Süperiletkenlerde Sonsuza Dek Akıp Giden Elektrik Akımları

Fermiyonların bozon gibi davrandığı özel durum, bir metal içindeki elektrik akımında yaşanmaktadır. Metal atomlarının en dış yörüngesinde bulunan elektronlar çok gevşek bir yapıda olduklarından, atomdan kurtularak ayrılabilirler. Metalin uç noktaları arasında bir bataryayla gerilim uygulandığı takdirde, özgürlüğüne kavuşmuş sayısız elektron, metalin içinden akıp geçerek bir elektrik akımı oluşturacaktır.

Elektron fermiyon sınıfında olduğundan, asosyal bir yapıdadır. Her bir basamağın daha yüksek bir enerji düzeyine tekabül ettiği bir merdiven düşünün. Elektronlar en alttan başlayarak her basamağa ikişer ikişer yerleşir (bozonlar ise memnuniyetle en alt basamaklarda birikecektir). Her bir elektron çifti için ayrı bir basamağın gerekliliği, bir metal içindeki elektronların tahmin edildiğinden çok daha fazla enerjiye sahip olduğunu göstermektedir.

Ancak bir metal mutlak sıfır noktasına (mümkün en düşük sıcaklık, -273,15 derece) inecek kadar soğutulduğunda, gerçekten de tuhaf bir şey meydana gelmektedir. Genelde her bir elektron, metalin içinde, diğer tüm elektronlardan bağımsız bir şekilde hareket eder. Öte yandan sıcaklık düştükçe, metal atomları gittikçe daha cansız bir şekilde titreşir. Bir elektron geçerken, elektronlardan binlerce kat daha fazla kütleli olsalar da, metal atomuyla aralarındaki elektriksel çekim gücü, atomun elektronun peşinden çekilmesi için yeterlidir. Çekilen atom ise bir başka elektronu çeker. Bu yolla, bir elektron diğer bir elektronu, metal atomunun aracılığıyla etkilemiş olur.

Bu etki, metalin içinden geçen akımın doğası üzerinde kökten bir değişikliğe neden olmaktadır. Akım, tek tek elektronlar yerine, “Cooper çiftleri” olarak bilinen elektron çiftlerinden oluşmuştur. Ancak her bir Cooper çifti içindeki elektronların spin yönleri birbirinden farklı olduğu için, birbirlerini sönümlendirirler. Dolayısıyla Cooper çiftleri bozondur!

Cooper çiftini oluşturan elektronlar, metal içinde birbirlerine yakın bile olmayabilir. Cooper çiftinin bir üyesiyle diğeri arasında, binlerce başka elektron bulunabilir. Ancak bu yalnızca tuhaf bir detaydır. Esas nokta, Cooper çiftlerinin bozon olduğudur. Ve süperiletkenin ultra-düşük sıcaklığında, bütün bozonlar aynı durumda toplaşarak mukavemet edilemez tek bir varlık gibi davranırlar. Kitle halinde akmaya başladıkları anda, onları durdurmak hiç de kolay değildir.

Normal bir metalde, elektrik akımına, metalin içine karışmış ametal atomlar tarafından karşı konur; bu atomlar elektronların yoluna çıkarak metal içindeki ilerleyişlerini engeller. Fakat katışık bir atom normal bir atom içindeki elektronu engelleyebilirken, bir süperiletken içindeki Cooper çiftine karşı koyması neredeyse imkansızdır. Bunun nedeni, her bir Cooper çiftinin, milyarlarca ve milyarlarca benzeriyle uygun adım bir tempo tutturmuş olmasıdır. Bir katışık atom artık bu akışı asla durduramaz. Bir kez başladığı anda, süperiletken içindeki akım sonsuza dek sürecektir.

Parçacıkların İki Kabilesi

Çekirdeklerin farklı olduğu durumu (karbon ve helyum) hatırlayın ve iki olası çarpışma olayını yeniden değerlendirin. Birinde, çekirdekler birbirlerini sıyırarak geçerken, diğerinde kafa kafaya çarpışarak geldikleri yönde geriye sekerler. Bunun anlamı, 9:00 yönünden gelen çekirdek için, 4:00 ve 10:00 yönlerine yönelmesiyle bağlantılı iki dalganın olmasıdır.

Burada anlaşılması gereken temel nokta, bir olayın olasılığının, bu olayla bağlantılı dalganın yüksekliğiyle değil, dalganın yüksekliğinin karesiyle bağlantılı olmasıdır. Dolayısıyla 4:00 yönündeki olayın olasılığı 4:00; 10:00 yönündeki olayın olasılığı ise 10:00 yönündeki dalga yüksekliğinin karesidir. İşte tam da burada, yukarıda bahsettiğimiz ince nokta devreye giriyor.

10:00 yönünde uçan çekirdekle bağlantılı dalganın ters döndüğünü varsayalım. Bu durumda dalganın dip noktaları tepe, tepe noktaları ise dip noktaları olacaktır.

Devamını oku “Parçacıkların İki Kabilesi” →

İlişki Sağaltımı

“En gerçek inançlarımız, en yakın ilişkilerimizde bize yansıtılırlar” der Braden
İlişkiler, kendimizi hayal edebileceğimiz her şekilde görmenin fırsatıdır.
Sıklıkla bu sayfalarda ele aldığımız urban şamanı da tek cümleyle ifade etmek gerekseydi ona “İlişki Sağaltıcı” denebilirdi.
Peki, hangi ilişkiler? Bunları; zihin ve beden arasındaki, insanlar arasındaki, insanlar ve durumlar arasındaki, insan ve doğa arasındaki ve madde ile mana (ruh) arasındaki ilişkiler şeklinde özetleyebiliriz.
Huna sağaltım bilgeliği; ilişkileri esas alır çünkü ilişki olmaksızın var olamayız.
Huna bilgeliğinde hayat(var olmak)=illüzyon mudur ?
Tüm paralel gerçeklikler, varoluşlar birer illüzyondur, değişik ölçülerde ayrılık temeline dayanırlar. Ayrılık ise bildiğimiz gibi faydalı bir amaç uğruna kurulan yanılsamadır.
İlişki konusu bana kuantum ölçeğinde bozonları anımsattı. Gerçekliğimizin atom altı varlıklarında bu etkiyi gözlemleyebilmiş yeni fizik. Der ki; .Fermiyonlar maddenin yapı taşı olarak bilinirken, bozonlar etkileşimin yapı taşı (kuvvet taşıyıcı) veya radyasyonu meydana getiren olarak bilinirler. Bozonların alanı, kanonik değişim ilişkisine uyan alandır.

Bozon Fermiyon aşkına!

Fermiyonlarla beraber olan-tek başına bulunamayan- kütlesiz -elektriksel yükten yoksun bozonlar acaba eter mi sizce??
  • Murat Uhrayoğlu Eter aslında kütlesiz ve yüksüz maddenin üzerinde titreştiği birleşik bir bozon dalgasıdır ve tüm evreni hiperbolik zaman dalgalarının üzerine binmiş şekilde kaplar..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü zaman dalgaları nedir?

    Turan Erdal Soru: bozonlar=eter mi? Türkcesi: bozonlar=hayali parcaciklar mi?

    Murat Uhrayoğlu Zaman 5-boyutlu relativiteye göre tek boyutlu sabit bir nicelik değildir, aksine t=t’+t” şeklinde iki parametrik değişkenle hiperbolik bir evren hattı tarayan bir elektromanyetik dalgadır ve fizik yasaları gereği bozonlar da dalga olduğu için bu sayede dalga+dalga birleşeilmekte ve böylece uzay+zamanı oluşturmaktadır..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bi zamanlar bilim tayfası bu eter ismini kullanmaya başlamışlardı fakat sonra dalga dalga vaz geçildi, yanılıyomuyum?

    Murat Uhrayoğlu

    Evet, 100 sene önce einstein ve hatta 200 yıl önce newton eter tanımını kullanıyordu bu boşluk için. Ama kuantum mekaniği ve partikül fiziği geliştikçe ve özellilkle de 1984 yılında süpersicim kuramının temelleri atılmasıyla bu boş maddenin…Devamını Gör
    Murat Uhrayoğlu Turan bey bozonlar madde değil partikülleri taşıyan alan ağları yani kütleçekim alanı, elektromanyetik alan veya higgs alanı gibi partikülün içinde yüzdüğü bir deniz veya okyanus gibidir. Partikülleri teşkil eden fermionlar ise bu denizdeki yolo alan gemiler gibi de düşünülebilir ve dikkat edilirse deniz statik değildir, yani gemiyi sürekli dalgalar halinde titreştirir. Sanırım çok iyi bir benzetim oldu..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü acaba bozonlar-fotonda bozonsa- fermiyonlarla karşılaşıp mı bildiğimiz madde olarak görünüyor??* yani-bozon-foton- fermiyonlarla karşılaşmazsa madde olarak görünmez mi?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü meditasyon hallerinde fermiyon halinden farklı iken -beden olarak- farklı gerçekliği mi algılarız??

    Murat Uhrayoğlu

    Evet aynen dediğiniz gibi, mesela şimdi fizikçilerin maddenin oluşumunu açıklkamak için harıl harıl aradıkları higss bozonu da var olan ve teorik olarak isbatı olan higgs alanı sayesinde açığa çıkmaktadır. Yani ana dediğimiz olay, fermionla…Devamını Gör
    Murat Uhrayoğlu Bu yüzden yakın bir gelecekte fizik ile dini kavramların öngörüleri birleşmesi gerekebilir diye düşünüyorum, yani bu noktada einstein’ın öngörüleri yine doğru çıkıyor, yani o da bilimi tam anlamak için dinin öngörülerini kullanmanın kaçınılmaz olduğunu, yani bu sonsuz güce atıf yapmıştı..Çünkü, ben de gerçekten isbatladım, maddenin açığa çıkması için uygulanan kuvvet alanının sonsuza gitmesi gerekiyor..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bilmediğini kabul ediyor yani, bu da güzel bi başlangıç

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yani sen de mi (brütüs!) tanrı zar atmaz diiyorsun?

    Murat Uhrayoğlu

    Bence zarları eğer tanrı atıyorsa bile, muazzam bir bilinç ile atılıyor demektir. Çünkü hangi partikülün nerede ortyaya çıkacağını belirsizlik ilkesinde kestirebilecek bir zekayı evrende göremiyoruz, yani madde kendini şekillendiremeyecekse, mutlaka ona bir form veren mekanizma olmalıdır diye düşünüyorum, aksi bir düşünce zaten deli saçması olur..Yani, paralel bir evrendeki otomatik çalışan bir alan dalga formu maddeyi bu bilincin tezahüründe ve tabi onayııyla biçimlendirip, can vererek atomik partikülleri evren boyutuna oluşturarak fırlatıyor (tabi benim düşünceme göre..)

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yani bozon burada tek beşına görülemese de-taşıyıcı kuvvet olarak birlikte var etmeye hazır bir bilinmeyen-görülmeyen se-de karşısında fermiyon bulamadığında ne olacak??

    Murat Uhrayoğlu O azaman bildiğimiz anlamdaki boşluk yani eter oluşmuş olur kanımca, yani o oluşan şey madde olmaz boşluk halinde boş uzayda salınnan bir iplikçik olarak kalır ve üzerine ne zaman bir fermion binse o zaman onu oluşturarark evrene transfer eder..

    Murat Uhrayoğlu Çünkü ağın kenarları boşluk oluşturkenm düğüm nokyalarını bir file gibi hayal edin, düğümlerde madde poartikülleri topaklanmış olacaktır..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bence fermiyon bulamayana kadar evrim

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Işıık-foton-bozon anlamımda fermiyonların çağrısına cevap veiriyor birebir…..çağrılıyor ve geliyor…..

    Murat Uhrayoğlu İyi de madde içeriği olmayan boşluk nasıl evrimleşebilir ki? Örneğin hiç bilgi olmayan boş bir zihin herhangi bir fikri evrimleştirme şansına sahip olabilir mi?

    Murat Uhrayoğlu Dediğiniz mekanizma aynen öyle çalışıyor sibel hanım, önce partikül bozona çağrılıyor, sonsuz bir enerjinin transforme etmesi ile partikül yaratılarak tanecik şeklinde evrene fırlatılıyor..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü o zaten o hailiyle evrimleşmiştir….o zamana kadar olan süreci kastettimm..koşullanmış fermiyonların bozon tahriki aynı şeyi yaratıyor diye bir çıkarsama yaptım:)))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bu arada ortalığı karıştıran yeni doğan sibel hanım değil:)) o da bir yerden gelir şimdi ama :))))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü o boşluğun evrimleşmesi söz konusu değil demek istedim..onu çağıran fermiyonlarnı işi bu:))

    Murat Uhrayoğlu Valla kimin kimi 🙂 çağırdığını pek anlamadım ama öncelik sırasını bozona veriyorum 🙂

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü beraber araştırıyoruz ben anlamam ama

    Murat Uhrayoğlu

    olsun benim favorim bozon olsun 🙂 sizinki de fermion 🙂 bakalım kim kimi meydana çıkaracak!! Evrim dediniz de, partikülün aniden ortaya çıkması gibi bir durum olamaz mı? Yani istenç olduğu anda çpk küçük bir nanosaniye veya daha fazla kısa süren bir ömür aralığında da partikül yaratılabilir. Mesela partiküllerin yaşam ömürlerinmi veren fizik tablolarına bakarsanız bazıları inanılmaz bir kısa süre yaşarlar. Ben bunun yaratılma aşamasında da benzer bir evrim geçirdiğini düşünüyorum..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yokk benim ki de bozon da iş fermiyona düşüyor:)))

    Sibel Atasoy zar konusu hariç daha pek bi şey yazmadım 🙂 Rastgeleliğe razı olmak özellikle analitik zihni kullananlara hep zor geliyor. Belki biraz da eril özelliktir bilemiyorum. Yani her şey mutlaka planlanmış ve amaçlı olmak zorunluluğu, bir baş ve son olmak zorundalığı varmış gibi düşünmek gerçekten de aristonun izi silin-e-meyen hediyesi galiba. Kuantumun belirsizlik ilkesi Einsteini yıktı örneğin. Buna şaşırmıyorum kilise eğitimi almış birinin bu sınırı yıkabilmesi için önce kendisini öldürmesi lazım 🙂
  • Murat Çağlıyan
    Murat bey ; birleşik alanlar kuramı konusunda çalışıyormuşsunuz anladığım kadarıyla, bende uzun zamandır bu konuda araştırma yapıyorum. Ether konusunu açtığım pek çok fizikçi direkt olarak reddediyor.
    Bence ether var, ama biraz farklı bir şekilde, sizin teorinizi yukarıdaki yorumlarınızdan bir miktar öğrendim ama sizde aynı yaklaşımdasınız bu çıkmaz yol… Bunu bende daha önce denedim.
    Sorgulamanız gereken şey var olan fizik yasaları, kuantum fiziği özellikle, kuantum fiziği bir yanılsama, ama yanlış değil, sadece iki cevaptan zor olanı daha kolay bir cevap var ve onu anlamak için paradigma değişimi şart…
    Kuantum fiziğinin bu şekilde gelişmsinin sebebi MM deneyindeki bir yanlış yorumlama…
    Ether’i ispat için yapılan bu deney ,sonucu ether ‘in olmadığı gösterilmiş ama sonuçlar doğru değerlendirilmediği için cevap zor yoldan bulunmuş …
    Her sorunun 2 cevabı olduğu için kolay cevap bulunmayı bekliyordu…
    Ve ben o cevabı bulduğumu düşünüyorum. 4 kuvveti ve parçacıkları birleştirdim kendi TOE kuramımda,
    bu arada evrensel sabitleri de açıklayabiliyorum ve sicimleride…
    Madde nedir ? in cevabı da bu açıklamanın içerisinde…
    Alcubierre Driver yapabilmek için gerekli teorik alt yapı var ,tek sorun bunu gerçekleştirecek teknolojiye uygulanması…

Dönüşen bilinç zinciri

Kuantum Denemeler -3

Yazının öncesi için tıklayınız

  1. Evrenimizin doğduğu Big Bang’den (Büyük Patlama) sonra uzay, zaman ve de vakum vardı. Vakum “alanlar alanı” ya da daha şiirsel olarak potansiyeller denizi olarak tanımlanabilir. Hiçbir parçacık içermez, ancak tüm parçacıklar onun içindeki gerilimlerde (Enerji dalgalanmaları) oluşur. Bir benzetme yaparsak, eğer bir ses dünyasında yaşıyor olsaydık, vakum bir davul derisi ve çıkardığı sesler de o derinin titreşimleri olarak tanımlanabilirdi.

  2. Vakum tüm bunların hammaddesidir. Bilincin köklerini ve maksadını anlama yolunda en heyecan verici kavrayış, vakumun içindeki anlardan birinin tutarlı Bose-Einstein yoğunluğunun alanı olmasıdır. Bu yoğunluk insan bilincinin zemin safhasıyla aynı fiziğe sahiptir. Sonrasında, bu tutarlı vakum yoğunluğu içinde oluşan gerilimlerin bizim kendi Fröhlich tarzı Bose-Einstein Yoğunluğumuzdaki gerilimlerle aynı matematiğe sahip olduğu görülür.

  3. Yapılan çalışmalara göre, öyle görünüyor ki ne zaman iki bozon birbiriyle çakışıp bir kimlik paylaşsalar (ya dabu  işlemi durdursalar) dalga fonksiyonu çökebilir. Bu çöküşe bilincin sebep olduğusöylenebilir ki bu doğanın en basit, geri döndürülemez işlemidir. Böylece maddi dünyaya bir yön duygusu eklenir.

  4. Bozonlar temelde “ilişki parçacıklarıdır”. Bilincin en birincil öncülleridir, fakat aynı zamanda maddi dünyayı birarada tutarlar.
    Maddi dünyanın temel yapı blokları ise fermiyonlardır. Bunlar sosyalleşmezler ve kendilerini kendilerine saklamayı tercih ederler. Bozonlar olmaksızın fermionlar çok nadir biraraya gelipbir yapı oluştururlar.

  5. Bozonlar bir kere vakumun tutarlı zemin durumundan koptular mı, onlar için yeni bir tutarlı ortam keşfi (fermionlarla işbirliği içinde yaratıcı biçimde yapılan yeniden keşif) uzun ve yavaş yavaş gerçekleşen bir işlemdir.

  6. Vakumda şeyler dalgalanmalar (ürpermeler) halinde oluşup yenilenen tutarlılığa doğru gelişip vakuma “zenginleşmiş” dalgalanmalar olarak geri dönerler. Buna kısaca “dönüşen bilinç zinciri” diyebiliriz ya da daha basitçe evrim!.

Julian Huxley bunu, “İnsanın evrimden başka bir şey olmadığını keşfetmesi evrimin bilinci haline gelir” sözleriyle kısa ve öz şekilde ifade etmiştir.

  1. Ben, kendi alt-benliklerimle (geçmişim ve geleceğim) olan ilişkilerimden, başkalarıyla olan ilişkilerimden ve en geniş anlamda tüm dünyayla olan ilişkilerimden oluşurum.
    Ben, ben-im, kendime özgüyüm. Çünkü ben tamamıyla ilişkilerimin özgün bir deseniyim ve kendimi bu ilişkilerden ayıramam.
    Kuantum benlik için ne bireysellik ne de ilişki önce gelir, bunların ikisi de eş zamanlı ve aynı “ağırlıkta” kuantum alt tabakasından doğarlar. Bireysellik ve onların ilişkileri söz konusu olduğunda; bu alt tabaka beyindeki bir Bose-Einstein yoğunluğudur.

-son-

Kuantum Benlik kitabından özetleyen

Sibel Atasoy

21.02.2012 Beylerbeyi