Mantık Nasıl Düşünüleceğini Öğretir mi?

mantik-dusunceDiyalektik, insanlara düşünmeyi öğretme iddiasında değildir. Bu, biçimsel mantığın ukalaca iddiasıdır ve Hegel bu iddiayı, psikoloji size sindirimi ne kadar öğretiyorsa, mantık da size düşünmeyi olsa olsa o kadar öğretir diyerek, ironik bir biçimde yanıtlamıştır. Erkekler ve kadınlar, düşünmeyi, ve hatta mantıksal düşünmeyi, mantık sözünü işitmelerinden çok uzun zaman önce beceriyorlardı. Mantığın ve aynı zamanda diyalektiğin kategorileri güncel deneyimden türer. Tüm iddialarına rağmen, biçimsel mantığın kategorileri, kaba maddi gerçeklikler dünyasının üzerinde olmayıp, aksine tek yanlı ve statik biçimde anlaşılan gerçekliğin içinden süzülüp çıkarılan ve sonra keyfi biçimde geriye dönerek ona uygulanan boş soyutlamalardır. Buna karşıt olarak diyalektik yöntemin birinci yasası mutlak nesnelliktir. Her durumda, verili bir olgunun hareket yasalarını, onu her bakımdan inceleyerek keşfetmek gereklidir. Diyalektik yöntem, temel felsefi gaflardan sakınarak ve sağlam bilimsel hipotezler koyarak, şeylere doğru biçimde yaklaşmada sonsuz bir değer taşır. Özellikle teorik fizikte, keyfi hipotezlerden doğan mistisizmin şaşırtıcı boyutları düşünüldüğünde, bu hiç de öyle alelade bir avantaj değildir! Ama diyalektik yöntem daima kendi kategorilerini olguların ve süreçlerin dikkatli bir incelemesinden çıkarmaya uğraşır, olguları önceden tasarlanmış katı bir deli gömleğine sığdırmaya uğraşmaz.

Devamını oku “Mantık Nasıl Düşünüleceğini Öğretir mi?” →

Garden Tiki ziyaretinde sürpriz

Dün gece uyumadan önce birkaç gündür görüşemediğimiz en içten dostumla(güç hayvanım) buluşup hasret giderdik. Sonra kimin teklifiydi bilmiyorum benim Garden Tiki’ye (Kahikideki bahçem) gittik. Orada büyük bir sürprizle karşılaştık (aklımda fikimde yoktu), sevgili Paramahamsa Nithyananda bahçemizi ziyarete gelmişti. Bunun nasıl bir mutluluk olduğunu anlatamam. Onu elimizden geldiği şekilde ağırladık hatta yine epeydir ziyaret etmediğim ELF yerleşkesine gittik birlikte. Her gidişimde bambaşka oluyor onların yerleri, çok yaratıcı ve espritüel insanlar doğrusu. Bize yine o tuhaf ışık lokumlarından ikram ettiler. Bu kez herkes havada süzülüyordu, yerçekiminden sıkılıp onu kaldırmışlar bir süre sanırım. Harikaydı. Sonra üstat Nithyananda ve can dostumla birlikte okyanusun üzerinde gezindik ve nedense ani bir kararla Lemurya batığına gitmeye karar verdik. Okyanusun dibine doğru uzunca yol aldıktan sonra bizi yunuslar karşıladı. O derinlikte bunu beklemediğim için çok şaşırdım ve aynı anda inanılmaz bir ayma anı yaşadım, yunusların Lemuryan ruhlar olduğuna dair bir hatırlamaydı bu ve daha önce hiç böyle bir şey duyup okumamıştım. Uzun bir vizyon olduğu için şimdi hepsini yazamıyorum ama uykuya geçtikten sonra sabahaçok yakın son derece canlı bir rüya gördüm. Bu da beni son derece şaşırttı, şimdilik onu anlatmayacağım 🙂 Aloha
İkinci seviye urban shaman eğitimi alan pireşamanlar, kendi garden tikilerine gidiyorlar mıdır acaba diye merak ettim?
Not: Üstat Nithyananda’nın tüm bedeni gözle fark edilmeyen yeşilimsi bir sis tabakasıyla çevrili ve bu inanılmaz bir lezzette, onu tatmana izin veriyor çünkü tükenmez bir kaynağı var sanırım. Bal gibi ama pek de tanımlanamaz bir madde bu. Ondan akan şifadır diye çıkarsıyorum. Bunu normal hayatımda (mutabakat rüyası) da bir kez yaşamıştım, hiç beklenmeyecek biri aynı yeşilimsi sis mantosunu giyiyordu.
İkinci not: ELFler benim garden tiki’de kiracı olarak oturuyorlar, yani ilk gittiğimde onları orada buldum, ilginç bi şatoydu o zaman. Bana burada kalmaya devam etmek istediklerini söyleyip izin istediler. Bu benim için bir şerefti doğrusu. Çok bağımsız, ilginç insanlar 🙂
Garden Tiki Nedir: Hawaii bilgeliği Huna geleneğinden bir terim olup, hayal ederek yarattığımız, çeşitli amaçlar için rüya bedenleri ile gidebildiğimiz kahiki (orta dünya) içinde bir yerdir. Orada merak ettiğiniz her şeyi sorabilir, normal hayatta bir araya gelemeyeceğiniz kişi ve olaylarla birebir görüşüp, karşılaşabilirsiniz. Bahçe, içsel dünyamızın tutarlı bir kısmıdır çünkü PO’nun yakın bölgelerinde bulunduğu için daha tanıdıktır.

Kıyas Nedir?

aristoMantıksal düşünce, yani genel olarak biçimsel düşünce, daha genel bir kıyastan, bir dizi öncül aracılığıyla gerekli sonuca ilerleyen tümdengelim yöntemine dayanır. Bu kıyaslar zincirine, zincirleme kıyas denir. Aristoteles, muhakeme yöntemleri olarak hem diyalektiğin hem de biçimsel mantığın sistematik bir değerlendirmesini yapan ilk kişiydi. Biçimsel mantığın amacı, geçerli savları geçersiz savlardan ayırmak için bir çerçeve sunmaktı. Aristoteles bunu kıyaslar biçiminde yaptı. Gerçekte aynı tema üzerinde varyasyonlar olan farklı kıyas biçimleri vardır. Aristoteles Organon’unda, daha sonra Hegel’in yazılarında tam ifadesine kavuşacak olan diyalektik mantığın temelini oluşturan on kategoriyi anar: töz, nicelik, nitelik, bağıntı, yer, zaman, durum, iyelik, etkinlik, edilginlik. Aristoteles’in mantık üzerine çalışmasının bu yanı çoğunlukla gözardı edilmektedir. Örneğin, Bertrand Russell bu kategorileri anlamsız buluyordu. Ama Russell gibi mantıksal pozitivistler (kendi dogmalarıyla çakışan parçalar ve kırıntılar dışında) pratikte tüm felsefe tarihini “anlamsız” bularak bir kenara attıkları için, bu bizi ne şaşırtmalı ne de pek fazla sıkıntıya sokmalıdır.

Kıyas, mantıksal muhakemenin, çeşitli şekillerde ifade edilebilecek bir yöntemidir. Bizzat Aristoteles tarafından verilen tanım şöyleydi: “Belirli şeylerin ifade edilmiş olmasından, ifade edilmemiş başka bir şeyin zorunlu olarak çıktığı konuşma.” En basit tanım A. A. Luce tarafından verilmektedir: “Bir kıyas, Sonuç denilen önermenin, Öncül denen diğer iki önermeden zorunlu olarak çıktığı, bağlantılı bir önermeler üçlüsüdür.” Ortaçağ uleması, dikkatini, Aristoteles’in Birinci ve İkinci Analitikler’de geliştirdiği bu biçimsel mantığa odaklamıştı. Aristoteles’in mantığı işte bu biçimde Ortaçağdan bugüne gelmiştir. Pratikte kıyas iki öncül ve bir sonuçtan oluşur. Sonucun öznesi ve yüklemi, her iki öncülde de bulunan, ama sonuçta bulunmayan bir üçüncü terimle (orta terim) birlikte, her biri öncüllerden birinde olmak üzere açığa çıkar. Sonucun yüklemi büyük terimdir; bunu içeren öncül büyük öncüldür; sonucun öznesi küçük terimdir; ve onu içeren öncül de küçük öncüldür. Örneğin,

a) Tüm insanlar ölümlüdür. (Büyük öncül)
b) Sezar bir insandır. (Küçük öncül)
c) O halde Sezar ölümlüdür. (Sonuç)
Devamını oku “Kıyas Nedir?” →

Laniakea Tanıtım ve imza günü

LANIAKEA İLE TANIŞMA ZAMANI!

Zamanda yolculuk hakkında ne biliyorsun? Paralel dünyaların varlığını sorguluyor musun? Farklı boyutlarda zamanın nasıl işlediğini merak ediyor musun? Peki, ya kuantum dolanıklık kavramı hakkında ne düşünüyorsun? Bu sorular ilgini çektiyse eğer…

Şimdi unuttuğun her şeyi yeniden hatırlama zamanın geldi demektir.

Sibel Atasoy altıncı kitabı Laniakea‘da tüm bu sorular ekseninde seni boyutlar arası bir maceraya davet ediyor.

Anayurt Lemurya üçlemesinin ilk kitabı olan Laniakea, gelişmiş fiziğin, spiritual ve felsefi çıkarımların birbirlerinden hiç de uzak olmadıklarını fantastik-bilimkurgu tarzı ile ortaya koyuyor.

Kitabın tanıtım ve imza gününde Tuva Sanat‘tayız, seni de bekleriz.

19 Mayıs 2016

Perşembe / 16.00-20.00