Yaşasın basın özgürlüğü (!)

Ergenekon soruşturması kapsamında gazeteci yazar Nedim Şener, evinde yapılan aramanın ardından gözaltına alındı. Şener emniyete girişinde, “Türkiye’de Amerika’dan daha özgür bir basın var. İçişleri Bakanına selam olsun” dedi. Gazeteci Ahmet Şık da gözaltına alınırken tepkisini ”Dokunan yanar” diyerek gösterebildi.

Ne diyelim bizden de bakana selamlar!

119 yorum “Yaşasın basın özgürlüğü (!)”

  1. düzenli olarak öcalan’la görüşenlerin mecliste havasından geçilmesin sen örgüt diye gazeteci bilim adamı emekli askeri at içeri barzani ve öcalanla işbirligi yap ırakın yanması için abd ateş ver ama filistini kullanarak bunu unuttur insanlıktan bahset türkiye ‘ye biri yanlış yaptımı gönder polat alemdar’ı intikamımızı alır ıraktaki çuval olayını çözdü mavi marmara olayını kökten halletti ülkemizde egitim en üst seviyede para hiç sorun degil terör bitti bitecek devam et abd fetullah güleni ve seni hiç unutmucak ama senin sonun hz osman gibi olacak r.t.e

  2. “Ne diyelim bizden de bakana selamlar”

    Hangi selam, nereden?

    Enver Gökçe de selam söylüyor:

    “Ben berceste mısraı buldum
    Hey ömrümce söylerim
    Gözden, gezden, arpacıktan olsun
    Hey ömrümce söylerim!

    Bizsiz Ilgaz’ın çam ormanları güzel değildir.
    Hayda günlerim hayda
    Sırtını düşmana verdikçe
    Murat dagları güzel değildir,
    Dost dost ille kavga!

    Biz olmasak gökyüzü, biz olmasak üzüm,
    Biz olmasak üzüm göz, kömür göz, ela göz;
    Biz olmasak göz ile kaş, öpücük, nar içi dudak;
    Biz olmasak ray, dönen tekerlek, yıkanan buğday,
    Ayın onbeşi;
    Biz olmasak Taşova’nın tütünü, Kütahya’nın çinisi,
    Yani bizsiz
    Anne dizi, kardeş dizi, yar dizi
    Güzel değildir.

    Gel günlerim gel de dol
    Gel Aydınlım İzmirlim,
    Gel aslanım Mamak’tan
    Erzincan’dan Kemah’tan
    Düşmanlar selam ister
    Gözden, gezden, arpacıktan!

    Adana’nın pamuğu dokumada;
    Diyarbakır, Afyon, Kütahya fabrikada
    Ümit işkencede mahzun
    Tenim, ayaklarım uryan
    Ekmek işkencede mahzun
    Ve Divrik’in demiri arabada
    İşçi-köylü ve işçi birarada
    Söyle türküler yadigarı kardeş
    Söyle ağrılar yadigarı kardeş
    Neden alınterleri
    Nimetler, haklar haram oldu sana

    Gel gunlerim gel de dol
    Gel Aydınlım İzmirlim
    Gel aslanım Mamak’tan
    Erzincan’dan, Kemah’tan
    Düşmanlar selam ister
    Gözden, gezden, arpacıktan

    Sana selam olsun
    Hürriyetlerin meçhul olduğu dünya
    Canım Türkiye,
    Memleketimiz!
    Çalısan halklarıyla ümmi
    Çalışan halklarıyla garip,
    Irgadı, esnafı, madencisi, iptidai aletleri
    Kadınları, erkekleri, hapishaneleri;
    Başı boş suları, dumanlı vadileri, yoz topraklarıyla,
    İşşizleri, realist şairleri, mücahitleri,
    Sokak şarkısı, keten helvası,
    Akşam Haberleri satanlarıyla memleketim
    Sana selam olsun
    Sürgünler, mahkumlar, hastalar
    Alacağın olsun
    Seni İstanbul seni
    Seni Bursa, Çankırı, Malatya,
    Sizlere selam olsun üniversiteler!
    Öğretmenleri alınmış kürsüler,
    Öğretmenler
    Sizlere selam olsun
    Hürriyeti yazan eller, dizen eller
    Sizlere selam olsun makineler
    Entertipler, rotatifler, bobinler
    Bu gülünç, aşağılık,
    Namussuz şeyler dışında,
    Sana selam olsun
    Zincirin zulmün kar etmediği,
    Kırbacın kar etmediği
    Büyük tahammül!
    Gel günlerim gel de dol!
    Gel Aydınlım, İzmirlim,
    Gel aslanım Mamak’tan
    Erzincan’dan, Kemah’tan
    Düşmanlar selam ister
    Gözden, gezden, arpacıktan…”

  3. nefes alınamaz çağın sabahı ve gecesi ayrı keyifsiz…düşününce aldığım nefesten utanıyorum bazen dedim Gökyüzü’me…içtiğim kahveden, pencerelerden bakmadan, laleli’den dünyaya bir tramvayda istanbul’da olmaktan…aşk ile tutuşup el ele ansızın gülümsemekten…düşününce…çok ayıplıyorum dışarda oluşumuzu…resim yapmak zamansız askıda sanki…sanki daha provakatif şeylere ihtiyacım var…gazetelere gidiyor ellerim. Geceleri kesintisiz bir öfke ile hışırtılarla parçaladığım bir tuale kolaj oldukça naifliğine daha çok öfkelendiğim gazetelere gidiyor ellerim…yeryüzü ne zaman bu kadar sessiz kalmayı başardın… öfke; çağımı ve kalbimi terk et …

  4. “Önce komünistler için geldiler ve ağzımı açmadım

    -çünkü bir komünist değildim

    Sonra sosyalistler için geldiler ve ağzımı açmadım

    -çünkü bir sosyalist değildim

    Sonra sendikacılar için geldiler ve ağzımı açmadım

    -çünkü bir sendikacı değildim

    Sonra Yahudiler için geldiler ve ağzımı açmadım

    -çünkü bir Yahudi değildim

    Sonra benim için geldiler

    -ve baktım benim için ağzını açacak kimse kalmamıştı.” (Martin Niemöller)

  5. Ben Eurovizyon şarkımızdan bile utanıyorum. Türkiye’de bunlar olurken çıkıp oraya “Live it up, live it up” diye nasıl şarkı söylenir…

  6. Hakimleri atayanlar onlar ,savcıları atayanlar onlar,delilleri yaratanlar onlar ; içeri alınanlar bizler.Ey bunları destekleyenler faşizm gözünüze girdi bunu da anlamayıp haziranda destekçisi olmaya devam edecekseniz gözümüzden neremize gireceğini hep birlikte göreceğiz !

  7. Cemaatçi çarpık zihniyet emeline ulaşmak için bütün çirkinliğini ortaya seriyor. Her alanda korku ve baskı unsuru olmaktan başka hiçbir varlık göstermiyorlar.

    Türkiyedeki İslam anlayışının en karanlık ve korkunç yüzünü temsil eden takunyalı führerin faşizan zihniyeti terör uyguluyor.

    Sünni engzisyon tıkır tıkır işliyor.

    Adaleti Katledenlerin Partisi.

  8. Cumhurbaşkanı hakikati ifşa etmiş bu konuda —> Bizde yaşadık bunları!!

  9. Ned,

    Bu son günlerdeki tepkilerinizi

    Mustafa BALBAY ve Tuncay ÖZKAN içinde göstermiş olsaydınız bugün farklı olurdu.

    Sonsuz Keşke Mustafa BALBAY ve Tuncay ÖZKAN içinde ORADA olsaydınız.

    Geç kaldınız geç çok geç….

    DEC CAL.

  10. Biz birileri için değil, basın özgürlüğü için oradaydık.

    Ayrıca hesap sorar tavrınızı bize değil, usulsüz tutuklamalara göstermeniz gerekir.

  11. “Gözden, gezden, arpacıktan olsun”… Aynen öyle olsun Hüseyin Aktaş. Size selamlar; “yürekten”.
    “Yetmez ama evetçiler”e, “kime hesap soracağını şaşıranlara”, “kuyruk acısı olanlara” da selamlar;
    “gözden,gezden, arpacıktan”.

  12. tayyip ve kadrosu olsun

    “..Şunu hatırlayın,
    tarih boyunca zorbalar ve katiller olmuştur
    ve
    bir süreliğine yenilmez görünürler
    ama
    sonunda, hep düşerler. Her zaman..” (mahatma gandhi)

    slm.

  13. Bazıları tepki vermez, dudak büker buna rağmen (kendilerinin zaten yapmadığı her konuda) diğerlerini eleştirmekten geri durmazlar. Bu tiplerden nefret ederim. Aynı tipler her fırsatta İNSANLIKTAN, ZALİMLİKTEN, ottan boktan en çok bahsedenlerdir..

  14. Kafalarımızı gömmekte ısrar ettiğimiz kumdan çıkartma zamanı geldi de geçiyor.

  15. bu ülkede yıllardır sosyalist ve kürt yazarlar sadece fikir beyan ettiklerinden ötürü hapiste… üstelik hapiste bulunanların sayısı ergenekon sürecinde tutuklananlardan cok daha fazla olmalı…ve bu insanlar bu baskıyı her dönemde yaşadı ve gördüler, devlet tüm gücüyle yargısıyla ,hükümetiyle ,muhalefetiyle, kartel basınıyla tüm bu süreçte fikir birliği etmişcesine aynı doğrultuda hareket etti,bu ülkede seçim yoluyla deviremediğiniz iktidarı bin bir türlü katakülliyle devirmek bir yasal hak/zorunluluk gözüyle görülürken, aynı ülkede kürtlerin toplumsal taleplerini dile getirmek, sosyalizmi savunagelmek en ağır cezalara çarptırıldı, o vakit neredeydi basın özgürlüğü çığırtkanlığı yapan bunca örgüt, topluluk, aydın denen zatlar? …samimiyetsizsiniz alabildiğine…

  16. Soner Yalçın’ın mektubunu okudum gazetede. Bugün olanların geçmişte olanlarla arasındaki farka dikkat çekmişti:

    “Darbe dönemlerinde kavga mertçeydi, açıkça söylüyorlardı “muhalif olduğunuz; düşündüğünüz; yazdığınız için sizi hapsediyoruz”…

    Ya şimdi…

    Şimdi bel altından vuruyorlar sadece. Tertip yapıyorlar.

    “Ergenekon örgütü üyesi olma” iddiasıyla cezaevindeyim.”

    Bu insanları fikirlerinden dolayı değil silahlı terör örgütüne üye olmaktan tutukluyorlar. Bir torba bulmuşlar, içine beğenmedikleri herşeyi dolduruyorlar. “O zaman neredeydiniz?” sorusu haklı bir soru olabilir ama doğru bir bakış açısı mı diye sorarsanız bence değil. O zaman yoktunuz, şimdi yaygara çıkarmayın mantığı ancak baskıcı tutumun ekmeğine yağ sürmek olur.

  17. Marmaramus, oldu olacak bir de “oh olsun” deseydin!

  18. İklim BAYRAKTAR Kimdir.?

    A- Gazeteci
    B- Muhabir
    C- Mühendis
    D- Anne
    E- Yalancı
    F- Beyan belirtiniz.

    DEC CAL.

  19. Önce kendi yorumunu alsaydık

  20. Arkadaş diyor ki:

    Bu ülkenin imamı da sosyal demokratı da aynı topun kumaşıdır…aynı kaptan yerler.

    Haklıdır.

    Çünkü her ikisinin de temelinde aynı sorunlu kuklalık yatar. Feodal bir aile yapısı, sadece bunu bileceksin diyen bir müfredat ve dayak.

    Kuklalar aynı piyon…ipler aynı ipler…tutanlar aynı kuklacılar.

    İpler bir öncekinden farklı yönlere çekilmekteler.

    Fark budur.

  21. Gelelim gazeteci haspaya…

    Bu konuda oldukça bilindik…diğer bir deyişle, amiyane tabirler kullanacağım.

    Zira farklı kelimeler farklı yönlere çekiliyor.

    Mesela:

    “Baykal bir teklifte bulundu” dersem bu alınıp farklı yerlere taşınabilir…ne teklif etti, nasıl dedi dedi vs vs.

    Ondandır hiç bir yere çekilemeyecek kelimeler kullanacağım…

    Ne diyor gazeteci kızımız:

    Baykal beni taciz etti.

    Aslında diyor ki;

    “Baykal istedi ben vermedim.”

    Tersi de olabilirdi…oracıkta masanın üstündekileri bir kol ile süpürme hamlesi ile yere indirip masanın üzerinde halvet de olabilirlerdi.

    Taciz var mı?

    Yok.

    Ne yani kadın herifi istemedi diye taciz mi oluyor?

    Baykal istedi…hatun yok dedi.

    Taciz midir?

    Yok.

    Arzu ettiğiniz biri tarafından reddedilmediniz mi? Muhakkak olmuştur. Taciz midir bu?

    Şimdi biraz daha ince eleyelim…az da sık dokuyalım.

    Baykal buna fiziksel olarak girişti…itiş kakış kadın bunu üzerinden attı.

    Bu tecavüz girişimidir.

    Suçtur.

    Baykal kimdir?

    Siyasi bir parti başkanı…siyasi açıdan nüfuzlu biri…orada burada eli kolu var.

    Kadın şunu düşündü ise:

    “Bu adam bana saldırdı…şimdi ben bunun bu yaptığını ayyuka çıkarsam benim başım boka gider…”

    İşte bu tacizdir.

    Yani hatun maruz kaldığı durum nedenli kendini aciz hissediyor ise taciz oluşur…

    O içinde bulunduğu o anki hal bir yol ayrımıdır: orada yaygarayı basacak ya da susacak.

    Yaygarayı bastığı an durum tacizlikten çıkar zaten…yaygarayı basamaz ise taciz olur.

    Bu ne yapıyor?

    Hiçbirini.

    Birileri ile anlaşıp herifi tuzağa düşürmeye kalkıyor.

    Adına da ne diyor?

    Taciz.

    Hastir…moloz.


    Pekiii…taciz olan ne yapar?

    Yanına kar mı kalır?

    Elbette hayır.

    Kanuna gider ve şikayetini eder…ispatı için ne gibi bir yol izlemesi gerektiğini öğrenir ve uygular.

  22. Sn Oikos,
    Gazetecilerle ilgili kanım şu şekilde.
    Genelde Gazeteci ve Gazeteci olduklarını iddaa edenler Gazetecilikten ziyade bir çok konuya el attıklarından;
    Mesela tavuk satışları azaldığı zaman çıkar bir Gazeteci haber yapar, Et te bilmem ne virüsü bulunduğundan, Et te şap hastalığı tespit edildiğinden. falan filan.. Bir bakmışızki tavuk la ilgili demeçler sağlıklı besin olarak tavuk etinin tavsiye edildiği köşe yazıları v.s v.s bu örnekler çoğaltılabilir.

    Herşeyi yönlendirmek gibi vasıfları vardır Toplum nezdinde.

    (O nedendendir AKP hükümeti öncelik olarak Yazılı ve Görsel Basın’ı ele geçirdi)

    İklim BAYRAKTAR Kimdir sorusuna gelince…
    Aşağıdaki sitenin gözüpek mühabiri iken üstün şekilde atmasyonlarından Köşe yazarlığına hatta editörlüğe getirilmiş. Site yi kuranlar tarafından bu Türk halkı bu kadar da kolay kandırılmasın artık denilerek işine son verilen Mühendis bir bayanımız.

    DEC CAL.

  23. “şimdi yaygara çıkarmayın mantığı ancak baskıcı tutumun ekmeğine yağ sürmek olur.
    “

    cıkarılan yaygaraya doğru adı verin kafidir, amaç basına özgürlük falan değildir. amaç tümüyle ideolojik ve tek taraflıdır, devleti ele geçirme sürecinde, ulusalcı kemalist kliğin güç yitirmesine karşılık tüm kozlarını oynamaya ve bunu halk tabanında meşrulaştırma çabasıdır.

    chp-oda tv-iklim bayraktar sürecinde ortaya cıkan iddiaların, bugün basın özgürlüğü adıyla savunulabilmesi mümkün değildir,tüm bu iddialar mide bulandırıcıdır ve iktidarı devirmek adına girişilen tüm bu hamleler asıl baskıcı tutumun ekmeğine yağ sürmek olur…

  24. Marmaramus, “chp-oda tv-iklim bayraktar sürecinde ortaya cıkan iddiaları”, “basın özgürlüğü” diye tanımladığımızı da nereden çıkardınız? Genel atmosferde de böyle bir durum yok.
    “Sosyalistler, Kürtler tutuklandığında neredeydiniz” diyorsunuz, bizim gibiler hep aynı yerdeydiler. Terazilerinde haklı gördükleri, vicdanlarının ağır bastığı yerdeydiler. İnanın bana marmaramus, meydanlara çıkıp bazı arkadaşları için basın özgürlüğü isteyen yine bir avuç insandır. Çoğunluk falan yok ortada.
    İki taraftan bahsetmişsiniz, yani fillerden. Şu an bir taraf, ağırlığınca kar topu misali büyümekte. Bu durumda sosyalist ya da Kürtler’in daha özgür olacağını mı sanıyorsunuz? Özetle terazide ağırlık olmazsak hiçbir şey olmayız, çığ gibi düşerler üzerimize.

  25. “Danıştay saldırısı gibi bazı konularda dönüp arkalarına baktıklarında kendilerini “yanlış yönlendirilmiş” hissettiklerini itiraf eden Yıldız,Bir bakıyorsun bir şey çıkıyor arkasından bambaşka bir şey çıkıyor, Türkiye’de gazeteler zaman zaman yönlendirilmiştir, bunu kabul etmek lazım….”(Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni)

    **

    “..bir insan,
    ömrünün sonuna ya da zaman onu azat edinceye kadar
    kendi koyduğu geçersiz kanunların kölesi olarak kalabilir mi?..”(halil cibran)

    slm.

  26. Çok ilginç marmaramus, az önce yandaş medyanın tv.sinde İLKİN BAYRAKTAR’ın DİNLEME yapılmış TELEFON görüşmeleri yayınlanıyordu…

    NE HAKLA kardeşim ne hakla ? Kim dinledi ve kim servis etti. KİM KİMİ SİNDİRMEYE ÇALIŞIYOR ? Ve işin daha ilginci tüm dinlemeleri yayınlandıktan sonra TARAF gazetesinin manşetini yayınlıyor; GANDİGATE…

    Hatırlayalım ne olmuştu watergate skandalında, NİXON’un muhaliflerini dinlettiği ortaya çıkmıştı ve nixon istifa etmişti. Bu nasıl bir MANYAKLIKTIR ki hem dinleyecek hem yayınlayacak sonra da işte bu diyebileceksin. Ve dahası İlkin Bayraktar serbest bırakılmış bir vatandaştır. Telefonlarını dinleyip yayınlayamazsın.

    Rüya aleminde falan yaşıyor olmalısın.

    Tüm bu salaklıktan nemalanan CHP mi yoksa dinleyip, gözaltına alıp bırakan sonra da servis edenler mi ?

  27. herkes yönlendirilmiştir birtek ebubekir gibiler yönlendirilmemiştir, onlarda vahiy var mümkün değil!

  28. Ned’e katılıyorum. Konumuz tutuklanan gazeteciler, mühendis hanımın gazeteciyim ayağıyla hangi iklimi estirmeye çalıştığı ise bambaşka bir konu. Nedim Şener, Ahmet Şık hangi ciddi delilden içerideler açıklanmıyor. Yazarlık ve gazetecilik faaliyetleri ile ilgisi yok tutuklamaların deniliyor, ama basına yansıyan tutanaklara baktığımızda yöneltilen sorular adamların mesleği ile ilgili. Bir yazara bu kitabı niye yazdın denir mi yahu? Hoş bunlar Tesla’yı da Ergenekon dosyasına terör örgütü üyesi diye yazmışlardı!

  29. Misafir yazdi;”herkes yönlendirilmiştir birtek ebubekir gibiler yönlendirilmemiştir, onlarda vahiy var mümkün değil!…”

    hic mütevazi olmayacagim evet haklisin..:)

    vahy=ölcü=kural

    tekrar olcek ama “fizik kurallari yere ve göge yerlestirilmis vahy”dir dolayisiyla kainat kitabini yani hayati pür dikkat gözlemliyen kainat kitabini okumasini da becerir E yanilma payi da o derece düsük olur..

    eger
    vahy´den anladiginiz sadece kutsal kitaplar ise yanilma payiniz da o derece yüksek olur..

    yapay tanri´larin “ideolojik gözlük”leriyle olaylari okumaga calisanlari hayat/vahy cezalandiriyor,diskalifiye ediyor..

    farkinda degil-MI-siniz ?

    slm.

  30. Ebubekir gibilerin gazeteleri hiç yanılmaz, hiç kullanılmaz, Ebubekir de hiç yanılmaz, hiç kullanılmaz, vahiy sigortalıdırlar, ışık hızında gazetecilik yaparlar, ışık yanılmaz, bunlar da yanılmaz. Ebubekir gibiler her işi mükemmel yaparlar, çünkü fizik kimya sosyal bilimlerin vahiyleri kendilerine malum olmuştur. İki Hidrojen bir oksijenden su oluşur, bunu bildinmi yanılmazsın, bütün gasteleri doğru çıkarırsın, bütün sosyal olayları doğru okursun, başkaları hep hata yapar ama sen hiç yanılmazsın. Sorsan herşeyin doğrusunu bilirler, mutevazi değiller doğru, vahiy var ya, herkese ders verir bunlar, çünkü herşeyi pür dikkat izlerler ve doğru okurlar.

  31. Türkiyede yazılı ve görsel basın kimlerin tekelinde.?

    Hür basın deniliyor.
    Hani nerde ben görmedim… Göreniniz varmı…?

    Sonsuz yazdı:
    Biz birileri için değil, basın özgürlüğü için oradaydık.
    Ayrıca hesap sorar tavrınızı bize değil, usulsüz tutuklamalara göstermeniz gerekir.

    benim hesap sorar tavrım yok eleştiri yaptım. Daha önce nerdeydiniz. Atv ve Star kamulaştırılırken yada marmaramusun yazdığı gazeteciler tutuklanırken.

    Ned :
    “kime hesap soracağını şaşıranlara”, “kuyruk acısı olanlara”
    diye yazmışsın…. Güzeel yazmışsın….
    ve yine yazmışsın:
    Özetle terazide ağırlık olmazsak hiçbir şey olmayız, çığ gibi düşerler üzerimize.

    Basın emekçilerinin üzerine çığ olup düşmedilermi.?
    Çok Üzücü bir kayıp olan Evrensel muhabiri Metin GÖKTEPE gibi coplarla öldürülmek ne acı…. (Toprağı bol olsun)

    Düştüler ve düşmeye devam ediyorlar….
    Tabi eski basın emekçileri yok, olanlar Babiali yokuşunda çok yoruldular..
    Yada Ahmet ŞIK gibi Manisa davasında işkenceci polislere tekme atan gazeteci ler nerde.

    Geç kaldınız geç çok geç…

    Fare dağa küsmüş dağın haberi olmamış.

    Aydın DOĞAN Ve Turgay CİNER,
    Ve ismini bilmediğim diğer Medya Patronları.

    Aydın DOĞAN Hükümetle ters düştü Şu an mahkemede vergi borçları ile uğraşıyor. Çalışanları tarafından sevilmeyen bir işveren belkide çalışanlarının ahını aldı..::)))

    Turgay CİNER in Holdingine bağlı Turizm, Enerji, liman ve Havaş ve tabi olmazsa olmaz sektör olan medya. Aman hükümetle ters düşmesin neme lazım aşağıdaki şahısla aynı akibeti yaşar sonra…

    Star isimli gazete ve tv si olan Cem UZAN, Tarihe altın harflerle yazıldı adı.
    Atv grubu da keza öyle onunda sahiplerini Altın harflerle yazdırdı bu hükümet.

    Hür basın tam gaz ilerliyor…..

    Kasalar para ile dolup taşıyor…

    (Bir kaç çatlak ses gidişatı değiştirmez..)

    Sade ve saf vatandaş olarak görüp yorumladıklarım bunlar…

    DEC CAL,

  32. Bence sen kendi tavrını değerlendiremiyorsun. Daha önce de oradaydık. 5 yıldan beri de buradayız. Sesimiz çıktığı kadar. Başkalarının nerede olduğuna değilde kendinin nerede olduğuna odaklan bence.

  33. 1930´dan beri yanlis ata oynayan misafir gibiler halkin “1930 model zihniyet”in pisliklerini temizlemeye kararli olduguna inandigindan akp´ye destek verdigini anlamakta zorlanmaktadirlar..

    1930 model “ankara duvari”bir bir yikildikca misafir gibiler güvendikleri daglara (ordu) “kar yagdi”gini görüyor,oto kiritik yapacak yerde suclu ariyorlar..

    **

    yanlis
    ata oynayan mozele bagimlisi emin cölasan´nin saskinligi;

    “..Erbakan da her fani gibi bir gün ölecekti. Ama onun ölümü sonrasında Genelkurmay’ın üzüntü bildirisi yayınlayacağını,
    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin cenazetöreninde 1. Ordu Komutanı düzeyinde temsil edileceğini,
    bazı general ve üst rütbeli subaylar tarafından uğurlanacağını,
    kırk yıl düşünsem aklıma getiremezdim.

    O güvendiğimiz Türk ordusunun başındakiler üzüntülerini bildirilerle dile getirip cenazeye çelenkler gönderiyor!

    Yoksa güvendiğimiz dağlara kar mı yağıyor?

    Galiba öyle!…….”

    **

    kilit cümle,
    “Ya da Türkiye’de bazı şeyler öylesine hızlı değişti..” evet “degisMEmek”de israr edenlerin “evrensel bir inkilap” ile nasil devrildigine sahit oluyorsunuz..:))

    kemalizm cöktü emegi gecenlere tesekkürler..

    slm.

  34. 1930´dan beri yanlis ata oynayan misafir gibiler halkin “1930 model zihniyet”in pisliklerini temizlemeye kararli olduguna inandigindan akp´ye destek verdigini anlamakta zorlanmaktadirlar..

    Breh breh… Ulu analizci ebubekir yazmış: 1980 darbesinden tam güçlü çıkmamış gibi (hani o bi türlü yargılayamadığınız 80 darbesi) Sanki darbenin sahibi bu dinci yapılanma değilmiş gibi… Hem darbeci olup hem darbeyi kötüleyip olmadıkları kadar marksist davranmıyorlar gibi…

    Üstüne akp nin oy alma sebebini bağladığı gerekçeler: Sanki dağıtılan altınlar, kömürler, vaatler, beyaz eşyalar yokmuş gibi… Sanki halkı din elden gidiyor safsatasıyla uyutmamışlar gibi… Sanki binbir komployla neredeyse tüm Türkiye’yi tutuklamamışlar gibi… Sanki örtmeye çalıştıkları faşizanlıkları, hırsızlıkları, yolsuzlukları unutulmuş gibi…

    Devran çabuk döner sakın unutma… Benim paramla kahramanlık fos çıkar aklında olsun…

    Biz buradayken çöken tek şey 1400 yıllık faşist ve antidemokratik arabi gasp kültürünüz olacak…

  35. ebubekirin el-kitap ehli dediği avrupalı; “demokraside , basın özgürlüğünde sınıfta kaldınız” diyor. ebubekir kalkıyor olanlara göbek atıyor. Merak ediyorum, bu avrupa mı el-kitap ehli yoksa akp ve ebubekir mi?

    )kapa parantez

  36. oikos,arabi gasp kültürü ile kemalist gasp kültürü ayni fasist batakliktan besleniyor Eh akibetleri de ayni oluyor tabi:) üzerine niye aliniyon ki nasirina basilmis gibi ?

    ayrica
    tarih örnekleriyle dolu “rüzgar eken firtina bicer” tarihci olarak bilmen gerekir di..:))

    slm.

  37. Ama sen dedikodu kültüründen besleniyorsun. Aramızdaki temel fark bu…

  38. marmaramusun şu an ki yaklaşımı beni ilgilendirmiyor.ama başta belirttikleri tarihsel gerçeklerdir. yani şu an ki tutumunu eleştireceğiz diye bu gerçekleri göz ardı ederseniz marmaramusu eleştirdiğiniz duruma düşersiniz .

  39. Ben hangi dağa güvenmişim, neden bahsediyorsun? Bana ne ordudan bana ne Emin Çölaşandan? Sen kaf dağındamısın, kim seni eleştirse orducu yapıyorsun? Hastamısın kardeşim, ben 1930 model dediğin şeyi eleştiririm, bundan zarar gören insanların acısını paylaşırım, tarihte olanı değiştiremem ama o insanları anlamaya çalışırım, GEREKİRSE RESMİ BİR ÖZÜR DİLENMESİNİ bile savunurum. Benim Nefret ETTİĞİM ŞEY 1930 ların dünyasına ait bazı şeylerin 2000 li yıllarda devam ettirilmesi, insanın devlet karşısında küçük ve önemsiz görülmesi. İki sene önce Tayyip geçiyordu önümden kaldırımdaydım, önden eskortları geçti, geçerken de alkışlasana ulan diye bağırdılar bana, eskort poliste bile aynı devletçilik var, kaldırımda yürüyen insanı küçümseme azarlama var, bu işte senişn 1930 model dediğin şey! Emin Çölaşan üzerindenmi akıllı ilan ediyorsun sen kendini? Herşeytin en doğrsunu sen yaparsın, Oto kritiği de en iyi sen yaparsın paşam! Daha güzel, daha iyi, daha demokratik bir cumhuriyetin alternatifi dinci liboşlar olmuş, almanyaya gidincemi öğrendin bunları? Kimse bilmiyor bunlar vahiyci herşeyi biliyor, komik adam.

  40. Misafir yazdi;”ben 1930 model dediğin şeyi eleştiririm, bundan zarar gören insanların acısını paylaşırım…”

    E paylas,elestir öyleyse bi engel mi var ? keske becerebilseniz..

    slm.

  41. Senin bu yaptığın tarihçilik mi oluyor? Dinci liboşlar Demokrasi diye özgürlük diye kıvranıyor, çok komiklsiniz. Arap alfabesiyle başlasaydın hayata, sarıkla cübbeyle, cumhuriyetin günahları olmuştur ama kazançları da çok büyüktür, senin gibiler kursaydı cumhuriyeti ne olurdu?? Kadına ne olurdu, eğitime ne olurdu, bilime ne olurdu? Almanyalara gidip demokrasi öğretmenliği yapıyorsunuz, senin dürüst hesapsız kitapsız bir insan olduğunu düşünmüyorum Ebubekir. Cumhuriyetin günahları suçları olmuştur, bunları konuşmak, yaşanmış acıları paylaşmak, GERÇEKTEN PAYLAŞMAK VE ANLAMAYA ÇALIŞMAK insan olmanın gereğidir! Biz avrupa ülkelerinin ikinci dünya savaşından sonra yaşadığı aşamayı yaşamadık, bunun için mücadele edilir, demokratik kitle örgütlerine üye olabilirsin, birsürü şey yapabilirsin. Sen ama beni de orducu yaptın bir saniyede, bu kadar körsün! Fettoşcu dinci liboş olup demokrasiden bahseden senin gibiler acayip komiksiniz.Sen varlığını tadına vardığın almanyaya borçlusun, orasını fettoş mu adam etti??? Kıvırmadan söyle sen 1930 ların yönteminin bugün hala geçerli olmasından nefret etmiyorsun, 1923 ten nefret ediyorsun!!

  42. Tanrı dünyayı yarattığı zaman gelecekteki ulusların temsilcilerini yanına çağırmış her birine ikişer erdem vermiş…

    İsviçrelilere; Düzenlilik ve Yasalara saygı…

    İngilizlere; Soğukkanlılık ve asalet…

    Japonlara; Çalışkanlık ve Sabır…

    İtalyanlara ; Neşe ve Romantizm ….

    Fransızlara ; Şarap ve güzel yemekler

    Türklere ; Zeka ve Dürüstlük ve Tayyip sevgisi ….

    Meleklerden biri bu dağıtımdan sonra Tanrı’ya sormuş: gayet hoş olmuş bu uyarlama.’Bütün uluslara ikişer erdem verdiniz ama Türklere üç tane’.

    ‘Evet ama’ demiş Tanrı ‘sadece ikisini kullanabilecekler’ Böylece; Bir Türk zeki ve Tayyipci olduğu zaman dürüst olmayacaktır… Bir Türk dürüst ve Tayyipci olduğu zaman zeki olmayacaktır… Bir Türk hem zeki hem de dürüst olduğu zaman Tayyip’ci olmayacaktır..

  43. “İki taraftan bahsetmişsiniz, yani fillerden. Şu an bir taraf, ağırlığınca kar topu misali büyümekte. Bu durumda sosyalist ya da Kürtler’in daha özgür olacağını mı sanıyorsunuz? Özetle terazide ağırlık olmazsak hiçbir şey olmayız, çığ gibi düşerler üzerimize”

    .

    bugün ergenekon denilen örgüt, özellikle kürtler üzerindeki en yıkıcı darbeleri vahşet ve trajedileri yaşatmış olan taraftır, tarih boyunca.öncesinde varlığını yadsıdığınız ,taleplerine kulak tıkayıp insanlık dışı muamelelere bıraktığınız bir halktan, bugün bu sürece ideolojik bir taraf/aktivist- muhalif olmalarını beklemek, hele ki bunu talep etmek tümüyle bir iki yüzlülük olur. bugün ergenekonla birlikte doğu ve güneydoğu anadolu’nun bir toplu mezarlar coğrafyasına dönüştürüldüğü ortaya serilirken, bu noktada ancak kürtlerin tek talebi ergenekon’un doğu’daki kanadının ifşa edilmesi olacaktır.

    özetle türk solu-demokrasisi, kürtlerin hak taleplerine tarih boyunca sessiz kalmanın, destekten yoksun bırakmanın bedelini, bugünkü kendi hak talebi savaşımında-kürt solu tarafından-yalnız ve aciz bırakılarak ödemektedir.

  44. peki
    cok konusup hicbir sey söylememek mi tarihcilik ?

    bakin
    hala elestiremiyorsunuz sadece laf slatasi,entel muhabbeti..

    keske becerebilseniz..

    slm.

  45. Ben bu ergenekon olayının amacından saptığını düşünüyorum herkes gibi. Ve korkarım gerçek suçlular yine yargılanmayacak. Bir alman fıkrası geldi aklıma yine.

    İkinci dünya savaşı sonrasında nazi subayı yargılanırken, savunmasını sormuşlar.
    Demiş ki,
    Eğer savaşı kazanmış olsaydık. Biz o koltukta oturup sizi yargılıyor olacaktık.

    Şimdiki durum da aynen böyle. Kimdeyse güç, aynı yanlışı sürdüregelmekte.

  46. Hala benim üzerimden tARİF ve ispat etmeye çalışıyorsun kendini, boşver beni, ben olmasam sen olmayacakmısın? Bu topraklarda gayrimüslimler, ermeniler, kürtler çok büyük acılar çektiler, bugünün insanına düşen şey bu acıları gerçekten anlamaya çalışmak ve onlara yüreğini hissettirebilmek olmalıdır, daha ne söyleyeyim? Şartlar öyleydi öyle oldu demek karşındakinin acısını görmezden gelmektir, önemsememktir, dalga geçmektir, yüreğini insanca çarptıramamaktır, hesap kitap içinde olmaktır. O zamanın şartları öyle kararlar almayı gerektirmiş olabilir, iyi şeylerin yanında çok kötü şeyler de yaşanmış olabilir, ama bugün insan olan insana düşen şey acı nedir sızı nedir göç nedir hiç önemsemeden davranmak değildir, geçmişin yaralarını kendi yaraların sayabilmektir, yetmiş seksen yıl sonra sen bunları gerçekten yapabiliyorsan biraz insan olabilirsin. Ama demokrasi diyorsan, insan hakları diyorsan, daha güzel, daha medeni daha demokratik daha özgür bir ülke diyorsan cumhuriyeti güzelleştirmek senin gibi fettoşcu dinci liboşlaramı kalmış, güldürme kendini? Özgürlükten, bilimden eğitimden sizlermi anlayacaktınız, kıymet verecektiniz bilime eğitime? 1923 te senin gibi fettoşcular kursaydı ne olacaktı ülkeye?? Senin gibiler arap harfleriyle başlayacaktı yaşamaya, sarıklı cübbeli dincilerin arasında ortadoğunun gerikalmış kendi bokunda debelenen ülkelerinden hiçbir farkın olmayacaktı senin. Kadına özgürlüğü siz mi verecektiniz, komiksin ya! Üniversiteler, fabrikalar, köy enstitülerimi açacaktınız?? Kadına yular takacaktınız yular, medrese tekke zaviyeden geçilmeyecekti ortalık, şeyhülislamın dudağına hebele hebele bakan embesil kuşaklar yetişecekti, çıkmışssın almanyadan demokrasi özgürlük tellalığı yapıyorsun! Kadınları kapatmakla işiniz olur sizin, kadınların sokakta olmamasıyla, erkek arkadaşı olmamasıyla, elele yürümemesiyle, sevdiğini öpememesiyle, evde öküz gibi oturup kocasının eline diline bakmasıyla, hola demiş orada helganın başına bakıp burdaki kadınların başörtüsü meslesine özgürlük diye zırlamak sizin gibi fırıldakların işidir, siz ne anlarsınız özgürlükten? Cumhuriyet daha güzel bir cumhuriyet olcaksa sizin hiç payınız olmayacak bunda, gerçekten özgürlükçü olan, sol tandanslı, orducu olmayan, geçmişine bakıp yaşanmış kötülüklerin acısını içinde hissedebilen, acı çekenleri anlayabilen, buna saygı duyan, kötü izleri hem saklamayıp hem düzeltmek isteyen binlerce düşünce insanı var siz ancak size haızr sunulmuşun keyfini çıkarırsınız , bokunu da çıkarırsınız, almanyada olduğu gibi! Fettoşunda diğer ağa babalrında zerre anlamazsınız siz özgürlükten, güldürme insanı!

  47. susurluk olayinda basarmislardi yine deniyorlar fakat bu sefer baltayi sert kayaya vurdular sanslari yok..

    E cekirge bir sicrar,iki sicrar..:))

    slm.

  48. Marmaramusa katılıyorum. Kürt coğrafyasında bir nesil taraf tutarak büyüdü çünkü Ergenekonun asıl suçluları büyük bir coğrafyayı yıllarca kana boyadılar, katlettiler, yaktılar, yıktılar, kan kusturdular ve bundan nemalandılar. Şimdi bu neslin tarafsız olması, türk kimliği ırk değildir amaç birliğidir birlik olalım, dış mihrak gibi komik söylemlere güzel demeleri bekleniyor.

  49. Birşey daha var, CIA nin insansızlaştırma politakası gereği binlerce köy yakılıp boşaltılırken, insanlara dışkı yedirilirken, insanların çocukları sokata evinde tavşan gibi öldürülürken, kesik kulak kolleksiyonları yapılırken, o zamanlar yoktur denilen kürt kimliği için kim ses çıkarsa meçhul şekilde ortadan kaldırılırken, bölge gizli mezarlıklarla dolup taşarken bunlardan birhaber olanlar, vatan millet diyenler şimdi sıra kendilerine gelince özgürlük demokrasi insan hakları diyorlar. Ergenekon dosyası bulanık bir sudur ama suyu bulandıran çok fazla klik var. Davanın şu aşamada geldiği nokta tam bir rezalet.

  50. Misafir,uslup ve tarzin HoLa´nin tipkisinin aynisi velakin asli varken taklitciler gülünc duruyor ekranda dedim di yüzlesmeyi beceremiyorsunuz..

    keske becerebilseniz..

    slm.

  51. sayin kaminendo,CIA´nin,yaptiklarindan cok onlarin dümen suyunda kendi halkini ic düsman ilan eden ve saydiklarindan daha fazlasi zalimlige imza atan ulusalci fasistlerin yapip ettiklerini elestirin hic bir bahane arkasina siginmadan..

    örnegin
    italyanin ergenokonu/gladio kac yil sürdü düsünsenize..

    onlar
    dokunulmazlara dokundu,devleti batakliga cevirenleri temizledi..

    düsünün

    dokunulmaz kabul edilenlere dokunanlar neden cagdas,laik,ilerici,atatürkcüler degilde muhafazakarlar ?

    halbuki
    dokunulmaz/kutsal ancak “cöl kültürü”yle yetisenlerde olur diyen cagdas,
    atatürkcü ulusalcilardi..:))

    amerikaymis,israilmis mis mis gecin bu bayatlamis bahaneleri gecin..

    slm.

  52. Takmışsın üsluba, benim üslübum senin ve ağa babalarının gerçeğinimi değiştirecek? 1923 e laf edenler mustafa supiler olsa birşey demeyeceğim, fettoşculara kalmış özgürlük? Karısına kızına yular takanlar özgürlük tellalığı yapıyor, komedi. Almanya gitmiş demokrasi diyor, onu da utanmadan kendine malediyor, kuranda anlatılan kitap ehli düzenmiş, geleneğin çöplüğü diyor, türbanın da aynı geleneğin çöplüğü olduğunu söyleyemiyor, padişahı tayyip gibi kızını eline erkek eli değmeden evlendirmeyi ahlaktan namustan görüyor, senin gibleer 1923 te kursaydı ülkeyi almanya gibi yapardınız özgürlükleri, komiksiniz komik.

  53. İsrailden kim bahsetti, ya sen hasta mısın arkadaşım? Terörist suyun içinde balık gibidir, onun suyla ilişkisini kesersek ölür, bu su halktır diyenler kimlerdi? Bu cümle CIA’nin el kitabından birebir alıntıdır ve terör sorununu çözmeye kalkışanlar bölgeyi böyle kurukafacı timlerle insansızlaştırdılar, binlerce köyü yakıp yıktılar, yüzbinlerce suçsuz insanı evinden yurdundan ettiler, bok yedirdiler, karısını kızını çocuğunu zevk için öldürdüler,tecavüz ettiler, ormanları yaktılar, sürü sürü hayvanları katlettiler, binlerce insan kayboldu mezarı bile bulunmadı, sonra da soruyorlar Mersin in Diyarbakır ın nüfusu neden milyona dayandı, neden bu kadar kürt var, neden birlik olamıyormuşuz? Uzaydan mı geldi bu insanlar oralara? Amerikalı abileri de Vietnamda napalm bombalarını böyle kullanmıştı, ormanı yak, sivil köyleri yak, canlı ne görürsen yak. Mışına da mişine de başlatma.

  54. Bir Atatürkçüler diyorsun, bir Atatürk, karar ver artık, kıvırma.

  55. Mematinin bebeğini kundağında öldürmüşler, memati intikam almak için bebeğinin katilini arıyor, onu örgütçülere soruyor. Örgütçü kadın şöyle cevap veriyor, aynı ajanlar yıllarca bizim evlerimize köylerimize girip bizim çocuklarımızı öldürürken hiç duymadınız, hepiniz sağırdınız, şimdi senin çocuğunu öldürüncemi intikam?

  56. kaminendo yazdi;”…Mışına da mişine de başlatma….”

    “vururum ha” diyosun yani E abileriniz de “ya kemalist ol yada defol”derdi..

    hasta olan belli oluyo..

    slm.

  57. Deniz Gezmiş asılmadan önce “Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği” dememiş miydi? Türk solu derken düzen partilerinin, savunusunu yaptığı solculuktan mı bahsediyorsunuz yoksa? Sol tavır, haksızlığın karşısında olmadır. Hesabını, güç odaklarına karşı zafer aldıktan sonra sorma akıllılığıdır. Gerisi politika!

  58. Bu arada bay ebubekir, derin devleti ortaya çıkarmak 50 tane asker, 2-3 gazeteciyi hapse tıkmakla mı oluyor? O halde Marmaris’te keyif yapan paşalara neden dokunulmuyor? Sizin bu muhafazakar aslanlarınız, neden darbe yapmışlara el uzatmıyor? Neden faili meçhullerin üzerine gidilmiyor? Bakış açınızı biraz değiştirin, Atatürk düşmanlığı gözünüzü karartmış.

  59. Yoruldu o yoruldu. Kimin ne dediğini anlayamıyor artık. Çok üstüne gittiniz. Kafası karıştı. Kendisiyle aynı şeyleri diyenlere de saldırmaya başladı. :)) Komedi filmi gibi ebubekir.

    )kapa parantez

  60. “vururum ha” diyosun yani E abileriniz de “ya kemalist ol yada defol”derdi..”

    Benim yazdıklarımdan benim kemalist abilerim olduğunu mu çıkardın? Sen fettoş sürmenajı olmuşsun, akıllara zararsın. Ateist olunca cumhuriyetin günahlarından bahsedilmiyor mu? Ateist manyağı, vahye uymuyorum değilmi, hemen kemalist, saçma ötesisin, gözlük tak bir daha oku.

  61. Okuyucusu özgürlükten bihaber olan bir basının neresi özgür olabilir ki?

    Ya da…

    …okuyucusu çapulcu olan bir basın çapulcu olmaktan nasıl kurtulabilir?

    Yukarıda da ele alındığı üzere, basın, Nasrettin Hoca kertesinde değerlendirilmektedir.

    Kimdir Nasrettin hoca?

    “Ben diyorum” diyemediğini mal ettiğin kişidir.

    Millet, kendi özgürlüksüzlüğünü bazı aydınları -mesela köşe yazarlarını, edebiyatçıları, ünlüleri- kullanarak ya da bahane ederek anlatmaya çalışır.

    Nasrettin hoca da bunlardan biridir.

    Hoca Nasrettin anlatılarına iyi bakınız…hemen hemen hepsinde millet kendi salaklıklarını anlatır…ama aslında padişahın, hanedanlığın eşşoğlueşşeklikleri dile getirilir…

    …altına kendi imzalarını atmazlar…Nasrettin hocaya mal ederler.

    Temel fıkraları keza öyledir.

    “Basın özgürlüğü” bir yerde bahane bir başlıktır…millet kendi özgürlüksüzlüğünü anlatır.

    Dolayısı ile, eğer okuyucu özgürlük ve de özgürlükçülük nedir bilseydi özgürlükten yoksun bir basın olamaz…

    …olsa dahi bir kaç hafta dahi barınamazdı.

    Bunu anlamak için haberlerden ziyade altındaki yorumlara bakacaksınız. Ne denli mal olduğumuzun en güzel kanıtlarıdır.

    Bir yerlerde “özgür basın” diye naralar atılıyor ise bu konuda özgürlük zaten yok demektir. Hatta denilebilir ki basın özgürlüğü hiç bir zaman da olmamıştır.

    Yani ne olduğunu bilen bile yoktur.

    Bugüne kadar “istediğimi yazar, yayınlarım…ben yazdıktan sonra işin aslının ne olduğunu varsın okuyucu araştırsın, anlasın, kendini kurtarsın” şeklinde linç şehvetine çalışan bir güç ile boy göstermekten ileriye gidememiş olan bir basından bahsetmekteyiz…

    Yani zapt edilemeyen güçlü bir çapulcu anlayışını anlatıyoruz.

    Yukarıda bu çapulculuğu vahiy şeklinde açıklayan kafa bunun bir başka örneğidir. Son üç beş senedir siyasi bir güç ile bu çapulculuğu bir devam filmi misali yaşatan, bayrağını taşıyan zihniyetin geldiği yeri anlatmaktadır. Zırva olduğundan emin olduğunu kutsal bir dokunmazlığa taşımak keza aynı çapulculuğun sadece bir türevidir.

    Yüz metreden okuyabileceğin puntolar ile yazdığı yalanı beş santim mesafeden zor okuyabileceğin tekzipler ile düzelten bir özgürlükten bahsetmekteyiz…

    Çapulcu sürüsünden yani.

    Ayak takımı yobaz şu anda iktidardadır. İktidarda olan yobaz, onu yobazlığını ortaya koyan her türlü değeri kendine hedef yapmış, intikam peşindedir.

    Gözleri dönmüş bir şekilde saldırmaktalar.

    Saldırılarını da tıpkı Nasrettin hocaya mal etme misali çöl bedevisinin tekine, onun maceralarına mal etmekteler.


    Bir de örnek verelim…hemen hemen her başlık altında tükrük kovasından farksız bir şekilde değerlendirilen zat, bendenizi öne sürerek misafir adıyla yazan bir başkasına cevap vermekten kendini sıyırttımaya kalkışmış…

    …yok öyle dava.

    “Burada bir Nasrettin hocamız var sana ne oluyor” cinsinden cevaplar ile dansözlük etmeyecek, aldığın avantanın hakkını vereceksin.

    Bir daha olmasın!

  62. 90 yillik kutsal ve derin bir yapilanma söz konusu..
    “ordu göreve” pankartlarina sessiz kalanlar,80 darbesin de sevincten nara atanlar,28 subat dindar avciligina gözünü kapatanlar,bana dokunmayan yilan bin yasasin diyenler tam da bu pasa ve taseronlara dokunulmaya basladiginda SES vermeye basladilar niye ki ?

    bekleyin görün su yolunu buldu,taslar yerine oturuyor,beyaz türk´ün maskesi düsüyor cikartilan gürültü sahbinin SES´i..

    bakis acisini kimin degistirmesi gerektigini umarim anlamisinizdir..

    slm.

  63. kaminendo,kimdir,neyin nesidir bu “fettoş” ?

    slm.

  64. Fetoş kim mi?

    Senin gibi bakış açısı uzmanı…

  65. Fetoş müridlerine Atatürk hakkında uluorta konuşup benim başımı ağrıtmayın diyen bir kuştur, soyadı gülendir ama o hiç belli etmez, hep içinden güler;)

  66. Fettoş tipik bir üçüncü dünya ülkesi liboşudur.

    Üçüncü dünya tanımına uygun ülkelerin hemen hemen hepsinde fettoş gibileri boy gösterirler.

    İnsanların eksiklerini, aksaklıklarını, hal ve gidişlerindeki olumsuz boşlukları en iyi bilenler o ülkenin içinden gelenlerdir…bunlardan yakınanları alır kendine mal eder ve daha güçlü olanlara pazarlarlar.

    Size basit bir örnek vereyim…

    İhracat kaydı ile alınan teşvik kredileri vardır. Bunlar belirli bir ciroyu devlete garanti ederek exim bank gibi bankalardan ucuz kredi kullanırlar. Diyelim ki firmanın taahhüt ettiği ciro 50 milyon dolar. Eğer yıl sonuna doğru taahhüt ettiği 50 milyonun 30 milyon dolarını gerçekleştirmiş ise kalan 20 milyonu da yapabilmek için karsız, hatta zararına mal satmaya çalışır. Ki bir an önce taahhüt ettiği ciroyu gerçekleştirsin. Bilir ki ödeyeceği faiz cezası kardan zarar meblağından daha fazla.

    Bunlar o piyasanın içindeki minik hareketlerdir.

    Her ülkenin siyasi ve kültürel farklılıkları vardır.

    Elbette bu farklılıklar bazen uluslararası ilişkilerde bazıları için avantaj demektir…birilerine avantaj olan bir şey illa ki birilerine de dezavantajdır.

    Fettoş gibi üçüncü dünya ülkesi fareleri işte bu avantaj ve dezavantajları pazarlamak sureti ile birilerinin çıkarlarından beslenirler.

    Yani avantaj elde etme çabasında olanlara dezavantajları işaret ederek aradan sebeplenir.

    Senin benim oldukça ahlaksızca hatta vatan hainliği olarak gördüğünü o kendine malzeme eder.

    Hiç bir reklam ve pazarlama tasası gerektirmeyen unsurları kendine yol ederler…

    …din, tanrı, seks, gibi ihtiyaç derecesi yüksek olan malzemeler kullanarak yaparlar.

    Mazlum, mağdur, aç, dikiş tutturamamış, bir baltaya sap olamamış tipleri kendilerine piyon ederler. Üç kuruşluk girişimlerle on kuruşluk sonuçlar alma cihetine giderler.

    Nerede bir nefesi kokan çapulcu var ise onları avanta ile kendine mürit, yandaş eder ve varlık gösterirler.

    Kolayca zırlar, kolayca kendini acındırırlar.

    Sen onu güçlü filan sanırsın ama aslında o senin tahayyül edemeyeceğin kadar büyük ve güçlü olan birinin bir sürü itinden sadece biridir.

    Fettoş ve gibileri kendine reva gördüğü itliği başkalarına da reva görmek sureti ile elde ettiği erk ile orada burada varlık göstermeye çalışan bir üçüncü dünya ülkesi ürünüdür…

    …fistula gibi bir şey yani.

    Bu fistula bazen salkım salkım olur. Fistulalar yani…orada burada çoğalarak yarattıkları düzensizlikler ile varlık göstermeye çalışırlar…

    Özetle…

    …bunlar bağışıklık sorunu olanlara yapışan, olmayınca yaratarak varlık göstermek suretiyle oluşan fistulalardan farksızdırlar.

    Duruşu, aklı, bilgisi sağlam ve karakterlilerde etkili olamaz, varlık gösteremez.

    Ezcümle, fettoş ve benzerleri birer emperyalist taşeronudur.

  67. “kaminendo,kimdir,neyin nesidir bu “fettoş” ?

    “

    Sayın Fettullah Gülen.

  68. kaminendo yazdi;”…Sen fettoş sürmenajı olmuşsun….”

    !?

    Sürmenaj Nedir (Vikipedi)

    “Çok çalışan insanlarda ve bilhassa erkeklerde görülen bir çeşit zihin yorgunluğu, sinir zayıflamasına verilen ad..”

    bana
    uymamis
    hem calisan demir paslanmaz tecrübeyle sabit..:))

    Sn.kaminendo,
    sizin tabirinizle “Sayın Fettullah Gülen..” ile herhangi bir iliskim yoktur,olmadi hatta bir konu basliginda söyle bir yorum yazmistim;”fetullah gülen´in islam yorumu mezhepci/gelenekci muaviye yorumuna esdegerdir..

    “ice” karsi gelenekci,”disa” karsi modern tavri benim kabul edebilecegim bir
    durus degildir..

    velakin
    hakkini yemeyelim basarili bir örgütcüdür..

    örnegin
    “türkcü” ve “ulusalci”larin basaramadigini basarmistir,türkce olimpiyatlari ,
    türk okullari vs…

    “fetos” lakabi takarak aklinca alay edenler HASED-lerinden diyor bence..

    zamaninda
    gerici,molla,cami imami diyerek asagilanmaya calisilan fetullah gülen
    “beyin yapici”si oldugu bu hareketi din ve dindar karsiti egemen ideolojiye ragmen zirveye tasimis ve uluslararasi bir boyut kazandirmistir..

    mesela
    deniz baykal,kaset skandali nedeniyle yaptigi basin toplantisinda herkesi suclarken fetullah gülen´e selam göndermisti..:))

    “..Seni ilk önce yok sayarlar
    sonra seninle alay ederler
    sonra seninle savaşırlar
    sonra kazanan
    sen olursun..”

    (mahatma gandhi)

    slm.

  69. Neymiş bu Fettullah Gülen, demek ki hiç anlaşılmamış, ben de selam gönderiyorum kendisine:) Ya Fettullah Gülen dediğin adam kendinden daha akıllı insanların, daha bilgili insanların sağladığı özgürlük anlayışının keyfini çıkararan bir insandır. Bu özgürlük anlayışı içinde Fettullah gibiler de korunur, kendisini ifade eder, içerde başka konuşur dışarda başka, ama Fettoş ve onun gibiler koltuğunun altındaki Qoran ile özgürlük fikrinin temsilcisi mi olacaklar, ne kadar komiksiniz siz:) Özgürlük nere Qoran nere, güldürmeyin adamı, bana kemalist demek dışında hiçbir soruya cevap verdiğin yok, sen de komiksin, sürmenaj olmuşsun doğru, benim yazdıklarımı okuyup kemalist görmek için sürmenaj olmak lazım, okuduğun vahiyi kontrol et, saçmalıyorsun ama almanya iyi kapital, iyi kapital iyi Qoran.

  70. Uymuş uymuş sürmenaj iyi uymuş. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunca kolay sürmenaj olursun. Sen mazlumun yanında falan değilsin, tek derdin Atatürk ve laiklik. Bunu herkes görüyor. Sen de biliyorsun gördüklerini de kaşarlanmışsın işte artık.

    )kapa parantez

  71. kaminendo yazdi;”Ya Fettullah Gülen dediğin adam kendinden daha akıllı insanların, daha bilgili insanların sağladığı özgürlük anlayışının keyfini çıkararan bir insandır.özgürlük anlayışı içinde Fettullah gibiler de korunur, kendisini ifade eder..”

    dogru ancak bu dedigin
    sadece evrensel standartlarin hakim oldugu uygar dünyada mümkün oluyor..

    nitekim
    fetullah gülen´de kendisinden cok daha akilsiz/bilgisiz olan mozele fanatigi kemalist güruh sayesinde ülkesinden uzaklasmak mecburiyetinde kaldi tabi yalniz o degil sünni-sinden alevi-sine,sagci-sindan solcu-suna kadar nice insan ülkeyi terk etmek mecburiyetinde birakildi E devrimi korumak adina katledilen,
    magdur edilen binlerce insani da sen ilave et..

    1930 model kafayla olmuyor..:)

    slm.

  72. 1400 model
    1930 model

    :)) bu da gülücük…

  73. f.gülen: 1.1960’lardan beri devletin himayesindedir.komünizmle mücadele derneğinin kurucularındandır.bir zamanlar radikal olduğu doğrudur.(ancak devletin izin verdiği ölçüde) devletçiliğe ve milliyetçiliğe sahip çıkar.1980 sonrası yeni asya gazetesi sahibi kutlular’ın (ki o da nurcudur) değisiyle kendisinin reddettiği milli görüsçülerin tasfiye edilmesi isini gülen devletle anlasarak üstlenmistir.ve milli görüs tasfiye edilimis.akp iktidara tasınmıstır.belgedeki nihayi hedef kaygısı onun dindar kisiliğinde ziyade ırkçı düsüncelerinde dolayıdır.gülen:yüce devletimiz.sanlı tarihimiz.kahraman ordumuz gibi sağ ve soven terminololiyi islam adına tekrarlayıp duran bir cemaat lideridir.okullarında din dersi verilmez.gülen haraketi islam merkezli değildir.( islam ülkelerinde okulları yoktur) o la ilehe illallah diyelim.ama muhammed rasullulah demeyelim.diye bilmektedir.islami hareket onayını kuran’dan alır.oysa gülen hareketi onayını resmi ideolojiden almaya çalısmıs ve çalısmaktadır.bu hareket tasfiye olunursa müslümanların ve islam’in kaybedeceği hiç bir sey yoktur.

    görünürde gülen’in yüklendiği en önemli misyon.kökten dinciliğin yayılmasının önünü kesmektir.bazı kisiler soruyor gülen neden arap ülkelerinde değilde abd’de yasıyor diye.hıristiyanlarla diyagog yapmaki uğruna kelime-i tevhid üzerinde revizyon yapmayı öneren bir kisiyi hiç bir arap-islam ülkesi kabul etmez de ondan.

  74. kemalist resmi ideoloji disa karsi dinci olarak lanse ettigi fetullah gülen ile isbirligi halinde diyorsun ?

    yani

    kemalist dinci,gülen dincisiyle el ele vermis diyorsun ?

    yani

    al gülüm ver gülüm..

    niye olmasin
    serbest piyasa
    tek sorun kim kimi kullandigi..:)

    gidisat fetullah gülen lehine isliyor deniz baykalin fetullah gülen´e selam durusu bosuna degil..:)))

    slm

  75. iki model
    iki kafa
    iki kutsal
    at cöpe gitsin..

    :))) bu da benden..

    slm.

  76. ned tarafından Cum, 04/03/2011 – 00:10 tarihinde gönderildi.

    “Yaşasın basın özgürlüğü (!)
    Ergenekon soruşturması kapsamında gazeteci yazar Nedim Şener, evinde yapılan aramanın ardından gözaltına alındı. Şener emniyete girişinde, “Türkiye’de Amerika’dan daha özgür bir basın var. İçişleri Bakanına selam olsun” dedi. Gazeteci Ahmet Şık da gözaltına alınırken tepkisini ”Dokunan yanar” diyerek gösterebildi.
    Ne diyelim bizden de bakana selamlar!”

    Sayın ned, Ve sonsuz. Tarafım belirsizdir bu ülkede. Kafam karışık..
    Günlerdir İbrahim TATLI(SES)’in vurulma anı en ince detayına kadar 24 saat yazılı ve görsel basında yer almakta. Eee nolcak popülist kültür,
    Ergenekon ve Türkiyenin diğer sosyal problemlerine 2 saat ayırmayan Hür basın geceli gündüzlü 24 saat yayında..

    Yaşasın Basın özgürlüğü..(!)

    DEC CAL,

  77. Fettullah Gülen bir simgedir. Yukarda anlatılmış güzel güzel, azıcık hayatına bakan görür, fırıldaklığın ve takkiyenin simgesi. İçte başka dışta başka, içe başka dışa başka, daha niceleri var böyle, özgürlüğün hazırına konup buz gibi hoşaf niyetine kaşık sallayanlar. Buz gibi hoşaf oh ne güzel:) Meselenin özü fETTOŞ yada onun gibi onlarcası değil, hoşafın tadına varanların hoşafı kendilerine maaletmesi (Qoran’da tarifi var caaanım, ama köftehorlar bizden önce bulmuş geyiği:) Elinde Qoran taşıyanın özgürlüğü demokrasiyi Qoran a maaletmesi kadar dandik birşey olamaz.

  78. Evet, kafanız karışık görüyoruz deccal. Ülke medyasını yönlendirenlerin resminden bakıp konuşmuşsunuz. Görmek isteyince net görüyorsunuz. Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın tutuklanmasını tüm medyanın eleştirmediğini neden görmüyorsunuz? Medya da ülkenin çerinden çöpünden değil midir? Binbir türlüsü yok mudur içinde?

  79. Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun saptamasına göre 7 Mart 2011 tarihi itibariyle Türkiye cezaevlerinde tutuklu bulunan 12’si imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü 57 gazeteci ve yazarın isimleri belli oldu.

    1- Abdulcabbar Karadağ, Azadiya Welat Gazetesi Mersin Temsilcisi, Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi

    2- Ahmet Birsin, Gün TV Genel Yayın Koordinatörü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

    3- Ahmet Şık, Gazeteci-Yazar, Silivri L Tipi Cezaevi

    4- Ali Buluş, DİHA Mersin Muhabiri, Karaman-Ermenek M Tipi Cezaevi

    5- Ali Çat, Azadiya Welat Gazetesi Mersin Çalışanı, Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi

    6- Ali Konar, Azadiya Welat Gazetesi Elazığ Temsilcisi, Malatya E Tipi Cezaevi

    7- Baha Okar, Bilim ve Gelecek Dergisi Editörü, Silivri L Tipi Cezaevi, B Blok

    8- Barış Açıkel, İşçi-Köylü Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi, KOCAELİ

    9- Barış Pehlivan, Odatv İnternet Sitesi Genel Yayın Yönetmeni, Silivri L Tipi Cezaevi

    10- Barış Terkoğlu, Odatv İnternet Sitesi Haber Müdürü, Silivri L Tipi Cezaevi

    11- Bayram Namaz, Atılım Gazetesi Yazarı, Edirne 1 Nolu F Tipi Cezaevi

    12- Bayram Parlak, Gündem Gazetesi Mersin Temsilcisi, Karaman-Ermenek M Tipi Cezaevi

    13- Bedri Adanır, Aram Yayınları Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni, Kürtçe Hawar Gazetesi Yazı İşleri Müdürü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

    14- Behdin Tunç, DİHA Şırnak Muhabiri, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

    15- Berivan Eker, Rengê Hêvîya Jinê (Kadının Umudunun Rengi) Dergisi Eski Yazı İşleri Müdürü, Diyarbakır E Tipi Cezaevi

    16- Cihan Gün, Yürüyüş Dergisi çalışanı, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

    17- Coşkun Musluk, Odatv İnternet Sitesi Yazarı, Silivri L Tipi Cezaevi

    18- Dılşa Ercan, Azadiya Welat Gazetesi Mersin Çalışanı, Adana Karataş Kadın Kapalı Cezaevi

    19- Dilek Keskin, Atılım Gazetesi Muhabiri, Karataş Kadın Kapalı Cezaevi, ADANA

    20- Doğan Yurdakul, Odatv İnternet Sitesi Yazarı, Silivri L Tipi Cezaevi

    21- Emine Altınkaya, DİHA Ankara Muhabiri, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi, ANKARA

    22- Ensar Tunca, Azadiya Welat Gazetesi Iğdır Muhabiri

    23- Erdal Süsem, Eylül Dergisi Editörü, Edirne F Tipi Cezaevi

    24- Erol Zavar, Odak Dergisi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Şair, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

    25- Faysal Tunç, DİHA Şırnak Muhabiri, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

    26- Fazıl Duygun, Yeni Nizam Dergisi ve Baran Dergisi Yazarı, Kızılcahamam Cezaevi, ANKARA

    27- Füsun Erdoğan, Özgür Radyo Eski Genel Yayın Koordinatörü, Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi, KOCAELİ

    28- Günay Kubilay, Sosyalist Demokrasi Gazetesi Yazarı, Silivri L Tipi Cezaevi

    29- Hakan Soytemiz, Red ve Enternasyonal Dergilerinin Yazarı, Silivri L Tipi Cezaevi, B Blok

    30- Halit Güdenoğlu, Yürüyüş Dergisi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

    31- Hamdiye Çiftçi, DİHA Hakkari Muhabiri, Bitlis E Tipi Kapalı Cezaevi

    32- Hasan Coşar, Atılım Gazetesi Yazarı, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

    33- Hatice Duman, Atılım Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Gebze M Tipi Cezaevi, Gebze/KOCAELİ

    34- Hıdır Gürz, Halkın Günlüğü Gazetesi Yazı İşleri Müdürü, Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi

    35- İbrahim Çiçek, Atılım Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteci-Yazar, Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi, KOCAELİ

    36- Kaan Ünsal, Yürüyüş Dergisi çalışanı, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

    37- Kenan Karavil, Radyo Dünya Yayın Yönetmeni, Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi

    38- Mahmut Güleycan, Özgür Halk Dergisi Çalışanı, Van F Tipi Cezaevi

    39- Mehmet Karaaslan, DİHA Mersin Muhabiri, Karaman-Ermenek M Tipi Cezaevi

    40- Mehmet Yeşiltepe, Devrimci Hareket Dergisi Çalışanı, Gazeteci-Yazar, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi

    41- Musa Kurt, Kamu Emekçileri Cephesi Dergisi Yazı İşleri Müdürü, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

    42- Mustafa Gök, Ekmek ve Adalet Dergisi Ankara Temsilcisi, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

    43- Müesser Yıldız, Odatv İnternet Sitesi Yazarı, Silivri L Tipi Cezaevi

    44- Nedim Şener, Milliyet Gazetesi Muhabiri, Silivri L Tipi Cezaevi

    45- Nevin Berktaş, Proleterce Devrimci Duruş Dergisi Yazarı, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi

    46- Nuri Yeşil, Azadiya Welat Gazetesi Tunceli Çalışanı, Malatya E Tipi Cezaevi

    47- Oğuzhan Kayserilioğlu, Toplumsal Özgürlük Gazetesi Yazarı, Silivri L Tipi Cezaevi

    48- Ozan Kılınç, Azadiya Welat Gazetesi Eski İmtiyaz Sahibi veYazı İşleri Müdürü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

    49- Sait Çakır, Odatv İnternet Sitesi Yazarı, Silivri L Tipi Cezaevi

    50- Sedat Şenoğlu, Atılım Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü ve Gazeteci- Yazar, Edirne 1 Nolu F Tipi Cezaevi

    51- Seyithan Akyüz, Azadiya Welat Gazetesi Adana Temsilcisi, Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi

    52- Sinan Aygül, DİHA Bitlis Muhabiri, Van F Tipi Cezaevi

    53- Soner Yalçın, Odatv İnternet Sitesi İmtiyaz Sahibi, Gazeteci-Yazar, Silivri L Tipi Cezaevi

    54- Suzan Zengin, İşçi-Köylü Gazetesi Kartal Bürosu Çalışanı, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi

    55- Şahin Baydağı, Azadiya Welat Gazetesi Çalışanı, Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi

    56- Vedat Kurşun, Azadiya Welat Gazetesi Eski Yazı İşleri Müdürü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

    57- Ziya Ulusoy, Atılım Gazetesi Yazarı, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi

    Neydi?
    Basın özgürlüğü!

    Basıyorlar ya işte!…

  80. Sn ned,

    ” Ülke medyasını yönlendirenlerin resminden bakıp konuşmuşsunuz.
    “

    Arkadaşların ve meslektaşların yönlendiriyorlar ne yapalım hangi haber doğru hangisi yalan çok zor çözüyoruz.

    “Medya da ülkenin çerinden çöpünden değil midir? Binbir türlüsü yok mudur içinde?
    “

    İyilerini Yüce devletim seçip içerde misafir ediyor ve Dışarıda meydan ülke medyasını yönlendirenlere kalıyor.

    Kafam hala karışık.

    Bu ülkenin kafası hep karışık,

    Çünkü bu ülkenin kafası Başkaları tarafından hep karıştırılıyor.

    DEC CAL,

  81. Dec cal, bu kadar ünlemi niye kullanıyorsun? Ünlemleri bağırtmışsın alla sen. Yırtınıp durmuşsun yaw.. güldürdün. bak iyice belli edeyim :))))))))))))))))))))))

  82. Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” kitabı yani, kitap olacak metni toplatıldı. Neymiş “örgütsel doküman”mış! Ahmet Şık “Ergenekon’da kim, kimdir” kitabı yazmış, Ergenekon’u ortaya çıkarmış bir adamdır. Hapse atıldı olmadı, şimdi de metni toplatıldı. Yani? Ebubekirgil demokrasisine, hukukuna saygılar…

  83. Başbakana bu durumu sorduklarında, kendi adamlarını getirdiği HUKUK’u adres gösteriyor.

    Açıkçası işi imama havale ettik o işini bilir diyor.

  84. ned yazdi;”Yani? Ebubekirgil demokrasisine, hukukuna saygılar…”

    ………!?

    kitaplarin yasaklanmasina hakli olarak karsi cikanlar kuran´in yasaklandigi ismet inönü dönemi hakkinda bi sey yazip cizdiler mi ?

    veya

    saidi nursi´nin kitaplarini evinde,dükkaninda bulundurmak “SUCU”ndan insanlarin hapse atildigi dönemler hakkinda bu “ZULÜM”dür demisler mi ?

    merak iste..

    slm.

  85. Demagoji yapmaktan iki adım öteye geçemedin Ebubekir. Defalarca yazdığın ”geleneksel çöplük zihniyetin” önüne geçebilmek için yapılan sağduyulu kararların ZULÜM den destek almayacağını bildiğin halde. Ya da vicdan konusunda daha fazla tefekkür gereklidir.

  86. Yabancı’nın geniş açıyla özetlediği yorumuna aynen katılıyorum. Burada bir kitabın -basılmamış bile olsa- toplatılması eleştiriliyor. Sözkonusu kitap yasağı olunca Nazım Hikmet’ten tutun, Arif Damar’a Demokrat Parti döneminden 12 Eylül’e uzun bir liste çıkar. Google amcaya kısacık bir bakınca bu listenin uzayıp gittiğini görürüz. Georges Politzer’in Felsefenin Temel İlkeleri’nden, Nihat Behram’ın Darağacında Üç Fidan, Adalet Ağaoğlu’nun Fikrimin İnce Gülü de yasaklanan kitaplardandı. Daha neler, neler… Mesele bu yasağın karşısında mısınız, değil misiniz meselesidir. Hemen her başlıkta konuyu bir şekilde Cumhuriyeti kuranlara getirmek demagojiden başka bir şey değildir.

  87. Bu toplatılma ve savcının “seni ergenekondan tutuklarım” sözcüğü insanların ne kadar kolay tutuklanabileceğinin ve MUHAFAZAKAR FAŞİSTLERİN nasıl da kolay insan harcayacaklarının göstergesi ve kanıtıdır.

    Ergenekon FOS çıkmıştır.

  88. “Şener emniyete girişinde, “Türkiye’de Amerika’dan daha özgür bir basın var. İçişleri Bakanına selam olsun” dedi.”

    Amerika’dan daha özgür(!) bir basınımız var… Tabii kesin!

    Özgür gazetecilerin kafaları hür, bedenleri F tipi…

  89. Zaman zaman bu ülkede özgür olduğum için utanıyorum.

    11, 12, 13 yaşlarındaki kızlar tecavüze uğramış, basın emekçilerinin de özgürlüğünün ırzına geçilmiş aynı şey. Hiç fark yok.

    Bu zalim iktidara karşı çok ağır şeyler yazmak istiyorum ama, ne yazsam hafif kalır bu adaletsizliği, bu zulmü anlatmak için.

  90. İçimden güzel kelimeler geçmiyor. Nedim ve Ahmet başta olmak üzere fikir suçlusu insanlar, canımı fena halde sıkıyor. Otoritenin zulmü gittikçe büyüyor. Bir yabancı gazetecinin dediği gibi AKP, Yüzüklerin Efendisi’ndeki Frodo’ya mı benzedi? Frodo, güç yüzüğünü ateşe atma misyonunu üstlense de zaman zaman yüzüğün sihrine kapılarak onu takıp kibir, gurur ve hırsla benliğini besliyordu. İşte bu nokta Andrew Finkel’ın gözünden kaçmamış, Türkiye’de uzun yıllar yaşamış, Türkler’i tanımış bir gazeteci olarak ne ağzından tükürükler saçarak ne de salyalar akıtarak müthiş bir yorum yazmış:

    “Hükümet, ordunun bu müdahalelerini önlemek konusunda ne kadar doğruysa, generallerin yarattığı yapıyı dağıtmak konusunda da o kadar yavaş kalıyor. Türkiye’nin sivil liderleri sistemi reforme etmeli. Bu hafta ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu, sadece savcıların siyasi motivleri olduğunu söylediği için soruşturmaya maruz kaldı. İfade özgürlüklerine yönelik bu tür müdahaleler son bulmazsa Türk demokrasisi bir gözü açık uyumak zorunda kalacak. Ak Parti geçen yıl 1982 Anayasası’nı değiştirme vaadiyle büyük bir zafer kazandı. Ancak Türkiye’nin kutuplaşmış yapısı düşünüldüğünde bu tutulması zor bir söz. Eski yapının önemli pozisyonlarını büyük ölçüde ele geçirdikten sonra kendi otoritesini kısıtlayacak reformları yapmak konusunda şimdi isteksiz davranıyor. Bu, Yüzüklerin Efendisi filmindeki Frodo Baggins’in içinde bulunduğu durumu andırıyor. Yüzüğü ateşe atması gerektiğini biliyor, ancak yüzüğü taktıkça kendini giderek daha rahat hissediyor.
    “

    Yazar Serdar Turgut ise “Kendim Hakkımda Bir Deneme” başlıklı yazısında, cezaevindeki gazetecilerle empati kurduğundan söz ediyor. Mustafa Balbay’ı gören bir ziyaretçinin “üzerine beton soğukluğu ve rutubet kokusu sinmiş” olduğunu anlatması üzerine empatik bir çözümlemeye girişiyor. Acı çektiğini söyleyerek kitaplarda teselli aradığını, Kuran dahil pek çok kitapta bulamadığı teselliyi karamsar felsefeci Schopenhauer’da bulduğunu anlatıyor:

    “Galiba insanlıktan umudumu tamamen kesmişim… “

    Bende de var bir Schopenhaur’luk…

  91. Ahmet Şık’ın “000Kitap- Dokunan Yanar” adlı eserini okuyorum. Onu okuyunca gelişmeleri daha iyi anlayacaksınız ve kanınız donacak…
    Türkiye sivil bir faşist diktatörlüğe doğru gidiyor. Toplumsal muhalefeti oluşturan dinamikler aklını başına devşirmediği sürece, çok yakında içeri tıkılmayan kalmayacak. Bu sitede dahi yazı yazanların ebubekir haricindekiler kesinlikle içerde.:)
    Okuyun bu kitabı, mutlaka okuyun!…

  92. Yine tutuklu yargı devam ediyor. Tahliye talepleri reddedildi. 12 Mart’a kadar. Üstelik henüz suçlarını dahi bilmiyorlar.

    Eşinden, çocuklarından ayrı… Ve bu iktidarı bu adaleti savunanlar var hala.

  93. ”Faşizm her zaman üniformalı olmaz” (Umberto Eco)

    İnsan özgür olduğundan utanıyor…
    Bu nasıl bir zulümdür, yürekleri nasır bağlamış vicdansızlara sesleniyorum: Bugünlerin yarınları da var.

  94. Evet yasasin basin ozgurlugu.

    Bir zamanlar internette bir suru komplo dolasirdi:
    < Bu unutulur mu?
    < Cudi Daginin alti derya deniz petrol
    < Bruksel zirvesi sonuc bildirgesi
    < Neomidyum
    < Fransiz sokagi, vs. Dah yuzlerce…

    Gerek Aydinlik grubunda gerek Oda TV mekanlarinda ve gerekse Genel Kurmayin destekledigi internet sitelerinde el altindan bu komplolar uretilir “Cok sukur yarabbi, senin rizan ile komplomu actim” diyen pek cok kisi tarafindan da derhal dagitilirdi. Internet Andici kamuya maledilip Genel Kurmayin internet siteleri kapatilinca bu komplolar bicakla kesilmis gibi durdu.

    1. Dunya savasinda Almanyanin 5. kolu gibi faaliyet gosteren Cumhuriyet Gazetesi artik Nazi sempatizanligi yapmiyor, daha acikcasi yapamiyor ama Anti Anglo Sakson yapisini hala surdurmekte.

    Basin ozgurlugu bu olmamali. Basin ozgurlugu kitleleri yalan yanlis seylerle oyalamak yanlis yonlendirmek olmamali. Bu kisilerin gazeteci olmalari bir rastlanti, gozalti ve tutukluluk nedenleri baska, lutfen bunu gozardi etmeyin. Yani isterseniz kor kor parmagim gozune deyip istediginizi dusunebilirsiniz, benden izin alacak degilsiniz elbette. Umarim yarin bu dusunceleriniz icin pismanlik duymazsiniz.

  95. 2. Dunya savasinda Almanyanin 5. kolu gibi faaliyet gosteren Cumhuriyet Gazetesi artik Nazi sempatizanligi yapmiyor, daha acikcasi yapamiyor ama Anti Anglo Sakson yapisini hala surdurmekte.

    Uğur Mumcu bir Cumhuriyet Gazetesi yazarıydı.

    Yandaş olmanın da yeter bir mantığı olmalı, bu derece ve bu denli taraflı olup tarafsızlıktan bahsetmek gerçekten bana UTANDIRICI geliyor.

    Bunca saptırmanın altında beklenen nedir ?

    AKP’yi her günahıyla açıkça besleyen yandaş medya sanki hiç yokmuş gibi o bölgeye dokunmadan, zınk diye ışınlanarak kestirmeden geçmişe dönüp birilerini suçlayarak kendilerini aklayan liberaller olmasa anlaşılan hiç birşeyden haberimiz olmayacak. iyiki varlar da (haber falan alıyoruz.)

    Ya peki içerideki gazeteciler; nasıl olup da onların ailelerini sonsuz kederde bırakarak kendilerine haklı bir yol çizme cesaretini gösterebiliyorlar ?

    Öyle ya bazıları için hiç yoklar. Yaşasın yandaşlar! (Yandaşlar melektir diğerleri kelek…)

    • Özgür bir medya, ancak yarını düşünebilenlerden oluşabilir.
  96. Ugur Mumcunun her yazisini okurdum. Onu fazla zeki bulmasam da cesaretini ve olaylarin uzerine acik yureklilikle gidisini takdir ederdim. Ama takintilari olan biriydi, bunu da kabul eder ve takintilarina saygi gosterirdim hala da gosteririm. Zaten butun inanc sahiplerinde vardir takinti. O da inancli biriydi ve takintilari vardi dogal olarak. O yuzden acik oturumlarda mantik yuruten karsi fikirlilere hep yenik duser, takintilarina mantikli cevaplar vermek yerine konuyu saptirmaya calisirdi. Rakipleri bunu bildiklerinden onun takintilarini kullanirlardi. Yine de sevdigim ve saydigim biridir rahmetli. Takintilari beni asla rahatsiz etmedi. Oldurulmesine cok uzulmusturm. Onun gibiler hangi cephede olurlarsa olsunlar var olmalilar.

    Lakin Ugur Mumcunun konumuzla ilgisi nedir? Onu olduren zihniyet yavas yavas acikliga kavusuyor, pislikler sergileniyor. Hic kuskunuz olmasin onun cinayeti de yakinda aydinliga kavusacaktir. Lutfen bundan rahatsizlik duymayin. Unutmayin ki Tan Gazetesinin “Pis Komunistler” sloganlariyla yakilmasi olayina Suleyman Demirelin yaninda Ilhan Selcuk ta katilmisti. Bunu ornek vermedim, zira konumuzla ilgisi yok. Ozetle Ugur Mumcu ciddi ve guvenilir bir gazeteciydi ama onu tabu gibi, bayrak gibi kullanmak dogru degildir.

    Ayrica ben yandas degilim, dogru yapilanlari takdir etmesini bilir, yanlis yapilanlari da elestiririm. AKP nin dogru yaptiklarini gormezden gelip her olayda suclayanlar ve hatta suclamak icin bahane arayanlar asil yandaslardir.

  97. Sevindim,

    Umarım haksız yere yatanlarda ..!! tahliye olurlar,

    “Şener ve Şık için 375 gün sonra tahliye kararı
    İstanbul 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi, Odatv davası kapsamında tutuklu yargılanan gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık, Sait Çakır ve Coşkun Musluk’un tahliyesine karar verdi. 375 gündür tutuklu bulunan Şener ve Şık’ın birkaç saat içinde serbest kalması bekleniyor.”

    link to hurriyet.com.tr

    DEC CAL,

  98. Bir Haber:

    Akşam yazarı Tuğçe Tatari’nin iddiasına göre hakim, tahliye edilen Ahmet Şık ve Nedim Şener’i bakın hangi konuda uyardı…

    İHLAS SON DAKİKA – Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tahliye eden mahkeme hayetinden ilginç uyarı. Duruşmayı takip eden gazetecilerden Akşam yazarı Tuğçe Tatari’nin iddiasına göre hakim Şık ve Şener’i ‘kanal kanal gezmeyin’ diye uyardı.

    Tatari, Twitter’dan duyurduğu iddiayı üç ayrı avukattan teyit ettirdiğini söyledi. “Hakım ‘tahlıye olan arkadaslar kanal kanal gezerse haklarında ıslem baslatırım’ uyarıısnda bulunmus! Bılgınıze..” diyen Tatari, hakimin bu uyarıyı avukatlara açıkça yaptığını kaydetti.

    Tahliye kararıyla TV kanallarının aradığı isimlerin başına yerleşen Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın bu uyarıyı ne kadar dikkate alacağı da merak konusu…

    Haber linki:link to ihlassondakika.com

  99. Çatlak sesler işe yarıyor demek ki. İşe yaramıyorsa da sesini çıkarmayanların sevinmesi de sevindirici.

    Diğerleri için de yürümeye devam…

  100. Onlar her zaman, ışıktan, aydınlıktan, insan sesinden korkarlar!

  101. Her ikisi de kanal kanal gezmedi ancak kendilerine uzatılan mikrofonlar aracılığıyla tepkilerini dile getirmekten çekinmediler. Özellikle de Ahmet Şık daha yüksek tonda konuştu;

    “Eksik kalmış adalet, hukuk ve demokrasi getirmez. 100 civarında gazeteci içeride. İfade özgürlüğü sadece gazetecilerin sorunu değil. Öğrenciler var, KCK’den tutuklular var. Bunun mücadelesini vereceğiz. Bu komployu kuran polisler, savcılar ve hakimler bu cezaevine girerecek.Bu komployu kuran, yürüten polisler, savcı ve hakimler bu cezaevine girecek, burada ben ant içiyorum hepinizin önünde. Onlar buraya girdiğinde bu ülkeye adalet gelecek. Bunun mücadelesini vereceğiz.”

    Mustafa Balbay hala tek kişilik hücrede. Ve diğer gazeteciler hala tutuklu!..

  102. ŞİMDİ NE DİYECEKLER ?
    PARDON FALAN DERLER HER HALDE.

  103. “Gazetemde Almanya’da basın özgürlüğü olmadığını söyledim. Onlar da bunu ıspat etmek için gazeteyi kapattılar.”

    “İfade özgürlüğüne inandıklarını söylediler, belli sınırlar içerisinde…”

  104. ‘Basın yasağı’ uygulanmaya başladı
    “Emniyet binalarına gazeteci girişi yasağı” hemen uygulamaya kondu.

    03.32’de haber merkezlerine bildirilen “emniyet binalarına gazeteci girişi yasağı” hemen uygulamaya kondu. Sabah İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Vatan Caddesindeki binasına giden haberciler işbaşı yapamadı. Kapı görevlisi polisler gazetecilere binaya giremeyeceğini bildirdi.

    Emniyet Genel Müdürlüğü’nün talimatı doğrultusunda Türkiye genelinde gazetecilerin emniyet müdürlüğü hizmet binalarına giriş yasağı uygulanmaya başlandı. Sabah saatlerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü binasına giden gazeteciler polis tarafından geri çevrildi.

    Eee.. Haberler hoşuna gitmiyor bazılarının ne yapacaklarını nasıl saklayacaklarını bilemez oldular. Yasakçı zihniyetle bakalım nereye kadar.

  105. Sonsuz yazmıştı:
    “Haberler hoşuna gitmiyor bazılarının ne yapacaklarını nasıl saklayacaklarını bilemez oldular. Yasakçı zihniyetle bakalım nereye kadar.?”

    Şimdilik aleni şekilde buraya kadar, bizde devamını bekliyoruz, to be continued

    Ha bu arada bir bakan Türkiyede Basın Özgürlüğü konusunda bir çok ülkeden daha da ön sıralar dayız mı demişti.?.:)).

  106. Gündem gereği güncelleme..

  107. Yaralı Basın.
    Misafir (doğrulanmadı) tarafından Paz, 06/03/2011 – 00:11 tarihinde gönderildi.
    Ned,
    Bu son günlerdeki tepkilerinizi
    Mustafa BALBAY ve Tuncay ÖZKAN içinde göstermiş olsaydınız bugün farklı olurdu.
    Sonsuz Keşke Mustafa BALBAY ve Tuncay ÖZKAN içinde ORADA olsaydınız.
    Geç kaldınız geç çok geç….

    DEC CAL.
    …………………………………………………
    cevapla 0UpDown
    sonsuz kullanıcısının resmi
    Biz birileri için değil
    sonsuz tarafından Paz, 06/03/2011 – 01:11 tarihinde gönderildi.
    Biz birileri için değil, basın özgürlüğü için oradaydık.
    Ayrıca hesap sorar tavrınızı bize değil, usulsüz tutuklamalara göstermeniz gerekir.

    ……………………………………………….

    cevapla 0UpDown
    peyote kullanıcısının resmi
    “Gözden, gezden,
    peyote tarafından Paz, 06/03/2011 – 12:23 tarihinde gönderildi.
    “Gözden, gezden, arpacıktan olsun”… Aynen öyle olsun Hüseyin Aktaş. Size selamlar; “yürekten”.
    “Yetmez ama evetçiler”e, “kime hesap soracağını şaşıranlara”, “kuyruk acısı olanlara” da selamlar;
    “gözden,gezden, arpacıktan”.

    ……………………………….

    Yani ne diyordunuz sonsuz siz basın özgürlüğü falan filan mı. Hani neredesiniz bir kaç pankartlı foto paylaşın demokrasi nöbetindeyseniz. Yüreklerimize su serpiverin..

  108. İşin gerçeği deccal bu tür şeyler için umudumu yitirdim. Bir de düşündüm kimin için, ne için uğraşıyorsun ki. Her millet hak ettiği gibi yaşarmış. Hak edilen de budur.

    Bunlar birer gerilimdi, arttı arttı gezide bir şekilde patladı. Artık tekrar artar mı yoksa artmaz mı bilinmez. Misal; Adam alevilere giydiriyor, alevilerin kendisi benim onları savunduğum kadar savunmuyor.

  109. Dinci faşizmin böylesine hüküm sürdüğü bu ülkede ”umudumu yitirdim” demek gizli, örtülü AQP destekçiliğidir.

    Sol bir ideolojin yoksa politik olarak liboş isen elbette dinci-gericilerden beslenirsin hatta onlar sayesinde iyi para da kazanabilirsin. Ama bilinçdışın işte böyle birden seni ele verir. Bu dinci-kinci tayfasını destekleyen papağanlar zaten hep aynı şeyleri söylerler: ” Canım kim çalmıyor ki? Çalıyor ama iş de yapıyorlar. Oy verecek başka parti mi var?” İşte böyle uzar gider bu söylemler.

    Doğru sonsuz, sen kesinlikle bu şekilde yaşamayı hak ediyorsun, çocukların artık kız-erkek ayrı okurlar, sen bu derin islami bilginle yeni bir tarikat kurarsın adı da sonsuz islam olur ve özellikle eski tüfek Ateistlerden paragöz olanları mürit yaparsın şekerim.

    (Uzayzaman

  110. Uzay zaman yavaş gel..

    Toz kaldırma…

    Uyuyanları da uyandırma diyeceğim ama bir bir uyandırmaya başladın şekerim..

    Sonsuz;
    Bozuk düzende sağlam çark olmaz…

    Sen iyisimi bu uzaylıyı dinle yeni bir din türet…

  111. “Sol bir ideolojin yoksa politik olarak liboş isen”

    Şu kullandığınız “liboş” kelimesi bile aslında sizin homofobik olduğunuzun bir göstergesi de… Zaten bildiğiniz bir şeyi size anlatmayacağım.

    “çocukların artık kız-erkek ayrı okurlar”

    Çocuk yapmayı düşünmüyorum. Yapsam da bu ülkede büyümesini istemem. Aklıma bir forum üyesini getirdiniz. Hani başka kız erkek çocuklar hakkında özgürlüğü savunurken kendi kızının bekaretini nasıl koruyacağının kaygısına düşmüştü.

  112. “Çocuk yapmayı düşünmüyorum. Yapsam da bu ülkede büyümesini istemem.”

    Sonsuz beni şaşırtıyorsun. Sindirilmiş görüyorum seni. Sen ki aklı selim, mücadeleci, başkaldıran biri idin ne oldu. Hayat pek küsmüş gördüm seni… Silkelen kalk ayağa…

    Devrim yakındır.

    yaz bunu bir kenara….

  113. Hala mücadeleciyim. Fakat farklı konularda.

    Ayrıca mücadele ederken yanımızda değildin mücadeleyi bırakıyoruz yine yanımızda değilsin. 🙂

    Maksat trollük olsun işte.

  114. Ha ha ha,
    Beni yanınızamı aldınız hesap soruyorsun. Senden / sizden olmayana tahammül edemiyorken nasıl destek bekler ve çamur atarsın. Tabi kolay çamur at izi kalsın.
    Kaldi ki popülist yaklaşımlar her zaman kazandırmıyor değilmi.. Forum için minnacık bir yardımımız oldu geri iade ettin.. Neyi neden nasıl sorguladığını bir defa daha gözden geçir istersen. Laf ebeliği yapma kardeş.. Ondan sonra yanımızda değildin. Beni yolda bırakacaklarını düşündüğüm insanlarla nasul beraber yürüyeyim..

  115. Yanımızda olman için illa gelip yapışman gerekmiyor elbette. Burada da destek verebilirdin. Fikirlere mücadeleye de destek verebilirdin anlamında demiştim.

    (Benden bizden olmayana tahammül edememek nedir? Nerede gördün böyle bir şey? Muhabbetin sarmıyorsa ne diye çekeyim ki seni? )

    Seni dışladığımız falan yok. Ama arkadaş veya dost olmak zorunda da değiliz. Kimse kimseyle değil. Bunun için de hesap sorar gibi ya da kırılmışsın gibi bir duruma girmen de yanlış.

  116. Hımmm,

    Bu durumda haklısın,

    Yaşasın basının olmayan özgürlüğü..!!

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.