Siz olsanız ne yaparsınız?

Yaklaşık iki saattir, el emeği, göz nuru dökerek yazdığım bir sayfa yazı, koca bir sayfa yazı nasıl oldu anlamadım, uçtu gitti. Basbayağı yok oldu. Halbuki zaman zaman kaydederek ilerliyordum. Kaydedilen bir yazı nereye gider? Ben bu bilgisayarı yeni kullanmıyorum ki! Aramadık yer bırakmadım, bilgisayara arattım, yok!

Nasıl moralim bozuldu anlatamam. Bu bir ev ödevi değil ki! Bir kitap yazıyorum ve yazdığım her bölüm, her sayfa bir zincirdir. Ve şimdi zincir koptu işte! Aynısını tekrar yazacağım yazmasına da, bu asla aynı olmaz ki! Daha önce yüzdüğünüz akıp giden nehire tekrar girseniz aynı sularda yüzmüş olmazsınız ki!

Sanki düşük yapmış bir kadın gibi hissdiyorum kendimi. Bir mucizeye şimdi ihtiyacım var işte! Ah, bir yerlerden çıkıp gelse o sayfa, “sana şaka yaptım” dese!

Dinle Neyden!

Bugün sinemaya gittim ve Dinle Neyden filmini izledim arkadaşlar. Orada Dede Efendi diyor ki;

“Hayatın anlamını bulmak istiyorsan, bunun iki yolu vardır; birincisi kitaplardan geçer, ki bu uzun olan yoldur; diğeri ve kısa olan ise sevgiden geçer.”

Ben balıklama atladım bu söze. “İşte bu!” dedim Da Vinci’nin şifresini çözmüşçesine. Ancak daha sonra kitaplar dikildi karşıma. “Biz olmasak da sevebilirdin, ama derinliğin ne olurdu ve ne kadar sevebilirdin?” diye benle dalga geçtiler.

Hele bir el atıverin arkadaşlar bu konuya Allah rızası için!

Yağmur

Bana geçen gün bu kadar çok sözcüğü nereden bulduğumu sormuştunuz, değil mi?

Biliyor musunuz, hakikatin sözcükleri her zaman çoktur ve her zaman güçlüdür. Ben bugüne dek hakikatten ayrılmamak ve ruhumu temiz tutmak adına ne mücadeleler verdim bir bilseniz! Hâlâ da, bedenimin aç kalması ve bedenime acı vermesi pahasına bu mücadelem devam ediyor.

Çünkü kaynağı temiz tutmak gerek. Kaynak bir kez kirlendi mi, ondan sonra da o kaynaktan akan hep kirlidir.

Ve sözcükleri ben bulmuyorum, onlar beni buluyor. Yağmur, yağacağı yeri iyi bilir çünkü. Kimi yere hiç düşmezken, kimi yerde de seli seline katar.

Yakup ŞİMŞEK
27 Ağustos 2008