Ayrılmak – Ayrılık, Bir Sanattır…

Giden günlerin ardından bakakalmak, bir nevi “seni sevemiyorum bitti artık” demenin diğer adıdır ayrılık. “Anlaşamıyoruz !! Birbirimizi yıpratmanın anlamı yok” da denilebilir bazen. Kalan gidenden daha mı çok acı çeker? O bölüm kapalı kutu.

Acı çekmek, gidenin gidiş sebebine bağlı olmakla beraber, genel olarak kalanın acısı daha büyüktür diye düşünülür. Bazen daha çok acıyı giden de çekebilir. Ayrılığın sebebi ya da sebepleri de önemli bir unsurdur tabi. Ne kalan ne de giden tam olarak çözemediyse konuyu hep bir yeniden başlama umudu vardır içlerinde. Konuyu çözen taraf zaten rüzgâr hızıyla uzaklaşır, ardına bile bakmaz. Çözemeyen taraf ise elleri yüzüne yapışık, göz pınarları kurumuş, kafasında türlü akla hayale sığmayacak gideni geri döndürme planları ki; bunlar plan (a, b,c,ç,d,e,f…) sürüp gider. Sonuç : planlar işe yaramazsa geriye artık pislik yapma tarafı kalır ve içinde ne var ne yok, ya adam gibi döker kağıda kimi, ya da giden zatın yüzüne kusar içindekileri.
İşte tam bu sırada insanın aklına şu nokta gelir takılır. Başlayışlar son derece kibar, son derece sevecen, son derece anlayış içeren düşüncelerden oluşurken, aynı tavır neden bitişlerde gösterilmez?

Cevap son derece basittir. İnsanın süper egosu bu noktada devreye girer çünkü. Bilinçaltı durmadan soru sorup kendi kendine dürtekler “sadece duygularımla mı oynandı” ego yanıtlar “hayırrrrr” … Yapacağın kısaca egoya “kapa çeneni” demektir. Yoksa rezaletin bini bin para ortaya dökülür durur.

Kimileri, ayrılık karşısında verilen karara saygı duyar ayrılık taraftarı olmasa da, gurur derki “bırak gitsin bitsin” yapacak bir şey yok. Okur okur filozof olur “gidene kal diyemem, kalana git diyemem, kalan yerini, giden yolunu bulur” kesinlikle öyledir giden yolunu bilir, genellikle kendini başka aşkların kollarında bulur, kalan da “onunki sahte aşk mışş zaten, anında gitti birini soktu hayatına, aman iyi ki bitti” diye avunur durur…

Ayrılıklarda sürecin ortaya koyduğu ve bireylerin doğru bulduğu bir yığın doğruluk payı da vardır. Örneğin zaman içinde birbirini kırıp dökme, incitme, hayâ içermeyen davranışlar, bir tarafın sorumluluğunu bilememesi, yıpratıcı tavırlar içeren bir ilişkide her iki taraf mantık çerçevesinden baktığında ayrılmak en doğrusu gibi görünebilir. Ama asıl doğru olan sonucun sorgulanıp karar verilmesi kadar, karardan sonraki sürecin saygı çerçevesinde geçirilebilmesidir. Bir de ayrılıktan sonra, hemen bu boşluğu doldurmak yerine, bu ayrılığı kalbe ve akla kabul ettirmek, gerekirse yeniden sorgulamak, ve yasını tutmak…Sürecin acısıyla tatlısıyla geçirilmesi, gerekirse içinden çıkılmayan, aşılamayan konularda psikolojik destek alınması en doğrusudur.

Başka bir açıdan bakılırsa konuya ayrılıkların ardından, karşı cinse bundan böyle bir güvensizlik de baş gösterebilir ki; bu ayrılıkların acısından daha acı bir durumdur. Bunun asıl sebebi ayrılıkların kabullenilmemesidir. Ön yargılı düşünmektir. Hemen ego devreye girer” elini sallasan ellisi” v.s gibi telkin edici cümleler kurmaya başlar zihinde. Yapılacak şey yeniden egoya “sus” demektir. Bu tür saçma düşüncelerle zaman kaybetmek yerine, ayrılıkta ki neden ve sonuçlar üzerine kendimizi sorgulamak, bu sürecin daha faydalı geçmesine yardımcı olabilir.

Bir başka yönden bakılırsa, uzun süreli ilişkilerin bitimiyle, “yazık oldu emeklerime, yaptığım fedakârlıklar gözüne dizine dursun” şeklinde arabesk bir tavır sergilenmeye de sürükleyebilir kişileri. Kullanıldığını hisseder ve daha derinden yaralanır düşündükçe. Sinir olur, kafaya daha çok takar, kendini paralar dolayısı ile karşı tarafa da yansıtmanın şeklini bulur konuyu. Gitmiş bitmiş olmasının bir önemi yoktur bu bağlamda. Sessiz telefonlarla rahatsız etmeden tutun da karşısına çıkıp laf sokmalara rezalet çıkartmalara kadar dayanır konu. Olay çok düzeysiz, seviyesiz bir hal almaya dönüşür. Bazen hastane, karakol, hatta ölümle sonuçlanabilen vakaları okuyoruz gazetelerden. Bakış açısının, belirli eğitim seviyesinin, onurlu insan olmanın, ruhsal durumların gereklilikleri ortaya çıkar böylece. Hayatımıza sokacağımız insanları analiz etmek, başlangıçların ve bitişlerin temelini oluşturabilir mi?

Ayrılıklar oldukça göreceli bir konu, örnekleri çoğaltmak mümkün elbette.

Peki, ilşkiler iki tarafa da acı vermeden bitirilemez mi?

Mademki ayrılıklar kaçınılmaz olaylar, ayrılmak bir sanat haline getirilemez mi?

Her iki tarafı da mağdur etmeden, duygularımızı ve kendimizi eğiterek, bağlılıkla, bağımlılığı ayırt ederek, özgüvenimizi geliştirerek ilişkileri ve sonları yıkımsız acısız hale getiremez miyiz? Ayrılıklardan sanat eserleri inşa edemez miyiz?

Duyuyorum “saçmalama delişey” …

Niye saçma olsun ki?

Ayşe ÖZEN

14 yorum “Ayrılmak – Ayrılık, Bir Sanattır…”

  1. Ben sizi bir yerden tanıyorum amaaa:)…

    Siz de söylemişsiniz; çok çeşitlidir ayrılıklar… Evlat acısını ağıtlara dönüştürüken analar yapılan sanattır…
    Diğer ayrılıkların da sanata dönüştüğü bir yer olmalı… Bu yer, bu nokta çok güzel…

  2. Bireysel olarak mümkün bu önerileriniz. Topluca olması çok zor gibi. Çünkü insanlarda, egoyu öyle susturabilecek irade yok malesef henüz.

    xenix

  3. aaaa nereden tanıyorsunuz acaba???

    yazılarımdan dır belkide bir çok yerde yayımlanıyor…

    evet sanata dönüştürmek lazım ki kimse eğilip bükülmesin ziraa “insandır, insanın zehrini alan” değil mi ama???

  4. kesinlikle değiştirilmesi gerek sevgili xenix, zaten değişime önce kendimizden başlamak gerekmiyo mu?

    pozitif örnekler faydalı olabilir:)

  5. Sevgili delişey, sanatın sadece görsel sanat tan ibarat olmadığını, insani ilişkilerin de çok önemli bir sanat hatta zenaat olduğunu bu güzel insana dair insani yazınızda çok güzel vurgulamışsınız. Beyninize, yüreğinize sağlık.

    Hoş geldiniz. Neş’e verdiniz. :))

  6. venüs teşekkür ederim

    aslında anlatmak anlatabilmekden ziyade, anlayana ulaşabilmek ne güzel…

  7. İnsanların çoğunun ayrılmayı beceremediğini bilirdim, ancak bunu bilmenin bir sanat olarak görülebileceğini düşünmemiştim doğrusu.

    Sanat mıdır değil midir ona girmek istemiyorum; ancak insanlar genelde ayrılırken kırıp döküyorlar her yeri. Hele tehditler, aşağılamalar yok mu?..

    Oysa insanlar giderken de birbirlerine saygı göstermesini bilmeliler. Bu saygı sadece karşıdakine değil, aynı zamanda yaşanılan ilşkiye duyulan bir saygıdır. Eğer hakaretler yaşanıyorsa ayrılırken, o zaman yaşanılan onca güzel şeyin hiç bir kıymeti kalmaz, geçen zaman da boşa harcanmış demektir.

    Ayrılık elbette güzel değildir; ancak ne kadar zor olsa da aşkın bir parçasıdır ayrılık yine de. Sevenler, yaşanılan güzel şeyler için teşekkür etmelidirler birbirlerine giderken. Önemli günlerin yanısıra zor günlerde de birbirlerini hatırlamalılar ve dostça birbirlerini desteklemelidirler.

    Bu yüzden her zaman şunu söylerim: Bir insanın kalitesi ancak ayrılırken gösterdiği duruşu göre belli olur.

    Bense ayrılırken sevgililerime yine aynı aynı cümleyi söylerim: Seni seviyorum.

  8. ne güzel, pek güzel de @kaplumbağa genelde sevgi olduğunda ayrılık bir süre saklanır kapı ardına.

    ve çok doğru ayrılıklar bazen insanın iç dünyasına verdiği özeni çıkartabiliyor ortaya…

  9. Ben hem giderim, hem ağlarım diyenlerdenim. Ayrılık kaçınılmazsa elden ne gelir?

  10. ayrılık kaçınılmazsa bunu pozitife çevirme yollarını arayıp filozof alacaz işte:)))

  11. Valla ben filozof milozof olmaktan değil, hakiki bir zorunluluk durumundan söz ediyorum. Ayrılık bir karardır. O kararın verilmesine neden neyse elbette kişisel bir yarar gözetilmiştir. Bu yarar dahi, ayrılık kararının hüznünü, ağırlığını azaltamaz. Ayrılık bu ağırlığa rağmen ayakta durabilme gücü gerektirir. Kararı veren bu gücü bazen ağlayarak taşır, bazen gülerek..ama bir süre, belki uzun bir süre taşır. Sonra bir bakmışsın ki!..

  12. haklısın ne diyim @spartacus…

    sonuçta ayrılıklar da sevdalara dahil değil mi ama??? kaçınılmaz…

  13. Ayrılıkta sevdaya dahil ne yazık ki:( her seven kavuşsa adı aşk olurmuydu onuda düşünüyorum bazen.

  14. Bağımlı kişiliklerde ayrılmak bırak bir sanat olmayı, resmen “rezalet” halini alabiliyor.

    Biliyorsun bitmesi gerktiğini ama o “bitti” kelimeciği kabul edilemez bir “hırs” yaratıyor bağımlı kişiliklerde. Ve sonuç “rezalet” …

    Allahçım irede talep ediyorum, hepimize :)))

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.