Ne Harika Yaratılmışız

BAZI hayvanların çarpıcı becerilerini düşününce onlara imrendiğiniz oluyor mu? Belki bir albatros gibi gökyüzünde süzülebilmek, bir yunus gibi yüzebilmek, bir kartal gibi görebilmek ya da bir çita gibi koşabilmek isterdiniz.

Evet hayvanların muhteşem becerileri var. Ama bizim de öyle! Hatta bazıları insan bedenini kusursuz bir makine olarak tanımlıyor. Tabii ki biz bir makineden çok daha üstünüz. Zekiyiz, meraklıyız, hayal gücümüz var ve yaratıcıyız. Bu sayede neredeyse aklımıza koyduğumuz her şeyi yapabilecek makineler icat edebiliyoruz. Ses hızından bile daha hızlı uçabiliyoruz, suyun altında ya da üstünde giderek engin okyanusları aşabiliyoruz, uzayda yaklaşık 14 milyar ışık yılı uzaklığı görebiliyoruz, canlı hücrenin içini inceleyebiliyoruz ve hastalıkları teşhis ve tedavi etmemize yardım edecek ilaçlar, tedaviler ve teknolojiler geliştirebiliyoruz.

Sağlıklı insanlar herhangi bir araç gereç kullanmadan, sırf bedenlerini eğiterek bile muhteşem şeyler yapabiliyor. Örneğin Olimpiyat Oyunlarında jimnastikçiler, yüksekten dalış yapanlar, patenciler, kayakçılar ve başka sporcular izleyenleri büyüleyen bir çeviklik, zarafet, yaratıcılık ve estetikle olağanüstü bir performans sergiliyorlar.
Bir insan olarak sahip olduğunuz eşsiz armağanları takdir ediyor musunuz? Olimpiyat Oyunlarında yarışan bir atlet olmayabilirsiniz, ama minnettar olabileceğiniz birçok özelliğiniz var. Kutsal Kitabı kaleme alanlardan biri olan Davut, Tanrı’ya duyduğu takdiri şöyle dile getirmişti: “Seni yüceltirim; ne muhteşem, ne harika yaratılmışım!” (Mezmur 139:14). Sonraki makaleleri okurken lütfen bu sözler üzerinde düşünün. Makalelerde insan bedeninin bazı “harikaları” ve bizi gerçekten eşsiz kılan çok daha önemli özelliklerimiz ele alınıyor.

Yeni kokular

Sonbahar havası hakim buralarda. Çok uzun zamandır ilk kez modernize olmamış bi denizin kıyısında yürüdüm. O vahşi yosun kokusu ve ötesinde ayrıştaramadığım bi çok kokuyu derin derin içime çektim. Çok çok eskilerden gelen bi mesaj gibiydi 🙂 Ayaklarıın altındaki midye kabukları, çakıllar ve kumların şıkırtılı çatırtıları da  yol arkadaşı oldular.
Bu arada bahçedeki yoldaşlarımızla tanıştırıldım. onbir adet selvi şahane birer kiraz,ceviz, yeni dünya ve vişne ağacına iki küçük limon ve mandalina yoldaşlık ediyor. Sayısız çiçekler, rengareknk güller hepsi sabahın çok er vaktinde öyle hülyalıydılar ki anlatmak zor. Rüzgar var, deniz çırpıntılı ve gri-yeşil.
Daha önce ayağımın basmadığı yerlerde olmak, her şeyin bi tanışma merasimi olması ne güzel bi duygu.

“Forum Var Forum…”

http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=749

Yukarıdaki yazıdan bir özet yaparak şunları söyleyeceğim:

Site nedir?
Forum nedir?
Her iki sözcük de Eski Roma’da doğmuşlardır. O tarihlerde kentlerin agoraları(çarşıları), amfi tiyatroları, hanları, hamamları olurdu.
Forumlar ise amfi tiyatrolarda yapılırdı.
Bu forumlarda insanlar, kentlerinin sorunlarını tartışır çözüm yolları ararlardı.
Bu amfi tiyatroların yapısı incelendiğinde, iki temel olgu dikkat çeker.
Birincisi: ARENA, ikincisi: TRİBÜN.
Konuşmacılar arenada, dinleyiciler tribünlerde olurdu.
Yani aslında forum dendiğinde bunun konuşan ve dinleyenlerden oluştuğunu görürüz.

Arenaya çıkan her kişi tribüne konuşmak için çıkar. Kendi kendine doyuma ulaşmak için konuşmaz orada. Arenadaki konuşmacılar çoğu zaman birbirleriyle zaten bilişen kişilerdir. Oradaki tartışmaları bir tür “parti propagandasıdır”. Kitleler nezdinde düşüncelerini ortaya koymak ve kitlelerden destek almak için bu tartışmalar yapılır.

Meze ve Müzik

Icmenin bir kültürü vardır , severim , aklima Meyhane Müzikleri icin bir bolüm acmak geldi ,ve iste..

Meze kelimesi ilginctir ; meze ancak icki varsa var olan bir kavram ,’ Icki bitince mezeler yiyeceğe dönüsür’

Hep keyifli olmanizi dilerim , sağlığınıza …

Varoluşun Forumsal Tipolojisi

Eline/Yüreğine Sağlıkçılar

Bu tipler uyan uymayan her başlığın altına yorum olarak “eline sağlık”, “yüreğine sağlık” bazen de ikisini birden “eline yüreğine sağlık” şeklinde tepkiler verirler. Sözüm ona yazı ekleyen kişiye destek, yüceltme, saygı, sevgi gösterirler. Neyse ki bu tipler burada fazla yok. Geneli kadın forumlarında veya facebook gibi sosyal ağlarda barınırlar.

Saygıcılar

Bu tip her yoruma “Sayın bilmemkim” diye başlar, bütün yorum boyunca hakaret edip, çömkürüp, nefret ve kin kusup ardından “saygılar” diye bitirir. Sorsanız kendisine saygıyı elden bırakmadığını söyleyecektir. Hatta saygı göstermeyi böyle bir şey sanır.