içgörü – V

Kan pıhtısı boyalı
“düş”-üş-lerimin parmaklıkları
boydan boya küfürler kaplı
duvarları.
(/ve eksik
(/-kendisinden bahsetmeyeceğim-
(/ve eksik olan şey,
(/eksik.)
üç beş maske-ucuzdan-
bir o kadar yanlış var-fazladan-
ellerimde, yaktığım canların kar payı
kanlar kaplı.
(/eksik olan şey.
(/-hayır! Bir erkek değil o!-)
düşler düşlüyorum ne zamandır
düşmesiz.
ve zamanlar, tik-taksız
sessizliksiz.
bir umut var cebimde
tek kullanımlık
tek bir an
tek bir mısra
için.
son yahut sonsuz.
(/-eksik olan şey!
(/off! bu böyle olmayacak)
hatadan dönmeden, hatayı düzeltmek
bir sarı noktayı silmek için
tuvali sapsarı boyamak
bir sözcükten, bir şiir yaratmak
gibi değil bu.
aşkı düşünüp gülümserken
aşığı düşünüp sövmek ne gibi ya?
diken batması gibi, dostun, toprağın üzerinde
ayağına.
(/off! eksik olan da,
(/çok fena eksik vallaha!)

TIRTILımsı günlerin güncesi;

TIRTILımsı günlerin güncesi; sahiden KELEBEK olacak mıyım?

Uzun bir temmuz gününün sabahı
– yedisi ayın, belki sekiz-
– günlerden kim bilir
hangisinin ertesi
içimde; yalnızca
güneş TA TEPEYE! varınca
hava çılgınca kaynayınca
hissedeceğim baş ağrısının
hoşnutsuzluğu.
aklımda; başımı yasladığım
balkon parmaklıklarının
tozu.
bir diğerinin aynısı
yaprak kımıldamayan
geçip giden günlerim
ömür tükendiğinde
pişmanlığınızı hissedeceğim.
garip…

güneşe çağrı

-her sabah
– ve her sabah
– hiç usanmadan
– hiç saati şaşmadan
– silkiniyor özünden
– tüm o garip
– adamları ve kadınları
– kedileri ve kuşları

-çılgın güneş!
– bi’ kere de doğma
– bırak dünya
– biz deli şairlere
– ve
– gececilere kalsın.
– seni seviyoruz!

monolog VII

yani akamamak geceye
diz boyu parmaklıkları aşıp
yani tutamamak yıldızları
bir karış öteye, elini uzatıp
susturamamak haykıran yüreğini
ve konuşamamak diline dolanan kelimeleri
ahh! akmaz gözündeki yaşlar
yüreğin gülmez

ve; ben ve ben
bir sana alışamadım
— çatlak!