Ölümden korkmayınız siz varken zaten ölüm yoktur.. Ölüm varkende siz olmayacaksınız .
Gerçek manada ölüm varmıdır ?
Kurana yani Allah’a göre yoktur. Şayet gerçek manada ölüm olsaydı ahirette bütün insanları yaratacağını söylemesi abes olurdu.
Ateistleri ise tek yanıltan şey ÖLÜM konusudur.
Öleceğiz kemik yığını ve toprak olacağızda binlerce sene sonra milyarlarca insanı yeniden Allah diriltecek ohooo . olmaz bir şey diye düşünüyorlar.,
Kainata ve dünyanın çalışma düzenine bakalım. Hiç bir şey yok olmuyor. sadece şekil değiştirip karşımıza çıkıyor. yani üretilen şeylerde öyle tüketilmese bile çürüyerek sürekli şekil değiştiriyor. Düşünsenize Dünya kurulalı beri sadece üretilen karpuzlar böylece kalsa dünyada oturacak tek yer kalmazdı diye düşünüyorum 🙂
Kainat evren bütün düzenekler böyle çünki yok olma yok.
Var ve hep var. Ruh ta aynıdır. vardır ve hep vardır.
madde sadece enerjiye dönüştürülebilir ama yokedilemez. Ruh ise zaten enerjinin ta kendisidir.
var ve hep var olmak ayrı şey ^^kendi benliğinin farkında olmak ^^ ayrı şeydir.
Ruh denen enerjiye verilen görev işte budur: düşünme yeteneği..
düşünme gücü ve kendini bilme yani farkındalık.
Ademi yarattım sonrada ona RUH’umdan üfledimderken…
Sonsuz enerji yani sonsuz düşünce gücü kendinden bir enerji göndererek insana düşünme gücü ve yeteneği vererek Dünya tiyatrosunu başlatmıştır. hayvanlar ise sadece beyinleri programlanmış düzeneklerdir.
Bir kısmı sadece ot yerken bir kısmı sadece et yer örneğin.
tat almakta RUH un beynin yorumlamısının farkına varılmasıdır.
Tat sadece beyindedir. elinizdeki meyva yada bal tatlı değildir örneğin yani balın sizin beyninize ulaşması mümkün değildir. Beynin dışına çıkıp maddenin kendi ile muhatap olsanız tasız tussuz ve renksiz bi dünya ile karşılaşırsınız. Yoktan varetmek sadece dünyayı ve evreni yaratmak değil. tatsız tussuz ve renksiz bir dünyayı. Görenlerin ve tatanların inanacağı bir sanal alem yaratmaktır ayrıca.
yoksa köpek ve domuzlar niye b.k yesin. Sinekler neden bataklıkta yaşasın. ve programladığınız hayvan türlerine sanki maddeden tat alıyormuş rolünü vereceksinizki (yalanmak ve kuyruğunu sallayıp bir daha istemek gibi) Düşünen insanlar bak gördünmü hayvan tat alıyor diyebilsin.
Her şey , düşünme gücümüz bile hep zıttı ile düşünüp kararlar veriyor.
var yada yok gibi. bunun için yaratılışçılar var diyor inanmayanlar yok diyor tanrıyı. Başka bir seçenek yoktur düşünme sisteminde fakat ;
Aslında Tanrı hem var hemde yoktur !!!!! şaşırmayın…
Tanrı madde olarak yoktur……
fakat Metafizik olarak her yeri kaplayan ve ondan başkası olmayan bir Tanrıdır. Yani Tanrı YOK_VAR dır. Kendini herşeyden münezzeh olarak nitelemeside bu yüzdendir.
Bunun için var diyenlerle yok diyenlerin mücadelesi kıyamete kadar sürecektir.
SOYUT ve SOMUT her zaman olacaktır ve tartışılacaktır.
Fakat bildiğim bir şey varki bir insanı diriltmekle yüzmilyar insanı aynı anda diriltmek Tanrı için aynı şeydir. Bu sizi yanıltmasın dünyaya kaç milyar insanın gelip gittiği ile ilgili düşünceleriniz……..
Sitemizin ateistleri bu konuda ne diyecekler acaba? Tek yanıltan şey ölüm müş. Geriye kalan her şey tam tamına yerine oturuyor, ama şu ölüm konusu bir türlü oturmuyor hep yanıltıyor.
xenix
Hmm.. “Saygı” çerçevesinde şöyle bi cevap vermemiz gerekiyor sanırım; evet sevgili metafizik, ne kadar güzel anlatmışsınız, haklısınız.
(veya şu: fikirlerinize katılmamakla birlikte saygı duyuyorum:)
Heee..Yeri geldi o halde ve bi alıntıyla bağlayalım;
21.04.2010:
“..Ha kimisi gelir, öyle dalaylama modunda gezinebilir, nihayetinde tercih meselesidir. Ama sonsuz us ve benzeri sitelerde sahne alıp vakit geçirmek isteyen insanlar da daha en başından çok temel birşeyi kabul etmelidir. O da ( bence) şu; Bu sahnede eğlenmek beleş değildir, ve – inandığınız değerler, kişiler ya da tabularımız neye benzerse benzesin- bu fiks menü bedeli bazen fazlasıyla sıkıntı verebilir.Çünkü hepimiz söz söyleme hakkını alırken , karşımızdakilere de bizi ve inandıklarımızı hırpalama hakkını devretmişizdir.
Bakın, bir dereceye kadar hırpalamak filan demedim özellikle, neyse o. Yani yelpazenin bir ucunun nereye kadar açıldığı gayet net , ama diğer ucu nereye kadar kapanır orası biraz flu. Burada bulunan kişi de bu kapalı ucun fluluğunu bilerek gelmelidir diyorum ben. Hatta bunu kabul etmiyorsa hiç gelmesin daha iyi diye de ekliyorum.
Mesela hiç olmadık bir yerde makul ya da makul olmayan bir ironi (makulun ne olduğu subjektiftir sonuçta) sizi ya da beni bulabilir. Ya da bir başkası yağlıboya ve fırçasıyla bizi kovalayabilir, hatta canımızın çanına ot bile tıkabilir, çünkü kimbilir, belki bizden daha zekidir, belki bizim aklımıza gelmeyen şey önce onun aklına gelmiştir, hatta belki bizi gayet estetik bir biçimde rezil etmiştir, ya da kimbilir de kimbilir… E her oyunun da kendine özgü bir sertliği var işte.. etik metik dedik diye pamuktan şehir inşa etmiyoruz nihayetinde..
Sen benim kafamın içindekinin ne için yaratıldığını soracaksın hışımla, ben de senin peygamberine ışın kılıcı şakası yapacağım. Al fener senin, tut kıvrımlarına beynimin, ve ben de bırak kendi ironimi karanlıkta dillendireyim. Yok ama o da olmaz dersen…….” (E o zaman da Temel’in grup seks hikayesine döneriz mecburen.)
Bu arada alıntı dediysem kendimden, google’ye kulluk edenin elleri kurusun:)
Bununla birlikte yazı ali k’nın ilgisini çeker belki, hani subjektif idealizmle objektif idealizm arasında gidip gelmek demiştik ya geçenlerde..
Aha bu.
(Lakin yazarın felsefe alt yapısı zayıf olduğu için ifadeler biraz şey tabi.. )
not: yine de farzedin ki kısa bi film çekildi bu metin için.. ve soru: ışık topu ve görüntü efektsiz olur muydu ?:)
Siz ateistmiydiniz…..Ben inanlara yazmıştım ))
Gördüğünüz gibi savunma mekanizmasına kendini şartlayan insanlar dünyanın en doğru ŞEY inide getirseniz inkar edecektir. dediğim gibi başka alternatif yoktur. Her şey zıttı ile. Siz yazdıkça felsefemin doğruluğuna bir o kadar inanıyorum. haydi hemen itiraz edin. karşı teziniz ne ? Yukarda göremedim sadece itiraz var karşı tez yok. sadece inkar ve çok tanıdık bir söz: İnkarcıya hiç bir zaman inkarı kar sağlamamış.
aramızdaki farkta zıttı ile : siz ölümün varlığına inanıyorsunuz ben gerçek manada ölüm olmadığına inanıyorum.
Beyninizle düşündüğünüzü sanıyorsunuz değilmi _?
Bunu kanıtlayabilirmisiniz ? beyin’in içinde olmakla beyin’in düşündüğünü iddia etmek farklıdır. Bence bir düşünün bakalım….
Beynin içinde düşünen ve bedeni yöneten bir METAFİZİK HAFIZA KARTI olmak sizi üzermiydi gerçek açıklansa ?
Ben hafıza kartı olmaktan memnunum. Milyarlarca hücreden meydana gelen bir ROBOT emrime verildiği içinde memnunum.
Aramızdaki farkta milyarlarca hücreden meydana gelen bu ROBOT u
^^BEN^^ sanmanızda. ve ne tesadüf milyarlarca hücre bir araya gelerek SEN^^ i oluşturmuş. Beyninde bir kıyamet karbonhidratlar ve yağlar bir araya gelince düşündüğünü sanıyorsunda aynı karbonhidrat ve yağlardanda yüzmilyarlarca hayvan(robot) lardada olduğunu düşünemiyecek kadar gözlerimiz kör olmalı ((((
Ha bi de böyle çok bilmişlerdir işte.
Dediydim ya, onkoloji kongresinde söz alan kuaförler derneği başkanı. (Lafı doktorlara değil elbet, bilakis kanser denilen hastalığa karşı 🙂
Okumadan “yazan” bi tipoloji.. Ha bi de diyo ki; ne yani siz şimdi beyninizle düşündüğünüzü filan mı sanıyosunuz yaneee.. (karşı tez yokmuş ona bozulmuş.)
Sarı kızın yeni macerası.. Bu sefer de metafizik hafıza kartlı.
not: Metafizik hafıza kartım olsa sevinirdim ben. Ölçebildikten sonra daha ne, ister buhar olayım ister sinyal. Osuruk bile ölçülüyo yahu, sesi- kokusu çıkış hızı vesaire.
Ha işte tam da burda derler ki adama; sen osuruk bile değilsin daha. Yani misal işte. Konu bağlamında.
10 puan… yorumuna karşı tezine ve seviyene… devam biraz daha dozu artırırsan yıldızlı 10 gelecek
Metafizik fizik ötesi yani madde olmayandır nasıl ölçecen osuruk uzmanı ))
“tat almakta RUH un beynin yorumlamısının farkına varılmasıdır.
Tat sadece beyindedir. elinizdeki meyva yada bal tatlı değildir örneğin yani balın sizin beyninize ulaşması mümkün değildir.”
Alıntıladığım bölüm dil açısından tam bir cehalet örneği. Elbette konu bu değil. Ancak azıcık da dil öğrense önce?…
Aslında bu kişiyi okumayacaktım. Okumuş bulundum. Kendisine yardımcı olalım, dostları alışverişte görsünler.
Şimdi buraya bir küfür yazsam, şahsın beyni onu okur mu acep?… (Dertlerim kalkınca şaha, öyle yaparım da…) Hani gerçekte öyle bir şey olmadığını, bunun kendi beyninin bir yanılgısı olduğunu kanıtlayabilir miyiz ona? Yoksa “hakaret ediyorsun” diye cıyyaklar mı? Peki ama “hakaret tadını” nerden alır o zaman bu şahsın beyni? Yani bizim buz gibi küfrümüzü onun beyni mi ona küfür olarak yorumlar, yoksa biz küfür etmiş mi oluruz?
Bir önceki yazımda “Sonsuz Us ve Haklar” başlığı altında yazmadığım bir şey varki; şu ara “küfre düşmekten” kendimi alamaz oldum. Ancak direnmeye devam edelim…
Yokluk ve boşluk yoktur demiştim daha önce. Yokluk varlığın bir başka varlığa göre aldığı durumdan ibarettir ve bu durumu anlatmak için insan beyninin soyut bir üretimidir. Bu anlamda evren varlıktan ibarettir. Evrendeki tek yokluk ve boşluk, bilerek ya da bilmeyerek, anlayarak ya da anlamayarak metafizikçi olmuş göklerin, “hafıza kartındaki” bilgi yokluğu ve boşluğudur…
Metin Demirtaş’tan:
Nasrettin Hoca ile Softa
Hoca ile softa arasında bir tartışma
Hoca,‘‘her şey değişir zamanla’’ dedikçe
‘‘Değişmeeez’’ der durur softa,
Hoca somut örnekler sunup bastırınca
Bizimki, kurnaz, alaysı bir dille
Hoca’yı onaylarcasına:
‘‘-Haklısın hocam der, Allah gecinden versin
Bir gün öleceksin, mezarında otlar bitecek
Bu otları bir eşek yiyecek, şuraya dışkılayacak
Ben bakıp eşeğin döktüklerine
Sesleneceğim:
“- Yahu hoca, ne kadar değişmişsin!’’
Hoca, ‘‘vazgeçtim savımdan” der
Ve sürdürür sözü:
Eğer bu dediğinin tersi olursa
Bu kez ben bakıp
Senin mezarında otlayan eşeğin döktüklerine
Ben sana sesleneceğim:
“-Softa haklıymışsın, hiç değişmemişsin!’’
Gamaro TEZ getir adama, yanında bezi unutma!…
Vay vay 🙂
Yani okuma bu işte..Alırsın takip edersin bi lafı, ve sonra kendi şüpheleriyle birlikte iade edersin sahibine. Peki ya cevap: metafizik ölçülmez ki bi kerem, hadi ordan osuruk uzmanı. (işte bu kısım -yani virgülden sonrası- spontan materyalist tavırdır Lenin’in tabiriyle ve görünüşe bakılırsa çok daha iyi tatmin etmişe benziyor metafizikondokuzu:)
Ha bu arada mutluluklar paylaştıkça büyür desturundan hareketle;
Şimdi osuruk diye bişey var mı? Var..
Peki ya bu osuruk denilen şeyin bir takım ölçülebilir ve gözleme açık özellikleri olduğunu bilebilmek için uzman olmaya gerek var mı? Yok..
Yani metafizik19’un osuruk uzmanı tezi biraz gevşek aslında. Ama madem karşı tez istiyo ısrarla kendisi, buyrun bu da benimkisi;
(baştan alıyoruz)
–Şimdi osuruk diye bişey var mı?
–Var..
–O halde bi de osuruk “ide”si olmalı..
–pek tabi..
–Ha işte metafizik19 da bunun uzmanı.
Metafizik, dil bilgisi hatalarını falan hadi geçelim görmezden gelelim ama yazınızın kurgusu, ifadelerde, kavram kullanışlarında yanlışlar, parçaların bütünü oluşturamayıp kıvranışı, bilgi kırıntılarından inşaa edilmeye çalışılan ve hakikat gibi önümüze sunulan tarzı vs. daha ne desem ki…
Aslında yazma şevkinizi takdir ediyorum, yazmayı, düşüncelerinizi paylaşmayı seviyorsunuz belli ki ama yazıyı olgunlaşmadan böyle karalama defteri gibi sunmanıza alışamadım. Okurken şunları düşündüm:
Yazarken kendinizi, duygu ve düşüncelerinizi olabildiğince basit anlatsanız bunca karmaşadan daha yeğdir.
Örneğin; “Ölümden korkmayınız” diye başkalarına hitaben niye başlanmış ki yazıya, sanki tüm insanlık ölümden korkuyor bir tek yazar bunu aşmış gibi bir izlenime kapılıyor insan. Ya da ateistlerle ilgili bir çıkarımda bulunulmuş, tanrı tanımaz olmalarının tek sebebinin yeniden dirilişe inanmayışları olduğu kanısına çabucak ve şüphe götürmez bir biçimde varılmış. Kaç ateistle iç içe yaşamış acaba yazar? Bunu ona bir ateist mi söylemiş? Eğer öyleyse bunu genel geçer bir gerçekmiş gibi sunmak yerine 1 ateistin sözleri olarak sunmak daha doğru olmaz mıydı?
Yazar “Ölümden korkmuyorum” diye başlayıp, felsefe yapıyor havasına girmeden, konuyla ilgili kendi düşüncelerini yazsaydı ayakları yere basan, samimi bir yazı olurdu. İnsanları etkilemek için süslü laflara gerek yok aslında, türkü mesela. Ne kadar yalındır türküler, ama bir o kadar da derin anlamlar barındırırlar. “Herkesin bir derdi var, durur içerisinde” devrik bir cümledir, ama bu altı kelime neler anlatır insana.
Bilmem derdimi anlatabildim mi?
Bu yazı (yani ana metin) sergilediği metafizik partizanlıktan bağımsız olarak pek çok görgüsüzlükle doludur.
Bertrand Russel’ın bir sözü vardı, tam da buraya uyardı.
Neyle dolu olursa olsun bence yazmayı denemesi önemli. İnsanlar için konuşma metinleri, mesajlar yazarım hiç zorlanmadan, ama konu kendim için birşeyler yazmaya gelince hep ötelerim, üşenirim. O yüzden metafiziğin yazma isteğini takdir ettiğimi söyledim. Hatalarını kabul eder ve onları iyileştirmek için çalışırsa yapabilir. Ben yazım tekniklerini biliyorum da ne oluyor, bir sürü fikrim var ama isteğim yok. Metafizikte ise istek var.
Metafizik gördüğün üzere sen metin yazımını iyileştirmeden tartışmak istediğin konular bir müddet böyle havada kalacak gibi gözüküyor.
Ne olduysa bu matrix filminden sonra oldu. Bir anda hafıza kartları, sanal dünya, veri işleyen beyinler vs gibi fikirler çıktı ortaya. Aynısını Adnan Oktar tayfası da savunuyor.
Neymiş beyniyle düşünmüyormuş.
İçki içtiğinde neden düşünemiyorsun? Ruhun mu sarhoş oluyor?
xenix
Bu dünyanin en büyük sorunu, akıllıların şüpheci olmasıyken, aptalların kendilerinden son derece emin ve kararlı olmalarıdır.
Vay be yazdığım yazıyı bir daha okudum sonra yazılan yorumların hepsini…. XeniX komik geldi. şöyle yazmış :Neymiş beyniyle düşünmüyormuş.
İçki içtiğinde neden düşünemiyorsun? Ruhun mu sarhoş oluyor?
Acıyıda çeken ruhmu beyinmi ? Hiç Amerikada sığırlara NAL (ait olduğu çiftliğin sembolü kızgın bir damga) ile vurulduğunda seyrettinizmi hiç.. ben seyrettim . Yaklaşık en az 500 derece sıcaklıktaki nal kızgın ateşten çıkarılır ve hayvana vurulur. Sığır önce mööö diyor sonra yerden kalkıp biraz ötede bulunan ot kümesinden yemeğe başlıyor. Hiç acı belirtisi yok
Oysa Bir insana uygulama şansımız olsaydı bunu ne olurdu ?
günlerce haftalarca bu acıyı çekerdi…
Şimdi biri çıkıp uyuşturuculardan ve ilaçlardan bahsedip acı çekmenin önlendiği anlatabilir. Ama – Sığırlarda hiçte ilaç olayı yoktur. Çünki hayvanda RUH yoktur. Düşünen şey RUh deyince sadece düşünür acı çekmez sarhoş olmazmı algıladınız ? Öfkelenende intikam almayı düşünende plan program yapanda hatta çoğu konularda yanılanda RUH tur. tat alan koku algılayanda Ruh tur. Özellikle cinsellik konusundada sorum olabilir: Birlikte olduğunuz kadındanmı yoksa sinir hücrelerinin kendi beyninize gönderdiği etkilerdenmi yani kendi bedeninizdenmi ZEVK alırsınız? şayet böyleyse erkek erkeğe yada bir hayvan (eşek)larla bunu yapanlar eşektenmi zevk almaktadır ?? Beynin sinir sistemi ile beyninize verdiği farklı etki RUHa doyumsuz Zevk aldırır. Yani beyin değil RUH zevk alır. Yoksa RUH= eşittir düşünen şey deyince sadece düşündüğünü algılamanız sizin hatanızdır..
Hüseyin kardeşin yazısı takdir edersinizki kaale alınmayacak cinstendir. Gamaro osuruğun ne hızda nekadar gibi ölçümler yapılabildiğini biliyorsanız size osuruk uzmanı dememde sakınca yoktur çünki böyle bir şeyi düşünemedim bile şimdiye kadar hatta hayıflandım vay be neler varmışta haberim yokmuş diye. Sanırım insanlık için osuruk uzmanlığıda lazım olabilir.
Hatta bir dernek kurabilir ve başkanlık yapabilirsiniz bu konuda…
Barden akıllı ve ılımlı….
saldırmaktansa düşünmeyi yeğliyor.
Sen şimdi diyorsun ki, hayvanlarda RUH yoktur. Bu yüzden zevk almazlar, acı çekmezler.
Yani aslında bu cümlen şu anlama da geliyor. Ben hiç zevk alan bir hayvan görmedim. Bir kedi zevkten mırıl mırıl mırlarken aslında bizi kandırıyordur. Veya acıdan kıvranan bir hayvan numara yapıyordur. Bu arada hesap yapan, alet geliştiren, sayı sayabilen hayvanları zaten hiç görmemişsin ayrı konu.
Sen ruhunla değil de biraz beyninle düşünmeye çalış bence. İyi geleceğine eminim.
(Bu arada alkol molekülleri ruhun neresine etki eder? Madem ruh sarhoş olur diyorsunuz. Ha birde bu ruh 21 gram mı? )
xenix
Hani trollere yem atılmayacaktı. Yukarıdaki saçmalığa cevap yazmak bu anormaliteyi kâle almak demektir.
Düşünmüş, düşünmüş arkadaş dost site ruhsalplatformda yıllardır konuşulan yere varmış. Üstelik bir de yeni birşeymiş önümüze koyup, bizden bunu sorgulamamızı istemesi akıllara zarar ya… Ne diyelim geçmiş olsun.
Tanrıyla arkadaştır bunlar tanrının nasıl düşündüğünü ve ne yapacağını da bilirler, demiş ya:
Fakat bildiğim bir şey varki bir insanı diriltmekle yüzmilyar insanı aynı anda diriltmek Tanrı için aynı şeydir. Bu sizi yanıltmasın dünyaya kaç milyar insanın gelip gittiği ile ilgili düşünceleriniz……..
Komedi…
“Sanırım insanlık için osuruk uzmanlığıda lazım olabilir. Hatta bir dernek kurabilir ve başkanlık yapabilirsiniz bu konuda…”
Ha şimdi lafı yedin içine oturdu da ondan sonra yav ben de bişi diyeyim aman ha altta kalmamalıyım kıpraşıklığı içerisinde geldin de bunu mu buldun?:)
Dosdoğru yani.. Hani bodoslama derler ya, tam da öyle işte. Ve de ikinci sefer.
Sahi Metafizik19, hiç düşündün mü mesela sen ve senin gibiler neden bi türlü beceremiyorsunuz bunu? (yani bodoslamalık yapmadan da ince ve iğneleyici bişeyler karalamayı?)..hakkaten hiç kafa yordun mu? Hani tartışma çıktı mı (ki çıkabilir elbet, hayat bu) ya da biri sana bi laf soktu mu… biraz da zeka ve estetik görsek diyorum yani.. Siz ki kainatın sırrını hiç kimsecikler bilmezken bilen ve beynin düşünce üretmediğinden tut da hayvanların aslında acı çekmediğine ve olası bütün kuantum dalgalarının en hakiki hakikatine kadar vakıf olmuş kişilerken.. oluyo mu şimdi böyle osuruk uzmanı, osuranlar derneği başkanı filan?.. E olmuyo işte.. hani demende bi zarar yok aslında ve beni ırgalamaz da, ama dedim ya; hiç sordun mu kendine acaba neden hep böyle bodoslama?
Sakın ha soyut düşünüş zaafiyetin ve cehaletinle alakalı olmasın tüm bunlar? Ha bi de “sanatsızlığın”.. He?
Demek hayvanlar acı çekmiyor ha…. bu da son bomba.. ve en memelisi bile.. İnanılır gibi değil, yarın birgün sıkacak taşaklarını zavallı bi köpeğin ve bayıltıncaya kadar.. o zaman da diyecek ki bakın acı yok, uyku saati geldi sadece ve uykuya daldı..hemi de mışıl mışıl..
İnsanın kanını donduran bi cehalet ve cesaret.. Gerçeklikle ilişkisi kopmuşlar için de kesin bi teorin vardır senin (mesela şizofren ve diğer bütün psikozlar).. Sahi nerde onların ruhu ve acı?
Ha yavrum ha bi daha bodoslama.
Bu dindar tayfası, düşünür; tanrıyı kafalarında şekillendirirler. “İnsanları diriltecekmiş” mesela…Peki ya aksi düşünce ? Ya tanrının canı diriltmek istemezse… Aman ya bu sefillerle mi uğraşacağım derse ? Diyemez mi ? Neden demesin ? Tanrı değil mi ? Biz mi şekillendireceğiz onu, son anda fikir değiştiremez mi ?
Başka türlü düşünelim:
İçimizden birinin bir an Tanrı gücüyle donatıldığını düşünelim; Ve o kişi karar verip ve metafiziğin ailesini yok etsin. Ne diyecek metafizik tanrı böyle mi istedi, sevecek mi o tanrıyı (kişiyi), bağrına basıp aman mı dileyecek? Canlı kanlı karşısında duran; ölüm kusan, kayıran, vaadeden ve tüm bunları adilce yaptığını, bilinmeyen! amaçlarının olduğunu söyleyen bir tanrıya karşı ne düşünecek acaba ?
Şimdi kolaylıkla sallıyor, aslında karşısında cismen olmayan tamamen kendisinin şekillendirdiği bir tanrı durmaktadır. Üstelik bu tanrı ne denirse onu yapan bir tanrıdır.
Hayal güzeldir.
Tanrıyı bozmak istiyorsanız dindarlara emanet ediniz…
Onlar gereğini yapar.
Kişide (insanda) “deneysel halusinasyon” yaratabileceğiniz etken maddeler vardır, farmakoloji derslerinin tipik sınav sorusudur.
Ha bi de hepimizin bildiği genel ve lokal anestezik ajanlar vardır (örn. ameliyat neyim gerektimi hastanalerde kullanılır)
Amma velakin veteriner hekim diye de bişey vardır ve tesadüfe bakın ki onlar da ameliyat yapar… Hmmm.. Peki ya anestezi? Yok anam ne anestezisi, bildiğin ruhsuz hayvan işte, kes gitsin beaa. (di mi ama, acı yok nası olsa?)
Metafizik19.. sen cahilin önde gideni bi zavallısın ve eğer birisi benim bu ifademe hakaret derse ben onun alnını karışlarım.
xenix yine düşünmek yerine saçmalamış ve komik olmuş )).
Ya hayvanlar zevk alıpta mırıl mırıldanıyorsa neden bu işi insanlar gibi yılda 50-100-150 kere değil sadece yılda bir kez deniyor.. Çünki sadece üreme içgüdüsü verilmiş. zevk almaları için değil.
Faraza ben derim ” bunlar boş iş” biri der “Bunlar boş iş demek boş iş” …Bu güzel bir eleştiridir. “senin yaptığın boş iş” denildi mi hedef olay değil şahıs olur..İşte şu facebook ortamında bunu anlayamadım ve anlatamadım gitti..
..
Örneğin “Bilmediğim bir kavrama inanmam sahte bir inanmadır.Bunların başında da İMAN gelir”
diye görüş atsam.. Altım üstüm kalmaz.. Aslında hiç biri ne iman bilir ne Kur’an..sorsam nedir ne değildir..cevap veremezler ..insan bilmediğine inanır mı?.. anlamadığının peşine gidebilir mi? hele bu kavramsa..
İşte bunu yazdım diyelim..Yazım Ortaya..Konu kavram..kavrama..
ama hemen cevap yetişir “sedat bey siz kendinizi bilseniz böyle yazmazsınız”..
vs..
İşte bu yaklaşımı ben ciddi ciddi Akıl eksikliği olarak görüyorum..
İlginç bir konu..Kavramların halkın yaşamındaki bağlarını ortaya çıkarmaya çabalamaya “felsefe” veya “edebiyat” yapma olarak nitelendiriliyor..Halbuki dil-lisan yaşamdır..İnsanların en başta gelen ihtiyacı “Anlaşma” , aracıdır..
iyi sormalar ve sorgulamalar dilerim..
Siz kainattan bahsedeceksiniz felsefe yapacaksınız bildiğinizi yada görüşlerinizi yazacaksınız sonra biri çıkıp ^^ bu osuruktan teyyare ^^ diyecek işte insanız ya dayanamıyoruz yazma gereği duyuyoruz. Ya bilimsel hiçmi bir şey bulamadında bu yazıya osuruğu katacak kadar basitleştin. Sonra İroni yapınca içine oturuyor. Senin yerinde olsam evet yersiz bir iş yaptım özür dilerim yazsaydın yücelirdin.. Felsefeyi bilipte ERDEM li olmayı bilmemek
size özgü olmalı.
Yahu bu nasıl bir kırkbayırdır kardeşim.
Dil biriletişim aracıdır.
Anlaşırsın anlaşamazsın.
İlla ki anlaşacaksın diye bir şart mı var?
Aynı dili konuşsan dahi kafan basmıyorsa sonuç başka yere gidecektir.
Bak ne güzel sallıyorsun?
“Hayvanlar senede bir kere deniyor!”
🙂
Deniyor olmadı mı ne yapıyor?
Damdan kendini mi atıyor kedi?
🙂
Aynı dili konuşuyoruz ama ben salladığından eminim…
…ha de ki “evet fena sallarım huyum kurusun” o zaman dediğin olur, anlaşırız.
Erkek (bir çok memelide mesela) bir sürü dişiyi döller…
…sen belgesele bakıp bunlardan bir tanesini seyrettiğinden…
…sanırsın ki o bir kere oluyor.
Bizim erkek kediler var…
…Ocak sonunda başlayıp ekim ayının sonuna kadar mahallede ne kadar dişi kedi var ise kılıçtan geçiriyorlar…
…en baba orji senaristinin bile ağzı açık kalır.
Artık dişi bulamadıklarından bekleşiyorlar.
Nasıl bu kadar rahat atıyorsunuz yahu?
Gerçek manada ölüm varmıdır diye bir form yazısı yazmışım. sizde bildiklerinizi ve görüşlerinizi yazarsınız. sizinki toplu saldırma ve inkar politikası. Şöyle diyebilirdiniz ”katılmıyorum şu konu bu bu sebebten” diye. Şimdi osuruk muhabbetine dönüşebilirmi bu yazı ?
Çoğu form yazılarına girip bakıyorum başrol 3 kişi var gamarro. xenix, oikos …. Tek otorite sizmisiniz her konuda çokmu bilgilisiniz ?
En azından diğer sayfalara girip okusam bile ne onlara hakaret nede fikirlerine karışıyorum. Hayata bakış açılarımızın farklı olduğunu biliyorum.
Bilge erdemli ve gerçekten ilmi yazılarınızı okusam amenna fakat hep inkar. Beyinlerinizi resetleyin bence ve sorgulayın doğru yoldamıyım diye ??
hola….. .Ocak sonunda başlayıp ekim ayının sonuna kadar yazmışın
Bak bir döneme sakladın hayvanları yahu mırıl mırıl mırıldanıyor ve zevk alıyor ya niye senenin istediği günü yapmıyor diyorum. Neden sadece tek yönüyle bakıyorsun ?
Gamaro : İnsanın kanını donduran bi cehalet ve cesaret.. Gerçeklikle ilişkisi kopmuşlar için de kesin bi teorin vardır senin (mesela şizofren ve diğer bütün psikozlar).. Sahi nerde onların ruhu ve acı? yazmışsın
Gerçek manada sallamak var mıdır yazını zar zor okudum. Sallama zanaatın ilerlemiş Metafizikçim aferin 10 puan…
Hem becerememişsin hem de kalkıp etikten bahsediyorsun ya sabi…
Gökten şaibe inmiş. Adı inkar olmuş. Bak anladım hehehe… Şimdi gidip bunun şerefine “zihin açıcı” haptan allah rızası için içecem.
Aşşağıda hastahane isimleri isteyen tıklasın.
Aslında o hastahanelere birer @mail atında isimlerini değiştirsin.
Ya sabi diyorsun ki:
Ruh ve siniri tamir ve tedavi ediyorlar. Ruha ilaç veriyorlar. şırınga yapıyorlar. Sinir’ede şaplak atıyorlar.
Akıllara zararsın…
Aklıma gelmişken yukarıdaki konular kaynadı gitti. İçinizden hiç biri çıkıpta köpeklerin ve domuzların tat aldığını iddia etmedi. neden b.k yediklerinide.
Neden sığırların o ateş bedenine yapışıpta feryatı figan yapmadıklarınada..
Kısa yazdımki içinden cımbızla alınan bir kelime olup bunuda kaynatmayasınız.
Agnostik… gamaro ve xenix le beraber senin ismini yazmayı unutmuştum yukarıda. nöbetçi itirazcılar…
Evet bütün akıl hastahanelerine ben direktif verdim ve kapılarınıza RUH ve SİNİR hastalıkları yazacaksınız dedim ve ruh ve siniri tamir edin dedim. Akıllara zararım ya. Onlar aptal ya benim sözüme uydular uyma sen onlara uyma Deli onlar deli )))))
Sen veterinerlerin neden anestezi verdiklerini cevapladın da sanki hayvanlara.. Önce osuruğa takıldıydı şimdi de domuzun yediği boka takılmış. Bebek de yer kendi bokunu metafizikondokuz, ha şimdi o da mı tad almıyo ve ruhsuz? Sahi şu Ruh dediğin kaç yaşta giriyo bedene, bari onu da söyle, ya bu ne rezil bi sirktir böyle :))
(Yok daha dönmedi akıl satmaktan, erdem de eşantiyon.)
not: şimdi gördüm, akıl ve ruh hastalıkları hastanesi demiş eleman. Len ben zati doktorum, ha şimdi bi de psikiyatri mi anlatıcan bana seni gidi metafizik hafıza?:)
“Gerçek manada ölüm var mıdır”
…dedikten sonra bunu tanrı ile ateistin ölüm yanılgısı açıklamaya kalkarsan…
…neyse.
Farkında değil misin yahu…
…millet seni donunun içinde sallıyor…
…sen diyorsun ki;
-Hawaii de hamakta hammak bir ayrı güzel.
Daha önce bu ortama yazmış mıydım hatırlamıyorum;
Akıl hastahanesinin önünde otomobilinin tekeri patlayan adam tekerleğini değiştirirken söktüğü bijon civataları yuvarlanıp kanalizasyon mazgalına düşer.
Çaresizlik içinde mazgalın içine bakarken:
-Diğer tekerlerden birer tane sök üç civata ile bir tamirciye kadar gidersin…
…der hastane sakinlerinden birisi.
Aldığı bu tavsiyeyi yaparken sormadan da edemez;
-Senin ne işin var yahu orada.
-Delileri alıyorlar buraya, tasalanma…salakları değil.
“Sonra İroni yapınca içine oturuyor. Senin yerinde olsam evet yersiz bir iş yaptım özür dilerim yazsaydın yücelirdin.. Felsefeyi bilipte ERDEM li olmayı bilmemek size özgü olmalı.”
Sen zaten metafizik’sin, yani yok ki bişey otursun içime. Ama ben senin materyalist tarafına hitap ettiğim için ağır gelmiş olabilir, normaldir.
Hem bak Erdem’i de sahiplenmişsin ne güzel.. o anlamıyor, öteki akledemiyor, beriki saçmalıyor, e sen kendin diyosun zaten ben beynimle düşünmüyorum diye, sonra şu resetlesin, bu sorgulasın, arada bi de efenim bilge olun filan dedin mi değme keyfine.
Ha şimdi barden ne güzel yazdı sana di mi? Hani demişsin ya; “akıllı ve ılımlı.. saldırmaktansa düşünmeyi yeğliyor” diye.. Aferin barden aferin, bak gördün mü nasıl da ödüllendirildin, düşünmeyi yeğliyor oluşun bakımından. Ama sanma ki hepsi bu.. Çünkü aynı eleman aynı zamanda başka birşey daha yaptı ve o ne biliyor musun? Kendine “yol” açtı. Yani o büyük cehaleti içinde yeniden var etti kendini ve senin ılımlı yorumunu da “malları” arasına kattı. Yani kendini daha da bişey sandı.
Tabi canım.. Zaten Engels de aynı böyle demişti anti-Dühring’de; “Çok kıymetli kardeşim Dühring..Düşüncelerinize saygı duymakla birlikte kendi fikirlerimi de yazmak ihtiyacı içindeyim naçizane.. Lütfen erdemi elden bırakmadan tartışalım ve doğruyu hep birlikte arayalım..” Ha bi de “SAYGILAR” vardır kesin sonunda. Hadi be:)
Kendi cehaleti içinde bi megalomani, işte bu sensin metafizik19. (ya da bana ironini göster sana ne mal olduğunu söyleyeyim diye boşuna dememiş atalarımız.)
gamaro her yazın leş gibi kokuyor ya. bak diğerlerinide kaçırdın.
Bırak şu osuruk edebiyatını
Ha şimdi bu mu yani ironip ironiceğin?
hatırladın mı ne demiştim sana? hadi yavrum hadi yine bodoslama:)
hepi topu şusu busu lolipopu…hemi de eni konu. brav valla:)
hola ben sana şöyle bir şey yazsam uyarmıydı. Ben seni donumun içinde
.sallıyorum diye…..
terbiyesizliğin lüzumu yok. yazdığın yazıyı iyi oku ve elalemin donunun ne yaptığını düşüneceğine bence bilimsel bir makale getir. Genelde bir DELİL getiremeyenlerin ençok sığındığı şey FIKRA olduğunu biliyormuydun..
Osuruktan ilk bahsedene osuruktan bahsederim. donun içinden bahsedene bende eksik kalmam hatta başka sürprizlerimde olur. Buna kısas denir yani DENK i ile cevap verme.
Yinede İronilerimi terbiye sınırlarını aşmadan yapmak istiyorum.
ne o zorunuzamı gitti ?? Sabır sınırımımı zorluyorsunuz?
Bu sitenin adı SONSUZ US ama akılları hep bel altında olanlarla yazışmak
kötü bir duygu. neden AKLIN cevaplarını baz almıyorsunuz?
Başlık yazısı ile alakalı yazmayana hakaret etsede cevap vermiyeceğim.Seviyenize düştüğüm içinde kendimi cezalandırmam
gerek. Nasıl insanlarsınız çokmu gençsiniz? mantığınız nasıl gelişmiş (pardon) nasıl gelişmemiş? Cevap verecek bilimsel bir yazı yada düşünceye sahip olmayanlar hemen saldırı ve aşağılama politikası güdüyor. Cevaplara bakarmısınız ? Konuya bak cevaplara bak. Yuh yani ne diyeyim.
Ha bu ayak da hiç eksik olmaz zaten; “yok efenim ben gayet sakinim” felan:)
Hele neymiş şu sürprizlerin bi bahset bakiim sen? (Laf aramızda meta, ben çok severim tartışma ilerledikçe regresif davranışlarını derinleştirmekten çekinmeyenleri ve onları izlemeyi. Fiyonk noktası yani, yakındır, hadi sen de bağla çekinme.)
Ha bu arada birisi osoruk derse sen de osuruk dersin elbet.. ona ne şüphe.. uzay derse uzay, havaysa hava civaysa civa. İyi de.. atladığın bişey var burda; o da kutsanmış cehaletin ve “sanatsız” bünyen. Mesela bi kadın bi kadeh içki ısmarlasa sana, ve hemen ardından da küçük bişey fısıldasa kulağına.. O zaman ne diycen sahi? “Haaa.. düzüşelim diyosun yani..” İşte bu da senin osurukla olan maceran:) kapiş?
Nein, das glaub ich nicht..Aber das ist auch normal, kein problem:)
Ne yani şimdi sana “donunda sallamak” deyiminin açıklamasını mı yapayım.
“Ehil olanın olmayan üzerindeki ironik baskısı”
…anlamına gelir…
…durum anlatır.
Durumunu da oldukça iyi anlatmakta.
Yani kocaman bir don var, sen de onun içinde sallanıyorsun falan yok…bu zaten mümkün değil.
Haaa…ısrarla yazdığımı okuyunca kafanın üstünde bir balon oluşuyor ve devasa bir donun içinde sen yatıyorsun, birileri de seni sallıyor gibi bir hayal kuruyor isen…
…bu senin tahayyülünün sana olan eziyeti.
Aslı falan yok anlayacağın.
Oraya beş altı akıl hastanesi adresi yazınca ben de o fıkracığı yazdım…
…sonradan dikkat ettim…
…senin akıl hastanelerinden bahsetmen ile benim akıl hastaneli bir fıkra anlatmamın bir alakasını bulamadım…
…gerçekten uyduruk olmuş.
Kusura bakma.
Bundan sonra dikkat ederim.
Mesela vergi dairesinden bahsettin diyelim ben hemen koşar Brad Pitt evlatlarının dadısı ile sevişip sevişmediğinin analizini anlatırım. Sen de rahat edersin.
Şimdiii…
Konuyu ve altına yazılanları baştan aşağıya okudum. Açıkçası ilgimi çeken bir konu değil. Ondandır altında yokum. Konuya müdahil olmamın nedeni işkembe ürünü safsatalar.
Sadece o safsataları dile getirdim.
Kıça tıkanılan hidrofil pamuk beyazı ile ölümden dönenlerin gördükleri beyaz ışığın ortak rengi meraklarımın içinde ortak bir payda oluşturmuyorlar.
Hayvanlarla iç içe yaşadığımdan yazdıkların baya bir ilgimi çekti…
…o kadar…
…tasalanma.
“..Ruh denilen enerjiye verilen görev işte budur : düşünme yeteneği.”
Bu cümle çok iddialı…
Oysa Allah’ta Kuran’da der ki;
“…Rabbim, bilgisine sahip olmadığım şeyi, senden istemekten, sana sığınırım…” Hud / 47
Sn metafizik, sizin söyleminiz ise tespit.
“İşte budur.”
nasıl yani
“e bende ordaydım.”
hoppala,hakikaten mi ?
“düşünme yeteneği.”
eee!..
ee si şu ;
“… yoksa köpek ve domuzlar niye b..k yesin, sinekler bataklıkta neden yaşasın.”
İşte evrimde bunu anlatmaya çalışıyor zaten..
dinlerseniz tabii.
dönelim…
herkesin elbette söyleyecek bir sürü şeyi vardır,
fakat önce bilgisine sahip olacak ki, fikrini söylesin. Nur içinde yat Uğur Mumcu.
Demek ki ilk evela ,
bilgi,
sonra,
muhakeme,
sonra,
fikir…
böylece savunmak kolaylaşır…
Siz ise kızıyorsunuz ama, üstad haklı.
Bodoslama…
siz benim anladığım; “dini anlamada reform” kuşağındansınız..
yeni bilgiler eşliğinde islam
xenix’in tespiti gibi “Matrix’ten sonra”
hizmet noktalarını iyi araştırmak lazım…
“Ateistleri yanıltan şey ölüm konusudur.”
ateistlerin bu konularda galiba ciltlerle kitapları var, yüzyıllarca önceden gelen, imbikten süzülmüş
tam rafine düşünceler.
bu cümleyi kurmadan, keşke okumuş olsaydınız…
haliyle durum şöyle oluyor,
“hop hop kaydırıyorsun..”
“yok merak etme çıkarım..”
“.. ya kardeşim el freni kullan bari..”
“..yahu merak etme çıkarım dedim..”
araba modifiye, “matrix’ten sonra”
iç aksamlarsa aynı eskisi gibi”
el freni iyi tutmuyor. lastikler kabak.
fakat şöför “pilot”
“…bak kaydırırsan karışmam..”
“..bak sen işine yaa..”
kütt..!!
sonra ..
..osuruk muhabbeti..
halbuki biraz tempo biraz çalışma …
Analiz mi istiyosunuz, yapalım bakalım:)
İddia 1) İnsanlarda ruh vardır (izahat: ruh yadsınamaz, hem kutsal kitaplar böyle yazar, hem de tıpta vardır, mesela bazı hastane isimlerinde akıl ve sinir hastalıkları yanında ruh hastalıkları ibaresi de bulunur)
İddia 2) İnsanların düşünmesi, tad alması, ağrı -sızı vs. gibi durumlar işte bu “ruh” sayesinde gerçekleşir ve duyumsanır. (izahat: çünkü düşünen yerimiz beynimiz değildir, metafizik hafıza kartı diye bişey vardır ve o yapar bunların hepsini, ama o da ölçülmez olduğundan ölçemiyoruz işte.) İyi de.. görme, işitme ve temas filan niye ruhla alakalı değil o zaman, tad ve ağrı duyusunu diğerlerinden farklı kılan ne? öyle işte:)
İddia 3) Hayvanlarda Ruh yoktur. Bu nedenle onlar düşünemez, tad alamaz ve ağrı-sızı-acı vs. çekmezler. (deliller: öküzün sırtına damga yapınca gider otunu yer yine, ben gördüm şahsen. Ayrıca sinekler ve domuzlar da bok yer. Hiç tad alsalar yiyebilirler miydi bu naneyi?)
Ha şimdi bu kadar yeter mi?
Sonra ciddiye alıp soruyosun adama; o zaman veteriner hekimler onca kedi-köpeği ameliyat ederken niye anestezi kullanırlar diye? Diyo ki hala; onu geç, siz şu öküzü açıklayın bi hele, ateşten damgayı yedi de nası başladı o zaman on dakika içinde yeniden otlanmaya? Ulan öküzün derisiyle senin derin bir mi? Kalınlığı, dayanıklılığı, duyarlılığı, sahip olduğu ağrı-basınç reseptör sayısı vs. aynı mı? Aslan pençe sallıyo bufaloya, ısırmaya çalışıyo dişi bile geçmiyo çoğu zaman, uğraşıyo da uğraşıyo.. sen yesen nolcak aynı pençeyi, sen öküz müsün?
Ve bi de domuz.. onu da söyleyin diyo çocuk gibi, domuz niye yiyomuş o haltı? Cevap: ruhu yok da ondan. Ruhu olmayınca tad da yok, düşünce de yok, aha işte ondan.
Bakın ortaçağ ders kitaplarında nasıl yaban arısı üretebiliriz sorusu nasıl yanıtlanıyordu: Bir hayvan boynuzu alınır ve hafif nemli bir toprağa bir-iki parmak derinliğinde gömülür. Bir kaç gün içinde yaban arıları boynuzdan doğar ve topraktan çıkmaya başlar.
Bu nedir biliyor musunuz? Bu işte algısal bilgidir ve henüz kavramsallaşmamış haliyle görünüşün bilgisi olamaktan öte geçememiş bi temaşadır sadece.. Çünkü aslında orda olan şey yaban arılarının kükürde olan ilgileri nedeniyle boynuzun gömülü olduğu bölgeye gelmeleri ve bu kükürt kaynağına ulaşabilmek için toprağı eşelemeye başlamalarıdır.
Ve şimdi tekrar hatırlayalım, ne diyordu metafizik19?
Öküz damgayı yedi gitti gene ot yedi, demek ki acı çekmiyor.. Domuz da bok yiyor, çünkü ruhu yok ve ruhu olmayınca da tad almaz, onun için oluyo bunlar.
Benzerliği farkettiniz mi?
İşte bu cehaletin ve aymazlığın resmidir. Hem de 24 ayar.
Bu adama ılımlı-mılımlı filan yazılmaz. Ama yarın bigün kendisi bi kitap yazabilir. Ha işte ılımlı olanlar alsınlar o kitabı ve “ılım” diye okutsunlar çocuklarına.
Leo Buscaglia’nın hangi kitabı idi unuttum. Bir gün kendisine bir kadın gelir. Başlar konuşmaya. İki saat boyunca yalnızca kadın konuşur. Leo sesizce dinler. En sonunda kadın kalkar gider ve giderken şöyle der: “Ooo Leo, çok teşekkür ederim, bana çok yardımcı oldunuz!”
Konu başlığını açan metafizik 19 böyle biri işte. Yazmaya ihtiyacı var. Yanıt verenleri ise dinlemiyor. Dinlese anlamıyor. Anlasa işine gelmiyor.
Konu başlığı altında belki de en masum yanıtı ben yazdım. Bir diğer taraftan çok önemli bir sav koydum: “Yokluk ve boşluk yoktur” dedim. Bana ne yanıt vermiş:
“Hüseyin kardeşin yazısı takdir edersinizki kaale alınmayacak cinstendir.”demiş.
Peki neleri kaale almış arkadaş?
Osuruğu kaale almış.
Don ve içindekini kale almış.
Boku kaale almış.
Domuzu öküzü kaale almış.
Başka?
Kaale alıp da ne yapmış?
Kaale aldıkları içinde dönenip durmuş.
Sonra da yazıya yanıt vermemekle suçlamış.
Son kez buyur metafizik19:
-Yokluğu ve boşluğu kanıtla, metafizik denilen “fizik ötesi” kavramını kanıtla!
Sen bunları kavram olarak var diye hakikat;gerçeklik olarak var mı sanıyorsun?
Bu kavramların varlığa müdahalesi olduğunu mu sanıyorsun?
Bunlara yanıt verecek metabüzük olmayınca “Hüseyin kardeşin yazısı takdir edersinizki kaale alınmayacak cinstendir.” diyorsun değil mi? Sen bunları bırak bizlere kanıtlamayı, kendi beynine bile kanıtlayamazsın. Hiç bir maddenin olmadığı bir boşluğu düşüncede bile düşünemezsin. Düşündüğünü ve düşleyebildiğini iddia edersen sen hastasın demektir.
Ne o metabüzüğe mi takıldın?
Hakaret değil korkma.
Metabüzük, “büzük ötesi” demek. Sayende dilimize girmiş bulunuyor…
Yani büzük içi kısımları kaale almayı bırak da büzük dışı konulara gel demek.
Belki böylece omuzların üstünden konuşmayı; yazmayı öğrenirsin.
Kardeş mi dedin?
Ne kardeşi bre?
Destur de, des DUR!!…
Başlık yazısı ile alakalı yazmayana hakaret etsede cevap vermiyeceğim.demiştim…Seviyenize düştüğüm içinde kendimi cezalandırmam
gerek.demiştim…. Nasıl insanlarsınız çokmu gençsiniz? demiştim…mantığınız nasıl gelişmiş (pardon) nasıl gelişmemiş? demiştim…Cevap verecek bilimsel bir yazı yada düşünceye sahip olmayanlar hemen saldırı ve aşağılama politikası güdüyor. demiştim…Cevaplara bakarmısınız ?demiştim… Konuya bak cevaplara bak. demiştim…Yuh yani ne diyeyim. demiştim. Bir tek ekliyeceğim daha var yuh yani..
Birde galatalı dahil olmuş. izahat vereceğine evrim nasıl açıklıyoru deneseydin.. Hüseyin kardaş gibi fıkra ve hikaye anlatmadığın içinde yine teşekkür ederim ((
Buradaki muhabbetten çok güzel bir parodi çıkar ortaya. Bir saattir yerlere yattım gülmekten:))) İster ruhunuzla, ister bedeninizle çok yaşayın, çok gülün inşallah.
Kardaşıma yanıt şu sorusuna tabii:
-Yokluğu ve boşluğu kanıtla, metafizik denilen “fizik ötesi” kavramını kanıtla!
Sen bunları kavram olarak var diye hakikat;gerçeklik olarak var mı sanıyorsun?
Bu kavramların varlığa müdahalesi olduğunu mu sanıyorsun?
Ya metafizik19,
Sen şu linkini verdiğin hastanelere bir uğrasan diyorum.
Beş dakka dinleseler yeter. Gereğini yapacaklarından emin olabilirsin.
“Kardeş” gitmiş “kardaş” gelmiş, sanırım sırada “karındaş” bekliyor ama ben durumu babama bir sorayım…
Ya metafizik19 ben seninle nasıl kardaş olurum ya?! Biz aynı “ortak atadan” gelmiyoruz ki, günaha giriyorsun ama bak…
Yokluğu ve boşluğu yemedi gözün değil mi?
Fizik ötesinin insan beynindeki bir soyutlamadan öte bir şey olmadığını söyleyemeyeceksin değil mi?
Söyleyecek yerlerin mi ağrıyor?
Vaz geçtim “omuz üstünden” yanıt beklemekten, sen istediğin yerden devam et…
Pardon yanıt gelmiş…
E önceden söylesene yanıt yazacağını…
Daha sonra bakacağım, sen biraz bekle yoksa beni bekleyen çocuklarımdan dayak yiyeceğim..
Dahil olmak istemiyordum ama bir kaç noktada yazmadan geçemeyeceğim.
Her şeyden önce yazınız bilimsel değil. Bu yüzden bilimsel yanıt bekleme psikolojisinden kurtulmanız gerekir.
İkincisi ise daha önemli. Etik açıdan doğru bulmadığım bazı noktalar var.
Bunlardan ilki; ölüm yok diyerek insan hayatına duyulan önemi hiçliyorsunuz. Ölenler, öldürülenler için onlar aslında ölmedi, endişe edilecek bir durum yok, gibi fikirler canlı yaşamına verilen önemi azaltıcı ve önemsizleştirici bir etkiye sahiptir.
Diğeri ise hayvanlar acı çekmez diyerek onlara yapılan işkenceyi, kıyımları onaylamış oluyorsunuz. Veya önemsizleştirmiş oluyorsunuz. Buna da bir hayvansever (daha doğrusu yaşamsever) olarak etik bulmadığımı eklemeliyim.
Şimdi biraz ciddi olalım:
Bilindiği üzere hafıza kaybı (amnezi) aynı zamanda ruhun yitirilmesi anlamına gelir. Kişi yakınlarını, okuduklarını, geçmişi hatırlayamaz. Bazı amnezilerde kişilerin sabit bir kişiliğe (ruha) sahip olduklarını söylemek zordur. Hatırlayamadıkları için sürekli kişilik değiştirirler.
Yüzyılın başlarında saralı kahramanımızı kurtarmak için bir ameliyat yapılır. (teknik adını tam hatırlamıyorum) beyninin omuriliğe yakın bir bölümü alınır. Ameliyat sonrası yaşama döner, fakat komplikasyon bir acayiptir; Artık sadece bir günlük hafızayla yaşamak zorundadır. Bu ameliyat ve sonrası beynin nasıl çalıştığı ile önemli bilgiler verecektir. RUH saklandığı yerde değil tam da beynin fonksiyonel çalışma alanındadır. Kısaca beyin komplike velakin bir makinadır.
Bazı amneziler
Laküner amnezi, belirli bir olay hakkındaki hafıza kaybıdır.
Bizim bir Gaffur var…
Bildiğinizi üzere karikatürler etrafımızda olan bitenlerin incecik bir kesitini alıp mizahi bir üslupta resmetme sanatıdır…
…kısaca karikatürize ederek bunu sunarlar diyelim.
Bizim Gaffur tam tersi…
…herif karikatürlerden çıkma sanki.
Karikatürün normalize edilmiş hali.
Görseniz inanamazsınız…
…yüz hatları, saçları, kılık kıyafet asortisi, edaları, mimikleri…
…çizgi film gibi.
Yani Gaffuru karikatürize edemezsiniz…
…resmini çekin yeter.
Gaffur günde 4 paketten fazla sigara içer…
…bir yerde yarım saatten fazla saat oturdu mu, çevresinde bulunanlar onun sigara ile olan samimiyetini on beş dakikada anlayabilirler.
İçtiği sigarayı kül tablasında unutup yenisini yakması…
…ya da…
…içtiği sigara yarısını geçtiği zaman paketten çıkardığı yeni sigarayı hazır edip sıraya sokması…
…sigarasını kül tablasında söndürdükten sonra bir dakika bile geçmeden diğer elindeki hazırladığı sigarasını yakması.
Bir keresinde bir sonraki sigarasını elinde hazırlamış beklerken biri bundan sigara istemişti…
…adama elindeki hazır sigarayı çattadanak verince, paketten sigara çıkaracağını bekleyen adam bir anda Gaffur un elinde beliren sigarayı görünce…
…bizim Gaffur oldu sana Gaffurfield.
Tahmin edeceğiniz üzere, Gaffur öksürür…
…kaydedip telefon zili yapan gördüm…
…o cinsten.
Öyle HöööÖÖÖhhöö…değil…
…HÖööhheeeeeeeööö diye başlıyor ama sonrası var…öhhö hö hö hö hö hea he he he he keh keh kah ha öööökeh keh ha keh
…şeklinde….
…yarım dakika falan sürüyor.
Yine bir gün, Gaffur u ilk defa gören biri, bu öksürüğü duyunca;
-Ulan adam ölüyor…
…dediydi de…
…bizim Ahmet abi kafasını bile çevirmeden;
-O öyle ölüyor gibi oluyor ama aslında ölmüyor
…demişti.
Sandalyeden düşmüştüm.
Gaffuru gören illaki soruyordur anlayacağınız:
-Gerçek manada ölüm var mıdır?
Ben yorumumda cinsellikten bahsetmedim, sevişmeyi nereden çıkardınız. Hiç kucağınıza bir kedi alıp boynunun altını okşarken, zevkten çıkardığı mırıltıları dinlemediniz mi? Zevk deyince aklınıza cinsellik mi geliyor sadece?
xenix
Bakın ben bi daha tekrarlayayım olmazsa..
İddia 1) İnsanlarda ruh vardır. Tıbben de böyledir, çünkü eğer ruh diye bişey olmasaydı bazı hastanelerin isimlerinde akıl ve sinir hastalıkları yanında ruh hastalıkları diye bi ibare de bulunmazdı.
İddia 2) İnsanlar düşünebilir çünkü ruh’ları ve metafizik hafıza kartları vardır, yoksa düşünebilme olayının beyinle bi alakası yoktur. Ayrıca tad alma, ağrı -sızı vs. gibi duyumlar da yine bu “ruh” sayesinde duyumsanır.(minik ispat: örn. bal yeriz ve yediğimiz bu bal aslında beynimize ulaşmaz ama biz onun bal olduğunu anlarız. Niye ? Çünkü ruh var.)
İddia 3) Buna karşın hayvanlarda ruh bulunmaz. Bu nedenle onlar düşünemez, tad alamaz ve ağrı-sızı-acı vs. çekmezler. Örneğin domuzlar bok yer, çünkü ruhları olmadığı için tad almazlar. (tadını alsalardı yemezlerdi elbet) Yine öküzler de aynı sebeple acı çekmezler ve ateşle damgalansalar bile hiçbişey olmamış gibi gidip otlanmaya devam ederler.
Ha şimdi bunca zırvayı hiç çekinmeden yazan ve bi de üstüne “siz aklınızı kullanamıyosanız ben napiim” diyen birisi nası bi kodumun bilimsel cevabını duymak ister acaba, bi fikri olan var mı?
benim metafizik kartın kontürü bitti.
yükleyemiyorum da şu an odada
boş boş dolanıyorum
yarın açılsın dükkanlar
alıp yüklicem ..
düşünüp söylerim o zaman.
Gamaro haklı. Ilımlı yazdıkça azıtır bu tipler.
Demek ki zamanında misafir ve gibilerine hep ılımlı yazılmış. Azıttıklarına göre…
Ağrı duyusu memeli türler için elzemdir. Refleks tipi pek çok sakınma reaksiyonunu tetikler ve canlının kendine zarar verecek etkenlerle karşılaşması halinde uyarandan uzaklaşmasını sağlar.
Hani ilkokul öğrencilerine bile anlatılır ya; eliniz kazayla kızgın sobaya değerse ne olur diye..? Sahi ne olur?.. Aniden çekersiniz di mi?..ha işte kimilerine garip gelebilir ama bunun aynısı hayvanlarda da var, çünkü onlar da aynı merkezi ve periferik sinir sistemi şablonunu kullanırlar. Yani siz nası geri çekiyorsanız elinizi, bi kediyi de kızgın sobanın üstüne koysanız o da aynı davranış modelini sergiler ve acıyla miyavlayarak kaçar. (Yani bana bu devirde bunları anlattıran adam diyo ki; siz aklınızı kullanamıyosanız ben napiimm.. enteresan ötesi bişey tabi.)
Ayrıca memeli türler için Acı-ağrı-sızı duyusunun olmaması bir avantaj değil dejavantajdır. Lepralı hastalar bunun tipik örneğidir. Lepra (yani cüzzam) hastalığı ciltte yarattığı tahribat sırasında ağrı-ısı reseptörlerini de etkilediğinden, cüzzamlı kişiler pek çok zararlı uyaranı hissetmezler. Bunun bedeli ise hastalığın kendisinden daha ağırdır. Lepra kliniklerine yolunuz düşerse görürsünüz, adamın kolu bacağı eli parmağı sırtı başı yara bere ve yanık izleriyle doludur.. ama lepradan değil.. Misafirine kahve yapıyordur örneğin, ve tüpü biraz fazla açtıysa ocağın alevi eline gelir.. ve o bunu hissetmez.. hissetmediği için de gayet sakin kahveyi pişirmeye devam eder.. işte o arada elini de kömür eder.. Ya da piknikte mangalın kenarında pişer bacağı, onu da hissetmez.. ayağının üstüne köz düşer, farketmez, kemiğe kadar simsiyah yanar da yanar.. (hee, demek ki Lepra da ruhsal bi hastalık herhal, ruhu tutuyo vesselam.)
Diğer memeli türlerin sinir sistemleri de ( kimyasal-elektriki ileti ve yanıt modelleri vs.) bizimkisiyle aynıdır, daha doğrusu aynı prensiplerle çalışır. Yani kedisinden köpeğine keçisinden kuzusuna ve aslanına kadar hepimiz hem acı çekeriz, hem de ağrı duyusu bedenimizi dış tehditlerden koruma adına önemli bir savunma mekanizması gibi çalışır. (ağrının özelliklerinden sadece birisidir bu) Bununla birlikte belli türler arasında (hatta aynı türün bireyleri arasında bile) çeşitli uyaranlara karşı eşik farklılıkları bulunabilir. (Örneğin tıp içinde genel kabul karadenizlilerin ağrı eşiğinin düşük olduğudur, pek çok hekimin mesleki tecrübelerine dayanılarak söylenir.) Ya da bizim cildimiz için 60 derecenin anlamı, bir başka tür için biraz daha aşağıda ve yukarda olabilir. Veyahut parmak ucu ve el ayasını rahatsız edecek düzeyde bi ısı veya basınç, sırt derisinde rahatsız edici bulunmayabilir. Bölgesel sinir ağı ve ilgili reseptör sayısı ve duyarlılığı tüm bunları belirler. Ama acı vardır ve vardır. Aksini iddia etmek saçmalığın daniskasıdır. Hele bi de bunun üzerinden dogma pazarlamak ve olayı ruha vs. bağlamak cehalette gelinebilecek son noktadır.
Tad meselesine de gelelim mi? Ha şimdi kesicen dilini misal.. dayıyıcan sonra balı.. Hemi de ılım ılım valla.
Agnostik tarafından Per, 10/02/2011 – 22:48 tarihinde gönderildi.
Şimdi biraz ciddi olalım:
He anam, bi sen ciddisin zaten diğer herkes lay-lay-lom.
Nası bi kodumun bilimsel cevabı demiştim dün akşam, şimdi de nası bi ciddiyet istiyosun bari onu sorayım. (Aha sorular misal, hemi de gayet ciddi, peki ya cevaplar?)
E boşuna dememişler işte, ne korsan onu alırsın vesselam.
Sabah oldu.
Bilgisayar bana kaldı.
Okudum şimdi yazılanları. Hayretler içindeyim.
Aslında akşam “sen biraz bekle” demem, akşam için bilgisayarın çocuklarıma gerekli oluşu idi. Şimdi de şöyle demek ve tartışmayı bitirmek gerekiyor: “Sen daha çok beklersin”
Neresinden tutayım ki yazılanları. Ama bir yerde öyle bir pas vermiş ki, tam HoLa’lık! Ne demiş:
“Sonsuzluk MADDE olaydı o zaman yer kaplayan bir şey başka yer kaplıyanın yerinde yer alamazdı. Duvarın içinden geçemessiniz fakat duvarı iterek onun yer kapladığı yerde yer kaplıyabilirsiniz.”
Bizim “mapushane çeşmesi” ne diyor:
“Duvarı deleyim mi
Yanına geleyim mi
Aç kapıyı gardiyan
Beş altın vereyim mi”
Aç kapıyı metafizik, senin kapladığın yerde, seni itmeden, bir miktar münasip bir yer kaplayacağım şimdi.
Bir deneyelim canım, nolucak yani?
Şimdi sen tercihini yap, bu işe aday bir sürü organ mevcut. Serçe parmağımdan başlayarak her bir parmağım ayrı ayrı ve hep beraber seni itmeden senin kapladığın yerde bir yer kaplayabilirler.
Bunda başarılı olursak kolumuzla da aynı eylemi deneyebiliriz.
Hele sen ve ben bu işten zevk alırsak (sanmıyorum ama) ayaklarımı da senin kapladığın yere sokabilirim, seni itmeden.
Yok, ille de, “itmeden olmaz” dersen, seni mi kıracağım, bir başka hal çaresine bakarız, ne demişler; “sonsuzda çare tükenmez”, elbet itecek biri bulunur, ama bu bizden biri olmaz.
Bak Agnostik sana ne güzel bilimsel bir yanıt vermiş. Metafizik rızası için oku ve hastanenin yolunu tut!
Uğurlar olsun…
Bakın bu kısım da çok bomba;
” tat alan koku algılayanda Ruh tur. Özellikle cinsellik konusundada sorum olabilir: Birlikte olduğunuz kadındanmı yoksa sinir hücrelerinin kendi beyninize gönderdiği etkilerdenmi yani kendi bedeninizdenmi ZEVK alırsınız? şayet böyleyse erkek erkeğe yada bir hayvan (eşek)larla bunu yapanlar eşektenmi zevk almaktadır ?? Beynin sinir sistemi ile beyninize verdiği farklı etki RUHa doyumsuz Zevk aldırır. Yani beyin değil RUH zevk alır. Yoksa RUH= eşittir düşünen şey deyince sadece düşündüğünü algılamanız sizin hatanızdır..”
1) de-ler da-lar ayrı yazılır. (ruhuna söye adam gibi yazsın)
2) soru eki olan mi-ler ayrı yazılır (grameri de bozuk senin ruhun, söyle biraz dilbilgisi çalışsın)
3) bir hayvanlarla (veya bir eşeklerle) diye bi ifade olmaz, bir hayvanla ya da bir eşekle denir, veyahut sadece hayvanlarla demek kafidir. (ha şimdi senin gibi bir ruhları kim n’apsın?)
Bunlar ilk göze batan ruhsal hatalar tabi.. Ama dahası da var;
Mesela demiş ki; eşeği şaapınca kim zevk veriyo sana, eşek mi yoksa beynin sinir sistemi ile beynimize verdiği farklı bi etki mi diyor? (valla aynı böyle yazmış: beynin sinir sistemi ile beynimize verdiği etki.. beyinden beyne yani …hemi de verici.. ve işte böylecene diyo, doyumsuz bi zevk alıyo ruh.. fiş de bende priz de bende ampül de bende diyo yani.. ve onu alıp şuna sokunca, -hatırlayın ampül demiştik en son- ama o ne güzel yanmadır öyle, ne güzel yanmadır öyle yok böyle bişii valla.. diyo.
Ve ekliyor; “Yoksa RUH= eşittir düşünen şey deyince sadece düşündüğünü algılamanız sizin hatanızdır..”
Dedim ya.. Yoksa ampül= eşittir aydınlatma aracı deyince..(bu arada hem yazıyla hem sembolle eşittire dikkat) yani ampül eşittir aydınlatma aracıdır deyince sadece aydınlatma aracı olduğunu düşünmeniz sizin hatanızdır tabi canım.. (halbuse hiç alakası yok, daha geçenlerde misal biz bi tane çıkardık)
özet: her insan spontan materyalisttir aslında. Hele ki cinsellikse konu -bakın ne de güzel özetlemiş metafizikondokuz- eşek de olsa tutacak bişey arıyo işte insan. E hani ama çiptik hepimiz, ruh’tuk sinyaldik filan? (ve minik bi istatistik: en çok eşek tutucu da bu sinyalcilerden çıkar ha, e ruh kabına sığmıyo malum )
son: Tamam hayvanlarda ruh yok da.. Asıl bu elemanda “yok” olan şey ne acaba..
DOM: DOM: DOM: DUYURULUR :
Bundan sonra öküzler acı çektiğini belli edip saatlerce böğürecektir.
Bundan sonra köpekler ve domuzlar b.k yemeyecek ve bir şey yediğinde ağzını şaplatacaktırki onun tat aldığı sanılsın.
Sivrisinekler bataklıkta değil temiz sularda yaşayacaktır.
Bundan sonra kediler sadece mart ayı yada belli bir dönem değil senenin her ayı bir kez çiftleşecek hatta mırıl mırıl mırııldanacaktır
Diğer hayvanlarda senenin 12 ayı çiftleşecek çiftleşmeyen mahkemeye verilecektir.
Sadece ot yiyen hayvanlar vejateryanlığı bırakıp et yiyeceklerdir
Fakat ot yiyenler nedense et yerse deli dana hastalığına yakalanıyor.
Sırf inançsızlar adına hastalığa yakalanmıyacaktır.
Bu eleman diyor ki;
Ben bu sayfalarda zırvalarım, atarım, tutarım, saçmalarım. Sizler bunları okuyacaksınız, okurken iğrenebilirsiniz ama bunun bir önemi yok. Kusacak hale gelmenizin, sinir katsayınızın yükselmesinin, böyle bir düşünceye sahip olan kişilerin etrafınızda olmasının verdiği dehşet duygusunun da bir önemi yoktur. Ben gibi zihniyette birilerinin içinde yaşadığımız toplumun içinde var olması kimseyi ilgilendirmez. Okuyacaksınız, saygı duyacaksınız, anlayış göstereceksiniz…bu demokrasinin, hak ve hukukun gereğidir.
Dediği özetle bu.
Kısaca diyor ki benim her bir tohumun beş yüz Euro
Demokrasi, hak, hukuk vs bunları ifade etmene izin verir…yazmana da…yazıyorsun da zaten. İstersen git bir de megafon al İstiklal caddesinin ortasında bunları amplifize et.
Kime ne.
Ama aldığın cevaplara da katlanacaksın. Ağzını tıkayan, sesini kesen olmadığı sürece demokrasi de çalışmakta hukuk mekanizması da özgürlük de.
Aynı özgürlük sana verilen cevap verenler için de geçerli. Yani cevap verenlerin hakkı ve hukuku senin bu zırvaları yazma hukukun ile aynı hukuk.
Hem zırvalayacaksın hem de zırvalarına zırva denmeyecek…
…yok öyle dava.
Eğer buralarda “gel evladım, otur bakiiim” cinsinden bir eda ile sırtını sıvazlayarak sana cevap verilmesi beklentisinde isen unut bunu.
“Alın şunu ben dönene kadar azıcık avutun” şeklinde emanet edilmiş bir tip olsan hadi neyse de…
…ama değilsin.
Bak, gelişine çakan çakana…
…bundan oldukça hoşlanıyor olmalısın ki…
…durun, durağın, durmaya niyetin de yok.
Anlayacağın ha DOM DOM…
…ha çaka çuka.
Evrim şöyle der ve bunlar bu yüzdendir. Böylemi yanıt gelmeli,
AKIL dan bahsedene fırça…
Bütün akıllılar burda ya. Ben hastahanelik hatta şizofrenim. yukarıdaki iddialara göre. Son yazımı okudum. nerde hata yapıyorum diye.
Allah allah yazdığım şeyi defalarca düşündüm ve araştırdım
Yazdıklarım doğru. gerçekten sığırlar kızgın nalı yeselerde iki dakika sonra ot yiyor. Hiç acı belirtisi yok. hayvanlar zevk almıyor demekki senenin belli dönemi çiftleşiyor.
Evet gözümle gördüm domuz ve köpek b.k yiyordu demekki tat almıyordu
Evet gerçektende ot yimeye programlısa hayvan eğer ete dair bir şey verirseniz hastalık kapıyor örneğin deli dana hastalığı..
Evet et yiyenlerde ot yemiyor. benmi yanıldım ? neden bu itirazlar?
BÜTÜN akıl hastahanelerinde ruh ve sinir hastahanesi yazması benim suçummu size göre ne yazmalı ?
Karşı TEZ varmı yok. hakaret varmı evet
Yalanlayın yada karşı tez getirin bence.
Bu adam şöyle bu adam böyle. hedef ben değil benim makalem olmalı.
Hala sallıyorsunuz:
Dışkı yemenin bir çok nedeni olabilir…
…bu konuda gözlemlerken kaçırdığınız noktalar var:
1- Yemeden önce koklaması. Koku sayesinde yararlı/zararlı ayrımı yapar hayvan…(içinde gerekli ya da yararlı bir madde olmasını anlar) Köpeklerin kendi dışkılarını yemesi vitamin eksikliği, parazit nedenli.
(Korkudan yiyen köpekler de var ama o eğitim nedenli…)
2- Yediği zaman sorun yaşamıyor olması. Sadece yemekle kalmıyorlar…mesela domuzlar dışkıya derilerini sürterler. İçinde domuzun derisini koruyan maddeler olmasından dolayı.
Tavuklar da yerler boklarını…kalsiyum alırlar.
Kedim var…domates, soğan yiyor. Hem de çatır çatır…maydonoz delisi. Bayılıyor.
Sığırlarda sinirler üst derinin bir çok hayvana göre daha derinindedir. Cazzz diye hayvanı yakarsın ama o ona çimdik gibi gelir.
Mesela Rotweiller de sinir uçları diğer köpeklere göre derisinin altında çok daha derindedir ve üst tabaka yağlıdır. Ondandır kolay kolay canları yanmaz…
🙂
Bir arkadaşımız şöyle birşey yazmıştı:
-“30 günlüğüne bizim dinimizi deneyin, eğer beğenmezseniz eski dininiz sizi seve seve kabul edecektir.”
Ben de diyorum ki:
Benim bir müşkülüm var. Eğer onu halledersen 30 günlüğüne değil ömür boyu ateist olmayı kabul edeceğim. Sitedeki diğer arkadaşlardan da yardım alabilirsin. Hatta tanıdığın prof. doç. lar varsa onlardan da yardım alabilirsin.
Hola hala sallıyan sensin.
Şayet tat alsa ve dünyanın en güzel şeyide olsa B.K yimez ne diyorsun allasen ya.
Hem ot hem et yiyen hayvanların olduğunu zaten yazımda belirttim.
Kedi örneğini getirmen hata Kediden başka hayvanlarda var
Fakat bir ineğe ET yedirin bakalım ne olacak ? Saf eti zaten yemez
et ürününe yulaf karıştırıp verildi deli dana hastalığı başgösterdi.
Sadece et yiyenlerede OT yidiremessiniz.
Buda hayvanların İNSAN gibi tat almadığını gösterir.
O kadar tatlı BAlı neden yemesin ?
BALA TATlı diyen biziz. Çünki bal tatlı değildir. Çünki beynimiz Onu tatlı hissedecek şekilde dizayn edilmiştir. Atomlarına ayrıştırın balı. sizce BAL atomları tatlımıdır ?
Hayvanlarında beyni yağ ve karbon hidratlardan oluşmuş bizim beynimizde. Kimyasal reaksiyonların sinir sistemi ile beyne verdiği etkidir TAT olgusu. Tabiiki maddesel hareketlerin sonucudur. Fakat bu etki tepkinin RUHa verdiği hazdır Tat ve ZEVK unsuru.
Yani kainatta var olan hiç bir ATOM parçasının bile TAT ı yoktur.
Dış dünya görünenin aksine aslında tatsız tussuz ve Renksizdir.
Bütün öküzlere son uyarımdır demiş metafizik.
Ha işte bu nedir biliyor musunuz? Şimdiye kadar satır aralarına sıkışan ve yer yer atıfta bulunulan “ironi” ve “yeteneksizlik” gibi hususların ardından bunu kendine yediremeyen metafizik19’un bi hışımla ulaştığı son noktadır ve özeti şudur: “bakın efem, bakın farkettiniz mi nasıl da ince gördüm bu sefer, demek ki gayet zekice ve bodoslamadan da yazabiliyorum ben, yani eğer istersem”
Evet, öküze çifte anlam yükleyerek deşarj olmaya lafımız yok tabi. Ve bu deşarja eşlik eden ruhsal doyumu da anlayışla karşılıyoruz elbet. Ama sırtı damgalı bi öküzün “möööö” demeyişinden yola çıkarak türlü türlü fırıldak çevirmeye ve bi de bunu bilimle sarmalamaya kadar gelirse iş, ha işte orda “van minüt” derler adama. ( mazallah eşek gibi tutarlar da sonra, artık eşek mi bana zevk verdi yoksa ben mi eşeğe ruhumu sattım diye sittin sene tartışır durursun öyle.)
Ama dedim ya, show must go on:)
Şimdi bu mefatizik ne diyo hala, bi anlayan var mı?
Öküzü damgalayınca pek bi ses etmiyormuş.. gidip otlamaya devam ediyomuş.. Eeee, sonuç? “Efenim işte gördüğünüz gibi hayvanlar acı çekmiyor, eğer çekseydi bu öküzün de böğürmesi gerekirdi..” Bak sen?. “Evet efem, ruhu yok ki acı çeksin, hala nası anlamıyorsunuz şaşırıyorum valla”
Şimdi götüreceksin bunu Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ne, acaba kaç tane hoca kaç numara ekartörle kovalar bu manyağı bi tahmini olan var mı?
Öküzün mööö demeyişinden yola çıkarak ulaştığı sonuca bak.. Ölür müsün öldürür müsün, hayret bişi ya:) Zaten benim de iki tane kedim var, valla canları sıkıldımı çıkıyolar kızgın sobanın üstüne ve banamısın demiyolar valla. Ya da ameliyat olmaları icab ediyor, o zaman da anestezi-manestezi hak getire, bildiğin ruhsuz hayvan işte, kesip biçiyosun gönlünce. (Sen al hele o hayvanın arka ayaklarını bi cendereye ve çevir bakiim kırılıncaya kadar kemikleri, artık neresiyle ne geçirir sana o öküz görürüz yavrucum.)
Hala mööö demedi diyo ya…yani inanılır gibi değil.
Ve bir diğer takıntısı da domuzun bok yemesi.. Ulan senin bok dediğin şey sana bok, bilime konu edersen ama onun da organik bi bileşimi var ve sinek larvasından solucanına kadar sayısız canlı için cennet bahçesi gibi bi besiyeri aynı zamanda, bu nası bi manyaklıktır ya? Sen sıçan yiyo musun mesela? Bak ama bütün uzakdoğu yiyo, e n’olcak şimdi, ruhsal bi hastalık mı yani?
Hele bi de kokuyu da ruh’a maletmişsin ki, bak işte bu hakkaten işin bokunu, hatta bokunun da bokunu çıkardığın yer meto. Sen çatlak mısın birader, bi kaç tahtan filan mı eksik yahu? Ulan öküzü sığırı geçtim, bunca kedi-köpek neyin izini takip ederek buluyo şunu bunu onu? E hani onlar da ruhsuzdu, nası kokluyolar şimdi, eğer koklamıyolarsa niye burunları var, tad almıyorlarsa neden dilleri var, ve hatta neden tıpkı bizde olduğu gibi onlarda da acıya ekşiye tatlıya spesifik tad tomurcukları ve papillalar izleniyor dilin değişik bölgelerinde?
Ha şimdi sen bunların hepsini çözdün de sıra boşluğa- yokluğa – sonsuzluğa filan mı geldi yani?
La git manyak mısın nesin ya. Bi de saygı bekliyormuş, aha sabrediyoz şurda kaç gündür sana, daha ne:)
@sunny
Böyle ticari zihniyetle, ateist olunmaz ki…
xenix
gamaro diğer sayfadada saçmalamışın okudunmu yukarıdaki yazımı. kaldır sayfayı:
Kimyasal reaksiyonların sinir sistemi ile beyne verdiği etkidir TAT olgusu. Tabiiki maddesel hareketlerin sonucudur. Fakat bu etki tepkinin RUHa verdiği hazdır Tat ve ZEVK unsuru.
Yani kainatta var olan hiç bir ATOM parçasının bile TAT ı yoktur.
Dış dünya görünenin aksine aslında tatsız tussuz ve Renksizdir.
Birbirinize + puan vererek ne kadar haklı olduğunuzumu kanıtlamaya çalışıyorsunuz pes yani. Bana – puan vererekte haksızım öylemi ?
Hep ben haksızım siz haklı ve bilgilisiniz mantıklı cevaplar varmı yok. peki hakaret varmı gırla birde hakaret edene + puan . yuh yani başka birşey demiyorum. bence ilk yapacağınız şey sayfada hakareti ve birebir karşılıklı restleri kaldırmanız. SONSUZ US sitesinin ismine yakışmıyor.
Neden kişiselleştirmek yerine sadece yorum yapılmayıpta saldırılıyor ve kişisel kavgaya dönüşüyor. Başka sayfayada gidemediğinizden eminim , çünki ordada size De get be manyakmısınız diyeceklerdir. yani bu sayfada ateistlerin çok olması benim haksız olmam anlamınımı taşıyor. 10 kere aynı şeyi yazıyorum. Biri diğer sayfada benden bahsederken lafı değiştiriyor biride benim soruma cevap vermek yerine sürekli kedilerden bahsediyor.
Altta kalmama psikolojisi : adını siz koyun.
Yani diyorsun ki boka az tuz, biraz kimyon…hele bir de Malatya pul biberi ekip yağda az kavrulmuş soğanı da kattın mı ruh zevkten dört caar olur, beyinde bir de efendi kapısı alır.
🙂
Balık yağı içtin mi hiç?
Doktor reçeteye yazmaya görsün.
Hani bok yemeyi tercih edersin…
Ama biricik anacın burnunu tıkayıp onu sana yutturur…
…sen de gebere gebere yutarsın.
Gel gelelim, balık yağını şurup gibi içen de var.
Şu yaralı parmağa işeme olayı…
…işe yaralanan parmağına gör. Hele bir köpek işesin. İnanılmaz sonuçlarını kendin gör.
Bok sandığın gibi bir madde olsa şu anda karnında taşıyor olmazdın, seni öldürürdü…sürekli taşıyorsun yani içinde.
Atıyorsun, sallıyorsun.
Bunu da ruh ayağına yani din iman Allah adına yapıyorsun.
Hak verince yazdığın zırvalar gerçeklik mi kazanacak anlamadım gitti…
…bunca zırvayı sana öğreten kaynakça, kitap filan yok mudur arkadaş…
Şu yazdıklarına paralel bir ders kitabı, ansiklopedik bilgi, bir deney sonucu filan…
…bulup getirsen de hepimizi bir morartsan.
balık yağı ile b.k u karşılaştıran bir zihniyete ne derim. sanırım yediğin b.k lar yüzünden cevap veriyorsun.
Ne bu saçmalık ya. neler yazıyorum cımbızla bir şey alınıp saçma cevaplar.
Forum sayfaları arasında gezerken :
MADDENİN ASLI KONUSUNDA ŞAŞIRTICI BİLİMSEL GELİŞMELER
adlı bir makale ve yine burdaki 4 profesöre denk geldim ve sonuna kadar okudum. Yine bilimsel makaleye karşı sadece ateistçe bakış açısı ile düz mantıkla verilen cevaplar yok yolun karşısına geçerken araba gelse çarpsamış
hakaret etmemeyi şiar haline getireceksiniz. mi yada me lerin sona eklenmesi ne müdahale edeceksinizki karşı tarafın sorusuna cevap veremediğiniz anlaşılmasın.
sayfayı yukardan aşağı ama bağımsız bir anlayışla okuyun.
verilen cevaplara ve sorulara bakın. Kimin saldırdığına bakın ? Kimin bayağı laştığına bakın. sonrada + puan verin.
anlattığı yada söyledikleri aptalcada olsa. hakaret ediyorda olsa siz yine sadece ateist diye + verin. ERDEM nerde ?
Bunca zırvayı sana öğreten kaynakça, kitap filan yok mudur arkadaş…
Şu yazdıklarına paralel bir ders kitabı, ansiklopedik bilgi, bir deney sonucu filan…
…bulup getirsen de hepimizi bir morartsan.
Yafu metafizik abisi sen ne diyon yaaa:)))
Hayvanlar acı çekmez çünkü ruhları yoktur diyen sen değil misin arkadaşım?
Bu tespitin karşısında onlarca soru yöneltilmiş sana neden cevap vermiyorsun?
Bak ne yazmış kullanıcılar sen hangisini cevapladın bu soruların?
HAYVANLAR ACI ÇEKMİYORSA KEDİYİ SOBANIN ÜSTÜNE KOYUNCA NEDEN BAĞIRIP KAÇIYOR? (Gamaro) Cevabın ne?
HAYVANLAR ACI ÇEKMİYORSA VETERİNERLER NEDEN ANESTEZİ VERİYORLAR AMELİYAT EDECEKLERİ HAYVANLARA? (Gamaro) Cevabın ne?
KÖPEĞİN TAŞŞAKLARINI SIKINCA NEDEN ACIYLA KIVRANIYOR HAYVAN? (Gamaro) Cevabın ne?
HAYVANLAR KOKU ALMIYORLARSA KEDİ KÖPEK NASIL BULUYOR EROİNİ, SAHİBİNİ, KEMİĞİ, YİYECEĞİ? (Gamaro) Cevabın ne?
HAYVANLAR TAD ALMIYORSA NEDEN DİLLERİ VAR, DİLLERİNİN ÜZERİNDE NEDEN TAD TOMURCUKLARI VAR BİZİM GİBİ? (Gamaro) Cevabın ne?
HİÇ BELGESEL SEYRETMİYOR MUSUN, BAZEN KİLOMETRELERCE UZAKTAN KOKU ALIP GELİYOR HAYVANLAR AVINA VEYA BİR LEŞE? (ben ve herkes) Cevabın ne?
Sen bunların hiçbirine cevap vermiyorsun, dediğim dedik çaldığım düdük aynı şeyi zırvalayıp duruyorsun.Öküzü gördüm acı çekmiyordu….. Sonra da burda yazan değerli insanlara osuruk uzmanı, o senin bok yemendir diyorsun. İşin bokunu çıkartan sensin, kör müsün sağır mısın, sen nası bir tipsin yaf?:)
madde sadece enerjiye dönüştürülebilir ama yokedilemez. Ruh ise zaten enerjinin ta kendisidir.
demiş metafizik,
Metafizik, ölüm ile yok olmak kavramlarını karıştırmış.
Ölüm, canlarının bütün faaliyetlerinin geri dönüşümsüz olarak durmasıdır.
Yok olmak ise, o canlının hiç var olmamış gibi bütün izlerinin silinmesi, yani başlangıç öncesine gelmesidir.
Ruh’un enerji olduğu iddiası ise çok saçma. Enerji ölçülebilir ve etkisi görülebilir. Ruh ise bilinmeyendir. Ancak canlı ölünce Ruh hakkında tam bilgi sahibi olabilir.
Bence metafiziğin tespitleri kişiseldir, dini veya ilmi hiçbir dayanağı yok.
Tamam xenix. Tartışmak istemiyorsan bunu anlayışla karşılarım.
Hani bi laf vardır, ayılığın lüzumu yok diye.. ama işte tam da burada biraz ayılık yapmak gerekiyor izninizle:)
Yok efenim, hakaret filan değil billa, sadece kısa bi hatırlatma;
Şimdi şu bizim bildiğimiz kıllı postlu ve bal yiyen (:) ayı var ya.. müthiş bi koku alma yeteneğine sahiptir aslında. Hem de öyle böyle değil.. Yani o kadar ki, iyiden iyiye preslenip kapatılmış konserve kutuları içinde ne olduğunu açmadan bile anlayabilecek düzeyde.
Deneysel çalışmaları da var bunun. Bi süre gözlemliyorlar mesela ayıyı ve en severek tükettiği besinleri tespit ediyorlar önce. (Hani tad almıyordu ya, hadi şimdilik geçtik onu:) Sonra alıyorlar bu ayıyı ve yüzlerce konserve kutusuyla dolu bir ortama koyuyorlar. Ayı ne yapıyor biliyor musunuz? İçinde az sevdiğinden çok sevdiğine onlarca çeşit farklı besin bulunan bu kapalı kutulardan sadece ve sadece en sevdiği gıdayı içerenleri buluyor ve onları parçalayıp yiyor, hem de sıfır hatayla.
Hatta ayının bu müthiş koku alma kabiliyetinden dolayı diyorlar ki; eğer dağda bayırda bi ayı çıkarsa karşınıza mümkünse parfüm veya deodarant sıkın burnuna. Minicik bi koku molekülünü bile diğerlerinden ayırt edip algılayabilen bir ayı için bu durum bir tür koku şoku yaratacak ve size kaçmanız için fırsat yaratacaktır.. (İnsanın çok ağır bi kokuyla, ya da bizi kusturacak veya başımızı döndürecek kadar şiddetli bir kokuyla karşılaşmamız gibi yani.)
Yani ayı dediğimiz hayvan hem baba gibi kokluyor hem de ağzının tadını pek bi biliyor anlayacağınız.
Ha şimdi metafizik dallaması ne diyecek peki bunlara karşı? Aman efendim ne diyecek, ayıdır işte onda ahlak erdem ne gezer filan diyecek işte..
Evet evet, bu sabah da demiştim, show must go on, muhahahaha:))
Konuya cevap vermek yerine Konuyu acan üyeyi kücümsemek, onunla dalga gecmek klasik yöntem burda..Tipik ateist savunmasi..Hmm öylemiymis yapma ya, bak sen kem küm sen ne anlarsin dinci cahil falan filan ama bakiyoruz mesaj hemen arti oylarla dolmus :))) Alemsiniz gercekten konuyu acan kisiye kisisel satasmalara oy veriyorsaniz gercekten müthis düsünce insanlarisiniz..Taraftar toplayanlar, kimlerin taraftara ihtiyaci oldugu belli 🙂
Defalarca uyardığıma rağmen sürekli hakaret. Fikirlerimin yüzde yüzü yanlış ve hatalı diyelim ve ben bir şizofrenim. Şimdi bu sayfadaki yazılara bir bakalım hangimiz şizofren. hangimiz terbiyesiz hangimiz it.
Son kez yazarak çıkıyorum ve buraya bir daha girmeyeceğim.
fakat sizin arada bir bu sayfaya girerek bu yazdığımı okumanızı ve umarım kendinizden utanmanızı sağlayabilir. Allah hataları suçları affediyorki ben kim oluyorum. Yazdıklarınızı cahilliğinize ve gençliğinize veriyor ve sizi affediyorum. Umarım bir gün hatalarınızı anlama BİLİNÇine varırsınız.
Dur bir parodi gibi yukardan aşağı sıralayayım güzelliklerinizi.:
1.Temel’in grup seks hikayesine
2.Osuruk bile ölçülüyo yahu,
3.Ha işte tam da burda derler ki adama; sen osuruk bile değilsin daha. Yani misal işte.
4.Şimdi buraya bir küfür yazsam, şahsın beyni onu okur mu acep?
5.Metafizik19.. sen cahilin önde gideni bi zavallısın
6.millet seni donunun içinde sallıyor…
7. Kendi cehaleti içinde bi megalomani, işte bu sensin metafizik19
8.epi topu şusu busu lolipopu…hemi de eni konu. brav valla: (harika)
9.Haaa.. düzüşelim diyosun yani..”
10.kafanın üstünde bir balon oluşuyor ve devasa bir donun içinde sen yatıyorsun, birileri de seni sallıyor gibi
11.Kıça tıkanılan hidrofil pamuk beyazı
12.Bunlara yanıt verecek metabüzük
13.Metabüzük, “büzük ötesi” demek.
14.ama ben durumu babama bir sorayım… (neden anasına sormuyorsa )
15.nası bi kodumun bilimsel cevabını duymak
16.Aç kapıyı metafizik, senin kapladığın yerde, seni itmeden, bir miktar münasip bir yer kaplayacağım şimdi.
Bir deneyelim canım, nolucak yani?
Şimdi sen tercihini yap, bu işe aday bir sürü organ mevcut. Serçe parmağımdan başlayarak her bir parmağım ayrı ayrı ve hep beraber seni itmeden senin kapladığın yerde bir yer kaplayabilirler.
Bunda başarılı olursak kolumuzla da aynı eylemi deneyebiliriz.
Hele sen ve ben bu işten zevk alırsak (sanmıyorum ama) ayaklarımı da senin kapladığın yere sokabilirim, seni itmeden. ( Bir insan şerefsizse her yerde şerefsizidir. Birde çocuklarım var diyorsun adi bu yazı yakışıyormu ? + puan vermemişler yalnız yazına hayırdır ?
17.Sen çatlak mısın birader, bi kaç tahtan filan mı eksik yahu?
18.sen nası bir tipsin yaf?:)
19. metafizik dallaması.
Acaba bunları hakettimmi merak ediyorum. Demekki sitede bayanların yazmamaları bu yüzden. çünki sitede aklı hep belden aşağı düşünen insanlar çoğunlukta. SİTE YÖNETİMİ nerde ?
Sizi terbiyesizliklerinizle başbaşa bırakıp siteden ayrılıyorum.
Bu kadarda başıboş olacağınızı düşünenememişim.
Güzel, isabet olmuş.
Hadi canım selametle.
Demek ki neymiş…
…buralarda yobazlar barınamıyorlarmış.
Sen nası bi tipsin yaf diyen kişi bi misafir (ben ve herkes)
Hem de büyük harflerle yazmış benim sorduğum soruların bir kısmını, gayet de net ve normal sorular.
Cevap ? Yok..
Ama ne var? Edepsizler, terbiyesizler filan var..
Ulen kediyi sobanın üstüne koyunca ne olur diyosun adama.. cevap: erdem nerde?
İnanılır gibi değil ya:)
Dedim ya, eğer lafını yer de gelirsen allah seni eşek etsin metafizik.
Hadi canım hadi, selametle.
Bu “elvedayı” görmemiştim.
Metafizik19,
Yazdığın ve bana ait olan ve senin tarafından hakaret olarak değerlendirilen satırların hiç birinin hakaret olamdığını sana kanıtlayabilirim. Ancak senin hani derler ya “kalbin bozuk”, bu yüzden belden aşağı yorumlaman nedeniyle böyle düşünüyorsun. Bence sen cinsel olarak da olgunlaşmamış ve sorunları olan birisin. Cinselliği anıştıran her sözcüğü cinsel organ olarak yorumlaman bunu gösteriyor.
Bir tanesini yanıtlayacak ve ben de gideceğim: “Aç kapıyı metafizik, senin kapladığın yerde, seni itmeden, bir miktar münasip bir yer kaplayacağım şimdi.
Bir deneyelim canım, nolucak yani?
Şimdi sen tercihini yap, bu işe aday bir sürü organ mevcut. Serçe parmağımdan başlayarak her bir parmağım ayrı ayrı ve hep beraber seni itmeden senin kapladığın yerde bir yer kaplayabilirler.
Bunda başarılı olursak kolumuzla da aynı eylemi deneyebiliriz.
Hele sen ve ben bu işten zevk alırsak (sanmıyorum ama) ayaklarımı da senin kapladığın yere sokabilirim, seni itmeden.”
Sen duvarı iterek ancak duvara ait yerde yer alabileceğimizi söylemedin mi? Söyledin. Burada anlatılmak istenen maddelerin sıkıştırılma özelliğidir. Bu konuyu tahtaya çakılan bir çivi ile anlatmıştım. Sana sokulan bir bıçak senin hacmini bir miktar genişletse de bıçağın hacmi oranında genişletmez; dokularını sıkıştırır. Örneğin bir santimerteküplük bir demiri çelikleştirdiğin zaman onun hacmi daralır. Çünkü molekülleri sıkışır. Maddenin genleşme ve ve büzüşme özelliği vardır.
Duvardan senin geçemiyor oluşun, duvardan başka maddenin geçemeyeceği anlamına gelmez. Başka bir madde geçer. Hemen geçemez yavaş yavaş geçer. Maddenin türevleri geçer. Sen kendini tüm maddelerin yerine koyamazsın. Bu yüzden senin kapladığın yerde seni çıkarmadan başka bir cismin yer kaplayacağını söylemek istedim. Ancak sen benim sana göya tecavüz edeceğimi anladın. İşte asıl adilik budur. Şimdi sana adi sözünü iade ettim işte. Çünkü ben sana şu ana değin böyle “adice” bir söylemde bulunmadım. Tamam gıcık edercesine hiciv yaptım, ama doğrudan adi demedim.
“Algıda seçicilik” vardır ya, sen işin tecavüz boyutunu algılıyor ve seçiyorsun sürekli ve tecavüz etme arzusuyla yanıp tutşuyorsun. Yapamayınca da yıkıyorsun ortalığı. Harbiden yıkıyorsun. Hani Cem Yılmaz “yıkarlar” diyor ya, o hesap işte…
Ele alınacak bir yerin yok be kardeşim.
Git hayata karış biraz, yürüyüş yap, her adımda materyalist olduğunu göreceksin!
Yalnız yollarda karşıdan karşıya geçerken arabalara dikkat et!… Onlar sen düşünmesen de varlar!… Yok diye düşününce yok olmazlar!…
Çok komik, gülmekten karnım ağrıdı:)
Eder mi eder. Zaten konuyu baştan aşağı okuyan biri anlar bu işte allahın bir parmağı olduğunu.
)kapa parantez
Güncelleyelim:)
Kimler yazmış onca kitabı acep? Ölüm’ ün olup olmadığı konusunda ki kesin duruşları kimler var etmişte, inanmış bunca deli…