Bugün bir arkadasımla aşağıda yazdığım konu hakkında uzun uzun konuştuk ama çıkamadık işin içinden .
Bir kadın ve bir erkek bir ilişki yaşamaktadır.
Taraflardan birini -kadını- ele alıyorum…
Kadın bağlıdır erkeğe, duygusal bir bağlılık vardır, sever, sarılınca içini tarif edilmez bir duygu sarar etrafını, içi bu duyguyla dolar dolar taşar…
Onunla uyumak; en güzel uykudur, en güzel rüyalar gelir gecesine…
Onunla uyanmak; en güzel sabaha uyanır, en güzel güneşi görür…
Hissedilenler güzel fakat eksiktir birşeyler, kadın sanki hep ona güzellikler veriyordur hiç almadan.
Beklentisiz seviyorum der kendi kendine, “birşeyler beklersem çıkar ilişkisi olmaz mı?” der.
Bu telkin karşı taraftan gelen (kadına göre olumsuz olan), onu üzen birçok davranış biçimi karşısında yaşadıgı mutsuzluğa engel olamaz…
Eğer onsuz olursa da mutsuz olacaktır, özleyecek, sarılmak, dokunmak onunla olmak isteyecektir.
Gecelerce ağlayacaktır belkide…
Sonuçta iki türlü de mutsuzluk, hüzün, gözyaşı vs.var.
Bu noktada o ilişkiyi yaşayıp üzülmek, kırılmak mı daha iyidir yoksa ilişkiden vazgeçip üzülmek, özlemek kısacası aşk acısı çekmek mi daha iyidir?
Bu iki mutsuzluktan hangisi seçilmeli?