Satrançta bazı anlar vardır ki tahta bir oyun alanı olmaktan çıkar, iki iradenin birbirine baktığı karanlık bir odaya dönüşür. Opozisyon tam da böyle bir andır: İki şah karşı karşıyadır, aralarında tek bir karelik mesafe vardır ve hamle sırası rakiptedir. Görünürde sadece iki tahta figürü durur; gerçekte ise biri diğerine şunu fısıldar: Artık sen hareket etmek zorundasın.
Opozisyonun büyüsü, saldırganlığında değil, bekleyişindedir. Modern insan hızla kazanmaya, sürekli hamle yapmaya, bir şeyleri zorlamaya alışmıştır. Oysa satranç burada tersini öğretir: Bazen en güçlü eylem, yerinde durabilmektir. Şahını doğru kareye koyarsın ve rakibin kendi elleriyle pozisyonunu bozmasını izlersin. Bu, kaba kuvvetin değil, zamanlamanın zaferidir. Kılıcını çekmezsin; rakibin kendi dengesini kaybeder.