Dinlemek=sevgi demiştik, sevgi ise dikkatinizdir. Aslında karmaşık görünmekle birlikte bi başka açıdan da öylesine basittir ki varlığımız. Bunu kabullenmek istemeyiz. Meselelerin içinden çıkılmaz hal almasını ister zihnimiz: çünkü bu sayede varolabilen inorganik varlıkların beslenmeye ihtiyacı var. Aklınıza korku filmleri, ruhçuluk büyücülük filan gelmesin bu son derece fizik bir konudur. Mekanizmayı defalarca yazdım, ilgi çekmedi 🙂 Olsun ne fark eder. Kendi uyanıklığımı canlı tutmaya bile yarasa bi işlevi olmuş demektir. Kendime destek çıkıyorum öyleyse varım :)))))
**
Ben “Ben-im” dediğim zaman, beden gibi bir çekirdeği olan ayrı bir varlık kastetmiyorum. Ben varoluşun tümünü, bilinç okyanusunu düşünüyorum, varolan ve bilen tüm evreni kastediyorum. Benim arzu edeceğim hiçbi şey yok; çünkü ben daima, ebediyen tam-olan’ım. (Maharaj)
**
Günaydın frekanslar, İstanbula parlak bir güneşle gelen gün, neşe saçsın umarım. Günü seyrederken balkondan, aklıma geldi, eskiden beri insan eliyle yapılmış park ve bahçeler (nekadar şık olursa olsun) yerine uzun süre boş kalmış, doğal yeşillik alanları tercih edişimin sebebini yanlış anladığımı farkettim birden. Ben bunu düzen sevmediğime yormuştum eskiden oysa sebep bu değildi. Doğallığın içindeki bilgeliğin (doğal ve gerçek düzenin) kaybolmuş olmasıydı ve içimdeki bi şey bunu anlıyordu, canlılığın yitirilişini hissediyor ve buna tepki veriyordu. O ottu çalıydı, çiçekti, böcekti, ağaçtı diyerek geçtiğimiz şeylerin biraralığında aklmızın almayacağı bir aile dayanışması var. Örneğin ağaçların paçası dediğimiz o karmaşık ot kümelerinin öylesine büyük işlevi var ki. Şimdi kızılderililerin doğadaki bi taşın bile yerini değiştirme konusundaki isteksizliklerini tastamam anladım. Siz kardeşlerinizden -mahrum- olmak istemezsiniz değil mi, onlar çevrenizdeki diğer herşeyle birlikte ayakta sorunsuz kalmanızın öğeleridir. Biri bile gitse yapı bozulur. Doğanın kendiliğinden kurduğu dayanışma, öbek öbek aileler, bunlar gerçekten müthiş. (01.11.2011)
**
Güne başlarken aniden bilgisine aydığım “aile” neymiş internette arattım ve buldum! Demek ki yalnız değilim, bütün bu oluşun farkında olanlar ve bu konuda halkı uyandırmaya çalışan, olayı bilimsel bir ağızla aktarabilen öpülesi,sevilesi insan kardeşlerim, teşekkür ederim sayenizde ayrık otu olarak bile bir değer arzediyorum doğal ailemizde. Şüphesiz binbir gündelik dertle boğuşmakta olan sizler bu adresteki uzun çalışmayı okuyacak vakti yaratamıyacaksınız çünkü öncelik sıralarınız farklı farklı. Olsun sıralamalarınız başım gözüm üstüne. Belki sıralamaların yumuşak geçişlerini “doğal bilinçlenme spiralini” görmeye yaklaşmış ben gibi kardeşlerime hitap edecektir. İşte vakti olanlar için adresi sunuyorum:
“Kendiliğinden bitmiş çimenlerin arasına gel,
meşeler palamutlarla dolu, tatlı kökler sürülmemiş toprağın içinde….”,
Ursula K. LeGuin, Hep Yuvaya Dönmek