Kodlamada isimlendirme çoğu zaman küçük bir nezaket kuralı gibi anlatılır: Okunabilir olsun, ekip arkadaşın anlasın, altı ay sonra kendine küfretme. Bunlar doğru, fakat yüzeyde kalır. Bir değişkene isim vermek yalnızca etiketi kavanoza yapıştırmak değildir; kavanozu, içindekini ve onu hangi rafta arayacağımızı aynı anda icat etmektir. Programcı, count yazdığında sayılabilir bir şeyler evreni kurar. activeUsers dediğinde kullanıcıları varlık, etkinliği durum, çoğulluğu da yönetilecek bir alan olarak ilan eder. Bu küçük satırda sessiz bir metafizik çalışır.
Ontoloji, en basit haliyle neyin var olduğunu ve nasıl var olduğunu sorgular. Yazılımda bu soru daha acımasızdır, çünkü cevap derlenir. Bir veriye temp adını verdiğinizde onu geçici, değersiz, birazdan atılacak bir nesne haline getirirsiniz. Sonra o temp, sistemin kalbine yerleşir; kimse dokunamaz, çünkü kimse onun gerçekte ne olduğunu bilmez. Böylece kötü isim, teknik borçtan önce varoluşsal borç üretir. Kod tabanında dolaşan hayaletlerin çoğu, yanlış adlandırılmış varlıklardır.