Pembe Otobüs Mavi Otobüs!

Saadet Partisi İl Başkanlığı haremlik – selamlık “pembe metrobüs” isimli bir imza kampanyası başlatıp, toplu ulaşımda sadece kadınların kullanabileceği araç talebi için 60 bin imza topladı. Bu imzalar İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı’na iletildi. Parti’nin İl Başkanı, “isteyen haremlik araçları kullanır, isteyemeyen kullanmaz “ açıklamasını yapıp ciddi bir ayrımcılığa sebep olurken, bu ayrıştırıcı araçların gerekliliğini de savundu.

  • Bu araçları kullanan sürücüler de kadın mı olmalı?
  • Burada amaç kadını karşı cinsten korumak ve sıkışıklıktan kaynaklı karşı cins tacizlerini önlemek mi?
  • Yoksa, yine kadının üzerinden oynanan oyunların siyasi güncesi mi?
  • Her kesimden oy potansiyelini arttırma politikası, hınzır bir zeka mı? Zira, iktidar yanlısı olmayan erkek ve kadınların bile hoşlarına giden bir uygulama. Neden? Adam diyor ki; “ Ben iktidara karşı duruş sergileyen biriyim, ancak ben yanındayken bile eşime dokunmaya çalışan bir kitle dolaşıyor toplu taşıma araçlarında, yerinde bir uygulama !…”
  • Yada…???

Pembe otobüs mü? mavi otobüs mü? Fikrimi sorsalardı kesinlikle mor derdim. Mor otobüs isterdim… Hatta mümkünse iç dekoru puantiyeli ve koltukları fiyonklu olsun lütfen.

:))

Aşk, En Uzak Yıldızın Üzerindeki Yazıyı Okur

“… aşk, gökyüzündeki en uzak yıldızın üzerine yazılan yazıyı bile okur…”

Gerçek aşka hiçbir kurum engel değildir. Kişi onu her an yaşar. Aşk denilince yalnızca uçkur peşkir düşünülüyor… Oysa aşkın küçük bir bölümüdür cinsellik…

… “yaşamak için yemeli ama yemek için yaşamamalı” der Cervantes. Aşk cinselliği kapsar ama cinsellik aşkı kapsamaz. Aşkın amacı sadece cinsellik midir? Cinselliğin amacı da aşk olamaz o zaman! Aşkın amacı kendini aşmaktır adı üstünde “Aş–k”… :))

Anlamanın doruğuna ulaşmaktır aşk. İnsanın ruh olarak en üst boyutlarda gelişmesini sağlayan bir durumdur ve insanın benzerini aradığı bir yolculuk olabilir mi aşk… ? Bu yolculukta insanı en çok çeken karşı cins midir? Ve bunun nedeni doğada olduğu gibi zıt kutupların birbirini çekişi midir?

Peki, ayni ruhların zıtlığı nedir ki çekiyor dersek, zıtlık cinsiyet zıtlığı olabilir mi? Aşkın amacı ruhunun diğer yarsını karşı cins içinde bulmak mıdır? Evet arayış budur bencileyin. Ancak bu arayış sırasında insan yeryüzünü ve evrende düş’ünün değdiği her şeyi anlama noktasına ulaşır ve aşk tüm bu alanlardaki sevgi titreşimlerinin toplamıdır. Bu yüzden benim aşkım birçok sevginden de beslenir…

“Aşk, tek bir kişiye olmayabilir ama en mükemmeli yüzde yüz ruhunun yarısını bulduğunda yaşanandır… Evet, bir bakıma kendi aşkını yaratan sensin, sen kendini yarattığın oranda kendi benzerinin de peşine düşüyorsun. Bu düşkünlük arayışı aşkın yolu ama kendisi değil, yolu kendine göre açtığında âşık oluyorsun. Âşık olmak da aşka ulaşmak için yeterli değil ama şart. Âşık, aşkın yolunda olmak, aşk ise kavuştuğun andaki ulaştığın düzlemde dünyayı birlikte yaşamak ve yeniden tanımlamaktır.”

Teşekkürler, görünmez gücüme…

Aşk ile…:)

Delişey,

Ölülerim Var Benim

yitip gitmiş ölülerim var benim
hepsi içimde saklı, uyuyorlar hepsi
kimi hayat bezgini
kimi yol gezgini,
kılı kırk yaran bıçak keskini kimi…
üçü beşi gecelere hükmetti
kolaylıkla çürüdü biri ikisi
bir çoğuna duygularım
yıkmak için,
yakmak için,
kahramanlık sahnesi…
kimi çok sevdi annem miydi?
babaydı biri önemsemedi,
kandan kardeş, karından eş
tutamadı ellerimi…
görmeyen tanrının gözleri
kaç gece kaderimi imtihan etti.
sevileri değiştirdi,
hüzünleri yeniledi
umudumu tüketti…

bir şey yapmalı,
bir şeyleri, bir yerleri tutmalı,
ya da bir şeyler bana dokunmalı,
kaybolmuş ruhların esamesi okunmalı
geceler kısalıp, gündüzler uzamalı…
uyuyan ölülerim, yeniden uyanmalı…

delişey,

Aşk ile…

Hayatın değişimine destek olan kelimeler var. Kaç heceden oluştuklarının önemi yok. İnsana getirdiği değişimi acayip. Misal do – ğum, iki hece ama insan hayatına getirdiği değişim, ucu belli olmayan bir yaşamı gözlemlemek, beslemek, büyütürken desteklemek. Yada ö – lüm, koca bir hikayenin sonu. Bitiş… Kocaman bir değişim… Ha bir de aşk var! O sadece tek heceli. Ama çok hengameli… Geldiğinde doğum gibi, bittiğinde ise ölümün insan üzerindeki yansıması kadar yıkıcı etkisi . Ne garip değil mi? Başlayış ile bitiş arasının olmazsa olmazı gibi…

Her günün defterini dürmeli kişi kendince. Bir diğer günün hayatına ne katacağını umutla beklemeli. Bilge öyle demişti ama!!! “Sen sessizce bekle, doğru olan sana gelecek, kendin ol sadece”… Ben bu bilgeye güveniyorum ha

Günlerin belli olguların üzerine ekilip biçilmesini, bundan ticari bir alış verişe vardırılmasını pek sevmiyorum ama yazmak istedim bu gün… Süslü püslü ambalajlamak da istemedim yazımı. Bir şey anlatmak istemedim, sadece paylaşmak istedim… Burada sizlerle, dost bildiklerimle…

“Ne ile çıkarsan yola, onunla karşılaşırsın yolda…”

Kalplerinizin kapısı kapanmasın, gözlerinizin ışıltısı hiç solmasın… Hepinizi “aşk” kuşatsın…

Delişey’den

Özlem, Hüzünle Bile Dalga Geçer…

Özlem hep var olacaktır,

Seven iki kalp arası.

Özlem, tüm duygulardan pay alır kendine,

Uzaktan seslenir sessizliğin içine…

“özledin mi sen de, iyi misin?” diye sorup özlenene,

Cevabı bekler, yine kendi kendine…

Uzaktan gelir cevap “iyiyim ben de…”

Her özlem zihinde bir oyuk açar,

Kurşunun bedene vardığı gibi.

Kan akmaz bu varışta!

Akan, sadece zaman,

Özlemin katili zaman…

Soğuk bir yük gibi taşınır omuzda,

Her attığın adımda sallanan ve sırta çarpan…

Ağır, ağır olduğu kadar soğuk!

Soğuk, soğuk olduğu kadar yakan, acıtan!

Bu ateşin içinden ruha akan,

Ilık, ılık olduğu kadar sert bir can!

Özlediğin, gidip göremediğin değildir,

Gidip görmek istemen, özlem değildir…

Özlem, başka, çok başka bir şey gibi gelir…

Ben’in de, sen’in de ötesine geçer,

Özlem, özlediğine ulaşamaz olur,

Hüzünle bile dalga geçer…

delişey,