Herhangi bir düşüşten sonra.
Başımı kaldırdığımda,hayatın amacını gördüm;
İki çift tek vucut güvercinlerde.
Biri aşıktı,diğeri maşuk.
Biri yuvaydı,diğeri çatı.
Hem dosttu,hemde düşmandan koruyacak kadar temkinliydi,
Yuvayı korumak için çatıyı gözetlemek gerekti.
Bana baktılar kırmızı gözleriyle.
Konuştular benle;
Biz tek severiz,
Tek’dir aşkımız.
Bir kez aşık oluruz.
Biz neden yapamayız diye döndüm içimdekine.
İçerdeki sessizlikle bütünleşmiş,konuşmayı unutmuş.
Gene dışarı baktım;gönül güvercinlerine,
Aşk’a kanat açıp,aşkla uçtular önümden.
Çok güzel yazmışsınız,elinize sağlık..Güvercinler ve kumrular birlikte ne hoşlar ve ne kadar uyumlular, birliktelik içerisinde görev ve sorumluluklar gayet açık olarak belirlenmiş, istekler kısıtlı, hepsi benzer hareketlere, benzer tepkiler veriyor. Dolayısıyla gereksiz tartışmalar yapılmıyor, tartışan güvercinler gördünüz mü?:)Sanırım sahip oldukları tek zevk bir vücut olarak oturmak, birbirlerine ait olduklarını, çift olduklarını hisseder ve gösterircesine, daha evvel minik kumrular beslemiştim, salınca biri yüksek bir yere oturur, diğeri de hemen onun yanına yapışırcasına yer alırdı, koskoca yerde birbirine yapışık iki pinpon topu gibi otururlardı, onların o görüntüsü sevgi, bağlılık, birliktelikten alınan zevk ve güven duygusu verir, çok hoşuma giderdi..
SEVGİLER
İnsanın gönül güvercinleri bir kez uçmaya görsün, nasıl da aşka kanat çırpar, nasıl da sarhoş olur böyle!
Güzeldi.
Güzeldiniz.
”Biz neden yapamayız diye döndüm içimdekine” Acaba neden? Çünkü paylaşmayı bilmiyoruz. Kendi isteklerimiz ve arzularımızın peşinde koşmaktan, karşımızdakinin duygularını hiçe sayacak kadar empati yeteneğimiz gelişmemiş olabilir mi?
Evet medisis; toplumumuzda maalesef empati yeteneği yeterince gelişmemiş, bu yüzden duvara tosluyoruz hep. Bu yüzden ırkçıyız, bu yüzden başımızı kuma gömerek ve başkalarının da var olduğunu, onların da bizler kadar masum insancıl haklara hakları olduğunu görmek istemeyiz. Kendi beceriksizliğimizi batıya, “bizi zaten istemiyorlar”a mal etmeye çalışırız. Çünkü tüm beceriksiz insanlar başkalarını suçlarlar, öyle değil mi?
Halbuki küresel bakabilse insan bir, evrensel düşünebilse Mevlana gibi, Yunus gibi…
Biliyor musunuz medisis, hoşgörü konusunda Mevlana’nın, Yunusu’un, Hacı Bektaş’ın yaşadığı 13. asırdan daha gerideyiz şimdi toplum olarak.
Ah biz eşekler!.. Böyle diyordu Aziz Nesin, değil mi? Nedense bugünlerde yolda yürürken, araba kullanırken kendi kendime sık sık bu sözü tekrar ediyorum yine. Zaman zaman nükseder böyle:
Ah biz eşekler!
bu kadar, nokta;