Bir kitabı okurken sayfalar uslu uslu birbirini izler: 12’den sonra 13 gelir, kahraman kapıyı açmadan odaya giremez. Zihin ise bu terbiyeyi pek umursamaz. Bir cümlede geçen deniz sözcüğü sizi çocukluğunuzdaki yazlığa, oradan iyot kokusuna, ardından yıllardır aramadığınız bir dosta ve nihayet ölüm fikrine götürebilir. Bütün yolculuk birkaç saniye sürer. Düşünce, düz bir ray üzerinde ilerleyen tren değil; her durağında yeni tüneller açılan hareketli bir metro ağıdır.
Hiper-metin zihnin icadı değil, aynasıdır
Hiper-metin, metnin içinde başka metinlere açılan bağlantılar kurulmasıdır. İnternette bir bağlantıya tıklar, başlangıçtaki konudan bambaşka bir yerde belirirsiniz. Fakat bu sıçrama biçimini internet icat etmedi. O yalnızca zihnin eski alışkanlığını teknik bir yüzeye taşıdı. Bellek de bilgileri bağımsız çekmecelerde saklamaz; benzerlikler, duygular, kokular, mekânlar ve geçmiş deneyimler arasında bağlantılar kurar. Bir anı çağrıldığında tek başına gelmez. Yanında akrabalarını, hatta aile kavgasını da getirir.