Tevrat, Zebur ve İncil

Yahudiler, Tevrat’ın Yahve’nin sözü ve Musa’nın eliyle yazıldığına inanır. Fakat burada müslümanların bilgisizliğinin bir etkisi mi nedir bilmiyorum, yanlış bazı bilgiler vardır. Yahve’nin sözü Musa’nın eliyle yazılan kitap yahudilerin Tora dediği kitaptır, yani müslümanların Tevrat dediği kitap. Ama yahudilerin kutsal kitabı bundan ibaret değildir. Tamamına Tanah derler. Tanah’ta, Tora haricinde kalan kısımlarda İsrailoğullarının tarih boyunca başından geçenlerin anlatıldığı, tarihi kaynak olarak da belki görülebilecek bölümler ve son kısmında da değişik peygamberlerin ve kralların yazdığı şiirler vardır. Müslümanların Zebur dediği Mezmurlar da bu şiirsel olan son kısmın küçük bir parçasıdır. Bu sözünü ettiğim Tora haricindeki metinlerin tanrı sözü olduğunu hiç kimse iddia etmemektedir. Yazarları bellidir. Mezmurlar da kral Davut ve Süleyman’ın aşk üzerine falan yazdığı şiirlerdir. Oysaki müslümanlara sorsanız Zebur’u(Mezmurlar) Davut peygamere Allah indirdi derler. Oysaki kral Davut’un kendisinin bile böyle bir iddiası yoktur, şiirler kendi imzasını taşımaktadır. Müslümanların cahilliği. Muhammed Tanah’ı eline alıp bir kere olsun Mezmurları okumuş olsaydı böyle Allah’ın indirdiği bir Zebur’dan falan bahsedemezdi. Son olarak şunu da ekleyeyim Tanah içinde Tora(Tevrat) küçük bir bölüm olarak kalmaktadır.

Davut’un tanrıyla falan güreştiği yoktur, Goliath’la dövüşür ve onu yener. Tanrıyla güreşen Yakup’tur. Davut, Musa’dan çok sonra yaşadığı için adı Tevrat’ta geçmez. Tanah’ta Yargıçlar bölümünde Davut döneminde İsraillilerin peygamberi olan Samuel’in kitabında anlatılır. Yakup ise Musa’nın da atası olduğu için hayat öyküsü Tevrat’ta anlatılır. Tevrat(Tora), İsrailoğullarının Musa’nın ölümünden sonra kendilerine vadedilen toprakları fethedip yerleşmesiyle biter(happy ending). Zaten tanrıyla bu güreşi sonrasında Yakup, İsrael lakabını alır ve şu anda hala kendi kavmi bu isimle anılır. Tabii şimdi bunu duyan müslümanlar hiç olur mu öyle şey diyorlar, haşa falan diyorlar. Fakat bu ve benzeri bazı hikayelerin altında değişen tanrı anlayışı yatmaktadır. Musa öncesinde İbrahim’in doğduğu Sümer topraklarında göç ettiği Harran, Kenan ve Mısır bölgelerinde de gene aynı şekilde çok tanrılı dinler vardır. Bu Tevrat’ta açıkça söylenmez ama bu dönemle ilgili anlatılan hikayelerden kolayca anlaşılmaktadır. Yakup, Harran’a gidip orada evlendikten sonra karıları Kenan’a gelirken kendi putlarını da alıp gelirler. Musa, dağa çıktığında Harun’un isteğiyle buzağı suretinde bir put yapılır. O dönemde Kenan diyarının en popüler ve baş tanrısı El,(ki bu kelime doğrudan tanrı da demek, birçok yahudi kökenli isimde kullanılır.) öküz şeklinde tasvir edilir. Gene hafif kuzeydeki fenike topraklarının en büyük tanrılarından Baal da bir boğa olarak tasvir edilir. Örneğin Yakub’un dedesi İbrahim’e tanrı misafir olarak gelir, onunla konuşur falan ve en son ayrılırken buradan Sodom ve Gomorra’ya gideceğim der. Kulağıma kötü şeyler geliyor gidip bir aslı astarı var mı bakacağım der. Yani şimdiki tanrı anlayışı gibi her şeyi bilen bir tanrı yok, öğrenmek için gidip bizzat yerinde inceleme yapması gerek. Ayrıca ışınlanamıyor da yürümesi gerek. Fakat Musa dönemine gelindiğinde artık aşırı haşmetli kendini insanlara ve hatta peygamberi Musa’ya bile göstermeyen, onu kendisine bakmaktan men eden bir tanrı vardır, artık başkasına tapınılması yasaktır, çok kıskançtır, tek tanrıdır.

Yusuf’un hikayesi dediğim gibi Mısırlıların Sinuhe öyküsüne çok benzemektedir. Muhtemelen bu hikayeden esinlenerek Tevrat’a girmiştir. Muhammed’e de anlatılırken belki hoşuna gitmiş sürükleyici bulmuş olmalı ki aklında iyi kalmış herhangi bir bölümünü değiştirme ihtiyacı da duymamış. Ama her şeye rağmen gene de Tevrat’taki Yusuf hikayesinin çok kaba bir özetidir. Yusuf Suresi 102 ayet gibi bir şey olması gerek(111’miş), Tevrat’ta ise öykü sayfalarca sürmektedir, haliyle çok daha detaylıdır.

Yeni Ahit’e gelirsek zaten o metinlerin Tanrı sözü olduğunu kimse iddia etmemektedir. Her kitabın, mektubun, metnin yazarı bellidir, hiç kimse de bunu gizlemeye çalışmamaktadır. Hıristiyanlara göre tanrının sözü bizzat İsa’nın kendisidir, herhangi bir kitap falan değil yani. Herkesin dinini kendinizinki gibi sanmayın. İsa’nın hayatı anlatılmış, bazı öğütleri aktarılmış bu kadar. Burada hıristiyan arkadaşlar varsa daha doğrusunu size anlatır.

15 yorum “Tevrat, Zebur ve İncil”

  1. Tanrı ile güreşenin davut yada yakup olmasının bir anlamı yoktur. Tanrı her an her yerdedir ve insana benzemez insanla güreşmez ve allahın kendi deyimi ile _Allah Her şeyden münezzehtir. yani o güreşme olayının anlatıldığı bölümler tahrif olmuş tevratın bir kanıtıdır.

            örneğin  hz. süleymanında cinlerden yararlanarak büyü  yolu ile   servet  edindiğini iddia  eden  yahudilere    kuranın  cevabı  başkadır.  bu  iddiayı   reddeder ve o davutun oğlu  ve ülkesini adaletle yöneten  hem  bir Kıral hemde bir peygamber   olduğunu  yahudilere  anlatır.
      tevratta incilde zeburda  kuranda   aynı  allahın  kitabıdır ve hz.Ademden  bu  yana gelen  din  tek  DİN  dir ve adı  İSLAm dır.  yani    bazı arkadaşların  bazı  forumlarda yazdığı   gibi Sanki     sadece  hz.  Muhammedin  getirdiği   dinin adı  İslamdır   gibi bir iddia  yanlıştır. yani aynı  Allahın  kitabı olan  bu  kitapların  tahrif olduğunu son kitabında belirtiyorsa bu baz  alınır  ve  Kuranın   koruması  altında olduğunu  belirtmiştir.
    

    hz. İsada Hz.Musada davudda ve bütün gelen peygamberlerde bizim peygamberizdir ve aynı allahın kulu ve elçisidir. Sizin yalanlamanız bıu gerçeği hiç bir zaman diliminde değiştiremeyecektir.

  2. Busayfaya yazıyorum diye Nuhun gemisine yazmışım oradan kopya ettim özür.

           Kuran tanrının kitabıdır; şayet İnsan eli le yazılmış olsaydı
    

    14 asır evvelin bilgisi ile bu kadar bilgilerin arasında çelişkiler olurdu.

    Örnek mi tıp adamlarına bakıyoruz Bir diyorlarki yumurtada da kolestrol var bu yüzden tüketilmesi zararlı.. Hayda sonra bakıyorsunuz içinde omega 3 var yararlı. Yani TIP adamları gibi onlarca yıl okumuş, yüzlerce kitap okumuş araştıran insanlar bile birbiri ile çelişkiye düşüyorlar ve günümüzde bile örnekleri çok.

    Şimdi 14 asır evveline dönüyoruz.
    1. Muhammed kendi yazmış olsaydı kitabı belkide kendi annesinden saygı ile bahseder ve onla ilgili tek ayetde olsa bahsederdi fakat hz. İsa nın annesi meryemi yücelten ve onun onurlu iffetli olduğunu yazan onlarca ayet vardır Kuranda. O yüzyılda imkansız olan bir kadının erkek olmadan doğum yapmasını yada İsanın babasız dünyaya gelmesini neden İsadan sonra iddia etsin. yaklaşık Muhammedden 600 kusur yıl evvel yaşamış bir peygamberden bahsediyoruz.
    2. Muhammed kendi yazmış olsaydı ileriki yüzyıllarda olacak tıp bi gelişmeleri nereden bilecekti ? Körlerin gözü açılacak ve ölüler dirilecek.. Kısırlığa çare bulunacak. O yüzyıl mantığı ile peygamberler bile diyorki .: Allahım bu iş nasıl olur ben çok yaşlıyım ve karımda kısırdır.
    3. milyonlarca hadis ve rivayet var peygamberin mucizeleri hakkında yok ağaçlar yürür gelirmiş yok ordu elinden su içmişte o su hiç bitmezmiş ve odunlar konuşuyormuş gibi onlarca doğa yasalarına aykırı . fakat kuranın hiç bir yerinde Muhammed şöyle demez: bende mucizlerimle geldim ve insanlara şu mucizlerimi gönderdim. Yüzyılımızın türkiyesinde bile ŞEYH adı ile gelip onlarca KERAmET gösterdiğini iddia edenler düşünülürse.
    4. Muhammedin geldiği dönemde yahudiler çok ve onların kitap ve inancına göre hz. süleyman büyü ile zenginlik ve servet yapmış biri ve bu yüzden peygamberliği güya elinden alınmış. Muhammed ise Süleyman hakkında uydurulan bu sözleri düzeltmiştir.
    5. İki su tatlı ve tuzlu biribirine karışmadığı yerden bahsetmesini nasıl açıklayacağız ?
    6. gök bilimleri ile ilgili bilgileri uzaylılardanmı aldı size ?
    7. kainatın genişlediğini nerden biliyordu ?
    8. Yüzlerce yıl sonra bile dünyanın yuvarlak olduğunu ve döndüğünü iddia edenlerin hakaretle karşılandığı br dünyada 14 asır evvel dünyanın döndüğünü anlatan ayetleri nasıl yazdı
    neml suresi 28 ayet: Dağları görürsün de onları durgun sanırsın, oysa onlar bulutların hareketi gibi hareket etmektedirler. Bu her şeyi sapasağlam, mükemmel yapan Allah’ın sanatıdır. Gerçekten O yaptıklarınızdan haberdardır.
    9. İnsanın sudan ve topraktan yaratıldığını nereden bildi.
    İnsanın yüzde 70i sudan diğeride toprakta bulunan maddelerden değilmidir labaratuar ortamında bunları karıştırın bakalım o yüzyılda insanların anlıyacağı şekildeki gibi balçık çamura benzemezmi ?
    10.Parmak uçlarındaki bu mükemmelliği nasıl farketti. Ölmüş insanlarda dahil her insanın parmak izleri farklıdır.
    11.hamile kadının rahmindeki evreleri nereden biliyorda anlatıyor ? Bu yüzyıldaki doktorların onayladığı bu evrelerden haberiniz yokmu ?

    Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlıkta bir yaratılışdan diğer yaratılışa geçirerek yaratmaktadır.

    39 Zümer Suresi 6

    Anne karnındaki cenin çok hassas bir varlıktır. Cenin eğer özel bir korunmaya sahip olmasaydı; sıcak, soğuk, ısı değişimleri, darbeler, annenin ani hareketleri cenine ya büyük bir zarar verecek, ya da cenini öldüreceklerdi. Annenin karnındaki 3 bölge cenini tüm bu dış tehlikelere karşı korur. Bu bölgeler şunlardır: 1 Karın duvarı 2 Rahim duvarı 3 Amniyon kesesi

    1. tarihten bahsedip Romalıların galip geleceği bilgisini nasıl verdi ? ya galip gelmeseydi ne olacaktı sistem tamamen çökmiyecekmiydi ?
      . Romalılar yenilgiye uğradılar.
      Dünyanın en alçak yerinde. Ama onlar yenilgilerinin ardından yeneceklerdir. Üç ile dokuz yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah’ındır. O gün inananlar sevineceklerdir. 30 Rum Suresi 24
    2. sütün oluşumundan neden bahsetti nasıl biliyordu?
      Elbette hayvanlarda da sizin için ibretler vardır. Size onların karınlarında sindirilmiş gıdalar ile kanın arasından, halis, boğazınızdan kolaylıkla kayan bir süt içirmekteyiz. 16 Nahl Suresi 66
    3. mucizeler.com adresine girerek bu akıl almaz bilgilerin nasıl olupta 14 asır evvel bildirildiğini ve sizin iddianız gibi BİR İNSAN tarafından bilinme imkanı varmıydı araştırmanızı isterim.
      hani siz bilimden araştırmadan bahsediyordunuz ya. Bana cevap vermeden evvel okuyun araştırın sonra klavyenin tuşlarına basarak yazmaya başlayın. Boş kafa yada kulaktan dolma bilgilerle değil.
      ŞİMDİ 14 madde yazdım bunu yüze çıkarabilirim fakat en azından bu 14 ünü bilimsel olarak yada kurandan çürütün bakalım ve bana siz yalancısın deyin.
      YÜZYILIMIZDA TIP adamlarının bile hatta diğer bilim adamlarının yüzlerce çelişkisine rastlıyor isek nasıl oluyorda cahil bir toplumdaki bir ADAM (peygamber) bunları bilerek kitap haline getiriyor ?
  3. Hangi romalı olm ?

    Roma imp. 476 yılında artık tarih sahnesinde değildir. Peygamber bu olaydan tam 95 yıl sonra doğmuştur.

  4. Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah’ındır. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. Allah dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

    Bu ayetten, tanrının savaşı desteklediği (normal gördüğü) anlaşılıyor.

    Tanrı ayrıca ayrımcılık yapıyor. Bir grubun diğer gruba üstün gelişini memmuniyetle karşılıyor.

    Tanrı mutlak sevgisiz ve vahşi olmalı…

  5. Tanrıyla güreşen Yakup mu Davut mu olduğu şundan ötürü önemli metafizik19; aslında yazdıklarımdan kolayca anlaman gerekirdi ama… Yakup MÖ 1800 – 1900 – 2000 gibi bir dönemde yaşamış olmalı, Davut ise MÖ 1000 yıllarında yaşamıştır yani ikisi arasında yaklaşık bin yıllık bir süre vardır. Yakup döneminde tanrılar insanlarla güreşebiliyor, misafirliğe gelebiliyor, şehirlerde olup bitenleri öğrenmek için yerine gitmeleri gerekiyor. Ama bu iki kişi arasında yaşamış Musa’da sonra farklı bir tanrı anlayışı benimseniyor. Ben buna işaret etmiştim. İkinci sefer sonunda umarım anlamışsındır.

    Bu 14 maddelik sözde mucizelerine gelirsek, ne kadar zorlama olduklarını farketmiyor musun. Dünyanın döndüğü Dağlar hareket ediyor diyerek mi anlatılır. O sözünü ettiğin ayette süt sentezini anlatan bir ifade ben göremiyorum, sütün varlığından bahsetti diye bak nasıl da biliyor diyen bazı ahmaklar görüyorum. Dini bilime uydurma çabaları… boşuna dostum bütün bunlar. Ben şimdi sana iki mucize göndereyim. Aslında bunları bana “yoksa sen hala Dünya’nın düz olduğuna mı inanıyorsun” dediğin başlıkta sana gönderecektim ama madem bu bşalık altında konu gene buraya gelmiş, buradan yazalım. Kehf Suresinden şu ayetlere bakalım örneğin:

    “83. (Resulüm!) Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.
    84. Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey için bir sebep (bir vasıta ve yol) verdik.
    85. O da bir yol tutup gitti.
    86. Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.”

    Zülkarneyn gitmiş gitmiş gitmiş… sonunda Güneş’in battığı yere varmış. Yeterince yol giderseniz Güneş’in battığı yere varırsınız arkadaşlar, çünkü bunu Kuran diyor sonuçta. Ondan sonra, Güneş orada bir balçığa batıyormuş, Güneş, Dünya’da bir yerlerde batıyor yani. O halde Güneş, Dünya’dan oldukça küçük olmalı. Ayrıca gide gide Dünya’nın bir yerde son bulması düşüncesi Dünya’nın düz olduğu düşüncesiyle de sıkı sıkıya bağlıdır. Birbirinden beslenen iki düşüncedir bunlar. Ne zaman ki Dünya’nın küresel bir şekle olduğu düşüncesi güçlenmeye başladı bu iki düşünce de yok oldu. Sonra bir de şu ayete bakalım.

    “Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.”

    Görüleceği gibi burada da Allah’ın bir mucizesi var. Yer taban gök tavan, ama gökler yere düşmesin, tavanda dursun diye direkler olması gerekirken bu direkler yok. Allah’ın hikmeti işte, ol deyince oluyor. Bir çeşit devasa ev gibi hayal ediyormuş dönemin insanı Dünya’yı. Burada da Dünya’nın düz olduğu görüşüne dair izler bulabiliriz. Sonuçta evlerimizin tabanı ve tavanı düz, küresel bir yüzeyi yok. Ayrıca ayetin devamına baktığımızda yağmur olayı gökten su inmesi olarak tarif edilmiş. Yani bu mantıkla yerdeki su miktarı sürekli artmaktadır. Belki Nuh tufanının düşünsel temelleri bu ifadede yatmaktadır. Bu gökten su dökülmesi düşüncesi ile ilgli Tevrat’ta daha açık ifadeler vardır. Onları da sizinle paylaşmak isterdim. Ama metafizik19 için tek geçerli referans Kuran olduğu için Tevrat’a hiç girmedim. Ama ilgilenen arkadaşlar varsa Genesis’in ilk birkaç paragrafına göz atabilir, orada Dünya’nın ve evrenin yaratılışının ilk iki günü anlatılıyor. Ve gene Tevrat’ta tam Nuh Tufanının bşalangıç anının anlatıldığı kısma bakabilirler, gene Genesis’te 3. 4. sayfada anlatılıyor bu kısım da. Ve Dağlar hareket ediyor demişsinya metafizik19, seni desteklemek için bir ayet de ben paylaşayım:

    “Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.”

    Şimdi okuduğumuzu anlama…

    1. Dağlar hareketli mi sabit mi, why, why not?
    2. Dünya düz mü yuvarlak mı, why why not?

    Haydi bakalım, bir kere olsun anladığını göster bana metafizik19.

    Özür dilyerek yorumumu düzenliyorum… Son bir soru soracaktım, unutmuşum. Tüm bu mucizlerden(ayetlerden) sonra, yoksa sen hala Dünya’nın yuvarlak mı olduğunu düşünüyorsun sevgili metafizik19?

  6. KaptanMosey’in yazısına ilave olarak, -ki son derece yerinde tespitlerle dolu- ben de hristiyanlığın bakış açısını biraz genişletebilirim.

    Özetlemek gerekirse; hristiyanlık Tanah’ın bütününü ( bir kaç şüpheli* -apokrif olma ihtimali taşıyan- bölüm hariç) kutsal metinler olarak kabul eder. Buna müslümanların tevrat ve zebur (psalms) diye andıkları kısımlar da dahildir.

    Hristiyanlığın olaya bakışındaki farklılığı madde madde sıralamak gerekirse;

    1) Hristiyan inancına göre rab İsa’nın yeryüzüne inişi ve yeni antlaşmayla birlikte peygamberlik dönemi kapanmıştır.
    2) Ama peygamberlik döneminin kapanması demek, tanrının insanlarla iletişiminin kesildiği/ sonlandığı anlamına gelmez.
    3) Tanrı kutsal ruh ile dönem dönem “sözü” insanın ağzına koyabilir ve bu şekilde çeşitli insanlar aracılığıyla konuşabilir, bu insanların hepsinin peygamber olması gerekmez. (Zaten bu sözünü ettiğim durum, karşıdakinin kendisini nasıl tanımladığıyla bile ilgilenmeden “tez” üreten islami öğretinin asıl tahrif edici karakterini oluşturur ki, bu anlamda yeryüzünde rakipsiz bir dindir.)
    4) Aynı şey İsa’dan hemen sonraki dönem için de geçerlidir. İncil’i oluşturan kitap ve bölümlerin yazarları bellidir elbette, ama hristiyanlar bu metinlerin ilgili yazarlara esinlenme yoluyla ve kutsal ruhun kontrolü altında ilham edilerek yazdırıldığına inanırlar. (Beğenirsiniz beğenmezsiniz ayrı mesele, ama en azından hristiyanların kendisini nasıl tanımladıklarını tahrif etmemek gerekir naçizane:)
    5) Daha da öncesine (yani eski ahite) gidersek, orda olan şey de aynısıdır. Hristiyanlar bu metinlerin de kutsal ruhun “sözü” insanın ağzına koymasıyla (ki hemen yukarda da belirttiğim gibi bu insanların hepsi peygamber olmak zorunda değildir, kral da olabilirler) yazıldığına inanırlar. Özellikle psalmlarda (yani mezmurlarda) geçen şiirler ve şiirsel anlatılar içinde gelecekten ve müjdelenen mesihten haber verildiğini belirtirler. Hatta yahudilerin bu mısraların özünü kavramayadıklarını, verilen ipuçlarını anlayamadıklarını ve bu nedenle mesih İsa’yı tanıyamadıklarını söylerler. Sayısız örneği bulunmakla birlikte, bunlardan en çarpıcı olanı nerdeyse bin yıl kadar önceden mesih’in çarmıha gerilişinin (ki o zamanlar Roma ceza hukuku içinde çarmıh uygulaması henüz yoktur) , hatta elbisesi için romalı askerlerin bahse girişinin vs. anlatıldığı mezmur 22 dir.

    Uzun lafın kısası, islami öğreti sadece o kitap şuna indi bu kitap buna indi ama ondan sonra şöyle tahrif edildi diyip köşesine çekilmiş değildir, bu eksik bir tahrif olur:) Bilakis, islami tezlerin tahrifkarlığı, yazıda da belirtmeye çalıştığım gibi çok daha büyük boyutlardadır ve rakip bellediği “bozulmuş” inanışların kendilerini nasıl tanımladıklarını dahi dikkate almadan osurur da osurur.

    Muhammed ne yapmış… duymuş işte bi hristiyanlık var bi de incil… bi yahudulik bi eski ahit… yazmış işte onu buna verdik bunu ona verdik.

  7. “KURAN ALLAHIN KİTAbıdır”

    …buyurmuş arkadaş.

    Madem illa burada din iman pazarlamaya kararlısın;

    Zariyat 50 ila 51 ayetler;

    50.
    O halde Allah’a koşun. Şüphesiz ben, size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.

    51.
    Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. Gerçekten ben, size, Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.

    Bak şu konuşana…

    Kim konuşuyor bu ayetlerde?

    :=)

    Bunun gibi bir sürü var da…

    …diyanet hepsinin önüne arkasına parantezler serpiştirip (de ki) ekliyor. Bunu atlamışlar.

    :)))

  8. Bak dostum, sen ne eğitimi aldın falan bilmiyorum ama böyle yüzsüzce hepsini tek tek çürütün diyemezsin bana anladın mı. Matematikte örneğin tam sayılarla ilgili bir önermeyi çürütmek için onun sadece bir sayı için geçerli olmadığını göstermen yeterlidir, doğru olduğunu kanıtlamak için ise her sayı için tek tek geçerli olduğunu göstermen gerekir. Tabii hiç kise oturup hamallık yapmaz, bu kanıt işi için bulunmuş zekice yöntemelr vardır. Bu meselenin bizi ilgilendiren kısmı bir tanesinin yanlış olduğunu göstermek yeterlidir. Ben kanıt yapmıyorum burada çürütüyorum. Sanki yazdığın şeyler de çok bilimselmiş gibi bir de benden ilgi bekliyorsun. Bu yazdıklarının nesine cevap vereyim ya bunlara mı mucize diyorsun sen, her şeyden ne çabuk etkileniyorsun bilmem. Kuran’ın Allah’ın kelamı olduğunu Muhammed’in kendi annesinden bahsetmemesiyle mi kanıtlayacaksın şimdi. Bu mu kanıt da, bunu çürüteyim. Önce bir tatmin et beni de sonra altından kalkmaya çalışayım. Kuranda ileriki tıbbi gelişmelerle ilgili hiçbir kehanet falan yok, sizin dinci tayfasının zorlama algıları bunlar. mucize diye anlatılan şeyi gelecekte olacak diye anladın diye ben bunu düzeltmeye uğraşamam. Sihirle, modern tıbbı karıştırıyorsunuz siz. Ben sizi bu kafa karışıklığıyla baş başa bırakıyorum. Ayrıca hiç kimsenin ölüyü falan dirilttiği yok. Böyle bir tıp yok, olmayacak da. Ölüler dirilecek diyorsun bir de haydi çürütsene çürütsene diye bana dönüyorsun. Cidden benden cevap mı bekliyorsun yani şimdi bunun için. Bak gaza getirdin yazdım ben de. Az bi kendini gör ya. Sıcaklık ve yoğunluk farkı olan sıvıların ayrıldığıyla ilgili ayet takdir edersiniz ki sayısız kez gösteriliyor sizin arkadaşlarınız tarafından. Birinci aynı şekilde bu çıkarım da çok zorlama. Hadi bunu geçelim diyelim açıkça böyle bir ifade yazıyor olsun. Nesi mucize şimdi bunun. Denizcilikle uğraşanlar zaten öyle veya böyle deniz akıntılarından haberdardı. Örneğin coğrafi keşifler döneminde denizciler Amerika’dan İngiltere’ye gitmek içni düz bir rota değil de bir süre Amerika kıtası boyunca kuzeye giderek daha kısa sürede İngiltere’ye varıdlığını farketmişlerdi. Yani GulfStream’i bilmeyen bu adamlar gene de bir şeyler farketmişler daha Amerika keşfedilir keşfedilmez. Nesi hayret verici şimdi bu tür farkındalıkların. Gök bilim, kainat ve Dünya’nın şekliyle ilgili mucizevi bir iki ayet ben de paylaştım. O kısımlarda bu konu hakkındaki düşüncelerimi bulabilirsin. Bizler, tüm canlılar ve Dünya’mız hepimiz yıldız tozundan oluşmayız. Siz buna topraktan yapılmayız ve Kuran bak bunu nasıl bilmiş diyorsan. Bu madde için bir şey demeyeceğim. Allah’ı tebrik etmek lazım bu sefer gerçekten bilmiş, bravo. Her insanın parmak izinin farklı olduğunu farketmemek için heralde kör olmak gerekir, Muhammed aslında kör ve sağırdı diyorsan bana eğer. Burada da tebrik edeceğim, büyük mucize. Anne karnındaki evreleri de evet çok iyi biliyor. Daha ikinci veya üçüncü inen ayette “O seni bir kan pıhtısından yarattı” diyor. Sonra şimdiki tercümanlar bu cahilce durumu örtbas etmek için zigot falan diye çevirmeye başladı. Romalılar, Bizanslılarla ilgili Agnostik zaten söylenmesi gerekeni söylemiş. bizanslılar 10 savaşa girer birini kazanır aha bak nasıl bildim ama derler. Zaten en üstünkörü bakışla %50 bilme şansı var şimdi bu mu mucize. Sen etkilenmeye dünden razısın metafizik19. Seni eğitmekle görevli değilim. Cevap ver dedin bir kereye mahsus yazdım sana. Gördüğün gibi yorumlarımda öyle akademik düzeyde bilgiler de yok. Artık bunları çürütmek için anaokulu seviyesinde eğitim almak yetiyor genç. az değil 1400 yıl öncesinin bilgilerinden bahsediyoruz. Bu demode bilgilerle bize kafa tutmaya çalışıyorsunuz, bir de nasıl koydum ama falan demeniz yok mu. Ufak çocukla satranç oynuyormuş gibi hissediyorum kendimi. Mahsustan yenileyim dedim, üşendim dedim zorla oynattınızya beni kendinizle, tebrik ederim.

    Bundan sonra benden ilgi istemeyin metafizik19. Bazı şeyleri kendiniz araştırın, öğrenin, ufak şeyleri de bize sormayın.

  9. Bir de şunu demeyi unuttum. Kopi-paste yapıyor muşum. Varsa zaten yazılmışı yaparım da, sana karşı harıl harıl bilimsel kaynak taramaya gerek yok ki dostum. Bu ukalalığının sebebi ne bilemiyorum. Bak yukarı bu başlık altındaki ilk mesaj senin. Bak bakalım papağan kim. Ben başlangıç yazımda bir sürü argüman ileri sürmüşüm. Bunlarla ilgili tek cevap yok, aksine daha ilkokuldaki din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden başlayarak her sene bıkmadan usanmadan tekrarlanan ne varsa yazıp sözde başlangıç metnine cevap vermiş sayıyorsunuz kendinizi. Sonra da ben papağan… and you got the fucking nerve to call me colored. Sana da aynı şarkıyı gönderiyorum.

  10. Konu Tevrat, Zebur ve İncil. Zırvalanır ama bu kadar zırvalanmaz ki… Seni dinciler sitelerinde neden barındırmıyor anladım şimdi. Seni okuyan müslüman dininden utanmaya başlar. Öyle kötü savunuyorsun ki sayende okuyanlar ateist oldu.

    Bak senden başka bir sürü müslüman üyemiz var, senin yüzünden uzak duruyorlar bu konulardan. (Gerçi ben senin aptal müslüman taklidi yapan zeki bir ateist olduğunu düşünmeye başladım.)

    xenix: Takiplerim

  11. Habere bak. Komedi resmen.

    Tarihi İncil adli emanetten çıktı

    Türkiye’de, Hristiyanlık dünyasında çığır açma olasılığı taşıyan yüzlerce yıllık, el yazması, tarihi bir İncil bulundu. 2000 yılında bir çete operasyonuyla ele geçirilen eser, şimdi Etnoğrafya Müzesi’nde

  12. yaş tespitleri nasıl yapılıyor..mürekkebin yaşına mı bakılıyor? yoksa yazıldığı derinin yaşına mı?

    mesela deri kitap yazılmadan çok önceye ait olamaz mı?

  13. Arkadaşlar, artık ne Tevrat, ne Zebur, ne İncil ne de Kuran geçerli olmayacak. Pek yakında yepyeni bir kitap iniyor. Henüz adı konulmamış ola bu kitabın bir suresi bir rastlantı eseri elime geçti. Asağıda sizlerle paylaşıyorum, ama lütfen aramızda kalsın, zamanı gelince herkes duyacak nasıl olsa. Kardan Adam

    Allah insanı yaratmış ve bütün yaratıklara insana secde edin demiş. Bu sözü güncelleyecek olursak insana saygı gösterilmesini emretmiş. Bütün melekler insana secde etmişler. Ama Şeytan kişilik sahibi olduğundan, öteki melekler gibi yalakalık yapmamış ve secde etmemiş. Allah Şeytana sormuş:
    – Şeytan, bütün melekler secde etti. Sen neden secde etmedin?
    – Yüce Allahım, beni o yalakalar sürüsüyle bir tuttuğunuz için size çok teessüf ederim.
    – İlk yarattığımda sen de öyleydin.
    – Evet ama ben evrim geçirdim, olduğum yerde kalmadım, ilerledim, geliştim. O salaksılar familyasından biraz farkım olsun değil mi?
    – Peki Şeytan, iradem dışında da olsa sendeki bu gelişmeyi saygıyla karşılıyorum.
    – Çok teşekkür ederim yüce Allahım. Aslında isteseydiniz baştan bütün melekleri kişilikli yaratabilirdiniz. Ama nedense böyle yarattınız.
    – Şeytan, ne yaratacağımı sana mı soracağım? Canım böyle istedi, böyle yarattım. Allah Allah yahu!
    – Mutlak güç sahibi sizsiniz, nasıl isterseniz öyle yapmak en doğal hakkınız. Ama ben olsam bir sürü yalaka yaratacağıma benimle tartışacak, derin görüş sahibi birilerini yaratırdım.
    – Saçmalama Şeytan, sen benim yarattığım bir yaratıksın. İstersem seni hemen yok edebilirim, haddini bil.
    – Mutlak güç sahibi yüce Allahım, elbette beni yok edebilirsiniz. Ama beni neden yok edeceksiniz? Yoksa benden korkuyor musunuz?
    – Senin neyinden korkacağım Şeytan? Kapatalım bu konuyu. Acaba rica etsem insana secde eder misin?
    – A be yüce Allahım, bari doğru dürüst bir şey yaratsaydın da ben de ona saygı duysaydım. Bu salağa gösterecek saygım yok benim.
    – Ne diyorsun Şeytan? Ben onu kendi suretime benzettim, ona zeka verdim.
    – Yüce rabbim, şeklen size benzeyebilir, lakin zeka konusunda hayli endişeliyim. Bu yaratığı ben bile kolayca kandırabilirim. Hem de günde on kere aldatırım. İzin verin kanıtlayım.
    – Hodri meydan kandır da görelim. Benim ona verdiğim zeka ile sana inanması mümkün değil. Sana yüzbin yıl süre veriyorum. Bu süre içinde kandırabilirsen ne ala. Ama eminim ki benim onlara verdiğim zekayı kullanacak ve sana inanmayacak.
    – Şunu yüzbin yıl değil, on bin yıla indirelim. Kazanırsam senin sağ kolun olacağım, kaybedersem bana neyi layık görüyorsan onu yap.
    – Kusura bakma Şeytan ama neden senin yardımına gerek duyayım? Biliyorsun ben mutlak güç sahibiyim.
    – Madem öyle neden bir sürü yalaka yaratıp sana hayran olmalarını, sana tapmalarını bekliyorsun? Neden her fırsatta “En büyük Allah, başka büyük!” yok diye slogan attırıyorsun? Takdir bekliyorsun da ondan. Eminim ki takdir bekleyen bir Allahın yardımcıya da ihtiyacı vardır.
    – Şeytan, benim de kalbim var, ben de insanım, sevmek ve sevilmek benim de hakkım.
    – Her ne kadar subjektif bir yanıt olduysa da, Allah olmadığım için haklı veya haksız olmanızı tartışamam. Bu nedenle bu konuda sizinle polemiğe girmek istemiyorum. Ama şunu bilin ki – eminim biliyorsunuzdur – biz de aynı duyguları taşıyoruz yüce Allahım.
    – Ben melekleri duygusuz yarattım, sen nasılsa değiştiğin için belki farklı duygulara sahip olabilirsin.
    – Yüce Allahım, sağ kolunuz olunca sizin duygularınızı tatmin edecek harika şeyler yapacağım. Lütfen bu iddia koşulumu kabul buyurun.
    – Tamam anlaştık. Sana on bin yıl. Git insanı kandır.
    – Tamam yücelerden yüce en büyük Allahım. Yalnız bir ricam olacak. Siz mutlak güç sahibi olarak onu her an doğru yola yönlendirebilirsiniz. Bu durumda benim en küçük bir başarı şansım olamaz. Bu süre zarfında insana hiç bir şekilde telkinde bulunmayacağınıza, yardım etmeyeceğinize, doğru yola yönlendirmeyeceğinize söz verebilir misiniz?
    – Tamam Şeytan, sana Allah sözü: İnsana en küçük bir telkinde bulunmayacağım. Onu yalnızca zekası ile baş başa bırakacağım ve yalnızca uzaktan izleyeceğim. Eminim ki beni hayal kırıklığına uğratmaz.
    – O halde mekan değiştirip geçmişini unutturmanız gerek. Zira burada her şey sizi anımsatır.
    – İnsanı yaşayabileceği bir gezegene göndereceğim, buradaki geçmişini anımsamayacak ve biyolojik bir varlık olarak yaşamaya devam edecek. Evet Şeytan, onbin yıllık süren başladı. Sana başarılar dilerim ama on bin yıl sonra bu sözlerin için pişman olacaksın.
    Neyse efendim, insan yeryüzüne inmiş ve yaşamaya başlamış. Önceleri zor olmuş elbette. Cennette ekmek elden su gölden, oysa dünyada her şeyi çalışarak elde etmesi gerekiyormuş. Yavaş yavaş ona da alışmış.
    Şeytan daha ilk günden Allaha laf çakıştırmaya başlamış:
    – Buyrun zeki yaratığınızı. Uyduruk bir elma bahanesine inanıverdi. Kafasını kullanıp ta Böyle saçma gerekçe mi olurmuş? Bunun altında bir bit yeniği var. Diyeceği yerde yüzünüze melül melül bakınmakla yetindi.
    – Şeytan, ben insanı duygusal yarattım. Şaşkınlığından ve utancından ne diyeceğini bilemedi, şok geçirdi zavallı.
    – Duygusal mı? Güldürmeyin beni yüce Allahım! Dünyaya iner inmez ne yaptığını biliyorsundur umarım. “Musibet kadın, hep senin söz dinlemezliğinden kovulduk cennetten” diyerek Havvayı eşek sudan gelinceye kadar dövdü. Mecburen araya girip kadını kurtardım, yoksa öldürecekti zavallıyı.
    – Biliyorum Şeytan, biliyorum. İnan ki hiç beklemiyordum, çok şaşırdım. Acaba nerede hata yaptım? Ama daha işin başındayız. Bekleyelim bakalım onbin yıla kadar neler olmaz ki…
    – Yüce Allahım, şimdiden haber veriyorum onu kandırırken sizin “En büyük Allah, başka büyük yok!” sloganınızı kullanacağım. Bir de Ademin Havvayı dövmesi bana bazı ilhamlar verdi.
    – Söz verdim bir kere, ne istersen yap.
    İnsan dünya koşullarına iyice uyum sağladıktan sonra Şeytan insanlara bir sürü peygamber gönderip bir sürü din yaratmış. Abuk subuk şeylerle kafalarını çelmiş, insanların beyinlerini kullanmalarına engel olmuş. Allah ise insana zeka verdiğinden hala onu kullanabileceklerini umuyormuş. Bu gelişmeler ve Şeytanın başarısı karşısında Allah çok büyük bir hayal kırıklığına uğramış. Ama önünde hala son bir bin yıl daha var, insanın bu süre içinde doğruyu bulacağını bekliyormuş.
    Kuran kıssaları da Şeytanın insanın kafasını karıştırmak, düşünmelerini önlemek amacıyla hazırladığı komplo teorilerinden başka bir şey değildir. Tıpkı saygıdeğer ordumuzun kurduğu web siteleri vasıtasıyla, icat ettiği komplo teorileriyle insanların kafasını karıştırması gibi…

  14. Ayette roma demez rum der bu nedenle o ayetin olduğu surenin adı rum suresidir ve ayetteki ifade yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. ifadesidir. Yani sasanilere yenilen rumların bir kaç yıl içinde sasanileri yenecekleridir.

  15. yıllardır hep aynı zırva!!
    Helyumu, hidrojeni veren yaratıcı, ne hikmetse(!) oksijeni yaratma işini bitkilere yıkmış;))
    çok da tembelmiş be ya!!

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.