Yazdığınız Dünya Gerçekten Başka Bir Evrende Yaşıyor Olabilir mi?

Yazdığınız Dünya Gerçekten Başka Bir Evrende Yaşıyor Olabilir mi?

Bir romancı, masasının başında sisle kaplı bir şehir, üç güneşli bir gökyüzü ve konuşabilen bir tür yaratır. İlk bakışta yaptığı şey açıktır: Uydurmak. Fakat modern kozmolojinin bazı yorumları bu kadar rahat bir hükmü zorlaştırır. Ya romancının icat ettiği dünya, fiziksel olarak başka bir yerde zaten mümkünse? Daha da kışkırtıcı soru şudur: Eğer evren sonsuz ya da yeterince büyük bir çoklu evren yapısına sahipse, hayal ettiğimiz bazı dünyalar yalnızca kurgu değil, gerçekleşmiş olasılıklar olabilir mi?

Olasılık ile varlık arasındaki ince çizgi

Önce frene basalım. Bir şeyi ayrıntılı biçimde hayal edebilmemiz, onun gerçek olduğu anlamına gelmez. Ejderhaları, zamanda geriye akan nehirleri ve çay demleyen kara delikleri düşünebiliriz; düşünce üretmek, doğaya yasa koymak değildir. Fizik, hayal gücünden daha sert bir editördür. Enerjinin korunumu, ışık hızının sınırı, kuantum alanlarının davranışı ve termodinamik, her iyi fikre yayın izni vermez.