ODTÜ İçin İmza Kampanyası;

http://imza.la/odtu-ye-sahip-cik-ogrencime-dokunma

TÜRKİYE’NİN ÇEŞİTLİ ÜNİVERSİTELERİNDE GÖREV YAPAN ÖĞRETİM ELEMANLARI OLARAK BİZLER, EMNİYET GÜÇLERİ TARAFINDAN UYGULANAN ŞİDDETİ VE GÖZALTILARI PROTESTO EDİYOR; AŞAĞIDAKİ METNİ İMZALAYARAK ODTÜ REKTÖRLÜĞÜ TARAFINDAN YAPILAN AÇIKLAMAYI SAHİPLENİYORUZ.

Bir öğretim elemanı olarak ben;

18 Aralık 2012 tarihinde ODTÜ’de gerçekleştirilen protesto gösterisine karşı emniyet güçleri tarafından uygulanan şiddeti ve bu olayları sayfalarında, ekranlarında görmezden gelen ya da çarpıtarak veren medya organlarını kınıyorum ve protesto ediyorum.

Buradan yetkililere seslenmek istiyorum: attığınız gaz ve ses bombaları benim üniversiteme düşmüş, sıktığınız sular benim
üniversitemi tahrip etmiştir. Kırılan camlar, zarar gören derslikler ODTÜ’ye değil benim üniversiteme aittir. Yaralanan ya da gözaltına
alınan öğrenciler benim öğrencilerimdir. Uyguladığınız şiddet nedeniyle ara vermek zorunda kalınan ders benim dersim; harap olan
laboratuvar benim laboratuvarım; hasar gören araç benim aracımdır.

Biliyorum ki, emniyet güçleri tarafından uygulanan bu şiddete bugün sesimi çıkarmazsam, yarın yaşanabilecek olaylardan ben de sorumlu olacağım.

Biliyorum ki, “eğitim-araştırma faaliyetlerini engellemeyen ve çevreye zarar vermeyen protestoları özgürlük ortamının parçası olarak”
gördüğümü bugün açıkça ifade etmezsem, yarın yaşanabilecek anti-demokratik baskılara göğüs gerebilecek cesareti bir daha gösteremeyeceğim.

Biliyorum ki, bugün sessiz kalır, demokratik haklarımı savunmazsam, bu anti-demokratik uygulamalar gittikçe yaygınlaşacak ve yarın hepimiz için çok geç olacak.

Dr. Mete K. KAYNAR

63 yorum “ODTÜ İçin İmza Kampanyası;”

  1. Yazık yazık… Yazıklar olsun size! Sen kalk ODTÜ’den bir çok matematikçi, tarihçi, fizikçi, yazar, ilim bilim insanı çıkar, bir başkabanı mutlu edeme…:)

    Sizin topunuzu EFESle kınıyorum:)) Şerefe:)))

  2. Cehaletimi mazur görün, politik olayları yakından izlemem, kaçırmış olmalıyım. Acaba ODTÜ öğrencileri neyi protesto ediyorlardı?

  3. Bunu ODTÜ’lü bir öğrenci yanıtlasın:

    “Başbakan;

    Bu tür mektuplar genelde “Sayın” hitabıyla başlar, “Saygılarımla” veya “En iyi dileklerimle” gibi sözcüklerle biter. O kadar öfkeli ve o kadar haklıyım ki, bugün bunu milyon kere yapmayacağım.

    “Memleket bunlara kaldıysa bitmiş”, “Derslere girmezlerse girmesinler, bunların yetiştireceği öğrenciler de ancak bu kadar olur” dediğiniz hocalardan ders alan bir ODTÜ öğrencisiyim. ODTÜ öğrencisi olmaya özel bir sıfat, bambaşka bir anlam yükleyecek değilim. Ama röportajınızı izledikten sonra anladım ki, onur duyulacak iki madalyayı arkadaşlarımla birlikte şimdiden göğsüme takmışım bile: üniversiteli ve bilhassa ODTÜ öğrencisi. Şimdi de, o günün başından itibaren polis saldırısına maruz kalmış birisi olarak, kampüsümde “çıkarttığınız olayları” özetleyerek anlatacağım.

    Polisinizin kullandığı gaz meşhurdur. 31 Mayıs 2011 günü Metin Lokumcu’yu öldüren, bakanınızın “doğaldır, zararı yoktur”, emniyet müdürünüzün “gerektiği kadar alındı, gerektiği kadar kullanıldı” dediği biber gazıdır. Bu gazdan korunamazsınız, kaçamazsınız. Sadece etkisini azaltmak için yüzünüze ve burnunuza atkı sarar, vücudunuzu doğrudan temastan korumaya çalışırsınız. Gazın gelişinin ardından da limon ve sirke sürer, acınızı dindirmeye çalışırsınız. Ciğerlerinizden kaynaklı bir rahatsızlığınız varsa, bu gaz ölümcüldür. Hastalığınız yoksa, bu gaz o hastalıklardan birisini yaratabilecek kadar tehlikelidir. Özetle, bu bir kimyasal silahtır, faşizmin simgelerinden birisidir.

    18 Aralık günü de kampüsümüze geleceğinizi haber almış, sermayeye peşkeş çektiğiniz bilimi, Suriye’ye yapacağınız emperyalist müdahaleye karşı barışı ve halkların kardeşliğini savunmak için TÜBİTAK binası önüne gelmek, burada bir basın açıklaması yapmak amacıyla toplanmıştık. En temel haklarımızdan birisi olan protesto hakkımızı kullanıyor, bunun bir aracı olarak ise sloganlar atarak yürüyorduk. Polisinizin kalkanlarına 100 metre bile yaklaşamamışken, tamamen bir formaliteden ibaret “dağılın” uyarıları bile yapılmadan atılan gaz bombalarının 5-6 el patlama sesini duyduk. Gaz bulutunun arasından çıkmaya çalışarak, öksürükler ve nefes daralmaları eşliğinde geriye doğru çekildik. Bu sırada polisiniz durmaksızın gaz bombası atmaya devam ediyordu(bunlara yine polisinizin attığı ses bombalarının eşlik ettiğini sonra öğrenecektik). İşte bunlardan sonrası ise size göre “eşkıyalık” size göre “memleket bitirmek” olan meşru direnişimizdi. Üzerinde “doğrudan atmayınız, yangın tehlikesi yaratır” yazılı olduğu halde üzerimize nişanlanarak atılan binlerce gaz bombası kapladı o gün kampüsümüzü. Polisiniz, arkadaşlarımızı öldüresiye coplayıp, tekmeledikten sonra “şimdi gözaltı yapmayalım, başımıza bela olurlar” deyip bıraktılar.

    Panzerler okulumuzun ortasına kadar girdi. Tazyikli sudan, damacana taşıma arabasını kurtarmaya çalışan Fizik kantini çalışanı bile nasibini aldı.

    “Çantalarında molotof taşıyorlardı” demişsiniz, başka iftira mı bulamadınız? Keşke daha inandırıcı bir yalan geliştirseydiniz. Boyalı medyadır bu, sizin söylediğiniz onlara kanundur ama halk inanmazdı bunlara. İnanmadı da. Biz de duyduğumuzda kaburgalarımızı tuta tuta güldük. Çok komik olduğundan değil, bir kısmımızın gördüğü polis şiddetinden, bir kısmımızın ise panzer üstlerine doğru sürüldüğünde koştuğundan ötürü kaburgaları fazlaca ağrımaktaydı. Hatta bir kadın arkadaşımız da omzunu tutarak güldü, zira onun da omzunu 18 Aralık günü gaz fişeği sıyırmış geçmişti.

    Bir de, o gün çantamın içinde ne olduğunu yazayım hemen: 0,5 litrelik pet şişe içinde içme suyu, kütüphaneden aldığım birisi şiir kitabı olmak üzere üç kitap, o günkü derslerimin notlarının olduğu kağıtlar, kurşunkalemler, bir silgi ve Kızılay’da bir kitapçıdan aldığım edebiyat dergisi.

    Size ekranda bolca söz hakkı verildi, yeri geldi sinirlenmiş, yeri geldi duygulanmış numarası yaptınız. Ben ise bu satırları, aslında size değil başkalarına, olanca haklılığım ve samimiyetimle yazıyorum. Sizin söylediklerinizden daha az bilineceğine ise, neredeyse eminim.

    Siz “tutuklayın”, “canlarına okuyun” emirleri vermeye devam ediyorsunuz. Bense bir koltuk üzerinde uyurken, bir kolumla sağımdaki arkadaşımı korumaya çalışıp, öbür kolumla başımı -gaz bombasının fişeğinden az da olsa korunmak için- kapatırken, bir patlama sesi dolaşıyor kafamın içinde, sıçrayarak uyanıyorum hala. Derken bir başka rüyamda, 20 metre ötemde polisinizin vurduğu Barış’ı görüyorum, bir kaldırımın üzerinde kanlar içinde yığılmış kalmış. Medyanız o kadar etkili ki, yanı başımda vurulmamış olsaydı, arkadaşının “Araba bulun”, “Ambulans çağırın” bağırışlarına birebir şahit olmasaydım, sizin istediğiniz gibi “kokmaz bulaşmaz” bir öğrenci olsaydım, belki de “acaba arkadaşları mı vurdu” deyip, medyanıza inanacaktım. Ama artık bunun yolu yok, çarpıtmalarınız sökmeyecek.

    Kötülemelerinize ve iftiralarınıza maruz kalmaktan onur duydum. Bu demektir ki doğru yoldayım. Bu demektir ki, seneler sonra çocuklarımın yüzüne baktığımda, onları ta gözlerinin içinden görebileceğim. “Baba, sen üniversitedeyken ne yaptın?” sorusuna “Okulumu savundum, arkadaşlarımı savundum. Hocalarıma çamur atmaya kalktılar, onları da savundum.” diyebileceğim. Bunları söylerken gözlerimi kaçırmayacağım, sesim zerre tereddüt etmeyecek.

    Bu direniş, karşılarındaki profesyonelce donanmış bir orduya karşı bedenlerini gaz bombalarına, panzerlere ve tazyikli sulara siper eden öğrencilerin ODTÜ’de yazdığı bir destandır. ODTÜ’nün bir üniversite olarak sorumluluğunu, tarihsel görevini bilip, bir pankart arkasında görevine gitmesidir. Yıllarca da böyle hatırlanacak.

    18 Aralık 2012 günü okulumuza faşizmi yaşattınız. Andımız olsun ki, özgürlüğü de biz yaşatacağız. Arkadaşlarımızı, hocalarımızı, okullarımızı, mahallelerimizi, sokaklarımızı, var gücümüzle biz savunacağız. Halka zulmettiğiniz her yerde, karşınıza biz çıkacağız.

    Osmanlı döneminde Sivas Valisi olan Halit Rıfat Paşa “Gidemediğin yer senin değildir.” buyurmuştu.

    Sahi, siz hangi memleketten bahsediyordunuz?

    İmza: Faşizme Karşı Direnmiş Üniversite Gençliğinden Bir Öğrenci”

    Kardan Adam,
    Altı çizili olan kısımları sizin görmeniz için ben çizdim…
    Bundan sonrasını 3600 polis, 20 zırhlı araç ve bilimum diğer silahlarla ODTÜ’yü fethetmeye giden Fatihe sorun! Sanırım o da sizin “politik olayları yakından izlemediğiniz için, kaçırmış olmanızdan doğan cehaletini mazur görür”…
    Bir dene istersen görüyor mu görmüyor mu?
    Ama önce bir sor: “3600 polis neyin korkusuydu?” diye bir sor…
    Olof Palme’nin sinema çıkışında vurulması ile bu tablo arasında da bir bağ kur sonra… Yok Palme’nin vurulması ile değil, vurulma tehditlerinden haberdar olduğu halde hiç korunma istemeyen bir başbakanın yönettiği ülkedeki demokrasi ile ülkemiz arasındaki demokrasi arasında…

    Sonra öğrencilerin tepkisini küçümseyeceksen küçümse yine…

  4. Adı sanı duyulmamış üniversite hocacıkları hala ODTÜ’yü kınıyorlar.

    Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü, canlı yayın Tarafsız Bölge’de ODTÜ öğrencilerini ve yönetimini suçladı: “Düşünebiliyor musunuz, amfide film gösterimleri, tiyatrolar, konserler düzenliyorlar!”

    Bu çağda bu zihniyet diye başlayan cümleler kuramıyoruz artık. 80’lerin ruhlarını bir bir yok ettiler. İnsanlar her şeyi olağan karşılamaya başladı ki sanırım en kötüsü de bu..

  5. adı sanı duyulmamış bu “üniversiteler”(normalde lise olur mu bunlardan bilmiyorum) kendilerini iyi tanıtım fırsatı bulmuşlar , zaten başka türlüsünü beceremezler

  6. Rektörün dediği saçmalık. Ama adı sanı duyulmamış ifadesine karşıyım, gerek yok böyle aşağılamalara.

  7. Haklısın. Adı sanı duyulmamış üniversiteler değil, adı sanı duyulmamış rektörler cümlesi daha uygun olurdu.

    Adları sanları duyulmamışken onları dillerine dolayan varmıydı peki? Bu saçmalıkları yumurtlamasalardı suya sabuna dokunmadan yaşayıp gideceklerdi işte.

  8. Belki helikopterden çekilenler daha iyi olacaktır

    ODTÜ ayakta

    <a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>

  9. Üniversite hocacıkları denmesine de karşıyım. Adam profesör olmuş, rektör olmuş, adı sanı duyulmasına gerek yok. Ünvanıyla söylediği arasındaki uçurum en güzel etkiyi yapıyor zaten. Gereksiz aşağılamaya gerek yok. Yükleneceksek söylediğine yüklenmek yeter, adı sanı duyulmayan diye küçümseyerek değil gerek yok.

  10. peki farz edelim ki aşağılama var ve olmasın o zaman gerçek ne olacak

  11. gamaro ;gamaro style ile yurdum profesörlerine bir açıklama please

  12. Hüseyin Bey,

    Gelecek yıl ODTÜ den 50. Yıl mezuniyet madalyamı alacağım. ODTÜ benim de gururum ve ona yapılan müdahaleler beni de yaralar. Polisin yüksek dozdaki müdahalesini hiç bir neden haklı gösteremez. Öğrencinin mektubunu okudum ama sorularıma tam olarak yanıt alamadım.

    1. ODTÜ öğrenci sayısı 12.000 kadardır. Bu protesto ODTÜ öğrencileri adına yapıldığına göre böyle bir protesto öğrencilerin çoğunluğunun kararı olmalı. Katılımcı sayısının 300 kadar olduğunu gözönüne aldığımızda bu karardan kuşkuluyum.
    2. “…sermayeye peşkeş çektiğiniz bilimi…” Hangi bilim? Türkiye’de ne zaman bilim yapıldı da birileri onu sermayeye peşkeş çekti? (Not lütfen bilim ile teknolojiyi karıştırmayın)

    3. “…Suriye’ye yapacağınız emperyalist müdahaleye karşı…” ????

    4. Suriye’ye yapacağınız emperyalist müdahaleye karşı “barışı ve halkların kardeşliğini savunmak için”. What ??? Yahu diktatör zepemenk kendi halkını öldürüyor, hangi kardeşlik? Bu kadar zor mu “Sayın halkım, ben çekiliyorum, üç ay içinde seçimler yapılacak, herkes hazırlansın” demek?

    Hüseyin Bey, sizinle aynı dili konuşmuyoruz, tartışmamız anlamsız. Zaten konu da küllenmeye başladı. Kapatıyorum.

  13. Kardan Adam,”..Acaba ODTÜ öğrencileri neyi protesto ediyorlardı?…..”

    kimi olcek herhalde “yeni cumhuriyet”i:)

    bakin arinc ne diyor;

    1-üniversite yönetimi cagirmasaydi polis gelmezdi..
    2-demir leblebi misket at,varillerle birseyleri yak,yüzünü maskele,molotof,yanici madde ile hücuma kalk elbette oraya polis gelir..
    3-ücbin besyüz rakami nerden cikti yediyüz polis vardi
    4-ögrencilerin isim ve profiline baktiginizda odtü´den 3 kisi varsa 2 tanesi baska yerden karistirmak icin gelmisler..
    5-dogu perincek disarda olsaydi ve odtü´ye gelsedi onu alkislarla karsilar belli bir yere oturturlardi..
    6-yalcin kücük´e karsi hicbirinin tepki gösterecegini düsünmüyorum..

    anlasilan beceriksiz abilerin görevi marjinal ama profesyonel genclere siparis etmisler gerci basbakan,”avucunuzu yalarsiniz” ifadesiyle bdp/kck/pkk profosyonellerini kast ediyor ama siz bunu “kizim sana söylüyorum gelinim sen anla” sözündeki mesaj gibi düsünün:)

    deliseyciim,basbakan´a halkin teveccügü yeterli profesyonel marjinaller önce kendini mutlu etmeyi ögrensin basbakan kusur kalsin emi:))

    slm.

  14. ODTÜ’lülerin ne için gösteri yaptıklarını ve neye karşı oldukları konusunda pek bir şey anlamamışsın Ebubekir. Bazı adı sanı duyulmamış üniversitelerde hasbelkader bir mevkiye gelmiş hocacıkların demeçleri seni yanıltmasın. Çok fazla ATV izlemek de iyi değil. Bazı haberleri muhalif medyadan takip etmeseniz de oradan da açıp bakın ki aslını astarını öğrenin. Yalnızca AKP iktidarının eteğini öpen medyadan kime hayır geldiği ortada..

    Neyse aslında bir manifestoyu buraya asmak için geldim.

    ODTÜ’lü öğrencilerden Manifesto

    “18 Aralık’tan beri yorduğun yetmiyormuş gibi NTV’de yaptığın açıklamayla onca sınavımın arasında bana bu yazıyı yazdırdın ya aşk olsun sana be başbakan!

    Biliyorum ODTÜ’ye gelirken hayal ettiğin karşılama gördüklerin gibi değildi. Biliyorum isterdin ki öğrencisiyle, çalışanıyla, akademisyeniyle ODTÜ olarak etrafında el ele çember oluşturup hep birlikte “Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda” şarkısını söyleyelim. Sonra büyük bir heyecan içerisinde 10′dan geriye doğru sayarak GÖKTÜRK-2′nin fırlatılmasını bekleyelim ve “Yaşasın uydumuz, Viva Tayyip Erdoğan” diye haykıralım!

    Ama hayat bu, bazen istediklerimizi, temenni ettiklerimizi değil alnımızda yazanı yaşıyoruz işte. Nasıl kaderi ölmekse madencinin, atanamamaksa öğretmenin, tutuklanmaksa öğrencinin ve gazetecinin, anası ağlamaksa çiftçinin, senin kaderinde protesto edilmekmiş be bay başkan.

    Kabullenemiyorsun bu durumu alışamadın bir türlü farkındayım ama biz de sana alışamadık ve seni kabullenemedik. Bir de hocalarımıza demişsin ya ”Yetiştirdiğin öğrenciler bunlarsa bu ülke batmış”. Hay ağzını öpeyim. Biz de onu söylüyoruz ” Bu ülke batmış”. Her tarafı NATO üsleriyle dolan, uçakları tarafından halkı bombalanan, bir tarafta gecekonduları yıkılırken diğer tarafta gökdelenler yükselen, Suriye’de kafa kesen islamcı örgütleri besleyen, Van’da hala çocukları üşüyen ve yiyecek ekmek bulmakta bile zorlanan bir halka sahip olan bu ülke çoktan batmış.

    Ama sen sanki Tüpraş’ı, Tekel’i, Türk Telekom’u ve daha nice kurumu biz satmışız da parasını binlerce ODTÜ’lü olarak Ankara pavyonlarında yemişiz gibi ülkenin batmışlığının faturasını bize yıkmaya çalışıyorsun. Hadi 10 senedir tek başına iktidar değilmişsin gibi her şeyi eski hükümetlere bağlamanı anladık da bu birazcık abartılı oldu sanki. Gerçi ”İçişleri Bakanı’nın İdris Naim Şahin olduğu bir ülkede abartı da ne demek” dersen sen de haklısın tabi. Bu arada sanma ki patriotlar, Alman askerleri arada kaynadı. Biz senin kadar misafirperver değiliz başbakan. Sindiremiyoruz eli kanlı NATO askerlerinin ülkemizde takılmasını. Biz misafirperverliği ABD askerlerini denize döken bir nesilden öğrendik, 6. filoyu kendine kıble belleyenlerden değil. Bu misafirperverlikten tabii ki sen de nasibini alacaktın.

    Bu okul çok misafir gördü başbakan. Tekel işçilerini, Togo işçilerini de ağırladı bu okul, Vietnam kasabı Kommer’i, Gorbaçov’u da… Yerinin Gorbaçov ve Kommer’in yanı olduğunu sen de biliyorsun hiç öyle aynı gemideyiz falan deme boşuna. Zaten biz öyle gemilere, gemiciklere falan sığacak kadar az değiliz. Korkuyorsun değil mi bizden? Yalnız olmadığımızı da görüyorsun. Sansürüne, baskılarına, tutuklamalarına rağmen sinmedik ve halk artık inanmamaya başladı sana.

    Saflar yavaş da olsa belli oluyor başbakan. Kasımpaşa delikanlısından bahsetmiyorlar artık sokakta; ODTÜ’lülerin direnişinden bahsediyor herkes. Öyle her protesto edene ”Bunlar zaten terörist, bunların maksadı farklı” demek tutmuyor artık. Hem bu memleketin öğrencisi olmuş terörist, gazetecisi olmuş terörist, akademisyeni, sanatçısı, işçisi, memuru, köylüsü olmuş terörist. E ama sorarlar adama o zaman ”Senden Başbakan olsa ne olur olmasa ne olur”.

    Olur da bir gün cebindeki 200′lük banknotların arasına bir 10 TL sıkışırsa arkasını çevir de bir bak. Orada o beğenmediğin ODTÜ öğrencilerini yetiştiren hocalardan birini göreceksin, şaşırma. Altında yazan teoremi de inceleme boşuna, anlamazsın zaten.”

  15. Kardan Adam,
    Siz bence gelecek yıl ODTÜ’den aldığınız diplomayı iade edin.:)
    İade etmek istemiyorsanız, gelecek yıl “madalya almaya” gittiğinizde, buradaki düşüncelerinizi ODTÜ’de bir amfi bulup açıklayın da yanıtınızı orada alıverin…

    Suriye’nin iç işlerinden sana ne? Senin başbakanına ne? Bize ne? Bir ülkenin, bir başka ülkenin yönetim sorununu çözmek için o ülkeye milis sokması, onlara destek vermesi ne demek oluyor? Hangi meşruiyete, hangi hukuka dayanarak bunları söylüyorsunuz?…

    Suriye halkı örgütlenerek, Esad’a karşı başkaldırırsa, bu başkaldırı kendisini haklı talepler üzerinden uluslararası arenada kabul edilebilir nedenlerle ifade eder ve yardım isterse bu tür müdahaleler tartışılabilir. Ancak bugün Suriye’deki rejim aleyhine hareket eden gruplar, kiralık katil sürüleridir. Libya’da, Mısır’da kullanılmış paralı askerlerdir. Bizzat AB/D emperyalizminin kiralık askerleri ve ajanlarıdır. Sizler emperyalizmin; sermayenin “enternasyonalizmi” ile emeğin ve emek güçlerinin enternasyonalizmini birbirine karıştıran bir kafa bulanıklığı yaşıyorsunuz ve bunu belki de bilinçli bir şekilde başkalarına da yaşatmak istiyorsunuz. Söyleminiz çünkü emperyalizmin söylemidir…

    Ebubekir, özürün kabahatinden büyük olmuş yine. “3600 polis yokmuş da 700 polis varmış.” Sanki 700 polis azmış da… Sen sorsana şu soruyu; -Bir üniversitenin öğrencileri neden güle oynaya karşılamazlar bir başbakanı? Bir başbakan kendi ülkesinde neden bu denli korunmaya muhtaçtır? Kendi ülkesinde bu denli korunmaya muhtaç bir başbakan hangi akla hizmet ederek gidip Suriye’ye demokrasi dersi vermeye kalkar?

    Öğreneceksiniz öğreneceksiniz; “ODTÜ’ye tankla tüfekle değil, 500 Puanla girildiğini” siz de öğreneceksiniz!…

  16. Bunların alayı yalancı, neymiş üniversite yönetimi çağırmazsa polis gelmezmiş. Sanki başbakanı bilmiyoruz…

    ebubekir ile arınç aynı kafada.

  17. Hüseyin Aktas;”…Sen sorsana şu soruyu; -Bir üniversitenin öğrencileri neden güle oynaya karşılamazlar bir başbakanı?

    E cevabi verildi ya herhalde gözünden kacmis tekrar edeyim;

    “…anlasilan profesyonel beceriksiz abiler görevi marjinal ama profesyonel genclere siparis etmisler gerci basbakan,”avucunuzu yalarsiniz” ifadesiyle bdp/kck/pkk profosyonellerini kast ediyor ama siz bunu “kizim sana söylüyorum gelinim sen anla” sözündeki mesaj gibi düsünün…”

    koruma bahsine gelince dünyanin en güclü ! ülkesinin basbakani nasi korunuyo sende onu düsün:)

    odtü´den mezun yakinlarim var biri dsp´den izmir milletvekiliydi ne mal olduklarini bilirim..

    besyüz puan napsin:)

    slm.

  18. Yanlış anlamayın ben de sizin gibi düşünüyorum. Rektörün söylediği çok saçma, çok sefil.Ama hocacık demekte adı sanı duyulmamış üniversite demekte israr etmenizi anlamıyorum. Hasbelkader profesör olduklarını söylemeniz de çirkin, nerden biliyorsunuz künyesinimi gördünüz?Adı sanı çok duyulmuş üniversitelerden çok iyi akademisyenler de yarın buna benzer birşey söyleyebilir. O zaman ne diyeceksiniz? Cevap vermeye tenezül etmez gözüküp bold karakterlerle dediğim dedik tavrınızı komik buluyorum. Bir prefösürün saçma sefil birşey söylemesini onun hasbelkader profesör olduğuyla adı sanı duyulmamış olduğuyla birarada kullanmanın mantığını göremiyorum. Müthiş profesörler var, adları sanları duyulmuş üniversitelerde, aynı zamanda oldukça ırkçı dini söylemlerde bulunuyorlar. Siyasal bilgilerdeki hocam psikolojik savaş için danışmanlık yapıyordu devlete. Bu onu hocacık yapmıyor, üniversitemiz de oldukça biliniyor. Birisini eleştirirken gereksiz yandan çarklı eleştirilerin gereği yok, bu davranışı doğru bulmuyorum.

  19. Misafir, bu hocalar yalakalık olsun diye çıktılar ortaya ve hem saygı, hem de güven erozyonu yaşattılar. Bu erozyonu da yalnızca kendileri onarabilirler. Ama görünüşe göre böyle bir niyetleri yok. Halkın gözünde küçülmek, hükümetin gözünde büyümek için ödedikleri küçük ve önemsiz bir bedel onlar için. Ne de olsa onları terfi ettirecek olan halk değil.

    Senin savunman onları daha da küçültüyor.

  20. Adı sanı duyulmamış üniversitelerde çok değerli muhalif araştırma görevlileri öğretim üyeleri olduğu gibi anlı şanlı üniversitelerde faşist kafalı şeriatçi bilimadamları da var. Adı sanı duyulmamış üniversite demekte israr edişinize itiraz ediyorum ben, yanlış buluyorum böyle yakıştırmaları. Yoksa aynı sizler gibi düşünüyorum, hocanın söylediği rezalet ama bir profosore hocacık demek için başka şeylere bakmak gerekir eleştireceğiz diye bel altından çalışmayalım o adı bilinmeyen üniverstelerde çok değerli hocalar da var, üniversitenin adı sanı duyulmamış diye onlarda hasbelkader profesor olmamışlardır konuları birbirine karıştırmayalım.

  21. Peki Hüseyin Bey,

    Diplomamı iade edeyim. Başka bir emriniz var mı?

    Hala sorularıma yanıt alamadım. Biliyordum zaten alamayacağımı. Kıvıra kıvıra dansözlere taş çıkarıyorlar. ODTÜ adına yapılan bu gösteri ODTÜ öğrenci birliğinin ortak kararı mıydı, yoksa bir öğrenci cuntasının “ben yaptım oldu, tutarsa yaşadık, tutmazsa ODTÜ öğrencilerini paravan yaparız” eylemi miydi?

    Her neyse, geçelim

  22. Öğrenci birliğinin ortak kararı olması gerekmez kardan adam.

    Burdaki sorun o mu odtü’lü bu mu odtü’lü değil.

    Sanki hiç polis müdahalesi görmedik..

    Herkes biat etsin istiyorlar.

    Bırakın bu işi dedi, İTÜ ve Hacettepe teslim oldu bile.

    Asıl bundan sonrası dansözlüğün alasıdır ve olacaktır.

    Derken Odtü’den birisi çıkar, internetten mektup atar, sizi alkışlarla karşılayamadık başbakanım ben ona yanarım filan..

    Gidip alkışlayaydın ya, tutan mı vardı.

  23. google images bölümünden odtü ayakta diye arattığınızda (veya zor geliyorsa linke tıklayın) sayının hiçte 300 civarında falan olmadığını göreceksiniz.

    <a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>

  24. Nihayet Gerçeği Görebildim.

    Tanrım ne kadar kör müşüm ki bu apaçık gerçeği görememişim. Bana doğru yolu gösterdiğiniz için sizlere ne kadar teşekkür etsem azdır. Sağolun arkadaşlar.

    Kahrolsun emperyalizm ve onların şeyleri
    Yaşasın halkların kardeşliği
    Yaşasın her gece karısını döven kapı komşum, kadın mutlaka haketmiştir. Hem bana ne canım!

    Gamaro, haydi Hüseyin Aktaş başka dünyalı. Peki sana ne oluyor allasen? Yazdıklarını alıcı gözle bir daha oku istersen, cevap yazmaya bile gerek olmadığını görürsün.

  25. misafir ne profesörü ne üniversitesi , sen neden bahsediyorsun , neyi savunuyorsun
    yerim profesörünü ,
    bana ordada çok değerli adamlar varmışta , öyleymişte böyleymişte deme onu tartışan yok
    konu gayet basit, herşey oldukça açık

  26. Hükümetin icraatını beğenmeyen öğrenci ise cuntacı, değilse ergenekoncu.

    Hadi ya?

  27. Ulan camiye gitmezsiniz, türban takmazsınız, cenabı rabbin emir ve buyruklarına biat etmezsiniz, büyük entellektüel tayyi mekan habercisi hz. tayyip efendilerini aptal, cahil, malumatfuruş, aymaz, densiz çoban makamından bilirsiniz… Bırakın ya ne odtüsü ne eğitimi, ne bilimiymiş sizin ettiiniz…

    Devleti aliyenin devamlılığı açısından dindar ve itaatkâr nesillerin yetiştiği medreseleri hakim kılacaz cc nin sorgusuz sualsiz kudreti sayesinde :))

    Girerim ben, palas pandıras, sille tokat, karga tulumba… Yol kesicilik, ganimetçilik, sahtekârlık, kitabına uydurmak benim AHLAKIMDIR! Cilalı Taş Devri temsilcisi R. Tayyip. Erdoğan.

  28. Elim değmişken Sayın Profesör Tansu Çiller’in Anıt Kabir Defterine yazdıklarını da resim halinde buraya aktarayım. Bir dönem bu profesör tarafından yönetildik efendiler… Söylememe gerek yok, değil mi?

    Sonra karar verelim. Profesör olmak veya olmamak… Neyse ne diyorduk. Hah evet evet ODTÜ!

  29. Tansu Çiller vardı eskilerde.. Hani şu Anıt Kabir Özel Defteri’ne yazdığı iki cümlesinden dördü anlaşılmayan. Porfesör ünvanlı. Hem de ekonomist, politikacı.. Anlı şanlı bir öğretim kurumu olan (ve benim de hayli saygı duyduğum) Boğaziçi Üniversitesi’nde bile zamanın bir yerinde öğretmenlik yapmış bir kadın.. Sorsak “enflasyon”u ekonomi terimi olarak açıklamaya kitapsız, ezbersiz ceraset edemeyebilir. Devalüasyon kelimesini bile.. Neyse.. Sonraları profesörlük ünvanını ne kadara aldığı ortaya çıkmıştı da baya gülünmüştü kendisine.. Amerika’da okumuş, İngilizce bilmeyen profesörleri de bilir bu ülke. Yahut üniversitedeki hocasını ayarlayıp “ahh ahh ohh evet!” sesleri eşliğinde huşuyla yardımcı doçent olanları da bizzat tanıyorum. Demem o ki, Türkiye’de ve dünyanın bazı bölgelerinde yukarıda dediğim gibi hasbelkader profesör olmuş insanlar dolup taşıyor. Bunlara hocacık denir… Hatta bir öğretim görevlisi eğer çağını aşmamış bir bilgi birikimine sahip değilse ona zaten hocacık denir.

    Bunlar bir kenara, bir de yorumcuklar var.. Konuyu tartışmaktan acizliktir bu.

    Konu neydi? ODTÜ! Ben neyi açıklamak zorunda kalıyorum “hocacık nedir?” Bir kez yapılıyor ve ben görmüyorum ki hani olay ODTÜ’den çıkıp saçma bir boyutta ikili tartışmaya dönüşmesin diyorum. Hem insanlar bazı ifadelerden hoşnut olmamış, fikir beyan etmiş deyip tolere ediyorum. Ama yoook! Tekrar, tekrar, tekrar… Sabır taşı da değilim vesselam.

    Bu arada aklıma bir şey geldi. İngilizce filmleri Türkçe dublaj yaparken komik çeviriler olur. Bir kaç örnek vereyim:

    “What is your problem dude!”-Senin sorunun ne dostum!
    “Fuck you, mother fucker”-Lanet olası pislik annene de lanet etmiştim!

    Bunlar tabii ki yanlış çeviridir..

    İste bu çevirilerin yanlış çeviri olduğunu söylememle ODTÜ’deki olayların ilgisi ne kadarsa, hocacık kelimesine takılıp sıra sıra yorumcuk yapmak da o kadar alakalıdır..

    Evet, siz de ODTÜ’ye destek veriyorsunuz. Eksik olmayın

  30. Hala saçmalıyorsun, boğaziçi üniversitesi adı sanı duyulmuş bir üniversiteydi ne oldu? Bak orada da halk düşmanları var. Benim yazdıklarımı tekrar ediyorsun, bir de bana ders veriyorsun. Bahsettiğin rektör torpille profesör olmuşsa bunu yazarsın, biliyorsan yaz, bilmiyorsan hocacık demenin gereği yok etik değil. Biliyorsan yaz!! istanbul teknik üniversitesi başbakanı destekledi onlarda mı hocacık??! Adam dünya çapında fizikçi, iktisatçı, ekonomist olur, ama faşist de olur, şeriatçi de olur, bunun hocacık olmakla alakası yok, çok bilmiş profilcik!

  31. dedim ya asrı saadet için önce cumhuriyet halk fırkasının inkılaplarını yıkmak gerekir. (İstemeye istemeye defter kalem tutturuyorlar tansucum ve türevlerine, ve hala…) Sonra suyun yönünü arap devletçilik anlayışına çevirip bağı bahçeyi kızgın çöl için yeşertmek.

    2012 anıtkabir ziyaretinde mankafa abdullah gülün yüzünden düşenler de öfkeyle sekiyordu kabrin zemininde. Sıkılmış, bunalmış ve ne işim var bu adamın huzurunda makamından kararıyordu çehresi. Dedim ki aha şimdi kabri tekmeleyecek, ağzından köpükler saçarak küfredecek filan ama oto-kontrol izin vermedi maazallah. Ekrandan sakındım izlerken, orada olsam o parçacıkların sekip etime saplanacağından ürkerdim sanırım…

    Yahu insan hem bu kadar suratsız, kin, nefret, kötülük yüklü olup hem de nasıl adalet, eşitlik, sağduyu, hukuk, özgürlük vb. hakikatlere saygılı olur ki? Davranış bilimi bu asrı saadet malihülyalısı beyfendilerin vaka olduklarına işaret ediyor! Tedavi şart.

  32. ODTÜ’de halk düşmanları mı varmış? Başbakanı eletirenler şimdi de halk düşmanı mı oldu?

    Saçmalığın demeyelim de, kindarlığın bu kadarına pes artık.

  33. chp´nin gandi´si odtü´lüleri “yörük ali efe” ilan etmis dogruysa polis ne oluyor ? bugün yazari önemli bir noktaya daha isaret etmis,” odtü´lü ve destekcileri kilicdaroglu vs. “PKK’ya karşı neden polisin yanında yer alıyorlar veya öyle gözüküyorlar ?..”

    “….TKP/ML, THKP/C, THKO, TİİKP oluklarından süzülen bugünkü marjinal sola baktığınızda, polisin prestijinin kırılması ve fiili mukavemet gösterilmesinin çok önemli bir yer işgal ettiğini, hatta kutsandığını görürsünüz.

    Bugün
    DHKP/C terör örgütünün Dev-Genç çatısı altında faaliyet gösteren üniversite seksiyonu TÖDEF (Türkiye Öğrenci Dernekleri Federasyonu) tüm sol öğrenci gösterilerinde vardır.

    Yine
    illegal terör örgütü MLKP’nin KGÖ (Komünist Gençlik Örgütü) birimi, öğrenci gençliğe yönelik illegal seksiyonu olarak, gerçekleşen her öğrenci eyleminde hazır bulunmaktadır.

    MKP’nin legalde Demokratik Gençlik Hareketi, illegaldeyse Maoist Gençlik Birliği lise ve üniversitelerde aktiftir.

    ODTÜ’de olduğu gibi pek çok üniversitede örgütlenen bu kadrolar,
    en ufak gösteri ihtimalini ve kendilerine tanınan her hakkı polisle çatışabilmek için altın fırsatlar olarak kullanmaktadırlar.

    Rektörün resmi yazıyla polisi kampüse çağırmasına kimse bakmıyor.Öğrencilerin yanlarında getirdikleri taşları polislere fırlatıp lastik yakması, rektörlüğün camlarını kırması görülmüyor.

    Gözaltına alınan 50 öğrencinin sadece 12’sinin ODTÜ öğrencisi olduğu gerçeği üzerinde kimse durmak istemiyor.Yaralanan 15 polisi kimse görmüyor.

    Öğrenci hakkını arasın da,
    varsın adam öldürsün,
    cam kırsın,
    lastik yaksın,
    polise küfür etsin veya saldırsın hiçbir bir önemi yok!

    İHAS 11. maddeye göre herkes asayişi bozmayan toplantılar yapma hakkına sahiptir. Bu bir toplanma ve örgütlenme özgürlüğüdür.

    Ama
    polise sopayla,
    taşla saldırma,
    kendisine göz yaşartıcı bomba atıldı diye onu alıp tekrar polise atma gibi haklar yoktur.
    Eğer bu toplanma ve örgütlenme barışçıl değilse, şiddet içeriyorsa AİHM size kapıyı gösterir.

    Barışçıl olmayan toplantı,
    çevreye zarar veren,
    trafiği aksatan,
    başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar veren,
    kamu düzeni ve güvenliği için tehlike oluşturan toplantı ve gösterilerdir.

    AİHM’ye göre gösterici şiddet eylemlerinde bulunamaz.
    Bulunduğu andan itibaren müdahale başlar ve gösterici bunun sonuçlarına katlanır….” (bugün gazetesi)

    dedim di ya bu marjinal ve profosyenel kesim eski türkiye rejimi´ni (cürük cumhuriyet) özlüyor bunun icin yanip tutusuyor gerci simdiki t.c.basbakaniyla bu isin olamiyacagini anlamislardir ha anlamadilarsa biri anlatilir..

    nasrettin hoca nasi demisti,”duyan duymayana anlatsin”:)

    slm.

  34. Hic etik degil! Hem de hic.. Tuh bana!

    Sanki herkesi merdumgirizlestirip asafala toplum yaratalim demisim.
    Sanki konuyu degistirmeye calismak icin on bes takla atmak etik
    Sanki ODTU’de ogrencilere yapilanlar etik.
    Sanki panzerleri kampusun ortasina surmek etik..
    Sanki yillardir empoze edilip sindirilmeye calisilmamiz etik..

    Ne etiginden bahsediyorsunuz? Hocaciklarin etiketini okumak etik degilse, dogrudur. Etik degilim, hem de hic. Zaten sizin etiginiz katre deger tasimaz benim icin!

    Bu toplumun etikli patikli hocaciklara ihtiyaci yok.

  35. dezenformasyon bir kitle imha silahıdır. şüphesiz bugün gazetesinin en başarılı olduğu dallardan biri.

    marjinal sol, artık her kim iseler, polisin itibarına kast etmiş. hmm. bunu nasıl yapıyor abaca. fedailerini polisin üzerine saldırtıp kendilerini zorla vurdurtarak mı? son yıllarda polisin ayarsız güç kullanımından kaç insan zarar gördü? kaç defa bir şehir baştan aşağı ablukaya alındı? kaç defa bir yerin halkı terörize edildi? bu soruların cevabını verecek ahlak ve yürek var mı? taksimi rizeden, siirtten, erzurumdan gelen panzerlerle doldurdunuz. üzerinde nöbetleşe helikopter kaldırdınız, insanları yaka paça içeri aldınız. dolapderenin arka sokaklarında gördüm, mahallenin ufacık çocuklarına gaz sıkmaktan çekinmediniz. sırf 1 mayısı sola kötü andırmak için. ne oldu? alan şimdi kimin her 1 mayısta? güvenlik kaygılarınız ne alemde? anarşik solcular her 1 mayıs taksim meydanında toplu katliam yapacaktı size göre. marjinaller birbirini kıracaktı. görünen o ki o tür provokasyonlar devlet niyetine girmedikçe olmuyor.

    “odtü gibi pek çok okulda örgütlenen kadrolar” demek. sürek avınız yakın sanırım. yakında solcu avlamaya başlarsınız okullarda. güzel güzel gözdağı verirsiniz liberal gençlere, kemalist tiplere falan. alırsınız kürtleri, sosyalistleri. kalanlar haline şükreder. kırar kıçını oturur.

    dile bak. iğrenç. kendilerine tanınan hakları kötüye kullanırlar demek. ne hakkı lan? yürüyüşü, sloganı hak olarak mı görüyorsun? bunlar senin tasarrufunda mı? bahşettiğin lütuflar mı? kimsin? neyin sahibi sanıyorsun?

    lastik yandı da ciğerin mi tahriş oldu? kıyamam. yoksa görüş alanını mı kapadı lastiğin dumanı? insanların kafalarına isabetli atamadın mı kızgın gaz tüplerini? deşarj olamadın mı vatanperver türk polisi? sevindiremedin mi sevicilerini akşam ana haber bültenlerinde?

  36. Akp li veya Mhp li olmayan,yani onlarla ideolojik arkaplanda kesişme yaşamyan kişilerin odtü eylemcilerini eleştirmesini doğru bulmuyorum

    Katılmasanız da ,yanlış buluyor olsanız da, şuan konuşmak için uygun bir zaman değil

    Yanlış kişilerin değirmenine su taşınmış oluyor.

  37. Her zamankinden daha çok birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz bu günlerde karşı fikir beyan etmek…

    İlahi Baal, bu eski plak cızırdıyor artık

  38. Helal olsun ODTÜ’lülere,
    ODTÜ MEDRESE DEĞİL, ÜNİVERSİTE!
    eşbaşkan Üniversite düşmanı, üniversiteleri medrese yapamayacaklar.

  39. Kardan Adam,
    Burada hiç kimse senin sorularını yanıtlamaktan kaçmıyor ve senin deyiminle; “dansöz gibi kıvırmıyor” da… Konuşmayı bayağılaştırmana gerek yok. Eğer bir “kıvırma” arıyorsan; “sol” adına emperyalist müdahalelerin “ilericiliğini” savunmaya çalışanların temsilcisi olarak kendinde bunu ara!
    Asıl sen yanıt versene; “Hangi hakla Suriye’ye müdahaleyi savunuyorsun?”
    Esad’ın “diktatör” olması sana müdahale hakkı veriyor mu?
    Bir toplumun kendi tarihsel gelişimi içerisinde diktatörlüğü de yaşaması olağandır. Bu durumu değiiştirecek olan o ülkenin kendi toplumsal dinamikleridir. Devrimlerin ithal ve ihraç edilemeceğini kabul etmelisin önce! Hiç bir şeyden anlamıyorsan “Irak’a götürülen Demokrasiye” bak! Mısır’a, Libya’ya götürülen “demokrasiye” bak!
    Sen kimin ideolojisini savunuyorsun?
    AB/D’nin dünyayı demokratikleştirdiğini mi sanıyorsun?
    Esad’a “diktatör zepemenk” diyen dilin neden AB/D’ye bir sözcük söyleyemiyor?
    Öğrencilerin “azınlığı, çoğunluğu” konusuna “temsil yetkisine” ıvır zıvır şeylere dayanmaya çalışıyorsun.

    Eğer söylemeye çalıştığın şey, “öğrenci gençliğin asli görevinin siyasal iktidara karşı mücadele olmadığı” falansa bunu anlarım ve tartışabilirim. Ancak sen öğrencilerin basın açıklaması yapma hakkını “usülden” nedenlerle haksız çıkarmaya çalışıyorsun. Suriye’ye müdahaleyi haklı çıkarmaya çalışıyorsun. Öğrencilerin karşı duruşu aynı zamanda üniversitenin bir bilim alanı haline gelmesi mücadelesidir. Bu şimdi böyle değil, uzun yıllardır bu ülkede “demokratik, özerk üniveriste” mücadelesi verilmekte.

    Haklısın, bu ülkede üniversitelerde bilim üretilmiyor! Bu durum, “ODTÜ’den önümüzdeki yıl 50. Yıl madalyasını alacak olanların” emperyalist müdahale savunuculuğu yapmasından da belli değil mi?!

    Üzücü olan şudur ki; bu karşı çıkışı en geniş bir şekilde emekçi halk kitlelerinin gerçekleştirmesi gerekirken, yine öğrenci gençlik omuzlamak zorunda kalıyor! Bunun suçlusu biraz da 50 sene önce üniversite bitirenler değil mi?

    Eğer “söylediklerin doğru ise” sen değil misin Kardan Adam?
    50 yıl önce üniversite mezunu olup da, hala emperyalizmnin borazanlığını yapmak nasıl bir insanlıktır?

    Hadi ordan!…

  40. mesela sadece birlik ve beraberlik değil.

    ülkede demokrasi ve muhalefet kültürü zaten primitif iken

    ve iktidar öğrencileri sanki suç işlemişler gibi göstermeye çalışıyorken

    yaptıklarını saçma bile bulsak öğrencileri eleştirmek

    bana göre iktidarın ekmeğine yağ çalmak olur.

    yoksa kimse onlarla bir veya beraber olmak zorunda değil.:))

  41. Aslında Baal’in haklı olduğu durumlar var. Muhalefet ilkel ama solcular, demokratlar aydınlar ve ilericiler de ilkel
    Sorun zaten burada yatıyor. Öğrencileri eleştirmezsek onların ilkelliğine prim vermiş oluruz.
    Ama bunu tartışmak çok zaman alır ve sonunda herkes yine kendi yoluna gider. Keselim.

    Hüseyin için söyleyeğim eski bir tekerleme:

    Benim oğlum bina okur, döner döner bidaa okur.

    Kahrolsun emperyalistler ve onların şeyleri.
    Kahrolsun AB /D hatta C
    Yaşasın halkların kardeşliği

  42. Baal diyor ki, “kol kirilir yen icinde kalir” 🙂

    slm.

  43. işin kötüsü ülkede muhalefetin gelişmesi için zeminde henüz yok

    yani primitif olduğunu hepimizin kabul etmek zorunda olduğu ODTÜ eylemleri gibi hareketlerin dışında yapılacak şeylerle topluma etki edebilmek ona yön verebilmek pek mümkün değil.

    özgür iletişim yok

    basın yayın holdinglerin elinde

    dolayısıyla öğrenciler ,işçiler,azınlıklar ,etnikler toplumsal bilinç oluşturarak talep ettikleri şeyler lehinde bir baskı oluşturamıyorlar.

    toplumu stimule edebilmek için geriye 1917 model direniş ve gösteriler kalıyor.

    acıklı gerçeğimizle yüzleşelim.

    kardan adamın düşüncelerine genel olarak katılıyorum..aslında üniversitelerin politik konularda bu kadar taraf gözükmesi doğru değil.

    sadece sosyal anlamda değil, bilimsellik açısından da yanlış.

  44. Burada bir grup öğrencinin protesto hakkını görüşlerini kabul etseniz de etmeseniz de savunmak zorundasınız.

    Eylemlerinin veya protestolarının hiç birine katılmayabilirsiniz ama yine de onların bu hakkı olduğunu unuttuğunuza göre sizden epey şeyler gelmiş geçmiş demektir.

    Hele yukarıdaki yorumları okuyunca odtülü öğrencileri ulusalcılıkla suçlanması salaklığını ardından kck-pkk olması ile suçlanması salaklığını aynı yorumlar içinde yer alması zaten kimin neyi neden eleştirdiğini bile bilmediğini gösterir.

  45. Bir konuda buluştuk Baal. Muhalefet ilkel bir tavır sergiliyor. İktidar ondan çok ilerde değilse de gericilere verdiği tavizlere rağmen daha düzeyli (bu düzey asla özlediğimiz düzeyde değil). Kitlelerce benimsenmesinin nedeni de bu. Gerçek bir muhalefet düzeyini yukarı çekemediği sürece kaybetmeye mahkum. Olan ona bel bağlayan öğrencilere olur. Yarın geriye bakıp “yahu ben yanlış yaşamışım, baştan yaşayım” diyemezsiniz.

    Şahsen öğrencileri desteklemiyorsam, en azından ilerde yaşayacakları hayal kırıklıklarına ortak olmak istemediğimdendir.

    1917 model ayaklanma görüşüne katılmıyorum. 1917 deki direniş Arap Baharı direnişiydi. Monarşiye karşı yapılmış, ileri demokrasiye yönelik bir halk hareketiydi. Monarşi yıkıldı, seçimler yapıldı parlamento tesis edildi ama ikinci büyük parti olan Bolşevik partisi tarihte eşi görülmemiş bir sahtekarlıkla bir gecede darbe yapıp iktidara el koydu ve demokrasiyi rafa kaldırdı. Bu olayı bugünkü durumla nasıl bağdaştırabiliyorsun?

    Bence herşeyden önce muhalefet halka üç kağıt açmayı, öğrencileri işletmeyi bırakıp düzeyini yukarı çeksin. Böyle bir gelişme yalnız muhalefeti değil, iktidarın da düzeyini yukarı çeker.

  46. Baal, “…..aslında üniversitelerin politik konularda bu kadar taraf gözükmesi doğru değil.sadece sosyal anlamda değil, bilimsellik açısından da yanlış….”

    dogruya dogru..

    yasanmis onca magduriyet,onca aci geneli gencler üzerinden..

    ders cikarmak,nerde hata yaptik sorusunu sormak icin yeterli sebep degilmidir ?

    kazik kadar adamlar gencecik insanlari kullaniyor farkinda degilmisiniz ?

    slm.

  47. Yahu milletvekili seçim yaşını 18 e düşürelim diyen kim? 18 yaşı genç değil mi de gençleri politikadan uzak tutalım diyorsun şimdi. Nasıl dans edeceğinizi şaşırdınız imanıma. Başbakan osurur cemaati sıçar.

    )kapaparantez

  48. acparantez,18 yasinda yiksin/yaksin,milletin malina/canina zarar versin istenmiyor millet vekili olsun deniyor..

    70/80 arasi olaylardan ders cikarmamisa benziyorsun..

    slm.

  49. Kardan Adam,
    Bazen kendini çok bilmiş yerine koyup milleti Tİ’ye aldığını sanıyorsun!
    Nerden başladın sorularına nereye geldin?
    Bir de her yazdığında “keselim”, “kapatalım”, “tartışmayalım” diyerek bitiriyorsun ya, alemin “tartışma keseni” sensin, alemin bileni sensin yani…
    Hani yazdıklarında elle tutulur bir şey olsa biz susalım da sen konuş. Dinleyelim.
    Emperyalizmin, çağımızın tüm dünya halkları ile olan çelişkisi, çağa damgasını vurmaya devam ediyor. Bu gerçeği senin o sulanmış beynin de sulandıramaz!
    Güneşe çık da beynini kurut! Ama sen “kardan adam”sın ya, erirsin güneşte, değil mi?…

  50. Suudi müftüden Suriyeli kadınlara fetva: “Cennete girmek için ÖSO militanlarının cinsel isteklerini giderin!”

    Haberin devamı şu linkte: link to haberturk.com

    Liboşlar hala “Arap baharı” diyerek bu rezaleti ve emperyalist müdahaleleri savunadursun…
    Bunları eleştiren, bunlara tepki gösteren öğrencilere de “siz bu işlerden anlamazsınız” diyerek azarlayıcı, küçümseyici, alaya alıcı tavırlar… Neymiş efendim “öğrenciler siyaset yapmasınmış”… Elbette yapmasın öğrenciler siyaset. Bilim ile iştigal etmek varken öğrenciler siyaset yapmasın. Yapmasın ama siyaset yapanlar da “…” yapmasın!

    Emin olun hiç bir devrimci, hatta eli silahlı en keskin militan, bu dünyaya dövüşmek için gelmediğinin bilincindedir ve en büyük özlemi barış dolu bir dünyada bilim-sanat ile yoğrulmuş bir üretim faaliyeti içinde olabilmektir… Öğrenciler durduk yerden tepki duymuyorlar… Onların enerjisini her zaman provake edecek birileri çıkabilir, bu ayrı bir konu, ancak Türkiye’de hiç bir siyasi hareket, öğrenci gençliğin devrim yapacağını falan savunmaz. Bu amaçla da öğrencileri kullanmaz. Bulundukları yaş aralığı ve bilimle tanışma sürecine adım atmış olmaları, onların duyarlılıklarını en üst düzeye çıkarır. Üniversite öğrencisi aydın olma sürecine giren birey demektir. Aydınlanmaya başlamış birey demektir. Bu bireylerin elbette tepkileri olacaktır. Ancak her bir öğrenci de, iktidara tepki göstermek için üniversiteye gelmediğinin bilincindedir. Yani bu eylemler için can attıkları falan yok.

    Demokrasilerde kitlesel tepkiler iktidarı denetleme araçları arasındadır! Bu denetim aracı “1917 model” falan da değildir. Çok daha eskidir hatta… Ancak eskimeyen bir yöntemdir… Her dönem, yöneten ve yönetilen ilişkisinin olduğu her yerde ve zamanda bu yöntem kullanılacaktır. Yürüyüşler, mitingler, pankartlar, afişler, her türlü “karşı ses” aracı kullanılmaya devam edecektir. Günümüzde “basın açıklaması” şekline dönen eylem eski “miting” eylemidir. Miting eylemine basının da çağrılı olmasıdır. Eskiden mitingte toplanan kalabalığa açıklama yapılırdı. Şimdi hem kalabalığa hem de basına açıklama yapılıyor.

    Öğrenciler de bunu yapacaktı. Kendilerinin açıklaması bu. Kim öğrencileri bu hale soktu? Kim onlara saldırdı? İlk saldıran kim acaba?…

    En eski tarihten beri öğrencilerin üzerine katilleri salan daima iktidar olmuştur. Çünkü onların saçtığı ışık çok daha tehlikelidir; karanlıklardan beslenenler için!…

  51. oda tv olayını görüyoruz.

    ortada zaten belirgin bir suç yok,kaldı ki iddia edilen suçlara ilişkin delillerin mesnetsizliği belli ama adam 2 yıl hapis yatıyor.

    sadece ulusalcılara yapılmıyor bu hukuksuzluklar

    tüm alternatif muhalefet gruplarına benzer baskılar var.

    amaçları gerçek bir muhalefet gelişemesin.

    odtü eylemleri de birşeye çare olmayacaktır biliyorum ve açıkcası özlediğimiz demokrasi ve özgürlüklere nasıl ulaşabiliriz konusunda söyleyebilecek hiçbir fikrim de yok.

    padişahlıktan,çarlıktan veya diktatörlükten çok farklı bir ortamda yaşadığımızı da düşünmüyorum.

    ”bize böyle öğretmen ,böyle öğrenci lazım değil ”

    retorik bu!

  52. Hüseyin Aktas,prof.Arifi,hakkinda cikan bu haberi yalanladi radikal dahil bir cok gazetede yayinlandi düzeltme ihtiyaci duyarsiniz herhalde..

    Arifi, AA’ya icini döktü suriye yanlilarinca hedef secildim..

    prof.Arifi,

    iddianın dünya basınında yer almasının ardından AA muhabirinin sorularını cevapladı.
    Arifi, Esed yönetiminin Suriye’de işlenen savaş suçlarını örtmek için Suriye’deki resmi basın-yayın organlarının yalan haber ürettiğini, söz konusu yalan haberlerin, Esed yönetimini destekleyen ülke ve gruplara bağlı yayın organları tarafından dünyaya servis edildiğini ifade etti.

    Arifi,
    ”Şahsen tek suçum Suriye’de katledilen bebekleri, tecavüze uğrayan kadınları, yıkılan camileri savunmaktı bu sebeple hedef seçildim” dedi.

    Arifi şunları söyledi:

    ”Ne yazdığımı öğrenmek isteyenler, benim internet sayfamı ziyaret etsinler.

    Her ‘Muhammed El-Arefi’ adındaki sayfa bana ait değildir.

    Hepsi benim ismimi ve resimlerimi kullanıp, istediklerini yazıyorlar.

    Adıma gönderilen sahte tweette ‘Suriyeli kızlar, gidip mücahitlerin cinsel isteklerini gidermeliler’. Haşa bu fahişe nikahıdır.

    Yani akıllı insanların söylemeyecekleri batıl bir şeydir.

    Hemen yalanladım ve ‘bu doğru değildir’ dedim ama Ehl-i Sünnet’ten nefret eden bazı kanallar,Ehl-i Sünnet’in alimleri hakkında böyle şeyler yayınlıyor.”

    Suudi Arabistan Melik Suud Üniversitesi Fıkıh Bölümü’nde İlahiyat Profesörü Arifi’nin, İslam fıkhı alanında kaleme aldığı 17 eseri bulunuyor.

    Arifi, Suriye’deki muhaliflere verdiği destekle ve “Esed’e karşı verilen savaş”ı öven açıklamalarıyla tanınıyordu……”

    slm.

  53. Ebubekir,

    Ben bu yorumu yazarken başka yerlere de baktım Şu linkteki videoyu izledim: link to haber.sol.org.tr
    Aha orada duruyor video! Haberi yapan Türk televizyonu değil; “Eretz Zen Channel” Bu “channel” de benim değil. Ben de senin gibi duyunca duyuruyorum.
    Yani bu haber yalansa da servis edenlerin suçudur.
    Bana kalırsa yalan değil, yalanlanmak zorunda kalınan bir gerçek bu!
    Çünkü bu anlayışı savunacak kadar alçaklar var bu dünyada! Cenneti türlü türlü satanlar görmedik mi? Kadınların göbeğine muska yazanından tut da kişisel çıkarları için hadis uyduranlara değin tanımadık mı?…
    Yalanlamanın yalan olup olmadığını nerden ölçeceğiz şimdi?
    Yedi bir halt ama tüm dünya üstüne gidince geri adım attı bence!

    Adına twit açılmış da onun adına başkası yayın yapmışmış…

  54. Hüseyin,aksi ispat edilene kadar beyan asildir ve bu kural dünya görüsünü begenelim/begenmiyelim herkes icin gecerli..

    slm.

  55. Ebubekir,
    Haberi ben yapmadım.
    Yapılan bir haberi duyurdum.
    Sen de yalanlamayı duyurdun.
    Ben de diyorum ki “yalanlama da yalan olabilir.”
    Yani yalanlama içeriğinde iletilen beyandan da kuşku duyuyorum.
    Çünkü “medya” artık “alınan-satılan” insanlarla dolu. Hal böyle olunca insanların ağzından çıkanlara da inanmıyorum. İnanmıyorum ve yorumluyorum. Senin dediğin “beyan asıldır” mahkemede geçerlidir. Burası da mahkeme değil. Ben bir haberi paylaştım, sen bu haberi yalanlayan bir haberi paylaştın, geriye kalacak olan insanların yorumlarıdır…

    İftira atılmışsa atanlara da lanet olsun! Ok?…
    Her kim bu dünyada, düşmanı dahi olsa, bir başka kişiye iftira atmışsa, iftira atan o kişiye lanet olsun!…
    Anlaşıldım mı acaba?…

  56. Okey Hüseyin..

    münich/antalya ucagina binmem gerek t.c.´de devam ederiz..

    slm.

  57. “Arifi,
    ”Şahsen tek suçum Suriye’de katledilen bebekleri, tecavüze uğrayan kadınları, yıkılan camileri savunmaktı bu sebeple hedef seçildim” dedi.
    “

    Eksik söylemiş. Ayrıca okulları bombalayıp öğrencileri de öldürüyorlar.

    Bu olaylar Suriye’nin işgalinden önce vardı ise, neden o zaman konuşmadın?

    Yok, işgalden sonra oluyor ise, demek ki bu işi yapanlar belli, sen kimi kime karşı savunuyorsun?

    Hüseyin AKTAŞ’ın sözlerine katılıyorum. Yedi bir halt, tepkiyi görünce de döneklik ediyor.

  58. Muhterem Baal ve Hüseyin efendiler

    Merhalelerle bu siteyi ve bilhassa sizleri izlemekteyim ve sizlerdeki muhabbetullah noksanlığı beni ziyadesi ile üzmekte ve dahi Hüseyin Aktaş’ın komünüstliği yayma şevkinin yaşlı yüreğimde yaptığı derin hasarların telafisi namümkün olmaktadır.

    Kablelislam öncesi münkirlerden olmayınız.

    Mamafih sizlerdeki bu fikirler yalnızca içtimai ikiliklere mahsus olmayacak şekilde zuhur etmiyor, fevkalade anarşik, bolşevik yıkıcı faaliyetler olarak da zevahir oluyor.

    Muhterem Hüseyin Bey, Türk edebiyatı bir manada halkın darbımeselleriyle, bilmecelerinden halk masallarıyla, koşmalarından, destanlarından, menkıbelerden, ilahilerden, nefeslerden ve dahi halk temaşaasından mürekkeptir. Komünist ideallerinizi ifade ederken bunlara ziyadesiyle zarar veriyorsunuz.

    İstikbalimizde ve istiklalimizde Türkçülük ile ele ele vererek mefküreler alemine beraber yürümeliyiz.

    Ve Ebubekir efendi: Dini ilmi halimiz ve akaitte mezhebimiz maturidilik ve fıkıhta mezhebimizin Hanefilik olduğunu size öğretmeyi kendime vazife addederim.

    Milli tesanüdü kuvvetlendirme maksadıyla, daha tafsilatlı ve teferruatlı kaideleri elbette ileride tekrih edeceğim.

    Cenab-ı Hak bizleri İttihadı İslam’dan ayırmasın.

    İmza
    Kadim İrşad Kazai İkdam.

  59. Kadim İrşad Kazai İkdam.
    Kurt olup Hüseyin veya Baal’ı avlayayım dedim, tavşan oldum ben avlandım, hiç dikkate almadılar beni. Kabahat bende, aslında antikomünist 90-60-90’lık bikini güzeli olup Gencer’e sataşmalıydım, ama o da zaten Kambur Kerim’den çok çekti, bir de efendi, kibar delikanlı, üstelik memlekette bir avuç kalmış sosyalistlere de sıkıntı çektirtmemek lazım.

  60. mi SAF ir o ni?…

  61. Yukarıdaki sözcükleri Ziya Gökalp’in, Türkçülüğün Esasları adlı kitabından seçtim.

    Tüm kitapta benim hoşuma giden tek tümce şu: ” Osmanlı Türk’e daima eşek Türk diye hitap ederdi. ”

    Memlekette hala Türk-Osmanlı-İslam sentezi yapmaya çalışan durgun zekalılara duyurulur.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.