Kavga!…
Herkesin bir kavga pratiği vardır…
Kimisi “inceldiği yerden kopsun” der.
Kimisi “öldürtürüm lan kendimi” der.
Kimisi “çoktan çok azdan az gider” der.
Kimisi “ya sen beni öldürürsün ya da ben seni öldürürüm” der.
Bu gruptakiler fiziki, maddi gücü umursamayan, “yeterki onursuz olmasın aşk” makamında “yeterki haklı ve onurlu olsun kavga” diyen cesurlardır denebilir…
Kimisi tuzak kurar, kalleştir.
Kimisi bir başkasını rakibinin üstüne kışkırtır, dedikodu ile ara bozarak rakiplerini birbirine düşürerek kendi çıkarlarını sağlama yoluna gider.
Kimisi hem sataşır hem de kaçar… Yiğitliğin onda dokuzu kaçmak onda biri de hiç görünmemektir bunlara göre… Övündükleri de olur bu tavırlalrıyla ama arasıra yakalandıkları da olur, bu kez şöyle devam eder tavır: “Bokunu yiyeyim abi, elini ayağını öpeyim!”
Kimisi vardır cahildir ve bu yüzden başına gelecekten habersiz sırnaşır da sırnaşır. Bunların çoğu karakolu göremez. Bazen de üzerine bir “Günaydın” gazetesi örterler ama bir türlü gözlerini açıp da okuyamaz. Helvasına gidersiniz sonra…
Kimisi bilir başına geleceği ama ne yardan geçer ne serden, “Tutmayın beni lan” diye atılır ortalığa. Bu narayı atar atmasına da aşağı tarafta yusuf yusuf eden ve “üçbuçuk atan” bir organı konuşmaktadır: “- Yahu biri beni tutsun tanrı aşkına yoksa sıçacağım şimdi!!” Bu gruptakilerden bazıları gerçekten sıçacak bir delik bahanesiyle kaçacak bir deliğe zor atar kendilerini ve kavga alanından kaçarlar. Bağırdığınla kalırsın ardından…
Daha çok çeşidi vardır belki bu tiplerin. Ancak hiç birisi sanırım, sonuncu tip de dahil olmak üzere, internet kabadayılığının eline su dökemez!
Klavyenin arkasında kimlik yok, kişilik yok, beyin yok, yürek yok, taşak yok, yumruk yok tekme yok, tabanca yok, hançer yok, sık babam sık! Küfürün bini bi para bile değil!…
Sokağın gözünü seveyim, dar alanların ya da, ya da hodri meydanların, “gel lan buraya” diyecek kadar zorun vardır. İnternet ortamından sana meydan okuyan böyle bir “delikanlıyı” bulmaya kalksan, katedilmesi gereken yol uzun. Bir o yola bakıyorsun bir “delikanlıya” bakıyorsun, sonra araya girecek “işlemlere” bakıyorsun, ondan sonra vaz geçiyorsun. O da bunu biliyor ya, kaşarlanarak devam ediyor.
Köroğlu tüfekle vurulmuştur. Bunun üzerine “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu/ Eğri kılıç kında paslanmalıdır” demiştir. İnternet kabadAYIları ise, Köroğlu’nu vuranlara da rahmet okutacak artık…
Yakında internet dünyası yoluyla çıkan tartışma ve çatışmalar sonucunda yeni hastane ve hapsane yolları açılırsa şaşırmayın!
Çünkü dünya internet kadar geniş değildir!…
Forumlarda veya internette düşünce yerine insanla uğraşılırsa köroğlu zamanına dönülür elbette.
İnsanların genelinde olan bir dürtü var. Uzlaşma isteği. Ya ikna edecek ya da düşman belleyecek. Halbuki uzlaşma zorunluluğumuz olmadığını kabul ederseniz gereksiz kavgaların çoğu bitecektir.
Kavgalar enerjimizi, yaratıcılığımızı gereksiz yere tüketiyor. Biz fikrimizi söyleyelim, yorumumuzu yapalım, gerekiyorsa lafımızı ve taşımızı da atalım ama sonra da bitirelim. Ben de obsessif özellikleri çok fazla olan belki de tedaviye ihtiyacı olan biriyim bu konularda. Kafayı taktım mı birine her cephede savaş açıyorum ona.
Çok yanlış, xenix beni de bu gibi durumlarda uyandır (uyar demedim) lütfen:)) Hatta sen yokken Mor ikaz etsin beni, o da çok soğukkanlı.