Yazmak…

Yazmak…

Bedeli ağır bir mesele…

Ya da bir tercih…

Hissetmeden, yaşamadan yazmak,

Çorbayı çatalla içmeye çalışmak gibi bir şey olsa gerek…

Yaşam şekli…

Hayat biçimi, yazmak…

Harflerin duygularla birleşip,

Cümleler içerisinde dans edebilme yeteneği, yazmak…

Yazmak,

İçinde hapsolmuş hislerin,

Cezasını tüketmiş bir mahkûm misali,

Özgürlüğe kavuşma sevinci…

Ay ışığının,

Karanlık odaya dolup aydınlattığı bir anda,

Yatağın üzerinde duran kalem ile kâğıdın sevişmesi yazmak…

Yazmak,

Tükenmişliğin mutsuzluğunda,

Uzanan bir dost elin seni kaldırmak için uzanması…

Uzağı yakın kılmak, yazmak…

Kendin olma özgürlüğünü yaşamak…

Yazmak,

İç çırpınışlarına kanat takıp uçmak…

Göklere çıkıp, oradan yeryüzüne bakmak…

Ve bir aşk,

Yazabiliyor olmak…

Ayşe ÖZEN

9 yorum “Yazmak…”

  1. Arabesk kendini övüş 🙁

    Yorum yapmaya değmez. Neden paylaşılıyor onu da anlamış değilim.

  2. Ben de neden duygu ifadelerinde dahi entellik aranır onu anlamış değilim 🙁
    Duyguyu da bir yere yurda bağladınız ya bravo size.. üstelik bir insanı aşağılayarak..kendine paye biçerek..
    bunu hangi BEN inle yapıyorsun..

    Agnostik bence ağlamak da arabesk, umarım ağlamıyorsundur.

  3. bir de hiçbir şey yazmayanlar, yazamayanlar vardır…

    Yani, hiç bir şey okumayan, düşünmeyen, bir fikir sahibi olmayan, anlık dürtülerle yaşayan, bir takım olumsuzluklara karşı mücadele etmeyen, varlığını sorgulamayan, dünyada ördek gibi yaşayan insanlardan başka ne beklersinsiniz, amaç yok ki niye yazsın…

  4. Evet, önemli olan da bu zaten, okunulanların insana ne kazandırıp ne kaybettirdiği.

    Eğer insan okudukların da bir çok gerçeğin var olduğunu görememiş , var olan bu gerçekleri kabullenip kendi paradoksunu çözememiş se, boşu boşuna okuyordur.

    Bütünün gerçeğini göremeyen, görse de kabul edemeyen insanların da isyanları, sevgisizliği, kabulsüzlüğü, yergileri normaldir. çünkü bilgisizdir.

    Okuduklarını anlamayanların yanıldıkları bir şey de kendi varlıklarını, sistemi sorgularken yarattıkları olumsuzlukları doğru görmeleri. Deseler ki ” henüz sorguluyoruz ne olduğunu bilmiyoruz, bunu yaparken kendimizle çelişe biliyoruz ” ama böyle olmuyor ” biz sorguladık olayı çözdük biliyoruz, siz aptallar bizim okuduklarımızı okumuş olsaydınız siz de olayı çözer, dünya güzelleşir herşey güllük gülistanlık olur biz de dünyayı kurtarmak için bu kadar uğraşıp kafa patlatmazdık ” oluyor. İnsanın bütün kavgasının kendisiyle olduğu, hiç kimseyi düzeltemeyeceğimizi, düzeltmemiz gereken tek şey kendimiz olduğu bilinmiyor.. yazık 🙂

  5. agnostik,

    çelişki değil midir? “yorum yapmaya değmeyeceğini düşünüp, yorum yapmak”

    yazamak önemlidir, yazabiliyor olmak çok önemlidir. ziraa yazmak okumak olmasaydı ne olurdu düşünmek bile istemiyorum…

    siz yorum yapmaya değmeyeceğini düşünüp yorum yapmışsınız ben izah etme gereğini gördüm ve cevap verdim… sanırım aradaki fark bu:))

  6. bana öyle geliyor ki içimdeki şekliyle bir türlü ifade edemiyorum. bu sebeple midir ne yazsam yok ediyorum. bir de o şiire yazıya kendinden başka bir şey eklemlenmesin istiyorum. yazdığımı hiçkimseye okutmuyorum. o yazı kendini ifade etmeye başladığı an kirli de görünüyor gözüme.

    bazı şiirler yazılar koklanarak okunmalı. okuyanın bulguladığı tat ve hissiyatı değil de yazarının hangi tatla aktarmış olduğunu sezgilemeye çalışmak şiirde beni cezbeden şey. mesela rimbaud….. öylesine okuyamıyorum

    hepsini harfleri bile seçilemeyecek hale gelene kadar karalıyorum. bu öznellik beni delirtiyor. aktarımdaki yetersizliğime veriyorum.

    ne için yazılır? ifade etmek, aktarmak, dökmek, saçmak, okutmak…….. halk için? sanat için? mükemmeli arayışla yazmak. o yazım kendi içinde benim açımdan mükemmele yakınsa bitiyor artık onunla işim. canice mi? bilmiyorum, önemsemiyorum, 1 değer ya da anlam yüklemiyorum. yüklemiyorum da (belki de kendi içinde olabilecek en fazla değeri veriyorumdur, bilemem) bu psikolojimdeki dinamikleri çözümleyebilmek ilgimi çekiyor da hiç değilse bunları buraya aktarıyorum.

    günün 1inde yazdığım 1 şiiri o kadar sevmiştim ki özellikle onu kimse okumamalıydı. en okutmak istemediğim olmuştu. bu nasıl bir psikoloji çözümlemek isterdim. kendi algımdaki tadı başkalarından kıskanıyorum belki de. öylecene sunmak, bu umursamaz paylaşımcılık……… sinir bozucu geliyor kimi zaman

    yazdığını sunmak içsel dünyanı öylesine kaderine terketmek gibi mi geliyor yoksa bana. nedir bilmiyorum işte, farkedemiyorum. ama oluşturduktan sonra yok etmekten büyük bir zevk alıyorum.

  7. Yazmak konusuna farklı bir pencereden bakmak gerek bence bu Bilgisayar çağında..!

    Artık insanlar el yazısı ile bir şey yazmıyor ve insanların el yazıları o kadar bozuk ve çirkinki.
    Hele 1995 yada o yıllardan sonra Bilgisayarların hayatımıza dahil olduğu yıllardan sonra el yazısı unutuldu desem yeridir. Şimdiki jenerasyon un elinden teknoloji düşmüyor

    Delişey sen agnostiğe bakma yazmaya devam et..

    Aslında klavye değilde elyazısı nı ekrana entegre edebilirmiyiz.. ?

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.