Nitelik Nedir?

Nitelik nedir tam olarak? Hepimizin bildiği, hissettiği ama bir türlü tanımlayamadığı bir özellik. Yoksa özellik de değil mi? Soyut bir kavram. Hepimizin kendimizce tanım yapmaya çalıştığımız ama tanımladığımız an onu sınırladığımız ve nitelikli bir tanımlama yapamadığımız nitelik hakkında.

Ne olduğunu biliyorum. Ne olduğunu görüyorum ama tanımlayamıyorum. Yardımlarınızı bekliyorum. Nitelik nedir?

101 yorum “Nitelik Nedir?”

  1. Dünya olup bitmiş şeylerden meydana gelmiş değildir, bilakis şeylerin sürekli değişme halinde bulunduğu, ortaya çıktığı ve kaybolduğu süreçlerin toplamıdır.Lakin bu durum nesnelerin belirli bir form içine bulunmadıkları veya mutlak bir istikrarsızlık halinde bulundukları anlamına gelmez.

    İşte nitelik; nesne ve fenomenlere değişkenlik içinde istikrar kazandıran, aynı zamanda aralarındaki farklılığı meydana getiren ve dünyaya sınırsız çeşitliliğini veren belirlenmişliklerin bir toplamıdır. Bu sayede bir nesnenin başka bir nesne olarak değil, fakat o nesne olarak başka nesnelerden ayrılmasını sağlar.

    Şunu da söylemeden olmaz: Bir şeyin niteliği, o şeyin ayrı ayrı özelliklerinden hiçbirine indirgenemez.

  2. Bir şeyi o şey yapan, ve o şey olarak diğer şeylerden ayrılmasına olanak tanıyan belirlenmişliklerin toplamıdır nitelik.

    Yani evrenin sonsuz çeşitliliğiyle bağımlı bir fonkisyonun parçası gibi düşünülebilir. (zaten bu yüzden, niceliksel değişimler kadar niteliksel değişimler de izafidirler. Bir değişme bazı özellikler yönünden niteliksel, başka özellikler yönündense niceliksel olabilir vs.)

    Ne kadar farklıysa kısmı, zaten nesnenin belirlenmişliğini belirginleştirir. Dolayısıyla farklılık arttıkça belirlenmişlikler toplamı da artar. (daha nitelikli demekten ziyade: belirlenmişlikler toplamı daha belirgenleşir denilebilir)

  3. Bu tanım bana çok doğru gelmedi gamaro. Rahatsız eden bir kısmı var hatta. Nitelikten ziyade başka bişeyin tanımı gibi.

    En basit örneğinden elimizdeki tersinim teorisi senin tanıma göre epey “diğer şeylerden ayrılmasına olanak tanıyan belirlenmişliklerle” dolu.

    xenix: Takiplerim

  4. Tanımı mı beğenmedin?

    Niyekine, benim hakikatim de bu:))

    He he:)

    Yok yok, yazarım bi ara. Şimdilik kısaca bişeyler söylemem gerekirse ama, tersinimi tersinim yapan şey de onun gerçeklikle ilişkisinin bozuk belirlenmişlikleri toplamı. Bu anlamda gerçek bir nesne ve fenomenden farklı. (hani benzetmek gerekirse; psikolojik deli gibi bişi:))

  5. xenix,
    nitelik sözcüğünün “olumlu” anlamı yüklendiği tümceler vardır. Örneğin herhangi bir insanı olumlamak için “nitelikli insan” ta(nı)mlaması yapılır… Ama “nitelik” sözcüğü olumlu olmayan özellikler için de kullanılabilir. Aynı yanılsama “karakter” sözcüğünün kullanımında da yaşanır. Kötü bir insan için “karaktersiz” denir, “kişiliksiz” denir. Oysa en kötü insanın bile bir karakteri; kişiliği vardır. Sen burada, “tersinim” safsatasının da, onu diğerlerinden ayıran özellikleri olduğunu söyleyip, onun nitelikli (olumlu) olamayacağını söylemek istiyorsun, yada boş kaldın gamaro’yu kızdırmaya çalışıyorsun:)

    “tersinim” de bir nitelik sahibidir! Ama bana-sana göre kötü bir niteliği vardır…

    “Bir şeyi o şey yapan, ve o şey olarak diğer şeylerden ayrılmasına olanak tanıyan belirlenmişliklerin toplamıdır nitelik.”

    Niteliğin tanımı için bundan öte söylenecek söz yok gibi…

  6. Gündelik konuşmada kullanılan “daha nitelikli” terimi, bir ihtiyaç ve pratik içinde bu ihtiyacın çözümüne eşlik eden nesnenin, o nesneyi o nesne yapan şey olarak değil de, o şeyin diğer şeylerle etkileşimi bünyesinde öne çıkan ve “daha az genel” olan kimi özelliklerinden birini vurgulamak için kullanılır.

    Kömürü kömür yapan nedir misal?

    Bununla birlikte, ucuz kömür de kömürdür aynı zamanda.

    Peki ya nitelikli kömür nedir o halde?

    Gibi..

    Heee.. James amcaya sorarsan ama, o başka:)

  7. Hah bak daha iyi olmaya başladı yorumlar. Yoksa sözlük anlamını ben de biliyorum. Ama sözlükteki “nitelik” dar anlamda sayısal olmayan özelliklerini kastediyor.

    Bir kitabı nitelikli kılan nedir mesela?

    (Yoksa her kitap kendine özgüdür, kendine has kelime dizimleri ve özellikleri vardır. Sonsuz.us dayız)

    xenix: Takiplerim

  8. “Bir kitabı nitelikli kılan nedir mesela?”

    Teorik anlamda yanlış soru. Çünkü “bir kitap” tanımlamasını yaptığın andan itibaren o kesinkes bir nitelik sahibidir…

    Bu soruyu gündelik dilde sorabilirsin. Ya da bilmem ne zaman sonra “nitelik” sözcüğünün “olumluyu pekiştirme” anlamı gelişir ve bu anlamı taşımak bu sözcüğün “görevleri” arasına girerse, bu soru o zaman doğru olur…

  9. Nitelik, subjektif yargılarımız ile maddeden algıladığımız nicel değerinin değer spektrumundaki yerini belirleme işleminin ardından kafamızda o maddeyle ilgili oluşan fikirdir. Vay be ne yazdım yau!

  10. Sanırım xenix şunu sorguluyor.

    Bir kum yığını, kaç kum tanesinden sonra kum yığını olma niteliğini kazanır?

    Veya “damlaya damlaya göl olur” sözündeki göl, kaç su damlasından sonra “göldür”?

    Veya benim sanatın kriteri başlığında sorduğum gibi. Bir resmi, bir müziği nitelikli yapan nedir?

  11. Insan iliskilerinde Siniflandirmalar cikar iliskilerinden kaynaklanir, bu toplumlara da yansir, nitelik te cikarin ve cikarciligin insanlara bir oyunudur.. Ornegin birileri nitelikli insan ariyoruz diye piyasaya cikar, kendince kriter belirler buna nitelik der veya bir mal uretir baska mallarla karsilastirir benimki daha netelkikli der oysaki o nitelikler zaman icerisinde ortadan kaybolacaktir…. Dogada nitelikten bahsedemezsiniz mesela, sizi dinlemez.. Cunku doga siniflandirma yapmaz bunun icin ozellik aramaz.. Kalite ve nitelik bir kandirmaca diye dusunuyorum..

  12. Önemli olan nitelikli kuran’a ulaşmak, gerisi boş:))

  13. Aslında sonsuz, niceliğin niteliğe nasıl ve ne zaman dönüştüğü değil sorguladığım. Değerler sistemimizi sorguluyorum.

    xenix: Takiplerim

  14. Sen değer’i soruyorsun o zaman.

  15. DEĞİŞİMDEKİ İLERLEYİŞİN İNCELENMESİ
    1- NİTELİK – NİCELİK
    Bir sistem içindeki nitelik-nicelik adını verdiğimiz ilişki ise aynı süreç içerisindeki zamansal olarak iki uğrak arasındaki ilişkidir
    SÜREÇ(UĞRAKLARI) 1-sürecin hazırlığı 2-geliştiği(ve gerilediği) 3-sürecin sonuçları

    SÜRECİN DEĞİŞİMİ
    1-süreç niceliksel değişim yaratacak şekilde ilerlerDAHA SONRA
    2-belirli bir noktada sürecin görünümüne ve işleyişine sinen niteliksel bir değişim ortaya çıkar ki bu nokta süreçten sürece farklılık gösterir
    Açıklama: Her ne kadar niteliksel değişim gerçekleştiğinde süreç onu oluşturan temel ilişkiler bakımından aynı kaldıysada artık başka bir şey haline gelmiştir
    Bu niteliksel değişim sürecin aldığı yeni biçimi niteleme de kullanılacak yeni bir kavramla ifade edilir
    Yani basit miktar artışına-azalışına nicel değişim denir
    Bir nitelikten başka bir niteliğe geçişe nitel değişim denir
    Nicel ve nitel değişim arasında bir bağ vardır.Nitel değişimi,nicel değişimlerin zorunlu bir sonucudur
    KLASİK ÖRNEK

    Su ısıkaynar(gaz)
    1-ısının derece derece artması ,suda nicel bir değişim yaratır
    2-ancak belirli bir anda su son 1 artışlık ile niteliksel bir değişime uğrar(kimyasal tabiatı değişmemekle birlikte)

    ÖRNEK 2

    Bir sınavdan geçme notu 60 olsun.59 alırsan kalırsın .Ancak 60 alırsan geçersin .Görüldüğü gibi not 1’er 1’er artmış ancak son 1’lik artış olayın niteliğini değiştirmiştir

    ÖRNEK 3
    Marx’da ifade ettiği gibi para ancak belirli bir miktara ulaştığında sermayeye dönüşür,emek gücünü satın alabilecek ve değer üretebilecek şekilde işler

    ÖRNEK 4
    Engels’in ifade ettiği gibi :keza ,pek çok insanın bir araya gelerek çalışması yeni bir üretken gücün ortaya çıkmasına neden olur ki bu güç:grubu oluşturan bireylerin tek başına sahip olduğu gücün toplamından yalnızca fazla değil aynı zamanda ondan nitelikçede farklıdır

    Marx nicelik- nitelik değişimlerine bakarken , bir gelişim sürecininönceki ve sonraki görünümlerini birlikte mercek altına alır
    Nicelik- nitelik nosyonu asla geleceği tahmin etmenin bir formülü değilsede ,araştırmanın;muhtemel geleceği tahayyül etmemizi zamanda bizim bu tahayyüllerimizi ,geçmişe ve şimdiye ilişkin kavrayışımızla bütünleştirir
    Nicel ve nitel değişme birbirine bağlı bir sistematiğe sahiptir.Tüm bu örneklerden anlaşıldığı gibi nitel değişimi biz bir şıçrama olarak da niteleyebiliriz

  16. Basit.

    Niteliğin ne olduğunu anlamak için dünyadaki bütün her şeydeki niteliği kaldırın hayalinizde.Ve şimdiki dünyadan,hayalinizdeki dünyayı çıkarma işlemi yapın.sonuç size niteliği verecektir.

  17. Bundan tam 35 yıl önce ilk kez tanıştım Baba Diyalektiğin kavramlarıyla. Tez, anti-tez, sentez, nicel birikim, nitel sıçrama falan. “Nitelik”in “kalite”nin karşılığı olduğunu öğrendik ama diğerlerini yeni duyuyorduk daha.

    Aslında bunlar bir bütündür. Parçalara ayırıp öğrenmek hayli zordur! Hep eksik kalan bir şeyler olur.
    O nedenle diyalektiğin alfabesiyle girelim işe…

    “…
     “Zaman ve mekân boyutları içerisinde evrim ve devrimin zincirleme gidişine diyalektik” diyoruz. Bunu da açalım bir parça:
    Zaman ve Mekân Boyutları:
    Varlıkların dört boyutu (en, boy, yükseklik ve zaman) ancak ayaklarımızı yere basarken anlamlıdır. Yani mekân boyutu olmadığında hiçbir şey ifade etmezler. Olayların dünü, bugünü, yarını ve yeri onları açıklarken kullanacağımız araçların ilkidir. (Zaman boyutu)
    Evrim ve Devrim Aşamaları
    … önce ZITLIKLAR vardır:
    TEZ ve ANTİTEZ
    … bir araya gelirler/çarpışırlar:
    TEZ + ANTİTEZ = SENTEZ.
    Sentez kendini inkâr eder:
    SENTEZ <=> TEZ2’ye dönüşür,
    Tez2 derlenerek yeterli nicel birikimi sağlar. Nicel birikim (evrim) aynı koşullarda, aynı aşamaları geçiren olayların/maddelerin bir araya gelmesiyle olur. Bir başka deyişle “evrim-devrim iç içe”dir.
    Aynı işlemler anti-tez cephesinde de gerçekleşir.
    Yine bir araya gelirler/çarpışırlar ve nitel sıçramayla:
    TEZ2 + ANTİTEZ2 = SENTEZ2’yi yaratır. (İnkârın inkârı).
    Ve bu böyle sürüp gider.
    Doğadan bir örnekle konuyu açmaya çalışalım:
    – Çocuğun oluşması için tek başına dişi ya da erkek yeterli değildir. İkisinin cinsel birleşmesi, kadında bulunan yumurta hücresinin döllenmesi gereklidir… (ZITLARIN BİRLİKTELİĞİ)
    – Döllenen yumurta hücresi kendini inkâr etmiş yumurta hücresidir. Ancak süreç durmaz ve önce ikiye sonra dörde vb.. parçalanarak çoğalan bir hücre olur… (İNKÂRIN İNKÂRI)
    – Bu sayıca artış yeterli doygunluğa ulaşana dek sürer. (NİCEL BİRİKİM)
    – Çeşitli basamaklara ayrılmış nitelik değişimleriyle birbirine benzeyen hücrelerden organlar oluşur. (NİTEL SIÇRAMA)
    Sonuncu nitelik sıçraması bebeğin önceki ortamını inkâr ederek dünyaya gelmesiyle tamamlanır.
    Önceki ortamındaki gelişim aşamaları EVRİM’i oluşturur. Doğum olayı ise BÜYÜK DEVRİM’dir.
    Evrim, gerekli süre geçmeden devrime varamaz. Ama evrimin ardından devrim gelmezse bütün gelişim boşa gider. Zamanından çok geç ya da çok erken doğan çocuk ölü doğar. Aynı biçimde dışarıdan müdahaleler de çocuğun ölü ya da sakat doğmasına neden olabilir.”

    Burada şu ayrıntı vardır: Örneğin 10, 9’a göre NİTELdir, ancak 100’e göre NİCELdir. Göreceli yani…:)

    Ayrıca;

    Farklı olan her şey de “nitelikli” olmak durumunda değildir. Böyle bir koşul yoktur!

  18. Nitelik netlikten gelir. İllaki netleştirmemiz gerekiyor ki niteleyebilelim. Nitelik her varlığın görüş alanı tanımı ve anlamlandırması, manalandırması, şekillendirmesi,……yani kavramlarının sınırlarında olandır. Sınırladığım her tanım benim nitelendirdiğimdir. Sınırladığın her tanım senin nitelendirdiğindir, sınırladıkları onların nitelendirdikleridir. benim niteliğim senindir senin kide benimdir. değilim….Çünkü ben kendi başıma niteleyemem illaki sen olması gerekir. Bir şeyleri de niteleyebilmem için sen ve o olması gerekir. Beni niteleyenlerce kendi niteliğimin farkına varabilirim. Bende onların niteliklerinin farkındalığıyım. ——– öyle ise nitelik = ben sen o, biz siz onların yarattıkladır.

  19. Açıklanması gereken bir durum var.

    Nitelik dediğimiz şey; gözlemlediğimiz şeyler’in kendilerinde mi vardır?
    Yoksa bu yalnızca gözlemcide bulunan öznel bir şey mi?

  20. Nitelik emek ürünüdür her şeyden önce.

    Örneğin satranç tahtasında, tüm taşların oluşundan ya da doğuşundan sahip oldukları değer nicelik değerdir. Her taş oyuna girdiği ve oyunda tuttuğu yere göre yeni bir değer kazanır, ya da kaybeder. Taşların oyuna girmesiyle elde ettikleri konumdan kaynaklanan değer nitelik değerdir. Bu değerin oluşması ise beyin emeğine dayalıdır.

    Nicelik değerler ölçülebilir değerlerdir. Nitelik değer kesin olarak ölçülemez.
    Bu yüzden “sanatın kantarı yoktur” denir. Yani görecelidir. Kişiye göre değişir. Yere göre değişir. Zamana göre değişir.

    Evet, burada niteliğin değer ile ilişkisini de kurmak gerekir. Değer olmadan nitelik kavramı da oluşmaz. Gamaro bir yerde “sen değeri soruyorsun” demişti. Nitelik değer ile birlikte gözlemlenebilir…

  21. Eğer satranç taşlarını örnek olarak gösterirseniz o zaman gözlemciden bağımsız değerleri vardır. Ve bilimsel olarak ölçülebilir anlamına gelir. Çünkü bir satranç konumundaki taşların gözlemciye göre değil nesnel olarak bir değeri vardır.

  22. “Eğer satranç taşlarını örnek olarak gösterirseniz o zaman gözlemciden bağımsız değerleri vardır.”

    Neymiş onlar?
    Gözlemciden bağımsız asla değeri yoktur! Değer oluşması için kesinlikle bir gözlemciye gereksinim vardır. Yoksa kim neye göre ona değer biçecek? Benden bağımsız değeri olması senden bağımsız da değeri olduğu anlamına gelmez. Değer mutlak biçimde “birisine” göredir…

    Niteliğin emek ürünü olmasına örnek olarak satrancı verdim. Başlangıç konumunda ölçülebilir değerleri olan taşların oynandıktan (emek katıldıktan) sonra yeni değerler kazandığını, yeni değer kazanma olayının emeğe bağlı olduğunu örneklemek istedim. Örneğin başlangıç konumunda 1 puana sahip olan bir piyon, son yataya erişince 3 ile 9 puanlık bir taşa dönüşebilir. Bu ona verilen emek sayesinde olur.

    “İşleyen demir ışıldar”…

  23. Bir bilgisayar programı ölçebilir değerlerini. Yani bilim masasına yatırılabilir o zaman nitelik ve ölçülebilen bir şey haline gelir. Mesela en basitinden Tersinim Teorisi emek ürünüdür. Adam yıllarını vermiştir. Fakat nitelikli bir şey mi? (Değerli, mükemmel, kaliteli vs)

    Veya satrançta çok düşünüp çok emek verip konumu berbat hale getirenler de var. Bunların emeği, nitelik yerine niteliksizliğe dönüşmüştür.

  24. Bilgisayarı kim ölçecek?…
    Ben emeğin olumlu nitelik ürettiğini mi söyledim? Niteliği emeğin ürettiğini söyledim.
    Emek her zaman olumlu bir nitelik üretmez. Ancak her türlü nitelik olumlu ya da olumsuz kesin olarak emek ürünüdür. Negatif(-) ve pozitif(+) değer kavramını düşünürsen, negatif kalite ve pozitif kalite de düşünülebilir. Hatta burada yine kişinin bakışı devreye girer, senin negatif bulduğunu o pozitif bulur. Durduğun ve baktığın yer yön vs. önemlidir…

  25. Niteliğin negatifi de nitelik mi? Veya zıttı da nitelik mi?

    Yani bir şeye niteliksiz derken aslında (-) nitelikli mi deniyor?

    Bilgisayarın nitelik hesaplayabilmesi demek mesela sanat eserlerini de değerlendirebilmesi demektir.

  26. “bir şeye niteliksiz derken” genel olarak o şeyin amaca uygun olmadığı, istenilen amaç doğrultusunda beklentileri karşılamadığı, bazen de o şeyin kötülüğü, kalitesizliği anlamında kullanılır…

    Sözcüklerin yüklendiği ikincil anlamlar vardır. Mecazi anlamlar vardır. İki de bir nitelik sözcüğünün ikincil anlamlarını ileri sürüp niteliği, anlaşılmaz kılmaya çalışıyorsunuz.

    İnsan emeği sarf edilerek oluşturulan her türlü ürünün ham madde hali ile arasındaki fark niteliği oluşturur.

    Evet, bir çocuğun bile olumlu yada olumsuz nitelikler kazanması ona sarf edilen emek sonucu ortaya çıkar. Daha doğar doğmaz hiç bir niteliği yoksaydığımız bebeğin bile o güne değin verilmiş emek nedeniyle belirili bir niteliği vardır. Bunlar “yeni doğan” ölçütleridir örneğin. Buradan da gamaro’nun imlediği, bir şeye göre nitelik olan bir başka şeye göre nicelik olabilir noktasına gelinir ki, ana rahmine yeni düşen spermaya göre yeni doğan bir bebek bir nitelik sahibi olmuşken, bu bebek sanayi çarşısındaki çırağa göre (çırağın çıraklık ölçütlerine göre…) henüz bir nitelik sahibi değildir…

  27. Henüz sorduğum soruya cevap alabildiğimi düşünmüyorum.

    Yani nitelik gözlemciden bağımsız ölçülebilir bir şey midir? Yoksa tamamen subjektif, gözlemcinin o şeye verdiği değer midir?

    Satranç örneğini verdiniz ve gözlemciden bağımsız demek istediniz aslında. Yani A gözlemcisi veya B gözlemcisi arasında bir fark yok. Bunlara konumun niteliksiz gelmesinin de bir önemi yok, çünkü ispatlanabiliyor.

    Nitelik işlevsellik midir ayrıca? Bir yemeğin işlevselliği açlığı gidermektedir. Bunu bütün vitamin, protein, karbon hidrat vs gibi “işlevsel” kısımlarının içinde bulunduğu bir hapla da giderebilirsiniz veya oturup ziyafet de çekebilirsiniz. Aynı işlevsellik fakat farklı nitelikte olacaktır. (Ayrıca hapa daha çok emek harcanmıştır.)

    Daha çok emek harcanan, aynı işlevsellikteki bir şey size daha niteliksiz gelecektir. Çünkü yemeğin zevkini alamadınız. En azından bana daha niteliksiz geldi.

  28. Yani nitelik gözlemciden bağımsız ölçülebilir bir şey midir? Yoksa tamamen subjektif, gözlemcinin o şeye verdiği değer midir?

    Kesin çizgilerle ayıramayız bunu sanırım.

    İkisi de aynı zaman ve yerde söz konusu olabilir ya da tek tek olabilir.

    Yukarıdaki basit sayı örneğinde; 10’u 9’a göre nitelikli yapan özellik basamak sayısıdır. Bu gözlemlediğimiz şey’in kendisindedir. Ama aynı zamanda tüm gözlemciler de bu özelliği kabul eder.

    Örneklerimiz daha karmaşığa doğru gittikçe işimiz zorlaşıyor biraz. Örneğin bir sanat eseri kimine göre nitelikli/kalitelidir, kimine göre “üzerinde konuşmaya bile değmez!”

    Ya da buradaki “satranç taşları”… Gözlemciye/oyuncuya göre nitelikleri/değerleri değiştiği gibi, o/onlar (gözlemci/ler, oyuncu/lar kısaca İNSAN) olmadan hiçbir anlam ifade etmezler!

    Evet, satranç taşlarının uluslar arası kabul edilmiş değerleri vardır ama bu oyuncuya hatta hamleye göre değişir. Öyle olmasaydı oyun, galibiyet, mağlubiyet falan olmazdı.

  29. Satranç tahtasında “başlangıç konumu” dediğimiz henüz hiç bir taşın oynanmadığı konum vardır.

    Taşların bu konumdaki değerleri dünyaca kabul edilmiş değerlerdir.
    Bunlara göre Vezir: 9 puan, kale 5 puan, at 3 puan, fil 3 puan,piyon 1 puan….

    Taşların bu değerleri nereden geliyor ayrı bir konu. Adeta iskambil kağıtlarının briç açısından puanlanışı gibidir durum. Taşların bu değerlere ulaşması da daha önceki süreçlerde nicelik ve nitelik savaşımından geçmiştir. Örneğin vezir ilk zamanlar tıpkı şah gibi her hamlede bir kare ilerleyebiliyormuş. O zamanki değeri 9 puan olmasa gerek… Onlara bu değerlerin atfedilişi de yüzlerce yıllık “oyun emeğinin” sayesinde olmuştur.

    “Başlangıç konumuna” gelelim:
    Bu konumda tüm taşlar doğuşundan ve oluşundan sahip olduğu değerler kadardır. Ancak ilk hamleden sonra gelişen pozisyonlara göre kazandığı ya da kaybettiği değer onun nitelik değeridir…

    Nitelik aslında, her hangi bir şeyde, bizlerin o şey ile ilgili olarak aradığımız özelliklerdir. Bu maddi ya da manevi olabilir. Katı sıvı, gaz halinde olabilir, ses halinde olabilir, renk ya da ışık halinde olabilir.

    Yapmak istediğimiz bir iş için gerekli olan araç ve gereçlerde istenilen “kuvvetler” toplamı da denebilir… Ve bu kuvvetlerin insan emeği ile koordine olmuş durumuna nitelik denir…

    Nitelikle ilgili başka yazmayacağım.
    Bu denli “niteliksiz bir anlayışa” sahip adamlara ne anlatabilirim ki ben!!:))

  30. Sorun her şeyi yazmanızdan kaynaklanıyor zaten. O da olabilir bu da olabilir, hem o’dur, hem bu’dur şeklinde yazınca anlaşılması elbette zor bir hale geliyor.

    Mesela satranç örneğini veriyorsunuz. Bir satranç konumundaki taşların değeri o konuma bakan kişiden bağımsızdır. Yani bakan gözlemcinin bakıç açısı değildir önemli olan. Bir bilgisayar programı bile bir satranç konumundaki taşların konumuna göre değerini hesaplayabilir.

    Oysa örneğin giyim konusunda nitelik nedir? Diyelim ki çok iyi işlenmiş çok emek harcanmış ve insanı daha sıcak tutacak bir çuval ile, estetik bir kazak arasındaki nitelik farkı nereden geliyor. Neden insanlar çuval değil de kazağı giyiyor. Hangi bilgisayar kazağın bir başka kazaktan daha nitelikli olduğunu hesaplayabilir?

    Ama size sorunca öyledir de böyledir de şeklinde hem-hem mantığının resmi temsilcisi gibi cevaplar alıyorum. :))

  31. Quality’i kalite veya nitelik olarak çeviriyoruz. Ama dil yaşıyan bir organizma gibi, sanki sözcükler evrimleşiyor.

    Örneğin Desire’ı biz arzu, istek diye çeviriyoruz. Oysa ingilizce’de ve özellikle psiklojide farklı anlamlar yükleniyor bu iki sözcüğe . Arzu (desire) ve istek (demand).

    Gelelim niteliğe, kimyasal olarak çok basit, kalitatif diyorsunuz ve tümce içinde de kalitatif analiz yapıldı dersiniz olur biter. Yani bir bileşiğin içindeki farklı elementleri bulma analizi, veya nitelik çözümlemesidir. Miktar önemli değil bu durumda.

    Sözcüklerin kullanılışı ve onlara farklı yorumlar ekleme edebiyatta biçem denen olguyu hazırlıyor, günlük yaşam ve felsefi yorumlarda ise sözcükler daha da zenginleşebiliyor.

    Ben konuşma ve yazı dilinde nitelik kelimesini olumlu anlamda bir sıfat olarak kullanıyorum. Bence doğru. Niteliksizin eşdeğer anlamı da bu arada vasıfsız oluyor. Peki en başa dönelim, kaliteli’nin zıddı vasıfsız mı, bence değil. Yani dilde özellikle çeviri sözcüklerde, a=b, b=c olduğu zaman a farklı c olabiliyor.

    Bu yüzden yabancı dilde yazılan bir metni hep o dilde düşünmek lazım. Off zor iş. Pek nitelikli bir açıklama olmadı.

  32. Sayın Sonsuz seninki de ham ham mantığı olsa gerek:)

  33. “Ancak ilk hamleden sonra gelişen pozisyonlara göre kazandığı ya da kaybettiği değer onun nitelik değeridir…”

    E… Ben de onu diyorum ya işte…

    Bazen öyle pozisyonlar oluyor ki piyon vezirden daha değerli olabiliyor. Oyuncunun yaptığı hamlenin yanlışlığı taşa değer kaybettiriyor. Doğruluğu değer kazandırıyor.

    Taşlar kutusunda dururken hiç ama hiç değeri yoktur.:)

    Giyisinin değerini de insanların sosyal konumu belirliyor. Parası olan
    Pierre Cardin’den giyiniyor, olmayan çuval giyiyor. (Bir süre sonra da kıyamet kopuyor tabiî. O ayrı mesele)

  34. Piyonun vezirden daha değerli olduğu konumlar kişiden kişiye göre değişmez, subjektif değildir. Bilimsel bir şekilde ölçülebilir bu değer.

  35. Ama oyunu o hale getiren süreç var. Bir başka deyişle “oyunun evrimi”. Onu gözardı edemeyiz bence.

  36. “Ama oyunu o hale getiren süreç var. Bir başka deyişle “oyunun evrimi”. Onu gözardı edemeyiz bence.”

    Oyunun herhangi bir konumunda taşların değeri veya konumun değerinin oyunu oraya getiren süreçle hiç bir alakası yoktur. Gözardı edilebilir.

  37. Ama her oyun birbirinden farklı değil mi?

    Onu o hale getiren oyuncuların kalitesi!

    Her oyuncu o pozisyona getiremiyor oyunu.

    Asıl “herhangi bir konum“u gözardı etmeliyiz!

    Oyun başlamış, devam ediyor. Bittiğinde de taşların değil oyuncunun kalitesi konuşuluyor!

  38. Anlatamadım sanırım.

    Her hangi bir “satranç pozisyonunu” değerlendirirken o pozisyona kimlerin getirdiğinin bir önemi yoktur. Buna göre değerlendirilmez pozisyonlar.

    Bir satranç pozisyonunda taşların değeri; oyunculardan, oyunun geçmişinden, hangi şartlarda oynandığından vs bağımsızdır, nesneldir. Bu yüzden bilim masasına yatırılabilir.

  39. Bence onun pek önemi yok!

    Her şey değişir. Öncesi ve sonrası vardır!

    Hangi taşın, hangi pozisyonda, kalitesinin ne olduğunu ölçmek yerine oyunun bütününe bakıp oyuncuların kalitesini ölçmek daha önemli!

    Bak yukarıda dedim: “Oyuncunun yaptığı hamlenin yanlışlığı taşa değer kaybettiriyor. Doğruluğu değer kazandırıyor. ”

    Satranç tek pozisyon değil ki… Hayat da öyle…

  40. Herşey değişir ve öncesi ve sonrası vardır, hayat da böyledir bunnara bişi dediğimiz yok da..

    Tespitler konu bağlamında gerkesiz bir yere gidiyor ama.

    E nedir yani, bir üçgenin üstüne yerleştirilmiş çemberi teğet geçen doğruyla o üçgenin en küçük açılı köşesi arasında kalan açıyı hesaplarken napcaz şimdi, problemde sorulan açıya değil de çözene mi bakcaz?

    Çözen ne kadar nitelikliyse açı da o kadar..

    🙂

  41. ”Bir satranç pozisyonunda taşların değeri; oyunculardan, oyunun geçmişinden, hangi şartlarda oynandığından vs bağımsızdır, nesneldir. Bu yüzden bilim masasına yatırılabilir” (Sonsuz)

    Taşların değeri tamam da:
    Ya boş karelerin değeri ne olacak poziyonda, yani herhangi bir taşın etki altına almadığı kareler. Bu kareler de çok nitelikli olabilir.

    Örneğin, size şah çekildiğinde, şahınızın saklanabileceği bir kare.

    Bo satrançlı günler dilerim:-))

  42. Quote of the Day

    The quality of a game lays in how much originality, fighting spirit, beauty the player brings–not technique.

     --- Bronstein 
    

    Satranç oyununun kalitesi (niteliği de diyebiliriz); oyunculardan gelen, orjinallik miktarı, mücadele ruhu ve güzelliktir. Teknik değildir.

  43. Aksiyomatik olarak inşa edilmiş sistemlerle bunun dışındakileri aynı röntgen alanına sokmaya çalışıyorsunuz. Süperpoze oluyorlar:)

  44. Hayır.nitelik nesnel değildir.maddesel bir şey değildir.

  45. xenix’in sorusu öyle bir çırpıda yanıtlanabilecek türden değil arkadaşlar. Nitelik, her şeyin öz’üdür. Nitelik kapsayıcı olandır. İçinde bulunduğumuz kültür sistemi, niteliği tam ortasından vuracak yanıtlar beklese de aslında buna engeldir. Nitelik kavramı bizi taa ahlak kavramına kadar götürür. Ama bu ahlak düzeni de geleneksel anlamı kesinkes içermez.

  46. Evet konu ekseninden kaydı. Tartışma niteliksizleşti:) (burada nitelik sözcüğünün ikincil anlamlarından birini kullandım ama kaçıncıl onu bilmiyorum)

    Şimdi hepinize bir soru soracağım:

    Çam fıstığının koltuk(mobilya) niteliği var mıdır?

  47. Obje , nesne veya Olaydaki nitelikleri sorgulanan element sayisi arttikca , daha nitelikli diyebiliriz , bu daha kaliteli anlamina gelmiyor , niteligin niceligi artiyor , ama aslinda daha komplike bir yapi buyuk olasilikla daha kaliteli olma ihtimaline sahip.Ama bu cumle dogru diyemeyiz.

    Ornek: asik Veyselin calip soyledigi bir ezgiyi , Cemal Resit in senfonisi ile mukayese edersek ne diyecegiz?

  48. Çam ağacından yapılmış bir koltuğa 90-60-90’lık bir fıstık oturursa estetik olarak bir niteliği olur :-))

    Hüseyin Bey, nereden buluyorsun böyle ”zihni sinir” sorularını?

    Sağlıcakla kal.

  49. Sevgili kambur, ben ciddiyim!
    Yoktur çam fıstığının koltuk niteliği. Ama bu nitelik özelliğini içinde barındırır. çam fıstığı diğer adı ile çam tohumu yani, toprağa düşüp fidan olma, ağaç olma, büyüme, tomruk olma, kesilme, kereste olma, biçilme dilme olma, tahta olma aşamalarını geçtikten sonra son ustasının elinde koltuk kaltağına dönüşür. Sonra döşeme ustası devreye girer ve nihayet koltuk niteliği kazanır.

    Bu süreçlerin hepsinde insan emeği vardır!
    Bizim çam fıstığı her aşamada bir başka niteliğe sahiptir.
    Başlangıçta koltuk niteliği yokken, en son aşamada bu niteliğe de sahip olmuştur.

    Tohum niteliğinde iken, bir fidana açısından nicel gelişme sürecindedir.
    Fidan niteliğinde iken bir büyük ağaç bakımından nicel gelişme sürecindedir.
    Ağaç niteliğinde iken bir büyük kereste bakımından nicel gelişme sürecindedir.
    Kereste niteliğinde iken bir tahta ve dilme olma bakımından nicel gelişme sürecindedir.
    Tahta ve dilme niteliğinde iken bir kaltak bakımından nicel gelişme sürecindedir.
    Kaltak niteliğinde iken koltuk bakımından nicel gelişme sürecindedir.

    İki nitelik arası nicel gelişimin tamamlandığı an eski niteliğini kaybedip yeni niteliğine kavuşur. Bu nedenle her hangi bir nitelik bir başka niteliğe göre nicelik sayılabilir işte.

    Tekrar edersek; bunların hepsinde ve her aşamasında dolaylı ya da doğrudan, pasif ya da aktif, insan emeği vardır… Bu yüzden nitelik emekle, emek değerle, değer kalite ile yanyana yürürler. Hepsi birbirine bağlı olarak değerlendirilmelidir. Hepsinin birbiriyle kesişim kümeleri vardır. Ama bu kesişimleri karıştırarak “nitelik” sözcüğünün yerine ikame etmemek gerekir. Ettiysen de “ben yaptım oldu” dememek gerekir.

    Nitelik; bir iş için gerekli olan bir şeyde istenilen yeterlilikler toplamıdır.
    Nitelik sözcüğünün zıddı yoktur. Zıddı yerine “olumsuzluk” eki olam -siz,sız, süz,suz ekleri eklenerek nitelik sözcüğünün ikinci anlamı olan “iyi; kaliteli” anlamına denk düşecek biçimde, “niteliksiz” sözcüğü kullanılmaktadır. Oysa insan emeği ile ortaya çıkan her ürünün iyi ya da kötü mutlak bir niteliği vardır…
    hani “karaktersiz” derken yapılan aşağılamada, kastedilen aşağılanan şahsın da mutlak bir karakteri vardır aslında ama bu karakter kötü karakterdir, istenmeyen karakterdir.

    Türkçede istenmeyen durumları anlatan sözcüklerin karşılığı olmayabiliyor. Bu durumda istenen durumları anlatan sözcüğe olumsuzluk eki ekleyerek durum anlatılmaya çalışılıyor. Niteliksiz sözcüğü de bu eki alarak ikincil anlamlar yüklenmiştir.

    Sanırım çam fıstığının kerrakesi anlaşıldı:)

  50. Kimler ne diyor?

    Hüseyin Aktaş: Nitelik, şeye harcanan emektir.
    Misafir: Nitelik nesneldir, ölçülebilir.
    Deli: Nitelik nesnel değildir, özneldir.
    Nibelunga: Nitelik, şeylerin özüdür.

    sonsuz, gamaro, stalker ve kambur kerim ise henüz tam bir şey söylemeyip soru soranlardan.

    xenix: Takiplerim

  51. Nitelik var olan birşeydir.

    Ölçülebilir, gözlemlenebilir, hissedilir ve yorumlanabilir.

    Örneğin ben IQ ve EQ niteliğini hemen ölçerim. Hem de herhangi bir test’e gerek görmeden.

    Gerçek hayatta bu nitelikleri normalin altında olanları hemen yanımdan uzaklaştırırım. Arkadaşlarım ve değer verdiğim insanlar kesinlikle bu iki nitelik bakımından normal’in biraz üstünde olmalı. En iyisi de şu, ben bulunduğum ortamda en düşük IQ ve EQ’ya sahip olmalıyım, ancak bu şeklilde ilerliyebilirim, inancım budur.

    IQ ve EQ açısından yüksek bir insanla kavga etsem, birbirimizin gözünü bile oysak, bir müddet sonra mutlaka onunla arkadaş olurum, hatta sıkı dost. Ve neden onunla çatıştığımı da dürüst bir şekilde anlatırım.

    O da yüksek IQ ve EQ sahibi olduğu için, empati yapar ve beni anlar.

    İnsan niteliğini sürekli olarak arttırmaya çalışmalı, çok değişik şeylerle ilgilenmeli (sanat, spor, politika, sivil toplum örgütleri vb) buna inanırım. Ama IQ düşükse bu ilerleme olmaz mümkünü yok.

    Sağlıcakla kalın.

  52. Hüseyin Aktaş “emek ürünüdür” diyor. Emektir demiyor yalnızca… Emeksiz nitelik olmaz diyor. Olursa “niteliksiz” olur diyor…

  53. Tamam kabul ettim ben gevelemisim ama herseyi tekrar okudum da. Kendimi biraz daha sorgulayinca sunu gordum:

    Dusunmeyi beceremiyorum bunun uzerine .
    Bir oyle, bir boyle bu ne yahu .. ben havlu atiyorum..

  54. Nitelik bisürü şeyle ilgili olabilir ama emekle ilgisi yoktur.örnek vermek gerekirse yüzlerce kişinin emeği ile yetişmiş GDOlu domates,doğada kendiliğinden yetişmiş bir domatesten daha niteliksizdir.

  55. Deli,
    Nitelik sözcüğünün ikincil ve mecazi anlamlarından olan “değer” ile niteliği karıştırıyorsun… Niteliğin mecazi anlamını, niteliğin yerine koyuyorsun.

    “Değer her şeye değer” demiştim bir zaman.
    Her şeyin bir değeri vardır. Ama değeri olan her şeyin niteliği yoktur. Bir şeyin nitelik sahibi olması için ona emek katmak gerekir.

    GDO’lu domates niteliği olan bir domatestir. (en basitinden “GDO’lu” diyorsunuz, bu bir niteliktir.) Doğada kendiliğinden yetiştiğini varsaydığın domatesin bir niteliği yoktur; niteliksizdir ama besin olarak diğerinden daha değerlidir.

  56. Deli’ye ben de katılıyorum. Niteliğin emekle doğrudan bir bağlantısı olmadığını düşünüyorum. Mesela bir masa yapıyoruz. Belirli bir emek harcadık. Ama masa olduktan sonra ona daha çok emek harcamak daha ince işlemeler yapmak, sağına soluna ekstra çiviler çakmak vs onu daha nitelikli kılmayacaktır. İstediğiniz kadar emek harcayın niteliği artmaz.

    Ayrıca, şu cümleye de katılmıyorum.

    “Her şeyin bir değeri vardır. Ama değeri olan her şeyin niteliği yoktur.”

    Örnek alabilir miyim?

  57. İyi; sen de deliriyorsun demekki:)

    Örnek; İşlenmemiş toprak… Emek katılmamış her şey niteliksizdir. Ama değeri vardır.
    Doğada kendiliğinden var olan şeylere nitelik atfederken bile, onları nitelendirebilme yeteneğiniz, size verilmiş emek sayesindedir. Daha önceki emek faaliyetiniz içerisinde kayedettiğiniz gelişmeler sayesinde onları nitelendirme yeteneğine ulaşırsınız.

    Yer, zaman, insan açısından da niteliğin göreceli olduğunu, bir niteliğin bir başka nitelik açısından nicelik sayılabileceğini de anlattım daha önce. Deniz kıyısındaki kumların senin pencerendeki cam açısından nicelik değeri vardır. Ama pencerendeki cam niteliği yoktur. Ne zaman bu niteliğe ulaşır? İşlendiği zaman! Yani emek katıldığı zaman. Ama aynı deniz kumunun deniz kıyısında güneşlenmek açısından bir niteliği olabilir. Yani tekrar görecelilik noktasına geliriz. Geliriz gelmesine de, insanal bir çalışma olmadan, beyin ya da kol emeği katmadan niteliği ortaya koyamazsınız…

    Bir iki dakika bir şey üzerinde düşünmek bile ona emek harcamaktır ve bir dakikalık düşünebilme yeteneğinin bile onlarca yıllık (hatta milyonlarca yılllık) bir serüveni vardır. Bu kesinkes emeğin serüvenidir!

  58. Hüseyin aktaş diyor ki;bir yığın odun bir ağaçtan daha niteliklidir.

    İyi ki deliyim

  59. Odunlar yontulup gitar ,keman filan yapilmissa baska , tomruk iselar baska nitelik .. o zamaan nitelik , emek ile belirleniyor diyebilirmiyiz.

  60. Odunların yığın haline getiriliş amacı açısından evet, odun yığını herhangi bir ağaca göre daha niteliklidir değil de, bir nitelik sahibidir. (daha nitelikli derken, daha değerli demek istiyorsunuz!)

    Ama ağacı ele aldığın zaman, gölge yapması ya da meyve vermesi gibi bir hedef gözetiliyorsa, bu kez odun yığını bu açıdan nitelik sahibi değildir.

    Hala “nitelik” ile “değer” kavramını karıştırıyorsunuz. Amaç ve “görelilik” durumunu göz ardı ediyorsunuz.

    Sıradan şeylere bile, yani doğada kendiliğinden olan şeylere bile bir nitelik atfedilebilmesi için, “bir şeye göre”; bir amaca, bir işe göre analiz etmeniz gerekir. yapılması gereken analiz ise mutlak şekilde emek faaliyeti ile doğrudan ilintilidir. Hatta analizin kendisi bir emek çalışmasıdır.

    Düşünsel ya da fiziki (kafa ya da kol emeği) emek sarf etmeden, herhangi bir şeye, hiç bir şekilde nitelik yükleme olanağınız yoktur!

    “Sağır sultan duydu” derler, “beyinsiz sultan anladı”, siz ısrar ediyorsunuz.

  61. İyi de sevgili aktaş, siz dediniz “emek” yoksa nitelik yoktur diye. Bu durumda ağaç doğada kendiliğinden oluşmuş bir yapı olarak 0 emek ve 0 nitelikli olması gerekir.

    Bence “emek” ve “nitelik” bağıntınızı tekrar gözden geçirmeniz gerekmez mi?

  62. Kendiliğinden oluşan ağaca siz “neye göre” nitelik veriyorsunuz?

  63. Zaten ben bunu sormuştum.

    Ağacın (şeylerin) kendisinde mi nitelik vardır?
    Yoksa nitelik tamamen öznel midir?

    Ama emekle ilgisi olmadığını düşünüyorum ben de niteliğin. Çünkü bir ağaç ne bakımdan bakarsanız bakın emek harcanmış bir odundan daha niteliklidir. (İster şeylerin kendisinden ister öznel olarak)

  64. “Çünkü bir ağaç ne bakımdan bakarsanız bakın emek harcanmış bir odundan daha niteliklidir.”

    Niçin?…

  65. Niçin mi?

    Çünkü bir ağaç daha çok özelliğe sahiptir, daha çok potansiyele sahiptir, daha çok yararlıdır, daha çok işlevseldir, daha çok estetiktir, daha canlıdır, daha verimlidir, daha karmaşık bir sistemdir.

    Ne demek niçin…

  66. Seninle ben kavga ediyor olsak, bu kavga ikimiz için ölüm kalım kavgası olsa ve benim elimde bir odun senin elinde bir ağaç olsa ne dersin?…

  67. Ağacın en uygun dalını odun olarak kullanabilirim. Ağaç odun olabilme potansiyeline sahiptir. Ama odun ağaç olamaz.

    Biraz tuhaf bir hale geldi ama insan ile kaval kemiğini karşılaştırıyoruz gibi hissediyorum.

  68. Sen dalı kırana kadar ben senin kafanı kırarım…

    Yok tuhaf yere gelmedi. Güzel yerlere geldi. “Nitelik” kavramının başka boyutlarını da tartışmış olacağız.
    İki önceki yorumunda sorduğun, “Yoksa nitelik tamamen öznel midir?” sorusu güzeldi. Ancak bir yanlışı düzelterek buraya dönmek istedim. Odun ağaç kıyaslamasında kavga açısından sen çuvallarsın. Ama zaman içerisinde ağaçtan yararlanmak amacı güdüldüğünde ben çuvallarım.

    Yani “nitelik” yarıdan yarıya “öznellik” içerir. (yer, zaman, insan faktörleri ve emek faaliyeti ile birlikte…) Hatta “niçin” diye sana sorduktan sonra düşündüm ve şöyle bir cümle kurdum; “Nitelik öznellik ile nesnelliğin çakıştığı anda ortaya çıkar. Yani amaç ile aracın buluşması niteliği ortaya çıkarır… Tıpkı satrançta amacınıza uygun olarak taşların gelişimini ve koordinasyonunu yaptığınızda, taşların olduğundan farklı değerler kazandığı gibi…

    Sizin öznel çabanız(emek de diyebilirsiniz!) olmadan nitelik olmaz. Ama bu şu demek de değil; “Benim için şu odun parçası demir niteliğindedir”… Bunu biraz zor söylersiniz. Bunu dediğiniz zaman değerlendirmeniz nesnel açıdan eksiktir. Ya da gerçekten o odun parçası bir demirin işlevini üstlenmiş durumdadır… Yani “tamamen öznel” olamaz nitelik. Nesnel dayanağı olmayan öznellik içi boş düşüncelerdir, pratik açıdan yok hükmündedir.

    Bir olgunun tam olarak tanımlanabilmesi ve ona bir nitelik atfedilebilmesi için, o olgunun öznel ve nesnel dayanakları olması gerekir…

    Evet, niteliğin başka boyutları ama, dikkatle bakıldığında emeksiz olmuyor hiç biri…

  69. “Ağacın en uygun dalını odun olarak kullanabilirim. Ağaç odun olabilme potansiyeline sahiptir. Ama odun ağaç olamaz.”

    Zaten o potansiyeli kullanılır hale getirme işine diyoruz emekgücü diye…

    Ağacın en uygun dalını seçeceksin, kıracaksın, kullanılır hale getireceksin başka deyişle artı NİTELİK katacaksın daha sonra kullanacaksın…

    Öyle değil mi AKTAŞ Hocam?:)

  70. Öyle işte Sayın Misafir:)

    Ben gerek duymamıştım ama Misafir tartışılmayacak denli net bir vuruş yapmış…

    Bu yüzden “Gezen tilki oturan aslandan daha üstündür”. (Atasözü)
    Bu yüzden “En kötü sermaye yatan sermayedir” (Marks)
    Bu yüzden halkımız; “Eğirdiğin ipi yünle değişme” der.
    Bu yüzden; Oyuna giren taşlar, bir diğer deyişle gelişmiş taşlar, oyuna girmeyen taşlardan daha üstündür.

    Örneğin:
    1.e4 e5
    2. Af3 Ac6
    3. Fc4 Af6
    4. O-O Fc5
    5. Ag5 O-O

    İşte tam burada 6.Axf7 Kxf7, ve 7. hamle olarak Şxf7 kırışması yaşanır. Yeni yetme satranççıları bu kırışmaya çeken şey Kalenin sahip olduğu potansiyel güçtür. Puan olarak eşit bir değişim olmasına rağmen (Fil 3 puan, at 3 puan, piyon 1 puan, kale 5 puan) nitelik olarak beyaz kayıptadır. Çünkü beyazın atı ve fili oyuna girmiş, gelişmiş taşlardır. Siyahın kalesi henüz oyuna girmediği için gelişmemeiş bir taştır. Beyaz burada eğirdiği ipi yünle değişmiştir. Dersin burasında öğrencilerime sorarım;
    – Senin üzerindeki bu kazak kaç kilodur?
    – Diyelim ki yarım kilo öğretmenim.
    – Peki bu kazak neyden yapılmış?
    – Pamuktan.
    – Pekiyi sana yarım kilo pamuk versem bu kazağı bana verir misin?
    – Vermem öğretmenim, yarım değil, bir kilo hatta beş kilo pamuk verseniz yine vermem.
    – Neden?
    Çünkü ben o pamuğu iplik yapacağım, öreceğim, daha bir sürü iş öğretmenim…

    Tabi bu denklemin başka boyutları ileriki derslerin konusudur. Pamuklu ipten yapılmış olan, yarım kilo ağırlığındaki kazak ile yarım kilo pamuk değişilmez. Ama 10 kilo pamuk belki değişilebilir. Arada geçecek olan zamanda o pamuğu işleyip kazak haline getirebilecek olanaklarımız varsa, bu durumda 20 kazak sahibi olacağızdır. Bu uzun vadede kazançlı bir yol olabilir. Ancak halkımızın bir başka sözü daha vardır; “Bana bir koca lazım, o da bu gece lazım”…

    Yani arkadaşa bir odun lazım, o da kavgada lazım, kavganın doğası gereği hiç bir rakip sizin “rölans” isteğinizi kabul etmez. Kavganın molası yoktur. Çünkü yine atasözüdür; “Baskın basanındır”… “Su uyur düşman uyumaz”…

    Benim elimde bir tabanca var; senin elinde de dünyanın en zengin demir madenleri var. Çıkardığın madenlerden milyonlarca tabanca yapılabilir. Ancak seninle kavga anında benim tabancam senin demir madenlerinden üstündür.

    Yüzkilo altın ile okyanusun ortasında geminiz batarsa, irice bir odun parçası sizin altınlarınızdan daha değerlidir. Altınları taşıma gayretiniz ölüm nedeniniz olabilir. Ama oduna sahip olmanız hayatta kalma olanağına kavuşturur.

    Kısacası; nitelik konusu tartışılırken, stratejinin üç ana faktörü olan, “zaman- mekan- insan” olguları göz ardı edilemez. Buna bağlı olarak da taktik olanaklar
    daima gözden geçirilir. Amaca, işlevselliğe bakılır.

    Yani bir sözcük yazıyorum;
    “Niçin” diyorum,
    oysa onu oraya yazdıran daha binlercesi var ardında…

  71. Ya yazmayayım diyordum ama hala nitelik emektir dedikçe ve buna gerçekten inandığınızı gördükçe yazma ihtiyacı hissettim. :))

    Karşılaştırdığımız şey “odun” ve “ağaç”.
    Sizin ısrarla, inatla direttiğiniz şey ise “odun, ağaçtan daha niteliklidir”

    Hayır bunu mizah veya ironi olsun diye yapıyor olsanız beğeneceğim de hakikaten inanıyorsunuz yani dediklerinize o şaşırtıyor beni.

    (Emek önemsizdir demiyoruz ama nitelikle bir alakası yoktur. Bu yüzden emek harcayıp doldurduğunuz atasözleri niteliği açıklayacak cinsten değil. Dolayısı ile yorumunuz her ne kadar emek harcansa da niteliksiz kalıyor 🙂 Uzun yazmak emek harcamak niteliği arttırsaydı tersinim hem oskar hem de nobel almıştı)

  72. Pekâlâ, örneğimizi biraz daha geliştirerek sürdürelim tartışmamızı.

    Ağaçtan (emekgücü ile) kestiğimiz odunu silah ya da yakacak olarak değil de (yine emekgücü ile) işleyerek kâğıt yaptık. Ve beyingücü (aslında o da emekgücüdür.) ile kitap yazdık.

    Şimdi de diyebilir miyiz “Ağaç kitaptan daha niteliklidir. Çünkü ağaçta kitap olabilme potansiyeli vardır. Ama kitaptan ağaç yapılamaz!”

    Ağaçtan kitaba kadar her aşamada nitelik kazandırmak için EMEKGÜCÜnü tepe tepe kullandık. Nasıl deriz bu ikisinin bir alakası yoktur diye?

    Haa tersini(r)m teorisi de, Das Kapital de kâğıda yazılmıştır. Bu ikisini de taraftarları başka zeminde tartışsın.

    Aynı emeğin harcandığı her şeyin aynı KALİTEDE/NİTEKLİKTE olacağını kim söyledi? 🙂

    Her yerde düzmantık kullanmayalım lütfen. 😉

  73. “Aynı emeğin harcandığı her şeyin aynı KALİTEDE/NİTEKLİKTE olacağını kim söyledi? :)”

    Aktaş söylüyor işte. Biz de ona itiraz ediyoruz ya. Emekle bir alakası yoktur diye.

    Bir kitap bir ağaçtan elbette daha nitelikli olabilir. Ama bunun ona harcanan bir emekle alakası yoktur. Daha az emek harcayarak daha nitelikli kitap yazanlar olabileceği gibi daha çok emek harcayıp çok niteliksiz kitaplar yazanlar da çıkar.

    Aktaşın söylediğine göre ağacın hiç niteliği yok. 0 (sıfır) yani. Siz de ona katılıyor musunuz sanmıyorum.

  74. Sonsuz,
    İyice su koyverdin ama. Demogoji sana yakışmıyor. Nerde söyledim aynı emeğin aynı sonuçları ürettiğini? Ya da emek faaliyetinin olumsuz sonuçlar da üretebildiğini söylemedim mi?

    Bir şeyin bir şeye göre daha nitelikli olduğunu söyleyen sizsizniz. “Ağaç odundan daha niteliklildir” diyen sizsiniz. Ben ise amaca, yere, zamana, insana göre, bir şeyin diğer şeyden farklı bir nitelik sahibi olacağını söylüyorum. “Daha nitelikli” tamlaması size ait bir tamlama ve yanlıştır. Siz “daha nitelikli” derken “daha değerli” demek istiyorsunuz ayrıca. Değer kavramı ile nitelik kavramını karıştırıyorsunuz. Bunun altını çizdim daha önce. Nitelik ve değer sözcüklerini biribirinin yerine ikame ederek kendi kafanızı karıştırdığınız gibi tartışmayı da sulandırıyorsunuz.

    Ağacın fidana göre, fidanın tohuma göre nitelik sahibi olduğunu söyledim daha önce. Bu nitelik yüklemesini yaparken de başka alanlarda ve zamanlarda içine girmiş olduğunuz emek faaliyeti sayesinde bu durumu tespit edebilirsiniz. Durum tespiti bile bir emek sarfıdır…

    OikOs da “koyverdiğin suyu” çoğaltmış; “Yapıbozum niteliktir” demiş… Bir kere tümcen düşük oikOs… Biribiriniz için “bozacı-şıracı” olmuşsunuz. İkiniz de bazen dağıtıyorsunuz… İyi dağıtmalar…

  75. Yok yahu, inan sana karşıt olarak söylemedim. Savunacağım birşeyi argüman olarak nitelendirdim. Üstelik tümcem gayet nitelikli olduğu gibi tam anlamıyla da anti-kapitalisttir.

    Zira, “nitel”, görecedir. İşin içinde “estetik,etik,ahlak” ya da insana ait her türlü yeni tanım(kavram) vardır.

    Dahası kavrama atfedilen değer kadar değeri olan sözcükten başka birşey değildir.

    O halde insanın nitel’i kendine ait yapıbozumdan gelen o müthiş hayal gücünün ürünüdür.

    (Bkz. Laz müteahhit)

  76. Sondan başlayayım:

    “Aktaşın söylediğine göre ağacın hiç niteliği yok. 0 (sıfır) yani. Siz de ona katılıyor musunuz sanmıyorum.”

    Eğer ağaç çınar türüyse çok NİTELİKLİ gölge yapar, kavak türüyse onu da yapamaz. EMEKGÜCÜ olmadan -hani o alakasız (!) emekgücü- bi halt yiyemez.:p

    Bunu siz dediniz:

    “Ağacın en uygun dalını odun olarak kullanabilirim. Ağaç odun olabilme potansiyeline sahiptir.”

    Bunu da:

    “Biz de ona itiraz ediyoruz ya. Emekle bir alakası yoktur diye.”

    E… Bi karar verin artık var mı, yok mu?

    Emekgücü, ağacın en uygun dalını seçerken ve keserken kullandığınız güçtür işte.

    “… Daha az emek harcayarak daha nitelikli kitap yazanlar olabileceği gibi daha çok emek harcayıp çok niteliksiz kitaplar yazanlar da çıkar.”

    Bu arkadaşlar Uzaydan mı geldiler yaa? Hiç mi çevreleri olmadı, hiç mi okumadılar, hiç mi sorgulamadılar, hiç mi tartışmadılar??? Bilgi birikimleri/donanımları (sizin de deyiminizle potansiyel nitelikleri) nasıl oluştu? Bunları yaparken harcadıkları güç de EMEKGÜCÜdür!

    Bilgi birikimleri yeterli ise; az zamanda (az emek harcayıp) çok nitelikli kitaplar yazarlar, yetersizse çok emek harcayıp çok niteliksiz kitaplar yazarlar. Bu kadar basit! Ulu manitu kimseye bedava şöhret (=nitelik de diyebilirsiniz) vermiyor. Yok öyle 3 kuruşa 5 köfte. 😉

  77. Niteliğin fiziksel veya diğer özelliklerin dışında bir şey (değer, kalite, vs) olduğu konusunda zaten hem fikirdik. Bu durumda niteliğin değer ile karıştırıldığı konusuna değinmeniz biraz tuhaf kaçmış. Yoksa siz hala “nitelik” derken rengi, boyutu ve bunun gibi ölçülebilir özelliklerinden mi konuşuyoruz sanıyorsunuz?

    Eğer değer, kalite vs gibi şeylerden bahsetmiyorsanız bir odunun ağaçla niteliğini neye göre karşılaştırdınız merak ediyorum.

    Aktaşa gaz veren misafire gelirsek :)) İyi mizah yapıyor. En uygun dalından vazgeçtim. Direk ağacı indiririm kafasına.

  78. Sonsuz,
    İyice saçmaladın artık ha.
    Ağaç dediğin varlığın kökleri vardır. Bir bitkiye ağaç demek için iki üç yaşını geçmiş olması gerek. Sen hiç ağaç kökledin mi? Ağacı bırak, yetişmiş bir pamuk fidanını bile sökemezsin. Sizin gibi yaşamdan kopuk muhallebi çocuklarının bunu anlamayışını anlıyorum. Ama anlamadığın bir şeyi anlamadığını söyleyemeyişini anlayamıyorum.

    Çuvallayıp çuvallayıp döküyorsun. Tartışmayı kaybettiğin yerde, “Evet haklısınız” diyeceğine çamura yatıyorsun. Çok mu zor yanıldığını kabullenmek?

  79. Son yorum epey nitelikli olmuş, belli ki emek harcamışsın sevgili Aktaş. Tamam ben çıkayım tartışmadan daha fazla saçmalamadan.

  80. Nitelik şeylerin özüdür dedim. Bence tanımlanması zor bir şey. Nitelik iki yüze sahiptir; bir canlılık gösteren, değişen, akan yüzü. Diğeri de her şeyde aynı kalan yüzü. Niteliğin değişmeyen yüzü olmazsa, değişen yüzü de olmaz. Başka zaman biraz daha tanımlama yaparak niteliğe ışık tutarım.

  81. Helal be nibu !

    Sadece ilk cümleni rutuşlayalım biraz; yani nitelik için şeylerin özüdür demiyelim de, şeyleri tepeden tırnağa kuşatır diyelim.

  82. :))

    Nitelik/ler, “özellik artı değeri”dir. Bir şeyin/kimsenin sahip olduğu özelliklerinin benzerlerinin hatta aynısının özelliklerine göre daha farklı olmasıyla o şeyi, ya da kişiyi diğerlerinden ayrılmasında etken olan unsur ya da unsurlardır.

    Daha iyi, daha kötü…

    …farkmaz.

    FREN gibi…

    …basarsın durdurur. ABS ise fren sistemini daha nitelikli yapan bir özelliktir. Burada daha iyi anlamda olmasından dolayı nitelik olumlu anlam kazandırır ama aslında sadece özellikleri açısından FARKI ortaya koyar.

    “ABS her zaman iyi bir özelliktir” denilemez…olumsuz taraflarının olduğu durumlar da var çünkü.

    Bir başka örnek dil bilgisinden. “Niteleme Sıfatı”. Nedir niteleme sıfatı? Bir şeyi ya da kimseyi diğerlerinden şıppadanak ayırmamıza yarayan sıfattır.

    …

  83. Felsefi bir kategori olarak nitelik; objenin özü değildir, ancak özsel belirlenimidir.

    Bu nedenle, özle görünüşün içten çelişkili oluşu gibi nitelik de objeyi tümüyle kapsar, onu baştan aşağı kucaklar ve ondan ayrılmaz. Nitelik kavramı ile obje arasındaki birlik de buradan gelir.

    Buna karşın her obje diğer objelerle sayısız bağlantıyla bağlıdır ve onlarla çeşitli ilişkileri vardır. Bu ilişkiler dahilinde her tikel, tekil ve tümelin birlikteliğini ifade eder. Bu aynı zamanda nitelik ve niceliğin de birlikteliğidir, çünkü sadece niteliksel veya sadece niceliksel özelliklere haiz olan bir obje yoktur. Daha doğrusu her obje belli bir nitelik ve nicelik birliğini temsil eder.

    Feneri nibu’ya bırakıyorum:)

  84. “Benim bağlamamın özü de odun zaten” diyecektim vazgeçtim, çünkü gamaro’nun son mesajı hastanelerdeki hemşire resmi gibi göründü gözüme:)

  85. konuya doğru yaklaşımlar nibelunga ve gamaro tarafından gelmeye başlamış.nitelik ne özneldir ne de nesnel.o özne ve nesne arasındaki olaydır.nitelik bir durum değil bir olaydır.

  86. “nitelik ne özneldir ne de nesnel.o özne ve nesne arasındaki olaydır”

    Pekiyi; “olay” ne nesnel ne de öznel midir?

    Hem öznel hem nesnel midir yoksa?
    Yoksa ikisinin diyalektik birliği midir?
    Nesnenin özne tarafından, öznenin ihtiyacına göre biçimlendirilişi, işlenişi midir?

    Sonra benim elimdeki keman örneğin, keman bir olay mıdır?

  87. Aslında ben Hüseyin’i anlıyorum.

    Eşyayı kuşatan nitelik, değer yargısının sonucu olan bir göstergedir. Bu çok önemlidir zira Kant buradan “Mantık”a gidecektir. > Nitel = Kalite…

    Dış dünyadaki objeler (eşyalar) bizden bağımsız olarak oradadırlar ve kendi gerçeklikleri biz onları anlayana kadar subjektifdir. Eşyaları reel dünyamıza dahil edebilmek için onlara birer ayrıcalık atfederiz. Bu atfediş aslında değişkendir, ve ancak bilincimizin kapasitesi kadar asıl’a dönüştürebilinir. Asıl ise; toplumun diğer fertleri tarafından (yanlış) bile olsa kabul edilmiş değerlerdir. Bu kaos ortamında nitel, yapıbozumun bir parçası olmaya mahkumdur.

    Gamaro’nun belirttiği nitel, ilkçağ varlık felsefesinde köhnemiş bir belirlemeciliktir.

  88. Yok artık, daha neler..

    Aslında Agnostik, “Dış dünyadaki objeler (eşyalar) bizden bağımsız olarak oradadırlar ve kendi gerçeklikleri biz onları anlayana kadar subjektifdir /// Eşyaları reel dünyamıza dahil edebilmek için onlara birer ayrıcalık atfederiz, bu atfediş aslında değişkendir.” derken, birinci cümlesiyle ikinci cümlesi arasında nitelik’ten değer’e atlıyor.

    Evet, eşyaları reel dünyamıza dahil edebilmek için onlara birer ayrıcalık atfederiz, doğru. Bu atfediş aslında değişkendir, o da doğru. Ama tüm bunlar nitelik’e değil, değer’e özgü açılımlardır. Yani maddi objelerin, sosyal bilinç fenomenlerinin ve fikirlerin toplum, sınıf, veya insan açısından taşıdıkları önemi belirleyen özellikleridir.

    Örn porselen bir fincan maddi bir obje olarak üç-dört farklı değeri temsil edebilir. Kullanım değeri olan bir mal, üretim değeri olan bir meta veya güzellik değeri olan bir sanat eseri gibi.. Ve zaten bu yüzden, tüm bu farklı değerleri temsil edebilen bir fincan artık sadece maddi bir obje değildir, aynı zamanda sosyal bir fenomendir, çünkü insanın çeşitli ihtiyaçlarını tatmin etmeye yarar. İşte bunun gibi, bilinç fenomenleri, düşünce ve fikirler de bir değer’dir ve bu değerler de insanın çeşitli ihtiyaçlarını ideolojik bir form içinde ifade ederler… Haa, eğer değer’in nitelik’ine dair bir tartışma yürütülecekse o daha yüksek bir lisans konusu olabilir elbet:)

    Neyse… Şeylerin sürekli değişim halinde bulunduğu, ortaya çıktığı ve kaybolduğu süreçlerin toplamı olan evrende, bir obje veya fenomene istikrarlılık kazandırarak onu başka birşey yapmayan, ama o şey olarak başka şeylerden ayıran belirlenmişliklerin toplamına nitelik denir. Bununla birlikte; kömürü kömür yapan belirlenmişlikler toplamının, herhangi bir gecekondu mahallesinde dağıtılan bedava kömüre o mahalle insanı veya o kömürü dağıtan parti tarafından atfedilen bir kısım ayrıcalıkların değişkenliği veya subjektiflikliğiyle bi alakası yoktur. En azından ilk çağ varlık felsefesi açısından:)

  89. Nitelik, varoluşumuzun özne ve nesneleri çevresinde dönmez. Onlara hiçbir şekilde tabi değildir. Onları yaratan niteliktir. Bu kompozisyonla sıkıştırdığım biçimi daha da biçimlendirmeye devam ediyorum-z 😉

  90. Son okuduğum bazı yorumlardan sonra bu konuya tekrar dönme ihtiyacı hissetim.

    Nitelik…?!

  91. Sen döndün de, benim biçimlendirme orada bir yerlerde takılmış. Özlediğim türden bir felsefi sorun. Döneyim ben, döneyim 😉

  92. Nitelik ve nicelik karşıt kavramlardır, nicelik (kantite, quantity) ölçülür, birimi vardır, metre gibi, kilogram gibi, kalori gibi ölçülebilen boyutlar, değerler ve özelliklerdir,

    Nitelik, (Kalite, quality) ölçemediğimiz, birimi, standardı olmayan özelliklerdir, güzellik gibi, nefret gibi, ölçülemez bir boyuttur.

  93. “Nitelik nedir tam olarak? Hepimizin bildiği, hissettiği ama bir türlü tanımlayamadığı bir özellik. Yoksa özellik de değil mi? Soyut bir kavram. Hepimizin kendimizce tanım yapmaya çalıştığımız ama tanımladığımız an onu sınırladığımız ve nitelikli bir tanımlama yapamadığımız nitelik hakkında.

    Ne olduğunu biliyorum. Ne olduğunu görüyorum ama tanımlayamıyorum. Yardımlarınızı bekliyorum. Nitelik nedir?”

    niteleme bi şeyi bi özellikle sınırlama ya da bölme ya da ayrıştırma ve bağımsız ve özerk bi özellik tanımlama;

    gözlememi dayanır, onu gözlem mi oluşturur?
    bi şeyin gözlemsel ayrıştırıcı niteliği

    nitelik bi şeyi diğerlerinden ayıran şey midir?
    belirleyen,

    dikkat;
    niteliği tanımlarken ifadenini knedisini kullanıyoruz;
    bu durumda kendine ilişkin, kendisine ilişkin;
    bi şeyin kendisine ilişkin belirti, belirteç, işaretleme diyebilir miyiz?

    aranan nitelikler=(iyi+güzel+yakışıklı)=beklenti

    öznitelik,= soyut ve soyutlar
    asal nitelik, belirgenmiş,

    nitelikte biribirinden yansıma var mı?

    bi kök nitelik varmıdır örneğin, bağımsız, tekil ve her şeyin ondan yansıdığı; adına ne denirse?
    3 renk, 7 renk ya da renksizlik kökü gibi;

  94. çok düşündüm diye başlayacaktım bunu ( bu şarkı öyle tasarlandı diyor ya Yaşar Kurt baba gene yapta bunun gibi!)
    bu başlık öyle tasarlandı ama değiştirdim bunu çünkü düşündüm; -tekrar;

    niteliğe yüklüyoruz- anlam yüklüyoruz yani ben yüklüyorum ; onun üzerine atıyorum; yüklem gibi özne gibi bi şey bu;

    “bi şey bi şeyi özellik olarak içeriyorsa bu onun niteliğidir diyoruz;” Pepee’ye anlatsam böyle anlatırdım yani; Yani Pepee’nin solistine ilham versem böyle veriridim canım anlayın işte; bi şeyin özelliğidir kısaca ma kaba-anlatım;
    öz-e ilişkinlik;
    değişmeme;
    değişmeyen töz -buldum; değişmediği varsayılan-bulgu;
    salt ya da saltlık bunu tanımlar mı? geçişken-değişir; ileride bir nokta da ; başka bir gözlem noktasında; evrensel de değişir; evrensel gözde;
    saltlığı geçici; saltıklık atanır ya da gözlem içinde salttır-geçici;

    içeriyorsa yerine (ek) barındıryorsa;

    bulgu;
    niteliği tanımlarken bile nitelik tanımlanıyor; (içeriyor)
    yani şöyle;,

    ((denemeler üzerine yazıyorum-düşünme; aktif düşünceme gelen her karşılığı ve düşünmeyi yansıtıyorum, birebir canlı gibi _(çok yakın hepsini değilse de;) tüm içseslerimi içdüşünmelerimi (yani neredeyse tümü-heppsi değilse de) aktarıyorum; bu delice değil mi?))

    yani şöyle ile devam edelim;
    nitelik bi şeyin özniteliği-dir diyoruz; yani nitelik kendini tanımlıyor; kendini tanımlayan bir ifade; anlamı bütün gibi yani; Spinoza’nın sözü var bunu açıklar mı deneyelim; hemen vikisöze gideceğiz şimdi;)

    “Töz bir kavramın meydana gelmesi için başka bir kavrama ihtiyaç yoktur.” -Spinoza;

    hayır gözlemin ifadesi; belirlenim ya da belirme; ayırıcı özellik ve ayrıştırıcı özellik; ayrıları ayırma gibi ama bu değil; ben de tanımlayamıyorum;

    özellik’i tanımlamayı deneyelim mi?
    öze ilişkin yansıyım; (ya da içerim) yansıyımın öznesi var ve öznenin gözlemi; çok şey tanımlanmalı; bütün bir yazı yapmak çok zor;

    gözlem yoksa salt?
    saltın saltlığı saltlıktır; değişmez;

    Spinozadan ve ifadeden mi gitsek denemeler; nereye varır; bilmiyorum denemek lazım;

    hayır şunu soralım?
    nitelik neye ilişkin; (sorulan soruya ilişkin; sorunun belirlediği alan; ölçütler; sorunun belirlediği alan sınırlar)
    gözlem sorudur ve düşünme sorudur ve soru içerirsE; sorusuz düşünülemez; genişlemez;

    sorulan nesneye ya da özneye gözleme; her neyse sorulan ve soran (tek isimlendirilmeli) suje ve obje de obje olmalı;(özne şey farketmez) objeye ilişkin;

    objeye ilişkin genellemeler; belirtiler; (soru ölçütü var;) -(soruya ilişkin değerlendirme olma ölçütü)

    kalite olarak nitelik?buradan da gidilmeli?
    değer ya da benzeri ölçüt; dil matematik içeriyorsa-(anlam- sorgulanabilir-sorgulanmalı) düşünceye-meye ilişkin yansıma/matematik;)

    Felsefe, genelleştirilmiş bir matematiktir. – Spinoa – Bu söz üzeirne düşünüyorum-çok;

    değişmeyen tözel ya da tözsel yansıyım; ya da algısı;
    değişmeyen tözsel yansıyım algısı; ya da bütün;
    değişmeyen tözsel yansıyım algısı bütünü; gözlemci için-ler;
    genel gözlemciler için saltlık ifade eden nitelik (yine nitelik belirdi)

    başka yerden;

    nicel/nitel çokluk sayılamaz; sayıyla ifade edilemez; edilebilir ama sınırlı; işin içine kütle ağırlık gibi ölçütler girer,
    nitel/nicel çokluk sayılır sayı ile ifadedilir;
    bu yanlış;

    ikiboyutluluk ve dikey yataylık(nicel ve nitel) ; bu değil;

    sınırlama/sayma; saymaya mı ilişkin?

    perde/bölgeç; derinlik farkı ve algısı ; bi bölüm; iki bölümü ayıran nedir? farklılık; geçiş-eşik;
    yoğunluk buldum; derece derceyse(sayı sayı artım-eşik) ayrışme nerede gerçekşiyor; boyut; boyut derinliği;
    geçişmeyen özellik ayrımı olması lazım ya da kesişmeme gibi bi şey;

    çekme ve itme gibi ikili (dual-karşıt yapı içinde tanımlanmalı ve bi anlamı olmalı;

    nitelik karşıtı nedir örneğin nicelik mi? niteliksizlik mi? nitelik içermemek ve nitelik içermek; anti nitelik; nitelik olmayan nitelik;
    nitelik olmayan nitelik var mıdır?

    elimizde ne vaR?
    suje
    gözlem ;
    ayrıştırıcı nitelik-özelilk;
    ölçme ve değerlendirme-kıyas ve kıyaslama; diğerine görelik; değer ve değerlilik; hepsi subjektif;

    kırımzının niteliği kırmızı olmaksa mavi olmadan kırmızı kırmızı olamaz;

    bölüm; çok bölüm; bölme noktası; bölme adedi; (bölen-bölünen-bölümde hangisi olurdu? kime göre mi soruluyor?)
    kısım olarak bölüm mü? bölünmüş olanı mı tanımlıyor-sonuç;
    saçam soru; bakış açısı;

    bölünebilirlik bi şeyin niteliği ise örneğin bi sayının;
    bölme işleminine ve tüm diğer şeylere bağımlı evet;
    sayı olmaya bağıntlı;

    çözüm yolundan puan verin bari; olmadı!

    tarihte bugün;

    yankılansın işte; her ses anlamlı olmalı değil, akort var; arama var; doğaçlama var; esin arama var; tıngırdatma var; bozuk düzen var; varoğlu var;
    bu yaşam böyle mi yaşanmalı?
    bu yaşam nasıl yaşanır?
    bilen var mı bi şeyleri? her şey değişiyor ve hep aynı oluyor; aynı çatışmalar ; aynı çelişkiler ;değişti sanılan bilem ve öğrenme gidilen yer hep aynı; ileri gidiyosun ama gerisi hep çok ilerisi hep çok bi yerde dur mu diyeceğiz; tamam mı? diyeceğiz; bitti mi diyeceğiz? yeter mi? diyeceğiz; başka oyun oynayalım mı? gibi!!!
    ne arıyorum bilmiyorum unuttum; unuttumu kaybettim; kaynbettimi kaybettim/unuttum;

    yokluğa düştü anahtar;
    yokluğa düştü anahtar;

  95. konu gözlemciyle ilgiliymiş gibi algılıyorum. gözlemci ne kadar iyiyse gözlenenin niteliği o kadar gözlemcinin gözlemleyebildiğiyle ilintili ve ayrık değildir. belki de bu noktada gözlemleyebilme potansiyelimiz ölçüsünde etkileriz de gözlemlediğimizi….gözlemci ne kadar kötüyse gözlenenin niteliği gözleyenden o kadar bağımsızdır. yani bu durumda aslında sadece gözlemcinin niteliği söz konusu olsa gerek. bu açıdan gözlemcinin nitelikliliği de şeylerin özünü ne kadar incelikli algılayabildiği ve değerlendirebildiğiyle ilgili olmalı. aklıma schöringerin kedisi geldi bide. ama orda nitelikli gözlemci olayı yoktu, sadece gözlemci

    yani niteliklilik (olumlu nitelik) için galiba maksimum seviyede gözlemleyebilme ve hatta maksimum seviyede gözlemlenebilme potansiyelidir demiş oluyorum bu durumda.

  96. Xenix
    Ben de Senin gibi düşünüyorum
    Biliyorum ama söyleyemiyorum.

    Burda senden ayrıldığım nokta :

    Söylemek için artık çırpınmıyorum.
    Herkes biliyor bu yüzden kimsenin açıklamasına gerek yok :))

  97. nitel bir yeryüzü doktorudur ve mezhep onun kardeşidir

  98. Nitelik arayanın aradığı özelliği bulan da bulduğu soyut bir kavramdır ve bakış açısıyla ölçülür.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.