İnsan ve Deniz

Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman;
Deniz aynandır senin, kendini seyredersin
Bakarken, akıp giden dalgaların ardından.
Sen de o kadar acı bir girdaba benzersin.

Haz duyarsın sulardaki aksine dalmaktan;
Gözlerinden, kollarından öpersin; ve kalbin
Kendi derdini duyup avunur çoğu zaman,
O azgın, o vahşi haykırışında denizin.

Kendi âleminizdesinizdir ikiniz de.
Kimse bilmez, ey ruh, uçurumlarını senin;
Sırlarınız daima, daima içinizde;
Ey deniz, nerde senin o iç hazinelerin?

Ama işte gene de binlerce yıldan beri
Cenkleşir durursunuz, duymadan acı, keder;
Ne kadar seversiniz çırpınmayı, ölmeyi,
Ey hırslarına gem vurulamayan kardeşler!

Charles BAUDELAIRE
Çeviri: Orhan Veli KANIK

Resim. Sa

Rüya ve Defragmantasyon

Rüya süreci beynin zevkli bir defragmantasyon işlemidir desek ne denli yaklaşmış oluruz bilemiyorum. Uyku ve rüya olmaksızın bir hafta bile yaşayamayacağımız düşünüldüğünde yemek-içmek ve hava kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Aslında uykunun önemi dördüncü ve en önemli besinimiz olan “izlenimler” ile ilgili.
İzlenimler kesildiğinde derhal öldüğümüzü biliyor muydunuz? İşte izlenimin kesilmesi, bilgisayar jargonundaki dosya sisteminde yer kalmaması ile benzeşebilir.
Aslında belki daha yer vardır da bazı düzenlemeler yapılmalıdır.
Defragmantasyon, “dagilmiş parcalarin bir araya getirilmesidir”. Dosya sistemindeki dosyalar boş yerlere konulurken yer yetmeyince parcalari diger boş yerlere dagitilir, diskin orasina burasina dagilmiş parcalari okumak icin disk kafasi cok dolaşma ihtiyaci duyacagindan bu parcalarin bir araya getirilmesi performans artirir. Bu birleştirme-düzenleme işlemine defragmantasyon denir.

*

Uykunun ve rüyaların tüm bedenlerimiz için ne denli önemli bir (hayati) rolü olduğunu artık biliyoruz. iki üç bin yıl öncesine kadar bunu zaten çok iyi bilip yaşamlarında uygularmış atalarımız fakat bu “men made” uygarlıkta unutturulmuştu hatta vakit kaybı sayılmıştı bile, ne saçmalık ama! 🙂
Her neyse bunu yeniden hatırladığımıza göre kendi üzerimizde ve çevremizde gözlem yapabilir daha çok bilgiyi bütünlüğümüzden çekip alabiliriz sanıyorum.
Örneğin ben uykumu alamadığım geceyi takip eden günlerde kapasitemin neredeyse yarıya kadar düştüğünü biliyorum, gençken bu yüzde böylesine korkutucu değildi belki %10 düşüyordu, fazla hissedilmeden geçip gidiyordu.Şimdi düşünüyorum da uykusuzluğun yarattığı kapasite düşümü gerçekten yaşa bağlı olarak mı değişiyor yoksa bunun daha alt bir sebebi mi var diye ve aklıma gelen ilk şey, erekle ilgisi olabileceğidir. Çünkü gençken amaç-hedef hissi çok daha yoğun- zaten bu yolda belki 20 sene ailemiz ve çevremizce bilenmiş oluyoruz. Oysa olgunlaşma devrine geldiğimizde bu hedefler gerçekleşsin yada gerçekleşmesin çok da önemli olmadıklarını anlama çağı oluyor. Ve bu durum bariz bir gevşemeye sebeptir bilirsiniz. Belki gevşemiş durumlarda uykunun ihtiyacı daha çok belirginleşiyordur, sizler ne dersiniz?

Çarpma Etkisi

Anne, ‘’İşte sana oyuncak bir bebek, tatlım’’ diye fısıldamış ve tüylü yatak örgüsünün altından, Vasalisa’nın kendisi gibi kırmızı çizmeler, beyaz önlük, siyah etek ve her tarafı işlemelere kaplı bir yelek giymiş küçük bir oyuncak bebek çıkarmış.
‘’İşte bunlar da son sözlerim, güzelim’’ demiş anne. ‘’Yolunu kaybedecek olursan ya da yardıma ihtiyaç duyarsan, ne yapacağını bu bebeğe (içgüdüleri) sor. O sana yardım edecektir. Bebeği hep yanında taşı. Kimseye ondan söz etme. Acıktığında besle. Bu sana annen olarak verdiğim söz ve benim sana hayır duam, sevgili kızım.’’
Vasalisa masalından

Bikaç binyıldan beri saçı uzun aklı kısa tabiriyle lafı doğru iması çirkin suçlamalara katlanmaktaolan ancak uzun saçlarıyla avladıklarının akılla içinden çıkılmayacak denli değerli olduğunu ifade edemeyen kadınlar, sonunda saçlarını kestirip (simge olarak) ya da sıkıca hapsederek erkek aklına uyum göstermeye çabaladılar! Ve öylesine başarılı oldular ki, tüm erkekleri ve kadınları doğurup büyüten bu kadınlar tam da kimbilir kimlerin işine yarayan yoz bir nesili oluşturmayı tamamladı. Ve herhalde yere çarpışımızın şiddeti oranında şimdi sıçrıyoruz, yeniden uzun saçların akla hayale sığmaz gizemine giriyoruz. Şükür ki bu zamana erişebildik, bu başlangıcı görebildik.

Neticede bu yozluk hepimizin işine yaradı çünkü yere çarpma ivmesine ihtiyaç vardı sanırım, ne kadar dibe çarparsanız o derece yükseğe zıplarsınız, derinde bizim yüksekte, önemli olan algımızı genişletmeyi başarabilmiş olmamız. Dengeyi bozamadığınızda algınız da o yere sabitlenmiş oluyor, sanırım biraz hız gerekmiş belki güneş sistemimizin döngülerine geç kalmamak adınadır. Fark etmez, sonuç hasıl oldu.

Bu işin zarureti; kadınların dünyası (animistik dönem) birleşiklik üzerinde sıkıca dengeye geldiği ve birey bilincine geçişin nerdeyse imkansızlaşmaya başlamasıyla hasıl olmuştu. Birey bilinci için uzun saçlarından kendini mahrum bırakan kahraman kadınların yılı olsun bu yeni yıl dilerim. Şimdi mahsulün toplanma zamanı.

Delinin Hunisi

Sanırım epeyce önceleri (15 yıl kadar) tekrarlayan bir rüyam vardı; Rüyada evimin kapıları pencereleri hep açıktı ve ben dışardan bir tehlike geleceğini hissettiğimde pencereyi ya da kapıyı kapatmaya çalışıyordum ancak bi türlü kapanmıyorlardı. Rüya bunun uğraşısı şeklinde son buluyordu. Aslında dışardan geleceğini zannettiğim o şey neyse o hiç gelmedi, karşılaşmadık fakat bu açık olanı kapatma çabası endişeli bir çabaydı.
Sonra bu rüyamı “rüya görüşmeciliği” soru tekniği ile çözdük (tabi çözülünce bir daha görmedim o rüyayı), bilinçaltımın demesi oymuş ki; aşırı şeffaf olan, gizli saklısı olmayan basit kişilik yapım sebebiyle bilinçli yanım çevreden yapılan korkutmalara karşı savunmasız kaldığımı zannediyormuş ve beni kapıların istendiğinde kapatılabilir olup olmadığını test ediyormuş.
Oysa anladık ki bu seferki hayatımda kuzey ay düğümüm de dikkate alındığında, gizlilik, yalan ve çarpıtma bana yasaklanmış. Ve sonra ilk bilinçli vizyonumu gördüm; ben basit bir huniydim sadeceve bununla çok mutlu mesuttum,inanılmaz bir zevkti delinin hunisi olmak, komik ama gerçek. Bir huninin kapanabilecek bir mekanizması yoktur, eğer olsaydı işlevini yerine getiremezdi. Vizyondan döndükten sonra kendini önemsemek isteyen yanım biraz buruldu, yani ola ola basit bi hunimiydim yani! Fakat çevremde gerçekten bir-iki dost vardı ve beni huniyi tanımlamaya  yönlendirdiler ve yaptığım işlerle ilişkisini kurmamı sağladılar. Allah onlardan razı olsun çünkü ben razıyım. Bu vizyonu gördüğümde rüyamı tam olarak anlamış oldum.

*

Rüyada medyum olduğunu zannettiğim|bir adam vardı.
Ama şüpheciyimdir.|”Gerçek bir medyum değildir” diyordum.
Sadece kendi kendime|düşünüyordum.
Birdenbire|havada yüzmeye başladım,
tavana doğru|yükseliyordum.
Neredeyse çatıya doğru |gitmeye başlamıştım,
“Medyum Bey size inanıyorum. Siz |medyumsunuz. Beni indirin lütfen.” dedim.
Sonra indim ve|ayaklarım yere değdi,
medyum, yeşil giysili|bir kadına dönüştü.
Kadın|Lady Gregory idi.
Yeats’in koruyucusu Lady Gregory,|İrlandalı.
Onun resmini hiç |görmememe rağmen,
Lady Gregory’nin yüzü olduğundan |emindim.
Biraz yürüdük, sonra|Lady Gregory bana döndü ve dedi ki…
“Sana evrenin ne olduğunu|açıklayayım.”
” Philip K. Dick zaman konusunda haklı,|ama İ.Ö. 50 konusunda yanılıyor.”
“Gerçekte sadece bir an vardır,|o da şimdiki andır.”
“Ve o an sonsuzluktur.”
“Tanrı o anda|şu soruyu sormuştur,
soru şudur temel olarak,|’Sonsuzlukla bir olmak
ister misin?’
“Cennette olmak|ister misin?”
“Biz hep ‘Hayır’ deriz |’teşekkürler’. Henüz değil.”
Ve işin doğrusu zaman,|Tanrının davetine hep
“hayır” demektir.
Zaman budur işte. İ.Ö. 50 olmadığı gibi|2001 de değildir.
Yalnızca tam şu an var|ve biz de hep onun içindeyiz
Ve sonra bana bunun|herkesin hayat öyküsü olduğunu anlattı.
Görünürdeki farklılıkların gerisinde|tek öykü olduğunu,
onun da “hayırdan” “evete”|geçiş öyküsü olduğunu söyledi.
Bütün hayat,|”Hayır, sağolun”, “Hayır, sağolun” la geçer.
Sonunda,|”Evet, vazgeçiyorum.
Evet, kabul ediyorum.|Evet, kucağımı açıyorum.
Yani yolculuk bu işte.
Herkes sonunda “evet” der,|değil mi?|- Doğru.
-Waking Life-Hayata uyanmak Filminden-

*

Bir çocuğun oluşması için nasıl ki bir nikap var, birey bilincinin oluşması için de zaman denen kılıf gerekiyor belki. Sonra doğumla birlikte bu kılıf parçalanacak ve sonsuz şimdinin çocukları olacağız.