Soru

Çok ilginç bir soru var. Bu soruya üniversite mezunlarının yüzde 25″i doğru yanıt vermis ve kreş çocuklarının yüzde 75 üzeri doğru yanıt vermiş.

Dört tane soru var ve bir yanıtı var;

1- Tanrıdan büyük ne vardır?
2- Şeytandan büyük ne vardır?
3- yoksullar ona sahiptir?
4-Sen onu yersen ölürsün?

Semerkant-Amin Maalouf

Ve şimdi, bakışlarını Semerkant üzerinde gezdir! O, yeryüzünün kraliçesi değil mi? Tüm kentlerin kaderini ellerinde tutmuyor mu?
Edgar Allan Poe (1809 -1849)
Atlantik’in dibinde bir kitap var. Anlatacağım, işte onun öyküsü.
Belki nasıl sonuçlandığını biliyorsunuz: o tarihte gazeteler yazdı, bazı yapıtlarda da belirtildi: 14 Nisan 1912’yi 15 Nisan 1912’ye bağlayan gece, Titanic gemisi, Newfoundland açıklarında battığında, en ünlü kurbanlarından biri de, İranlı bilge ozan, gökbilimci Ömer Hayyam’ın Rubaiyat’ının elyazması tek örneği idi…

Epiktetos’un Felsefesi

*İnsan benliğinden geçip acılarında mutlu olursa, dünya ona cennettir.
*Dünya, seni kâmil olman için acılarla yoğurur.
*Tanrı, erdem ve hikmetini acılarla sunar, geri çevirme.
*Tanrısal adalet acılarda saklıdır, sığ değil de derin düşün.
*İnsanlara oynayacağı rolü dağıtan Tanrı’dır, olayları geldiği gibi kabul eden mutludur.

       ***** 

       *Başına gelen olay senin istediğin gibi değilse, Tanrı’nın istediği gibidir; şu halde kendine sor O’nun mu yoksa kendinin mi mutluluğu önemli. Tanrı’ya yapacağın hizmet O’nun mutlu olmasıyla kabul olmaz mı? 
       *Başına gelenleri kabul ederek sev ya da severek kabul et. O zaman kendi gerçek yüzün ile yüzleşirsin. 
       *Senin kendin için istediğinin, Tanrının senin için istediğinden daha üstün olduğu yanılgısına düşme. 
       *Senin lamban beni aydınlatmaz, benim lambamın seni aydınlatmayacağı gibi... 
       *Her insan kendi gönül mabedinden yaktığı ışık kadar içinden aydınlanır. İçini bilip görmeyenlere kör dendi. 

       ***** 

       *Kendi tohumunu iyi sakla, zamanı gelince çok iyi bir toprağa ek ki çıkacak ağaç senden bile yüce olsun. Tohumun özlü olursa, ağacın da sözlü olur. 
       *Senin elinde olanlar sana ait hür olarak kullanacaklarındır. Başkasına verilenleri isteyip, zorla elde etmeye kalkarsan hürriyetin biter ve esirliğin başlar. 
       *Hür kalmak istersen, seni esir durumuna düşürecek hırs ve açgözlülüğü kendinden uzak tutman gerekir. 
       *Dünyadan elde ettiğin her büyük nimet için bir hırsa ihtiyacın var, bu hırsın sana istediğini elde ettirir ama asıl görmediğin özünden fire verdirerek, bunu düşün. Her elde ettiğin maddenin senin ruhun ile alışverişini de azalttığını, biraz daha onunla irtibatını kestiğini unutma. 
       *Gerçeği hayal ile değişenin elinde son nefeste ne kalır ki? 

       *****

       *Başına gelenden başkasını mesul tutma. Neticede muhatap sen olduğuna göre, olanın müsebbibi de sensin demektir. 
       *Kendini, yaşadığı acılarda tamir eden bahtiyardır. 
       *Başına gelen her şeye bilerek, bilinçli eyvallah diyenin, mana gözü açılır. Gerçek mutluluk acılarda saklı olmasaydı kalp/mana gözü nasıl açılırdı ki? 
       *Hiçbir şeyden korkma, kendi özünü dinleyip yaşıyorsan. Kalpte saklı ruhun, Tanrı adına seninle konuşur, 
       *Cesaret korkunun, tokgözlülük açlığın, sabır küfrün ilâcıdır. Onları yenmek isteyen iyi haslet sahibi olursa kurtulur. Nefsin boş vesvesesi seni korkutmasın. 

       *****

       *Felsefede derinleşmek istersen, ruha talip oldun demektir. O zaman dünya ve onun kirli malından geçmen lâzım. 
       *Felsefe, sana kendinin ne kadar ufak olduğunu söylemesiyle başlar. Düşündükçe erersin, erdikçe büyürsün, büyüdükçe tevazudan küçülürsün... 
       *Bilgisini bilgisizliği ile ölçen kendiyle yüzleşir, aldanmaz. Akıl sonsuzu kavrayamıyorsa o sınırdan sonra ondan fayda yok, ben de ruhuma varasıya kadar onu kullanırım. Ruha varanın akla ihtiyacı kalmaz. 
       *Felsefe, nefsin hastalıklarının doktorudur. Tedavi olacak hasta doktorunu bulur. 
       *Felsefe sana senin göremediklerini işaret eder, görmen ve anlaman için. 

       *****

       *Belâlar senin mihenk taşındır, has altın mısın yoksa bakır mı onu ortaya koyar. 
       *Eczacı olmayan doktorun reçetesini ilâca çeviremez. 
       *Tanrıya kendini sevdirmek için çalışırken, başkalarından iğrenmesini istiyorsan; O zaman senden iğrendiğine emin olabilirsin. 
       *Kara talihin nefsinden sana yansıyan yaptıklarındır. 
       *Tanrı sana iyilik yap der, sen nefsine uyup kötülük yaparsın. Kendi kendini düşürme. 

       *****

       *Kendi özünde kötü insan yoktur. Hayvani nefsine uyup kararan kötü insan vardır. 
       *Filozofluk her şeyi bilmek değil, her şeydeki özün gizli dilini anlamakla olunur. 
       *Maymunken gösteriş için aslan görünenler maske takmış zavallılardır. 
       *Vicdan erbabı ile nefis erbabının iç hesaplaşması farklıdır. Birini Tanrı, diğerini de şeytan ödüllendirir. Seni kim ödüllendiriyor. 
       *Kendini öze ek ve bekle. O, seni hikmetle sulayınca yükselme başlar. 

       *****

       *Felsefeyi kendin için değil hizmet için yap. Birikim oldukça ortaya mesaj çıkar. 
       *Her ömür gerçeklerden bir mesajdır, anlayana. Bunu diğer uyanık insanlarla paylaş, cahil kalmak isteyenlerle değil. 
       *Felsefede derin ol da sana varsın aptal desinler. 
       *Perde kalkınca çok kişi tükürdüğünü olmayan diliyle yalamaya çalışır. 
       *Kendini kendin bil, senin durumun başkasını ilgilendirmez, kişi kendini hem kurtarır hem de batırır. 

       *****

       *Yakınlarının mutluluğunun senin fedakârlığına bağlı olduğunu unutma. Ne kadar fedakârlık yaparsan o kadar mutlu olurlar. Aslında bu mutluluk senin sırtından kazanılmış geçici, asla kalıcı olmayan mutluluktur. 
       *Bilgiç geçinme, el elden üstündür. Başkası seni büyültse bile sen kendini küçült. Hakikat kapısının anahtarı tam tevazudur (alçakgönüllülük). 
       *Bütün dikkatini ruhun için kullan. Her olayda ondan gelen saklı bir mesaj vardır, onu okumaya çalış. 
       *Boş olan bilgisizlere bir şey öğretemezsin, sana bir şey öğrenmek için gelene kıymet ver ona yardımcı ol. 
       *Felsefede ilerlediğini bilmek istiyorsan, herkese ayni gözle eşit olarak bakıyor musun bunu kendinde test et, cevabını kendin kendine verecektir. 

       *****

       *Kendini aldatmak isteyen gerçeklerle yüzleşmekten kaçar, yalancı ve büyücü nefsine sığınır. 
       *Karşına utanacağın veya onur duyacağın bir olay gelirse onun seni imtihana geldiğini anla, uyuma. 
       *Zorunluluklara sabır ve tevazu gösterenler, özden Tanrısal hikmet ve bilgiye kavuşanlardır. 
       *Erdem sahibini öldürebilirler ama asla baştan çıkaramazlar. Erdem sahibi insan Tanrı’nın karşısına başı eğik olarak değil alnı açık başı yukarda olarak çıkar. 

ALINTIDIR…

Tahtadan kemik!

İtalyan araştırmacılar, çeşitli kimyasal işlemlerle tahta parçasını 10 günde kemiğe dönüştürdü. Koyunların bacaklarına nakledilen “yapay kemik”, gelişmeye başladı.

Geliştirilen yeni ve doğal yöntemle bir kaç yıl içinde “insan kemiği” 0üretmenin mümkün olacağını söyleyen araştırmacılar, tahta parçasının çeşitli kimyasallarla girdiği reaksiyon sonucu yaklaşık 10 gün içerisinde insandaki kemik dokusuna dönüşebildiğini açıkladı.

Araştırmada ısı yardımıyla tahtanın içindeki su ve proteinleri alınarak, kalsiyum karbonat haline gelmesi sağlandı ve ortaya kimyasal olarak kemikten ayırt edilemeyen bir madde çıktı.

Elde edilen kemikteki delik ve kanalların titanyum kemiklerde bulunmadığı ve bu protezin vücutla daha kolay bütünleşeceğini söyleyen araştırmacılar, araştırma sonucunun umut verici olduğunu dile getiriyor.

Bolonya yakınlarındaki Faenza’da bulunan Istec Biyoseramik Laboratuvarı’nda elde edilen kemiğinin üretiminde daha hafif ve delikli olması sebebiyle bambu benzeri, “rattan” adlı malzeme kullanıldı. Projeyi yürüten ekibin başında bulunan Dr. Anna Tampieri, üretilen kemiğin şimdiden hayvanlarda kullanılmaya başlandığını ve olumlu sonuç aldıklarını ifade ediyor.

“Laboratuvarda ürettiğimiz kemikleri koyunlara naklettik ve başarılı sonuçlar aldık” diyen Tampieri, bu buluşun kemik dokusunun yenilenme yeteneğini kaybettiği hastalarda kullanılabileceğini, kanser tedavisinde de başarı sağlayacağını umuyor.

İNSAN KEMİĞİNE EN YAKIN
Üretilen kemiklerin en az doğal insan kemiği kadar sağlam ve uzun ömürlü olduğunu vurgulayan Tampieri, bu kemiklerin insan vücudunun ağırlığını kaldıracak dayanıklılığa ve hareket kalibiyetini maksimumda tutacak esnekliğe de sahip olduğunu vurguluyor.

Üretilen kemiğin bugüne kadar üretilmiş suni kemikler içerisinde insan kemiğine en yakını olduğunu vurgulayan proje lideri, uygun tahta cinsini bulmak için yüzlerce araştırma yapıldığını ve sonunda insan kemiğine en yakın maddenin “rattan” olduğunda karar kıldıklarını söylüyor.

Bolonya Üniversitesi Hastanesi’nden Ortopedi Cerrahı Dr. Maurillo Marcacci’yse üretilen suni kemiği koyunların bacaklarına monte ettikten sonra birkaç ay süreyle kemiğin gelişimini gözlemledi.

Marcacci, “X-ray cihazıyla yaptığımız incelemelerde kemiğin sağlıklı bir şekilde geliştiğini gördük. Sonucun koyunlarda başarılı olması bizi umutlandırdı” dedi.

Bir kaç ay içinde tahtadan yapılan kemiğin doğal kemikle birleştiğini ve “eskisi gibi” bütün bir parça haline geldiğini gözlemleyen ekip şimdi yapay kemiği insan vücudunda denemeye hazırlanıyor.

Avrupa Birliği tarafından desteklenen proje ucuz, kolay ve doğal olduğu için geliştirilmeye müsait ve “umut verici” olarak nitelendiriliyor.

Kaynak:Genbilim

LAVOİSİER in kellesi

Kimya biliminin dehası Lavoisier’in, asıl eğitimi hukuk idi ve Paris Barosu” na kayıtlı bir avukattı.

Bilimsel gözlem ve yorum üzerine yaptığı konuşmaları ile ünü bütün dünyaya yayılmıştı. Kimya bilimini reddeden yobazların kafasını gösterip “Bu kelleler hiçbir işe yaramaz” dediği için tutuklandı. Aynı gün yargılanıp ölüme mahkum edildi.

Lavoisier, matematikçi Lagrange’ı çağırdı. “Kellem giyotinden sepete düştüğünde gözlerime bak; eğer iki kere kırpıyorsam bil ki, insan kafası kesildikten sonra beyninin bir süre daha düşünmekte olduğunu anlarız.”

Lavoisier’in kafası kesildikten sonra sepete düştü ve gülerek iki kere göz kırptı..

Matematikçi Lagrange diyor ki, “Lavoisier’in son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar boyunca yanacak meşalesidir. Ama o yobaz kafalar ufunet üretmek için asırlarca karanlıkta sürüneceklerdir. ..”

Alıntı…