IŞIKTAN KÖPRÜDE YÜRÜRKEN !!

Nerdesin ? dedi kulaklarımda ki ses ;
-Kayalık bir tepeden ,aşağı inen patikadan yürüyorum .
Kimsin sen ?
-Bilmiyorum ?
Kaç yaşındasın ?
-Çok genç hissediyorum .Ama ,ama ellerim niye bu kadar yaşlı , yüzüm…. yüzümde ..
Evet duydum .. 97 yaşındayım ben.
Nereye gidiyorsun ?
-Hep gittiğim yol bu , biliyorum .Evet kapıdayız.
Ne kapısı ?
-Çok önemli bir yer olmalı . Ben varım burada , ben izin veriyorum geçişlere…
Ne izni ,ne kapısı ?
-Tören hazırlığı var ; genç bir kız var ,herkesin aksine . Herkes 80 yaş üstü görünüyor.
Sor ben kimim diye ?
-Biliyorum ben , kapıcıyım ben burada , artık devrediyorum bu görevi. Yüce Mahinga yanımda duruyor. Genç kızın yanında Yüce Mahitma var.
Ne kapısı ?
-Ülkemizin giriş kapılarından birisi.
Ne ülkesi ?
-İyiliğin ,saflığın ülkesi.Yüce Brahitma ‘da burada .Hükümdarımız ..
Ne ülkesi ,ne hükümdarı?
-Agarta !

Zilin sesiyle açtım gözlerimi. Evet buymuş dedim .O zamanda şimdi de görev aynı . Geçişlere yardım etmek . Bu da nerden girdi şimdi hayatıma diye , defalarca sorguladığım insanların ;yerlerin ; koşulların neden beni bulduğunun cevabı. Ve birden neden hayatımdan çıktıkları.
Geçişlerine yardım etmek. Yeni mezun eşimin ; öğrencilikten ,adamlığa ,babalığa geçişi.
Yeni ayrılmış birçok arkadaşımın , yeni hayatlarına geçişi ve benzer birçok konuda , gönüllü yüklendiğim rehberlik. Yeryüzünün taşlı topraklı yollarından geçip , kalplerinin kapısını bulmaları ve huzura varmaları için rehberlik.
Her birimizin farkında olup yada olmayıp ;birilerine yaptığımız rehberlik. Kimin hangi düğmesine ne zaman bastınız ,ya da kim sizin düğmenize bastı. Fark ettiniz mi ? Yoksa hala düşünüyor musunuz ? Nasıl oldu diye.Yada egolar zirvede , hadi gel sana anlatayım ,tavrında mısınız?
Bütün bunları ben mi çekiyorum ? Yarım kalan tören blokajıyla mı yaşıyorum bütün bunları? Bu emeklilik hastalığı gibi bişey mi ? Bittiğini kabul etmemek ,hala geçmişte ki ben ; olmak istemek .Hayır hayır geçmişi sevgiyle bırakıyorum…
Ey Yüce Mahinga ,Yüce Brahitma ;Yüce Mahitma
Geçmişte ;şimdi ve gelecekte olan her şeyi ve herkesi ,tüm kalbimle kabul ediyor ,onaylıyor ve seviyorum .
Ama birde yıpranmadan nasıl başa çıkacağımı bilsem . Her uyanışta ve uyandırma da ,bu kadar üzülmesem. Her geçen iz bırakmasa ; gelen akarken ,eski izlere dolup akmasa ;çatlaklardan ,çöküntülerden sızıp ,azalmasa . Sallan ,yuvarlan gidiyoruz dedim ama bu çöküntülere takılıp ,yuvarlanamıyorum .Yolumdan geri kalıyorum . Yol tek , gidecek olan ben ama zaman durup beklemiyor ki . Zamanım geçiyor .Aslında zamanım bitiyor gibi geliyor.
Bir acelem var son zamanlarda . Yarın yok gibi ,her şeyi bugün yapasım var .
Bir telaş bir heves , her şeyi sığdırıyorum ,tek zamana . Sonra bir bunalım ;her şeyi bırakıyorum bir anda. Ya dört kolla sarılıyorum ; ya boş veriyorum. Ya gideyim , her şeyden ,herkesten ; yada kalayım ,hep kalayım .
İşte tam şimdi ,bugün ,tutundum tekrar ve başladım …..
Yadırgadım , öfkelendim , çöktüm , pazarlık yaptım , kabullendim , yeniden yarattım ve yeni hayattayım…..

ASUDE MAKBULE

28.05.2010

ZAMAN

Ne bir İstanbul var şimdi fethedilecek
Ne de Atatürk olabilmek var şimdi!

Mini, mini barlarda, mini, mini iktidarlar
Küçük, küçük başkanlıklar
Küçük, küçük başbakanlıklar
Küçük, küçük cumhurbaşkanlıkları
Ve emekçi kanıyla idare ediyor şimdi günümüzün despotları
Fethedemeden
Zapt edemeden kendilerini
Fethetmeye
Zapt etmeye çalışarak birbirlerini…

Boylu boyunca Anadolu, başlı başınca İstanbul
Ve cümle dünya halkları kendi coğrafyalarında
Yorgun, aç, bi-ilaç, bilinçleri karartılmış, aldatılmış, sanmış ve inanmış
Alay, alay koşuyorlar despotların ardından
Sütlerini, etlerini, kanlarını, bedenlerini vermek için
Egemenlerin sofralarına, sofraları dolup taştıktan sonra
Kalan “artık değerleriyle” soğuk-dondurulmuş hava depolarına…

Kalabalıklar, kalabalıklar
Kalabalıkların içinde alabalıklar
Alabalıkların içinde balıklar
Balıkların içinde alıklar
Her yanları paralanmış
Her biri bir yerinden oltalanmış
Vicdanları parçalanmış
Mantıkları
Usları yaralanmış kalabalıklar…

Kalabalıklar sessiz
Kalabalıklar çoğunluk
Kalabalıklar sessiz çoğunluk
Sesiz çoğunluk susturulmuş
Sus-tu-ru-LAN-lar susturanlardan yana
Sus-tu-ru-LAN-lar konuşunca
Susturanlardan yana konuşuyor
Bilirim bu böyledir köleci toplumlardan bu yana

Şimdi zaman Spartaküs’lerin zamanı
Şimdi zaman Spartaküs’lerin tam zamanı!… (2008)

Biz neden yaşıyoruz?

Son zamanlardaki ruh halim beni bir hayli düşündürüyor. Aklım bir anda silinse ne olurdu. Herşeyi unuturdum ve yaşamla bağım kopardı. Bu konuyu bir hayli düşünür oldum yani bir anlamda unutkanlık hastalığına tutulanlar, bitkisel hayatta yaşayanların ve delilik boyutunda yaşayanların ruh hallerine empati kurmaya başladım.
Evet biz neden yaşıyoruz. Yemek yiyoruz, uyuyoruz, gülüyoruz, ölüyoruz, doğuyoruz, ………… o kadar çok şey varki bunların hepsinde yaşıyoruz ama BİZ NEDEN YAŞIYORUZ….Anlamsızlığı anlam yapmak içinmi? Yoksa gerçekten bizi yaradanın düşüncesi olduğumuz spritik helezonik yada vibrasyonik ne derseniz bir sürü ad koydular bunlara…
hepsini hepsini yazsanız da yine de neden yaşıyoruzun karşılığını buraya yazabilecekmisiniz acaba?
Dini anlamda neden yaşadığımızı biliyorum, İnsan olarakda biliyorum ama ben bu konuyu açarken toplum olarak neler düşünüyoruz bu anlamda deneyimleri olan arkadaşlar varmı acaba ne gibi mesajlar bu panoda toplanır merakımla bu formu açtım. Umarım birşeyler yazarsınız teşekkürler

Anaerkil ve Ataerkil

Bulgulara bakıldığında tarihte önemli bir dönemin anaerkil, tanrıça veya kraliçe düzeninde olduğu daha sonraları ise ne olduysa ataerkile geçildiği görülüyor.

Bu süreçte acaba etkenler ve sebepler neler olabilir? Anaerkilden neden ve nasıl ataerkile geçilmiştir?

Çok kesin şeyler olmamakla birlikte bu konuda biraz tartışılabilir diye hissediyorum.

KEK…!!??

uzun uykusuz gecelerinde, yolluktum sana
acıkınca bir lokma alıp..
soğuğunca kenara ittiğin…
Bense, bayatlardım sana
ve küskünlüklerimle küflenirdim kendimce…
midene ve diline isyanım
yoksa, yoktu yenmiyecek yanım…

7ocak2BiN6

CosaCak