Gerçek İsim Kullananlar

Forumda daha önce açılan bir başlık vardı. Nick – Takma ad adı altında. Hüseyin Aktaş arkadaşımız orada nick kullananları eleştirmişti. Eee biz de keser döner sap döner, gün gelir hesap döner fikrinden yola çıkarak biraz da gerçek isim kullanan üyelerin psikolojisinden bahsedelim. Önce bir yazalım bu üyelerimizi sonra ortak yönlerini konuşuruz.

Hüseyin Aktaş
Serkan Engin
Kaan Onay
ebubekir
Haluk Gümüştabak (halukgta diyor ama nick sayılmaz, ayrıca her yazısına imzasını atıyor)
Deniz Ülker

Vardır elbette belki daha ama, son zamanlarda online olanlardan seçmeye çalıştım. Evet bu kişilerin ortak özellikleri nedir? Veya daha genel sorarsak bir insan bir foruma üye olurken neden gerçek ismini kullanır?

Kıyamet tellallığı

Şimdi ortada bu kadar tellal bu kadar kitap varken varsayınki ben bankadan bir milyon lira kredi çektim ve 21 Aralık 2012 ye kadar çatır çatır yedim. Ödemelerine de 2013 de başlayacak şekilde ayarladım. 21 Aralık kıyametin kopacağına güvendin kısacası.

Eh tarih geçti kıyamet falan kopmadı. Banka peşime düştü hacizdi, avukattı falan.

Şimdi benim; 21 Aralık 2012 de kıyamet kopacak diyen tellaları, kitapları, kitap yazarlarını suç ortağı yapmaya hakkım yok mu? Kandırılmış, mağdur edilmiş durumda olmuyor muyum? Bu kadar kolay mı yani yalan yanlış yayın yapıp insanların geleceği ile oynamak?

Dolandırıcının karşısına çıkan mağdura, “kanmasaydın kardeşim” demeye benzemez mi bu durum? Dolandırıcının hiç mi suçu yok?

Orkut ve Facebook

2004 yılında Orkut Büyükkökten tarafından Google bünyesinde kurulmuş, sosyal bir arkadaşlık sitesidir. Brezilya’da 12 milyon internet kullanıcısı bulunmaktayken, Orkut’un 15 milyon civarında üyesinin yaklaşık 11 milyonu Brezilya’da yaşamaktadır.

4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kurulan Facebook, öncelikle Harvard öğrencileri için kurulmuştu.

Bu iki site için karşılaştırma yaptığınızda birinin tutup diğerinin tutmama sebebini söyleyebilir misiniz? Hangisi daha burjuva daha emperyalist sizce?

Futbol, fanatizm ve holiganlık

Bireysel olarak her birinin pırlanta gibi olduğu bir grup insan futbol maçları için bir araya geldiğinde başka birer varlığa dönüştüklerine hepiniz şahit olmuşsunuzdur. Takım ruhu, topluluk bilinci veya topluluk egosu bireysel egolardan çok daha güçlü olduğu için bu insanların normalde hiç yapmayacakları şeyleri yaptırır. İlkokul yıllarından bu akıma kapılan her birey, öğretmenin sorduğu “arkadaşların pencereden atlasa sen de atlayacak mısın” klasik sorusunu duymuştur.

Benzer fanatizmler milliyetçilik, ırkçılık, hemşericilik, particilik gibi taraftarlıklarda da gözlenir.

Bireysel olarak yapamayacağı şeyleri topluluk haline geldiğinde cesaret edebilen, insan yaralamaya hatta öldürmeye kadar giden bu davranışın altında yatan duygu nedir? İnsanlar kendisini böyle nasıl kaybeder? Kendi zayıf egosu, topluluk egosuna nasıl uyum sağlar.

Aynı durumu köpeklerde de gözledim. Tek başına zararsız olan köpek, mahallede sürü haline geliyorlardı ara sıra ve birisi havlamaya başladığında hepsi gaza geliyordu.

Nedir takım tutma ve taraftarlık hakkındaki düşünceleriniz?