Sayfamız kurulduğundan beridir, çok nadir de olsa, birkaç okurumuzun bize maddelerin hareketinin ve maddelerden doğan her olgunun mutlaka maddenin bilincine dayandığını, çünkü maddesel boyutta her şeyin bir bilinç dahilinde hareket ettiğini, bu sebeple bu şekilde karmaşık mekanizmalar inşa edebildiklerini iddia etmekteler. Uzun bir süredir, sayfamızın genel konsepti açısından bu konularda herhangi bir açıklama yapma gereği duymadık. Ancak artık Fizik konusunda yazılar da yayınladığımıza göre, bu konuda bir açıklama yapmanın ve kafalardaki soru işaretlerini gidermenin vaktinin geldiğini sanıyoruz.
Açıkçası bizi bu yazıyı yazmaya iten, birçok sahte-bilim furyasında olduğu gibi, bu konunun da “bilimmiş gibi” gösterilme çabalarını görmemizdir. Bunu asla emekleri küçük görmek ya da insanların düşüncelerini aşağılamak için söylemiyoruz, hiçbir zaman böyle bir tavır takınmadık (bilim düşmanı bazı kitlelerin fikirlerine verdiğimiz bazı cevaplar haricinde). Bu yazımızda eleştireceklerimiz, aslında cahil bir kitlenin elinden çıkan sıradan yazıları eleştirmek değildir. Burada yapacağımız, son derece yüksek bir kültür birikimi olan, hatta “profesör” ünvanındaki bir akademisyenimiz ve onun geliştirdiği argümanları takip eden kalabalık sayılabilecek bir kitlenin, entellektüel sayabileceğimiz düşüncelerini eleştirmek ve hatalarını göstermektir. “Siz kimsiniz de bir profesörü eleştirebiliyorsunuz!” diye düşünenler olabilir. Bu, bilim cemiyeti içerisinde bulunan herkesin gülüp geçeceği bir iddiadır. Eğer ki bir insan, bilimin sınırlarını biliyorsa ve bu konunun akademik eğitimini aldıysa, rahatlıkla bir profesörü eleştirip, hatalarını ortaya çıkarabilir. Zaten bilim de böyle işler. Eğer ki ortada bilim yoksa, zaten bilimsel olarak tartışılabilecek bir mevzu da yoktur. Bu sebeplerden ötürü, eğer ki yazımızda sürç-ü lisan edersek, şimdiden af diliyoruz. Fakat bu yazının, akademisyenlerimiz ve onların takipçilerinin kendilerine gelmesi ve bilimsellikten uzaklaşmamaları açısından elzem olduğunu düşünüyoruz.

