Sangre’nin açtığı Güncel Olaylar formu çok uzadığından aynı başlık altında yeniden açılmasının uygun olduğunu düşündüm. Ülkemizde güncel olay bitmediğinden, büyük bir ihtimalle seri olarak açılmaya devam edilecek.
Sangre’nin açtığı Güncel Olaylar formu çok uzadığından aynı başlık altında yeniden açılmasının uygun olduğunu düşündüm. Ülkemizde güncel olay bitmediğinden, büyük bir ihtimalle seri olarak açılmaya devam edilecek.
21 Ekim 2007 tarihinde yapılan referandum ile cumhurbaşkanlığı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir.
Bu referandum sonucu anayasamızın anılan Kanunla değistirilen 102’nci maddesinin ikinci fıkrasında aynen söyle denmektedir:
“Cumhurbaskanının görev süresi bes yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaskanı
seçilebilir”.
Bu fıkranın yürürlüğe gireceği tarihle ilgili en ufak bir tereddüt olamaz. Zira söz konusu fıkrayı getiren 5678 sayılı Anayasa Değisikliği Kanununun son maddesinde aynen söyle denmektedir:
“Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle
oylanır”.
Ama şimdi Anayasa Mahkemesi ne diyor?
Ve hani bu ülkede halkın istediği oluyordu? Nerde kaldı “halk böyle istiyor” masalları?
hatirlayin secimden sonra meclisi boykot edenler ettikleri laflari nasil yaladilarsa bunlar da bagira bagira (ayaklari yere basmayan sloganlar) cark ediyorlar:)
slm.
Gül ün cumhurbaşkanlığı süresi eski yasaya göre olmalı diye 7 yıl kararına vardılar.Ama isterse tekrar aday olabilecek dediler. Eski yasaya göre süre belirlenecekse eğer tekrar cumhurbaşkanı seçilememesi lazımdı.
Haklısın Baal. Yani neresi işlerine gelirse orasını almışlar.
Ebubekir cumhurbaşkanlığı seçimi ile yukarıdaki ileti arasında nasıl bir bağlantı kurdun? Ne alaka? Sen bana 2007’deki referanduma evet diyen yüzde 68’lik kitlenin neden dikkate alınmadığını, ya da kandırıldığını bir açıkla istersen.
Tükürdüğünü yalayan konusunda rekor bir başkasına ait ebubekir.
Domates Hıristiyanmış! (Mizaha koyacaktım ama…)
Mısır’da radikal İslamcı görüşleriyle bilinen Selefilerden bir grup, domatesin Hıristiyan olduğunu ve Müslümanlar için haram olduğunu öne sürdü. Now Lebanon sitesinin haberine göre, Mısır Halk İslam Birliği olarak bilinen grubun Facebook sayfasında yayımlanan bir fotoğrafta domatesin Hıristiyan olduğu, bunun en büyük kanıtının da yatay kesilen domatesin içinde görülen haç benzeri şekil olduğu ifade edildi.
Fotoğrafın altındaki yorum yazısında, “Domates yemek haramdır çünkü domates Hıristiyan’dır. Domates Allah yerine haça hamdeder ve Allah’ın bir değil üç olduğunu ifade eder. Allah bize yardım etsin. Filistin’de yaşayan bir kız kardeşimize Allah’ın peygamberi Hz. Muhammed görünmüş. Hz. Muhammed ağlıyormuş ve ümmetini domates yememeleri gerektiği konusunda uyarıyormuş. Eğer bu mesajı yaymazsanız bilin ki sizi durduran Şeytan’dır” denildi.
Sosyal medyada hızla yayılan fotoğrafın altına 2 bin 800’den fazla yorum gelmesi üzerine grubun yöneticileri geri adım atarak, “Biz size domates yemeyin demedik. Domatesi içindeki haç çıkacak şekilde kesmeyin dedik” şeklinde bir daha mesaj yayımladı.
Radyo Mercan, son dakika:)
Allah evreni niye yarattı sorusuna cevaben, şu cevabı verdi Fettoş;
Öncelikle.. (sessizlik) sormak istiyorum sizlere, sabah uyandığında kainat neden var diye rahatsız olan var mı aranızda?
🙂
Düşün bak koca evrenin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Muhammed şu hayattan domates ve patates yemeden bu lezzetleri tatmadan göçmüş. Şimdiki çocuklar çok şanslı.
Yakında muz için de yahudi der bunnar:)
Sallandırın 3-5 tane domates’i tahrir meydanında, bakın içinden haç işareti çıkıyor mu bir daha? 🙂
Suriye’nin düşürdüğü Türk uçağı ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Bu bir savaş sebebi olabilir mi? Haklılar mı haksızlar mı? Türk uçağının orada ne işi vardı?
İnsanların kafası da nihat gibi çalışıyorsa çok kötü.
İnsana değilde ideolojiye önem vermek,onu üstün tutmak böyle mutant kafalar yaratıyor..
Bence savaş yerine rusya bir şekilde ikna edilerek(nasıl olabileceği konusunda hiçbir fikrim yok) eski rejim devrilmeli.En az kanlısı, en zararsızı tercih edilmeli.
Zaten rusya ikna olmadan yapılırsa savaşlar zinciri başlar.
Ben şimdi siyasilerin, özellikle Kılıçdaroğlu’nun “Apo’nun ev hapsine sıcak bakmasını” hazmetmeye çalışıyorum. (siyasiler hazmettiğine göre belki ben de hazmederim)
Bu arada, uçağımızı düşüren Suriye’liler “kalabalık ve silahlı” iseler, Bülent Arınç’ın Dağlıca baskınını karşılaması gibi bu olayı tevekkülle karşılayabiliriz.
Yıllarca terore verdiğimiz asker ve sivil şehitler sözkonusu olduğunda kulağının üstüne siyasi iradenin, bu olay üzerine anında güvenlik zirvesi yapması beni şaşırtmıyor da değil.
Bir de merak ediyorum, savaş uçaklarımızın Suriye sınırları içinde ne işi vardı?
Ayrıca Suriye’de kurulabilecek yeni rejimin eskisinden iyi olacağını nereden biliyoruz? Irak’ta da eski rejim devrildi ve ülke parçalandı, bu parçalardan birinde de, Amerika’nın koruması altındaki PKK iyice palazlandı ve canı istediğinde sınırı geçip geçip saldırıyor, ama siyasi iradenin karşılık vermek gibi bir niyeti yok. Aynı şeyin Suriye’de de olmayacağını nereden biliyoruz?
Nihat Doğan savaş istiyorsa gitsin savaşsın. Onu tutan yok.
Uçak krizi tüm hızıyla sürüyor.Ama bir konu kimsenin dikkatini çekmedi…
Uzun zamandır ABD emri ile Suriye ile Türkiye’yi savaş ortamına sürükleyen güçlerin ‘Uçak düşürme’ olayında parmaklarının olup olmadığı sosyal medya da tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Bir taraftan Suriye’nin uçağımızı düşürdüğü açıklamaları yapılırken bir yandan da aynı Suriye’nin arama-kurtarma operasyonlarında Türkiye’ye yardımcı olduğu konuşuluyor.
Bu kaos ortamında dikkatlerden önemli bir ayrıntı ya gözden kaçtı ya da kaçırıldı.Çünkü bu detay büyük önem taşıyor.
Gerek Genel Kurmay’ın yaptığı açıklamada gerek R.T.Erdoğan’ın yaptığı açıklamalarda neden ise düşen uçağın pilotunun ismi bilinmiyor.(!)
Bizlerin bildiği bu tür olaylarda pilotun ismi,rütbesi ile beraber kamuoyuna sunulurdu.Ancak bir muamma haline gelen ‘Suriye uçağımızı düşürdü’ olayında pilotun ismi hiçbir şekilde açıklanmadı.
Ayrıca vurulan uçakların filo numarası da hala açıklanmıyor.
Tuzla; benim izlediği kadarı ile Kılıçdaroğlu ”Apo’nun ev hapsine sıcak bakıyorum” demedi, herşeyi görüşelim dedi. (Bugün hiç haber izlemedim, daha doğrusu haberleri güncel takip edemiyorum sinir sistemim bozuluyor, yeni birşey varsa bilmem.) Bence AKP’nin dilin altındaki baklayı çıkartmak ister gibiydi.
Bence Apo’yu zatan ülkeye getirmek hataydı, Akdeniz üzerinde iken uçaktan vur kıçına tekmeyi gitsin, hiçbirşey bilmiyorsan vur uçakta baygınken HIV’lı iğneyi veya yuttur bir tane radyasyon hapı gitsin yani. Ama işte demokrasi ideal bir rejim değil, ancak olanların en iyisi.
Şimdi benim tüm yukarıdaki düşüncelerime rağmen; eğer bugünden itibaren bir tek Türk ve Kürt çocuğu ölmeyecekse artık, Apo ev hapsine çıksın derim, veririm bu tavizi bende yetki olsa.
”Dilimin sınırları dünyamın sınırları anlamına gelir” (Wittgenstein)
Kambur Kerim
Kılıçdaroğlu’nun söylediği “Meclis’teki diğer üç parti önerdiğimiz komisyonda neyi kabul ederse, biz mesele etmeyiz ” sözünü ben, bu işe olumlu baktığına yorumluyorum.
CHP’li milletvekilleri hapishanede tutuklu olarak kalacaklar ama Kılıçdaroğlu, bebek katili Apo’nun ev hapsine sıcak bakacak…
Bugün ev hapsine, yarın affedilmesine…
Türkiye’den Suriye’ye sürekli silah gönderildiğini bilmeyen yok. Hükümetin rüyalarını sünni bir Suriye süslüyor.
Fikret Başkaya;
“…………………….Bu,
din ve Allah var mı meselesi değil. Allah nerede ve kimin tarafında?
Bazı İslami gruplarla sol kesim arasındaki yakınlaşmaya ne diyorsunuz?
Bu olumlu. Zaten 1 Mayıs’tan önce onları destekleyen bir mesaj yolladım.
Din bir ideolojidir.
Bu ideolojinin kimin tarafından ne katılarak yorumlandığıdır önemli olan.
1950’lerin sonundan itibaren Latin Amerika’da Katolik din adamları aynı bizim gibi tahliller yaptılar, aynı kitlelere hitap ettiler, ezilenlerin ve sömürülenlerin yanında yer aldıklarını tüm dünyaya ilan ettiler.
Bundan dolayı birçokları öldürüldü, hapsedildi, ülkeden kaçmak zorunda kaldı.
Buna özgürlük teolojisi deniyor.
Ben burada da bir İslami özgürlük teoloji veya paradigmasının mümkün olduğuna inanıyorum.
Kardeşim sen dünyaya kimin tarafından bakıyorsun?
Bu, din ve Allah var mı meselesi değil. Allah nerede ve kimin tarafında?
Soru bu.
Bunlar diyorlarsa ki, Allah ezilen ve sömürülenlerin tarafındadır, mesele yok.Eğer böyle söylüyorlarsa buradan bir şey çıkar.
Bunlar
eşitsizliklere,
özgürlük noksanlığına,
sömürüye karşı pekâla mücadele edebilirler.
Yeter ki nerede durduklarını, ne istediklerini net olarak bilsinler.
Neden
Hıristiyan Katolikler özgürlük teolojisi üretiyor, onurlu bir şekilde ezilen ve sömürülenlerin yanında yer alıyor da bunlar almasın?
Müslümanlık, Yahudilik ve Hıristiyanlığın devamı değil mi?
Temelleri aynı değil mi?
Velhasıl
yeni bir Müslüman,
yeni bir din yorumu (xenix´in kulaklari cinlamis MI dir ?) gayet mümkün ve gerekli.
Neden?
Devlet dini denen şey ezilen ve sömürülenlere karşıdır.
Şu andaki devlet (saray) dini, son zamanlarda sermaye dini haline getirildi biliyorsun.
Eskiden devletin dini olan şimdi hem devletin hem sermayenin dinine dönüştü.
Bu
açıkça ezilen ve sömürülenlerin karşısında duran bir dindir.
Dolayısıyla ya bu tarafta olacaksın, devlet dinine devam edeceksin ya da yok kardeşim diyeceksin.
Mesela
Hz. Muhammed şöyle der. Müslümanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir.
Buradan da gidersin başka şey de bulursun.
Nasıl yorumlandığı önemli bunun…”
slm.
Ezilen taraf kakafonisi, zeytin ezmesi mi ?
ebubekir, gerdeğe girerken zifafçı tuttun mu?
Eskilerden bir atasözü vardır. El sikiyle gerdeğe girilmez derler.
)kapa parantez
Din kisi ile inandigi Yaratici/Kutsal arasinda bir meseledir , sosyal hayata etkisi , dolayli olarak, ancak kisinin ahlakini,aliskanliklarini etkilemesi ile olabilir ( o da izafi bir etkidir Iyi insan dinle de dinsiz de iyidir ).
Fakat toplumsal ve siyasal hayati dogrudan din kitaplari ile duzenlemege kalkmak abestir. Bu Din acisindan da boyledir , -lafta- .
Siyasal pazarlamali dinin somurene faydasi , somurulenden fazladir ; Kanaatkarlik ve katlanma gucu verir , itaati kolaylastirir, yani somurene maddi , somurulene manevi faydasi vardir.
Yine Machiavelli diyesim geldi valla:)
Yeni yasaya göre bir köpek, komşunun bahçesine girip bitkilere ya da insanlara zarar verdiğinde bahçe sahibi hayvanı öldürme hakkına sahip olacak.
Türkiye’de hayvan haklarına dair ayrı bir yasa olmadığı için bir hayvanı katledenler Kabahatlar Kanunu’na tabi tutuluyor ve eylem ‘suç’ kapsamında yargılanmıyor.
Bu tür komedilere daha çoook güleceğiz:)
“Behzat Ç. yine ceza yedi. RTÜK, ‘’Behzat, polisler ve savcı Esra toplam 17 dakika süreyle içki içti’’ diyerek hem uyarı hem para cezası verdi.”
link to haber.gazetevatan.com
20 bin yıllık çanak çömlek bulmuş biliiiim gözünü seveyim:) Çömlek yemek pişirmek ve mayalı içecekler hazırlamak içinmiş. mayalı içecek !!! 20 bin yıl önce…
ve insanlar 1400 yıl öncesine takılmış bu arada
haa birileri de halen evrensel ilkelerin evrildiğinden bahsediyor:)) dizi filimde sanatçının rol icabı içtiği içkiye takılan bir sistemi kimse bana “ilerici” filan diye dayatmasın olur mu?
bilim, bilim, bilim:)
link to haber.gazetevatan.com
Veya ebucahilbekir’in evrensel ilkelerinden bir küçük örnektir bu para cezası.
Ama Ausburg’lu bilgeye göre bu cezadan da laik, mozoleci Mustafa Kemalciler sorumlu. Laiklik olmasa böyle bir ceza da olmaz, çünkü müslüman bir ülkede kimse içki içemez herkesin gözü önünde.
Milliyet’tten Tolga Şardan’ın haberine göre hükümetin kısa süre önce Polis Akademisi Başkanlığı’na atadığı Prof. Dr. Remzi Fındıklı’nın son kitabında, birçok konuda dikkati çeken ifadeler kullandığı ve tanımlamalar yaptığı ortaya çıktı.
Fındıklı, kitabının önsözünde, “Bu eser çalakalem, bir anda makaslanarak yazılmış bir çalışma değil. Denizde inci ararcasına uzun bir birikim, titiz bir çalışma ve emeğin ürünüdür” dedi.
Prof. Dr. Zühtü Arslan’ın Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanmasıyla boşalan Polis Akademisi Başkanlığı’na getirilen Fındıklı, Eylül 2011’de yazdığı, “Hasılı Kelam (Sözün Özü)” adlı güzel sözler kitabında değişik konularda binlerce tanımlama ve alıntılamaya yer verdi.
Fındıklı, halen Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu’nun bir sözünün yanı sıra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da zaman zaman kullandığı “Edep yahu” sözünü de kitabına aldı.
Fındıklı’nın ele aldığı konularda, kendi düşüncelerini yansıtan ve yanında alıntı yapıldığına dair işaret bulunmayan sözleri ve tanımlarından bazıları şöyle:
Derin devlet yani askerdir
– Cumhuriyetin değil hukuk devletinin ilkeleri olur, cumhuriyet eğer kalplerde değil, sadece metinlerde ise çökme yolundadır.
– Devlete evet, devletçiliğe hayır.
– Devletçilik, demokrasi ve hukuk devleti dışı tek parti sistemi uygulamasıdır.
– Derin devlet, gizli devlet, yani askerdir.
– Devletin derini olmaz, milletin derini olur.
– Demokrasi vasat insanlar yönetimidir.
– İslami demokrasi çoğunluğa değil çoğulculuğa dayanmaktadır.
– Demokrasilerde üniforma değil özgürlüğün simgesi olan forma giyilir.
– Demokrasi bir sağduyu rejimidir, sol kulağını kapatırsan sağduyulu olursun.
Dinsiz insan, dengesizdir
– Türkiye’de ihtilal kültürü var ama itidal kültürü yoktur.
– Eğer ülkede güvenlik pahasına özgürlükleri kısıtlarsanız, diktatörlük, özgürlükler pahasına güvenliği askıya alırsanız kaos olur. (Ahmet Davutoğlu)
– Dinine sahip ol ki hangi milletten olduğun belli olsun.
– Dinsiz insan, dengesiz ve densiz insandır.
Liderlerimizde birikim yok
– Türk inkılabı kitapsız (dinsiz), aydınları da Allahsızdır.(Peyami Safa)
– Entelektüel Türk toplumunda itirazın adıdır.
– Siyasi liderlerimizde entelektüel birikim yoktur.
– Türkiye’de resmi ideoloji, askerlik yoluyla halka aktarılıyor.
– İktidar ile irtikap ikiz kardeştir, iktidar sahipleri her zaman irtikap suçu işleyebilirler.
Laiklik din dışı bir hayat
– Laiklik, imanın yerine aklı egemen kılmaktır.
– Laiklik din dışı bir hayat şeklidir.
– Laiklik din ile devletin değil devlet ile kilisenin ayrılmasıdır.
– Medeniyet, ancak istikrar ve güven ortamlarında gelişebilir, huzurun olmadığı yerde ancak gardırop medeniyetinden söz edilir.
– Müslümanın kocası koç, Müslüman olmayanın kocası hiç olur.
Askeri müzik-askeri hukuk
– Askeri müzik ne kadar müzikse askeri hukuk da o kadar hukuktur.
– Savaşta ölmek kişiyi şehit yapmaz, şehidi şehit yapan inancı ve ölüş sebebidir.
– Ülkemizde siyaset sorun çözme değil, sorundan nemalanma sanatıdır.
– Türk olmak kader, Müslüman olmak ise bir takdirdir.
– Dürüst medyaya sahip olan ülkelerde askeri darbe olmaz, çünkü darbeleri teşvik ve tahrik eden medyadır.
– Türkiye’de yargı hukukun değil devrimlerin koruyucusudur.
– Türk yargısı bağımsız değil bakımsızdır.
Karısını aldatan herkesi..
– Bal arıdan, kavga karıdan olur.
– Kadının cihadı, eşiyle güzel geçinmesidir.
– 15’inde kız ya erde, ya yerde olmalıdır.
– Tarlayı taşlı yerden kızı gardaşlı yerden al.
– Türkler konuşmaya utanır, dövüşmeye utanmazlar.
– Fakirlik fikirsizliktir fakirin aklı olsa, fakir olmazdı.
– Aklı az olan yerin yiğidi bol, yiğidi bol olan yerin aklı az demektir.
– Karısını aldatan adam herkesi aldatır.
– Malı ile cömertlik edenler şerefli, bedeni ile cömertlik edenler şerefsizdir.
– Erkeğin göbeklisi kadının da bebeklisi makbuldür.
– İşin eve, avradın ere, paranın da ele yakını makbuldür.
link to siyaset.milliyet.com.tr
7 Tip’li gencin katillerinin serbest kalmasına 3.yargı paketiyle yapılan değişiklikler neden oldu biliyorum. Tamam oldu ama ne değiştide böyle oldu? Hakim neye dayanarak böyle yapmak zorunda kaldı? Bunları bilmiyorum.Olay patladığında haberleri takip etmediğim için bunları kaçırdım. Konu hakkında googla yazıp araştırabilirm ama eğer olayı iyi bilen bir arkadaş kestirmeden neyin nasıl değişip nasıl böyle bir sonuç doğurduğu paylaşırsa benim açımdan daha makbule geçecek.
…
link to hurriyet.com.tr
AKP genel başkan yardımcısı buyurmuş; bir kaç Mehmet şehit oldu diye meclis toplanmaz.
AKP başkanının şehitlerimiz için “Kelle”, şehit edenlerin başı için de “sayın” ifadesini kullanmasından sonra bu sözler bizi şaşırtmamalıydı aslında.
TRT’nin yayınladığı Londra Olimpiyatları çarpıcı br sansür örneğine sahne oldu. TRT spikeri, efsanevi rock yıldızı John Lennon’un ünlü şarkısının sözlerini canlı yayında makasladı.
Olimpiyatların kapanış töreninde John Lennon’ın “Imagine” şarkısı çalınırken şarkının sözlerini canlı yayında çeviren TRT spikeri ilginç bir sansür örneğine imza attı. TRT spikeri, şarkıyı, “Hayal edin ki; hayal edin ki hiç sınır olmasın, aslında zor değil ki öldürmek veya ölmek olmasın, hayal edin bütün insanlar hayatını barış içinde yaşasın” diye çevirdi ve çok önemli bir bölümü atladı. Şarkının “No religion too” (Dinler de olmasın) kısmı spiker tarafından makaslandı.
Bu müthiş anlamlı şarkının sansürsüz çevirisi:
(Videonun sonunda Yoko ile bakışmaları da ayrıca anlamlı)
JOHANNESBURG – Güney Afrika ‘da polisin bir platin madeninde grev yapan madencilere ateş açması sonucu 30’dan fazla kişinin öldüğü bildirildi.
Polis Bakanlığı Sözcüsü Zweli Mnisi, başkent Johannesburg’un kuzeybatısındaki Marikana kenti yakınlarında bulunan Lonmin PLC madenindeki olaylarla ilgili soruşturma başlatıldığını belirtti.
10 Ağustos’ta yaklaşık 3 bin işçinin daha fazla ücret için iş bıraktığı Lonmin Madeni’nde güvenlik güçleri ile madenciler arasında çatışma çıkmış ve 2’si polis 10 kişi ölmüştü.
Polis, dün maden yakınlarında toplanan işçilerden silahlarını bırakarak barakalarına dönmelerini istemiş, işçilerin çağrıya uymamasının ardından ateş açmıştı.(aa)
olayın görüntüleri
cakma muasir medeniyet ci..
slm.
Gaziantep’te yaşananları lanetliyorum! Suriye Halep’in intikamını aldı! Komşusundaki isyancıları hergün para, silah, mühimmat, istihbaratçı, lojistikle destekleyenler, en az o bombayı patlatanlar kadar suçludur!
“… Bana karşı zor kullanılmadı.Normalde direnebilirdim ama…
Sabah uyandığımızda Bahoz Erdal aradı, olayın doğru olup olmadığını sordu.
Beni götüren arkadaşlar doğruladılar…
Çok saygılı çocuklardı…
Beni dost bir milletvekili olarak gördüklerini söylediler.
Eylemin amacına ulaştığını bildirip bıraktılar.
Giderken sarıldılar, öptüler ……” (Hüseyin Aygün)
slm.
ebubekir, resimde OSLO ve AKP eksik kalmış.
Senin durumda aynı böyle.
)kapa parantez
acparantez,eksik biraktigini ben astim sen de benim eksigimi tamamla..
hayat paylastikca güzel:)
slm.
can cikar huy cikmaz:)
slm.
Diyanet İşleri Başkanı Görmez,
son günlerde medyada cami mimarisi üzerine yapılan tartışmalara değindi.
Bu tartışmaları olumlu karşıladığını ifade eden Görmez, “Son zamanlarda cami mimarisi üzerinde bazı tartışmalara şahit oluyoruz.
Bu da beni mutlu ediyor.
Şükrediyorum,
ne güzel,
ülkemizin tüm düşünürleri,
yazarları oturmuş,
camilerin ruhaniyeti üzerinde fikirlerini ortaya koyuyorlar, kalemlerini oynatıyorlar.
Bu şu açıdan çok önemli, üniversitelerimiz ve üniversitelerin mimarlık fakültelerindeki mimarlarımız camilere küstü. Cumhuriyet dönemine özgü bir tane cami mimarisi ihdas edilemedi.
Küstükleri için ihdas edilemedi.
Ben şimdilerde mimarlarımızı camilerle barışmış olarak düşünüyorum. Bu inşallah bizi daha iyiye yöneltecek.
Daha güzel camilerin ve mabetlerin ortaya çıkmasına neden olacak” dedi……….”
slm.
Greenland’s ice sheet melted at an incredible rate (97%) for 4 days in July 2012 thanks to an unprecedented heat plume. NASA scientists were so surprised by the data, they thought there was an error, but 3 satellites accorded with each other.
israilli yapımcının olay yaratan Hz. Muhammed filmi, Libya’da öfke patlaması yarattı. ABD’nin Libya Büyükelçisi Christopher Stevens ve 3 elçilik görevlisi göstericiler tarafından öldürüldü.
Filmden parcalar , sanirim Turkiyeden engellenmistir bile .
Libyalilar Islamin Hosgoru dini oldugunu bir kere daha dunyaya gosterdi tebrik ediyoruz .
soldaki video hakli bir protesto texti ,Filmi Sinamatografi adina kiniyorum , reaksiyonlari ise insanlik adina …………………… Misirlilar bayrak yakmakla yetindiler
Filmin amacı müslümanları tongaya düşürüp yanlış bir şeyler yaptırmak gibi görünüyor.
“Filmin amacı müslümanları tongaya düşürüp yanlış bir şeyler yaptırmak gibi görünüyor.”
Aynen öyle. “Bu son damla” tahriki …
Sen önce kendi kitabından yahudiler hakkındaki karamaları kaldır ondan sonra kendi dinine saygı bekle.
)kapa parantez
öyle insanlar tanıdım ki, bu kısacık ve basit hayatımda;
şahsına, ailesine hakaret-aşşağılama işiten, duymazdan gelen.
ancak sözkonusu ALLAH, MUHAMMAD, İSA, MUSA, DAVUT vs olduğunda canını kalkan yapan insanlar 🙂
GÜLERİM!!
bu kadar basit olmamalı insanoğlu…
ha, ortadaki olay yanlıştır.
ve bu kadar basit gaza gelmemeliyiz insanoğlu olarak.
Kutsal kitapların satışında Katma Değer Vergisi ( KDV ) oranı yüzde 8’den yüzde 1’e indirildi. Diğer kitaplar için ise herhangi bir düzenleme yapılmaması dikkat çekti.
E-kitap lüks tüketim olduğu için yüzde 18!!
Sektörün yıllardır KDV sorunuyla uğraştığını belirten Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Metin Celal, kutsal kitaplar özelinde yapılan bu indirimin, daha ucuza satılmaları ve böylece satışların yaygınlaşması için yapıldığını söylüyor. Bir süredir lüks tüketim kategorisinde ‘yüzde 18’ KDV ile satılan e-kitaplar için başvuruda bulunduklarını ve burada da KDV oranının yüzde 8’e çekilmesini istediklerinin altını çizen Celal, “Ancak hiçbir geri dönüş alamadık. Biz bunu beklerken, indirim kutsal kitaplara geldi” diyor. Yapı Kredi Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Raşit Çavaş, görüşünü bir cümleyle özetliyor: “Bütün kitaplar kutsaldır, ayrı tutulmasın.”
“Ayakta kalmak için kutsal kitap mı satalım?”
Kutsal kitaplara getirilen indirimin sektörün sorunlarına fayda olmasa da ‘hayırlı’ bir gelişme olduğunu belirten Can Yayınları’nın sahibi Can Öz, şunları söylüyor: “Biz yıllardır sektörde KDV sorununu konuşup, bir türlü çözüm bulamazken, indirimin sadece kutsal kitaplara gelmesi biraz rahatsız edici. Çünkü özellikle küçük yayıncılar çok zor şartlarda kitap basmaya çalışıyor. KDV sorunu bizi çok ciddi sıkıştırıyor. Oysa kutsal kitap basan yayınevleri çeşitli yerlerden destek alabiliyor. Acaba verilen mesaj şu mu: Ayakta kalabilmek için kutsal kitap satın! Hepimiz böyle mi yapalım? Umarım KDV sorunu devamında çözülür.”
Yılda 20 bin adet İncil
Tevrat, Zebur ve İncil’in basımını yapan Kitabı Mukaddes Yayınları’ndan Tamar Karasu ise, indirimin sadece kutsal kitaplara değil tüm kitaplara getirilmesi gerektiği görüşünde. Yılda ortalama 10 bin adet Tevrat ve Zebur, 20 bin kadar da İncil sattıklarını ifade eden Karasu, “Ancak bu indirimin bize bir faydası yok, tüketiciye sadece. Çünkü bizim yüzde 18 gibi maliyetlerde yaşadığımız bir KDV krizi var. Bizi bu zorluyor. Şimdi fiyatlarla ilgili yeni düzenlemelere başlayacağız. Kutsal kitaplara ilgi ve merak artıyor. Bu indirim de bunun için yapılmıştır” diyor.
Grup yorum üyesine yapılan özel işkenceyi ve polis terörünü kınıyorum.
Filmi izlemedim, youtube’dan filan da bakmadım.
Farklı siyasi hesapları kaşımak için de sürülmüş olabilir piyasaya, reddetmiyorum.
Lakin..
Asıl sorulması gereken;
Tıpkı karikatür meselesinde olduğu gibi.. bir roman, bir kitap, bir film, bir resim, ya da her ne ise.
Kuzey Afrika’dan ortadoğu ve yakın-uzak asya’ya uzanan kocaman bir coğrafya, neden hep bu denli orantısız ve bu denli hayvani tepkilerle var olabiliyor ancak?
Yani hergün dinlediğim radyoları düşünüyorum da.. Bayağı bi cami yakmak gerekebilirdi, aynı eşik/algı/davranış modeli içinde.
Haksızlığın Tepe Noktalarında
Mustafa Balbay, Tuncay Özkan’a 16 celse, Doğu Perinçek’e son savunmaya kadar duruşmalara katılmama cezası veren bir mahkeme, öyle anlaşılıyor ki şunu istiyor yargılananlardan: Bütün haksızlıklar, beş yıla yakın süren hukuksuzluklar ve uyduruk suçlamalar karşısında sesini yükseltmeyeceksin, elini kolunu kaldırmayacaksın. Ses çıkarmayacaksın.. Otur kalk, tuvalete git gel, kımıldama, konuşma, sesini yükseltme, haksızlıklara karşı direnme…
Ya ne yapacaksın? Boynunu eğeceksin, ellerini dizlerinin üzerine koyacaksın, her gün günde beş rekât özür dileyeceksin, hatta bunu bir namaz gösterisine dönüştüreceksin. Mahkemelerin arkasındaki güçlere, özellikle Pensilvanya’ya beş rekât selam göndereceksin. Aflar dileyeceksin..
Hukuk ve yasalara dayanarak hak aramak, bütün iddiaları çürütmek, vicdanlarda hiçbir kımıltı yaratmıyorsa, insanlığın tarihsel en büyük dramlarından biri sahneye konmuş demektir.. Dersiniz ki, insanlık, bu kötülükleri hem de en bayağısından çok yaşadı! Gözlerimizin önünden, bugüne kadar yaşanan bütün ahlaksızlıkların, düşmanlıkların filmi geçiyor. Bugün seyrettiğimiz perdedeki görüntülerin öz itibarıyla geçmiştekinden farkı nedir?
Söylüyorum, yargılamalar işkenceye dönüşmüştür uzun zamandır. Bu tiyatroya kim dayanabilir?
Balyoz davası, tıpkı bugün sahte dijital delillerden çöken Odatv davası gibidir.
Davanın tek bir delili yoktur! 365 subay – subay emeklisi, ailelerin bize ilettikleri bilgiye göre, belki de cuma günü ağır cezalarla karşılaşacaktır.. Aileler soruyor: Orada verilecek karar içinize siniyor mu?
Mahkeme, sanık ve avukatların ortaya koydukları bütün deliller ve iddianameyi tam bir tuvalet kâğıdına dönüştüren savunmaları karşısında, susuyor, kaçak güreşiyor.
Sanık ve avukatları, Vardiya Bizde Platformu adına Evren Özdemir diyor ki:
“Deliller değerlendirilmedi, en önemli tanıklar dinlenmedi, tümü dijital belgelerle kurgulanmış davada mahkeme tarafından teknik bilirkişi raporu alınmadı ve iddianamedeki 1560 maddi hata ve 23 teknik bilirkişi raporu, masumiyetimizi ispatlamasına rağmen yakınlarımız yıllardır tutuklu olarak yargılanmaya devam ediyor.. Üstelik, durum buyken, bu hafta sonunda muhtemel bir hükümle de karşı karşıya kalacaklar.”
Söylediklerinde tek bir yalan yanlış yok! Böyle bir durumu bir mahkeme mahkemeyse nasıl kabul edebilir? Bütün “sır” burada!
Özdemir diyor ki: “Mahkemeden bazıları için olumlu hüküm de çıkabilir.” Evet, mahkeme ya bugüne kadarki yargılama yöntemine, amansız davranmasına, savunmanın delil-inceleme vb. isteklerine tek bir yanıt bile vermeme tutumuna zerre kadar toz kondurmayacak, hepsine “suçlusunuz” cezasını bastıracak ya da bugüne kadar yattıklarını yeterli görüp uyduruk suçtan bazılarını suçsuz görecek ve salıverecek. Geride “işte darbecilerilen başı” diye gösterme cesaretinde bulunabileceği komutanlara basacak cezayı…
Zerre kadar kuşkum yok, işte yazıyorum buraya, beraat dışında verilecek bütün mahkûmiyet kararları, en son noktada, mahkemeye rücu edecektir.. Düşünüyorlar ki kim öle kim kala!
Soruyor sanık yakınları: Bu kararlar kimin içine sinecek?
Sanık yakını İrem Kutluk diyor ki:
• Birçok ulusal ve uluslararası bilirkişi raporlarıyla gerçeklikleri şüpheli hale gelen dijital delillerin mahkeme tarafından atanacak tarafsız bir bilirkişi heyeti tarafindan tekrar incelemesi için defalarca yapılan taleplerin tümü reddedildi.
• Sanıkların aylar boyunca yaptığı savunmaların bir satırı bile dikkate alınmadı, iddianamenin kopyası şeklindeki ve çoğu sanığın reddettiği ‘esas hakkındaki mütalaa’ henüz tüm sanıkların ön savunmaları bile tamamlanmadan kabul edildi.
• Tüm sanık ve avukat taleplerinin reddedilmesi üzerine avukatlar adil yargılanma yapılmadığı gerekçesiyle duruşmalara girmeyi reddetti.
• Avukatların duruşmada olmadığı gerekçesiyle sanıklara söz bile vermeyen mahkeme, son bir kararla avukatları olmasa da sanıkların son savunmalarını yapmasına karar verdi.
• Böyle olmakla birlikte heyet duruşmaları geciktirenin sanıklar ve avukatları olduğunu iddia ediyor.
• Sahte olduğunu iddia ettiğimiz CD’leri kimin hazırlamış olacağı ile ilgili en ufak bir ŞÜPHE uyanmadı heyette.
• İşte, davanın sonuna tüm bu olumsuzluklarla birlikte geldik.. Soru işaretleriyle dolu bu süreç sonunda mahkemenin vereceği anlaşılan hüküm/karar İÇİMİZE SİNEBİLİR Mİ?
Sinmez, kimsenin sinmez. Beraat dışında bütün kararların şaibeli olacağı konusunda sanık ve yakınlarında ve toplumda mahkeme sürecinde oluşan kanaat budur..
20 Eylül 2012 – Cumhuriyet
Adnan Oktar Suç İşliyor
Şimdiye kadar wordpress domain’ini, ünlü biyolog Richard Dawkins’in web sayfasını, ateizm.org’u, yüzlerce başka blog ve web sayfalarını kapattıran, Richard Dawkins’in kendisini, kitabının yayıncısını, Ekşi Sözlük yazarlarını, karikatürist Bahadır Baruter’i, “Allah’ın Kızları” adlı romanı sebebiyle yazar Nedim Gürsel’i, “Tanrının Doğum Günü”, Bin Yıllık Kuran Tefsiri: Levhi Mahfuz” ve “Peygamber Çocuklar” kitapları sebebiyle yazar Burak Özdemir’i, “Ajanda 2010 İllallah”ın editörlerini ve Metis yayınevini, reformist islamcı yazar Edip Yüksel’i, Ateizm.org sayfasını ve daha nicelerini “halkın bir kesiminin dini duygularını incitmek”ten dava eden Adnan Oktar ve ekibi, kendilerine ait kitap ve web sayfalarında evrimcilere, materyalistlere, dinsizlere, ateistlere ve yahudilere ağıza alınmayacak hakaretler etmektedir.
Eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içinde kalan pek çok yazarı ve web sayfasını ne derece hukuki olduğu meçhul olan şaibeli yollarla dava eden Adnan Oktar ve ekibi, fikirlerini beğenmedikleri ve katılmadıkları toplum içindeki pek çok kesimin dünya görüşünü, felsefi düşüncesi ve dini inancını kendi dava ettikleri ifadelerden kat kat ağır ifadeler kullanarak aşağılamakta, ve sözkonusu toplum kesimlerine sürekli hakaret etmektedir.
Bu durumu açıkça gözlemlemekte olan bir grup evrimci olarak, bu kişilerin kitap ve web sayfalarında bulduğumuz ve suç unsuru teşkil ettiğini düşündüğümüz pek çok ifadeyi şu blog sayfasında toplamış bulunmaktayız: link to adnanhocasucisliyor.blogspot.com
Ayrıca, avukatımız yoluyla hukuki girişimde bulunarak sözkonusu kişiyi dava etmiş bulunmaktayız.
Nefret söylemlerinin kurbanı olan ve 19 Ocak 2007 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen Hrant Dink’in Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı Agos gazetesi bugün benzer suçu işleyen Batı’yı eleştiren bir manşete imza attı.
ncil’den alıntıyla cevap Agos’taki yazı şu cümlelerle devam ediyor:
”Almanya’da ‘Cami ve göçmen’ düşmanlığıyla tanınan ve bununla övünen Pro Deutschland grubunun film için özel gösterim düzenleme isteği, ifade özgürlüğüne duyulan derin saygının bir ifadesi midir?
Film için ”Tek kelimeyle iğrenç” diyen ABD Dışişleri Bakanı Clinton’ın ”Nasıl olur da özgürleştirdiğimiz Libya elçimizi öldürür. Anladık ki Ortadoğu’da görevimiz daha bitmemiş” cümlelerini kurabilmiş olması aslında sorunun bir ifade özgürlüğü sorunu olmadığını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.”
Agos,
yazıyı İncil’den çarpıcı bir alıntıyla bitiriyor:
”İçinde yaşadığımız Ortadoğu ve İslam dünyasında kendisine benzemeyenin hakları ve eşitliği konusunda ciddi sorunlar var
ve bunu en iyi bilenler de bu coğrafyanın azınlıkları…
Ancak bu,
Batı’nın İslam ve müslümanlarla ilgili sahip olduğu çifte standardı görmemize engel değil.
İncil’de denildiği gibi, ”Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.’….”
slm.
Sen alışkınsındır ebubekir.
İfade özgürlüğü bahane,
Atatürk düşmanlığı şahane.
)kapa parantez
Oslo hakkında sen bilgilisindir ebubekir. Neler dönüyor parti içinde anlatıver be ya.
)kapa parantez
Dün balyoz davasının kararı verildi ve bir çok general, amiral, albay, subay, astsubay uzun süreli cezalara çarptırıldı. Çoğunuzun askeri ve orduyu sevmediğini biliyorum. Bu öfke ve nefret, haksız bir karar olduğunu bildiğiniz halde ses çıkaramayacak, görmezden duymazdan gelecek kadar fazla. Hatta içinizde “oh olsun” diyenleriniz bile vardır.
)kapa parantez
atatürkcü pasalarin tavuguna kis denilemedigi dönemde ben “o adam” a karsiydim ve aktiftim bu nedenle T.C.´nin münich bas konsloslugunda (MiT) sorgulandigimi vs. bi vesileyle forumda yazdimdi..
balyoz davasi meselesine gelince tabi ki ates düstügü yeri yakar ancak kemalist pasalari yaktiklari canlar ve aglattiklari analarin AHI tuttu simdi pasa pasa faturasini ödüyorlar..
keske tüm bunlar yasanmasaydi..
elbette zil takip oynamayalim ama üzülmeye de gerek yok..
slm.
Türkiyede darbe yapmak emir komuta zinciriyle olur,
incirlikte diktiler ocağımıza inciri
bir ucu pentagondadır emir komuta zinciri
anlaşılan bu komutanlar NATO’dan habersiz, kendi başlarına darbe yapmaya kalkışmışlar, tabii NATO bu gibi hareketleri affetmez.
nato’dan izin alınmadan tuvalete bile gidilmeyeceğini bilmiyorlar mı?
işte NATO dan habersiz darbe yapmaya kalkarsan böyle yüzüne gözüne bulaştırırsın!
yazıklar olsun, kendi başınıza bir darbe bile yapamıyorsunuz!
bu size ders olsun!
bi daha darbe yapmadan önce NATO’ya, CIA’ya, PENTAGON’a danışın.
natotürkçülüğün ilkelerini iyi okuyun.
Ebubekir senin Başbakan’ın cemevleri için cümbüş yeri deyip sonra “Hz. Muhammed’i aşağılayan” bir film çekildiğinde “Tahrik biçiminde olduğu zaman insanların kutsallarına, dini inançlarına saldırıların tanzim edilmesi konusunda uluslararası düzenlemelerin yapılması gerekir” demesini niye eleştiremiyorsun? Yoksa Başbakanı’nın ileri demokrasisinden mi ürküyorsun?! Yoksa bu sözlerinin arkasında Atatürk paranoyası var da biz mi göremiyoruz?
Unutmadan: Senin Başbakanı’nın niye (o çok hoş bulduğun) Agos’un gösterdiği tavrı gösteremiyor? Niye hep bana, hep bana, başkası olunca tu kaka?!
1-isine gelmese de,sindirim bozuklugu ceksende r,t.erdogan her T.C.vatandasinin oldugu gibi seninde basbakanin..
2-T.C.basbakani r. t. erdogan´in cemevleri ile ilgili ifadelerini elestirdim gözünden kacmis olmali..
3-dini degerlere hakaret etmek fikir hürriyeti kapsaminda dgerlendirilmedigi AHiM kararlariyla sabit herhalde AHiM paranoyak degil..
4-pasalarin tavuguna kis demenin cesaret istedigi dönemde ben atatürk´ün tozunu attiriyordum hem kamalizm cöktügüne göre endise,
korku ve kuruntu (paranoya belirtileri) ya gerek yok..
5-ileri demokrasi´ye geciste en önemli adimlarin T.C.basbakani sayesinde atildigini bugün degilse bile bir gün anlarsin veya cocuklarin yada torunlarin:)
6-her insan sadece yapip ettiklerinden sorumludur ve ileri demokrasilerde”beyan” asildir öyleyse madem beni elestireceksin bunu bana ait beyanlarim üzerinden yapmayi artik ögrensen iyi olur..
slm.
La oğlum, adam padişah olacak gazetecisinden siyasetçisine herkes içerde, hala ileri demokrasi diyor.
Afedersin taşşak mı geçiyon?
)kapa parantez
acparantez;”La oğlum,Afedersin taşşak mı geçiyon?…”
afedersin ama ben senmiyim ki böyle bisey yapayim hem herkesi memnun etmek mümkün degil gerekli de degil:)
slm.
“balyoz davasi meselesine gelince tabi ki ates düstügü yeri yakar ancak kemalist pasalari yaktiklari canlar ve aglattiklari analarin AHI tuttu simdi pasa pasa faturasini ödüyorlar..” demişsin ebubekir.
Yani diyorsun ki, ben bir zamanlar askerler aleyhine faaliyetteyken sorgulandım..o yüzden şimdi balyoz’daki kemalist paşalar (gülenciler değil tabi) şimdi onun cezasını çekiyor. Okey.. Yani sana uygulandığını söylediğin zulmün, şimdi paşalara yapıldığını kabul etmiş oldun peşinen.
Yıllarca ülkede terör estiren, her defasında sermayenin çıkarları doğrultusunda darbe yapan, NATO’ya göbekten bağlı bir Ordunun bünyesinde bulunan askerlerin tutuklanması eğer bir insanı rahatsız ediyorsa, o kişinin sol ile uzaktan yakından ilgisi yok demektir. Iktidar düşmanlığı gözünü döndürmüş demektir. Bunun başka bir açıklaması olamaz.
Pardon, hangi iktidar? Kimin iktidarı? Bahsettiğin iktidar, ABD’nin tekelinden mi sıyrılmışta konuşuyorsun. Şu yukarıdaki yorum, şımarık, kopyala yapıştırcı fikirdir.
Tüm ülkenin tarihini, birkaç paşanın boynuna madalya edemezsin! Bu operasyonun siyasi bir tasfiyeden ibaret olduğunu göremeyecek kadar cahilce bir bakış..
Asıl senin yaptığın ezbercilikten öte değil.
Ben iktidar sermaye düşmanı, anti amerikancı mı demişim? Milleti soyup soğana çeviren iktidar yargılandığı zaman bundan rahatsızlık duyacağımı mı ima etmişim?
Ordunun tümü faşisttir, katildir, işkencecidir. Aksini iddia eden devletçidir, resmi ideolojiye gönülden bağlıdır.
Tüm ülkenin tarihi tüm ordunun boğazına madalya edilir. Keşke daha cok üst düzey asker yargılansa, bu ülkeyi savaş alanına çeviren insan hüküm giyse. Buna resmi ideolojiye bağlı askerler, polisler, siyasetçiler, hukukcular ve diğer devlet görevlileri de dahil.
Cahil olup olmadığın konusunda bir bilgim yok ama diğer pek çok site sakini gibi peşin hükümlü, önyargılı ve karşındakini insanın fikrini tam anlayamadan itiraz edebilen, onu belli bir kategoride değerlendiren biri olduğun gayet açık.
“Ordunun bünyesinde bulunan askerlerin tutuklanması eğer bir insanı rahatsız ediyorsa, o kişinin sol ile uzaktan yakından ilgisi yok demektir. Iktidar düşmanlığı gözünü döndürmüş demektir.”
Cümlen nal gibi ortada..! Ne önyargısı, ne peşin hükmü.Asıl peşin hükmü, asıl önyargıyı sen yaptın. Balyoz davasınını siyasi olduğunu, tasfiye ve intikam operasyonu olduğunu söyleyince iktidar düşmanı yapmadın mı?! Solculuk değil demedinmi?.
“Askeri savundun, solcu değilsin”….. Asker düşmanlığı yapılınca mı solcu olunuyormuş?
“Ordunun tümü faşisttir, katildir, işkencecidir. Aksini iddia eden devletçidir, resmi ideolojiye gönülden bağlıdır. Tüm ülkenin tarihi tüm ordunun boğazına madalya edilir.”
Tüm bağnazlar dincilerden değil, kendine solcu diyenlerden de çıkıyormuş yani..Şaşırtın g milat. Senden bu yorumları beklemiyordum.
Neden PKK’ya katılıp birkaç asker de sen öldürmüyorsun? İçin biraz daha rahatlardı. Hazır elin deymişken, orduyu savunanları da hedef alabilirsin. Nasıl olsa bu iktidar da senin düşüncende. Savunmanda da beni tahrik ettiler dersen madalya bile alabilirsin.
Madalyayı nerene takacağın ise senin sorunun.
Spartacus, ben bunun siyasi bir operasyon, bi intikam olduğunu söyleyenlere değil, bu tutuklamalardan rahatsızlık duyanlara sol ile hiçbir ilgisi olmayan, iktidar düşmanlığından gözü dönen kişiler olduğunu söyledim. Ikisi farklı şeyler. Bu operasyonun siyasi olduğunu kabul edip de bal gibi bundan rahatsızlık duymamak mümkün. Misal ben 🙂
KCK davalarının da siyasi olduğunu kabul edip, bundan rahatsızlık duymak da mümkün.
Önce anlatılanı doğru anlayacaksın tabi.
Elbette solculuk (burjuva) devleti düşmanlığıdır. Onun tüm aygıtlarına, militer kuvvetlerine, yasa koyucularına büyük bir hayır değiştir. Hem ordusevici olup hem solcu olunmaz. Gülerler size gülüm 🙂
Tuzla sen sus, boş konuşuyorsun :))
Senin ebubekir’den ne farkın kaldı? Bir tek o sağcı, sen göya solcu…. Ben de buna gülerim.
Solculuğu temelinde haksızlığa bir başkaldırı, isyan vardır. O senin devlet düşmanlığı, ysa koyuculara hayır demek anarşistçe bakıştır. senin yrumlarından solculuğunun da, anarşistliğininde ne halde olduğunu gördük maalesef.
Beni ikimizin de ortak olarak fikrine katılmadığımız birine benzetince, haklı bir argumana sahip olduğunu falan mı düşünüyorsun? Ona bakarsan Ebubekir de sadece darbeci generallere karşı, Ordu bu insanlardan temizlendiği zaman milletimizin velinimeti oluyor. Ordusevicilik aynen devam yani. Kime daha çok benzediğine sen karar ver 🙂
Haksızlığın temelinde devlet vardır. Ister anarşik olurum, ister troçkist (devletçi stalinist olmam sadece 🙂 Sen yazdıklarıma mantıklı argümanlarla yanıt vermediğin sürece. ‘Yaa sen bağnazsın, sen Ebubekir’sin dediğin sürece hiçbir yanıt vermemiş oluyorsun.
Savunduklarını ezberleme o halde, öğren öyle gel.. Öğren de neolursan ol 🙂
İnsanlar haksız yargılanıyor. Yargı eliyle resmen linç ediliyor. 2003’te kaydedilen dosyada microsoft’un 2007’de kullanmaya başladığı font çıkıyor. Sanık avukatları bulunan cd’lerin sahteliğinin incelnmesini mahkemeden istiyor ancak mahkeme bu istekleri görmezden gelerek kanıtları doğru var sayıyor. Polis sanığın masumiyeti adına delil toplama ilkesini hiç sayıyor. İnsanların telefonları sebepsiz yere 2 sene dinlenip lafları aralardan cımbızlanıp delil sayılıyor.
Subayları gram kadar sevmem. Bu ülkenin gerçek koruyucusu olduklarını düşünürler. Herkese tepeden bakarlar. Her darbe ülkeyi biraz daha geri götürmüştür.
Ancak.!!!!! Gücü eline almak için insanların linç edilmesine katlanamam. Adaletin adiliyeti yok etmek insanları eksik ve uydurma belgelerle yargılamak asla affedilemez.
Zümreleri sevmeye biliriz. Ama vicdanımızı kaybettiğimiz gün nefret ettiğimiz o zümrelerden farkımız kalmaz.
Ordu kavramı başka bir şey ordunun içinde bulunan tüm insanlar başka. Orduyu sevmeyebilirsin. Ama bu orduda bulunan tüm personelin suçlu olduğu anlamına gelmez. Bu haksızlığa göz yummak ise bırak solculuğu falan insanlıkla bile örtüşmez. G milat beni de şaşırttı.
)kapa parantez
spartacus la kardas ne diyon sen yaa mustafa kemal dedim,kemalist zihniyet dedim,tc.münich konsoloslugu dedim ne askeri ne subayi ha illa carpitmaksa gayen onu da dürüstce yap niyet okumayi birak..
bana zulüm uygula-YA-madilar (aba altindan sopa gösterip tehdit ettiler) cünkü fasist bir sistemden ileri demokrasiye evrilmeyi becerebilmis (kemalist yobazlarin basaramadigi) bir ülkede (almanya) yasiyorum türkiye de yasiyor olsaydim (amcamin sagci/solcu ogullarina iskence ettikleri gibi) kesin bana da zulmederlerdi..
bana zulmetmemis olmalari fasizan zihniyete karsi durmama engel degil hem iskenceyi anladikta hesap vermek ne zamandan beri zulüm kabul edilior oldu ?
🙂
slm.
G Milat yazdi;”..Ona bakarsan Ebubekir de sadece darbeci generallere karşı, Ordu bu insanlardan temizlendiği zaman milletimizin velinimeti oluyor….”
hangi cümlemden böyle bir kaniya vardin ?
onca
mürekkep yala
tomarca kitap oku gel niyet oku:)
valla bravo..
ak partinin hükümet oldugu dönemde darbeler darbe yedi birgün bu zihniyet cark edip mars mars dediginde karsi cikmadigimda
konusursun..
ak parti böyle bir sey´e tevessül eder mi bilemem lütfen o vakte kadar bekle..
ya sabir..
slm.
Üst düzey komutanların linç edilmek istenen masum insanlar, adaletsizliğe, haksızlığa uğramış bir zümre olduğunu daha çok ajitasyon yaparak, daha etkili bir şekilde anlatmalısınız. Aksi takdirde size gülerler 🙂
Allaha şükür ben vicdanlı bir insanım. Eskinin egemenleri iktidarlarını kaybediyor diye göz yaşı dökecek biri değilim. Bu bir iktidar savaşıdır ve birbiri tasfiye etmek isteyen her iki iktidar da milliyetçidir, sol düşmanıdır, faşisttir. Arada sadece nüans farkı olabilir. Üstelik ordu gibi burjuva devletin en kirli, yoz kurumundan, aygıtından bahsediyorken. Neden rahatsızlık duyayım ki.
Ne ezberi yahu? Neyi öğrenmem gerekiyor? Tip misin 🙂
Hem ordusevici olup hem solcu olunca bu ileri derecede utanmazlık olmuyor da, benim yazdıklarım mı ezber oluyor. Hadi bi git işine 🙂
Butun ordularin ortak ozelliklerinden biri Fasist sayilabilecek bir nitelige sahip olmalaridir.
Siz hic demokrasi ile yonetilen bir ordu dusunebiliyor musunuz?
– Arkadaslar, bu aksamki cephanelik nobetini oylariniza sunuyorum…
Bu yuzden her ulke ordusunu yonetimden uzak tutmaya calisir.
Cunku ordu ve uygarlik birbirini bogazlar.
Turk ordusu ise yillardir bir suru darbe yapti, muhtira verdi, yoksa bunu da sozde 12 Eylul diye inkar mi edelim?
Bugun ulastigimiz sonuc demokrasi yolunda atilmis buyuk bir adimdir. Ister solda olun ister sagda bu gercek degismez.
Bunu devam ettirmek bizim elimizde, iktidarin degil.
Kararlara itirazlar oldu ve olacak ama hic kimse itiraz edenleri, gosteri yapanlari dipciklemedi ve dipciklemeyecek.
Fasist ordu ile demokrasi arasindaki farklardan biri de bu.
Haa, bir konu daha: Su ABD emperyalizmi, ABD kuklasi gibi gercek disi komplolari unutmanin zamani gelmedi mi hala?
Yoksa bir sure daha civciv beslemeye devam mi edelim?
27 Mayis hakkinda ne dusunuyorsunuz ? ordu icinden cikan ve hakli bir mudahele degilmidir ?
Hikaye…
4+4+4 ile din devleti olmaya daha çok yaklaşılan bu ülkede, yapılan göstermelik yargılama ile imam hatiplilere ordu içinde yer açılmıştır, kanunu da çıkmıştır. Darbe yapmasınlar bir ütopyadır, ordu isterse hala darbe yapabilir. Hiçbir cinayet önceden engellenemez. Bunu bilen dinci,yobaz,kapital birlikteliği kendi ordusunu kurmak üzere harekete geçmiş ve kendine göre gerekli önlemleri almıştır.
Ekonomi ise Kemal Derviş’in çözüm olarak bulduğu ve hala devam eden dolaylı vergilerle yürütülmeye çalışılmaktadır. Yapılan yeni zamlar bunun göstergesidir. Tüm büyüme rakkamları faso fiso istatistik verilerden oluşmaktadır ve Türkiye tam bir kaosun içine çekilmiştir. (istatistik(Tüik) denilen şeyin ne olduğunu ve nasıl yapıldığını görseydiniz bana hak verirdiniz)
Mavi Marmara salaklığının tıpkısını Suriye’de gerçekleştiren yönetim kendi ipini çekmeye devam etse de olan bizlere olacak.
Konu, Balyoz’dan çıkacak, darbelere gelecek anlaşıldı. Ben g milatın iddia ettiği gibi ordusever değilim, ama şu davanın siyasi olmadığını görmemek saçmalık. Ben darbecilerden de; darbeyi yumuşak, sert, hukuk eliyle polis eliyle, asker eliyle yapanlardan da tiksiniyorum. tiksindiğim için “keser döner sap döner” hesabıyla yapılmış her harekete kuşkuyla bakarım.
Bu askerler tasfiye edildi, şimdi başka kafadaki askerler gelince her şey düzelecek mi yani? Ya da polis iktidarı çok mu düzgün? Halka bu kadar güven duymakda saflık gibi Kardanadam!
İktidarın ABD kuklası olduğunu söylemem nasıl oluyor da, gerçek dışı olabiliryor anlamış değilim. Kuklası değil de nesi? Ayrıca 12 Eylül’ü inkar etmekde nerden çıktı? kimse öyle bir şey demiyor.
ebubekir, sen asker seviyor muydun yani? Bir tek kurtarıcıdan memnun değilsin yani, onu mu söylüyorsun? 🙂
O kadar iktidarlar arası çekişmeden, yeninin egemenlerinin eskisini tasfiye etmesinden bahsediyorum. Daha halen davanın siyasî olduğunu anlamadığımız falan iddia ediliyor. Komik 🙂
Bi arkadaşın yazdığı metaforu okumuştum bugün. Kendilerini doğurup büyütenlere karşı ıktidarlarını elinden alan tiranları örnekliyordu. Biz de mi o tür örnekler verelim bilmiyorum ki 🙂
<img src=”https://sonsuz.us/files/G_milat.gif” width=”25″
belki alakasız olacak ama; “nüans”; “fark” demektir. hal böyle olunca “nüans farkı” hayli anlamsızdır.
demek ki pilot yabancı, ya amerikalı, ya israilli, nato pilotu.
Kaç gündür yazışıyoruz, ciddiye alınabilecek tek eleştiri senden geldi Misafirim :))
Balyoz davasında 8’i kurmay 9 jandarma subayının, dijital belgelerdeki Çarşaf Eylem Planı çerçevesinde Fatih Camisi’ni bombalayacakları ve halkı galeyana getirecekleri iddia edildi.
Muvazzaf 9 subay, olmayan sokak isimlerinden, farklı belgelerde aynı imla hatalarına kadar çok önemli tespitlerle, dijital belgelerin sahte ve sonradan üretildiğine dair önemli saptamalar yaptı. 16 yıl hapis cezası alan kurmay albaylar Hüseyin Özçoban, Hüseyin Topuz, Yusuf Kelleli, Ali Demir, Kahraman Dikmen, Nail İlbey, Aziz Yılmaz, Hakan Sargın ve Albay Erdinç Atik’in savunmalarından satırbaşları:
Aynı imla hataları
Bu bölüm, “Doğudan (Haliç İstikametinden) YAKLAŞİMA ve Eminönü Beyazıt arası (Tramvayla intikal ederek) 10 dakika buradan Veznecilere olan yaya intikalin 6-7 dakika buradan da araçla veya otobüsle Fatih Camii’ne intikalin 4-5 dakika olduğu ÖLÇÜLMİÜŞTÜR…” Avukat Mahir Işıkay dosyaları tek tek okuduğunda o tarihte Jandarma Üsteğmen olan diğer müvekkilleri Jandarma Üsteğmen Özgür Ecevit Taşçı ve Jandarma Teğmen Erdinç Atik’in Fatih Camii ile ilgili hazırladığı iddia edilen keşif sonuç raporunda aynı bölümlerde, aynı imla hatalarının yapıldığını tespit etti. Hatta Eyüp Camii hakkında rapor hazırladığı iddia edilen Jandarma Yüzbaşı Nail İlbey’in hazırladığı raporun C bendi, Fatih Camii keşif raporuyla birebir aynıydı. Fatih Camii’ne gidiş anlatılıyordu. Bu raporun Hüseyin Topuz kullanıcı adlı farklı bir bilgisayarda Jandarma Üsteğmen Özgür Ecevit Taşçı ve Jandarma Teğmen Erdinç tarafından hazırlandığı iddia ediliyordu.
SAVUNMA: Sanıkların avukatı sordu: Her 2 farklı bilgisayasarda, farklı kişiler tarafından hazırlandığı iddia edilen 2 ayrı raporda, 2 ayrı metin birbiri ile nasıl aynı olur, nasıl aynı imla hataları yapılır? Bu durumda tek bir sonuç ortaya çıkar bu rapor aynı bilgisayarlarda ve aynı kişiler tarafından hazırlanmıştır.
Emniyetli telefon yok
SAVUNMA: Balyoz davası sanıklarından Kurmay Albay Jandarma Hüseyin Topuz, Jandarma Genel Komutanlığı’na yazılı olarak emniyetli cep telefonlarının hangi tarihte kullanılmaya başlandığını sordu. Jandarma Genel Komutanlığı’ndan 21 Ocak 2011’de gelen cevapta emniyetli cep telefonlarının Genelkurmay Başkanlığı tarafından 28 Kasım 2008’de Jandarma Genel Komutanlığı’na tahsis edildiği, 2 Aralık 2008’den itibaren de ilgili personele bu telefonların verildiği belirtildi. Çarşaf Eylem Planı’nın yazıldığı ön görülen tarih ise 2002-2003 yıllarıydı…
2003’te o sokaklar yok
SAVUNMA: Savunma avukatları İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden bu sokakların 2003’teki isimlerini sordu. Gelen cevap ilginçti, subaylar tarafından hazırlandığı iddia edilen keşif raporunda adı geçen 10 sokak ve caddenin 2003 yılındaki isimlerinden farklıydı. Sokak ve caddelerin 2007’de değiştirilen isimleri, 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen keşif raporunda yer alıyordu.
O hatta tramvay yok
SAVUNMA: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na avukatlar 2002-2003 yılları arasından Eminönü-Vezneciler arasında tramvay hattı olup olmadığı sordu. Cevap: Eminönü-Vezneciler arasında çalışan raylı sistem tramvay hattımız bulunmamaktadır. Aralık 2002-Ocak 2003 döneminde Zeytinburnu-Eminönü tramvay hattı mevcut olup yolculu işletme yapılmıştır.
O tarihte halk pazarı yok
SAVUNMA: Avukat Mahir Işıkay, Fatih Belediyesi’ne raporda adı geçen bir halk pazarı olup olmadığını Fatih Belediyesi’ne sordu. Fatih Belediyesi’nden gelen cevap: Fatih Beyazıt Mahallesi Sahaflar Çarşısı’nın civarında belirtilen tarihlerde açık halk pazarının kurulmadığı tespit edilmiştir.
Ebubekirin karikatürüne göre subaylar demokrasiye karşı darbe yapmaya kalkıyorlar fakat bayan demokrasi darbeyi subaylara indiriyor,
bence darbe demokrasiye değil NATO ya karşı yapılmak istendi,
Türkiyeyi NATO , CIA boyunduruğundan kurtarmak isteyen yurtsever subaylar natoya karşı bir darbe yapmaya kalkıştılar
ama içlerindeki nato ajanları cıa ajanları boş durmuyordu,
muavenet zırhlısının nato tatbikatında vurulduğunu unuttunuz mu?
eşref bitlisin uçağının düşürüldüğünü unuttunuz mu?
süleymaniyede askerlerimize çuval geçirdiklerini unuttunuz mu?
bu işleri doğru yorumlayın,
türkiye bir NATO ülkesidir 60 yıldan beri
natoya karşı darbe yapmaya kalkan subayların başına suikast dahil herşey gelir,
bu işlerin demokrasiyle, hukukla, adaletle ilgisi yoktur,
türkiye cumhuriyeti nato – cıa işgali altındadır
başımızda da bir nato kuklası hükümet vardır
nato’nun libyada ne işi var diyen kuklalarına nato tükürdüğünü yalatır,
nato malatyada füze kalkanı ister, kukla hükümet derhal verir,
askerler demokrasiye karşı değil natoya karşı darbe yapmaya kalkıştılar,
nato da ağızlarının payını verdi,
bu işler nato işidir, fetullah gibi, recep tayyip gibi, abdullah gül gibi zavallıların boyunu aşar,
onlar zavallı kuklalardır,
zaten AKP ne demek, Amerikan Kukla Partisi!
türkiyede darbe yapılacaksa pentagondan düğmeye basılır,
türkiyede natodan habersiz, kendi kafasına göre darbe yapacak general yoktur,
kendi kafasına göre darbe yapmaya kalkanlara nato haddini bildirir.
ergenekon, balyoz vs. hepsi natoya karşı ulusalcı darbe yapmaya kalkan subayların ordudan tasfiye operasyonudur.
türk ordusu 60 yıldır natonun cıa nın pençesindedir.
siz hala olayları demokrasiyle izah etmek gafletine düşüyorsunuz,
bu işlerin demokrasiyle alakası yoktur.
natodan, CIA’dan habersiz darbe yapılmaz, yapmaya kalkıştılar, yüzlerine gözlerine bulaştırdılar.
türkiyede nato’ya kafa tutacak çapta bir general yoktur, olanları da temizlerler. eşref bitlis gibi.
bu işler sizin de, AKP hükümetinin de, genelkurmay paşalarının da boyunu aşar,
inanmıyorsanız wikileaks belgelerine bakın, ankaradaki amerikan elçisi ne raporlar geçmiş, açık açık yazıyor,
NATO türkiyeyi parçalayacak, yok edecek, BOP projesi, küreselleşme, yeni dünya düzeni vs. planları budur.
alev alatlı der ki : Let’s go extinct if we must. ( kaynak: schrödinger’in kedisi – rüya )
bu dünyada demokrasi diye birşey yoktur,
o antik yunanistanda bile yoktu, aristo, platon, sokrates zamanında bile demokrasi yoktu,
sizin demokrasi zannettiğiniz şey aslında sanal gerçekliktir, virtual reality, yani Matrix.
siz Neo gibi bir tür Matrix te, sanal alemde yaşıyorsunuz, demokrasi diye birşey olduğunu sanıyorsunuz.
bu dünyada bir tek kural geçerlidir:
bilgi güçtür ve güçlü olan(bilgili olan) haklıdır.
cahiller, aptallar, gerizekalılar, magandalar yeryüzünden silineceklerdir.
bu dünya güçlülerin dünyasıdır,
bu dünyada zayıflara, aptallara, cahillere, ahmaklara yer yoktur, yaşama hakları yoktur.
güçlülerin görevi, zayıfları yok etmektir.( Herbert Spencer)
doğal ayıklanma süreci!
demokrasiyi unutun.
türkiyenin en önemli sorunu nedir, Terör mü, PKK mı?, ekonomik krizler mi? demokrasi mi, hukuk mu, laiklik mi, hiçbir değil,
türkiyenin asıl düşmanı NATO dur, asıl sorunumuz NATO’dur, PKK kim oluyor, barzani, talabani kim oluyor, apo kim oluyor,
PKK terörü, zurnanın son deliğidir.
5000 çapulcu teröristle başa çıkamayacaksak, yok olsun bu ülke daha iyi.
Let’s go extinct if we must!
yazdi;”bu dünya güçlülerin dünyasıdır…”
dogruya dogru da insanoglu dünyaya adimini attigindan beri böyle..
zenginin mali fakirin cenesini yordugu gibi güclünün imkanlari gücsüzün cenesini (güclenmek icin gayret sarfedecegine) yoruyor..
mesela;
“…16-21 Eylül 1951’de NATO Konseyi;
Türkiye ve Yunanistan’a üyelik için teklifte bulunmuş ve bu iki devlet 18 Şubat 1952’de NATO’ya resmen üye olmuşlardır.
“…Türkiye’nin NATO’ya üyeliğini 18 Şubat oturumunda aldığı kararla onaylamıştı.
404 milletvekilinin kabul oyu kullandığı oturumda ana muhalefet partisi CHP “Bu eser ulusal politikanın sağladığı ulusal bir eserdir.” Diyerek hükümeti kutlamıştı.
CHP adına konuşan Faik Ahmet Barutçu;
“Bununla demokrasi prensipleri üzerine kurulu hürriyet ve meşru müdafaa safında hükümetler arasındaki yerini çoktan beri almış bulunan Türkiye’nin durumu yeni bir teyidini bulmuştur…..”
İsmet İnönü;
“..Bundan sonra dünya sulhu bakımından vazifelerimiz de artmış bulunuyor.
Eşit haklarla, milletimizin kendisine teveccüh edecek vazifeyi en iyi şekilde ifa edeceğine şüphe yoktur…”(İsmet İnönü)
eee ?
slm.
İnsanların kandırılması, konjonktürleri tahmin edememesi, yanılması, gaza gelmesi, mefaat düşünceleri olasıdır. Bırak Chp nin sadece onay vermesini olaki tüm kurguyu Chp hazırlasın; değişen birşey var mıdır ?
Küçük çocuklar gibi sürekli suçlayarak kendine bi yer edinme çabası içinde olman beni artık şaşırtmıyor.
Nato ve Amerika bu ülkede yerini almıştır.
Diyeceğin iki laf var:
Karşıyım / Yanındayım.
oikos yazdi;”..Diyeceğin iki laf var:Karşıyım / Yanındayım….”
toptanci zihniyet..
ya hep ya hic
yada
ya kemalist ol ya defol
isim olmaz..
her isin bi orta yolu olmali/bulunmali..
slm.
Sorunlu olduğunu defalarca ispat etmiştin. Şimdi yeniden ispat ettin.
Orta yol ne yahu ?
Kalsın ama gitsin mi ?
Gitsin ama kalsın mı ?
Ne ?
DİNCİNİN TÜCCAR ZİHNİYETİ…
Ayrıca Kemalist karşılığı defol değildir. Ya kemalist ya dinci olursun da değildir.
Hem’ler vardır. Hem kemalistim hem dindarım mesela… Hem dinciyim hem sosyalistim gibi… Böylesi bir mantık grubunda orta yol olabilir.
Fakat sana “Ya” veya “Hem” ile başlayan bir soru sorulmadı. Anlamıyorsan anlamıyorum de…
anlamayan yada anlamak istemeyen ben degil sensin oikos..
bak nasi yazdin;”..Diyeceğin iki laf var:Karşıyım / Yanındayım….”
bu mu ortayol veya mantik?
yemezler..
madem “hem”lerin (sitede”hem hem” tezini savunan biri vardi galiba) varligini kabul ediyorsun nicin bastan yazmadin?
yazsaydin U dönüsü yapmana gerek kalmazdi..
slm.
Olm “ortayol” safsatasını dile getiren sensin, sana kim dedi ortayol ?
Bak tekrar ediyorum : Anlamıyorsan, “anlamıyorum” de…
Kıvırma potansiyelin için diyecek lafım yok dünya birincisi olursun.
Darbenin ‘ana’ fikri
Hava Kuvvetleri Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı, 1’inci Ordu Komutanı, MGK Genel Sekreteri, Harp Akademileri Komutanı, Kuzey Deniz Saha Komutanı, Güney Deniz Saha Komutanı…
Bi de Güllü.
*
Balyoz’un…
“Ana” fikri!
*
İki çocuk annesi.
Dünya tarihinin, ilk kadın sivil darbecisi.
*
Oğlu bu sene İTÜ’den mezun oldu, kızı İTÜ’de okuyor, eşi, işçi emeklisi… Aslında, kendisinin de günü doldu, 1985’ten beri Hava Harp Okulu’nun öğrenci işlerinde memur olarak çalışıyor, emekli olabilir ama, kızı okulu bitirene kadar gayret ediyordu. O sabah erkenden kalktı, kahvaltı hazırladı, kızını oğlunu öpüp uğurladı, sonra eşinin koluna girerek, Silivri’ye gitti, tribünlere, sanık yakınlarının arasına oturdu.
*
Karar okundu… “Ege Denizi’nde hır çıkarıp, Yunanistan vurmuş ayaklarıyla kendi F-16’ımızı düşürüp, bilahare, camilerimizi bombalamak suretiyle darbe yapmak” suçundan 16 sene verdiler Güllü’ye!
*
Halbuki, sanık sandalyesinde bile değildi… Çünkü, daha önce söz konusu darbe planını yazdığı iddiasıyla gözaltına alınmış, kadın daktilo memurunun uçakla-tankla ne alakası var kardeşim denilerek, derhal serbest bırakılmış, hatta, duruşmalardan vareste tutulmuştu.
*
Gel gör ki…
Adaletimizin terazisinde, orgenerallerle, kuvvet komutanlarıyla aynı kefeye konuldu.
Korgenerallerden, tuğamirallerden daha fazla hapis yedi.
*
16 sene kesmedi…
Darbenin “ana” fikri, anne’likten men edildi.
*
Böylece… Demokrasimiz, Güllü’k gülistanlık olmuş oldu.
YILMAZ ÖZDİL / HÜRRİYET
Moruk,
AKP Amerikan Kukla Partisi degil, %50 den fazla Turk halkinin kukla partisidir.
Halkin oyuyla iktidara gelmistir, ABD darbesiyle degil.
Siz milletin yaridan cogunu kukla yaptiniz, ayip!
Peki siz necisiniz?
“……Balyoz davasında çıkan karara ‘fazla’ diyenlere 12 Eylül’de cezaevlerinde işkence görenler tepki gösterdi.Darbe dönemlerinin mağdurlarının Balyoz yorumları şöyle;
SUAT BAYSAL; (Dev-Yol Davası sanığı -12 Eylül’de uzun süre işkence gören isimlerden)
Balyoz’a
cezaları normal karşılıyorum. Yargılanan insanların mahkeme süreçlerinde cezaya çarptırılmaları hukuki bir durumdur.
Darbeye teşebbüs edenlerin cezalandırılması önemlidir. Balyoz darbesi ortaya konulsaydı 12 Eylül’den daha ürpertici bir sonucu olurdu, onu aratırdı.
**
CELALETTİN CAN; (78’liler Vakfı Başkanı)
Türkiye’de
darbe hegemonyası kuranların ceza alması, girişimin de cezalandırılması çok olumludur.
Bugün sadece 2 generalinin yargılandığı 12 Eylül darbesi var.
O darbenin hazırlanma süreci var.
Mamak var,
Metris var,
Diyarbakır var,
Balyoz da bunun uzantısıdır.
Seçimle gelmiş hükümete darbe planlamak kabul edilecek bir şey yok. Darbe girişiminde bulunursan aldığın ceza normaldir.
**
YILMAZ ODABAŞI; (Şair – Yazar)
Ben
Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde 12 Eylül döneminde Filistin askısından geçtim,
falakaya yatırıldım,
elektrik yedim,
dayak deyim.
Yapmadıkları işkence,
etmedikleri zulum kalmadı.
Şu anda Balyoz ve Ergenekon gibi davaları düşünüyorum da bunlar amaca ulaşsa idi, Türkiye karanlık günlere tekrar geri dönerdi.
**
YILMA DURAK; (Mamak’ta işkence gördü)
MHP davasından
tutuklu bulunduğum Mamak Askeri Cezaevi’nde gördüğüm işkencelerden ötürü çenem kırıldı, kalıcı fiziki izler kaldı, işkence sırasında ve sonrasında halüsinasyonlar gördüm.
Darbe girişimlerinin ceza alması, Türkiye demokrasisi için çok önemlidir. Türkiye demokratik bir ülke olsun isteriz.
**
ADNAN TANRIVERDİ; (Emekli Tuğgeneral)
Bu darbe
gerçekleşse idi hangi planların uygulanacağı da gündeme gelmişti.
Toplumun bir kısmı görevlerinden tecrit edilerek ne muameleler yapılacağı belliydi.
Kararı değerlendirirken planları da göz önünde tutmak lazım.
Planlar hayata geçse idi çok büyük yıkımlar yaşanabilirdi.
**
MUSTAFA HACIMUSTAFAOĞLU; (ASDER Genel Başkan Yardımcısı)
28 Şubat döneminde
Ankara Etimesgut’taki kışlada işkence gördüm.
12 Eylül ve 28 Şubat’ı yapanların yaptıkları yanlarına kaldı.
Bana göre Balyoz davasında yargılananların aldıkları cezalar fazla değil az. İşledikleri suç çok büyüktür.
Birçok insan timsah gözyaşları döküyor, acaba yeniden darbe olur diye mi korkuyorlar?
Balyoz kararına ben çok sevindim. İçimdeki intikam duygusundan değil Türkiye adına çok sevindim.
1997’de irticai faaliyette bulunduğum gerekçesiyle Balyoz’u organize eden şebeke tarafından ordudan atıldım.
Maddi ve manevi olarak büyük acılar çektim. Etimesgut’taki işkence merkezinde işkence gördüm………………………..”
slm.
Bir cok ciddi yorumcuya gore balyoz gerceklesmis olsaydi, ne 12 Mart ne de 12 Eylul ile kiyaslanmayacak olcude kanli olacakti.
Yazilari saklamadigima uzuldum, bir yorumcu soyle yazmisti: Oluk gibi kan akacakti.
Buyuk bir bela savusturduk, hepimize gecmis olsun. Saniklara iskence filan yapilmadi eminim ki.
Ne de protestocu esleri dipciklenmedi
Bence verilen cezalar hafif kacti. Zira darbe vatana ihanet sayilir.
Güllü de hak etti mi verilen cezayı kardan adam ve ebubekir.
Ben mesela yeni öğrendim sanıklar arasında böyle birinin olduğunu.
Xenix
Gullu’yu tanimam, Boyle biri var mi onu da bilmem. Nereden bilirim boyle detay bir konuyu?
Yillardir devam eden bir hukuk sureci sonucu ceza almis olabilir. Belki de haketmedigi, bilemem.
Adalet ve Hukuk hatalari dunyanin her yerinde olmustur ve olacaktir.
Ama butun bu yargi surecini cope atip kulaktan dolma bilgilerle saldirmanizi da destekleyemem.
Ne farkiniz var bilimsel tip yerine kocakari ilaci kullanan veya ufurukcuye guvenenlerden?
Ne kulaktan dolması yahu…
Güllü’yü tanımazsınız tabi. Adil olmadığını da kabul edersiniz sürecin. Hatta dünyanın her yerinde oluyor diye bahane de bulunur. Oh ne güzel.
Sanırım bu dava hakkında konuşanlar iki farklı şeyden bahsediyor.
Bir kısım diyor ki “dava ve süreç adil değildi”.
Bir kısım diyor ki “boş verin adilliği, oh ne iyi oldu”.
“bir yorumcu soyle yazmisti: Oluk gibi kan akacakti.”
Kardan adam böyle yazmış. Tabi ki AKP üyesi veya sempatizanı her kimse güveneceği şey cd’ler ve “-mış”‘lar olacaktır.
Ha bi de aynı şahsın bi önceki mesajında halkın iradesi ve AKP’nin meşrutiyeti ayağıda yapılıyor. E güzel o zaman ben de senin mantığınla şöyle çetrefilli bi çıkarım yapiyim. Son bir ayda 550 sivil-asker şehit oldu. AKP galeyana gelmeyin demek dışında hiçbir çözüm üretemedi. E o zaman toplumun %52’si terörü destekliyor.
Meşrutiyeti istatistiğe dökersen ben sana daha çok örnekle gelirim. Mesela, bütçe açığından dolayı kıçımıza deli vergiler girdi. E demekki toplumun %52’si …
Haklisiniz Xenix Gullu sucsuz diyorsaniz sucsuzdur, baska kaynak istemez, sizin sozunuz yeterlidir.
Boyle piril piril, bembeyaz birini mahkum ettigine gore yargilama gecerli degildir.
Sizin hatirinizi kiracak degilim ya!
Siz hakli oluverin, noolmus yani
Ergenekon ve balyoz davasına solcular, kck davalarına da sağcılar itiraz etmediği sürece hepiniz aynı düzenin düzüleni olacaksınız.
bwallace4ever’in mantigina bayildim. Ben de katkida bulunmak isterim:
Trafik kazalarinda %15 artis var, demek ki toplumun %52 si kazalarin artmasini istiyor.
Oluk gibi kan akacakti sozu bana ait degil, taninmis degerli bir gazetecinin ifadesidir.
Ne var ki kaydetmeyi unuttum.
AKP li degilim ama simdilik destekliyorum. Daha guzeli ortaya cikmadigi surece de desteklemeye devam edecegim.
Acikcasi takim tutmam, bilegimi kessen su renk akar demem. Mantigimi kullanirim.
Turkiye’de genellikle politik davranislar tipki futbol taraftarligina benzer. Hakli veya haksiz olmak onemli degildir onlar icin. Maksat gol olmasin.
Evet bwallace4ever, saygideger ordumuz ne zaman darbe yapmis ki balyozu yargiliyoruz?
Sozde 12 Eylul, sozde 12 Mart, sozde 28 Subat iftiralari orduyu yipratmak icindir.
Basari dileklerimle
Son yapılan yorumu tıklayınca karşıma bu sayfa çıktı ve sondan başa doğru bir göz gezdirdim. Uzun uzun yazamayacağım, çünkü başkaca işlerim çok. Ancak bir cümleyi yazmadan geçemeyeceğim:
Hukumetin ekonomik ve politik kararlarini protesto eden gostericilerden 20 tutuklama , 30 yarali var , videodan gorulen o ki polis daha fazla tutuklama yapmak niyetinde , direnisciler izin vermiyor.
Yahu kardan adam anladım orduyu sevmiyorsun. Ben de sevmem orduyu, askeri.
Ama el insaf yani, öğrenci işlerinde çalışan sivil bir kadının alakası nedir yahu darbeyle.
ebubekirleşiyorsun bazen.
Kardanadam. Evrensel Dilbilgisinde yaptığın yorumlar gibi daha bir çok yorumunla seni okuyup durduk saygı gösterdik sana. Ama bak xenix doğru demiş ebubekirleşiyorsun diye. Sen dilbilgisi ve medeniyetler tarihine devam et derim.
Ha bu arada Sivas olaylarının sorumluları terörle yargılanıyor insanlık suçuyla değil. Adamlar hakkındaki hükümler zaman aşımına uğradı. Konu balyoz’dan açılmışken söyliyim dedim…
Hadi anladık askerleri alıyolar. Ama askerle birlikte cumhurbaşkanına netten küfreden 52 yaşındaki emekli öğretmeni de içeri alınıyor. Ve zamanında 68 hareketinde yer almış ateist olan babamın da yorumu bu konu hakkında şu şekilde: “O da ağzının ayarını bilseymiş”.
E babama bakınca senin gibi a priori “özgürlük” kavramını arayan ancak hiçbirzaman bulamayacak olan insanların düştüğü ikilemi de anlamış bulunuyorum.
Yazık size …
xenix yazmis,”..Güllü de hak etti mi verilen cezayı kardan adam ve ebubekir….”
yaniliyorsam düzelt ama “dostlar alisveris de görsünler” tarzi bir ifade gibi duruyor:)
peki,
güllü diye biri olmasaydi balyoz kararini kabul edermiydin?
slm.
Yukarıda “Balyozcular darbe yapabilseydi” diye bişey yazmış:
Kurgusu tamamen gerçekdışı senaryolardan oluşan bu nefret dolu makale, adalet duygusuyla bağdaşan düşüncenin eseri değildir. 12 eylül dönemi ve onun işkenceci subaylarını yargılayabilir ve cezalandırabiliriz. Fakat bu dönemi balyoz davasıyla doğrudan veya dolaylı ilişkilendiremeyiz.
“Böyle olacaktı” diyerek henüz doğmamış çocuğa don biçerek adaletsizlikle yüzleşemezsiniz.
Yandaş mahkeme bir süre sonra gerekçeli kararları açıklamak zorunda, hep birlikte güleceğimizden eminim.
Xenix,
Daha once de konuyu bilmedigimi soylemistim. Demek hic bir sucu olmayan masum bir sivil memuru sabahsiz selamsiz mahkum ettiler. Gorelim bakalim su gerekceli karar aciklansin da…
Kimbilir, belki yargi Fatih Sultan Mehmet’e ozenmistir. Olay soyle:
Bellini bir tablo yapmaktadir, savasan insanlar ve yerde bir insan kellesi. Fatih elestirir, “kelle olmamis” Bellini yanitlar, “efendim kelle oyle durur”
Bunun uzerine Fatih adamlarina emreder: “tiz bir heruf getirin”
Disardan gecen birini yaka paca getirirler. Fatih emreder: “Urun boynunu” Adamin boynunu vururlar, kellesi yuvarlanir.
Fatih muzaffer bir edayla Bellini’ye doner: “Gordun mu kelle nasil dururmus? Ben hakliyim”
Masum bir sivil memuru 16 yil mahkum etmek, hele hele bunca polemik yapilan bi durusmada, iletisimin bunca gelistigi bir dunyada ve tum dunyanin gozlerinin icine baka baka, hic te kolay olmamali.
Ama siz yargilamis ve beraat ettirmisiniz bile.
Bilmiyorum ama dusunceniz bana pek inandirici gelmedi. Isterseniz bekleyelim.
benim,”12 eylül kemalist cuntanin yargilanabilmesi icin “yetmez ama evet” kampanyasina katilan benim….” ifademe karsilik xenix,
23/09/2011´de yazdigi cevabinda;
“….Evet sensin ebubekir.
Ne oldu?
12 Eylül cuntacıları yargılandı mı?
Kandırılan kim?.
Beyni yıkanan kim?
Biz biliyorduk halbuki yargılanmayacağını.
Söylemiştik, onların amacı farklı.
Yasa geçirmek için 12 Eylülü falan ortaya atıyorlar o işten hiç bir şey çıkmayacak bak gör diye.
Aldılar oylarını 12 Eylül mağdurlarının, bak sen de onlardansın….”
xenix,”siyasetten anlamam” diyordu ve “ezber bozan” kadro onu hakli cikardi:) balyoz kararini anlamalarini beklemek……
neyse..
veee..
cuntacilar yargilandi/yargilaniyorlar..
slm.
KardanAdam, Hrant Dink davasında örgüt yok dendi ve mahkeme bir sanığı yargılamayı unuttu…
Hem de iletişimin bunca geliştiği dünyada ve tüm dünyanın gözlerinin içine baka baka.
(Ee ebubekir haksız mı çıktım, darbeyi yapanlar hala yargılanmadı ama darbeyi yapmayanlar yargılandı. Yahu sizin adalet anlayışınız da mı bir tuhaflık oluştu? Suçlu kimse cezasını çeksin diyorum. Ama siz öyle demiyorsunuz gibi geliyor, askeriye ile uzaktan yakından ilgisi bulunan herkes ceza alsın istiyorsunuz gibi görüyorum. Yanılıyorsam yanılıyorsun deyin.)
Kardan Adam yazmis;
“…Masum bir sivil memuru 16 yil mahkum etmek,
hele hele bunca polemik yapilan bi durusmada,
iletisimin bunca gelistigi bir dunyada ve tum dunyanin gozlerinin icine baka baka,
hic te kolay olmamali.
Ama siz yargilamis ve beraat ettirmisiniz bile….”
enfes bir tespit kalemine saglik ancak bu gidisle seni dinci (alaturka/kemalist/ateist aforizma) ilan ederler:)
slm.
xenix,elbette yaniliyorsun..
12 eylül davasina chp dahil yüzlerce müdahil var bunlar dostlar alisverisde görsün diyemi orda ?
sen siyaset yerine felsefe yap ki molla sansinlar:)
slm.
Sivil bayan daktilo memuru hangi ordusuyla darbe yapacakmış ? Hangi birliklere komuta edecekmiş ?
Mahkeme açıklarsa sevineceğiz.
Hangi konuda? (Molla olmak gibi bir hevesim yok ama benim yazdığımı anladığına dair derin şüphelerim var.)
Halbuse kardanadam (marksist/ateist/materyalist) ebubekir. Sen ne diyeceksin şimdi bu işe?
Ergenekon davasında tanık olarak dinlenen gazeteci Aslı Aydıntaşbaş “Ergenekon Analiz ve Yeniden Yapılanma” belgesini Doğu Perinçek’e kendisinin verdiğini açıkladı. Savcılar, Ergenekon davasının temel belgelerinden olan bu belgeyi Doğu Perinçek’in örgüt yöneticliğinin kanıtı olarak değerlendiyor. Ancak Aydıntaşbaş’ın ifadesiyle Doğu Perinçek’in Ergenekonun yöneticisi olduğu iddiası çürümüş oldu.
“Ergenekon Analiz ve Yeniden Yapılanma” belgesini Doğu Perinçek’e ben verdim.” Bu sözler Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında tanık olarak dinlenen gazeteci Aslı Aydıntaşbaş’a ait.
Aydıntaşbaş, İşçi Partisi’ndeki aramalarda bulunan “Ergenekon Analiz ve Yeniden Yapılanma” belgesini 2006 yılında Doğu Perinçek’e kendisinin verdiğini açıkladı.
Savcılar bu belgeyi Doğu Perinçek’in yazdığını iddia ediyor ve buna dayanarak Perinçek’in Ergenekon yöneticisi olduğunu ileri sürüyor. Aydıntaşbaş’ın ifadesiyle Ergenekon’un yöneticisi olduğu iddia edilen Doğu Perinçek’in, örgütün en temel belgesini ilk kez bir gazeteciden aldığı ortaya çıktı. Böylece Doğu Perinçek’in Ergenekonun yöneticisi olduğu iddiası çürümüş oldu.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in talebi üzerine tanık olarak dinlenen Aslı Aydıntaşbaş, Sabah Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi olduğu dönemde “Ergenekon Analiz ve Yeniden Yapılanma” belgesinin zarf içinde kendisine gönderildiğini, belgeyle ilgili kendisinin Perinçek’le röportaj yaptığını anlattı.
Aslı Aydıntaşbaş röportajı 1 Haziran 2006 tarihinde Sabah Gazetesi’ndeki “Doğu Perinçek ne diyor?” başlıklı köşe yazısında yazdığını kaydetti.
“Danıştay cinayetinden sonra Ergenekon her yerde tartışılıyordu. Ergenekon Analiz ve Yeniden Yapılanma belgesi zarf içinde bana gönderildi. Bu belgeyi Doğu Perinçek’in yazdığı söyleniyordu. Perinçek ile konuşmanın iyi bir gazetecilik olduğunu düşündüm. Perinçek’e belgeyi incelemesi için verdim. 1 kaç dakika inceledikten sonra bu belgeyi kendisinin yazmadığını ve belgede istihbarat dilinin kullanıldığını söyledi.”
Belge üzerindeki rakamların ve ünlem işaretinin kendisinde ait olduğunu söyleyen Aslı Aydıntaşbaş’la savcı Mehmet Ali Pekgüzel arasında ilginç diyaloglar yaşandı.
Savcı: O belgeyi nereden buldunuz?
Aydıntaşbaş: Zarfla bana geldi. Zarfta herhangi bir isim yoktu.
Savcı: Yazıyı işaretlediniz mi?
Aydıntaşbaş:Ünlem işaretleri bana ait.
Savcı: Sağ üstte “ERGENEKON” yazısı size mi ait?
Aydıntaşbaş: Ergenekon yazısı bana ait
Savcı: Doğu Perinçek’in el yazısına benzettim.
Aydıntaşbaş: Hayır, benim yazım.
Doğu Perinçek savunmasında bu iddiayı çürütmüştü. Belgenin Doğu Perinçek tarafından yazıldığı ifadesi davanın başlamasında temel oluşturan Tuncay Güney’in mülakatında da yer almıyor.
Bugün bir çok liberal ve sosyalist yetmez ama evetçi, referandum için kandırıldığını düşünüyor. Buyrun Mehmet Altan.
Xenix
Bizim derin devletimiz dunyanin en deneyimli, en eski derin devletidir. Yenicerilerin yemeklerine mushil katip onlari savunmasiz birakmak, sehir plani uygulayabilmek icin unlu Aksaray yanginini cikarmak, on yil sonra Kumkapi’dan Tahtakale’ye kadar unlu “Buyuk Yangini” cikarmak, azinlik katliamlari, baska dinden olan Turkleri sinir disi edip Turkiye’yi Musluman bir ulke haline getirmek hep onun isidir. Lutfen kucumsemeyin.
Duyarliligini anlamaktan aciz degilim. Dink davasinda tamamen sana katiliyorum. Neden boyle oldu kimse doyurucu bir yanit veremez. Kanimca iktidar olmak dunyanin en deneyimli, en eski derin devletini tum uzantilariyla cozmeye yetmiyor. Bazan taviz vermek te gerekiyor. Inaniyorum ki bunlar taktik amacli gecici tavizlerdir ve Dink davasi tum boyutlariyla ilerde (demokrasi yolunda ilerledikce) yeniden ele alinacaktir. Unutmayin ki isimleri bile bilinemeyen 150 tetikci hala aramizda dolasabiliyor.
TC tarihinde bir ilk yasandi ve katiller yakalanip mahkemeye cikarildi. Bugune kadar bunu kim basarabilmisti? Bir perde acildi ve herkes nelerin olup bittigi gormeye, tartismaya basladi. Neden bu perdeyi ortelim? Neden engel olalim?
Eger bunu basaracak baska bir merci varsa bildirin, onu destekleyim. CHP mi? MHP mi? Ordu mu? Kim?
Ben sabit fikirli biri degilim, kim dogruysa onu desteklerim, yanildigim anda da birakirim.
Dink davası olunca derin devlet, beceriksizlik, adaletsizlik ve milyonların gözüne baka baka yapılan hatalar ama nedense dava balyoz davası olunca bir anda dikkatli, adaletli ve olması gereken devlet oluveriyor.
Bende müphem şüpheler var iki davaya da. Sanırım tek fark, iki davaya da duygularımla değil mantığımla bakmam.
Biliyorum öyle olmadığını o yüzden tartışıyoruz ya. Bana sorarsan bunu başarabilecek merci yok. Bütün toprakları -içindeki halkıyla birlikte- birilerine satarsak anca düzelir. Belki japonlar belki ABD.
Bu mu Adil Yargılama
“İstanbul ilinde bulunan ecza depoları”. Dijital veride bu depolara ilişkin bilgi var. Balyoz iddianamesinde depoların isimleri sayılıyor. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü mahkemeye bildiriyor:
“Şu şu depolar 2002-2003’te faaliyette değil”.
*
Darbe olursa, şu şu kişi göz altına alınacak. Valilik yazı yazıyor mahkemeye:
“O kişiler o tarihte söylenilen görevde değil”.
“TCG Alanya gemisinde 2003’te şu toplantılar yapılmıştır”.
2003’te o gemide toplantı imkansız, çünkü o gemi 2003’te yok, 2005’te inşa edilip, Deniz Kuvvetlerine katılıyor.
Bir başka dijital veriye göre, HAVELSAN’da (Hava Savunma Sanayi) çalışan 357 kişi listeye alınıyor. HAVELSAN bildiriyor:
“Adı geçen listede yer alan 117 kişi 2002-2003 yıllarında HAVELSAN’da çalışmadı”.
xenix yazdi;”..Halbuse kardanadam (marksist/ateist/materyalist) ebubekir. Sen ne diyeceksin şimdi bu işe?….”
aslinda cevabini kardan adam verdi söyle ki;”..Eger bunu basaracak baska bir merci varsa bildirin, onu destekleyim. CHP mi? MHP mi? Ordu mu? Kim? Ben sabit fikirli biri degilim, kim dogruysa onu desteklerim, yanildigim anda da birakirim….”
farzet ki ben yazdim..
peki sevgili xenix,”Sen ne diyeceksin şimdi bu işe” ?
🙂
slm.
Ben ne diyecem ebubekir. Sende zaten ateistlik, materyalistlik var biliyorsun. Ticari kaygılar ve çevresel faktörler* yüzünden müslüman olduğunu tahmin ediyorum diyebilirim ancak.
(bunun dışında kardanadama cevabını verdim zaten aynı cevap sana da gelsin o zaman.)
Xenix
Eger evini yikip yeni bir ev yapacaksan yeni malzeme kullanman gerekir. Eski tuglalari kullanamazsin. Ama organik yapida (vucudumuzda) yara acildigi zaman vucudumuz mevcut malzemeyle onarir. Insan topluluklari da ayni sekilde yenilenir. Yeni bir sosyal yapi olusturacaksan eski malzemeleri kullanman sarttir. Disardan insan ithal etmeyecegiz. Hal boyle olunca da ister ABD gelsin ister Japonlar, degisen bir sey olmaz. Ne yapacaksak kendi gucumuzle yapacagiz.
Bugun geldigimiz noktayi kucumsemeyin. 10 yil once bunlar soylenseydi herkes deli gozuyle bakardi. Ama ploitika boyle bir sey iste, kozlarini koyarsin ve oynarsin. Eger gucun yeterse kimseye taviz vermezsin. Derin sularda hangi pazaliklarin yapildigini vee hangi savci ve hakimlerin derin devletten yana oldugunu bilemeyiz. Aralarinda provokatif kararlar veren de vardir belki, bilemeyiz. Demokrasi gelistikce derin yapilanmaya verilen tavizler de azalacak ve hatta sifirlanacaktir. Bu bir surec meselesi.
AKP nin bir suru hatasi, yanlisi vardir ama dogrularini ve iyi niyetini de goz ardi edemeyiz. Karsiya gecip elestirmek kolaya kacmak olur. Neden kimse elini tasin altina sokmak istemiyor. Siz olsaniz nasil yapardiniz? Unutmayin, derin devlet yalnizca kurumsal bir yapilanma degildir, bir suru ekonomik baglantilari ve kurumlari da vardir, ve bu paranin gucu hic ummadiginiz bir yerden sizi vurabilir.
AKP’nin doğruları ve iyi niyeti de mi vardı? Tuhaf, ben hiç farketmedim. Vatandaşın sırtına zamları yüklerken, 200 milyon dolara aldığı yedinci uçağına, 200 milyon dolarlık konfor masrafı eklemesi mi? Ya da Atatürk Orman Çiftliğine yaptıracağı 300 milyon dolarlık saray mı? Deniz feneri olayına gösterdiği iyi niyeti kastediyorsun belki de.
Karşıdan geçip eleştirmek de kolay değil. Hapishaneler artık hırsız ve katillerle değil, hükümeti eleştirenle dolup taşıyor.
yazdi;”…Bana sorarsan bunu başarabilecek merci yok….”
*ateist nesin´in beyani ortada,”türklerin yüzde altmisi aptal”..
yazdi;”…Bütün toprakları -içindeki halkıyla birlikte- birilerine satarsak anca düzelir…..”
*uluslaci kürt,marksist ve ateist pkk´nin istedigi de bu..
tencere yuvarlanmis kapagini bulmus:)
slm.
Terörist sıfatını koymayı mı unuttun, terörist değil mi diyorsun? Yoksa senin de mi dilin sürçtü? Bu dil sürçmesi artık alışkanlık olmaya başladı. Tepki gelirse dil sürçmesi, tepki gelmezse aynen devam.
Yoksa Aziz Nesin de mi teröristti Ebubekir? Bugüne kadar kaç kişiyi öldürdüğünü de söyleyiver. Yetişkinler şöyle dursun, kaç bebeği katlettiğini?
pkk nin amacı mı toprakları satmakmış?
marksist/ateist pkk´nin topragimi var satsin ama xenix´in satma önerisine sahip cikarlar nitekim silahla alamiyacaklarina göre kankalarindan para bulurlar:)
slm.
antikemalist pkk ile oslo görüşmeleri yapan akp aynı çöplükten beslenir. ebubekir de o çöplüğü iyi bilir.
Kamer Genç iyi demiş, “Bu kadar şehit varken bu AKP’liler niye çıkıp diyor ki Abdullah Öcalan ile anlaşalım. Bir de gidip ellerini öpsünler bari. Getirsinler Abdullah Öcalan’ı, Tayyip Erdoğan kendisine bir devlet bakanı veya terörden sorumlu devlet bakanı olarak atasın”
)kapa parantez
Tuzla,
Zamlari AKP icadetmedi. CHP li kurmaylarin kurdugu Alpullu seker fabrikasi sekeri 115 kurusa satarsa kar edebiliyordu. Oysa ithal seker 37 kurusa bakkallarda satilmaktaydi. Hemen ithal sekerin fiati 115 kurusa cikarildi. Buna benzer binlerce ornek verebiliriz.
Ithal izinleri tekel olarak taraftar tuccara verilmekte ve buyuk vurgunlara neden olmaktaydi. 1954 yilinda aldigimiz Henshel kamyonun maliyeti 40.000 liraydi. Iki yil sonra lastik alacagimizda 4 lastik icin de 40.000 lira odemistik. Oysa ayni lastik Almanya’da 600 liraya satilmaktaydi. Aradaki fark kime gitti? Cok sukur bugun boyle dolandiricilik kalmadi, gider kesene en uygun olanini alirsin.
Luks harcamalara gelince…
O da yeni degil. Cumhuriyet yeni kuruldugunda, yedi duvele borcluyken aldigimiz Savarona yati icin o donemde fahis bir bedel odenmisti. Amerikali zengin dul bayan Rona, Almanya’da yapilan bu yata mitolojik Sava kusu ile kendi adinin birlesmesinden olusan bir isim vermisti. Ama ithal vergisinin yuksekligi karsisinda yati Amerikaya getirmekten vazgecmis ve satisa cikarmisti. Satis anlasmasina gore yatin ismi aynen korunacakti.
Ayrica bahsettiginiz yuzlerce milyon dolarlik konfor masraflari hakkinda fazla abartili diye dusunuyorum, tabii gercekten varsa oyle masraflar. Deniz feneri olayi basit bir dolandiricilik olayidir, hukumetle dogrudan ilgisi oldugunu sanmam.
Eger bugunu eskiyle kiyaslarsaniz cok daha temiz ve saydam oldugunu gorursunuz. Tabii niyetiniz bagciyi dovmek degilse…
Neden? Normal ülkelerde diplomaları komutanlar mı veriyor? Bana vermediler valla.
Bunun show amacıyla yapıldığını anlamayacak kadar sivri zekalı mısın cidden?
Kardan adam yazmış:
“Demokrasi gelistikce derin yapilanmaya verilen tavizler de azalacak ve hatta sifirlanacaktir.”
Bi miktar modernizm iyidir de, modernizm adı altında “derin devlet çözülecektir” söylemleri İDEALİST söylemlerdir. Tekrar ediyorum İDEALİST söylemler. Diğer bir değişle, bağıra bağıra bir vaatte bulunmadığı takdirde, varlık sebebi sona erecek olan söylemlerdir.
Ve yukarıdaki gibi Kardanadam’ın kurduğu neden-sonuç ilişkileri (sosyal bilimlerde ve ya pozitif bilimlerde farketmez) belirli olgulara dayanmak zorundadır. Ancak “olgu” bizzat medya ve popüler kültür tarafından çarpıtıldığı için söz konusu neden-sonuç ilişkileri de klişe olmaya mahkumdur. Sözde 11 Eylül saldırılarından sonra amerikan medyasınn “The War against terrorism” de buna örnek olarak medya destekli bir olgu çarpıtılmasıdır.
4ever,
Derin devlet yapilanmasi dunyanin her yerinde vardir ve olacaktir da. Ama her yerde halkin iradesiyle secilmis iktidarin emrindedir. Bizdeki gibi kendi basina buyruk, devlet icinde devlet degildir.
Bu kisacik yazismalarda bunca detaya girmemize olanak olmadigindan ve dahi her cumlede yeniden tanimlama yapmayi gereksiz gordugumden derin devlet derken neyi kastettigimi anladiginizi umuyordum
Kardanadam
AKP 15-20 önceden kalan 20-50 liranın altındaki borçlar için, faiziyle birlikte ödenmesi için haciz yazıları göndermeye başladı. Şimdilik bilinen rakam, 800 000 kişi kadar. Üstelik borç miktarı da belirtilmemiş. Herhalde maliyeciler bakacaklar adama, bundan bu kadar sağabiliriz diye bir miktar belirleyecekler. Vatandaş sağmal inek ya.
Bunu da aklamak için CHP dönemi ait bir örneğin vardır muhakkak. Eskiden her ne yapıldıysa, bugünkü yapılanları haklı çıkarıyor öyle mi?
Deniz feneri sadece basit bir dolandırıcılık öyle mi? Biraz daha araştır.
Edit; AKP 15-20 önceden sözünün doğrusu 15-20 yıl önceden’dir.
sangre,normal ülkelerden bahsediyorsun bende anormallikten normale dönüs var diyorum yani dün sadece türban takmayanlara diploma veren komutan bugün bu ayrimi yapmiyor bu demektir ki normallesme yolunda mesafe almaktayiz..
bir cok seyin degistigi gibi komutanlarin diploma verme isi de tarih olacak bunu öngörmek icin sivri zekali degil akilli olmak yeterli:)
slm.
herşeyi özelleştirme diye yok pahasına satarlar,
kendilerine 6 özel uçak yetmez, yedinci uçağı alırlar.
güle güle kullansınlar,
binmek nasip olmaz inşallah!
Erdoğan,
“BDP’lilerin dokunulmazlıkları kaldırılırsa AK Parti’nin oyları düşer” tezini işleyenlere rest çekti:
Kucaklaşma, öpüşme görüntüleri şehit analarının yüreğinde onulmaz yaralar açtı.
Şehit analarının yürek dağlayan yakarışlarını ben duyuyorum.
Bunları duymazdan gelemem.
Oyumuz azalırmış.
Azalırsa azalsın Türkiye sadece Doğu ve Güneydoğu’dan ibaret değil…..”
dogruya dogru..
yeri geldiginde risk almasini bilecek ve bazi seyleri elinin tersiyle itebileceksin ki kazanasin ezber bozan ile ezber pesinden kosan arasindaki fark:)
slm.
valla su tayyip cok olmaya basladi nitekim buda oldu:)
Basın Cumhuriyet Başsavcısı Kürşat Kayral,
453 kitap, 645 gazete, dergi, broşür ve pankart üzerindeki yasağın kaldırılmasına karar verdi.
Savcı Kayral, kararının gerekçesinde 3. Yargı Paketi’ndeki düşünce ve ifade özgürlüğüne vurgu yaptı.
“Yasaklamaların kaldırılması, toplumda yeni bir beyaz sayfa açacaktır” diyen Başsavcı Kayral, “İfade hürriyetinin birçok farklı hürriyetten oluşan bir bütün olduğunu kimseye anlatamıyorsak kralın çıplak olduğunu bilmemizin bir önemi olmaz” ifadelerini kullandı.
“Marx,
Lenin,
Said-i Nursi,
Nazım Hikmet,
Mahir Çayan ve Aziz Nesin’in de aralarında bulunduğu yazarlara ait 453 kitapla ilgili yasak, 63 yıl sonra kaldırıldı.
Yasağı kaldırılan kitaplar arasında 1961 tarihli Tommiks çizgi romanı da bulunuyor….”
slm.
Aşağıdaki sözlerin sahibini bulunuz;
PKK ile görüşmedik, görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir.
PKK ile biz görüşmedik, devlet görüştü.
Hakan Fidan’ı PKK ile görüşmek üzere Oslo’ya ben yolladım, ne olmuş yani?