Bir bilişim sisteminden genellikle güvenilir, hızlı ve kesintisiz olması beklenir. Sunucular susmasın, veritabanı tökezlemesin, kullanıcılar hata ekranıyla karşılaşmasın isteriz. Fakat gerçek dünya steril bir laboratuvar değildir: diskler bozulur, ağlar yavaşlar, trafik aniden yükselir, insanlar yanlış düğmeye basar. Bu nedenle asıl soru, sistemin stresten kaçıp kaçamayacağı değil, stresle karşılaştığında neye dönüşeceğidir. Kırılgan sistem darbe alınca bozulur; dayanıklı sistem darbeye rağmen aynı kalır; antikırılgan sistem ise darbe sayesinde öğrenir ve güçlenir.
Dayanıklılıktan fazlası
Antikırılganlık, her arızadan mucizevi biçimde kazanç çıkarmak değildir. Daha teknik bir ifadeyle sistemin hata sinyallerini bilgiye, bilgiyi de yapısal iyileştirmeye dönüştürebilmesidir. Bir servis çöktüğünde yalnızca yeniden başlatılıyorsa dayanıklılıktan söz ederiz. Çöküşün nedeni otomatik olarak saptanıyor, benzer yükler kontrollü biçimde yeniden üretiliyor ve mimari aynı hatanın etkisini küçültecek şekilde değiştiriliyorsa antikırılganlığa yaklaşırız. Arıza artık yalnızca düşman değil, pahalı fakat dürüst bir test uzmanıdır.