ABD İran’ı Hedef Alıyor

Aşağıdaki iki makale the-spark.net adlı internet sitesinde 23 Ocak 2012’de yayınlanan, “U.S. Targets Iran” ve “U.S.-Iran: A Long, Violent History” adlı makalelerin Türkçe çevirisidir.
(The Spark: ABD’de iki haftada bir yayınlanan Troçkist bir gazete. Link için bkz.: http://the-spark.net/paper.html)

…

ABD İran’ı Hedef Alıyor

Yeni ticari ve mali yaptırımlar ile ekonomisini boğma tehdidiyle ABD şimdi de İran’a karşı güç gösterisinde bulunuyor. Obama yönetimi, İran hükümetinin nükleer silah üretimini durdurmaya çalıştığını söylüyor. Zamanında ABD yetkililerinin Irak için kullandıkları kitle imha silahları yalanına benzer bir argüman bu.
İran ise ABD’nin bu konudaki iddialarını kabul etmiyor; elektrik üretimi için nükleer teknolojide çalışmalar yaptığını iddia ediyor. İran bununla enerji ihtiyacında bütünüyle petrole bağımlı hâle gelmekten kurtulmayı hedefliyor. Aslına bakılırsa İran bu programa, ABD’nin yardımıyla, 1970’li yıllarda başlamıştı! Farz edelim ki İran gizlice nükleer silah üretimi yapıyor, bu durumda onu kim suçlayabilir ki? İran’ı nükleer silah üretimi faaliyetlerinden dolayı kınayan başta ABD olmak üzere büyük güçlerin neredeyse tamamının kendi nükleer silah üretim tesisleri var. Üstelik ABD, geçmişte halklara karşı nükleer silah kullandığı gibi bugün de dünyayı defalarca kez yerle bir edecek güçte silahlara da sahip. Dahası aralarında İsrail, Pakistan ve Hindistan’ın da yer aldığı İran’ın etrafında yer alan kimi ülkeler de –ABD sağ olsun- nükleer silahlara sahipler!
Evet, İran baskıcı bir diktatörlük rejimi ve köktendinci bir devlet yapısına sahip; ama bu ABD için sorun teşkil etmiyor. ABD’nin Basra Körfezi’ndeki –Suudi Arabistan gibi- yakın müttefik devletleri de en az İran kadar kötüler. ABD için asıl sorun, İran’ın, ABD’nin bölgedeki müttefikleri olan İsrail ve Suudi Arabistan gibi devletlerin rakibi olmasıdır. Bölgedeki petrol üzerindeki denetimini güçlendirmek ve bunu sürekli kılmak için ABD İran’ı hedef alıyor.
ABD, İran’dan elini çek!

ABD – İran İlişkileri: Uzun ve Kanlı Bir Tarih

ABD’nin İran’a olan saldırılarının uzun bir geçmişi var. 1953 yılında ABD, CIA tezgâhı bir darbe ile İran’da seçimle başa gelmiş bir hükümeti devirdi. Çünkü uluslararası büyük petrol şirketleri, bu hükümetin, ülkenin geniş petrol kaynakları üzerindeki kontrollerini azalttığına hükmetmişti. Ardından ABD hükümeti Şah diktatörlüğünü başa getirdi. 26 yıl süren baskıcı bir dönemden sonra 1979’da İran halkı Şah rejimini devirdi. ABD bu olayda doğrudan bir saldırıda bulunmadı; ama onun yerine İran’a karşı savaş açması konusunda Irak’ın diktatörü Saddam Hüseyin’i yüreklendirdi. Sekiz yıl süren İran-Irak savaşı milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlandı. Savaşın sonuna doğru Saddam Hüseyin, ABD’nin mali yardımı ve askerî istihbarat servislerinin de desteğiyle, İran askerlerine ve İran’ın Kürt bölgesinde yaşayan halka karşı kimyasal silah kullandı. 21 Mart 1986’da ABD Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Irak’ın İran’a karşı kimyasal silah kullanmasına engel olmuştu hâlbuki.
O zamandan bu güne ABD sadece ekonomik yaptırımlarla değil ama ülke içinde her türlü terörist saldırılar ile de İran’a saldırmayı sürdürdü. Bu saldırılardan en sonuncusu 12 Ocak’ta Tahran’da güpegündüz meydana geldi. 32 yaşında bir bilim insanı ve profesör olan Mustafa Ahmedi Ruşen, motosikletli iki saldırganın arabasının altına bomba yerleştirmesi sonucu meydana gelen bombalı saldırıda hayatını kaybetti. Ruşen, İran’da geçtiğimiz iki yıl içinde –ABD ya da İsrail gizli servislerince- suikasta kurban giden beşinci bilim insanıydı.
ABD’nin şu an devam eden bu savaşı daha fazla ölüm ve yıkıma sebebiyet vermekle kalmıyor, bütün bir bölgeyi de daha istikrarsız hâle getirip daha yıkıcı savaş olasılıklarını gündemde tutuyor. Tüm bunlar da daha fazla petrol için yapılıyor.

Çeviri: Gencer Çakır

Bir yorum “ABD İran’ı Hedef Alıyor”

  1. Amerika tek başına İran’a giremez. Irak veya Arabistana benzemez pek. Ama bunun için kullanacağı ülkelerin arasında İran’ın komşuları olabileceği gibi NATO veya Avrupa Birliği de olabilir. Hatta Rusya bile olabilir.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.