1924’te Louis-Victor de Broglie madde parçacıklarının da dalga gibi davranabileceği fikrini ortaya attı. Her nesnenin kendine özgü bir dalga boyu olduğunu, dolayısıyla parçacık-dalga ikiliğinin sırf ışığa özgü olmadığını ileri sürdü. Üç yıl sonra elektronlardan tıpkı ışık gibi kırındığı ve girişim yaptığı gözlenince, madde dalgası fikri kanıtlanmış oldu. Günümüz fizikçileri nötron ve proton gibi daha büyük parçacıkların hatta karbondan mikroskobik futbol topuna benzetebileceğimiz “bucky” kürelerinin de aralarında olduğu bazı moleküllerin bile dalga gibi davrandığını gözlediler. Bilye ya da rakun gibi büyük nesnelerin dalgaboyları çok küçük olur; öyle ki onların dalgaı gibi davrandığını gözlemleyemeyiz. Bir tenis topunun dalga boyu 10-34 metredir; yani bir protonun çapından (10-15 metre) çok daha kısadır.
Limitless ile başladım bu hafta
Güç ve şiddet bağımlısı küresel çetenin sınır tanımayan yapısı altında inleyen mutantlar!
Ruhsal Dünyaya Uyanış -2
Önceki paylaşım, 1.blm için tıklayınız
Bazı Aborjin kabilelerinde DADİRRİ denilen bir varoluş hali vardır; bunu DERİN DİNLEME olarak tercüme edebiliriz. Yaşlıbiraborjini olan Miriam Rose dadirriyi, hepimizin içinde uzanan derin kaynakla bağlantı kurmamızı sağlayan özel birnitelik olarak tanımlar. Kurulan bu bağlantı, dadirri ya da sessiz, sakin, dingin bir farkındalık halini gerektirir.
Dadirri, barış ve huzur getirerek, uyum ve ahenk yaratarak, denge oluşturarak, nerede hastalık varsa orada sağlığı yeniden tesis eder.
Bu videodan bizzat kendisinin sesinden dinleyebilirsiniz, tıklayınız
Aborjinin sesini dinlerken ne hissettiniz (ingilizce bilin ya da bilmeyin önemli değil)?
*
Okyanusun ruhu Kanaloa; “büyük barış” anlamına geliyor ve o ALOHA’dır yani sevgi.
*
Doğa mistisizmi dahilinde DOĞA ile yani hayat-veren güçle doğrudan, kişi-ötesi bir bağlantı kurarız ve bu bağlantı ne tür bir yöntemle olursa olsun onun ruhunun canlı olduğunu hiç bir şüphe olmaksızın anlarız. Vizyonerler onu içkin ve dost bir varoluş şeklinde hissetmişlerdir. Özgün mistikler, bu muazzam tecrübenin uzay-zaman sürekliliği boyunca günümüze uzanan deneyimlerini fark etmemiz için boşluğa basamaklar döşemişlerdir.
Bizler bilinçli farkındalığımızı genişletmemize imkan veren bir donanımla genetik olarak programlanmış durumdayız. Bu programın nasıl aktive edileceği ile ilgili pek çok şamanik bilgiyi öğreniyor, uyguluyoruz. Böylelikle doğa üzerinde egemenlik ve kontrol kurmaya çalışan batılı zihnimizi dayanak almaktansa doğamızdaki özgün zihnimiz ve yüreğimizle aynı çizgide, daha uyumlu şekilde yaşamış oluruz.
Devamını oku “Ruhsal Dünyaya Uyanış -2”
Işık Dalga mı Parçacık mı?
Fizikçiler hala bu ikilikle boğuşur. Bugün ışığın farklı koşullarda nasıl davranması gerektiğini biliyormuşcasına hareket ettiğini biliyoruz. Işığın dalga özelliklerini gözlemlemek için tasarlamış bir deneyde, örneğin bir kırınım ağından geçirildiğinde, ışık dalga gibi davranır. Parçacık özelliklerinin gözlemlemek için tasarlanmış bir deneyde ise parçacık gibi davranır.
Fizikçiler ışığın gerçek doğasını ortaya çıkarmak için zekice deneyler yapsalar da şimdiye kadar hep başarısız oldular. Bunların çoğu Young’ın çift yarık deneyinin çeşitlemeleriydi. Bir ışık kaynağından çıkıp iki ince yarıktan geçerek bir ekrana düşen ışık ışınlarını düşünün. Her iki yarık da açıkken girişim saçaklarına benzeyen aydınlık-karanlık şeritler görürsünüz. Dolayısıyla ışık, bildiğimiz üzere dalgadır. Işığı kısarak fotonların yarıklardan teker teker geçeceği düzeye kadar düşürdüğümüzde, bir dedektörler her bir fotonun duvara çarpışını saptayabiliriz. Bu durumda bile fotonlar ekran üzerinde şeritlerden oluşan girişim desenleri oluşturacak şekilde yığılır.
Peki tek bir foton, ekranda girişim dalgası oluşturacak şekilde hangi yarıktan geçeceğini nereden bilir? Eğer yeterince hızlı davranırsanız, foton ışık kaynağından çıkar çıkmaz veya yarıklardan geçmiş ama daha ekrana düşmemişken yarıklardan birini kapatabilirsiniz. Fizikçiler test ettikleri her durumda fotonların bir mi yoksa iki mi yarık olduğunu biliyormuş gibi davrandıklarını gördüler. Hatta ortada tek bir foton olmasına rağmen, sanki aynı anda iki yarıktan birden geçiyormuş gibi görünüyordu.
Fotonun hangi yarıktan geçtiğini gözlemlemek için yarıklardan birinin yanına bir dedektör konduğunda, şaşırtıcı bir biçimde ekranda girişim deseni oluşmamaya başlar. Fotonlar ekranda tek bir yığın oluşturur ve girişim saçakları oluşmaz. Yani fotonları iş üstünde yakalamak için ne yaparsanız yapın, sanki tüm yapılanları biliyor gibidirler. Ve aynı anda hem dalga hem de parçacık gibi davranırlar – ikisinden bir tanesi gibi değil.
Yeni Ay Karakteristiği
Yeni Ay Karakteristiği ve Hilal fazı Karakteristiği
Siz hangi ay fazında doğdunuz?
Dolunay Fazı için Tıklayınız
Astrolog Öner Döşer’den alıntıdır, teşekkürlerimizle.
