta kendi ülkesinde adının anılması yasak olmasına karşın…oldukça akılcı ve takdir edilesi girişimlerinin olması gibi.
Ancak girdiğiniz sınavlarda sizlere bellettikleri üzere iki olumsuzluk bir kaç başarıyı silmeniz şeklinde olması demek değildir.
Yazdığınız Ermenilere veya Kürtlere karşı izlenilen politikalar, alınan tedbirler bugün itibarı ile gözünüze batabilir…
…ne yani Osmanlı devam etseydi Ermeniler ile Kürtler zil takıp oynayacak mıydı?
Kürtler dünya üzerinde bir ülkesi olmayan en kalabalık etnik gruplardan biridir…elbette bir yurt edinme hareketleri olacaktır. Bir kaç yüz sene Osmanlı boyunduruğu altında kalanlar sadece Ermeni ya da Kürtler midir? Yunanı, Arabı, Kuzey Afrika taifesini, Bulgarı, Romeni, Kırımı, Rusu…
…neden saymıyorsunuz?
Neden bu ülkeler Atatürk ü saymaktalar?
Osmanlı bunların beş yüz sene bağımsızlıklarını, özgürlüklerini ellerinden aldıkları için huzur içinde mutlu bir yaşam mı sürdüler?
Bana maval okumayınız! Çalının etrafında dans etmeyiniz, çalkalamayınız. Çalının içine geliniz.
Çalının içinde de ne Kürt var ne de Ermeni…
…daha da açayım:
TC nin Ermeni ile sorunu nedir? Ermeni olması mıdır yoksa kafir olması mıdır önce bunun cevabını adam gibi veriniz…Ermenilere veya Kürtlere karşı sokaktaki halk çok mu iyimserdir?
Kürt meselesi, kendi yurtları olmaması açısından elbette bağımsızlık ve özgürlük anlayışı ile bağdaşmaz…Kürtler de her topluluk gibi kendilerine yurt edinme çabasındadırlar ancak bunun günümüze kadar sarkmasının nedenlerini iyi analiz etmek lazım. Kürt ayaklanacaktır…ama bastırılmayı da göze alarak bunu yapacaktır.
Mert olun azıcık…ağlamadan, sızlanmadan.
Kürtler TC topraklarında ayaklanmış, bastırılmışlardır. Bu ayaklanmayı bastırdığı için kimse dönüp TC yanlış yapmıştır diyemez. İsyanlardan bahsediyorum. Başarılı da olabilirlerdi…o zaman o toprağı elde edeceklerdi. Ama edemediler. Bu bir serüvendir. Bu bir gerçektir.
Bu gerçeği Atatürk e mal etmek kelimenin tam manası ile edepsizliktir.
Aynı soru bakidir…
Osmanlı ya karşı organize olup ayaklanan Anadolu halkı başarısız olsa idi Kürt halkı ya da Ermeniler…ya da her hangi bir kabile, boy ya da ırk…
…daha mı mutlu olacaktı?
TC nin başında kim olursa olsun bir ayaklanma olduğu zaman oraya gidip bu ayaklanmayı bastıracaktır. Bu eşyanın tabiatı gereğidir desem yeridir.
“Vayyy ayaklandılar demek bir dertleri var gelin bakalım alın size toprak”
…diyen bir lider verdiği topraklardaki Türkiye Cumhuriyeti halkına nasıl hesap verirdi?
“Tamam ulan verdim gitti, oturun aşağı” diyen bir Atatürk sizin sürmeli gözlerinizde daha az diktatör olacaktı?
Azıcık mert olun!
Bugün Atatürk geçmişte olan biten ile suçlanıyor ve küfür yiyor ise bunların nedeni Kürtlere ve Ermenilere karşı uygulanan politikalar değillerdir…
Dincinin önündeki engel olmasıdır. Atatürk ün bu ülkeye bıraktığı en büyük miras şeriata ve halifeliğe sırt dönülmesidir. İmamların derdi asıl budur. Araya sıkıştırdıkları Kürtler, Ermeniler onların asıl oynayacakları kartlar falan da değildir…
…sona sakladıkları kartta İslam Cumhuriyeti var.
Kurulunca cennete gidecekler sanmaktalar.
Bunu anlamak için azıcık gazete, birazıcık tarih, bir kaç tane de kitap karıştırmak yeter…
…belirli günlerde gurbetçi kekleyen Euro avantalı vaaz dinlemekle öğrenilmiyor bunlar.
Bu millet son on senedir neden Atatürk diye bas bas bağırmakta? Neden Atatürk e sarılınmakta
…bunu düşünmek lazım…
Neden Balkonlar bayraklarla donatılmakta…Neden tencere kapak çalınmakta…
Kısacası;
Neden Atatürk gündemden düşmemekte?
Sorun bu işte.
Emperyalistlerin Orta Doğu da, Irak da, Afganistan da elde ettikleri her türlü ganimetin serüvenine iyi bakınız.
Sekiz sene süren İran Irak savaşını açınız okuyunuz.
Irak a silah ve mühimmat veren ve Saddam ı İran a karşı kazanlılan her savaşta kahraman olmasını sağlayan ABD dir. Saddam ABD nin yetiştirdiğidir. Keza Suudi kraliyet ailesinin tamamı…
…Amerika nın uşaklarıdır.
Bush saldırmadan bir gün önce Saddam ın piçi Uday Coca Cola nın Irak taki sahibi idi…
Sen şimdi Ahmedinejad ı vatansever bir İran lideri sanıyorsun değil mi?
Nato nun adamıdır.
Şeriat ve din tek tip insanlar yaratmak: kolayca güdmek, kolayca karıştırılabilen, kolayca ayaklanabilen, kolayca indirilebilen tek tip adamlar.
Badem bıyıklılar, türbanlılar…
…budur.
Emperyalistlerin bu topraklarda göz koydukları her bir değerin bekçiliğini kendileri adına sana yaptırdıkları sistemdir. Sen bu sistemin olması halinde cennete gideceğini sanan bir salak olarak huşu içinde yatıp kalkıyorsun…
…ama aslında adama hizmet ediyorsun.
Dinci kendi mekanını cennet etme adına vatanını da satar sülalesini de…kendi kendini de…
…Oktay Ekşi nin bu tespiti bu bakımdan oldukça da yerindedir.
Bak Fettoş u nasıl besliyor? Tayyip çıkıp “Bendeniz Büyük Ortadoğu Projesi nin eş başkanıyım” diyor…
…sen hala mal mal bakıyorsun. Bunlar Sadam, Ahmedinejad ya da Humeyni nin TC versiyonları değiller de nedirler?
Atatürk ün mirası bu gerçekleri görmeni, anlamanı ve değer vermeni sağlayan bir mirastır…
…bedeli bir kaç yüz Kürt bir kaç bin Ermeni ise varsın olsun.
On binlerce de Türkiye Cumhuriyeti vatanseveri öldü. Ve bu ölenler arasında Ermeni de vardı Yahudi de Kürt de.
Bedel ödemeden değer anlaşılmaz…
…günde beş kere domalarak senin değerli bulduğun sadece seni cennete götürür…toplumun değeri olamaz.
Bu bedeli ödenmiş değerleri görmezden gelip başka emeller peşinde olanlar bağımsızlık ve özgürlüğümüze göz dikmiş orasından burasından bu bağımsızlık ve özgürlüğün değerini bize verenleri kıyısından köşesinden tırtıklamaktalar.
Atatürk ölmüş bir liderdir…sabahlara kadar saydır.
Ama mirası…
…aha o senin önündeki engeldir.
Bana iki yüz Euroluk maval okuma.
HoLa yazdi;
“..Atatürk ün ne olduğu her daim bellidir….ama dinlerle işi olmaz…Hatta din düşmanıdır…”
aynen öyle eksigi yok fazlasi var..
var
var da “cagdas ateist/bedevi” söyleyince kimseden bir tepki gelmiyor ben söyleyince forum´un tansiyonu tavan yapiyor..!?
hatirlarsaniz
cagdas bedevi atalar´i da söyle diyordu;
bu memlekete “komünizm gelecekse biz getiririz” bu mu yani..
slm.
buyrun,
“..bedeli bir kaç yüz Kürt bir kaç bin Ermeni ise varsın olsun…”
fazla
söze gerek yok anlayan anladi
anlamayan en gec simdi anlamistir nasil bir zorba/gestapo karakterle karsi karsiya oldugunu..
slm.
Çümle alıntılama ile cümle araklama arasındaki farkın farkındayım bilesiniz.
“Atatürk ün mirası bu gerçekleri görmeni, anlamanı ve değer vermeni sağlayan bir mirastır…
…bedeli bir kaç yüz Kürt bir kaç bin Ermeni ise varsın olsun.
On binlerce de Türkiye Cumhuriyeti vatanseveri öldü. Ve bu ölenler arasında Ermeni de vardı Yahudi de Kürt de.
Bedel ödemeden değer anlaşılmaz…”
Arakladığınız cümle bu ifade içindendir…alıntılama konusunda da mı yazalım?
“Din düşmanı” nitelememi nasıl atladınız diye şaşırmıştım…neyse bugün fark etmiş olmalısınız, hemen atlamışsınız. Üç gün geriden mi çark edilmekte? Bu durumda iki hafta bekleyeyim…yazdıklarım ancak yerini bulacak gibi!
Atatürk ün din düşmanı olduğunu göstere göstere altını çizen dinci heveslenmelerini yine dinci basından fazlası izlemekteyiz!
Oysa ki nasıl da bellidir! Nasıl da aşikardır.
Balıkesir hutbesinin etrafında fırıldak gibi dönmelere ne oldu? Foto montaj ile oluşturulan “Aha bakın Ata da bizden yana” senaryolu dua eden Atatürk resimleri nerede?
Bayılıyorum bu olta çekmelere…
Ben din düşmanı isem bunun sana yararı ne, zararı ne? Hani senin dinin sana benim dinim bana idi? Nisa 140 ile enam 89 un yanından zırt diye sıvışarak geçmenin avanta cinsinden gerekçesi nedir? Kapı gibi Allah ın emirleri diyorum…
Tık yok!
Boynuma “yiyecek vermeyiniz levhası” asınca cennet kapıları mı aralanacak?
Bakınız, şunu tıpış tıpış kabul etmelisiniz ki siyasette, ticarette, avanta ve çıkar için gündelik yaşamda dini kullandıkça dinci ve din bedel ödeyecektir.
Tıpkı Osmanlı nın ödediği gibi…
…tıpkı Saddam ın, Arap halifelerinin ödediği gibi.
Dini kendine mal ediyor ve orada burada satmaya kalkıyor ve ucundan kenarından iman avantası götürüyor isen şunu da anlamalısın ki bunun alıcısı olacağı gibi surat çevireni de olacaktır…
O zaman çıkıp saygı dilenmeyiniz.
Bana dünya da yaşanan aydınlanma dönemini neden Osmanlı yaşayamadı anlatınız! Matbaa neden Osmanlı ya üç yüz sene geç geldi açıklayınız…
…gazeteciler, şairler, sanatçılar neden sürgün edildiler söyleyiniz.
Tevfik Fikret ler, Servet-i fünuncular neden hapsedildiler…
…bab-ı ali neden saray için bir tehdit idi buyrunuz…
Rönesans, reform, Fransız devrimi…
…Jean Jacques Rousseau , Balzac, Da Vinci, Galileo…
…bunlar dünyada neden ve nasıl estiler?
Aydınlık dönemi denilince bahsi geçen KARANLIK nedir? Engizisyon mahkemeleri nedir…Orta çağ nedir?
Aristo, Hegel, Farabi…
🙂
Atatürk kendi kendini mi Atatürk yaptı sanmaktasınız?
Dünyada ve bu topraklarda olan biten bunca faaliyetin aktörleri Atatürk ile Vahdettin midir?
Adamı güldürmeyin!
Dinin nasıl bir düşman olabildiğini görmektir din düşmanlığı…
…eline silah alıp dinci kovalamak değildir.
Mal bulmuş mağribi gibi olmuş da azıcık…
…ondan şeyettirdim…
sayın ebubekir… neden trde ateist, kemalist demektir diye düşündüğünüzü anladım. fakat bu genellemeyi hala reddediyorum, sizin gördükleriniz öyledir belki ama benim çevrem öyle değil.
sayın HoLa, çok sert bir dil kullanıyorsunuz ve çoğul kullanarak sanırım söylemlerinizi bana da yöneltiyorsunuz.
bakın, öncelikle şunu söyleyeyim ki beni anlayın: “ben müslüman değilim”
size atatürk’ü haksız bulduğum yerleri yazdım, bu noktada belki fikir ayrılığımız olabilir. fakat taktir edersiniz ki türkiyenin ismi şu an “anadolu cumhuriyeti” olsaydı, tek dil, tek din, tek ırk, tek devlet diye bir kavram olmasaydı daha rahatça yaşayacaktık. kürt meselesi hakkında yeterli bilginizin olmadığı görüşündeyim. kürtlerin meselesi ‘haklar’dır. din vs değil. ihtilal’den 2000lere kadar diline sansür vurulmuş, o dili konuşanların katledilen veya işkenceye maruz bırakılan bir halktan bahsediyoruz. bu halk diğer milletler gibi türklere sırtını dönmeyip kendi devletini kurmayan bir halktır. ahmet kaya’ya çatal kaşık fırlatildığını hala herkes hatırlıyor…
bedeli birkç bin ermeni veya kürt’ün ölmesiyse, olsun demek çok çok yanlıştır. insan ölümleri, hele ki masumken, kabul edilemez.
ben atatürkün eşyalarını öpmeye kalkanı, önünde fenalaşanları vs gördüm. müslümanların sakal-ı şerif olaylarının aynısıydı. bu da ne kadar putlaştırıldığını gösteriyor.
30 senedir olan savaşın neresi bastırılmıştır? terörün çıkış sebebi atatürkten sonra düzeltilmemiş olan çatlaklar değil mi? biraz akıllıca hareket edilse pkk masada bitirilmez miydi? bu kadar gencin ölümü gerçekten çok üzücü…
bakın, islami rejimi desteklemiyorum fakat artık bu yanlışlara bir son verilmeli. eğer ki islami rejim istemeyen tc vatandaşı olan cumhuriyet savunucuları gerçekten dürüstlerse bu görüşlerinde, çözüm basit. bu çatlakları düzeltebilecek, cumhuriyeti devam ettirebilecek bir parti ve insanların ona verdiği destek. aksi takdirde akp’nin önüne geçmek çok zor.
HoLa,”Din düşmanı” nitelememi nasıl atladınız diye şaşırmıştım…neyse bugün fark etmiş olmalısınız..”
gözümden kacmadi sadece elestirime gelecek yorumunuzu bekledim yani siz söyliyeceklerinizi bekletmeyin ki bir tarafiniz sismesin..
**
“Atatürk ün din düşmanı olduğunu göstere göstere altını çizen dinci heveslenmelerini yine dinci basından fazlası izlemekteyiz!…”
valla
“..atatürk dine karsidir” ifadesini forumdaslarin gözünün icine sokan sizsiniz ben malumu ilan edince niye rahatsiz oldunuz ?
**
“Balıkesir hutbesinin etrafında fırıldak gibi dönmelere ne oldu? Foto montaj ile oluşturulan “Aha bakın Ata da bizden yana” senaryolu dua eden Atatürk resimleri nerede?……….”
önyargili biri oldugunuz apasikar
beni birileriyle özdeslestirerek bir kaliba/hizbe dahil etmeye calistiginiz ortada bu tavriniz hic yabanci degil..
zira
bugüne kadar kemalizm ile ilgili yorumlarima cevap verdigini sanan buyurgan/bagnaz sözde kemalistlerin yaptiklari sadece bir demogojik gevezelikten öte gecmedi sizin tutumunuz da tipkisinin aynisi..
**
“Ben din düşmanı isem bunun sana yararı ne, zararı ne?….”
peki
cok bilmis HoLa
benim
mustafa kemalin batidan asirdigi ve uygulamaya koymadigi ilke-lerin savunucusu ve uygulamayan zihniyetin düsmani isem bunun sana yarari ne,zarari ne?
**
“Rönesans, reform, Fransız devrimi…
…Jean Jacques Rousseau , Balzac, Da Vinci, Galileo…
…bunlar dünyada neden ve nasıl estiler?……………………..”
haklisiniz
onlar avrupa da “beyin firtinasi” rüzgarlari estirirken kemalistler de ülkede “fasist rüzgar” estirdiler yoksa dünyada yaptigi beyin firtinalariyla ünlenmis “ilke” bagimlisi bir bilim adami yetisti ve insanliga yararli buluslar yapti da dindarlar mi cüppesinden tutup engelledi ?
topu
topu bir edebiyat nobel ödülü geldi ülkeye onunda anasindan emdigi süt burnundan getirildi o yere göge sigdiramadiginiz kemalistler yüzünden..
peki
uygar dünyanin üniversitelerinden birine
konusmaci olarak davet edilmis kemalist bir prof.´un kürside;
“dünyanin daha cagdas olabilmesi,insan haklarinin daha ileri seviyelere tasinmasi ve halkin refah düzeyinin artmasi icin atatürk “ilke”lerinin uygulamasi gerekir” tezini savundugunu bir düsünün ve kimin “geri zeka”li olduguna karar verin..
**
diger sorulariniza gelince bu konuda
foruma astigim “Atatürk ve Cumhuriyet” basliginda yazilanlari okuyunuz,daha teferruatli bilgi almak isterseniz “yanlis cumhuriyet” kitabindan devam ediniz önyargilariniz mani olmazsa..sonra devam edelim..
slm.
sayin zizoU,
yaniliyorsunuz..
ateist arkadas cevrem oldugu gibi iclerinde ticaret yaptiklarimda var..
malum
tartistigimiz forumdaslardan “ilerici ve cagdas” iddiasinda olanlarin konu “din” oldugunda gerek argo,gerekse alayci ve asagilici ignemelerle saldiriya geciyor..
orantisiz tepki gösteren forumdaslarin ekserisi kendisini ateist/kemalist olarak tanimliyor her ne kadar satir aralarinda mahcup bir edayla “ama ben kemalist degilim” notu ilistirselerde gercek bu..
buralarda
böyle bir sorun yok hatta ateistler örnegin farkliliklara muhafazakar bir almandan cok daha hosgörülü..
galiba
türkiye´de ateist´in “alaturka”si makbul..:))
slm.
“Rönesans, reform, Fransız devrimi…
…Jean Jacques Rousseau , Balzac, Da Vinci, Galileo…
onlar avrupa da “beyin firtinasi” rüzgarlari estirirken kemalistler de ülkede “fasist rüzgar” estirdiler yoksa dünyada yaptigi beyin firtinalariyla ünlenmis “ilke” bagimlisi bir bilim adami yetisti ve insanliga yararli buluslar yapti da dindarlar mi cüppesinden tutup engelledi ?
Buyurmuşsunuz!
Bu tespitinize şapka çıkarıyorum…ve şapkamı giyip ayrılıyorum bu başlıktan.
Bana müsaade, daha erken gidecektim ama güç reaktörlerinde sorun vardı, giderilmiş. Az sonra Londra ya ışınlanacağım…
…Klingon lular ile bir iş görüşmem var. Pek emin olmamakla beraber II. Mehmet de katılacak diyorlar…Volkan dan gelen cariyeleri hiç beğenmemiş…Klingonlar aracı olmuşlardı…
…haydı hayırlısı.
HoLa sasirmadim
genelde cikmaz sokaga girdigini anlayan ve daha fazla acik vermek istemeyen karizmayi cizdirmemek icin bir bahane bulup sivisiyor..
slm.
sayın ebubekir,
haksızsınız demiyorum, fakat katılmıyorum bu görüşünüze.
siz kendi çevrenize göre yorumluyorsunuz, ben kendi çevreme göre 🙂
belki de siz haklısınızdır, çoğunluk öyledir fakat sadece batıdaki ateistleri kıstas almamak gerek. doğuda da var çünkü.
ateistin alaturkası lafı hoş olmuş, izniniz olursa ilerde kullanmak isterim 🙂
sag duyu
sezgi
ic ses
vicdan diyoruz..
insanligin
ortak vicdani
asgari müsterekler
evrensel dogrular diyoruz..
bu cercevede
bir
görüse
katilmamak
yada
paylasmamak yeni dogrularin
dogmasina vesile olacagindan makbuldür..
hatta
sözü bile var “fikirlerin catismasindan hakikat (beyin zenginligi) dogar”
yeterki
“kargadan baska kus tanimam” mantigi (kutsal) hakim olmasin..
slm.
Ben de diyorum bizim sorulara neden cevap verilmiyor? bekir küstümü bana diye soruyordum ki anlaşıldı durum. :))
Bu kadar karizma düşkünü olmamak lazım sevgili bekir.
xenix
Sevgili bekir, Richard Dawkins le George Carlin için de çakma ateistler demişti. Etiketleme konusunda çok iyidir.
xenix
sayın xenix,
dawkins’e ve charlin’e saygısızlık ettiği aşikar. fakat ateistin alaturkası lafı pek hoş olmuş. hoşuma gitti, hatta şu kavramlara etiket olarak kullandım:
-dünyası sadece türkiye’yle sınırlı olan, herşeyi kendi millet ve ülkesine göre ele alan ateist.
-atatürk ilke ve inkilaplarını putlaştırıp ona tapan sözde ateist
uygun oldu görüşündeyim 🙂
Böyle suçlamalar var evet, ama karşıda bir türlü muhatabı olmayan suçlamalar olarak kalıyor genelde. Mesela aynı suçlamalar size de yapılmıştı ateist olduğunuz öğrenildiğinde.
xenix
Müslümanlar derken ebubekir ve sazendelerini düşünürsek elbette ticari, tüccar vari, kıldan ince kılıçtan keskin manevralar sonucu durum ve pozisyon anında değişir.
haklısınız sayın xenix, bana da aynı suçlamalar olmuştu. fakat şu da bir gerçek ki bu suçlamanın muhatabı olanlar da var türkiye’de. hatta hava atmak için “ben ateistim” veya “ben satanistim” diyebilen gençler bile var.
Hemen alalım iddiaınızı.
Kimler bunlar? İsim alabilir miyiz?
Değerlendirelim bakalım dediğiniz gibiler mi?
xenix
Rönesans, reform, Fransız devrimi…
…Jean Jaques ya da Balzac dönemleri ile Mustafa Kemal i de değil, TR de Kemalizm i aynı döneme koyanlar ile yazışmak ayrı bir eğlence nedeni olmalı…
Schadenfreude !
forumdaki insanları tanımıyorum, onlar hakkında bir yorum yapmam yanlış olur. o yüzden türkiye’de var dedim. eğer gerçek hayatta tanışık olsaydık ve bu soruyu sorsaydınız sizi bu bahsettiğim tipteki 3-4 insanla tanıştırabilirdim.
Ben de zaten Türkiye’de ki leri soruyorum. Hiç yok mu ya bir isim falan. Hani eşten dosttan başka şöyle ünlü, tv lerde falan çıkan, ya da ne bileyim siyasetçi falan. Bu kadar genelleme yapıldığına göre elbette vardır bu kişiler. Yoksa hayali bir grup insan mı? Veya sadece “ulan bi insan illa bişeye tapmalı, bu Allah olmazsa Atatürk’tür ” gibi garip bir önyargı mı?
xenix
ilhan selçuk, yakup kadri vs..
bakın sayın xenix, gerçekten bu tarz insanları görmüyor olabilmeniz şaşırtıcı.. basit örnekler vermek gerekirse, çok geniş bir paylaşım ağı olan facebook’a bakın. birisi yalandan bir şey ortaya atsa millet galeyana gelip hemen paylaşmaya başlıyor. profil fotoğrafları atatürk oluyor vs.
dinden arınmış özgür düşünceler, adlı grupta bile o düşüncelerin o kadar da özgür olmayıp atatürk’ü çok yücelttiği görülüyor. okullardaki atatürk fanatiği öğretmenlere ne demeli. her derste, atatürk dünyanın en güçlüsüdür – en zekisidir vs diye gırla laf var. bu zihniyetle yetişen çocuklar da büyüyünce atatürk’e tapar oluyorlar. bunları görmemiş, duymamış olmanız imkansız. neden anlamak istemiyorsunuz ki? sizin gibi birinin bu tarz şeylerin farkında olması gerekirdi. türkiye’de atatürk gerçekten kutsal. tartışsan, işkence yaparlar.. kötülesen, öldürürler… bunların örneklerini görmemek mümkün değil. atatürk düşmanı sanmayın beni, fakat gerçekleri de görmezden gelmemi beklemeyin. bu ankette laikliği beğeniyor sözünün o kadar yüksek puan almasının başka açıklaması yok gerçekten.
Bu saydığınız isimlerin, “ateist olduklarını” söylediklerini bilmiyordum.
Valla Atatürk’ü kutsallaştıran birileri var fakat bunların ateist olduklarını değil, her şeyi kutsallaştırmayı huy edinen kişiler olduğunu düşünüyorum.
xenix
“Slogan, ilkelin ideolojisi….”(cemil meric)
**
kemalist sloganlardan bir demet;
-1920 Ruhu Yolumuzu Aydınlatıyor..
ordu göreve..
-ya kemalist ol,ya defol..
-Demokrasi Gericiliğe Hoşgörü Değildir..
**
“Ben analiz yaptım,
Kemalistler fikir geliştirmiyor, slogan atıyor..”(prof. a.yayla)
slm.
Sebebi zaten var olmasıdır.
Bu tür soruları soranlar ve değerlendirenlerin en büyük yanılgısı , bir kelime söylediklerinde herkesin anı şeyi anladıklarını zan etmeleridir. Halbuki her kelime her insanda farklı farklı düşünceler ve hisler uyandırır, anlamlarda bu hissedilenlerden bağımsız değildir.
Mesela Şeriat kelimesi, insanların büyük çoğunluğu için, bir takım insanların başka bir takım insanlara veya topluma dayattığı kurallar bütünü olarak algılamaktadır. Bu “kısmen” doğru olabilir. ama bundan ibaret değildir. Bu kısmının “eksik” olması şeriatın olmadığı anlamına gelmez.
Aslında bir başka yorumcunun ifade etmiş olduğu gibi “Dinde zorlama yoktur” ayeti ile ters bir yapı oluşturduğu düşünülebilir. Ama burada toplumun genel menfaatine ters durumlar için bir zorlama vardır ve bu durum dini değil, beşeridir.
Şeriatın dinle ilgili kısmında ise, başka insanları zorlama yoktur. Esasen şeriat tek kişilik bir toplum modelidir. Emirler ve yasaklar tek kişi içindir. Buna benzeyen hiç bir beşeri yönetim sistemi yoktur.
Beşeri sistemler demokrasi de dahil olmak üzere tahakkümcü bir anlayıştadırlar. Hedeflerinde hep “Toplum” vardır, halbuki “Şeriatın” hedefinde birey ve özellikle insan vardır. Kurallar hep insan ve bir tek kişi için vardır. Dolayısı beşeri sistemler ne yaparsa yapsın bu yönetim biçiminin var olmasına engel olamazlar,
“EĞER” bu şekilde düşünen insanlar bir topluluk haline gelirlerse, kendi aralarında kurallar koyarken, birbirlerinin haklarına riayet etmek, bir anlaşmazlık durumunda yapılması gerekenleride Şeriate sormak durumunda kalırlar. ama bu Şeriatın hala tek bir insan yönetim biçimi olmasına engel olmaz. Şeriatin kendisi dahi şeriate engel olmaz..
Günümüzde olduğu gibi şeriatın bu şekilde düşünmeyen bireylerden oluşan topluluklarda sanki böyle bir mutabakat varmış gibi, uygulanmaya çalışılması herhangi bir beşeri yönetim sisteminden farksız olmasına sebep olur.
Dolayısı ile bu durumda şeriat; şeriat olmaz. Ama bu dahi şeriatın var olmasına engel değildir.
Yani bireysel bir yönetim biçimi olarak…..
Yani resmi anlamda Şeriatın olmasını istememek şeriatın var olabilmesine engel değildir.
Zaten var olan bir şeyin de istenmemesi , beşeri bir sistem olan Şeriatın istenmemesi anlamına gelir.
Yoksa (HAŞA) Allahın kanunu olan şeriatın istenmesi anlamında değil….
Eğer durum böyleyse, dincilerin istediği şeriat nedir? Madem var daha neyi istiyorlar?
xenix
Onlar Şeriatı sizin anladığınız gibi algılayanlar… Elbette şeriat düzeninin olmasını isteyebilir Müslümanlar ama bu başkalarına tahhakküm anlamında değil, insanların üstün ahlak ilkelerine uygun davranmasını istemek anlamında isterler.
Yani Şeriat; bireysel ve bir insanın yönetimi anlamına geldiği için, kendini iyi yöneten insanların toplum genelinde çoğalmasını istedikleri için, akıllı insan uzun vadeli plan yapan insandır.
Kısa vadeli hedefleri olan günübirlik ve oportinist politikalar akıllı insanın kabul edebileceği bireysel yönetim biçimleri değildir. Uzun vade denilince akla gelebilecek en uzun vadede ölümden sonraki zamana ait olandır. Bir Müslümansanız asgari düşünceniz bu dünyada ölüme kadar olan geçecek sürenin iyi olması değildir en büyük hedef, en uzun vade öte dünyada yaşanacak hayata dairdir.
Şeriatın bir birey yönetim biçimi olmasına rağmen , modern ve pozitivist dünyadaki bireyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Modern birey sadece kedini düşünür, kendi yiliği e çıkarları önceliklidir. Toplumun iyiliği herkesin aynı şekilde davranacağı önkabulüne dayanır. yada buna imkan bulabileceği, ancak Şeriatın birey yönetim biçiminde; birey olabilmenin şartı kendi dışındaki bireyleri düşünebilmek, onları önceleyebilmektir.
Buna kısaca diğergamlık denmektedir ama söylediğim bundan fazlasıdır.
Bu kendi menfaati için başkasının menfaatini öncelemek demektir. Ve uzun vade sözkonusu olduğunda başkasının en büyük menfaati cehennemden halas olmaktır. Bu sayede insanda var olan EGO yani bencillik, doğru bir yönlendirme ile başkasının menfaatine ve oradan da dolaylı olarak bireyin kendi menfaatine kanalize edilmiş olur.
Başkalarının menfaatini öncülleme kominist veya faşist sistemlerde olduğu gibi zorla olamaz. olmamalıdır. Bu ancak iki tarafında rızası ile olur. Bu sayede kendilerinin uzun vadede gelecek olan bir geleceğe uygun olarak hazırlayacak bireysel bir yönetim biçimi olan şeriatla yönetebilirler. bu bireylerden oluşan toplum ise , şeriatle yönetilen bir toplum olmuş olur.
Dünyevi hedefler kısa vadeli olduğu, ve bu hedeflerinde gerçekleşmesi, uhrevi hedeflere şart olarak koşulduğundan, dolaylı olarak dünyevi hedeflerde gerçekleşmiş olur.
Ancak realite şudur, toplumlarının şeriatle yönetildiğinni söyleyen milletler, sadece tepeden yönetilen ülkelerdir. dolayısı ile bu Şeriat yönetimi değildir. Şeriat aşağıdan yapılan bir idari sistemdir.
Yani şeriat isteyenler aslında istediklerinin şekli bir yönetim aslende beşeri bir yönetim olduğunun farkında olmayanlardır.
Belki akıllı insan, olmayan bir şey için plan yapmayan insandır. Kim bilir?
xenix (Yorumunuzun diğer kısımlarıyla da ilgileneceğim.)
ve madem tüm bu soruların bir anlamı yok,
Bu sorular inanmak için bir neden olabilir ama yeter değildir.Çünkü bu sorulara cevap verebilmek için yeterli bilimsel bilgiye henüz sahip değiliz.
Ayrıca,neden evren var? sorusu örneğin,tamamen sizin anlam arayışınızdır,evreni ilgilendirmez.Bizim dışımızdaki evren tüm işleyişini sürdürürken ,neden sorusunu hiç sormaz.Ama yinede vardır,işleyiş devam eder.
Evren bu soruları sormaz, o işleyişine devam eder, bununla ilgilenmez. Ama insan sorar bu bile bir ipucudur.
Evren ve içindeki hiç bir şeyin bir anlam arayışı olmadığı halde biz neden böyle bir arayış içerisindeyiz. ?
Yoksa biz bu evrene ait değil miyiz ?
“Yeterli” anlayışlarımız biraz farklı, yeterli eksik olan bir şeyin, belirli bir amaç için asgari miktara ulaşması anlamında kullanılan bir kelimedir.
Ben bilimin hiç bir zaman bu sorulara cevap verebileceğini düşünmüyorum, dahası bu sorulara bir cevap arayışı içerisinde de olmayacaktır bilim.
Dolayısı ile yeterli seviyeye ulaşabilmenin ön koşulu, aynı kulvarda olmaktır diyorum.
Anlam arayışının kendisini sorgulamamız gerekir; neden var, Bilim; evrim teorisinin içinde bunu HADD kuramı ile açıklıyor.
Bunun sebebi hayyatta kalma dürtüsü imiş,
bir canlı neden hayatta kalma dürtüsü ile doğar, neden kendini ve neslini koruma ihtiyacı duyar ?
Anlam arayışı, bir yaratıcıya işaret etmiyorsa, yaşama isteği, ölüm korkusu; bir yaratıcıya işaret etmiyorsa, neye işaret ediyor olabilir ?
bir canlı neden hayatta kalma dürtüsü ile doğar, neden kendini ve neslini koruma ihtiyacı duyar ?
Bir canlının canlı olduğunun tam bir kanıtı varmıdır?
Cansız dediklerimize bakalım,herhangi iki kütle neden birbirini çeker?
Hayatta kalma dürtüsüyle,kütlelerin bu davranışı arasındaki ayrım bizim ,canlılar lehine bir anlam arayışımızdan gelmez mi?
Eğer insan dışındaki tüm nesneler tamamen rastgele davranıyor olsalardı,bizim bu dürtümüz ilginç olabilirdi.Ama tüm nesneler bilinçsizde olsalar belli kurallara uymaktalar.
Neden ? Madem öyle neden cansızların bilinçsiz olduğunu düşünüyor insanlar…
Neden bir kurala uymak zorunda evrendeki herşey ?
Gözlemlediğimiz realite kabul edip ötesini sorgulamamak ama bu gözlemlediğimize dayanarak yeni yeni gözlem sonuçları ve realiteler çıkarmak değil midir BİLİM yapmak..?
Ancak bunun ötesine geçtiğimizde yani gözlemlediğimizin neden öyle olduğunu sorguladığımızda gerçekten bir yere varabiliriz.
Yani elimize kırmızı bir elma alıp,
ne demek istediğimi anlayabileceksiniz.
Biz dışındaki nesnelerin bilinçsiz olduğu varsayımı zaten bize ait,anlattığımda bu.İnsan ,yani neden sorusunu soran varlık hiç ortada yokken bu evren belli kurallar dahilinde işlemekteydi,bu işleyiş neden sorusundan bağımsızdı, içinde varolan insan bu işleyişin kurallarını taşımakta.Ve neden diye sorması onu bu kuralların dışına çıkarırmı?
Ayrıca bilimin ilerlemesinin, neden,nasıl dahil tüm soruların cevaplanmasında öncelikli yeri olduğu kesindir.Bilim sadece anlam arayışınıza cevap vermez ve bu noktadan sonra tanrı inancı başlıyorsa, bu, öncüllerden çıkan,kaçınılmaz bir sonuç değil sadece sizin seçiminizdir.
Düşünce tarzınızı , neden sorusundan bağımsız olarak evrenin zaten nasıl işlediği ile alakalı olduğu realitesi belirliyor. Bu kurallar neden sorusundan ve anlam arayışından bağımsız diye bizlerin anlam arayışını arızi bir durum olarak değerlendiriyorsunuz anladığım kadarıyla ya da tali bir işleyiş kuralı…
Bense bu işleyişten bağımsız olduğunu kabul etmekle birlikte bunu sistemin dışından sisteme dahil olmuş bir soru ve anlam arayışı olduğunu düşünüyorum.
Yani neden sorusu hiç bir zaman bu evrendeki işleyişin tekamülü ile meydana gelebilecek bir soru değildir. Bu soru bu evrene dışarıdan enjekte edilmiş bir sorudur. Ve bizimle birlikte gelmiştir. Ve bilim anlam arayışında buna kesinlikle cevap verebilecek bir konumda değildir bu sebeple, çünkü o nasılla ve işleyişle ilgilidir.
Ve bu nedensellik alt yapısı ile hiç bir şekilde neden sorusuna ulaşamaz…Ama tüm nasıllara verebilecek bir cevabı vardır. Şu an olmasa bile daha sonra…
Evet bu soruyu yani NEDEN sorusunu sorması kuralların dışına çıkarmaz, ancak NEDEN sorusunun sorulmasının bunu gerektirdiğinide düşünmüyorum. Hem kurallara dahil olup hemde NEDEN diye sorabilmesi insana ait bir özelliktir. NASIL sorusunu bu evrene ait parçası ile sorar, NEDEN sorusunu ise dışarıdan sisteme dahil olan parçasıyla…
Dışarıdan geldiğininin kanıtı ise, nedensellik ilkesinin, NEDEN sorusuna hiç bir şekilde ulaşamayacak olmasıdır.
Ancak tuhaf bir şekilde aynı isimle isimlendirilmiştir. insanlar NASIL ‘ı açıkladıklarında NEDEN’i de açıklayabileceklerini düşünebilecek olduklarından sanırım. bu durum NEDEN sorusunun NASIL sorusundan daha önemli ve cevabının da daha değerli olduğunun göstergesi olabilir.
Yani neden sorusu hiç bir zaman bu evrendeki işleyişin tekamülü ile meydana gelebilecek bir soru değildir. Bu soru bu evrene dışarıdan enjekte edilmiş bir sorudur
Buradaki varsayımınız sizin temel çıkış noktanız.Kanıt olarak
” nedensellik ilkesinin, NEDEN sorusuna hiç bir şekilde ulaşamayacak olmasıdır”
diyorsunuz.
Kanıt olarak öne sürdüğünüz şey zaten kanıtlanması gereken olgunun kendisidir.Nedensellik ilkesinin NEDEN sorusuna ulaşamayacağı iddiası yani.Bir bilgisayar programının kendisini sorgulaması beklenemez ama bu bizim henüz program geliştirmede yeterince ilerlemediğimizide gösterebilir.
Bunun dışında kuantum mekaniği bu ilkeyi yıktığından dolayı,sistem içindede problem olduğunu unutmamamız gerek.Sistemin kendisi sistemin tam bir modelini oluşturmamıza imkan vermiyor.Dışarıdan enjekte edilebilecek şeyde sistemin içinde var olabilir.
Çünkü nedensellellik yapısal olarak bir öncekine bağlı olmak zorundadır. ama Nedenin bir sebebi olmamalıdır. Yani daha ötesine gitmemelisiniz . Gitme ihtiyacı hissetmemelisiniz. Anlam huzurun olduğu yerde barınır. huzur ise, harekette değil sukut ve sakinlikte karşılık bulur.
Yani anlam bir son veya bir başlangıçtır. bu özelliğinin olması demek bir süreçten farklı olması demektir. Sabit hareketsiz nokta anlam için uygun bir tanım noktasıdır. Anlam ancak Neden sorusu ile karşılık bulabilecek bir cevaptır. Yani bir şeyin anlamını öğrenemek istediğinizde , NEDEN sorusunu sorarız, bu anlamı öğrenmek bizi tatmin eder veya etmelidir. Amaç tatmin olmak olduğunda, bunun hareketli ve sonsuz bir süreçte yapılabilmesi imkansızdır. tatmin olmak demek durmak demektir kısaca…
Anlam bu duruşun gerçekleştiği yerdedir. Ama nedensellik yapısal olarak buna müsait değildir. Çünkü hiç bir zaman durmaz, o bir hareketin adıdır, işte bu sebeplede hiç bir zaman NASIL sorularının bir sonu olmayacaktır. dolayısı ile hiç bir zaman bir NEDEN ‘e ulaşılamayacaktır NASIL ‘ların cevabı verilerek..
Dolayısı ile verdiğiniz analojinin uygun olmadığını düşünüyorum.
Burada yeterlilik ile ilgili değil, yapısal olarak bir problem vardır.
Elma ile armutlar farklı meyvelerdir.
“Kanıt olarak öne sürdüğünüz şey zaten kanıtlanması gereken olgunun kendisidir.”
Sevgili Farabinin dikkatinden kaçmamış, burda XINTeorisyenin yaptığı şey circulus vitiosus’tur (yani kısır döngü, daha da açığı; ispat edilmesi gereken şeyi bir kanıt olarak kabul etmek suretiyle muhakeme yürütülmesinden doğan mantık hatasıdır)
Birazdan açacağım (yani yetiştirebileceğimi umuyorum) başlık içinde de tekrar değinirim.
Sonuçta geldiğimiz yer elma ile armutun farklı şeyler olduğumudur?
Somutlaştıralım,çünkü neden yada nasıl sorularını kesin çizgilerle ayırırsak kendi yarattığımız kavramın içinde boğuluruz.Bunun yerine sorunun kendisi her ne ise o sorulmalı.
Sorumuz şumu örneğin
Evren neden var?
Bu soru evrenin var olmasının bir amacı varmıdır?anlamında soruluyor olmalı .Eğer buysa hedeflenen,denilebilirki ,evrenin var olmasının hiçbir amacı yoktur.Eğer bir amacı olmalı diyorsanız bu sizin varsayımınızdır.ve akılla kanıtlanması olası değildir.(Sorunun anlamı bu değil derseniz ne olduğunu yazın).
Dediğiniz gibi ise,anlam huzurda ise akli kanıtlamaların bu huzura hiçbir katkısı olmayacaktır.
Ayrıca evrenin işleyişini çözmeye çalışmanın ,evrenin amacını anlamaya çalışmak kadar anlamı vardır benim için.
Bilim neden diye sormaz, nasıl diye sorar.
[s:nedensellik] tıklayıp site içinde bu konuda yazdıklarımıza bir göz gezdirin isterseniz.
xenix
Bende bunu söylemeye çalışıyorum zaten Bilim NASIL diye sorar bu çok doğrudur. Ama ben NEDEN diye sorabiliyorum.
işte ben bu sorunun nasıl olupta sorulabildiğini anlatmaya çalışıyorum.
Bence bu sorunun , sorulabilme sebebi bir başlangıca duyulan ihtiyaçtır. şu yazıda ifade ettiğim üzere NEDEN var olabilmenin ilk şartıdır. yani NASIL ‘ların başı…
Bilim bu soruyu sormuyorsa bu kendi hatasıdır.
İşin başındaki inançsal temeli görmeden materyalist bir bakışla bilim yapılabilir mi ?
Bilim için sınır soru değildir her soruya cevap arayabilir.Ama sorunun cevaplanması için kriterler vardır öncelikle sınanabilir ,olmalıdır.Nasılların bir başı olduğu varsayımdır ve bilimin elinde bununla ilgili yeterli kanıt bulunmalıdır ,bulunamıyorsa bir ilk neden varsayımıyla uğraşmaz.
Materyalist olmayan bakışla bilim yapmaya bir örnek verirmisiniz.
Sizin familyadan olanlari dinci diye yaftalayip islama yapistirmayin..Müslüman olan kimse seriata hayir demez..Dinci diye tabir ettiginiz soytarilarinda sizlerden bir farki yok aslinda..Inancsizlar sadece inancsizliklarini bir üstünlük sanarak inananlari asagilarlar bu bakimdan zararsizdirlar ancak burda dinci dedikleriniz tehlikelidirler cünkü dine zarar verirler, insanlari dinden soguturlar dinde olmayan seyleri varmis gibi göstererek..
ebubekir dincidir falan ama soytarı demek ayıp olmuş. Bence önce bir sakin olup yazmadan önce insanları tanımanızda fayda var. Onun gözünde de siz dinde olmayan şeyleri varmış gibi yapıp insanları dinden soğutuyorsunuz. Ehli sünnete karşıdır kendisi.
xenix
Ben forumdan kimseyi kastetmedim, zira iman ölcebilmek gibi bir yetenegim yok..Alinti yaptigim üyenin “turnusol gibidir. Dinci anında renk verir…” lafina karsilik verilmis bir cevapti..
Şeriata hayır diyenler müslüman değildir, müslümanım diyorsa da soytarı mıdır?
xenix
xenix,
önce ilgin icin bi tesekkür..
ATAAN´in
sözüne alinmadim mesajin kime oldugu belliydi fakat senin “ebubekir dincidir falan ama” demene üzüldüm..
“adin cikacagina canin ciksin” sözünün dogrulugu bi daha ortaya cikti..:)
evet
ATAAN,
hakli “dindar dinci” ile “dinsiz dinci” gercekten soytaridir cünkü bagli olduklari inancin/ideolojinin/ilkenin bagimlisi olmuslardir örnegin biri muhammedten daha muhammedci iken digeri atatürkten daha atatürkcüdür..
tarihte,
Imam Ali´nin basina dert olan “dindar dinci” hariciler tayfasi ile ülkemizde
türk halkinin basina dert olan cagdas “dinsiz dinci” hariciler tayfasi arasinda öne cikan ortak özellik kiraldan kiralci vs. olmalaridir..
slm.
Alınmalık bir durum yok sevgili bekir, ben hep senin için dinci demiştim. Açıklamıştım da. Adın çıkmasıyla ilgili bir durum değil bu. Bir dini savunan herkes dincidir bana göre.
xenix
Haklisin Ebubekir, Demek istedigimi sen anliyorsun ama bu vatandaslar bir türlü anlayamiyor :))
.
Dini savunan herkes dinci degildir, böyle bir genelleme yanlistir..Üfürükcülük yapan adam dini savunuyor menfaat elde etmek icin, koltuk sevdasinda olanlar da.. simdi bu adamlara dinci demek dine hakaret olur..
Dinde savunulmaya gerek duymaz zaten, isteyen inanir isteyen inanmaz..Bizlerin burda cember sakalli sarikli dinci tipine sokulma cabasi, dinden bahseden herkesin yada inanan herkesin ayni kalipta oldugunu düsünmenizden kaynaklaniyor sanirim..
Ben şekil olarak bakmıyorum. Yazılarınızdan sizi kategorilere ayırıyorum. Mesela siz bana göre dinci değil ahlakçısınız. Biraz da gelenekçi. Bizim Kutadgubilig diye bir üyemiz vardı onunla aynı kategoridesiniz. (Kendisinin yazılarını bulursanız hepsine katıldığınızı göreceksiniz)
xenix
dostum,alindim demedim sadece üzüldüm diye yazdim..bir an hakkimdaki düsüncen belki degismistir diye düs….ama herneyse ya..
evet
deniz baykal icinde “dinci” demistin bu durumda sözde cagdas yasam tarzini temsil eden chp özellikle yeni chp toptan dinci oluyor desene..:))
peki
ayetleri diline dolayip “müslüman” avina cikan HoLa ve candaslari senin mantigina göre simdi dinci mi? halbuki adam canla basla “din” -ci- savar gibi calisiyor..:)
slm.
Kötü özellik olarak sayilmiyordur umarim bunlar :))
xenix yazdi;”Yazılarınızdan sizi kategorilere ayırıyorum…”
!?
kategori=öteki
bu mu yani..
cagdas türk
toplumu kategorize ediyor=ötekilestiriyor(fisliyor) dedigimde kiziyorsunuz..:))
slm.
Kategori ile ötekileştirme aynı şey mi?
Sen mesela kemalist diye kategorilere ayırıyorsun ya, onun gibi düşün. (Sahi ötekileştirip, fişliyor musun? )
xenix
ebubekir söyleyince farbide sormuş üç boyutlu evrende şeytan nerde diye cevap verim. MEKKEDE boyna taşlıyorlar garibanı 🙂
Kim vurduya giden sorular 1
Sen mesela kemalist diye kategorilere ayırırken ötekileştirip, fişliyor musun?
KVGS2
“Çakma ateist” ile “gerçek ateist” arasında ki farklar? “çakma ateist” bir hakaret etme biçimi mi?
xenix
xenix sordu;”Çakma ateist” ile “gerçek ateist” arasında ki farklar?
cakmasi sahte
gercegi orijinal..
**
farklar?
örnegin,aziz nesin orijinal digerleri sahte..
**
“çakma ateist” bir hakaret etme biçimi mi?..”
hayir..
**
xenix,hassasiyetine bir anlam veremedim? cünkü bir cevabimda “cakma müslüman yok ki birde ben cakayim” demistim ama ne hikmetse “cakma ateist” cümleme gösterdigin duyarliligi “cakma müslüman” sözüme göstermedin ?
ilginc dimi..
slm.
çakmanın argoca sahte demek olduğunu bende biliyorum sevgili bekir. Onu sormadım. Arasında ki farkları sordum.
Tek fark Aziz Nesin olmamak mı?
(Kimseye çakma müslüman demiyorsun ki, yoksa onu da sorardım. Tamam hadi onu da sordum, sitede kimler çakma müslüman? )
xenix
Şöyle bir kokteyl yapsak olur mu acaba?
Diğer tarafta eleman diyor ya “homoseksüelite bir tercih işidir”.
Bir gün tercihimi yapmışım yolda gidiyorum…bir bakıyorum otobüs durağında bir yağız delikanlı. Hazır tercih de varken ani bir kararla ben de otobüs beklemeye başlıyorum. “Tercihinden dönen kaşığı kırılsın” diyerek…aynı zamanda da “keşke kalabalık gelse” diye umduğum otobüs geliyor ve yakışıklının arkasından bende o otobüse biniyorum. Bu arada iki kaş kalkması bir göz ayırması ile adının Hidayet olduğunu öğrendiğim delikanlıyı bir güzel tercih kaydırtmasına uğratarak elde ediyorum…
…erdim mi hidayete.
Burada hep beraber diyorsunuz ki;
-Erdiiiin.
Hidayete erince de bir güzel kıvırttım ve döndüm…dindar oldum diyelim.
Yok, yok…burada homoseksüelite ile dini, dinci ile homoyu aynı potada eritmeyeceğim…tasalanmayın. Hidayete erme konusunu hicvettim sadece.
Hidayete erdim.
Bir ölçek kelime-i şahadet…
İki ölçek tövbe.
Oldum mu tövbekar.
Tövbekar ve Müslümanım artık.
Ne yapmam lazım?
İslamın şartları ne ise onları.
Eve geliyorum, yatsı namazımı da bir güzel kılıyorum…misler gibi abdestliyim de.
Amaç ne…cennete gitmek.
Açıyorum bilgisayarı okuyorum elemanların yazdıkları.
Alıyorum klavyemi elime ve başlıyorum yazmaya…
Değerli kardeşim Ebubekir,
Nasılsınız inşallah. Allah size sabır ve güç ihsan eylesin yarabbim. Var ya çok sinirlendim, okuduklarımdan dolayı mütehassıs oldum. Allah beni affetsin ama yazdıklarınız anlayamayan bu kafir sürüsünün cezalarını vermek lazım. Artık bu Kemalizmin nasıl bir ideoloji ile halvet oldu bilmiyorum ama babası belli anası yüz elli bir ideoloji ile kahrolmaktalar, haberleri yok. Siz gibi gibi mükemmel bir beşere ihsan edilen bu beyni anlayamamak için zır cahil olmak lazım. Allah beni affetsin. Ama sizlere bu yapılanları Allah görüyor. Yılmayınız ve bendenizi kendimden geçiren huşu dolu yazılarınızdan beni ve muhterem okuyucularımızı mahrum etmeyiniz.
Sıddık Gümüş bir siz iki.
Yani demem o ki…
…ateist olmayan biri bunların yazdıklarını huşu içinde mi okumakta?
Bir ateist yazdıklarının zırva ve yalan olduğu kaynakçalar ile ortaya koyunca, yalanlar dökülünce ne oluyor.
“Madem bunu ateist yaptı önemsiz” mi denmekte?
Yani iman sahibi olanlar sizi alkışlıyor mu sanmaktasınız? Öyle mi oluyor hakikaten?
Ha?
Burdaki riyakarlik ve sahtekarlik nedir bence biliyormusunuz; Inancsiz olanlarin konu hakkinda müslümanlar adina konusmalari..
E Birakinda bir konuya da müslüman olanlar cevap versin..Buna bile tahamülünüz yok..
paradigma∞
progpaganda sözcüğüne hapsetmek istmedim ama paradigma sözcüğünden alırsak (..paradigma kelimesi herhangi bir bilimsel disiplin veya başka epistemolojik içerikte bir düşünce kalıbına … (vikip ,(girme dersek) olur
buraya ideoloji kavramını biraz yaklaştıracağım
toplumsal değerler bütünü ya da bir topluma yön veren inanlar yaşayışlar- düşünüşler biçimi
-ya da hazırkalıp düşünceler ve öğretiler/yaşam yaşama sistemi (ya da uzar bu tanım her neyse)
gibi sonsuz tanımı yapılabilir ideolojinin
ideoloji kavramını sevmiyoruz (çağrışımsal eksikten dolayı ama) bir tür düşünsel fauna ve atmosfer gibi bu şey aslında gibi, Bir bakteri ve mantar kültürü ortam kültürü ve faunası hatta mikro kültür-makro kültür -özel kültür sanal kültür farketmez
Aileden alınan bir gen gibi temel yaşama sistemi ve inanış biçimi içinde- Farklıları da var- farklı unsurlar ,Sornadan öğrenilen genelde ,keşfedilen
İkinci bir tanımda ise aidiyetler bütünü- toplumsal aidiyetler ve gruplar-
Gruplaşmalar
A grubuna üye değilsen B gibi bu
ideoliji seni bir gruba ait kılar/hissettirir (bir sürü toplum ve grup psikolojisi hissettirir-tanır-taşır bu) bir yakınlaştırma yalnız hissetirmez- bir değerler sislsilesine ait ve bir inanış grubuna sempatizan felan-taraftar olursun işte
ben buna aitiim bunu savunuyorum/tutuyorum-yönüm, Kendini ifade etmek için bir araç felan herşey işte ve düşünce sistemim ve yönüm diyebilirsin-inanışın gibidir bu
farklı kültür grupları -ideoloji grupları var, Birinden atılılıp/çıkılıp diğerine çekilmek mümkün- Yalnız (ya da bağımsız) dolaşmak-sürünmek -savaşmak- -tüm bunlar var! mümkün;
dinler gibi ideolojiler
bu kavram biraz yoklanmalı -ideoloji üzerine bir kaç okuma -tanım (örneğin scribd vikipedi farketmezve biraz düşünmede benzeştirme de genişletme de yapılabilir )
biz biraz analamını bozduk aslında çektik onu biraz öteye beriye
Genel toplum ideolojisi aslında, din bir yana, yaşa ve dur/öl’ dür (yaşa ve öl yani-yaşa ve ye iç gez gibi)
Aslında bir yaşam kur-evlen-babanın yaptıklarını ya da diğerlerinin yaptıklarını yap, Oku ve meslek sahibi ol, Politik tartışmalara girme- ayrışma, onurunu felan koru
doğ, yaşa evlen-doğru kızı ara doğru erkeği ara mesela böyle şeyler den oluşur
ve çocuğunu besle çocuğuna iyi bir eğitim
tüm bunlar programlar -porogramlamalar gibi duruyor, hazır kalıp düşünceler özgürlük sınırlıyan gibi
din bunların içinde bir araç-eşya gereç ya da metalik bi alet yani buzdoalbı işte -dondurduğun şeyler-kullanılacaklar- ecza dolabı ya da (bir eğreti bu!) bakınlaştıma
yani çamaşır makineside olabilir farketmez-aile toprağı ya da fast food her şey olabilir bu örnekleştirme
yani bir eşya gereç; tahta balta icad edilmeden önce
korunaklı bir kalıp yaşam şablonu ve denenmiş az hasarlıdır işte bu
yani burda denenmişi var biz bunla yaşadık (kolay -edinilmiş gereç) bi şey olmadı az çatıştık yorulduk savaştık ve eğlendik geçtik göçtük ortalama bir yaşam böylece yaşanabilir ve böylelikle kolay yaşanabilir
şöyle düşünün orda bir dağ var ve etekte bir kavim o dağa hiç çıkmıyor ve hep orda yaşıyor
bu yetebilir insanlara
dini insanlar bir varlık bilimi gibi düşünmüyor daha çok ortalama insan için bir gereç-
çocuğa yalan söylemek ya da anlatılabilir başka benzeştirme masal bulunmaması ya da gibi sonucu da bu oalbilir
insanın kendine söylediği bir yalan ya da başak eşy ama ortamı doluran bir şey şey; Setin ağına çekilmiş bir gereç bu sadece
Hayır bi şeyi yaparsınız ve bi şeyi derme çatma yaparsınız çünkü daha iyi bir bilginiz-yetiniz ya da teknolojiniz de önerinzide yoktur ya da iş görür az çok bu da ve -şimdilik bu kullanılsındır-aslının yerine geçer