Kaos ve düzenle ilgili onlarca şey okuduktan sonra yumurta-tavuk metaforuna yakın bir ilişki içinde olduğunu anlıyorsunuz. Bu kadar zıt kavramların nasılda birbirlerini doğurduklarına ya da birbirlerinin hemen arkasından oluştuklarına şaşırabilirsiniz belki ama doğayı doğru gözlemlediğiniz de bunun onlarca örneğini görebilirsiniz. Gecenin en karanlık anı gün ağarmadan hemen önceki andır…
Ekosistemler içerisindeki tüm canlılar belirli kurallar içerisinde ve dengede yaşamaktadırlar.( Buradaki kasıt, insan etkisi olmayan sistemlerdir. ) Ama sosyolojik sistemin en küçük yapı taşı olan insanın da kendi içerisinde bir denge durumu vardır. Burada bahsettiğim denge halinden durağanlık anlaşılmamalıdır. İnişli çıkışlı bir grafikte küçük pikler yapan bir denge hali bu. Yani orijinden fazla uzaklaşmadan değişen dengesizlik durumları… İnsanın kurduğu ve dahil olduğu tüm sistemler için bu geçerlidir çünkü doğanın işleyişi tam da bu şekildedir. İnsanın en temel kurma eğiliminde olduğu sistem de sanırım ailedir. Aile kurmak; üremek ve çoğalmak temel dürtüsüyle başlasa da aslında bu durum, yine de sürünün en sağlıklı ve en güçlü bireyi ile birlikte olmaktan daha öte bir şeydir bu kadar evrimleşmiş biz homosapiensler için
Bireyselliğin körüklendiği ve desteklendiği günümüz dünyasında aile kurup çoğalmak çok büyük zorlukları beraberinde getiriyormuş gibi düşünülse de, bu durumun pozitif etkilerinin ve tatminlerinin, zorluklarından kat be kat fazla olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz…
Hayatınız boyunca yanında olacağına inandığınız bir insanla kendinizin bile çok zor fark ettiği bin bir türlü halinizi paylaşacaksınız. Onun hep yanında olup aynı şeyi bilmenin huzurunu yaşayacaksınız. Biyolojik ailenizden başka, kendi seçtiğiniz bir aileye sahip olmanın hazzını yaşayacaksınız. “Ben” olmaktan çok “biz” olmanın erdemini tadacaksınız.
Bu olayın duygusal yanı. Bir de iktisadi olarak bakalım. Evlilik tam olarak da çok uzun vadeli bir yatırım aracıdır. Tek başına yaşayıp, tek maaşla hayatı idame ettirmek yerine;hayatı optimize edip,tek evde iki maaşla yaşamak uzun vadede size daha çok kazanç sağlayacaktır Böylece riskleri minimize edip, güvenli borçlanmanın maximizasyonunu da sağlamış olursunuz…
Yaşanabilir ortalama ömrün geri kalan kısmında yalnız yaşamayı düşünen bir erkeğin standart olarak yapması gereken masrafları örnekleyerek açıklayayım ki daha anlaşılır olsun…
Ev kirası,yakıt, elektrik,su,eşya taksitleri,standart mutfak masrafları vs.vs. kısmını zorunlu olarak yapacaktır yalnız yaşayan erkek karakterimiz. Normal olarak bir hanım arkadaş bulmak için haftanın (en az) 2 akşamı dışarı çıkıp birkaç kadeh bir şeyler de içecektir elbette ki. Farz edelim ki geceyi geçirmek için hanım arkadaş bulma olasılığı %30 olsun(ki bu oran her geçen yıl azalacaktır). Her çıktığı gece de ortalama 40 lira harcasa, 3 gecelik ilişki
için harcamış olduğu para yaklaşık 400 lira olur. Yani bütün bir yıl boyunca yaklaşık 4200 lira harcayıp sadece sabah “günaydın ve hoşça kal” diyebileceği yaklaşık 30 kadınla beraber olmuş olur. Hepsi bu. Üstelik bu koca yıl içerisinde kendini cazip kılmak için düzenli alış veriş yapıp,bakımını da ihmal etmemelidir. Tercihen bir dans kursuna gidip, pistlerin kralı olmalı ya da extrem sporlarla ilgilenip cazibesini hep tavanda tutmalıdır. Tabi bu geçen yıl beraber olduğu, tanımadığı kadınlardan herhangi birinden yanlışlıkla bir hastalık kapmaz,böbreğini çaldırmaz ve bunun için sağlık giderleri hanesine para ayırmazsa bile bu işin yıllık maliyeti yaklaşık 10.000 lira civarındadır
Farz edelim ki gençlik yıllarını böyle geçiren erkek karakterimiz yaşı kırklı yıllara ulaştığında ufak ufak sağlık sorunlarıyla karşılaşmaya başlar. Eee hızlı yaşamanın da bir bedeli olacaktır elbet Bu dönemde sık sık eklem ağrıları, kas spazmları geçirmeye başlayan erkeğimiz evde küçük müdahalelerle düzelecek olan bu sorunlar için her seferinde doktora taşınacak ya da iyi bir fizyoterapist bulacaktır. 50 li yaşlarına gelip de kalp, tansiyon vb. hastalıklarla uğraşmaya başladığında hele geçirdiği o yapayalnız günler için başına vuracaktır elbette ki. Artık yaş 60 olduğunda kaçınılmaz bir şekilde kendine kalabileceği bir bakımevi bulup yerleşmeyi uygun görecektir
Amacım bir evlilik patlaması yaratmak ya da insanları buna teşvik etmek değil elbet. Sadece dikkat çekmek istediğim şey annelerimizin ve babalarımızın gözlerinin içinde gizli huzuru günümüzde insanların yüzünde göremiyor olmamdır. Buna evli arkadaşlarım da dâhil üstelik. Bu huzur zannımca tam anlamıyla deneyip-yanılıp, hata yapıp-özür dileyip, kırık-onarıp, düşe-kalka geçen yıllardan sonra karşındaki insana her daim güvenebileceğini bilmenin huzurudur.
Dostlarım umarım hepiniz bu huzura kavuşursunuz…
Elansir…
Mart / 2009