Aşk ve Uyum

Hiç dikkat ettiniz mi efendi bir adamın yanında neden cadı gibi bir kadın olur? Bu bize yaşam içgüdüsünün oynadığı bir oyundan başka bir şey değil. En uygun yeni nesili seçerken bu içgüdü, ne kadar uyumsuz çift varsa birbirine aşık eder. Bu yüzden bir kaç çocuktan sonra somurtarak oturan iki insan kalır geriye.

Uyumlu kişilerle ise hep dost kalınır. O içgüdü istemediği için aşık olunamaz. Hem uyumlu hem de aşık olabileceğimiz insana denk gelmek ise çok düşük bir ihtimaldir.

Bir aşık evlendiği kişinin kendisine mutsuzluk getireceği özelliklerini görmemezlikten gelir. Kendi çıkarı için bunu yaptığı düşünülebilir. Ama o aslında kendi çıkarı değil henüz dünyaya gelmemiş olan üçüncü kişinin çıkarınadır.

Bu yüzden diyor ki Schopenhauer: “Gelecek kuşak, şimdiki kuşak pahasına yaratılır.”

75 yorum “Aşk ve Uyum”

  1. Oysa son derece duygusal bir tipim, herhangi bir dizide, sinemada bile kolayca ağlayabilen sulugöz biriyim. Sanatın her türünde, müzikten edebiyata kadar aşk çok önemli bir tema, benim aşık olmamam da elbette aşksız bir dünya olmadığı anlamına gelmez, bunun da biraz hüzünlü olarak ayırdındayım.
    Aşıkların birbirini eleştiremediğini, ilişkilerinde aksayan yönleri ortaya çıkaramadıklarını düşünüyorum, bu da ileride çatışmalara dönüşüyor, çiftlerden biri Saron’un dediği gibi ”cadı” diğeri ise ilgisiz, kaba saba biri olabilir veya çiftler kendilerine yüzlerce değişik karakterden birini seçer ve sözümona birlikteliği devam ettirir.
    Ben sevgiye değer veririm. Sevgi altı dolu, ayakları yere basan bir kavramdır. İster sevgiliniz olsun ister arkadaşınız eleştiriden kaçmaz, gereğinde özeleştiri verir, gereğinde de çok ciddi kavgalar edersiniz. Zaten hiç kavga etmediğiniz bir arkadaşınız, sevgiliniz, eşiniz varsa orada çok ciddi bir sahtekarlık vardır bence.
    Sevgi veya aşkın teminatı da bence özgürlüktür. Yaklaşık 16 saatlik uyanık geçen bir sürede aşıklar veya sevgililerin birlikte geçireceği süre 5-6 saat olmalı kanımca. İnsan, bireysel olarak kendi hobilerini eşinden başkası ile paylaşabilmeli, erkek erkeğe, kadın kadına aktivitelere katılabilmeli. Günümüzde ise bence şu da önemli artık, politik olarak fikir birliği ve biraz da dinsel uyum. Yani ben Ateist isem eşim ailemizin ortak gelirini Umre’ye gitmek için kullanmamalı, bu olayı bizzat yaşadım da aklıma geldi, eşimin inançlı bir arkadaşı var da böyle bir etkinlik programlamaya çalışıyorlardı, ben ise en sert ve ciddi tavrımla ” Bu boşanma nedeni olabilir ” dedim, neyse ki ısrar etmedi konu kapandı.

    Aşkla kalın ;-))

    ”Dilimin sınırları dünyamın sınırları anlamına gelir” (Wittgenstein)

  2. ne alakası var? ben ateist olsam, eşim hacca gitmek istese, gayet para verebilirim, onun için birikim yapabiliriz. yeterki mutlu ve huzurlu olsun sonunda. anlayışı unutmuşsun kambur kerim. 🙂

    aşk her daim yaşanmalı derim.

  3. “Zaten hiç kavga etmediğiniz bir arkadaşınız, sevgiliniz, eşiniz varsa orada çok ciddi bir sahtekarlık vardır bence.”

    İmza,

    Yeterlilikte kalın ;-))

  4. Misafir olana kapıya kadar geçirmek ve uğurlamak gerekir, bu yüzden kibarlık bende kalsın. Misafir de balığa benzer ayrıca iki günde kokusu çıkar, bu yüzden sonsuzda ev sahibi olun önce de kime yanıt vereceğimizi bilelim, saygıda kusur etmeyelim ;-))

    Evlilik danışmanı diye bir rumuz var mı? Misafire rumuz bulalım (veya modern zamanların diliyle: nick)

  5. daha 3 günüm var, sonra misafirlikten çıkacağım.. 🙂
    şaka bi yana, gizemli olmak daha güzel.
    evlilik danışmanı bence sen olmalısın, sana yakışır 🙂

  6. Bak bu da gıcık bi konu.

    Aşk, sevgi, efenim farkları.. uyum felan.

    E yani tamam da..

    Yazmaya kalkınca bi saçma oluyo sanki yau.

    Bak arkidişim, biz ille de bi isim vermiyoruz birlikteliğimize..

    Bi de bu vardır ha.

    Haydeaa..

    Amma,

    Ve de lakin,

    Sorunludur.

    Bilir ikisi de.

    🙂

    Yani daha şimdiden gıcık oldum bilene.

  7. Evek:) Değişim şart…

  8. Yüreğinde Mustafa Kemal aşkıyla, sevgisiyle gel ;-))

  9. zorunda mıyım? alakayı kuramadım huh.

    ”Dilimin sınırları dünyamın sınırları anlamına gelir” (Wittgenstein)

  10. Dünya bir illizyon yaşıyor aşk olgusuyla. Şartları senden daha olumlu bir diğerine anında ışınlanır insanoğlu.

    Yerle yeksan bir illizyon hepsi bu! bir de uyumunu hazmedemeyeceğim.

  11. arthaya katılıyorum. Hatta insanın ne tür bir illizyonlar yumağı içinde olduğunun en bariz örnek kanıtlarından biridir aşk.

    Varsa ilizyon olmadığını iddia eden buyursun.

  12. illuzyon olmasi bir kayip degil guzelliginden ,hem de nasil bir illuzyon; nasil da pir pir eder , insan , indirir yelkenleri , cevre fotoshopla flu hale gelir ,agri sizi hic birsey kalmaz .

  13. Bakın mesela stalkera 🙂 O koskoca savaşçı ne hale gelmiş falan.. 🙂

  14. Demek katılıyorsun.

    Diyorsun ki yani;

    Ben de artha gibi, şartları daha uygun birine anında ışınlanırım.

    🙂

  15. Belgeseli kimse izlememiş ki.
    Hem; aşkı özneli yüklemli bir kaç cümleye sığdırmak isteği “aşk nedir?” sorusu kadar saçma..

  16. Şartlar ve gereklilik sevgili gamaro… Işınlanmak ne demek, düşünce gücüyle bile giderim. 🙂

  17. Ben gidemem.

    Ama ikilik sistemle düşününce tabi…

    Benziyoruz bi hayli.

    İmansız ve samimi:)

  18. Aradaki fark şu. Aşkı beden olur. Uyum ise zihinseldir. Bu yüzden birini bedensel olarak istersin ve hiç uymayacağını bile bile karşı koyamayacağın bir hormonlar etkileşimine girersin. Taki üreyene kadar.

  19. Bulaştırılmadığı hiç bir alan yok. Filimler, şarkılar.. Başlangıcından günümüze değin ticari bir alana çekilmekte. Bu durum ister istemez doğal dengesini değiştiriyor duyguların. Kim icat edip zihinlere aplik ettiyse şahane bir buluş 🙂

    Ben almam alana da mani olmam =)

  20. Ben de tıpkı senin gibi düşünmüşüm eskiden sevgili artha:)

    link to sonsuz.us

    peki, her alana bulaştırılması aşkın suçu mu? bulunduğu yörüngeden çekilip her alanda kullanılıyor diye aşkın değeri değişiyor mu?

    yoksa her alana bulaştıranları mı tartışmalıyız? 🙂

  21. Yeniden düşün Delişey:)

    Dalgalar her zaman romantik olmayabilir. Aşkı kim icat etti bilmiyorum, bildiğim içimde oluşan fırtınaların hep kadın isimleriyle anılıyor olması ve sonra tepemizdeki çatının bu fırtına ile uçup gitmesi ve muhallakta kalmak ve…

    Sonuca ulaşamama riski taşıyan konularda tartışmanın anlamı varmı? bana tek bir örnk ver!

  22. Hayat sana çok vurmuş be artha.

    O kadar hızlı bozulmuş ki herkesin büyüsü, kendi büyünün bozulmasına gerek bile kalmamış..

    Gerçi pardon, seninki büyü değil.

    Ya ney?

    Gerçek..

    Üzüldüm valla.

    Yarabbim bu kaçıncı çatı, uçup giden fırtınada..

    Zavallı calimero.

  23. Ne duyarlısın gamaro. Üzülmene üzüldüm bilader! Çok sağlam görünüyorsun. Fırtına sana uğramamış sanki 🙂

  24. ..hatırlar mısın?

    zamanında sen benim aşkımı,

    sen benim yüreğimi, sen benim sevgimi,

    ataköyde bir kata

    tarabya’da bir yata

    ve bir de,

    beş para etmez bir cep telefonuna satıp giderken..

    filan mı?

    ..beni kaybetmeyi seçeni ben kazanmak için uğraşmam nelere katlandı bu yürek.

    Çılgın Sedat’la farkını soruyorum yani.

  25. Peki peki anladık
    Her şeyden sen anlarsın
    Peki peki anladık
    Her şeyi sen bilirsin
    En güzel grubu sen kurdun
    En güzel ritmi sen buldun
    En iyi dalgıç sensin
    En güzel filmi sen çektin
    Peki peki anladık
    Peki peki anladık
    En güzel sen bakarsın
    Peki peki anladık
    En güzel sen ağlarsın
    İlk önce sen başlattın
    En önce sen yavaşlattın
    En uzağa sen gittin
    En çabuk da sen döndün
    Peki peki anladık
    Sen neymişsin be abi!
    Peki peki anladık
    En güzel sen gülersin
    Peki peki anladık
    En güzel sen söversin
    En güzel yemeği sen yaptın
    En güzel kızı sen kaptın
    En güzel tumbayı sen çaldın
    En güzel şarkıyı sen yazdın
    Peki peki anladık
    Sen neymişsin be abi!
    Peki peki anladık
    Her şeyden sen anlarsın
    Peki peki anladık
    Her şeyi sen bilirsin
    En güzel grubu sen kurdun
    En güzel ritmi sen buldun
    En iyi dalgıç sensin
    En güzel filmi sen çektin
    Peki peki anladık
    Sen neymişsin be abi!

    🙂

  26. Tam bir kadın duyarlılığıyla yazmıştım halbuse.

    Neyse:)

    Bi soru sorduk sana, cevap;

    Sen neymişsin be Abi..

    Canım asıl sen bize bi öykünü anlatsana.

    Nasıl olsa hepsi aynıymış:)

  27. artha,

    Soruları cevapları pek önemsemiyor gibisin! İçini kusmaya çalışıyorsun, bunu hepimiz yaptık burada, yapıyoruz da… Doğru yerdesin:)

    ve,

    Aşk için düşündükleri elbette kişilerin yaşadıkları deneyimleriyle ilişkilidir. Tek bir kalıp, tek bir klişe sözcük ile açıklanması tehlikeli. Tam olarak ne olduğunu çözememiş kişiler için kafa karışıklığına sebep olabilir…:)

    fakat,

    aşık olmak insan kimyasını değiştiriyor, bunun olmadığını kim söyleyebilir? sanki gök gürlüyor, sağnak yağmur yağıyor, içinde bir kelebek kanat çırpıyor falan… ve sen hayalle gerçeği ayırt edemeyecek derecede efsunlanıyorsun. Dünya başka bir aleme dönüşüyor, renkler daha canlı görünüyor, ağzın yarım ay kurabiyesi şeklinde yüzünde yerini alırken, gözlerde bakışlar dalgın, aklın zaten ortada yok. Kaç kez gideceğin yolu şaşırıp, “neredeyim?” sorusuyla yüzleşebilirsin falan… 🙂

    peki,

    bir çok kez, bir çok deneyim yaşıyorsun bu durumun içinde, aşıkken yani… elektirikler çarpıyor, romantik kıvılcımlar saçıyor ruhun bedenin… Bunları neden yaşadığımızın net bir açıklaması yok!

    Sevgi sonradan mı ekleniyor, yani aşk sevgiye mi dönüşüyor yoksa sevgi dolu olduğu için mi aşık oluyor insan tam olarak bilemiyorum.

    lakin,

    Böyle bir deneyimi yaşayacak kadar şanslı olup, bunu reddetmek, sanki yaşamı inkar etmek gibi geliyor bana…:)

    ayrıca,

    bitecek olma ihtimali var diye bu yaşanası duyguları yok saymak cesaretsizlik olabilir mi?

    🙂

    son olarak,

    insanı değiştirebilecek güçlü iki etken inanç ve aşk…:)

  28. Sonra şu illüzyon meselesi var bir de 🙂

    Geçmiş, gelecek, şimdi (şu an) ayırımı en büyük illüzyondur… A. Einstein

    Mesela market raflarının yarattığı illüzyon
    Mesela televizyon ve o dayanılmaz illüzyon
    Mesela revizyon, değişim ve illüzyon, iktidar ve vizyon…

    Mesela bilgi, akıl, mantıki rasyonalizasyon ve o korkunç illizyon
    Mesela sevgi ya da aşk ve o yaratacı illüzyon…

  29. Sevgili yabancı, kalemine yüreğine sağlık:)

  30. Ah sevgili gamaro burada mıydınız?
    Bir illüzyon içinde dalgın bir halde olduğumdan sebeple, farkınıza varamamışım. Bi,lseniz şu illüzon konusu ne çetrefilli, ne ağır, ne ağdalı bir konu.

    Ah bu illüzyon adeta kendisi yaşamın 🙂

  31. Affınıza sığınarak minik bir merhaba bıraktım, rahatsız ettiysem kusura bakmayın 🙂

  32. Ah olur mu öyle şey kadim dostum siz ne vakit görünseniz karşıki akasyanın hemen yanındaki sokağın başında, bilseniz nasıl bir serçe telaşı bende, dostunu görmüş olmanın verdiği dayanılmaz coşku içinde. Ve bilseniz nasıl memnun nasıl mesuut bir ahvalin peşinde serim, akasya yapraklarında dolaşan serin rüzgarlar gibi bir zamana geçerim ki durmuştur bütün o debdebe, ki gelmiştir o esrikliği ayan mertebe 🙂

  33. Sevgili delişey

    “fakat,
    aşık olmak insan kimyasını değiştiriyor, bunun olmadığını kim söyleyebilir?”

    Ben söyleyebilirim. Çünkü durum tam tersi. İnsanın kimyası değiştiği için aşık oluyor, aşık olduğu için kimyası değişmiyor. Bu yüzden illüzyondur diyoruz ya.

  34. Ahh Sevgili xenix,

    kimya ya da fizik karıştırmış olabilirim:) Zira müthiş bir illüzyon içerisindeyim.

    :))

  35. İnsanın kimyasında olan maddeler eksiliyor mu? Aşk başladığında bu maddeler salgılanıp tamamlanıyor mu? Hastalık gibi mi yani xenix? Peki ömür boyu bu hastalığı atlatamayanlar görüyorum, yazanlar, çizenler, şairler ve şaireler mesela! Bunlar da illüzyonda mı?

    Bunca yıl mı? 🙂

    Hele şunu bi anlatıver iyice biliyosan, çıkalım şu illüzyondan !!!

  36. Marlon Brando nun film sonundaki beyanatina geldik .

    ilaveten : Sadece illuzyon degil, biraz da oyun tarafi var .. “tehlikeli oyunlar” , ya da : textoxteron ve saz arkadaşlari coştu gene ..

  37. Xenix diyo ki;

    Ormanda karşına kocaman bi ayı çıktığı için adrenalinin fırlamıyo..

    Bilakis, adrenalin fırladığı için ayı çıkıyo:)

    Provokasyooonn…

    Bütün sırların sırrıdır.

    Kimya dahil:)

  38. Bak bak.. Tersinimle takılmanın zararları. 🙂

    Ayı değil mevzu.

    Ama dersen ki adrenalin fırladığı için mi heyecanlanıyorsun yoksa heyecanlandığın için mi adrenalin fırlıyor? Bil bakalım ne derim

    Aşk zihinseldir. Beden ister, zihin aşık olur. Belki bi ömür de sürer bu ilüzyon evet. Saron ve Şopenhaurla aynı düşünüyorum.

  39. Bir ömür çok zor yahu..:) Ben pes ettim. Yabancı ve gamaroya başarılar dilerim:)

  40. Ne dersin ne dersin?:)

    Ha bu arada ikinci soruyu sorayım da.. ona da hazırlık yap.

    Misal;

    Hamamböceği kızartması yemeye kalksan neden kusarsın?

    🙂

  41. Kusmam ki..

    Ama kusanı varsayalım. Güzel örnek. Belki zihnin değil ama bazı beyinsel tetiklemelerin yapılacağını düşünüyorum. Ama zihin yine işin gerisinde kalır.

    Veya eğitilebilir mi? (Hay bin kunduz, güzel konu olmaya başladı)

  42. Benim elim değer de güzel olmaz mı hiç?

    Tuzlayalım:)

    Nurullah girdi eve..

    Aaa, o da ne?

    Karısı yatakta sütçüyle fış fış!

    Len siz bana bunu nası yaparsınızuleeaaannağğhhhh!

    İki ölü adli vaka..

    Böbrek üstü bezinden diyosun yani:)

    Lakin böbreksizse adam..

    Ah canım siz devam edin hiç rahatsız olmayın falan..

    Ondandır ondan 🙂

  43. Şimdi o zaman önce kavram haritamızı çıkaralım.

    Bedensel (fiziksel, kimya, kusma, titreme, korkma, heyecanlanma, adrenalin, hormon, ilaç, alkol, uyuşturucu, vs) etki-tepkiler ile

    Düşünsel (zihinsel, aşk, sevgi, aldatma, intikam, nefret, şiir, kin, öğrenilmiş sosyal yaşam, mevki, ego vs) gibi şeyleri öncelikle ayıralım.

    Bu ayrımdan sonra gelelim “aşk acısına”. Gerçek midir? İlüzyon mu?

  44. Boşver aşk acısını, Nurullah’ınki ne sen onu söyle:)

  45. Nurullahınki şartlanma yoluyla öğrenme.

    Öğrenilmiş bir davranışın veya tutumun kaynağına inersek karşımıza yine nöron ağları çıkacaktır. Bu fizikseldir. Fakat ilüzyon olan kısmı bu ağları değiştirebileceğimiz, dönüştürebileceğimizdir.

    Kimse hormonlar sebebiyle kıskanç olmaz mesela. Ama kıskançlık hormonları tetikler, bedeni etkiler. Ama kıskançlık yaratan nöron örgüsü de değiştirilebilir. Tıpkı aşk acısı çeken biri gibi.

    Eğer değişmek isterse insan… O ayrı konu. Çünkü kimisi böyle şeylerden, acılardan beslenir. Kendini öyle “var” eder.

  46. HADİ BİR ISIRIK AL…Aşkın felsefesi. Aşk birini tavlama evresinde yaşanan bir haz, bir belirsizlik,olurluk, olmazlık, bilgisizlik, öğrenme içgüdüsü ve buna duyulan arzu…Adem ile Havva, yasak elmayı yedikleri için değil. O bilgiye ulaştıkları için cennetten atıldı. İnsan bilgiyi almak ister. işte bu istek AŞK tır. Bir erkek bir kadına aşık olur. Sonra aşk biter. Onu tanıdıktan hemen sonra bitmeye başlar ve biter. Ve yeni arayışa koyulur. Kısır bir döngü gibi hep aynı şey yaşanır. Al ısır bırak hımm bildiğin elma işte 😀 bildiğin kadın 😀 bildiğin erkek yanılmışım bu aşk değilmiş:D şimdi ısırdığını yut Kalp bilinçsizce birşeyler arar buna engel olamasın BİLGİ ARAYIŞI BİLGİ, BİLGİ, O BİLGİYE ULAŞMA İHTİRASI İnanın uyum olayı işin içinde bile değildir. Zihniniz otomatik olarak size uygun bilgi peşinde koşmanızı emreder. Beyiniz otomatik ayarda değilse farklılıkları öğrenmeye koyulur oda uyumsuzluklarıda öğren der.Adem ile Havva nın başka aşkı yoktu o elmadan başka bütün bilgi onlara sunulmuştu sadece o ELMA kırmızı can alıcı nefes kesici elma onun için herşey göze alındı. BİR ISIRIK YETTİ VE BÜYÜ BOZULDU.AŞK ULAŞANA KADAR AŞKTIR Not;Tanrı elma yerine kadın veya erkek koysaydı cennet yok olurdu 😀 küçük bir deneme idi o elma.Sonra o elma evrimleşti dünyada herşeye dönüştü. Kimi zaman bir kadın oldu.Kimi zaman bir erkek. Kimi zaman para vs….

  47. Koku konusuna katılıyorum. Ama koku olayını ilk sex deneyimi ile ilşkilendiryorum.

  48. Herkes ne kadar da keskin ve de büyük harfli 🙂

    ”
    Hiç dikkat ettiniz mi efendi bir adamın yanında neden cadı gibi bir kadın olur? Bu bize yaşam içgüdüsünün oynadığı bir oyundan başka bir şey değil. En uygun yeni nesili seçerken bu içgüdü, ne kadar uyumsuz çift varsa birbirine aşık eder. Bu yüzden bir kaç çocuktan sonra somurtarak oturan iki insan kalır geriye.”

    Konuya geri dönülürse eklediğim belgeselde yapılan deneyde kadınların genetik olarak kendilerine hiç benzemeyen erkekleri (görmeden sadece kokularıyla) çok çekici bulduğu gözlemlenmiş.Kendilerine benzeyenleri de itici bulmuşlar.
    Bunun sebebi birbirine benzemeyen, birbirinin zıttı çiftlerden ortaya çıkacak olan bebeklerin bağışıklık sisteminin, biyolojik yapılarının güçlü olmasıymış.Bu yüzden akraba evliliklerinde kusurlu üremeler gerçekleşiyor.
    Yani aşık olunuştaki temel kural koku izinin taraflarda yarattığı kimyasal durum.
    Bu yüzden uyumlu çiftlerin birbirine aşık olması güç ;
    ama elde de etse, ürese de hala birbirine aşık çift bulunur.

    Ve aşkla ilgili altı çizili her tanımınız kişisel deneyimlerinizden geriye kalanlardır.

  49. Ben bilim insanlarının yalancısıyım eklediğim belgeseli izlemenizi öneririm.Kişisel ilişkilendirmelerim değil.

  50. Xenix aşkım,

    Burda profesörler çoğalmış ben gidiyorum, böbrek üstü bezine başka yerde devam ederiz, gel dedinmi gelirim yoluna pas pas olurum artık:)

  51. Merhaba Mor.Tavsiyeni izleyeceğim. Sitede yeniyim nasıl bir sınır var bilmiyorum. Özel olacak ama madem bilgi paylaşıyoruz o halde acıklamamı tamamlıyayım.Bilimadamları haklı. İlk deneyimde aldığımız parfüm ve artı ten, başkalaşmış bir kokusu bizde bir kodlanma yarattır. Dışarıda farklı bir yerde buna benzer bir koku aldığımda etkileniriz. Evet koku kesinlikle etkiliyor önce koku sonra merak.Bunun araştıması psikoljık olarakta yapılıyor. Bu konu uzun. Yazı karekteristliğin bana bekar olduğunu söylüyor öyle misin ? Bilmiyorum. Tavsiyene karşın sana karekter analizi yapabilirim. ödeşmiş oluruz.:D

  52. Ya gamarocum biz bu konuları konuşmuştuk zaten galiba.

    Benim merak ettiğim filozofların neredeyse her konuda derin incelemeleri olmuştur ama “aşk” üzerine derine inen çok az. Neden ki?

  53. Sitede yeni olduğun hemen anlaşılıyor sokaktaki, merak etme 😉 Sınır, usunun sınırı işte, genişse git alabildiğine yani. Bilimsel olmayan fikrime göre koku akılda kalıcı, unutulmaz olsa da, aşk varsa etkilidir. Yoksa eski sevgili meşhur kokusuyla geldiğinde aynı hisler hatırlansa da tekrar aşk yaratmaz.

  54. Bir tanem xenix,

    Yoğun aşk acısı çektiğim için şu an cevap veremeyeceğim:)

    Haaa..

    Bi de şey vardı;

    Bi tane gösterin yahuu, bi tane gösterin diyorum bi taneeaaea!!!

    :))

  55. uuu sen bana karakter analizi yap ben sana şifa göndereyim 🙂 Benim yorumdaki amacım tamamen saronun yazısı üzerinden gitmekti.Aşk hakkında konuşmak değil.Aynı kokuyla karşılaşınca tekrar aşık olunmaz olunmaz ama aşık olunacak partner seçimlerini insanlar böyle yapıyormuş.Akademik bilgim de tecrübem de yok bu konuda dedigim gibi o belgesel ilgimi cekti tam da neden uyumsuz kişiler aşık olur sorusuna cevap veriyor zaten konu da bu degil mi?

  56. Videoyu izledim. Benim anlattığımda zaten buradan geliyor. videoda anlatılıyor farkında olmadığımız,kokusu olmayan koku ben bu konuyu daha derin biliyorum. Bunun üzerine tez bile yazmıştım. Kendi fikirlerim den öte birşeyler vardı. Ben tam ifade edemedim. Gelişim psikoljısı Kokudakı sırlar, aşk,ve sex bağlamları…Neyse artık. Karekter analize gelirsek sana bunu göstermek isterdim. Sanırım hafife aldın. Önemli değil.

  57. Hafife almadım.Samimiyetle fikrimi yazıyorum.Ancak hafife alınma kaygısı taşıyorsan alınganlık yapıyor olabilirsin sevgili sokaktaki kadın.

  58. Koku konusuna ben de katılıyorum koku çok önemli aşk kokuda saklı ama toplum olarak biz koklamayı çok önemsemiyoruz öneminin farkında değiliz.

  59. Orhan Veli’yi kışkırtan, heyecanlandıran, içindeki yaşam sevgisini ateşleyen İstanbul’a duyduğu AŞKtır. Aşkla dolu olmak, tutkun olabilmektir. Tutkun…

    Severim:)

    İSTANBUL’U DİNLİYORUM

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
    Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
    Yavaş yavaş sallanıyor
    Yapraklar, ağaçlarda;
    Uzaklarda, çok uzaklarda,
    Sucuların hiç durmayan çıngırakları
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Kuşlar geçiyor, derken;
    Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
    Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
    Bir kadının suya değiyor ayakları;
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Serin serin Kapalıçarşı
    Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
    Güvercin dolu avlular
    Çekiç sesleri geliyor doklardan
    Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
    Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
    Dinmiş lodosların uğultusu içinde
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
    Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
    Birşey düşüyor elinden yere;
    Bir gül olmalı;
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
    Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
    Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
    Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
    Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
    İstanbul’u dinliyorum.

    Orhan VELİ

    YAŞAMAK

    Biliyorum, kolay değil yaşamak,
    Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
    Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
    Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
    Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
    Yan gelebilmek Çamlıca tepesine…
    -Bin türlü mavi akar Boğaz’dan-
    Her şeyi unutabilmek maviler içinde.

    Biliyorum, kolay değil yaşamak;
    Ama işte
    Bir ölünün hala yatağı sıcak,
    Birinin saati işliyor kolunda.
    Yaşamak kolay değil ya kardeşler,
    Ölmek de değil;

    Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.

    Orhan VELİ

  60. Saron’un tamamen menfaat çizgileri içinde açıklamaya çalıştığı ruh hastalıklarını biliyorum. Lakin sıyrılmış ve DENGELİ birileri hep vardır. (Beyaz yakalı kölelerin ne düşündüğü umrumda değil.)

    Düşüncenin tek ve geçerli yapıtı imgelemdir. (Bkz. Rakı şisesinde balık olmak)

  61. Çok ilginç

    “Saron’un tamamen menfaat çizgileri içinde açıklamaya çalıştığı ruh hastalıklarını biliyorum. Lakin sıyrılmış ve DENGELİ birileri hep vardır. (Beyaz yakalı kölelerin ne düşündüğü umrumda değil.)”

    Ben niye öyle bir şey anlamıyorum?

    Bu aşk konusu ilginç gerçekten. Materyalistler bir anda idealist oluyor gibi hissediyorum.

  62. Dostum,

    Estetik somuttur.

    Ben de anlamıyorum.

    Zira;

    Aşk mevzu bahis olduğunda..

    bir kısım atom altıcı da hemen Newtoncu oluyo valla.

    🙂

  63. Aşkın atom altında ne işi var? :))

    Gerçi DOM a göre aşkın kökeni taa protonla elektronun çekimine bile dayanabilir. Zorlarsan yani.

  64. E hani ama bilinmezlik, kesinsizlik çok heyeçanlı oluyodu nerde durduğunu bilsen momenti belirsiz hızını bilsen yeri gitmiş hey gidi aşkın leptonum filan fişman?

    Sonra?

    Heyatım bizim yörüngelerimiz farklı…

    🙂

  65. :)))

    iki yüzlülük mutluluğa engel olmuyor mu? opera için teleskop, tavşan avı için havan topu ne kadar fazlaysa, mutluluk için de ikiyüzlülük fazla değil mi?

  66. Artha’cıım, yaşın kaç bilmiyorum ama.. bence sen geçmişe bi sünger çek.

    Çünkü neden?

    Hep artçı geliyo sanki, rihter manyağı olmuşsun.

    Kızma:)

    Yani tamam, ben de biliyorum elbet, sokak kedilerinin hali tam bi felaket.

    Ama işte o kadar..

    Kısa devre olmamak gerek:)

  67. gamaro özelden yazdım yaşımı, tavsiyelerini kendinde uygula. xenix için bildiğin takla atıyorsun. naaaber:)

    sünger var da çekmedik mi? deprem sonrası artçı olağandır, bu yaşta ben mi öğreteceğim sana. rihter ölçeği mantıksız olmuş o cümlenin peşinden.

    kızmadım, ilgin mutlu etti hatta.:)) haa bu arada sen kaç yaşındasın fıstıkk:)

  68. :)) tamam tamam arkadaşımın aşkısın:P

    utandım:)

  69. Hoşuna gider tabi, genç adamsın ablan kurban olsun sana:)

    Xenix’e gelince,..

    Dayanamıyorum naapiim, söylemesi ayıp hep kırbaçla gelir bana!

    🙂

  70. Başlık yazısında bahsedilen;

    • cadı-efendi ilişkisi
    • oyun – yaşam içgüdüsü
    • seçim – uyumsuz
    • doğa – uyum
    • uyum – dost
    • içgüdü – aşk
    • uyum – aşk olasılığı

    bütün bunlardan sonra gelinen nokta :

    • kör aşık
    • menfaat
    • doğanın menfaati (meğersem)

    Sen ne anladın merak ediyorum AŞK mı ?

  71. Ee doğa olacak tabi. Tanrı olacak değil ya. 🙂

  72. Resmi kim ekledi? Çok merak ediyorum.
    Bu adam mı efendi, bu kadın mı cadı? 😀

    Örnekteki efendilik ve cadılığı çok komik buldum. 🙂 Tersi de olsa yine komik bulacaktım.
    Aşkın uyumla alakalı olduğunu sanmıyorum. Uçurtma kadar uzak olduğumuz kız arkadaşım da olmuştu, hiç bir çaba göstermeden günün her saati uyumlu olduğumuz bir kız arkadaşım da. İkisine de aynı şiddette aşık olmuştum. Aşk bitebilen bir şey ve uyumla hiç alakası yok. Bitişin de fethetmek ya da fethedilmekle alakalı olduğunu düşünüyorum. Bir anlamda da tamamen tanımakla, evet. İnsanlar aşık olmak için neden zaman ister, ya da neden tamamıyla tanımayı bekler anlamıyorum. O zaman zaten aşık olamıyorsun. 🙂

    Koku bence de çok önemli. Koklanamayanı da, koklanabilir olanı da. Spor salonundan çıktıktan sonra omzundaki ve kollarındaki ter kokusunu içime çektiğim kız arkadaşım olmuştu. O gece ayrıldıktan sonra, geç saate dek de parmaklarıma sinen kokusunu koklayıp durmuştum.

    xenix tarafından Per, 12/07/2012 – 16:02 tarihinde gönderildi.

    “Aşkın atom altında ne işi var? :))

    Gerçi DOM a göre aşkın kökeni taa protonla elektronun çekimine bile dayanabilir. Zorlarsan yani.”

    Hahaha, bence de…

  73. Bir de, kadınlar için kelimeler çok önemli sanırım. Bazı kadınlar diyelim hadi. Kendinin çok farkında olan, kendi makinalarının çalışma sistemi hakkında biraz bilgi sahibi olan kadınlar hariç. Erkeklerin makinalarından çok farklılar. Çalışma prensipleri bizim tarafımızdan asla bilinemeyecek olsa da kontrol tuşlarının yerleri tespit edilebiliyor.
    Galiba erkekler de pembe yalanları seviyor. Bir kadın tarafından yüceltilmek başlarını döndürebiliyor.

    Bir ara yazmıştım;

    “Ben seni sevdim, sense kelimelerimi” dedi adam.
    “Bu benim doğamda var. Doğal ol, kendin ol, dememiş miydin?” dedi kadın.
    “Sanırım bu kadar dürüstlüğe hazır değildim” dedi adam.
    …ve kadın bu kelimeleri de sevdi…

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.