Natura Naturans Ve Natura Naturata

Natura Naturans Ve Natura Naturatanın Anlamsal İçeriği
Spinoza’nın Natura Naturans ve Natura Naturata ile ifade etmeye çalıştığı kavramlar, “Osmanlı Türkçe’sinde eskiden sırasıyla Tabiat-ı Fâtıra (Yaratıcı Tabiat) ve Tabiat-ı Meftûre (Yaratılmış tabiat) kavramlarıyla” ifade edilmiştir.

Bu kavramlar, hem onun Tanrı ve varlık ayrımı noktasındaki düşüncelerini en iyi şekilde özetlemekte; hem de onun düşüncesinin, panteizm olarak yorumlanıp yorumlanamayacağına ışık tutmaktadır.

Spinoza, Tanrı ve varlıkların birbirinden ayrı olduklarını ya da Tanrı’nın sonlu ve yaratılmış varlıklardan ayrı ve farklı olduğunu eserlerinin bir çok yerinde belirtirken, özellikle hem Etika’nın I. Bölümünün XXIX. Önermesinin Scolie’sinde, hem de “Short Treatise” adlı eserinin I. Kısım 8. Bölümünde ele almaktadır. Etika’da konuyu şu şekilde dile getirmektedir: “…Devam etmeden önce aktif ve pasif tabiatla (yaratıcı tabiatla=tabiatlaştıran tabiat-Natura Naturans; yaratılmış tabiatla=tabiatlaşan tabiat-Natura Naturata) ne anladığımı burada açıklamak, daha doğrusu göstermek isterim. Aktif tabiat (Yaratıcı Tabiat) deyince, kendi başına varolan ve kendi başına tasarlanan şeyi, başka deyişle ezelî ve sonsuz bir özü ifade eden cevherin sıfatlarını ya da, hür neden olarak göz önüne alınması bakımından Tanrı’yı anlamak gerekir. Pasif tabiat (Yaratılmış tabiat) deyince, Tanrı’nın tabiatının zorunluluğu, başka deyişle sıfatlarından Tanrı’nın tabiatının zorunluluğu, başka deyişle sıfatlarından her birinin zorunluluğu ile, ya da Tanrı’da olan ve Tanrısız ne varolabilen ne de tasarlanabilen şeyler gibi görülen Tanrı’nın sıfatlarının bütün tavırlarının zorunluluğundan çıkmış olan her şeyi anlıyorum”.

Spinoza’nın bu ifadeleri açıkça göstermektedir ki, aktif ve pasif tabiat diye iki kısım tabiat söz konusudur. Aktif tabiat natura naturans’ı yani yaratıcı tabiatı ifade ederken, pasif tabiat natura naturata’yı yani yaratılmış tabiatı ifade etmektedir.

Diğer taraftan bu ifadeler doğrultusunda Spinoza’nın varlığı da iki kısma ayırdığını görmekteyiz. Yaratan (Naturans) ve yaratılmış (Naturata) varlık. Spinoza’nın aktif tabiat da dediği yaratan ya da yaratıcı varlık, kendi başına var olan ve yegane hür varlık olan Tanrı’dır. Onun pasif tabiat da dediği yaratılmış varlık ise, Tanrı’nın tabiatının zorunluluğu veya Onun sıfatlarının her birinin zorunluluğu ile meydana gelen, diğer bir ifadeyle Tanrı’da olan, Tanrı’sız tasarlanamayan ve ancak Tanrı sayesinde var olabilen tüm varlıklardır.

Şu halde, Spinoza’nın söz konusu iki kavramı izah edişinden de anlaşılacağı üzere, o, bu iki kavramla, Tanrı ve tavırların veya Tanrı ve Tanrı tarafından meydana getirilmiş sonlu varlıkların tanımını kastetmektedir. Dolayısıyla, Spinoza, Tanrı ve Onun dışındaki, yani Onun tarafından yaratılmış varlıkları böyle bir teknik kavramla ifade etmektedir. Gerçi, Spinoza, “Short Treatise” adlı eserinde bu iki kavramın Thomasçılar tarafından kullanıldığına dikkat çekerek ve “Thomasçılar Tanrı’yı Natura Naturans şeklinde anlarlar” diyerek bu kavramların öncelikli olarak kullanımının kendisine ait olmadığına da işaret etmiş olmaktadır.

Spinoza, burada, bu kavramın kullanımının Thomasçılara ait olduğunu vurgularken, “Spinoza’nın Natura Naturans ve Natura Naturata Kavramlarının İslamî Kökenleri” adlı makalesinde Mehmet Bayrakdar ise, bu kavramı ilk kullanan kişinin, ünlü bilim adamı ve filozof Câbir İbn Hayyân olduğunu ortaya koymaktadır. Biz konunun bu yönü üzerinde durmayacağız.

Spinoza, varlık felsefesinde var olanları öncelikle ya kendinde var olan, ya da başka bir şeyde var olan olarak ikiye ayırmaktadır. Dolayısıyla, Spinoza’nın birinciyle ifade ettiği kendisinde varlık; “kendi başına var olan ve kendisi ile tasarlanan,özü varlığını kuşatan ve tabiatı ancak var olarak tasarlanabilecek olan şey, kendi kendisinin nedeni ve mutlak olarak sonsuz bir varlık, yani sonsuz sıfatları olan, ezelî-ebedî özü bu sonsuz sıfatlardan her biriyle ifade edilen” Mutlak Cevherdir, diğer bir ifadeyle Tanrı’dır. Görüldüğü üzere, Spinoza’nın aktif tabiat ya da Natura Naturans tanımı ile Mutlak Cevherin veya Tanrı’nın ifade edilişi aynıdır. Şu halde, Natura Naturans, Tanrı’nın başka bir şekilde ifade edilişidir. Spinoza, Tanrı ve tavırlar, yani Yaratıcı ve yaratılmışlar ayrımını daha net olarak belirlemek için bu iki kavramı kullanmıştır denilebilir. Nitekim, Spinoza’dan önce de bu iki kavram, Tanrı ve diğer varlıkları birbirinden ayrı olarak ifade etmek için kullanılmıştır.

Spinoza’nın ikinci olarak zikretmiş olduğu, “başka bir şeyle var olan” varlık ise, “kendisiyle aynı tabiatta başka bir şeyle sınırlanabilen ve kendi cinsinde sonlu olan özü varlığını kuşatmadığından dolayı var değil diye de tasarlanabilen’’ ve Tanrı tarafından meydana getirilen, yani cevherin tezahürleriyle veya kendi kendisine değil, başka bir şeyde varolan ve ancak bu başka şey yardımıyla tasarlanan şeydir.Spinoza, bu varlığı, tavır, sonlu varlık, kendinde olmayan başka bir şeyde olan varlık, özü varlığını kuşatmayan varlık, mümkün, zorunsuz, tikel, tekil, Tanrı tarafından meydana getirilmiş, Tanrı tarafından yaratılmış varlık ve son olarak da pasif tabiat ya da Natura Naturata diye isimlendirir.

Öyle anlaşılıyor ki, Spinoza’nın tüm bu kavramlarla ifade ettiği şey aynı şeydir, yani sonlu olan, varolmak için mutlaka Tanrı’nın yardımına ihtiyacı olan yaratılmış varlıktır ya da Natura Naturatadır. Yukarıda ifade ettiğimiz üzere, Spinoza, kendi düşüncesinin birbirine karıştırılmaması için ve özellikle de, kendi felsefesinde yaratan ve yaratıklar ayrımının belirgin olarak görülebilmesi için, bu iki kavramı kullanmak durumunda kalmıştır. Çünkü, Spinoza felsefesinde, Tanrı ve şeyler ayrımını ifade eden, Tanrı-tavır, Tanrı-âlem, Tanrı ve meydana getirilmiş şeyler, Sonsuz varlık-sonlu varlık, Zorunlu varlıkzorunsuz varlık ve Mükemmel varlık-mükemmel olmayan varlık gibi ifadeler olmasına rağmen, o, söz konusu farklılık ve ayrımın daha net olarak görülebilmesi için, onun kendi ifadesiyle Thomasçılara ait olan Natura Naturans ve Natura Naturata kavramlarına başvurmuştur.

Spinoza, Short Treatise’de şöyle demektedir: “Tabiatın tümünü, kısaca, Natura Naturans ve Natura Naturata diye ikiye ayırabiliriz. Natura Naturata ile kendisi dışında hiçbir şeye ihtiyaç duymaksızın ve bizzat kendisini kendisiyle açık ve seçik olarak tasarladığımız varlığı, yani Tanrı’yı anlamaktayız. Zira, Thomasçılar Tanrı’yı bu şekilde anlarlar. Çünkü onların Natura Naturans’ları tüm cevherlerin dışında bir varlıktır”.

Spinoza’ya göre, Natura Naturata (yaratılmış tabiat) ise, genel (general) ve özel (particular) diye ikiye ayrılmaktadır. Genel olan Natura Naturata, doğrudan doğruya Tanrı’ya bağlı olan tüm tavırları içerir. Özel olan Natura Naturata ise, genel tavırlar tarafından meydana getirilen tüm özel şeyleri içerir.

Bunun yanında, Spinoza’ya göre, genel Natura Naturatalar, tavırlar yani yaratılmak için doğrudan doğruya Tanrı’ya bağlı olan ya da Tanrı tarafından yaratılmış olan yaratıklardır. Spinoza’ya göre, biz, bunları iki şekilde bilebiliriz: “Maddede hareket ile; düşünen şeyde ise, anlama ile”.

M.Kazım ARICAN

BİBLİYOGRAFYA
Arıcan, M. Kazım, Panteizm, Ateizm ve Panenteizm bağlamında Spinoza’nın
Tanrı Anlayışı, İz Yayıncılık, İstanbul 2004.
Bayrakdar, Mehmet, ‘‘Spinoza’nın Natura Naturans ve Natura Naturata Kavramlarının
İslamî Kökenleri’’, AÜİF Dergisi, Cilt: XL, Ayrı Basım,
Ankara 1996.
Giancotti, Emilia, ‘On the Problem of Infinite Modes’, God and Nature:
Spinozas Mataphysics, Ed. By Y. Yovel, içinde, .
Hampshire, Stuart, Spinoza, Penguin Books, Harmondsworth 1951.
Harris, Errol E., Spinoza’s Philosophy: An Outline, Humanities Press, London
1992.
Hick, John, Evil and the God of Love, Collins, 1975.
Lloyd, Genevieve, Spinoza and the Ethics, Routledge, London 1996.
Lucash, Frank, Spinoza’s Dialectical Method, Dialogue XXXIV, 1995.
Mason, Richard, The God of Spinoza, Cambridge University Press, Cambridge
1997.
Ratner, Joseph, Spinoza on God, UMI, New York 1997.
Schipper, Lewis, Spinoza’s Ethics: The View from Within, Peter Lang Pub.,
Inc., New York 1993.
Spinoza, Baruch, Short Treatise on God, Man and his Well-Being, Tranlated
by A. Wolf, 1910, Elextronic texts, 3/18/1999:
http://home.earthlink.net/~tneff/build3.htm#TOP?/~tneff/short.
htm.
Spinoza, Benedictus De, Ethics, Trans., Andrew Boyle, Introduction by T.S.
Gregory, Heron Books, 1934.
Spinoza, The Letters, Translated by Samuel Shirley, Introduction and Notes
by Steven Sarbone, Lee Rice, and Jacob Adler, Hackett Publishing
Company, Inc., Indianapolis/Cambridge 1995
Wild, John, Spinoza Selections, Edited by John Wild, Charles Scribner’s
Sons, New York, Chicago, Boston 1930.
Yirmiyahu Yovel, ‘The Infinite Mode and Natural Laws in Spinoza’, God and
Nature: Spinoza’s Metaphysics, Ed. By Y.Yovel, Papers presented
at The First je E. J. Brill, Leiden, 1991. içinde.
Zweig, Arnold, The Living Thoughts of Spinoza, Cassell, London 1946.

6 yorum “Natura Naturans Ve Natura Naturata”

  1. Nurcihan gene alıntı yaptığı kaynağı belirtmemiş.

    Yukarıdaki makalenin tümüne buradan ulaşmak mümkün:

    link to dinbilimleri.com

    Kısaca harun yahya’nın din bilimleri akademik araştırma dergisinden bir makale…(bu dergide, ilahiyet fakültelerinden alınmış tezler yayınlanmakta)

    Yazar hakkında bilgi isterseniz :

    M. Kazım Arıcan

    Dörtyol İmam Hatip Lisesi’nin ardından Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsünde Din Felsefesi alanında yüksek lisansını, ardından da doktorasını yaptı. 1994-1995 yılında Ergani İ. H. Lisesinde öğretmen olarak çalıştı. 1995 yılında araştırma görevlisi olarak girdiği Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Din Felsefesi Anabilim dalında…”Panteizm, Ateizm Ve Panenteizm Bağlamında Spinoza’nın Tanrı Anlayışı” ile ilgili bir tezi ve sonradan aynı konuda bir kitabı mevcut.

    Şimdi diyecekseniz ki eee nolmuş?

    Olan şu: BU grubun amacı, bilime ve akla ait olan herşeyi zedeleyip, Herşeyi kendi allah’ları üzerine inşa etmektir. Tüm bunları bilime atfetselerde, yaptıkları içindeki bilim ve akıl örselenmiş amaçsız ruhlara sahip olmaktır. Yukardaki makale bilimden uzaktır.

    Spinoza din üzerine bir felsefe geliştirmemiştir. Etica’sı tartışmalara neden olsa da, Spinoza üzerinde en derin çalışmaları yapan günümüz felsefecilerinden Gilles Deleuze’e göre Spinoza tam bir tanrıtanımazdır.

    Fikirlerinin temeli, üç idea türüne yansıyan üç tür bilgi ve buna istinaden her tür aşkınlığın dışlanmasıdır. Aşkınlıkla uzlaşmaya girmemiş belki de tek filozoftur. Bu aynı zamanda ahlakın dışlanmasıdır.

    Varlıklara aşkın bir varlık,
    Varlığın ötesinde bir BİR,
    Bir tanrı, bir iyi yoktur.

    Hepsi varlığa içkindir (dahildir)

    İçkinliğin ancak kendine içkinlik olduğunu böylece sonsuzun devinimleriyle katedilen bir düzlem, olduğunu söylemişti Spinoza…

    Kısaca, aşkın iyi’nin olmadığı bir yerde ahlak yapılamazdı, zira bu durumda değerler, iyi ve kötünün ne olduğuna hükmederken, dikate alınacak değerler yoktur.

    Yaptığı şeye gerçeğin etiği adını verebiliriz.

    Not: Thomasçılık bir hiristiyan akımıdır. Spinoza yahudidir.

  2. link to dinbilimleri.com

    Aşık Veysel’de Dini Tecrübe adlı makalede vermiştim yalnız burda unutmuşum tabi gerekli bir hatırlatma saolun oikos.dip notlar,yazar,sayfa hepsi mevcut artık ooohh:)))derginin sahibinin kim olduğunu merak etmedim açıkçası onu da sizden duydum.ilk kez duyuyorum ve zannetmiyorum kendisine ait olduğunu.
    yazarı da tanıtmışsınız pek güzel elinize sağlık.
    Spinoza’yı bir süredir tanımaya, araştırmaya çalışıyorum, iyi oldu sizin de fikirlerinizi almış oldum bu vesileyle.Güzel bir açılım oluşturdu bu yazı ve bir dostumdan dinleme fırsatı buldum :)harika bir üslupla aktardı.Permenides’i,Gilles’i,Alman düşünce yapısındaki gelişmeleri anlattı ben de zevkle dinledim:)iyi oldu.

  3. Konu bu değil Nurcihan,

    Kazım arıcan’ın tamamen ironik bir şekilde anlam yüklediği “natura…” Kısaca “Spinoza bile panteist değildi” söyleminden ben felsefik bir çıkarım bulamadım, keza aynı şeyi Aşık Veysel için yazılan diğer gönderdiğin makalede bulmak mümkün.

    Ayrıca alıntıları yorumsuz bir şekilde yollamanı ve tam anlamıyla bir din misyoneri gibi hareket etmeni açıkça anlamsız buluyorum.

    Burada yazılar silinmezken, adnan oktar ve ekibi Dawkins sitelerini ve diğer ateist siteleri yasaklamak için yarışıyor. Tüm bu sebeplerden davranışını etik bulmadığım gibi şüpheli de buluyorum. Saf bir bilgi arayışı olarak değerlendiremiyorum.

    Spinoza ve diğer bir çok düşün insanlarını burada tartışabiliriz. Fakat belden aşağı vuruşlarla değil.

    Hem alıntıyı yollayacak hem de alıntı üzerine neredeyse bir kelime yazmayacak ve sonra da itirazlar gelince nolmuş yani diyerek kıskıs gülecek ve konuyu kapatacaksın.

    Hayır bu safça değil.

    Oik0s : Dawkins’in sitesinde “Türkiye sitemizi banladı” ibaresi ayrıca yanında Türk bayrağı var. Atatürk Türkiye’sinin bu haline bakıp gülenlerden olmadığını umarım.

  4. Konu daha nerelere yayılacak gerçekten merak unsuru bende.Dawkins ismini şu an sizin yazınızda görmekteyim.Bunu sitede beni tanıyanlar çok daha iyi bilir.Kendisini,fikirlerini kendi kaleminden hiç okumadım biraz önce araştırdım birkaç yazıdan.Yani şahısla ilgili sizin kadar derin malumatım yoktur.

    Tüm bu sebeplerden davranışını etik bulmadığım gibi şüpheli de buluyorum. Saf bir bilgi arayışı olarak değerlendiremiyorum.

    Tüm bu anlattığınız mevzunun benimle bir ilgisini kurmam imkansız.

    Hem alıntıyı yollayacak hem de alıntı üzerine neredeyse bir kelime yazmayacak ve sonra da itirazlar gelince nolmuş yani diyerek kıskıs gülecek ve konuyu kapatacaksın.

    Hayır bu safça değil.


    Bakın yukarıda yazıyla ilgili ilk yorumlarınızı okudum,açıklayıcı ve ilgi çekici ne hoş.Faydalandığımı söylemeliyim ;fakat mevzu şahsi rencideye gelirse orda bir dur derim.Yazılar eklenir üzerine isteyen yorumunu yapar,biz de faydalanırız acabalar kafamızda uyanır ve merak unsuruyla konu üzerine düşünmeye başlarız sayenizde.Yukarıda olduğu gibi.Yalnız konuyu saptırıp şahsıma ait değişik suçlamalarla farklı bir atmosfer oluşturulmak istendiği kanısındayım.Bu da benim hüsnükuruntum olabilir,diyeceksiniz.

    Gülüyorsam da girişilmek istenen tartışmayı komik bulduğum içindir.Konuları kapatma yetkim de yoktur ayrıca,kendi tarafımda konu kapandıysa da kapanmıştır,devam etmek isteyenler buyursun devam etsin derim ne diyeyim.Bakın ilk yorumunuzdaki fikirleri zevkle okuduğumu söyledim zaten.Yazılar üzerine yorum yapmamam bu kadar umurunuzda olmamalı.”Neden yorum yapmıyorsunuz illa yapın” gibi bir düşünce var. Buna tabiki de itiraz ederim.Yazıları okuyorum ilgimi çekenleri buraya taşıyorum.Farklı bakış açılarını almak istiyorum.Durum bundan ibaret de bazıları için bundan ibaret değil.

    …tam anlamıyla bir din misyoneri gibi hareket etmeni açıkça anlamsız buluyorum.


    Buradaki “misyoner” yakıştırmasını ben almayayım kimseyi dine davet etmek gibi bir kaygım yok burda.Baktığınız taraftan görünen buysa bunun için bir şey yapamayacağım doğrusu.Sizi bu görüşünüzle de başbaşa bırakırım.

  5. Forumseverler kimsenin “farklı bakış açısı” oyuncağı değildir.

    Bundan böyle senin yazılarına yorum yapmayacağım.

  6. Forumseverler kimsenin “farklı bakış açısı” oyuncağı değildir.

    Bir forumsever olarak,katılıyorum tamamen.

    Tabiki de olur benim için bir mahsuru yok.Size ikinci kez katılıyorum.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.