
Rüya konusuyla ilgili değişik başlıklarda rüyalarımızı anlattığımız oldu. Bunların dağınık kalmasındansa bu başlığın altında toplayalım, bir nevi rüya güncemiz olsun. İsteyen yorum da yapabilir elbette.
Bugün rüyamda Stalker’ın babasını arıyorduk. Hatırladığım kadarıyla rüyamda, Stalker ile babası hakkında konuşuyorduk. Stalker, bana daha önceden vefat etmiş babasını anlatırken, ben bir yandan babasını görür gibiydim. Fötr şapkalı, bir genç adam vardı. Ondan geriye birtakım fotoğrafları ve eşyaları gösteriyor ve anlatıyordu. Konsolosluk gibi sözler geçiyordu. Ama şimdi dediklerini hatırlayamıyorum. Sadece bir ara gümüş kaşıklar gösteriyordu. Gümüş kaşıkların üzerinde çok güzel işlemeler vardı. Elime alıp inceliyordum. Hatta ucu kare şeklinde olduğu için kendi kendime şimdiki kaşıklar yuvarlak ve bu kadar güzel değiller diyordum. Sonra her nedense Stalker, ben ve sonsuz, babasının aslında ölmemiş olduğunu düşünüyoruz. Sanki bazı şüpheli durumlar var bu konuda. Neden böyle düşündüğümüzü bilmiyorum.
Her neyse üçümüz, yüksek güvenlikli bir binaya geliyoruz. Amacımız babasını ve ardındaki gizemi bulmaktı. Sonsuz teknik birtakım oyunlarla binanın kapısının açılmasını sağlıyor. Biz, ne yaptığımızı bilir bir tavırda, adeta ajan gibi, binaya sızıyoruz. Tam o sırada bina içinde birkaç kadın merdivenlerden inerken bizi görüyor. Sanırım Stalker, “Bugünlerde tuhaf olaylar oluyor” diyor. Kadınlardan biri de, “Evet, evet mesela Dursun Yılmaz (isimden emin değilim, Yusuf da olabilir), bugün kazada öldü” diyor. Biz üçümüz de birbirimize biraz şaşırarak bakıyoruz. Çünkü o kişi meğer Stalker’ın babasıymış. Ve aslında olması gereken şey, çok daha önceden ölmüş olmasıymış. Biz zaten bu olayın ardında başka şeyler olduğunu düşündüğümüz için şaşkınlığımız kısa sürüyor. Stalker sanki bir röportaj verir gibi kadınlara, “O bir ölür, bin dirilir” diyor.
Uyanıyorum. Saat sabaha karşı 05.20.



