Şayet cahilliği bir konu hakkında belli bir düzeyin altında bilgiye sahip olmak olarak tanımlar isek, her kişi muhtelif konularda kaçınılmaz olarak cahil olacaktır demektir. O halde hepimiz belli konular da cahiliz demektir.
Belli bir düzey bilgi derken bunun da nicel bir değeri olamayacağı için bunun da bir standardı olamayacağı için bu subjektirf bir yargıdır.
Bana kalırsa bir kişiye sen cahilsin demek, hakaret değildir ancak kabalıktır diye düşünüyorum. Ya da cahil kelimesinin verceği negatif duygunun önüne geçilmek adına cahil kişiye (:)) konu hakkın da eksik ya da yanlış bilgiye sahip olduğu daha ince bir şekilde ifade edilebilir.
Önde gidiyor. Ama sormak istiyorum, bu şıkkı seçenlere. Niyetini nasıl belirleyebiliriz veya belirlesek bile “cahil denilen” kimsenin duygusunu etkiler mi?
Cahilliğin mutlaka bir sözlük tanımı vardır.. Ama ben günümüzde sırf bu anlamda kullanıldığını düşünmüyorum.
Bir konuda bilgi sahibi olmamak değildir cahillik.. Çünkü her insanın ilgilendiği belli başlı konular vardır.. Bazı insanlar bir çok konuyla da ilgilenebilir ve bir çok konuda bilgi sahibi olabilirler elbette.. Ama eğer cahilliği sırf bilgi sahibi olmamaya indirgersek hepimizin cahil olduğu bir dolu konu ortaya çıkacaktır.. Herkesin cahil olduğu bir yerde, hiç kimse cahil olamaz zaten.. Çünkü bir sıfatı tüm insanlara genellediğimiz zaman o sıfatın ayırt edici özelliği de ortadan kalkacaktır.
Cahillik ‘bilmediğini bilmemek’ de değildir kanımca.. Zaten bu durum, insanın yorum yapmadığı durumlar için geçerlidir sadece.. Sokrat’a göre ‘bilmediğini bilen’ insan diğer insanlara göre bilgedir.. Elbette bu doğru.. Bilge, bilmediği bir konuda yorum da yapmaz. Ama bu tanım ‘yorum yapan insan’ için geçerli bir tanım değil.. Bu tanım, yorum yapanın ‘cahil olması veya cahil olmaması’ arasındaki farkı bize vermez.
İstisnasız her insan bazı konuları savunurken/yorum yaparken ‘bildiğini bilerek’ veya öyle olduğunu düşünerek yorum yapar.. Fakat bazılarımız feci bir şekilde yanıldığı gibi, bazılarımız kısmen, bazılarımız ise tamamen haklıdır.. Bazılarımız ordan burdan duyduklarıyla bir konuyu savurken, bazılarımız o konu hakkında düzinelerce kitap okumuştur.. Hatta bu kadar kitap okuyan insanın bile o konuda yanılma, mesnetsiz iddialar ortaya atma ihtimali yüksektir.. Kendini ortaçağ karanlığında bırakma ihtimali hiç de az değildir.
Bence cahillik veya bilgelik, insanın kendisine ‘yanılma payı’, ‘hata yapılabilirlik’ ihtimali vermesinde yatar.. Bir insan bir fikri dogmatik bir şekilde, yanılma ihtimali olmayacağını düşünerek savunuyorsa, tavırlarıyla/karşısındaki insana yansıtmasıyla bu algıyı yaratıyorsa bu durum geçerli olabilir.. Bilgelik, dolayısıyla cahil olmamak insanın kendisine yanılma payı vermesinde, kendini/bildiklerini her zaman yenilemesinde, farklı fikir ve düşüncelere açık olmasında, tüm kapıları kapatmamasında yatıyor diye düşünüyorum.. Benim için bilgelik ve cahillik ayrımı bu tanımdan ibaret.
Edit; Soruya yanıt vermeden sadece cahilliğin tanımını yapmışımım :))
Bence cahile cahil demek hakaret değildir.. Fakat eğer bu tanımı kullanıyorsak, nedenlerimizi, argumanlarımızı kullanarak bunu desteklememiz gerekiyor.. Bu yapılmadığı taktirde kaba bir ifadedir ve hakaret kategorisine girer.
Birine cahilsin demek niyet ne olursa olsun hakaret değildir.Belki kullanılış durumuna göre incitebilir o da geçer 🙂
Sangre tanımın çok güzel..
“Bilgelik, dolayısıyla cahil olmamak insanın kendisine yanılma payı vermesinde, kendini/bildiklerini her zaman yenilemesinde, farklı fikir ve düşüncelere açık olmasında, tüm kapıları kapatmamasında yatıyor diye düşünüyorum.. Benim için bilgelik ve cahillik ayrımı bu tanımdan ibaret.
“
Cahillik bilmediğini bilmemektir.
Herkesin mutlak “bilgesi” ve “cahili” olduğu bir konu vardır.
Bildiğini ve bilmediğini bilen insan bilge insandır.
Bilmediğini bilmeyip de biliyormuş gibi davranmaya başlayanlar tehlikelidir. “Onlara karşı asla galip gelmeniz” söz konusu olmaz.
Bu konuda “Johari Penceresinin” incelenmesi konuya yaklaşım açısından yardımcı olabilir…
Cahile cehaletini göstermek için hiç bir çaba sarf etmeden, hemen “cahil” demek hakarettir. Ancak diğer durumlar değişkendir… Karşılıklı “ajitasyon” içerisinde “meşru müdafa” vs. durumlar gelişebilir. Bazen “barış için savaşmak” zorunda kalmak gibi… Hakaret haklı olmasa da, doğru olmasa da “meşru” olduğu durumlar gelişebilir. Sorun, o boyuta getirip getirmeyecek bilgeliği gösterebilmektedir… Bu da bu dünyada çok zor. Özellikle bilmediğini bilmeyenlere karşı, üstelik de bilmediği halde inat edip baskın çıkmaya ve sizi tahakküm altına almaya çalışanlara karşı, “cahil” ne kelime, çeker vurursun icabında… Doğru mu? Hayır! Ama kim takar?…
Yanılgılara, yanlışlanabilirliğe açık ya da kapalı olmak, cahillikten ziyade yöntem sorunudur…
İnsanı küçük düşüren her söz ve davranış hakarettir ve bu dünyada resmen aptalların dışındaki tüm cahillerin, cahil olmadığı tek konu da, “cahil” sözcüğünün kişiyi küçük düşürdüğü konusudur. Yani her cahil “cahil” diye nitelendirilmenin, nitelenen kişiyi küçük düşürdüğünü bilir…
5 yaşındaki oğlumun velayeti babada 🙁 Fakat oğlumu almaya gittimde ve bırakmaya gittiğimde sıkıntı yaşıyorum. Yanımda herzaman biri olmuyor şahit olsun… Oğlumu teslim etme saatim 19:00 ben 19:30 da teslim ettim die eski eşimden hakaretler işiyorum ama şahidim yok…Bu olayın üzerine eski eşimden bana gelen msj şudur; Çok biliyorsan haftayada 1 dk getirsenede hak hukuk öğreteyimde CAHİL kalma…. Bu msj üzerine ben ne yapabilirim ne olur yardımcı olurmusunuz…
Size gelen mesajı kesinlikle silmeyin ve avukatınıza danışın. Umarım oğlunuz için de en iyisi olur hayatında. Ben etrafımda kangren olmuş ama hala devam eden o kadar çok evlilik görüyorum ve neden bu çiftlerin ayrılmadıkları konusuna da bir anlam veremiyorum. Çocuk da yine hırgür kavga olan bir ailede yetişeceğine parçalanmış bir evlilikte yetişsin bence, kolay gelsin size.
Neyse ben yukarıdaki testi ”anlayanın niyetine göre değişir” diye işaretledim. Herhalde kendimden örnek aldım, biri bana cahilsin dese onu hakaret olarak almam, muhtemelen cahil olduğum yüzlerce konu vardır. Örneğin fenomenoloji’yi ben fenomen yani bir doğa veya insana ait olağanüstü bir sözcük gibi yorumlayabilirim, oysa felsefede fenomenoloji görünüşlerin araştırılması demek.
Sürrealizm, kübizm, büyülü gerçekçilik gibi akımlar hakkında da cahilim, en iyi ihtimalle yarı cahilim.
Çevreye duyarlı olduğumu sanıyordum, Sangre sayesinde ekososyalizm ve ekofeminizm konularında bilgilendim.
Bence klasik anlamda cahil insanlar cinsiyetçi, dinci, ırkçı, mikro milliyetçi insanlardır. Çünkü bu ayırımlar insanları her zaman bölen, ötekileştiren; en azından 1923 devriminden beri bu topraklarda
yaşayan insanları huzursuzluk, kavga, savaş bataklığına götüren unsurlardır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da yüreğinde Mustafa Kemal sevgisi olmayanlar ise kara cahildir, nankördür, emperyalistlerin işbirlikçileridir.
Oğlumu almaya çalışıyorum çok fazla dolduruyorlar,aklını karıştırıyorlar buda beni mahfediyor.
‘1dk geç getir hakkı hukuku öğreteyim’ demesi art niyete girermi.Mahkeme bunu nasıl kullanabilirim. Bu msj ile ilgili hukiki anlamda ne yapabilirim.
o dönemde arapların sadece din yönünden cahil olduğu anlamındadır. yoksa diğer konuda cahil değiller. belki dünyanın en iyilerinden biriler. mesela edebiyat, şiir yazma konusunda.. matematik konusunda da çok iyiler… hz. ömer. “adalet mülkün temelidir” derken (bu söz hz. ömere aittir) bunu dini bir öğreti neticesinde söylemiş olması biraz zor..
Birinin kendisine cahil demesinde herhangi bir sakınca yoktur. Lakin bir diğerinin size cahil demesi önem arzeder.
Ayrıca cahil tanım olarak okuma yazma bilmeyen demektir ve o günün arap dünyasında bunlardan çokça mevcuttur. Hele matematik ? Kuran 950 diyemez; Andolsun ki biz Nuh’u kavmine gönderdik de o 1000 yildan 50 yil eksik bir süre yanlarinda kaldi. (El-Ankebut, 14) Gene Kuran, miras dağıtırken ne kadar matematik bildiklerini bizlere bi güzel anlatır. Buna bakarak; sabit matematik hatayı, Allah mı yoksa çöl bedevisi mi yapmış sizlerin takdirine bırakıyorum.
Sayın Misafir kendisine gelen bir mesajda geçen “cahil” sözcüğü ile buradaki “cahilllik” tartışmaları arasında ve içinde bulunduğu çaresizlik içerisinde konuya dahil olmuş.
Hemen görülüyor ki bu arkadaşımızın “ne yapacağını bilemediği” bir alanı var. Yani “hukuk” ile ilgili eski eşinin savurduğu tehdit karşısında ne yapacağını bilemiyor. Bu konunun “cahili” arkadaşımız. Ancak “konunun cahili” olmak başka, cahil olmak yine başka.
Bu arkadaşımız cahili olduğu alanı biliyor ve bu alanda araştırmaya gidiyor. İlk denemeleri acemice olabilir. Ama kesinlikle her adımda ustalaşacak ve kendi hayatının militan bir savunucusu olacaktır…
Ben bu arkadaşı cahil olarak görmüyorum. Bilmediğini bilip de o alandaki yetersizliğini kapatma yolunu seçen her insan aydınlanmacıdır. Aydınlandığı oranda adım atan ise devrimcidir. Her insanın yapması gereken ilk devrim ise kendi özündeki bu devrimdir…
Not:
Sayın Misafire ben de bir avukata danışmasını önereceğim. Eğer danışma ücreti ödeyecek gücü yoksa bulunduğu ilde BARO’ya giderek aynı yardımı ücretsiz talep edebilir ve alır. Diğer taraftan bir psikoterapi doktoru da kendisine yasal hakları da dahil olmak üzere bilgi sunabilir, yardımcı olabilir.
Cahillik nedir ki? Kişisel kültürel bilgimize sahip olmadığı içinmi cahildir?
Kisinin cahil oldugunu nasil anlayacagiz?
Cogumuz bildigimizi saniriz ama acaba dogru mu biliyoruz?
Sakin bizler de cahil olmayalim?
Şayet cahilliği bir konu hakkında belli bir düzeyin altında bilgiye sahip olmak olarak tanımlar isek, her kişi muhtelif konularda kaçınılmaz olarak cahil olacaktır demektir. O halde hepimiz belli konular da cahiliz demektir.
Belli bir düzey bilgi derken bunun da nicel bir değeri olamayacağı için bunun da bir standardı olamayacağı için bu subjektirf bir yargıdır.
Bana kalırsa bir kişiye sen cahilsin demek, hakaret değildir ancak kabalıktır diye düşünüyorum. Ya da cahil kelimesinin verceği negatif duygunun önüne geçilmek adına cahil kişiye (:)) konu hakkın da eksik ya da yanlış bilgiye sahip olduğu daha ince bir şekilde ifade edilebilir.

Cahiliye devri derken ne oluyo peki?
Ah ama o farklı di mi?
🙂
Gamaro, sorun bana mı? 🙂

Sen çok ama çok yaşa Hüseyin AKTAŞ 🙂
Söyleyenin niyetine bağlı olarak değişir.
Önde gidiyor. Ama sormak istiyorum, bu şıkkı seçenlere. Niyetini nasıl belirleyebiliriz veya belirlesek bile “cahil denilen” kimsenin duygusunu etkiler mi?
Cahilliğin mutlaka bir sözlük tanımı vardır.. Ama ben günümüzde sırf bu anlamda kullanıldığını düşünmüyorum.
Bir konuda bilgi sahibi olmamak değildir cahillik.. Çünkü her insanın ilgilendiği belli başlı konular vardır.. Bazı insanlar bir çok konuyla da ilgilenebilir ve bir çok konuda bilgi sahibi olabilirler elbette.. Ama eğer cahilliği sırf bilgi sahibi olmamaya indirgersek hepimizin cahil olduğu bir dolu konu ortaya çıkacaktır.. Herkesin cahil olduğu bir yerde, hiç kimse cahil olamaz zaten.. Çünkü bir sıfatı tüm insanlara genellediğimiz zaman o sıfatın ayırt edici özelliği de ortadan kalkacaktır.
Cahillik ‘bilmediğini bilmemek’ de değildir kanımca.. Zaten bu durum, insanın yorum yapmadığı durumlar için geçerlidir sadece.. Sokrat’a göre ‘bilmediğini bilen’ insan diğer insanlara göre bilgedir.. Elbette bu doğru.. Bilge, bilmediği bir konuda yorum da yapmaz. Ama bu tanım ‘yorum yapan insan’ için geçerli bir tanım değil.. Bu tanım, yorum yapanın ‘cahil olması veya cahil olmaması’ arasındaki farkı bize vermez.
İstisnasız her insan bazı konuları savunurken/yorum yaparken ‘bildiğini bilerek’ veya öyle olduğunu düşünerek yorum yapar.. Fakat bazılarımız feci bir şekilde yanıldığı gibi, bazılarımız kısmen, bazılarımız ise tamamen haklıdır.. Bazılarımız ordan burdan duyduklarıyla bir konuyu savurken, bazılarımız o konu hakkında düzinelerce kitap okumuştur.. Hatta bu kadar kitap okuyan insanın bile o konuda yanılma, mesnetsiz iddialar ortaya atma ihtimali yüksektir.. Kendini ortaçağ karanlığında bırakma ihtimali hiç de az değildir.
Bence cahillik veya bilgelik, insanın kendisine ‘yanılma payı’, ‘hata yapılabilirlik’ ihtimali vermesinde yatar.. Bir insan bir fikri dogmatik bir şekilde, yanılma ihtimali olmayacağını düşünerek savunuyorsa, tavırlarıyla/karşısındaki insana yansıtmasıyla bu algıyı yaratıyorsa bu durum geçerli olabilir.. Bilgelik, dolayısıyla cahil olmamak insanın kendisine yanılma payı vermesinde, kendini/bildiklerini her zaman yenilemesinde, farklı fikir ve düşüncelere açık olmasında, tüm kapıları kapatmamasında yatıyor diye düşünüyorum.. Benim için bilgelik ve cahillik ayrımı bu tanımdan ibaret.
Edit; Soruya yanıt vermeden sadece cahilliğin tanımını yapmışımım :))
Bence cahile cahil demek hakaret değildir.. Fakat eğer bu tanımı kullanıyorsak, nedenlerimizi, argumanlarımızı kullanarak bunu desteklememiz gerekiyor.. Bu yapılmadığı taktirde kaba bir ifadedir ve hakaret kategorisine girer.
Cahiliye, Mekke’nin Islamiyetten onceki adi.
Bu soz Arapcaya, eski donemi kotulemek amaciyla sonradan dahil edilmis.
Biri bize cahil derse ve bizimle o kaddar konuşmasına rağmen yine de cahil olduğumuza ikna olmazsak ne yapmalıyız filan…
Birine cahilsin demek niyet ne olursa olsun hakaret değildir.Belki kullanılış durumuna göre incitebilir o da geçer 🙂
Sangre tanımın çok güzel..
Cahillik bilmediğini bilmemektir.
Herkesin mutlak “bilgesi” ve “cahili” olduğu bir konu vardır.
Bildiğini ve bilmediğini bilen insan bilge insandır.
Bilmediğini bilmeyip de biliyormuş gibi davranmaya başlayanlar tehlikelidir. “Onlara karşı asla galip gelmeniz” söz konusu olmaz.
Bu konuda “Johari Penceresinin” incelenmesi konuya yaklaşım açısından yardımcı olabilir…
Cahile cehaletini göstermek için hiç bir çaba sarf etmeden, hemen “cahil” demek hakarettir. Ancak diğer durumlar değişkendir… Karşılıklı “ajitasyon” içerisinde “meşru müdafa” vs. durumlar gelişebilir. Bazen “barış için savaşmak” zorunda kalmak gibi… Hakaret haklı olmasa da, doğru olmasa da “meşru” olduğu durumlar gelişebilir. Sorun, o boyuta getirip getirmeyecek bilgeliği gösterebilmektedir… Bu da bu dünyada çok zor. Özellikle bilmediğini bilmeyenlere karşı, üstelik de bilmediği halde inat edip baskın çıkmaya ve sizi tahakküm altına almaya çalışanlara karşı, “cahil” ne kelime, çeker vurursun icabında… Doğru mu? Hayır! Ama kim takar?…
İşte burası da bir başka “kimlik” sorunudur…
Yanılgılara, yanlışlanabilirliğe açık ya da kapalı olmak, cahillikten ziyade yöntem sorunudur…
İnsanı küçük düşüren her söz ve davranış hakarettir ve bu dünyada resmen aptalların dışındaki tüm cahillerin, cahil olmadığı tek konu da, “cahil” sözcüğünün kişiyi küçük düşürdüğü konusudur. Yani her cahil “cahil” diye nitelendirilmenin, nitelenen kişiyi küçük düşürdüğünü bilir…
Merhaba ;
5 yaşındaki oğlumun velayeti babada 🙁 Fakat oğlumu almaya gittimde ve bırakmaya gittiğimde sıkıntı yaşıyorum. Yanımda herzaman biri olmuyor şahit olsun… Oğlumu teslim etme saatim 19:00 ben 19:30 da teslim ettim die eski eşimden hakaretler işiyorum ama şahidim yok…Bu olayın üzerine eski eşimden bana gelen msj şudur; Çok biliyorsan haftayada 1 dk getirsenede hak hukuk öğreteyimde CAHİL kalma…. Bu msj üzerine ben ne yapabilirim ne olur yardımcı olurmusunuz…
Size gelen mesajı kesinlikle silmeyin ve avukatınıza danışın. Umarım oğlunuz için de en iyisi olur hayatında. Ben etrafımda kangren olmuş ama hala devam eden o kadar çok evlilik görüyorum ve neden bu çiftlerin ayrılmadıkları konusuna da bir anlam veremiyorum. Çocuk da yine hırgür kavga olan bir ailede yetişeceğine parçalanmış bir evlilikte yetişsin bence, kolay gelsin size.
Neyse ben yukarıdaki testi ”anlayanın niyetine göre değişir” diye işaretledim. Herhalde kendimden örnek aldım, biri bana cahilsin dese onu hakaret olarak almam, muhtemelen cahil olduğum yüzlerce konu vardır. Örneğin fenomenoloji’yi ben fenomen yani bir doğa veya insana ait olağanüstü bir sözcük gibi yorumlayabilirim, oysa felsefede fenomenoloji görünüşlerin araştırılması demek.
Sürrealizm, kübizm, büyülü gerçekçilik gibi akımlar hakkında da cahilim, en iyi ihtimalle yarı cahilim.
Çevreye duyarlı olduğumu sanıyordum, Sangre sayesinde ekososyalizm ve ekofeminizm konularında bilgilendim.
Bence klasik anlamda cahil insanlar cinsiyetçi, dinci, ırkçı, mikro milliyetçi insanlardır. Çünkü bu ayırımlar insanları her zaman bölen, ötekileştiren; en azından 1923 devriminden beri bu topraklarda
yaşayan insanları huzursuzluk, kavga, savaş bataklığına götüren unsurlardır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da yüreğinde Mustafa Kemal sevgisi olmayanlar ise kara cahildir, nankördür, emperyalistlerin işbirlikçileridir.
Kerim bey tşk ediyorum….
Oğlumu almaya çalışıyorum çok fazla dolduruyorlar,aklını karıştırıyorlar buda beni mahfediyor.
‘1dk geç getir hakkı hukuku öğreteyim’ demesi art niyete girermi.Mahkeme bunu nasıl kullanabilirim. Bu msj ile ilgili hukiki anlamda ne yapabilirim.
o dönemde arapların sadece din yönünden cahil olduğu anlamındadır. yoksa diğer konuda cahil değiller. belki dünyanın en iyilerinden biriler. mesela edebiyat, şiir yazma konusunda.. matematik konusunda da çok iyiler… hz. ömer. “adalet mülkün temelidir” derken (bu söz hz. ömere aittir) bunu dini bir öğreti neticesinde söylemiş olması biraz zor..
Cahealet ile korkaklık arasında ince bir sınır vardır.
Kime cahil dersin? Aktaş’ın dediği gibi az bildiğini veya bilmediğini bilmeyen adama.
Kime korkak dersin? Dindar adama. Neden? Çünkü cahilliği korkaklığından gelir.
Birinin kendisine cahil demesinde herhangi bir sakınca yoktur. Lakin bir diğerinin size cahil demesi önem arzeder.
Ayrıca cahil tanım olarak okuma yazma bilmeyen demektir ve o günün arap dünyasında bunlardan çokça mevcuttur. Hele matematik ? Kuran 950 diyemez; Andolsun ki biz Nuh’u kavmine gönderdik de o 1000 yildan 50 yil eksik bir süre yanlarinda kaldi. (El-Ankebut, 14) Gene Kuran, miras dağıtırken ne kadar matematik bildiklerini bizlere bi güzel anlatır. Buna bakarak; sabit matematik hatayı, Allah mı yoksa çöl bedevisi mi yapmış sizlerin takdirine bırakıyorum.
Sayın Misafir kendisine gelen bir mesajda geçen “cahil” sözcüğü ile buradaki “cahilllik” tartışmaları arasında ve içinde bulunduğu çaresizlik içerisinde konuya dahil olmuş.
Hemen görülüyor ki bu arkadaşımızın “ne yapacağını bilemediği” bir alanı var. Yani “hukuk” ile ilgili eski eşinin savurduğu tehdit karşısında ne yapacağını bilemiyor. Bu konunun “cahili” arkadaşımız. Ancak “konunun cahili” olmak başka, cahil olmak yine başka.
Bu arkadaşımız cahili olduğu alanı biliyor ve bu alanda araştırmaya gidiyor. İlk denemeleri acemice olabilir. Ama kesinlikle her adımda ustalaşacak ve kendi hayatının militan bir savunucusu olacaktır…
Ben bu arkadaşı cahil olarak görmüyorum. Bilmediğini bilip de o alandaki yetersizliğini kapatma yolunu seçen her insan aydınlanmacıdır. Aydınlandığı oranda adım atan ise devrimcidir. Her insanın yapması gereken ilk devrim ise kendi özündeki bu devrimdir…
Not:
Sayın Misafire ben de bir avukata danışmasını önereceğim. Eğer danışma ücreti ödeyecek gücü yoksa bulunduğu ilde BARO’ya giderek aynı yardımı ücretsiz talep edebilir ve alır. Diğer taraftan bir psikoterapi doktoru da kendisine yasal hakları da dahil olmak üzere bilgi sunabilir, yardımcı olabilir.