Elbette hem biyolojik hem sosyolojik tanımlarını kısaca eklemek mümkün;
Biyolojide ; Asimilasyon (özümleme ya da anabolizma; yapım metabolizması)
Psikolojide; Asimilasyon; baskı altında hissetme.
Sosyolojide; Asimilasyon; çoğunluk veya erk sahibinin baskısıyla, farklılık gösteren grupların, bunların kültür birikimleri ve kimliklerinin, baskın yapı içinde eriyerek yok olması.
Peki bu kelimeye üç grupta karşılık gelen Türkçe kelimeler nedir? Veya tam karşılığı olmasa da gelebilecek kelimeler.
OikOs konuştur bakalım FransızCANı…
Sözcüğün kökeni Latince olmalı.
İtalyanca’da (simile = benzer). Günlük yaşantıda çok kullanılır.
Assimilare = benzetme
Assimilazione = benzetişim
Biyolojide ; Asimilasyon (özümleme ya da anabolizma; yapım metabolizması)
bence uygun.
Sosyolojide; Asimilasyon; çoğunluk veya erk sahibinin baskısıyla, farklılık gösteren grupların, bunların kültür birikimleri ve kimliklerinin, baskın yapı içinde eriyerek yok olması. Bu da küçük bir çekinceyle bence uygun. Yok olmasi değil, benzemesi daha uygun olur. Yani:
çoğunluk veya erk sahibinin baskısıyla, farklılık gösteren grupların, bunların kültür birikimleri ve kimliklerinin, baskın yapı içinde eriyerek ona benzemesi.
Psikolojide; Asimilasyon; baskı altında hissetme. Bu anlama gelmesini yadırgadım.
Kök olarak; assimiler fiilinden gelir.
Assimiler : Kendine benzetmek, özümsemek
Türkçe kelimeleri bu bilgi ışığında üretmek mümkün…
Türkiye’deki tek karşılığı budur!
Daha da genişletirsek; kültür, gelenek, din, dil, ırk obsesyonudur.
kaybolmak fiili, üç durumda da kullanılamaz mı?
kaybolabilmek için mutlak anlamda hiçlik karışmak mümkün olmadığına göre
ancak birşeyin içine diğer şey karışarak kaybolup yok olabildğine göre…’kaybolmak’ fiili de anlatılmak isteneni karşılıyor diye düşünüyorum.
mesela bir bakteri özümsediği besinleri kendi yapıtaşlarına katar…besin kayboluyorken başka bir form içinde hala aynı materyal devam ediyor.
Kaybolmak,kayboluş vs.
OikOs,
Burada “özümleme” yerine “özeme” dense ne olur? Türkçe sözlükte “özemek” yaklaşık anlamlar ieriyor ama biz “asimilasyonu” özeme”/ “asimile etmeyi” de “özemek” fiiline yüklemiş olsak ne olur?…
Türkçe sözlükte “özemek” karşılığında şunlar var:
özemek
(-i) hlk. Yoğurt, pekmez vb. koyu şeyleri suyla inceltmek, sulandırmak.
Güncel Türkçe Sözlük
özemek
1. Savsaklamak, uzatmak: Şu işi özemeden yap. 2. Sözü yineleyerek gereğinden çok uzatmak, gevelemek.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
özemek
Eskiyen çorabı örerek onarmak.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
özemek
1. Hamur ya da çamuru yoğurup özlendirmek. 2. Yoğurt vb. şeylerle yabancı bir öğeyi karıştırarak yoğurmak: Yoğurt özemesi yaptım.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
özemek
Taranmış yünü yuvarlayarak boru gibi yapmak.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
özemek
1. Cıvımak : Aşı özedi. 2. Yoğurt, pekmez vb. şeyleri sulandırmak.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
özemek
Sözü uzatmak.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
özemek
Tadını çıkararak yemek, içmek.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
özemek
1. Un vb. nesneler katarak sıvıları koyulaştırmak. 2. Koyu, katı nesneyi sulandırarak cıvıtmak.
Asimilasyon doğal bir süreç midir yoksa çıkarlar için planlı bir uygulama mı?
Hüseyin inan pek bağdaştırmadım. “Özemek” fiili oldukça uzak gibi geldi.
“Aynılaştırmak” veya “koşutlamak” olabilir mi ?
OikOs,
“özümlemek” fiilini kısaltama çabasıydı benimki. “Özemek” “özümlemek”ten daha uzak, ama orada “istenen kıvama getirmek” anlamı saklı biraz… Bu saklı tarafından tuttursak nasıl olur diye düşündüm… “öz” kökünün “ben” anlamı da var. (Azerice’de) “ben gibi yapmak; “kendine benzetmek”; “kendine uygun kıvama getirmek”…
Zor elbette. Uzak olduğu da doğru ama sanki sakladığı ikincil anlamlar, açıkta üstlendiğinden daha güçlü gibi geldi bana…
Marcos’un sorusu da ilginç.
Bence asimilasyonun doğal bir süreç olarak gerçekleşmesi de olasıdır. Hatta “yozlaşma” da bir tür asimilasyondur. örneğin Almanya’ya giden işçiler ve çocukları da asimile olmaktadır. Ancak onlar buna, itiraz edenleri varsa da, çoğu baştan gönüllüdür… Ancak buradaki tartışılan asimilasyon, bir takım baskı yöntemleri altında planlı bir süreç halinde kendine benzetme olayıdır…
Denebilir ki; asimilasyonun bir havuçla gerçekleşeni vardır, bir de copla.:))
Önce Aktaş’a yanıt:
Eskiyen çorabı örerek onarmak özemek değil, gözemek olacak. Sözlüğü düzeltmeleri gerek.
Asimilasyon doğal olarak kendiliğinden olur. Elbette vücut asimilasyon (hazım) için bazı hormonlar ve asitler kullanır ama asla zor kullanmaz.
Zor ile asimilasyon geçici bir başarı, daha doğrusu kendini kandırma sağlar ama gerçek asimilasyon kendiliğinden olandır. Örnek: Hawaii adalarının ABD ülkesi olmak istemesi ve rahatça asimile edilmesi. Oysa Rusya yüzyıllardır Kafkas uluslarını asimile etmeye çalıştığı halde başarı kazanamadı. Keza Osmanlı yüzyıllarca yönettiği ülkelerde asimilasyon sağlayamadı. Çünkü ne Osmanlı ne de Rusya bu asimilasyonları yapacak kültür ve gelişmişlik düzeyinde değildi. Öyle olmuş olsaydı, ya hiç çaba göstermeden ya da çok küçük bir çabayla asimilasyonu sağlayabilirlerdi.
Asimile etme konusunda kardan adama katılıyorum.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Hawai ,kafkaslar veya balkanlarla kıyaslayınca çok geri kalır.Hawai metalleri işlemeyi bilmiyordu keşfedildiğinde, gerçi o zamanlar birleşik devletler de henüz piyasada yoktur.
Güney kafkaslarda ise yerleşimin tarihi ise mezopotamya ile at başı gider.Balkanlarda çok eskidir.Ve bu halklar tüm tarihsel evrimi ruslar ve osmanlılar gibi geçirmiştir.
Yani kimin kimin içinde kaybolmayı reddetiğine de bakmak lazım:)
birşeyi düzeltmem lazım Hawaii adaları beyaz adam tarafından 1778 yılında keşfedilmiş..birleşik devletlerin özgürlük ilanı 1776 yani iki yıl önce Birleşik devletler kuruluyor fakat devlet olarak abd nin tanınması 1783 türr.
adalar 1959 da abd nin bir parçası haline gelmiştir.
Osmanlı kendi kendini asimile eden belki de tek devlettir.
Fatih’e kadar oldukça başarılı! asimilasyon gerçekleştiren Osmanlı, Fatih’le birlikte yepyeni bir politika uygulamaya başlamıştır:
Alevi veya Türk asimilasyonu…
Türkler hendeklere doğru sürülecek ve orada ölerek hendekleri dolduracak ve Asıl ordu (yeniçeriler) süratle hendekleri aşarak surlara tırmanacaktır. Bir gün boyu 100,000 Türk ölür. Geri kaçanlar oklanır.
Vukua böyledir, lakin etkileri yüzyıllar sürecektir.
Anadolu bu vahşeti hiç unutmayacaktır.
Fatih’in torunu Selim daha da ileri gidecek, bağdat seferi sırasında anadoludan asker toplayamadığı için yüzbinlerce aleviyi katledecek ve ürettiği dedikodularla halkı keskin sınırlarla ikiye bölecektir.
Keza Kanuni… O da babasından geri durmayacak hatta ondan sonra gelenler de alevileri katletmekten çekinmeyecektir. Kanuni döneminde birine “Türk” demek o.ç demekle aynı hale gelecektir.
Vahşet Yüzyıllar boyu sürecektir.
Etkileri nelerdir:
Fatih öncesi gasp edilen topraklara yerleştirilen Türkmen akını durmuştur. Yerleştirme yapılamadığından Bağdat ve daha birçok şehir birçok kez tekrar alınmıştır. Ne kalıcı bir gücü konuşlandırabilmişler ne de gasp edilen topraklara göçü sağlayabilmişlerdir.
Asimilasyon durmuştur. Aynı anda osmanlı da durmuştur. Zira ilerlemesini sağlayan asli gücün yandaşlığını kaybetmiştir. (Birçok tarihçi göçerlere, “gazi kurumu” adını vermiştir.) Osmanlı, bir uç beyliği olarak başladığı serüveninin asıl sahiplerini ve kendi geçmişini unutarak kendi kendini asimile etmiş tek devlettir.
Oikos,
Ek olarak şunlar söylenebilir mi;
Osmanlı’nın diğer ulusları asimile etme çabası da yoktur zaten. Vergisini ve haracını almaya bakmaktadır… Kuruluş ve gelişme sırasında kültürel bir asimilasyon çabası vardır. Yunus Emre, Pis Sultan gibi ozanların yetiştiği kurumlar, bu kültürel asimilasyonu sağlamaya çalışan kurumlardır?…
“Eskiyen çorabı örerek onarmak özemek değil, gözemek olacak.”
Kardan Adam,
İkisinin de kullanıldığına tanık oldum. Çorap ya da giysinin deliğini benzer bir iple örmeye bizde de “gözemek” denir. Ancak “özemek” fiilinin kullanıldığına da tanığım. Küçük delikler için “gözemek” büyükler için “özemek” kullanılıyor… (Bu işlem sonunda çoraptaki delik, çorabın kendisine benzetilmiş oluyor…)
Yönetilen topraklardaki ulusları asimile etme fikrinin, dünya siyaset tarihine damgasını vurmaya başlaması çok çok eskilere gitmez…Eskiden din üzerinde kendini ifade etme ve din üzerinden çatışma vardır..alevilere yönelik mücadeleyide bu bağlamda değerlendirmek gerekir..Onların türkmen olup olmaması osmanlı için önemli değildir…alevi olmaları sorundur.