
Yorgun, çıplak ayaklarımla hiç durmadan akıp giden ırmaklara dalıyorum. Evrendeki herşeyle ve herkesle olduğu gibi ırmakla ben biriz. Farklılıklarla aramızda kalın bir duvar örüyoruz, sakin huzurlu ve dingin kollarıyla sarmalıyor beni… Nereye götürürse oraya… Direnmek yok… Korku yok… Acı yok… Durmak yok… Sonsuz sevginin ışığıyla kıyılarında yeşeren bitkiler ve rengârenk çiçekler gülümseyerek selamlıyor:))) Gökyüzünde başımın üzerinde uçan kuşlar, sevgiyle göz kırpıyor. Rüzgarın harika melodisi kulaklarımda, ruhuma fısıldıyor varoluşumu…Arada bir sert kayalara çarpıyorum. Ruhumun derinliklerinden bana evrenin sırlarını sevgiyle fısıldayan minik ses… Biliyorum ki sadece şekil değiştiriyorum. Parçalayamıyorlar beni, aksine daha güçlü ve umutlu bir güneş doğuyor yüreğimin vadisinde, serin sularda akıp gidiyorum zamanın içinde… Nereye götürürse götürsün doğru yer olacağının farkındayım. Olması gereken en harika yer ve zamanda, varlığımı kutsayacak neşeyle çağlayan ırmaklar…Boşver sen, kaos ve karmaşa içinde kendi varlığının muhteşemliğinin farkında olmayan insanların anlamsız didişmelerini… Nasıl olsa bir gün onlarda anlayacaklar muhteşem evreni ve kendilerini… Ve biliyorum ki, sonsuza kadar saf ruh olarak var olacağım… Tanrının benim için yarattığı ışıklar ülkesinin vadisinde…
11/01/2008
…Boşver sen, kaos ve karmaşa içinde kendi varlığının muhteşemliğinin farkında olmayan insanların anlamsız didişmelerini…
medisis
Çok güzel bir yazı yüreğine sağlık :)))
Sevgili nurcihan, bunları yazarken cidden aynen sizin dediğiniz gibi herşeyi boşverdim yoksa sanırım tek kelime bile yazamazdım:))) Teşekkür ederim.
iyiki de boşvermişsiniz güzel bir şey çıkmış…
Çok zorlanmadım açıkcası. Maalesef boşvercilik zihniyetiyle yaşamayı en iyi beceren ülkemiz insanları… Direnmekten yoruldum galiba, bende boşvermişim işte… Umarım doluverir:)))
siz yaşamınızın koşullarını yeniden düzenleyerek değil, en derin düzeyde “kim” olduğunuzu idrak ederek huzura kavuşmuşsunuz.
Aynen öyle sevgili statik:)))
kişiselleştirilmiş bir “ben” ya da “biz” duygusunun, senin özünü örtüp gizlediğini başka yazımdada belirtmiştim.
ne yaparsan yap bir daha mutluluğu yakalayamayacağını bilenler bundan kaçmayı nasıl başarır?
o anı(en derin düzeyde “kim”olduğunu) yakalamayı nasıl başarıyorsun?
Sevgili statik sende bayağı ilerlemeler var 😉
İnatla içselliğni başka şeylerde ararken (hepimiz gibi)
başka seçeneklerde olabileceğini düşünmüşsün. Hadi itiraf ette
rahat uyuyayım :)).
Şimdinin gücünden etkilendin di mi?
Sevgili medisis’in yazısına bu tür yorumları ilk kez yapıyorsun da…
Acaba dedim safımıza biri daha mı gelecek;))
“Şimdinin gücünden etkilendin di mi?”
etkilenmemek mümkün değil..
sadece merak ettiğim, bunca dış etkenlere karşı nasıl kendini koruyabilirsin?
medisise’de sorduğum oydu…bana çok zor geliyor hatta imkansız;))
Zaman zaman bu soruları sordukça dış etkenler ancak sen istersen
seni meşgul edecek. Kendini “hava durumundan ” bile şikayet
ederken yakalamalısın . İçinde bulunduğun durum ve koşulların dışına
çıkmak “kendini birşeyden şikayet ederken yakalamakla mümkündür” der Tolle.
“Sadece durun ve bakın , neden yakınıyorsunuz” .. Bunu başardığımızda hakikaten insan
kendine gülüyor. Ve yukardaki yazıda anlatılanların tadına varıyor.
Sen okumaya devam et, gerçekten sevindim , bravoo ;))