68 Kuşağı, Hippiler, Çiçek Çocuklar

Bugün arkadaşlarla sohbet ederken bu konular açıldı. Ben 68 Kuşağı ile Hippiler arasında bir bağ olduğunu sanıyordum. Ama tam olarak öyle değilmiş galiba. O dönemlerde yaşamadığım için konuya pek fazla vakıf değilim. Fakat sistemin, sistem dışına çıkanları, çıkmaya çalışanları nasıl sindirdiğini iyi biliyorum.

Fakat yine de bu konu hakkında daha detaylı bilgiyi yaşayanlardan veya konuya hakim olanlardan öğrenmek isterim. Nedir bu 68 kuşağı ve hippiler ile bağı?

22 yorum “68 Kuşağı, Hippiler, Çiçek Çocuklar”

  1. Güzel bir konu bende meraklandım bakalım neler yazılacak.
    Bir döneme ışık tutacak Doğru/Aydınlatıcı yazılar gelecekmi.

    (Anchorman.!! Reha MUHTAR’ında 68 li olduğunu duymuştum bir ara. Ne derece doğru bilmiyorum.)

    syg.

  2. Hippiler-çiçek çocuklar- tarih şeridinde 68 kuşağına denk gelmekle birlikte söyleyebileceğim ilk şey 68 kuşağının benim için özgürlükçü-siyasi bir hareket olarak algılandığı ve bu dönemin Türkiye’de ve dünya’daki siyasi figürlerin varlığı ve eylemleriyle benim için özdeş olduğu.

    Daha önce de söylemiştim xenix hatırlarsınız, bu doğaya dönmek isteyen, aykırı yaşantılarıyla temsilde hata olmasın “ayrık otu” gibi yaşayan “çiçek çocuklar” birçoğumuzun belleğinde özgürlük söylemi ile salınır ancak; onlar özgür yaşama uyuşturucu, müzik ve genel geçeri red ile ulaşır. Fakat 68 kuşağının mensupları diyebileceğimiz karakterlerin bir çoğu siyasidir. Aynı yolu izlemezler.

    Şimdi bir kez daha düşünmeli aynı şeyler mi? üstelik siyasi kanat 68 kuşağı olarak anılırken bu naif ve ciddi ciddi gelecek yıllarda bazen görüntümü onlara tamamlamak istediğim:) hippiler çiçek çocuklar olarak anılır. Yani biz kendi aramızda 68liler denilince çiçek çocukları kastetmiyoruz, bilmem hata mı yapıyoruz:)

    marsseh: yine gelirim. bir de sanki aynı konuşmada siz her ikisinin “aynı şey” olduğunu söylemiştiniz xenix. Bir bağ evet fakat ben 68kuşağı diye anılan şeyin hippiler olmadığını düşünüyorum, bknz şu cümle: 68 kuşağı hippilerden etkilenmiştir. bir de oik0s söylemişti çok hoşuma gitti Mahir Çayan da bir hippi olan bob dylan’ı dinliyor yani kaçarı yok:)

  3. Evet xenix bu iki akım arasında keskin bir bağ yoktur.

    Hippilik, Vietnam savaşını ve körükörüne emperyalist güdülerle hareket eden ABD yi eleştiren antimilitarist bir harekettir. Gençler LSD ve benzeri uyuşturucular içip bu dünyanın kötülüklerini unutma! yolunu seçmişlerdir. Rock müzik dinleyip sevişmek ilk adımdır. Bu gençler “savaşma seviş”, “barış” gibi kavramlarla atalarından kalma tüm ahlaki değerleri protesto ederken aile devlet gibi içiçe geçmiş yapıları yıkmışlardır. Bu akımın sonuçları olarak mini etek, bikini gibi o güne kadar dünya üzerinde hiç görülmemiş bir çıplaklık başlatılmış ve geleneksel ahlaki değerler de yıkılmıştır.

    Bu görüşü haklı kılan en önemli unsur savaştır. Eğer bir savaş oluyor ve insanlar ölüyorsa baki kalacak hiç bir ahlaki değer zaten yoktur. Bir aile hem savaşa oğlunu gönderip hem de kızına “bakire kal” dediğinde nedenlerini açıklayamayacaktır. Ahlak varolmak için varsa savaş nedendir ?(uzun konu)

    68 kuşağı ise Che Gueverra gibi sosyalist devrimcidir. Anti-kapitalist bir harekettir. Sömürüye, Dinlere, dolayısıyla dogmalara karşı bir birleşimdir. Deniz Gezmiş ve arkadaşları LAİK, CUMHURİYETÇİ ve KEMALİSTTİR. Devlet içinde barınmış ABD yanlısı muhafazar kesimler tarafından yokedilmişlerdir.

  4. Sisteme karşı çıkanı doğal yaşama dönüş yapan (veya yapmaya çalışan) hippilik akımına gün geçtikçe artan katılımları engellemek için sistem tarafından bunların uyuşturucu kullandığına, kötü ve pis çocuklar olduklarına dair söylemlerin üretildiğini düşünüyorum.

    Bence sistemin, hippiler hakkında söylediklerine değil de, birebir hippilerden dinlemek lazım bu yaşam felsefesini.

    Biliyorsunuz tarihi her zaman kazananlar yazar. Hippiler hakkında söylenenler de sistem tarafından yazılmış şeylerdir.

    xenix

  5. Hippi, yaşam tarzı aslında bugünkü mutlak retçiliğin temellerini atan bir oluşumdur. Dünyanın üzerindeki tüm bitki, hayvan ve insanlara ait olduğunu kabul eden apolitik bir görüştür. Kendilerine asla sınır koymayan, var olan tüm yetkilileri reddeden, komün hayatını savunan özgürlükçü bir harekettir. 1960’lı yıllarda dönemin komünist ve faşist yapılanmalarına karşı çıkan, özgürlüğün bireyin kendi içinde olduğunu savunan ancak uygulamaları ile anarşist düşünce tarzından ayrılan, düşünce biçiminin gerçek yaşama dönüştüğü bir yaşam tarzıdır.

  6. dünya ölçeğinde bir başkaldırı akımı çiçek çocuklarını da, hippileri de, devrim savaşçılarını da aynı potada yaratır, algıları aynıdır ama yorumları farklıdır.
    aynı algılarında tümü aynı gerçekliğin çocuklarıdır;
    arz ederim…

  7. Şu dünyadan hiç bi hippilik yapmadan geçip gitmek en kötüsü olurdu.

  8. 68 kuşağı derken eğer o günün koşullarını ortaya koyamazsak bu konuyu net bir yere koyamayız. Öncelikle 68 kuşağının o günlerdeki ekonomik krizle- ki bu kriz Türkiye’ye 12 Mart cuntasını hediye etmiştir- ve bu krizin yarattığı memnuniyetsizlikle ilgisi olduğunu unutmamalıyız. Bu kriz çeşitli kesimlerde özellikle gençlik kesimlerinde, özgürlük istemine dönüşmüştür . 68 hareketi derken ilk akla gelen Fransa ve Paristir. Tarihin bu en ihtilalci şehri yine Avrupa’nın kalbinde, sistemin tekerine çomak sokmuştu. Sanırım bir hafta kadar Paris denetimden çıkmış, öğrenciler, işçiler, sendikalar, tekelci burjuvaziyi korkutmuşlardı. Aynı şekilde bu hareket doğuya doğru gittikçe sertleşmiş, ülkelerin çalışanlarının örgütlülüğü ve geleneği yle ters orantılı olarak kitlesellikten uzaklaşmış, ülkelerdeki demokrasi geleneği ve burjuvazinin gücü oranında kanlanmıştır.. Aslında tüm olarak hippiler ve 68’liler anti statükocu eğilimleri ve özgürlük düşleriyle aynıydı. Ama ülkelerin özel koşulları, ekonomik ve toplumsal güçlülüğü oranında karşılık bulmuştu.

    Şöyle ki bu hareket 1960 ların başında özelikle Küba devrimiyle başlar, Vietnam devrimi’nin bastırılması ve ABD nin burayı açık işgaliyle yeni bir boyut kazamıştır. Bu işgal ABD pasifist , barışçı görünüm almış ve bu da Çiçek çocuklarının temelini oluşturmuştur. Bu hareket Avrupa’da daha sonra Yeşillerin oluşumunda etkin olur.ABD ‘de bu konuda çok daha tetik ve bilinçli davranır, en güçlü muhalif kesim olarak siyahların lideri (Malcolm X) öldürülür. Eğer siyahlar bu hareket içine girseydi çok farklı gelişirdi, ancak bu koşullarda KARA PANTER gibi garip hareketlere yol açmıştır. Aynı dönemde Güney Amerika devrimini hayal eden Che Gueverra , Bolivya’ da öldürülür, İsrail’e karşı Araplar’ın son birleşik savaş girişimi Sovyetler Birliği’nin ihaneti nedeniyle ( ABD’yle anlaşması sonucu) büyük bir yenilgiyle sonuçlanır. 1965’lerde büyük bir ivme kazanan, 1968 en güçlü gözüktüğü ama aynı zamanda inişe geçtiği yıldır.1965 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi (ilk legal sosyalist parti) 15 milletvekili çıkarır, zaten görüp görecekleri de odur, Türkiye’de ki sosyalistlerin. Ama özgürlük ve yeni dünya isteminin gücü anlamında önemlidir. 68 kuşağı hakkında fikir edinmek içinde… Ancak sosyalistlerde birden şaşırır. 1968 de Ruslar Çekoslavakya’yı işgal eder ve reel sosyalizm büyük bir yara alır, aynı özgürlük talebiyle ortaya çıkan Çeklerin istekleride kanlı biter. Ve anlaşılır ki bütün iktidarlar birleşmiştir.

    Doğuya gittikçe, sertlik artar, 15- 16 haziranda işçilerin büyük yürüyüşü gelir. Asya’dan gelenler işçilerle Avrupa’dan gelenler birleşmesin diye, vapurlar denizin ortasına açılır, Galata köprüsü açılır ve sıkı yönetim ilan edilerek işçi hareketi önlenir. Bu Türkiye’de sol hareketin yasa dışına kaymasını ve silahlanmasını da beraberinde getirir. Benzer bir durum Almanya’da Kızıl Ordu, İtalya ‘da Kızıl Tugay’lar olarak ortaya çıkmıştır.

    Sonuç olarak 68 hareketi yeni bir dünya isteminin , çok büyük katılımla ve özelikle gençlerce ifade edilme çabasıdır. Bu çaba her ülkede değişik bir şekle bürünmüştür,ancak sonuç olarak feminizmden, çevreciliğe, anarşist kollektiflerden, farklı ruhsal tarikatlara, pasifistlerden, anti kapitalistlere kadar çeşitli akımlar doğurmuştur. İnsanlık bir kez daha göğü fethetmeye kalkmış duvara çarpmış ve sonunda , dünyayı düşlerimiz kadar güzel kılamıyorsak, düşlerimizi dünyadan uzak tutalım diyerek, hippiliğe , barış ve çiçek çocuklarına doğru gitmiştir…

    Hippilerin Amerika’da daha çok gözükmelerinin nedeni , ABD’de ki hareketin Vietnam savaşından kaynaklanan, anti militarist kökünde aramak gerekir. Türkiye’ de ise Türk flimlerindeki zengin partileri dışında aktif bir hippi hareketini ben bilmiyorum.

  9. 68’in rüzgarı 78’e değin esmiş olsa da, 68’de yedi yaşında bir çocuktum. 71 Silahlı Direnişinin kahramanlarını radyolardan biliyorum. “Erken açan bir çiçek” olarak hippileri de anımsıyorum… Ama onları yaşayan bir tanık olarak anlatacak kadar büyük değilim. Sonraki yıllarda, sırt çantaları , uzun saçları, ellerinde asaları ile Turistik bir kent olan Antalya’nın sokaklarında ben bir simit satıcısı, onlar ise bir gezgin kılığındaydılar. “İşte bunlar Hippiler” diye büyüklerimiz tarafından gösterilirlerdi…

    Yukarda arkadaşların hepsi de doğru şeyler yazmışlar. Yaşdaş olmasak da bize ulaşan öyküleriyle, aslında sisteme başkaldırının politikleşemeyen ve merkezi örgütler yaratamayan, küçük gruplar ve bazen de bireyler olarak kendini bulması olarak algıladım ve anladım ben de onları… Bir arkadaş “bugünkü yeşilleri oluşturan” demiş. Ben de Yeşillerin hippilerin örgütlenmiş hali olduğunu düşünürdüm “mentalite” olarak, ama köken olarak bağları var mıdır, bu konuda bir araştırmam olmadı… Buna ek olarak, onları esasen bir tür anarşist olarak da düşünürüm. Ama tarihteki diğer anarşistler gibi siyasallaşamayan, tepkilerini ve başkaldırılarını siyasi olarak örgütleyemeyen (belki de örgütlemeyen), çıkış olarak aynı noktalardan çıkan anarşistler. Anarşizmin “Her türlü otoriteyi reddeden” doğasıyla hippiler otorite karşıtlığı noktasında buluşurlar…

    Aram da güzel bir noktaya parmak basmış, kısa da olsa; bir yerde güneş doğdu muydu, güneşin batacağı yere değin türlü ışıklar; renkler oluşur. 68 Ayaklanması türlü renklerle birlikte gelmiştir ve bunlardan biri de hippilerdir. Hippiler sistem karşıtı olmalarıyla devrimcilerle buluşur, ama başkaldırılarını siyasallaştırmayışları nedeniyle de ayrılırlar… Onlar topluma bir öneri bir model sunmazlar. Kendilerini kendilerince yaşama isteğindedirler ve bu istekleri doğrultusunda boşluklar da bulmuşlar ve oralarda bir zaman yaşam sürmüşlerdir…

    OikOs’un Denizler için söylediklerine şunları da eklemek isterim: laik, cumhuriyetçi, ama aynı zamanda sosyalist idiler. Deniz Gezmiş’in mensubu olduğu THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) Milli Demokratik Devrimin tamamlanamadığını ve bu devrimin tamamlanması gerektiğini savunuyordu. “MDD” diye adlandırılır tezleri… Kemalistleri de sosyalizmin müttefikleri olarak görmüşlerdi. “Kemalizm ile Sosyalizm arasında aşılmaz engeller yoktur” görüşü hakimdi… Bu nedenle orduya da güveniyorlardı. Ancak Ordu yaptığı darbe sonunda onları da asınca, Türkiye sosyalist hareketi 1974 sonrasında hızla Kemalizm ile yollarını ayırdı… “Sağındaki güçlerden medet ummma anlayışı” olarak eleştirildi 1971 öncesindeki gençlik hareketinin durumu…

    Tüm bunların yanısıra, Türkiye’de 1971 sonrası sosyalist arkadaşlar arasında yaygınlaşan sakal ve saç uzatma alışkanlıkları, devrimcilere 68’in hippilerinden “bulaşmıştır”. Hippiler ile sosyalist devrimi savunanlar arasındaki ayrımı bilmeyen , teorik olarak zayıf unsurlar arasında saç uzatmak moda olmuştur. Yer yer de 12 Mart 1971 darbesine karşı ses çıkaramayanların ses çıkarma şekli olmuştur… Sosyalist hareket 1980’lere doğru yaklaşırken bunlara da tavır almış ve devrimciler arsında “subay traşı” yaygınlaşmıştır…

    Yaşayan olarak bu kadar aktarabileceğim. Çocukluğumun garip adamları; meğerse onlar da çocukmuş:)

  10. Yunus Bey,
    Bir mimar gibi yazını sanat eserine benzetmiş, bir öğretmen gibi öğretmiş ve bir tarihçi gibi açıklamışsın.
    Kendini çok iyi yetiştirmişsin, imrendim, özendim.
    Çok teşekkürler…

  11. Çok teşekkür ederim…

  12. “Reha MUHTAR’ında 68 li olduğunu duymuştum bir ara. Ne derece doğru bilmiyorum.”

    Özcan’nın bu sorusunu yeni farkettim. Ordan da güldüm ve dedim ki 68’liler sonradan çok çeşitlendiler:
    68’liler
    Kurşun atmış sekizliler
    Hapis yatmış sekizliler
    Davayı satmış sekizliler
    Kendini satmış sekizliler
    Onları namusluca taşıyan 78’liler
    Sonra yitmiş sekizliler
    Sonra bitmiş sekizliler

    Ve devam eden 68’liler İle 78’liler!… Yaşasın ON’lar! ON’lar Ölmedi Yaşıyorlar!… ON’lar Kızıldere’de doğdular, 6 mayısların çiğ damlalarıyla durulandılar ve tertemiz yaşıyorlar. Deneyin, 6 Mayıs geceleri gökyüzünün altında yıldızlara bakarak uyuyun. Sabaha yüzünüz ıslak kalkacaksınız, yüzünüze yağan Denizlerdir…

  13. Öncelikle yorumlar harika, Teşekkürler,

    Hüseyin AKTAŞ’ın da betimlediği gibi 68’li dendimi aklımda yer edinen tek şey alttaki iki cümle,

    “Davayı satmış sekizliler
    Kendini satmış sekizliler
    “

  14. 68 kuşağı işte 2008 kuşağından farkı teknoloji ve bilgi. Gerisi küllüm yalan çünkü insanlık hala sömürülüyor… İnsanlık hala köle, insanlık hala kandırılıyor, insanlık hala davasız amaçsız, insanlık hala insanlığını yaşayamıyor…

  15. Ben Hippiler ile Devrimci hareket arasinda hep ince bir bag oldugunu dusundum , mantikli sebebim yok , oyle hissediyorum .(edit : aram’in yazisini simdi gordum ben fazladan yazmisim)

    O donemi gordum, eskiyim , 15 16 haziranda isci kamyonlarinin gecisini hatirliyorum, caddebostan bagdat caddesinde , ahali tezahuratla karsilamisti “Demirel istifa” slogani atmislardi -ahali-, muhafazakar komsularimizdan ise komyanlardan evlere seslenildigini ” oralardan siz cikacaksiniz biz girecegiz” gibi seyler dendigi iddialarini duydum.

    Cadde Hippileri de coşkuyla selamladi kamyonlari ,gördüm, ben Hippi olacak yasa gelmemistim daha .

  16. Yunus ve Huseyin Aktas in yorumlari , gayet temel ve dogru aciklamalar .

    Gunumuzden o tarafa dogru bakinca soruyorum : o zamanlarda kürt sorunu yokmuydu (bence simdikinden daha da derin olmali) , o donem bu konuda bir soylem olmamasi bunun o zamanki birincil celiski olmamasindan mi kaynaklaniyor ? oyle ise yurdumuz acisindan sosyalizmin birincil celiskisi ne zaman kürt sorunu oldu? ya da nedir ? ya da kavram karmasasi mi yasiyorum -sosyal bilgiler acisindan zayifligimi kabul ederim-

    Bu soruyu bazi cevaplar bulmak umidi ve kavga cikmasin dilekleri ile gonderiyorum . Bence yalin gercekler soluk gridir bayrak renkleri aldaticidir .

  17. Hippi hareketini kısmen Nietzsche’nin söylemek istediklerine benzetiyorum. Doğayı bir oluş süreci olarak algılayıp kendini oluşa bırakma ve bu vesile ile madde ve onun getirdiği sorunlara karşı (etik vs) net bir duruştan uzak durma.

    Rasyonel metafizkle birlikte materyalizmin de bir reddi aslında Hippicilik.

  18. O devirdeki duvar yazıları bu konuya açıklık getiriyor : “HALKLARA ÖZGÜRLÜK”

  19. basit fizyolojik ihtiyaçların ve manevi sorumlulukların iki açıdan dayattığı “mecburiyet” hissi..keşke dediğim anların hepsi sadece onunla ilgili:alexander supertramp.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.