Evet özellikle yazılı tarihi değiştirmek veya değiştirmeye çalışmak zorbalıktır. Bu ne bir bireyin ne de bir grubun hakkıdır.
Son zamanlar yaşanan olaylara hepimiz şahit oluyoruz. Burası 2007 den beri binlerce insanın gelip gittiği, kiminin kısa kiminin uzun hikayelerinin olduğu bir yerdir. Kimisi gelir ilk başta zekaya ortak olur sonra ilk tartışmada “ben de sizi adam sanmıştım” der gider, kimisi bunu daha sonra söyler. Komünist ve sosyalist geçinenler kendileri mevzu bahis olduklarında bir bakarsınız en babasından liberal olurlar. Mülkiyetçilik hakkında ahkam kesenler tarihten parçaları mülk edinmeye hatta çalmaya kalkarlar.
rnd’nin güzel tespitleri oldu diğer başlıkta. Burası birbirine bağlı tuğlalarla örülen bir yapı gibidir. Kimliği belirsiz insanların hikayelerinden, yaşantılarından, yazdıklarından örülür. Benim de bu sisteme tuğla koymamın en büyük sebebi alttaki tuğlanın çekilmeyeceğini bilmemdir. Ha çekilmek istenebilir mi? İstenebilir. Bunun için zorbalığa başvuranlar çıkabilir mi? O da olabilir.
Eskiler iyi demiş… Ustanın dediğini yap ama yaptığını yapma.
Herkes yazdığı gibi veya olmak istediği kişi gibi olsaydı ne güzel olurdu tabi.
xenix bu başlığı bi sitemle açmışsın ama neye sitem ettin belirgin değil
Sitem yok toro. Kendimce durum tespiti işte.
ilk yorumu yazdığımda hiç birşeyden haberim yoktu ,öyle olunca yazı net görünmüyor.
sohbet kutusunu okuyunca şimdi netleşti,
sen bi ara bir yazında 8mm filminden bahsetmiştin , sonra bende bir merakla izlemiştim, ordaki katil insaları öldürürken en çok yüzlerinin aldığı şekli sevdiği için bunu yaptığını söylemişti
ve belki de bazen hançeri kendimize saplayıp insanların yüzlerinin aldığı şekli görmek istiyoruzdur o an, herşeye karşılık.
bende sizi adam sanmıştım..
bunu nasıl açıklayacağız…
kim adam nasıl olmalı?
yazılı evraklarlarla oynandığı gibi-yorumdada oyunlar var…fikir dünyası buna mecburmu?
nasıl olacakta insanlar gerçekten adam olacak..
Evet Ali K.
“Otoritenin tuzağında nasıl adam olunur ?” Demeleri lazımdı.
Tarih zaten “kazananların” yazdığı zorba bir kayıttır. Tutumunuz, cepheniz metaya insandan daha çok değer verir nitelikte. Chopen ölmeli, Bach ilk meclisten kovulmalı notaları insanlara “mal” olmuştur değil mi? Tuğlaymış..evet sözcükten inşa edilen bir evi yazdığımı bilen bilir. Ve bu ev bazı sakinlerinin terkettiği, giderken düşüncelerinin kaydını da silmeyi isteyebileceği bir sonsuz evrendir. Diğer yandan asıl sorun ne biliyor musun xenix? siz adama hem “gidersen git bi önemin yok başkası nasılsa gelir” ya da bu minvalde sözler sarfediyorsunuz bu yönteminizle gurur kırıcı ve vandal bir yaklaşım sergiliyorsunuz hem de yazıların burada kalmalı, bizim malımız, bütünlüğü korumak adına bile olsa (düşünsel değerlerinin bahsini bile etmeyeceğim) “değerli” diyor, bildiğiniz “edebiyat” yapıyorsunuz.
Yönteminiz; provakasyon ve linçtir, telkindir. Adamın “maksadım bu değildi”-ki olabilir bile- dediği yerde bir “pardon” demeyeceksiniz. Daha dün “kanka” olduğunu söylediği insanların bu davranışı ile onu provake edecek,duygusal tepkiler vermeye zorlayacaksınız, sonra da küfretti, emretti falan filan diyeceksiniz. Asıl sorun “sizin insana değer vermeden bilhassa yaratıcı olan insanın yaratımlarını bünyenizde bulundurmayı istemeniz, onu küçültücü davranışlarınızı hiç sakınmadan sergileyip bir yapı kurmayı istemeniz.” hani canlı bir yapıydı burası? neyse tutumunuz faşizandır ve zorbacadır. Bu zorbalık değimine de fazla oynamayın bir zahmet kendi davranışınızı olmadığınız şeyi söyleyerek açıklamak yerine sizin amaçladığınız anlamı ile açıklamaya çalışın. ne güzel söyler e. günlüğü “oyun”da
…
Ah efendim bırak beni
Bir başım var alıp gideyim
Ah efendim hiç anlamadın
Sen kazandın ama ben haklıydım…
minicik bir “pardon”u esirgeyen insanlar, ya da sevdiğini söylediği birinin duygusal tepkilerini bir an için sırtlanamayan kişiler ürkütür beni. Bu sebeple bu tatsız oyun zaten senindir-sizindir.
PS. geçmişte daha büyük yanlış anlamalarla tartışmıştık ve bir pardonu esirgememişti bugün “hızla değersizleştirdiğiniz” kişi.
link to youtu.be
Metaya değil emeğe daha çok değer veriyorum.
Kimse böyle bir şey söylemedi ya da ima etmedi. Bunu nasıl algıladınız? Ben gamaronun gitmesini istemiyorum ki ayrıca. Gamaroyu en iyi tanıyan kişi olduğumu iddia edebilirim, hatta tüm yazılarını okuyan tek kişi olduğumu da iddia edebilirim bu forumda.
gamaroyu tanımıyorsun 🙂 maksadı neyse onu söyler. Ayrıca kim, neden “pardon” demeli gamarodan? Ya da pardon istediğini düşünüyorsan bunu neyle temellendiriyorsun? Yani bu “özür dileme” ihtiyacını neyden hissediyorsunuz? Gamaro özür beklediğini falan ima etti de ben mi kaçırdım?
bahse konu arkadaş yüzünden bu forumda kaç kişi harcandı…bu forum yazılarını bugün silmek isteyen arkadaşa hiç birşey mi katmadı, hiçbir şey mi sunmadı?
bunların bedeli ne olacak?
Hangisi?
Baal, ne diyosun sen ya ?
Hesaplaşma mı , nefret mi ?
Kendinle hesaplaş…
tamam. illa göster diyorsun. sen bilirsin.
Peyote
4 yıl önce bahsi geçen bir ifadeden, bazı yorumlara karşı kontrolsüzce bir nefreti görmek, bunu zaman zaman değişik başlıklarda da görmek çok ilginç!
Böylesine düşmanca bir tutum, herhalde öznel bir takım nedenlere bağlı.
“Öznel” yorum yani, Türk Dil Kurumu’nda “öznede oluşan, nesnelerin gerçeğine değil, bireyin düşünce ve duygularına dayanan, enfüsi, subjektif” bir yorum elbette! Kıymeti kendinden menkul fikirler desek de olur.
Her neyse, kibri sevmiyorum. Bu tutumu “kontrolsüzce” sürekli sürdürmenin bir güzelliğini göremiyorum. Ah şu “öznel unsurlar”…
Okumadığı gibi, buna destek olarak koyduğu yorum, bakınız bu öznelliği nasıl ortaya çıkarıyor:
“Herkesin” demiş, sonra bakmış epey ölçüsüz “”çok fazla insanın okuduğu”!
nokta nokta nokta.
Okumayalım, cımbızlayıp kendimize göre, eee, sonra yonttuğumuz “şeyler” üzerinden fikircikler üretelim. Sonra bunu genelleyip “herkesin/çoğu”nun okuduğu!! diyerek kibrin alasını sergileyelim.
Gamaro
Peyote, şu son yorumunda hedef benim -son mesajım- galiba, ama neyden bahsettiğini zerre anlamadığımı söylemeliyim.
Düşmanca tutum?
Öznel nedenler?
Şimdi sen söyleyince baktım, en tepede sonsuz’un “denetimli delilik” yazdığını gördüm. (30 sn. kadar önce anlayacağın)
Bense ilk aklıma geleni (ve en bariz örneklerden biri olduğunu düşündüğüm için) böyle söylemiştim.
Bir kaç tane daha vardı aslında, o an yazmaya üşendiğim;
Mesela, kadının ekonomik bağımsızlığı efem..
Veyahut sanatsal olsun hadi;
Gitarla bağlamayı, ilk yanyana getiren adam.
Nihayetinde buyrun;
Türkü bar.
..gibi.
Sayıkladım diyelim.
Wallace’ın mesajına bakıp.
Sayıklarım.
Ya da huyum, bazen kafamdan geçenleri yazıya dökerken, arada bir iki cümleyi atlar yazarım.
Ah şu özüm sarımsak dışım soğan..
Wie bitte?
O laf benim değildi zaten.
İsmini hatırlayamadığım bir yazarın.
Bir parçası yakınıma düştü ve oynadım.
Adam kibirliymiş, değilmiş..
Hani merak edip..
Off the record bile sormadım.
Peyote
Özü sarmısakmış, dışı soğan. İyi de, konumuz çorba değil. 🙂
Anladınız. Gayet iyi anladınız siz.
Sayıklamak insanidir, doğaldır pek tabii. Sayıkladığınız çok zaman oldu:
Uçucular, yağmacılar, Carloslar, meskalinler…
Güleriz de, hoşgörürüz de…
Niyet ne?
Beğenmedinizse okumazsınız. Uyduruk geliyorsa ki (okumuşluk gerektirir) görüşünüzü yazarsınız. Eyvallah.
Ama şu tavır; kibir yani, irrite olduğum tavır budur.
Yalamış yutmuş kabilinden sallanması, özü bilinmeden (örn.kontrollü delilik) atılıp tutulması. “Kırmızı derken siyah demesi”!
Ama hep böyle.
Üzüm derken, bağcıyı hedeflemesi. 🙂
“Öznel” dedik.. Çünkü niyeti sorguladık değil mi?
Hani “Carlos” dışında okuduğumuz bir şey de yoktur zaten bizim. Oysa ki, kendileri neler neler okumuş, hatta 10 yıl üstüne yatmış, tee ondan sonra yazmıştır. Bilelim ha..
Brütüslük? Hayır, bana dramatik gelen Sezar’ın çığlığıdır. Sezar’a fısıldayanlar Sezar’ın arkasındadır.
Gamaro
Ben burada, wallace’ın mesajının beni eğdiği yere büküldüm sadece.
O an ve nasıl geldiyse içimden, öyle.
Yoksa bu başlığın ne altına ne üstüne.. ne gerisine ne berisine bakmış değilim yazarken.
Daha kaç kez söylemem gerekiyor yahu?
Kibir?
Benden sana yansıyan kibir ise, bak bunu anlayabilirim.
Ve belki neden böyle diye kafa yorarım, ve belki yormam.
Lakin düşmanca ve nefret?
İşte bu öznel olur hakkaten.
Tam da senin dediğin cinsten.
Gelelim;
Carlos’a taciz, vesaire..
Ee, ederim, noolmuş, yasak mı?
Cevap verirsen verirsin, vermezsen vermezsin, bana ne, kime ne?
Ama kim demiş Carlos dışında bişey okumadınız diye, en ufak bir ima mı yapmışım böyle?
10 yılmış da zart zurt..
Bu neyin alakası?
Yani bilmiyorum farkında mısın ama;
Beğenmezsen okuma! uyduruksa yazma!.. reçetisini veren ben değildim, sendin.
Eee?
Lahana turşundan bana ne?
Sahi..
Önemsemeyen halin mi bu şimdi?
Kırmızılar, siyahlar..
Bence sinirlen arasıra, şöyle bi hastir çek, hepsinden iyi gelir.
Hadi eyvallah, keyfiniz bilir.
…..
devamını okumak isteyen kontrollü delilik başlığına bakabilir. Şimdi bu tartışmanın akabinde en azından bizim gördüğümüz, gamaronun şirazesi kayıyor. demedim dediği konuyu bırak bir de kibirli olmak üzerine nedeni bilinmez asıl öfke içeren bir üslupla üstüne gidiyor peyote. e iyi gitsin de..üye bu tartışmanın sonunda yazılarını alarak gitme isteği duyuyor…bunun karşılıklı olduğunu umduğu sevgi, anlayış, sempati ve güvenin aslında olmadığının göstergesi olarak anlamış olabilir. Peyote de bunu böyle anlamış olabilir. BU onları ilgilendirir. Ancak bir üye olarak benim ilgilendiğim bu kadar yerinde halledilebilecek bir konuda “demedim-ima etmeyi istemedim” denmesi bile dikkate alınmayıp gereği yapılmıştır falan gibi dışardan anlamanın mümkün olmadığı bir mantık ve üslupla peyotenin bu gelinen noktayı hazırlamış olmasıdır. İstemeden olduğunu düşündüğümü söylemeliyim. Ancak bir pardon çözebilirdi bu sorunu. Neyse konuya daha fazla dahil olmayacağım zaten genel olarak üslup ve yönteme ilişkin varoluş düzeyinde sıkıntılı ve sorunlu hissediyorum kendimi. Kollektif yapılara, bir arada olma yalanına bir kez daha bulaşmış olmak sinir bozucu. Ayrıca konu kişiselleşmesin diye başından beri bu diyolağa atıf yapmadım. Sen sordun. Bana bir şey diyecekseniz, merak etmeyin diyeceğiniz şeyi diyorum ben kendime. Siz bilirsiniz. Bu kadar kolay dün değerli bulduğunuzu bugün kitle önünde değersizleştirmek. O halde söylenecek bir şey yok fazla. Evet gamaroyu tanımıyorum kişisel olarak tanıma ihtiyacım ve gayretim hiç olmadı. Ancak şunu ifade etmeliyim ki bu sorun “gamaro ile ilgili görünen bir başka sorundur”. Yani “değersizleştirme” ben bu konu üzerinde düşünüyor olacağım. Diğer yandan bana katılmayanlar kendilerini iyi hissediyorsa zaten bir sorun yoktur. Zaten kibirliyim ve kendimi bir halt sanıyorum.
beni güldürüyorsun xenix. elbette kişisel zorbalıklarımızın tarihidir. Elbette hazinemizdir. Örneğin bu tutumların senin kişisel hazinen olacağı gibi.
işte bu da linçtir.
peyote oradaki tepkisinde yüzde yüz haklı..
ben okuyunca haklılığını görebiliyorum..siz nasıl görmeiyorsunuz esas şaşırtıcı olan bu?
Tabii Beyan esas değil, daha doğrusu sikişen ruhunu; beyanlar (kişinin anlamadım, kastetmedim demesi) kesmiyor. Mutlaka bir artniyet, mutlaka bi orospuluk olması gerekiyor. Ayrıca kişiler “YALANCI” adlediliyor.
Beyan kesmezse kişi artık olabilecek en orospudur.
Bu mudur lan ?
Ayrıca yazılarımı silin türünden taleplerin başka forumlarda da yaşandığına tanıklık ettim.
enson mesela ben oradayken (belki tanıyanlar olacaktır freddy nickiyle meşhur) bir üye yazılarının silinmesi için çok ısrar etti ama silmemişlerdi..
bazı forumlarda üyeliğinizi sildirseniz bile nickiniz hala kalır… yazılarınız o nickin altında varlığını devam ettirir..
sadece nickin rengi değişir ”üyeliği sonlandırılmıştır” şeklinde bir ibare altyazıyla belirtilir öyle devam eder gider.
yani canım sıkıldı yazılarımı silin diye bir uygulama sanal alemde yok.
mükiyet peşindeyseniz niye açık forumlara yazıyorsunuz?
benim o arkadaşa özel bir garezim neden olsun?? sadece yanlış gördüğüm şeyi düzeltmeye çalışıyorum ve hep bu yüzden karşı karşıya geliyoruz.
Fakat sorunun özünü oluşturan tek olgu var:
Yırtıcıların kendilerine olan güvensizliği…
Onlar hertürlü linçi onaylarlar.
Onaylarlar çünkü; dış dünyada bir güven duygusu içinde değillerdir. Yaşadıkları kovuktan başını şöyle bi dışarı uzatıp kendine olan güvensizliğin kaynaklarını ÖTEKİNDE ararlar.
Tıpkı ahlak gibi…
Güvensizliklerinin bedelini başkaları ödemelidir.
Art niyet arama, kişiye güvenmeme, beyanını esas almama…
Tüm bunlar kendi iç dünyalarının aynasıdır.
“Yazılarımı silin”de değiliz. Konuyu değiştirme…
Kendi ruh halinin en kaypak ETİĞİNİ dinlemek istemiyorum.
Burada söz konusu :
Kişinin Beyanı… Bu beyanı esas alma… Bu beyandan yola çıkarak “TAMAM” demedir.
Denmiş midir : HAYIR…
Ne sorun büyürdü ne de sıçtığımının kollektif aklının çemkirmesini dinlemek zorunda kalırdım.
Tebrik ederim Marsseh. Bir dolu küfür edersem belki, seni ne kadar sevdiğimi, ne kadar incindiğimi anlarsın! Ya da başka asabi tepkiler gösterirsem duygusal yıkımımı görürsün!
Çünkü ne kadar asabiyet gösterip ne kadar köprü yıkarsam o kadar haklıyım!
Ve tüm bu saldırının sebebi ne:
“Gamaro kibirlidir” demem.
Şimdi, benim size olan duygusal yıkımımı ağır hakaretlerle taçlandırmam, beni “naif” mi kılacak?!!
Bunun karşılığı sizin ithamlarınız neler: “Provokasyon, zorbalık, gasp!”
Kibre karşılık gelenler bunlar demek. Sizin adalet teraziniz, gerçekten çok hassasmış. Ne demeliyim, benim çok büyük bir suçum oldu ki, Gamaro’yu kızdırmam (ki kızdırılamaz bir insandır) tüm bu lafları hak etmeme neden oldu.
Eğer zaten, sizde benim sevdiğim bir insana bu kadar kötü niyetle, yani hem gitmesini isteyip hem de başka yollarla gitmesini sağlamak için onu kızdırmaya çalışmak gibi planlı, hesaplı bir davranış içine girdiğimi düşünüyorsanız beni feysbuklarınızdan, cep telefonlarınızdan, hatta anılarınızdan tamamen silin.
kişi vardır mesela, evet dediğinde gerçekten ‘evet’ dediğini,hayır dediğinde gerçekten ‘hayır’ dediğini bilirsiniz.
çünkü kaç defa tecrübe etmişsinizdir artık onun sözü gerçek düşüncesini taşımak adına güvenilir bir referanstır.
bu girizgahın gerisini yazmama gerek yok çünkü zaten anlamışsınızdır üstelik hem yoruldum…hem de sıkıldım.
Bak tam da bundan bahsediyorum. Seni kırmak ve hedef göstermek değildi diyaloğa atfım. kişiselleşmesini istemediğimi de yazmıştım. Ancak sana saldırı olarak algılıyorsan ben bunun için ve seni çok sevdiğim için de özür dileyebilirim. Fakat bu diyalog hakikaten absürd, oradaki üslubundan ziyade sona yürüyen bir insana olan yaklaşımın ya da hiçbir şeyi yapmayışın. Yani üzgünüm ben bu durumu çok fena içselleştirdim Hani sevdiğini söylüyorsun ya aynı davranış benim de uzağımda değil o halde. Neyse ben kimseyi silmek niyetinde değilim. Herhangi birinin “üst-kızdırılamaz” olduğunu da düşünmüyorum. Gördüğümü ve onaylamadığımı kişisel bir beyanla üstelik oraya buraya yorumla değil gerekçelendirerek mesai harcayarak bi rbaşlıkta yazmam sana duyduğum sevgiden. Arkadaşım olman bu sonuca üzülmeme engel olmuyor. Sen sadece “kibirlidir” demiyorsun. Üslubunla küçültücü, kişisel birikimi yok edici bir davranış sergiliyorsun tabi bu benim gördüğüm. Niyetin bu değilse en azından bunu yazabilirdin. Dediğim gibi daha fazla ne sorun olabilir ki. Böyle olsun istiyor hala kişiyi üst insan olma söylemiyle hedef ilan ediyorsan çok kırılmış olmalısın. Yani seni ya çok kızdırmış ya çok kırmış olmalı. Bildiğim bir mevzu olsa tanımasam da ona da saydırırdım Ama üzgünüm bu yakadan görünenler bunlar yokmuş gibi davranıp ölü taklidi yapamam. kendine iyi bak. hoşçakal. sevgilerimle.
Ayrıca ben Gamaro’yla iletişimimi, etkileşimimi elbette burada kimseye açıklamakla vakit kaybetmek istemiyorum. Gamaro, eğer beni biraz tanımışsa zaten ona verdiğim değeri biliyordur. Ama o bunu görmezden geldi.
Hiçbir hakaretine, kabalığına aynı türden cevap verilmedi. Buna karşılık asabiyetin ölçüsü bu kadar aşırıya kaçmamalıydı. Ve hayret ki, bu saldırganlığı çok sempatik karşılandı. Sen sempatik gördün belki, ama ben sempatik, duygusal görmedim ki! Ben böyle hissetmedim ki!
Biz (Gamaro ile ben) birbirimizle yazışmamız insanlar değiliz ki, yabancı değiliz ki, samimi bile sayılabiliriz, yani siz dışardan bakanların gördüğü samimiyeti, ben göremeyip bunu dile getirdiysem bu beni provokatör mü yapıyor allah aşkınıza?
Siz, belki benimle bilmediğim bir nedenle zaten köprüyü yıkmış bir adam için, nasıl olabiliyor da benim söylediklerim “provokasyon”, onun yaptıklarını “sempatik” olarak, “duygusal olarak” yorumluyorsunuz. Acaba bu yorumunuz, doğru mu? Bu eminlik nereden geliyor?
Bu kadar sempati içeren duygular var ise, neden bana özelden ulaşılabilecekken veyahut “sen beni çok yanlış anlamışsın, bazı yerlerdeki imaları şu nedenleydi” diye bir açıklamayla gelinmiyor da, “anlamadım” deyip geçiştirmiş olması yeterli görülüyor. Hayır, bana yeterli görünmedi, ben anlaşıldığımı düşünmedim çünkü. Ve bu tamamen insani bir duygu.
Bu nedenle ikinci mesajımı yazdım, ancak karşılığı çok sert olunca, son mesajım “doğrudur, haklısın deyip” kapatmaktı konuyu. Ama ne yaptı, “hasittir çekseydin daha iyiyidi” demesine ben zaten çektim dememi, başka kişiler yüzünden ona saldırıyormuşum gibi yansıtmak oldu. Bu beni anlamazlıktan gelmek ya da duyarsızca sözlerimi başka taraflara götürmeye çalışması, asıl bana yapılmış bir provokasyon olduğu halde ben bunu dile getirmedim daha fazla. Çünkü artık yazılarımız arasında, iletişimimiz arasında herhangi bir köprü bırakmamıştı.
Ama kendi önerdiği gibi “siktir çekmek” isteseydim, burada onu açık açık yapabilecek bir insan olduğumu da anlamış olması gerekirdi.
buradaki kimseyi neredeyse hiç tanımıyorum ve konuşmak için kendimde bir hakta görmüyorum aslında ama şunları söylemek isterim.peyote ve gamaro o tartışmayı yaparken yorum gönderilince karşı cevap gelmeden okuyordum gönderilen yorumu.yani son yorumlar kısmını aktif takip ediyordum.ve ben yorumlar boyunca sona yürüyen bir insan görmedim öyle birine karşı özellikle oluşturulmuş tepki ya da tepkisizlik de görmedim.
acaba gamaro aşırı tepki mi veriyor,yanlış mı anlıyor gibi bir şey de geçmişti aklımdan.ve sanırım peyote, gamaro yazılarını sileceğini ve siteden ayrılmak istediğini söylemeden önce çıkmıştı siteden.yanıltmak istemem kafamda tamamen net değil ama bu tip şeylere dikkat eden biri olarak (çünkü niyetleri ve birçok şeyin içyüzünü bu gibi şeylerin kolaylıkla dışa vuracağını düşünürüm) böyle hatırlıyorum durumu ve bunların hissettirdiklerini.
bu yüzden peyote bu yorumlarla hiçbir sağlam ve geçerli kanıt olmamasına rağmen öznel çıkarımlara artniyetli olduğu yönünde kurban gidiyor sanki.ediliyor demiyorum yanlış anlaşılmasın lütfen yazdıklarım.sadece bariz olduğunu düşünüyorsunuz belki ama çok öznel bir yorumlama görüyorum ben de buradan bilmemkaçıncı şahıs olarak bakınca.hakkım olmadan karıştıysam afedersiniz.daha net çıkarımlar ve haksızlık olmaması adına yazdım,yoksa bir şey amaçlıyor ya da savunma yapıyor değilim.
e nihayetinde cevap hakkı bulunmayan, olsa da cevap verir mi vermez mi bilmediğim biri ile aranda geçenlere ilk düşündüklerim ve söylediklerimin ötesinde söyleyebileceğim bir şey yok. varsa da söylemem aslında zira düşüncelerimi ifade etmemin bile sempati olarak algılandığı bir zemin ciddi kaymaktadır, kayar ayağımızın altından. Elbette bunlar açıklamaların ve ben bu açıklamalardan pek bir şey anlamasam da senin böyle bir sonuç isteyemeyeceğini bilirim. Sitenin bu krizi yönetemediği ve yazarın kendisine ait olanı istediği noktada faşizan bir tutum sergilediği fikrim değişmiş değil bu debeple sen her ne kadar açıklamıyor desen de ilgine teşekkür ederim. Bellek mekanları, özne ve iktidar ve savaş ganimeti yazım benim bu konudaki fikirlerimi içerir, kıymetli tarihe kaydı geçsin. Sağlıcakla kal.
kendimize sormamız gereken tek bir soru var
kişinin gitmesini istiyor muyuz istemiyor muyuz?
gamaro bir tutum sergilemiş , buna karşı bir durum oluşmuş( bu durumu kendi açımdan faşizmle falan değil sadece refleksle açıkladığımı belirteyim) peki güzel buna elbetteki saygı duymalıyız, yanlız yukarda sorduğum soruya olumsuz cevap veriyorsak, bu parametre ile oluşturcağımız tutumu meydana getirmek zorundayız aksi halde tersine işleyen bir mekanizma meydana geliyor gözlemlediğim kadarıyla şöyle ki bu parametreyi unutursak konu birey-kollektif çatışmasına varıp farklı bir zemine oturuyor ve biz başlangıçtaki cevabımıza çelişik olarak , olumlu yöndeki tutuma kanallar açıyoruz. yukarda sorduğum soruya muhatap oluyorsak eğer, konuyu özellinden koparmamak gerekir
sonra konu içinde haksız bir şekilde kollektif düşünce biçimi hakarete maruz kalıyor
Rumana, ben ve Marsseh Gamaro’yu şahsen tanımayız, telefonla görüşmedik, hiç mailleşmedik. Kimdir, nerededir bilmeyiz. Hatta seneler önce tartışmamız bile var. (Sonsuz bu durumu doğrulayabilir. Çünkü kendisinden Gamaro hk. bilgi almak istediğimizde geçiştirmiştir.)
Aslında Gamaro ve ben sürekli bir fikir didişmesinin içindeydik. Buna rağmen bazen o bazen ben birbirimizin yazılarını beğenir ve atıflar yapardık. Şahsen tanımasam da, yazılanı anlayacak ve olduğu gibi değerlendirecek bikaç kişiden biri olduğundan kendisine müthiş kıymet veriyorum, hala da çok değerli bir yazar olduğunun altını çiziyorum. Bu nedenle yokluğu benim için çok büyük eksiklik…
Yani tanımadığımız, bi kumpas içinde olmadığımız birini savunuyoruz. Hem de olayın karşı tarafında dostlarımız olduğu halde…
Neden ?
İşte bunu anlayabilmeniz için, olayı içselleştirmeniz gerekiyor. (gerisini anlatmak istemiyorum.)
5 sn.de garantili satış…
Marsseh, adımdan söz edince yanıt vermem gerekti. Gamaro burada yok ve bu yüzden ne söylesem artık, sadece kendimi haklı çıkarma gayreti içine girmiş olduğumu gösterir. Oysa bu çaba içerisinde değilim. Ben duygularımı yazdım, kim kibir gösterirse benim için iticidir. Kim olursa olsun, kim yaparsa yapsın eleştiririm. Bu benim özgürlüğümdür.
Gamaro’nun “kişisel birikimini değersizleştirdiğim” iddiası sizindir. Ben böyle bir şey demedim. Kendisi böyle algılamışsa da yanlış algılamıştır. Benim eleştirdiğim konu, yukarıda yazdığım tek bir konudur. O halde nasıl oluyor da olayı “içselleştirmiş oluyorsunuz? Daha doğrusu, sizin anladığınız ama bir başkasının anlamadığına yönelik bir kanıya nasıl varabiliyorsunuz oik0s?
Ben olayın içinde bir insan olarak duygularımı, ve Marsseh’in gördüğü kırılmışlığımı yansıttım. Teşekkür ederim en azından bunu görmezden gelmedi. Rumana’ya da teşekkür ediyorum, olayı benim tarafımdan görebildiği için. O kadar doğru tahlil etmiş ki, demek ki kendimi doğru ifade edebilmişim. Ve evet, Rumana da benim dostum değil.
Herkes kendi izdüşümünü yeterince anlattı. Bundan sonrası için benden pas.
Peyote,
İmaların, yanlış anlamaların, suçlamaların sanki hiç olmamış gibi… Öyle mi ?
Öyledir.
Fakat sana dostça bi yanlış içindesin diyorum.
Benim iki tane basit sorum var.
1- Bir insan neden eski yorumlarını silmek ister?
2- Küfür ve hakaret edince bu isteğine ulaşabileceğini mi sanır?
Eğer mevzu önümüze adam gibi gelseydi elbette ona göre değerlendirirdik. Bu basit sorularımın muhatabını da pek moronik algıya sahip olmayan arkadaşımız oikos olarak seçiyorum.
Bak işte bunu Peyote’ye soracaksın. Gamaro ile dost olanlar onlar ben değilim.
İnsanları robot zannetme kolaycılığıyla ile önüne geleni yargılamak isteği…
Al sana neden…
-Geçmiş…
-Bugün…
Anladın mı ?
Moron değilsindir anlamışındır.
Sitenin kurallarını bildiren “Kurallar” başlığı altındaki 1. madde:
“1- Yayınladığımız her yazının; yazarını, orjinal kaynağını belirtmek eğer bir başka siteden alıntı ise yine adresini internet etiği açısından belirtmek etik açıdan doğru bir davranıştır. Yazdığınız tüm yazı ve yorumların tüm sorumluluğunu kabul etmiş sayılırsınız. Yazdığınız yazı/yorumların sonsuz.us sitesinde kalacağını kabul etmiş sayılırsınız.”
Bu maddenin yayınlandığı tarih 03/01/2010.
Yani 3 yıl önce yayınlanmış.
Bu madde yayınlandıktan sonra bu sitede yazı yazan herkes bu maddeyi “imzalamış” demektir. Elektronik ortamın “ıslak imza” olanağının olmayışına kimse sığınamaz.
Bu maddeye rağmen etik kurul içerisinde yazı silmenin haksız bir uygulama olduğu konuşulmuştur. Gamaro’nun yazı silme isteği de bu doğrultuda değerlendirilmiş, hatta o anki durumun bir öfke anı olduğu, geçici olabileceği düşünülmüş, bağlayıcı bir karara varılamamıştır.
Bu arada saron arkadaşın da belirttiği gibi “mesele önümüze adam gibi gelmiş” değildir.
Gamaro mesajlarını silmeye başladığı için sonsuz tarafından engellenmiştir. Biz bu durumun siteye-yazara haksızlık olduğunu düşündük yalnızca. Gamaro’nun bu anlık tepkisinin değişeceğini de umduk.
Daha sonra olay farklı şekillerde karşımıza çıkarıldı ve hiç de hak etmediğimiz hakaret ve suçlamalar ile karşılaştık. Bunları bir kenara bırakalım.
Şimdi;
– Gamaro tüm mesajlarının silinmesini mi istiyor?
– Gamaro tüm mesajlarının bir kopyasını mı istiyor?
– Gamaro tüm mesajlarının kopyasını istediği gibi, kopyasını aldığı mesajların tamamının da siteden silinmesini mi istiyor?
Oikos’un yansıttığına göre yalnızca mesajlarının kopyasını istiyor.
Sonsuzun yansıttığına göre mesajlarının silinmesini istiyor.
Gamaro’un yazdıklarına bakınca da küfürden ne dediği anlaşılabilmiş değildi… (Kendi adıma.)
Biz etik kurul olarak mesaj silmenin yanlış olduğunu düşündük. Gamaro’nun bu isteğinin de haksız olduğunu düşündük. Ama silinsin silinmesin, verilsin verilmesin tartışması ve oylaması yapmadık. Etik kurul içerisindeki tartışma, Oikos’un “Gamaro’nun küsmesi beni üzdü” şeklindeki tek tümcelik iletisinden sonra başlamıştır. Gamaro’nun mesajları silmeye başlaması nedeniyle kısıtlandığı-engellendiği de sonsuz tarafında açıklandıktan sonra, diğer üyeler yazı silme isteği üzerine düşünce açıklamışlardır. Çoğunluk bunu yanlış ve haksız bulmuş, bunun üzerine etik kurulun görüşü olarak sonsuz tarafından
“Etik kurul kararı gereği gamaronun sitedeki tüm yazı ve yorumlarının silinmesi yönündeki talebi haksız bulunmuştur.” şeklinde bir açıklama yapılmıştır.
Bu aşamadan sonra da etik kurul üyeleri gerek gıyabında gerekse karşılıklı olarak gamaro’nun küfürlerine maruz kalmıştır.
“Ne yapmalı?”
1- Kurallar’ın birinci maddesi ne yapılacağını önceden öngörmüş. Ancak bu madde yeniden tartışılsın diyorsanız başka bir başlıkta bunu açalım tartışalım. Demiyorsanız, -hatta deseniz bile- mevcut durum için geçerli olan kural budur. Bu kurala göre de 03/01/2010 tarihinden sonra bu sitede yazı yazan herkes bu maddeyi imzalamış demektir. Gamaro da bu anlamda bu maddeyi imzalamıştır ve talebi geçersizdir.
Kendisinin -konu dışı belki ama- bir tartışmada şöylesi bir sözü vardı: “Buraya gelen herkes, getirdiği değerlerin örselenmesine baştan razı demektir bir bakıma”… Tam anımsamasam da bu içerikte bir yaklaşımdı. Bunu söyleyen bir arkadaşın geldiği nokta tam tersidir ve bu durumun normal olmadığını düşünüyorum.
2- Peyote ile gamaro tartışması “yazı silme” tartışmasından farklı bir tartışmadır. Bu iki arkadaş kendileri de bu sorunu çözebilir. Kendileri kamuya sunup yardım istemedikten sonra kimse buna müdahil olmamalıdır.
3- Gamaro’nun engeli kaldırılsın, çünkü ardından konuşmuş oluyoruz ve yanıt hakkı gözetilmelidir. İsterse gelsin yine sövsün saysın. “Kişi alırken kendinden alır verirken de kendine verir…” Engeli kalkmayacaksa -ki bu karar etik kurul kendisini dağıttığı için sonsuz’a aittir- bu andan itibaren peyote ve marsseh’in de altını çizdiği gibi gamaro’nun adı zikredilmeden kavramsal ve hukuksal düzeyde tartışılmalıdır.
Son olarak sürece ilişkin söylemek istediğim başka şeyler de var:
Etik kurulu burada bir avuç insan oluşturmuş değildir. Bu nedenle “oligarşi” ile suçlanamayız.
Etik kurul üyeleri buraya zorla gelmemiştir bu nedenle faşizm ile ya da otorite kurmak ile de suçlanamayız. Site büyüdükçe “organlaşma” gereksinimi doğmuş, bu doğrultuda “etik kurul” oluşturulması site katılanlarınca karara bağlanmış, etik kurul üyeleri de olabildiğince demokratik yöntemlerle seçilmişlerdir. Bu siteden bir maddi kazançları yoktur. Manevi olarak kazançları da herkes kadardır ve sanırım bu da tartışma konusu olamaz. Kullandıkları yetki onlara mutluluktan ziyade çoğu zaman acı vermektedir. Otorite değiller, kolektif otoritenin hizmetçisidirler. Kolektif aklın dışında kitlelerin kendi kendini yönetebileceği daha iyi başka bir yol, başka bir demokrasi anlayışı bilen varsa bu anlayışını ortaya koysun.
Oikos’un kendi aramızdaki tartışmada “sitenin zaten sonsuza değin kendini ve içeriğini muhafaza edemeyeceğinden” hareketle “bu konuda bir hukuki zemin yoktur” tespiti vardır. Bu bana göre “nasıl olsa öleceğiz hiç bir şey yapmayalım” demenin başka bir versiyonudur ve geçersizdir… Herkes bu dünyadaki varlık nedenini ve yaşama telaşını sorguladığında bunun yanıtını bulabilir…
Etik kurul üyeleri sitenin kendilerine verdiği yetki ile görev yapmaya çalışmışlardır. Bu yüzden etik kurula yapılan tüm suçlama ve hakaretler, yapanlar tarafından kendi kendilerine yapılmış demektir. İnsan sosyal bir varlıktır ve hatta bu yüzden insan, kolektif aklın ürünü olan bir varlıktır. Hiç kimse taş kovuğunda büyüdüğünü iddia edemez. Bunu en iyi bilen arkadaşların kolektif akla hakaret etmeleri ancak onların anlık öfkeleri ile açıklanabilecek bir durumdur…
Sosyalleşmenin olduğu her alanda insanların uyması gereken, herkese eşit yasa ve kuralların olması kaçınılmazdır. Hiç kimsenin kurallar üstü haklara sahip olma durumu olamaz. Bunu istemek asıl faşizmdir. Burada kurallar karşısında üstünlük isteyenler karşısındaki direnci faşizm ile suçlayamaz. Kolektif aklın bireye dayatılmasını faşizm olarak görenler, kendilerinin de bireysel akıllarını kolektife dayatmanın daha büyük bir faşizm olduğunu gözden kaçırdılar. Demokrasi kolektifin de bireyin de aklını ifade etme haklarını gözetme çabasıdır. Sosyal-ist olan demokrasidir. Ne çoğunluğun azınlığa ne de azınlığın çoğunluğa diktatörlüğü olmamalıdır artık bu çağdaki demokrasi anlayışı.
Bu süreçte duyguların kurbanı olarak biz birimize son derece öznel sözler sarf ettik. Buna rağmen ben gamaro’nun aramıza dönmesini istiyorum ve hatta bu konuda umutlu (her ne kadar “umut” sözcüğünü sevmesem de) olduğumu da söyleyebilirim. Gelir de küfür etmeden yazarsa bunu kendi adıma özür ve özeleştiri kabul edeceğimi belirtirim…
Hepinize iyi bir gün diliyorum…
1) 2010 yılındaki bu düzenleme üyelere artık herkes üzerinde geçerli olacağı yönünde yaptırımsal bir ifadeyle duyuruldu mu?
2) gamaro bu düzenlemeden önce mi siteye dahil oldu, sonra mı?
mesele ıslak imza falan filan değil.hukuktan az çok anlayan biri olarak söyleyebilirim ki siteye her yeni kayıt yapılırken sözleşme şartlarını okudum ve kabul ediyorum butonu olmadıkça ve üyeler bu ibareyi tıklayarak siteye üye olmadıkça bağlayıcı hükmü olmaz bu tip düzenlemelerin kanaatimce.bağlayıcı olup olmayacağı tartışmaya açılabilir yine de.o zaman da şu ortaya konur:gamaro siteye bu düzenlemeden daha önce üyeydiyse ve birçok yazımı paylaşımı vardıysa, siteye yazılarını geri alabileceği yönünde bir boşlukla dahil olmuştur öncesinde ve buna göre bir paylaşımda bulunmuştur. (kabul bu olmalı hukuksal bazda tartışılıyorsa) bütün bunlar sonucunda da yapılmış olan düzenlemenin bu çerçevede gamaro üzerinde bir bağlayıcılığı yoktur.hükümsüzdür yani düzenleme.(eğer bahsettiğim şekilde geliştiyse olaylar.)
Hala boş konuşuyorsun. Halk dilindeki adı : Naneci…
Gamaro yazılarının geleceğini tehdit edebileceğini düşünüyorsa benim için iş bitmiştir. Hatta hukuken bu saçma kolektif akıl haklı bile olsa (Ki hukuk belge arar. O da yok. Hatta bilişim suçu kapsamına bile alabilir.)
Geç onu bunu… Neyin derdindesin yahu… Adamın geleceğine buradaki oyunbazlığın kilit vurup yokolmasını seyrederim gülerim mi diyorsun. Dersin a.k.
Oikos,
Seninle olan bunca hukukumuza olan saygımdan ötürü şu ana değin ağzımı bozmadım. Ama yeter artık. Her şeyi bildiğini sanan budalaca tavrından ve hakaretlerinden yoruldum. Köpek bile yiyeceği kemiği önce ölçer de yermiş, acaba çıkarabilir miyim diye, ama senin hiç ölçün yok. Ama bu sitenin ölçüleri var ve herkes buraya gelirken buna razı olarak geliyor. Giderken de bu ölçüler içinde gider. Değiştireceksen de bunun yolu bu değil. Ha bu saatten sonra da umurumda değil! Buyrun değiştirin!
Bana bir daha hakaret etme!
Rumana,
İtirazın şekilseldir. Yani 2010’daki duyurudan sonra yazı yazan herkes o maddeyi kabullenmiş demektir. Buradaki şahıslar “kabul ediyorum” butonuna takılmayacak kadar “gelişmiş” kişiliklerdir.
Ha buradaki insanlar o sözleşmeye de takılmayacak kadar ve ortaya çıkan durumu değerlendirip yeni kararlar alabilecek denli sağ duyu sahibidir. Ancak bunun yolu insanlara küfür ve hakaret olmamalıdır… Buradaki açmazı oluşturan neden arkadaşların birbirine karşı olan öznel tutumlarıdır… Sözüm de sana değil bu arada…
Hukuk tek taraflı sözleşmelerin veya tek taraflı kabullerin ve bu tip tek taraflı düzenlenmiş sözleşmelerin geçersizliğini kabul eder.
Nerede üye hakları ?
Mesela, Üyenin itirazı nedeniyle doğabilecek olumsuzlukların giderilmesi ? Var mı ?
Neymiş “sayılır”
Bi bok sayılmaz.
Örnek mi: Bankaların kart aidatları… Sözleşmede yazıyor. Geçerli mi ? Hayır… Yani burada sözleşme bile geçerli değil neden çünkü tek taraflı…
Örnek mi : Dijitürk, superonline gibi firmalarla yapılan promosyon sözleşmeleri… geçerli mi ? gene hayır…
Yani bu makinayı size veriyoruz. İki sene boyunca 75 TL. ödersiniz, çıkmak istediğinizde sizden tazminat olarak şu ücreti alırız.
Geçersiz…
Geçerliliği sağlayan o firmanın size bu konuda keseceği faturadır. Faturaya itiraz ettiğiniz anda onlar için iş biter. Zira fatura itiraz edilmediğinde kabul edilmiş sayılır.
Neymiş sözleşmeler bile tek başına yeterli değilmiş…
“Bilişim suçu”, mahkemeye intikal sonsuzu zorlar. Buradan söylemiş olayım. söylemedi demeyin.
Bi an salak olduğumuzu ve yukarıda yazan üyelik kuralının geçerli olduğunu düşünelim,
İtiraz: Ben geldiğimde yazmıyordu, site admini tarafından talebim sonrası eklenmiştir.
Yani;
Sen gideceksin notere, sözleşme için bi ücret ödeyeceksin ancak sonra elektronik imzaya sunacaksın ki hani bi nebze geçerli olsun.
Yoksa edit butonu açık… Canı ne isterse her an onu yazar.
Haddimce (gözlemlediğim kadar) gözden kaçan/ bilinçli kaçırılan ampirik veriler. Çarşambanın gelişini – salıdan duyumsama v.s
Aslolan insan ve insani olan, insan için olandır. Kurallar nedir? Gökten zembille mi inmiştir? Nedir bu kuralcı tutum! Hem de ” dost, ahbap” diye nitelendirilen ilişkilerde!
İzlediğim kadar..
İnsan için çaba harcanmalıdır, sistem için değil!
gelişmişlik mi sizce bu gerçekten? yazdıklarımın mantıklı olduğu aşikar.gamaro’nun yazılarını silmek istemesine karşın bu kararına karşı çıkılacak hiçbir dayanak mevcut değil.yani o haliyle 2010 yılında yapılmış düzenleme de buna karşı çıkacak dayanak noktalarına sahip değil.bence bunun,hukuksal yaptırımın,kişiye ne ölçüde nasıl dayatılacağı ve bu yaptırım gücünün hangi yönde hangi açıdan ne ölçüde sonuçlar vereceği önemlidir.hangi şartlar altında üyenin hangi yorumlarını silebilir oluşuyla ilgili hiçbir düzenlemenin mevcut olmayışından bahsediyorum.daha önce yazacaktım tek taraflı akit meselesini.oik0s şuan deyinmiş zaten bu duruma.üstelik bu tip durumların bağlayıcılığının olup olmadığını hukuksal düzlemde tartışmaya açmak istiyorsanız yapmış olduğum itiraza kişilerin gelişmişlik düzeyiyle gelmiyor olmanız gerekli.hukuksal düzenlemelerde gerçekleştirilecek işlemlere bu sözkonusu edilemez.ve burada sözleşmenin yokluğu sözkonusudur.bahsettiğim diğer durum içinde hukuki işlemin ölü doğuşu (butlan) gibi bir durum mevcuttur.yani kimse öyle kafasına göre ortak tarih ortak payda söylemleriyle gelip son tahlilde kararlar alamaz.elbetteki sadece bir görüş bildirmiş olacaksınız.etik kurulun bile sitede yaptırımsal açıdan bir bağlayıcılığı yok aslında gerçekte.
size katılıyorum diğer konuda Hüseyin AKTAŞ.sanıyorum çok örselendi herkes.üsluplardaki bu yıpratıcılığa gerek yok ama yapı meselesi bu,herkesin öfkesini yansıtma şekli farklı.pek bir şey diyemiyorum o yüzden bu konuda.olayların böyle gelişmiş olması üzücü gerçekten.ama böyle yankılar yapmasını da tamamen haksız bulmuş değilim.sadece istenmeyen bir durum olduğunu vurgulayayım.
Bakın:
Herhangi bir üyenin üyeliği sonlandırılmışsa, üye artık kendi geçmişini kontrol edemez. Böylece üyenin geçmişte yazdıklarının kontrolü sadece edit hakkına sahip kişilerin eline geçer.
Diyelim ki geçmişte yaşanan bir garez sonucu kötü niyetli bir admin! edit ederek “suç unsuru oluşturabilecek” bir yazıyı kaleme aldı ve o nick adına yazdı. Üye banlandığı için bunu göremez, göremeyebilir. haliyle itiraz edemez.
Tabii bir hak buradan doğacaktır: Çünkü üye yazdıklarından sorumluysa, artık o ortamın bir üyesi olmadığından yazdıklarının sorumluluğunu admine devretmiş olacaktır.
Kısaca “EDİT” internet yazarlığını, diğer yazılı basın yazarlığından ayırır. Basılı yayın tahrif edilemez ve gerektiğinde toplatılır.
Bu nedenle sonsuz yukarı bi yere “Şikayet” bölümü açacak ve her talep edenin yazılarını kaldıracaktır.
Yahu siz buraya üye olurken para falan mı ödüyorsunuz? Veya bir hizmet karşılığı bedel mi ödüyorsunuz da şirket sözleşmelerinden bahsediyorsunuz?
Bir kaç kişi dışında hiçbiriniz gerçek ismiyle vatandaşlık numarasıyla veya açık adresiyle üye falan olmuyor.
Komik olmayın. Evet site adminlerin elinde ve istediklerini yapabilirler. İstedikleri yorumu değiştirebilirler. Siz zaten bunlardan korunmak için nick kullanıyorsunuz. Sizin hakkınızda yapılacak kötü niyetli adminlerden korunmak da ip adresiniz ve kayıtlarla mümkün. Geriye kalan zaten hepimiz sanal kişileriz, bu yüzden atıp tutabiliyoruz rahatça.
Bu işlerin resmi olmasını isteyenler gitsin devlet forumlarına üye olsunlar.
sonsuzun da şöyle bir hakkı var mesela ;siteyi kapatmak yada hiç yorumları silmeyecek olan birine siteyi satmak.
Vazgeçme hakkın yok diyor. İyimiş… Tam da liberal faşistlere göre bi söylem…
Ayrıca sözleşmeler illa parayla olmaz. Mesela Hak devri… Mesela anayasa…
Sizin hukuktan anladığınız yok!… Rumana da Oik0sda sallamış durmuş. Bir kere bilişim suçu kapsamında değerlendirilecek bir konu yok. Eğer hakaret ve küfürden şikayetçi olan varsa bunları delil olarak gösterip iplerden kişinin kimliğinin tespiti yoluyla şüpheliye ulaşılır. Tam aksi, bir üye yazılarını silmek istiyor, yani ortada sadece yazı geri alma talebi varsa: bunu üyenin kendisi mahkemeye başvurarak talep edebilir. Tabii önce sanal kişinin kendi olduğunu ispat etmesi gerekir. sonra da mahkeme, çok geçerli bir gerekçesi varsa sadece yazılarını çekebilir. Tüm yorumlarını çekemez. Yorumlar, eser niteliğinde değildir.
Elekronik imza olayıysa bambaşka bir konu, site sahibinin koyma yükümlülüğü yok. Site sahibinin, kuralları geçerlidir. O ortamı sağlayandır. Kuralları kabul etmeyen üye diye bir şey olmaz, girerken kabul etmiş sayılır. Kuralları bilmemek, onu geçersiz kılmaz. Ha, mahkeme de öyle pat diye sonuçlanacak diye bir şey değil. Uzun, yorucu bir süreçtir. Talep edene tavsiyem, uzlaşma yoludur.
Avukata ihtiyacınız olursa burdayım. 🙂
Beni provakatörlükle suçlayan, “yanlış algı sahipleri” Gamaro’nun mesajını da anlamamışlar demek ki!
İşte Gamaro’nun mesajı:
“benim peyoteyle hiç bi sorunum yok. neyden bahsettiğini, o başkalarını vs. hala anlamıyorum. neye itiraz ettiğini, neyi tartıştığımızı bile anlamıyorum. düşmanlık? öznel nedenler? kasıt? brütüs?!! Hiçbirini anlamıyorum.
her neyse o şey, benimle bir alakası yok. kendisi ne düşünüyorsa düşünsün ama böyle garipliklere hiç bir anlam veremiyorum, sadece budur. mesajlarım üzerindeki hak talebimin de, kendisiyle yürttüğümüz tartışmayla uzaktan yakından alakası yoktur. var diyen yalan söyler!“
acaba neyi sallamışım yorumlarımda çok merak ettim.hukuktan bahseden Hüseyin AKTAŞt’tı.biz zaten hukuksal bazda tartışmıyorduk konuyu.o açıdan tartışılacaksa da çıkarımları yanlıştır.zaten hukuksal alana intikal etmesi kısmından bahsetmedim,hukuksal bazda sitedeki bu durumu yorumladım.o şekilde yorumlanmıştı çünkü bu konu.durum bu şekilde mahkemeye intikal ederse cart curt bunlardan bahsetmiş değilim çıkarımlarımda.
lütfen söyleyin,sözleşme şartlarını okudum ve kabul ediyorum kısmı üye olurken var mı? varsa içeriği nedir? bu içerikte üyenin yorumlarını silmesini engelleyici hüküm var mı? bu yoksa eğer,peki bir üyenin yorumlarını silmek istediğinde buna dair engelleyici bir hüküm oluşturulmuş mu kurallar bütününde? diyelim oluşturulmuşsa bu kurallar kısmındaki bağlayıcılık düzenlemeden önce üye olmuş kişileri etkiler mi etkilemez mi? hukuksal bazda bu soruların cevaplarına bakılır.yani realiteye konuyu taşıyıp o mercekle bakan Hüseyin AKTAŞ’ın yorumuna yorum yaptım.yoksa durum bu şekliyle yargıya intkal ederse ne olurun cevabını vermiş değilim.konu o anlamda bilişim kapsamına girer ki bu da beni aşar.
negatif arkadaşlar -lerine ek olarak yorumlarını da yapsalar da anlasak neymiş karşı çıkılan nokta