“Doğadaki Oluşum Mekanizması” Gibi Maddenin Bilinçli Olduğu İddialarına Eleştiriler ve Açıklamalar

Sayfamız kurulduğundan beridir, çok nadir de olsa, birkaç okurumuzun bize maddelerin hareketinin ve maddelerden doğan her olgunun mutlaka maddenin bilincine dayandığını, çünkü maddesel boyutta her şeyin bir bilinç dahilinde hareket ettiğini, bu sebeple bu şekilde karmaşık mekanizmalar inşa edebildiklerini iddia etmekteler. Uzun bir süredir, sayfamızın genel konsepti açısından bu konularda herhangi bir açıklama yapma gereği duymadık. Ancak artık Fizik konusunda yazılar da yayınladığımıza göre, bu konuda bir açıklama yapmanın ve kafalardaki soru işaretlerini gidermenin vaktinin geldiğini sanıyoruz.

Açıkçası bizi bu yazıyı yazmaya iten, birçok sahte-bilim furyasında olduğu gibi, bu konunun da “bilimmiş gibi” gösterilme çabalarını görmemizdir. Bunu asla emekleri küçük görmek ya da insanların düşüncelerini aşağılamak için söylemiyoruz, hiçbir zaman böyle bir tavır takınmadık (bilim düşmanı bazı kitlelerin fikirlerine verdiğimiz bazı cevaplar haricinde). Bu yazımızda eleştireceklerimiz, aslında cahil bir kitlenin elinden çıkan sıradan yazıları eleştirmek değildir. Burada yapacağımız, son derece yüksek bir kültür birikimi olan, hatta “profesör” ünvanındaki bir akademisyenimiz ve onun geliştirdiği argümanları takip eden kalabalık sayılabilecek bir kitlenin, entellektüel sayabileceğimiz düşüncelerini eleştirmek ve hatalarını göstermektir. “Siz kimsiniz de bir profesörü eleştirebiliyorsunuz!” diye düşünenler olabilir. Bu, bilim cemiyeti içerisinde bulunan herkesin gülüp geçeceği bir iddiadır. Eğer ki bir insan, bilimin sınırlarını biliyorsa ve bu konunun akademik eğitimini aldıysa, rahatlıkla bir profesörü eleştirip, hatalarını ortaya çıkarabilir. Zaten bilim de böyle işler. Eğer ki ortada bilim yoksa, zaten bilimsel olarak tartışılabilecek bir mevzu da yoktur. Bu sebeplerden ötürü, eğer ki yazımızda sürç-ü lisan edersek, şimdiden af diliyoruz. Fakat bu yazının, akademisyenlerimiz ve onların takipçilerinin kendilerine gelmesi ve bilimsellikten uzaklaşmamaları açısından elzem olduğunu düşünüyoruz.

Dünya Anneciğim

Yeşil gözlerim olsun isterdim, bakınca yosunlu deniz dipleri gibi şefkate boğayım

Ve dahi bana akan her şey önce yeşile boyansın, değince gözbebeğime

Etlerim ayrılsın bölük bölük dökülsün,  çürüsün

ve fırlasın gece mavisinden daha mavi bir kristal içimden

kahkahaların yeşil yılanlar gibi taçlasın başımı

üzerinde altından ince ince kakmalar olsun,

dünyanın başına gelen en güzel şey olsun.

Altın yıldızlar uçuşsun sedef rengi krallığında

Öl de öleyim, bırak ki teslim olayım.

Müjdeler olsun ey krallık bir prenses doğdu, minicik ayaklı

Güzel bir kız, hadi gülün ona, sevginize bulayın.

Pembe sedeften kanatlarını koy başımın üzerine

Silkele üzerindeki altın tozlarını, bak bana içinde kızıl balıklar uçuşan

Rüya kampı-3

Rüya kampı, sadece üç kişilik mini bir guruba, iki tam gün boyunca rüya analizi uygulandığı ve ilerde Rüya Görüşmecisi olmak isteyenlerin seçimi için bir basamak teşkil edecek atölye çalışmamıza verdiğimiz isimdir.
Katılımcılar bu eğitim süresince bir yandan rüyalarının çözülmesi yoluyla aydınlanacak diğer yandan soru sorma yöntemini öğrenerek, kendilerine ve çevrelerine yararlı olabilecek büyük bir yetenek kazanacaklar.
Karamürsel’deki merkezimizde yapılması planlanan üçüncü “Rüya Kampı” hakkında detaylı bilgi ve kayıt olmak için lütfen [email protected] adresinden bizimle iletişime geçiniz.

Aşk ve Uyum

Hiç dikkat ettiniz mi efendi bir adamın yanında neden cadı gibi bir kadın olur? Bu bize yaşam içgüdüsünün oynadığı bir oyundan başka bir şey değil. En uygun yeni nesili seçerken bu içgüdü, ne kadar uyumsuz çift varsa birbirine aşık eder. Bu yüzden bir kaç çocuktan sonra somurtarak oturan iki insan kalır geriye.

Uyumlu kişilerle ise hep dost kalınır. O içgüdü istemediği için aşık olunamaz. Hem uyumlu hem de aşık olabileceğimiz insana denk gelmek ise çok düşük bir ihtimaldir.

Bir aşık evlendiği kişinin kendisine mutsuzluk getireceği özelliklerini görmemezlikten gelir. Kendi çıkarı için bunu yaptığı düşünülebilir. Ama o aslında kendi çıkarı değil henüz dünyaya gelmemiş olan üçüncü kişinin çıkarınadır.