
Yahudiler, Tevrat’ın Yahve’nin sözü ve Musa’nın eliyle yazıldığına inanır. Fakat burada müslümanların bilgisizliğinin bir etkisi mi nedir bilmiyorum, yanlış bazı bilgiler vardır. Yahve’nin sözü Musa’nın eliyle yazılan kitap yahudilerin Tora dediği kitaptır, yani müslümanların Tevrat dediği kitap. Ama yahudilerin kutsal kitabı bundan ibaret değildir. Tamamına Tanah derler. Tanah’ta, Tora haricinde kalan kısımlarda İsrailoğullarının tarih boyunca başından geçenlerin anlatıldığı, tarihi kaynak olarak da belki görülebilecek bölümler ve son kısmında da değişik peygamberlerin ve kralların yazdığı şiirler vardır. Müslümanların Zebur dediği Mezmurlar da bu şiirsel olan son kısmın küçük bir parçasıdır. Bu sözünü ettiğim Tora haricindeki metinlerin tanrı sözü olduğunu hiç kimse iddia etmemektedir. Yazarları bellidir. Mezmurlar da kral Davut ve Süleyman’ın aşk üzerine falan yazdığı şiirlerdir. Oysaki müslümanlara sorsanız Zebur’u(Mezmurlar) Davut peygamere Allah indirdi derler. Oysaki kral Davut’un kendisinin bile böyle bir iddiası yoktur, şiirler kendi imzasını taşımaktadır. Müslümanların cahilliği. Muhammed Tanah’ı eline alıp bir kere olsun Mezmurları okumuş olsaydı böyle Allah’ın indirdiği bir Zebur’dan falan bahsedemezdi. Son olarak şunu da ekleyeyim Tanah içinde Tora(Tevrat) küçük bir bölüm olarak kalmaktadır.
Davut’un tanrıyla falan güreştiği yoktur, Goliath’la dövüşür ve onu yener. Tanrıyla güreşen Yakup’tur. Davut, Musa’dan çok sonra yaşadığı için adı Tevrat’ta geçmez. Tanah’ta Yargıçlar bölümünde Davut döneminde İsraillilerin peygamberi olan Samuel’in kitabında anlatılır. Yakup ise Musa’nın da atası olduğu için hayat öyküsü Tevrat’ta anlatılır. Tevrat(Tora), İsrailoğullarının Musa’nın ölümünden sonra kendilerine vadedilen toprakları fethedip yerleşmesiyle biter(happy ending). Zaten tanrıyla bu güreşi sonrasında Yakup, İsrael lakabını alır ve şu anda hala kendi kavmi bu isimle anılır. Tabii şimdi bunu duyan müslümanlar hiç olur mu öyle şey diyorlar, haşa falan diyorlar. Fakat bu ve benzeri bazı hikayelerin altında değişen tanrı anlayışı yatmaktadır. Musa öncesinde İbrahim’in doğduğu Sümer topraklarında göç ettiği Harran, Kenan ve Mısır bölgelerinde de gene aynı şekilde çok tanrılı dinler vardır. Bu Tevrat’ta açıkça söylenmez ama bu dönemle ilgili anlatılan hikayelerden kolayca anlaşılmaktadır. Yakup, Harran’a gidip orada evlendikten sonra karıları Kenan’a gelirken kendi putlarını da alıp gelirler. Musa, dağa çıktığında Harun’un isteğiyle buzağı suretinde bir put yapılır. O dönemde Kenan diyarının en popüler ve baş tanrısı El,(ki bu kelime doğrudan tanrı da demek, birçok yahudi kökenli isimde kullanılır.) öküz şeklinde tasvir edilir. Gene hafif kuzeydeki fenike topraklarının en büyük tanrılarından Baal da bir boğa olarak tasvir edilir. Örneğin Yakub’un dedesi İbrahim’e tanrı misafir olarak gelir, onunla konuşur falan ve en son ayrılırken buradan Sodom ve Gomorra’ya gideceğim der. Kulağıma kötü şeyler geliyor gidip bir aslı astarı var mı bakacağım der. Yani şimdiki tanrı anlayışı gibi her şeyi bilen bir tanrı yok, öğrenmek için gidip bizzat yerinde inceleme yapması gerek. Ayrıca ışınlanamıyor da yürümesi gerek. Fakat Musa dönemine gelindiğinde artık aşırı haşmetli kendini insanlara ve hatta peygamberi Musa’ya bile göstermeyen, onu kendisine bakmaktan men eden bir tanrı vardır, artık başkasına tapınılması yasaktır, çok kıskançtır, tek tanrıdır.
Yusuf’un hikayesi dediğim gibi Mısırlıların Sinuhe öyküsüne çok benzemektedir. Muhtemelen bu hikayeden esinlenerek Tevrat’a girmiştir. Muhammed’e de anlatılırken belki hoşuna gitmiş sürükleyici bulmuş olmalı ki aklında iyi kalmış herhangi bir bölümünü değiştirme ihtiyacı da duymamış. Ama her şeye rağmen gene de Tevrat’taki Yusuf hikayesinin çok kaba bir özetidir. Yusuf Suresi 102 ayet gibi bir şey olması gerek(111’miş), Tevrat’ta ise öykü sayfalarca sürmektedir, haliyle çok daha detaylıdır.
Yeni Ahit’e gelirsek zaten o metinlerin Tanrı sözü olduğunu kimse iddia etmemektedir. Her kitabın, mektubun, metnin yazarı bellidir, hiç kimse de bunu gizlemeye çalışmamaktadır. Hıristiyanlara göre tanrının sözü bizzat İsa’nın kendisidir, herhangi bir kitap falan değil yani. Herkesin dinini kendinizinki gibi sanmayın. İsa’nın hayatı anlatılmış, bazı öğütleri aktarılmış bu kadar. Burada hıristiyan arkadaşlar varsa daha doğrusunu size anlatır.