Ayasofya ne olsun?

  • Camii olsun
  • Müze olsun
  • Kilise olsun
  • Hem camii, hem kilise olsun
  • Otel veya kafe olsun
  • Yıkılsın
  • Cem evi olsun

31 yorum “Ayasofya ne olsun?”

  1. ayasofya cami değilmi zaten?

  2. bizanslarda kiliseymiş osmanlıda tamir edilip sağlamlaştırılıp cami olmuş diye biliyordum .

  3. Şu an ne olduğundan ziyade, ne olmasını isterdiniz anlamında sordum. 🙂

  4. şuan cami ,aynı zamanda müze de.kiliseymiş zamanında şimdide kilise olarak kullanılabilir isteyene.yeter ki ibadet etmek istesin ha cami ha kilise.geriye bir otel kalıyor ki yapısı uygun değil.yıkılmasın derim .şıklarda yok 🙂
    bende merak ettim neden birşey olsun istedin?yada aklına böyle bi soru geldi?

  5. Benim aklıma gelmedide, bir arkadaş önerdi. Benimde ilgimi çekti, insanlar neden tarihi yapıları sınıflandırmaya çalışır diye.

  6. Ayasofya benim için hep kiliseydi 500 yıl cami ise 1000 yıldırda kilisedir.
    zaten orası hristiyanlık’ın en kutsal kiliselerindne biridir kutsanmış bir kilisedir.
    cami ile ilgisi yok kilise
    ama dün tarihin arka odaında sayın bardakçı çok ciddi bir şekilde bu ülkede kimse bir camiyi tekrar kilise yapmaz demişti.sanırım ayasofya kilise olursa rahip santorolar artar gibi geliyor bana.
    saygılar

  7. sayın tegafüle
    şu anda zaten müzedir.yani birşey olmama gibi lüksü yok bu kadar mükkemmel bir yapı sıfatsız kalamaz.

  8. yıksınlar da bütün sorunlarda ortadan kalksın

  9. Yıkılma şıkkı neden var? Böyle bir tarihi yapıt yıkılır mı? Şu an küçük bir bölümünde namaz kılınabiliyor diye biliyorum..

    Ayrıca otel ve kafe olma şıkkı da çok saçma!

    link to geocities.com

  10. neden saçma olsun ki? gayet güzel bi cafe olur hatta sinema salonu vd .. 🙂

  11. Anketlerde olmayan şıkların hesabı sorulur sn kutadgu. 🙂 Ben nötr bir anket düzenleyicisi olarak aklıma gelen bütün şıkları yapmaya çalıştım. Yıkılmasını isteyen de 5 kişi varmış. Pek te az sayılmaz.

  12. İstek üzerine güncelleme.

  13. Cem evi olsun.
    Şıkkı da olsa iyi olurdu. 20 milyon küsür Alevinin ibadet edebileceği devasa bir tarih mirası fena olmaz Ve semah dönmek harika olurdu.
    Ama kesinlikle cami olmasın Sultanahmet ve yakınlarında yeterli sayıda Cami var çünkü.
    Saygılarımla.

  14. Semânın krallığı senin içinde ve etrafındadır.
    Taş ve tahta yığınları arasında değil..
    etrafa ağaç dalları serptim..
    Taşı kaldır, beni bulacaksın!
    Hz.İsa (a.s)

  15. ALEVİLİKTE KIBLE İNSANDIR

    Balkanlarda Alevi-Bektaşi felsefesini başlatan ve geliştiren Sarı Saltuk Bektaşi babası olduğu söylenmekte. Sarı Saltuk’un yaymaya çalıştığı Alevi dünya görüşü hem Müslüman hem de Hrıstiyan toplum arasında önem kazanmıştır. Bu önemin kökeni insan sevisini temel ilke olarak alan bektaşi düşüncesinde yatmaktadır. İnancı, dili, milliyeti ve rengi ne olursa olsun tüm kitleler bu hümanist, sevecen eşitlikci, özgürlükcü, bölüşümcü düşüncelerde kendisini bulabilmiştir. Balkanlardaki şehirlerde örğ. Üsküp, Ohri, Prilep ve Manastır gibi büyük şehirler bunlara en iyi örneklerdir. Buradaki dergahlar, hem Cem Evi olarak kullanılır, hemde Pazar günleri Ortodoks inancına sahip insanlarla ortak ibadet yeri olmuştur.

    Ne varki, 4000 yıldan buyana süre gelen Alevilik tabulaşmış düşünceden kendisini soyutlamış, dinler üstü hemojenik ve heteredoks bir felsefe ve yaşam seçerek çağı kendisine değil, kendisini çağın önünde gören mantığa dayalı düşünce akımı olup insana odaklamış bir felsefe, sosyo-ekonomik yönden insanın refahı için seçilmiş bir adalet düzenidir. İbadetlerinde de halka oluşturduğu için Mekke’ye yüzünü dönmez insana döner.

    İnsana yüzünü dündüğü gerekçesiyle okunacak kitapı insanda görüp, ibadet yapılması gereken insan olduğu felsefesini kabullenmiştir. İnsan insanın aynasıdır sözcüğü burdan etkilenmiştir.

    Alıntı.

  16. son günlerin sicak hatta cok sicak “gündem”inden biri olan “rum asilli amerikalilarin hagia sofya da ayin yapmak” icin kollari sivadiklari haberini okudunuz..

    sosyalist gelenekten(chp)gelen kültür bakani karsi cikti,ulusalci ve islamcilar zaten karsi..

    bu konuyla ilgili site sorumlusu arkadaslarin bir anket düzenlemesi ilginc olabilir..

    ayasofya cami ya da kilise olmali mi ?

    cami olsun….
    kilise olsun…
    hem cami hem de kilise olarak kullanilsin….
    müze olarak kalsin….
    bilmiyorum….

    **

    “Hagia Sophia”ilgili mehmet yilmaz´in yayinladigi ilginc bir makaleyi (alinti) paylasmak istiyorum..

    **

    Ayasofya Cami/Kilise Olmalı.. (3 Haziran 2005/Referans gazetesi)

    Hürriyet gazetesinde yer alan “Ayasofya kilise olabilir iddiası” başlıklı habere göre, Vakıflar Yasa Tasarısı’nın ele alındığı Adalet Bakanlığı Alt Komisyonu’nda bir Ayasofya tartışması yaşanmış.

    CHP’liler, tasarıdaki bir maddeyle Ayasofya’nın yeniden kiliseye dönüşmesinin önünün açılacağını ileri sürmüşler. Ve, tahmin edebileceğiniz gibi, buna büyük tepki göstermişler.

    CHP’lilerin bu çıkışı, Türkiye’deki “sol”un, özellikle de onun “ulusalcı” kanadının, “kilise” veya “misyonerlik” gibi kavramlara yönelik uzunca bir zamandır süregiden tepkisinin yeni bir halkası gibi duruyor.

    Ben ise, bu tepkiye “din özgürlüğü” perspektifiyle karşı duran birisi olarak, CHP’lileri daha da kızdırabilecek bir şey söyleyeyim: Ayasofya sadece “kilise olabilir” değildir; olmalıdır!

    Müze Değil İbadethane

    Bu mabed,
    CHP’lilerin ve onların bütün fikri öncüllerinin varlığından çok çok önce,
    MS. 532 yılında Bizans İmparatoru Constantinius tarafından inşa ettirilmişti.

    İnşa edilmesindeki amaç ise,
    turistlere müze sunmak değil, Tanrı’ya adanmış ve O’na ibadet için kullanılacak bir mekan yaratmaktı.

    İstanbul
    Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiğinde dünyanın bu en görkemli kilisesi camiye dönüştürüldü; bu radikal bir değişimdi kuşkusuz, ama yapının temel amacı değişmedi.

    Bir ibadethane olmaya devam etti.

    Bugün ise Ayasofya içinde ibadetin yasaklandığı bir müze.

    Bakın,
    Aya Sofya’nın yeniden açılmasını savunan Hıristiyanların kurduğu
    Hagia Sophia sitesinde bunun nasıl incitici bir statü olduğu şöyle anlatılıyor:

    “Kutsal mekanların,
    zorla turistik mekanlara dönüştürülmesi, bir dine ve Tanrı’ya karşı saygısızlıktır.

    Müslümanlar,
    kendilerinin en kutsal mekanlarından biri, hakim bir güç tarafından turist çekmek amacıyla bir müzeye çevrilse nasıl hissederlerdi?”

    Bu yorum, doğru.

    Ancak bir noktayı atlıyor.
    “Müslümanların kutsal mekanlarından biri” zaten müzeye çevrilmiş durumda.

    O da yine Ayasofya…

    Diğer bir deyişle,
    Ayasofya hem Hıristiyanlar hem de Müslümanlar için kutsal bir mekan.

    Hıristiyanların burada 900 yıldan,
    Müslümanların ise 500 yıldan fazla geçmişi var.

    Mevcut “müze” statüsü, her iki dine karşı bir “saygısızlık”.

    Benim ise hem bu “saygısızlığın” ortadan kaldırılmasını hem de tüm dünyaya çok olumlu mesajlar vermeyi sağlayacak bir önerim var:

    Ayasofya cami/kilise olarak yeniden ibadete açılsın!

    İçinde hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar ibadet edebilsin.

    Mabed içinde yapılacak bir yer ve zaman düzenlemesi ile, Müslümanlara namaz kılma, Hıristiyanlara ise ayin yapma imkanı tanınsın.

    Cuma günleri minberden hutbe okunsun,
    pazar günleri tütsü gezdirilip istavroz çıkarılsın…

    Buna karşı “nerden çıktı bu, hiç cami/kilise olur mu” demeyin.
    Olur ve zaten olmuştur da.

    Şam’daki İlk Cami/Kilise

    İlk cami/kilisenin kurucusu, İslam’ın büyük kahramanı ve ikinci halifesi Hz. Ömer’dir.

    Onun yönetiminde Müslümanlar Suriye’yi fethetmişler ve yüzyıllardır bir Hıristiyan kenti olan Şam’ı da 636 yılında İslam imparatorluğuna dahil etmişlerdi.

    Şam’daki görkemli Vaftizci Yahya kilisesi,
    bu tarihten sonra Müslümanlar ile Hıristiyanlar tarafından ortak ibadet alanı olarak kullanıldı.

    Aslında
    “kilise” kimliğini korudu;
    Müslümanlar sadece namaz kılmak için bir düzenleme yapıp kilisenin kıbleye bakan kısmına kerpiç bir duvar inşa ettiler.

    Bu statü 706 yılına kadar sürdü.

    O tarihte
    Emevi halifesi I. El-Velid kiliseyi camiye dönüştürme kararı verdi; Hıristiyanlara ise tazminat ödendi.

    Bugün
    Vaftizci Yahya kilisesinin yerinde ünlü Büyük Emevi Camii yükseliyor, ama içinde hala Vaftizci Yahya’nın adına küçük bir “şapel” (mini-kilise) var.

    Medeniyetlerin Barışı

    İslam’ın ilk onyıllarında yaşanmış bu çarpıcı “dinsel çoğulculuk” örneğini, 1400 yıl sonra bugün Ayasofya’da hayata geçirebilsek, muazzam bir iş yapmış oluruz.

    Türkiye bunu yapabilirse “medeniyetler çatışması” lafının dillerden düşmediği dünyaya, anlamlı bir “medeniyetler barışı” mesajı sunmuş olur.

    İşe sadece “ekonomik” bakacak olanlar için de şunu söyleyeyim:
    Merak etmeyin, Ayasofya cami/kilise olursa, “turizm gelirleri” düşmez.

    Turistler yine gelmeye devam eder, ibadete açık olan tüm diğer kilise ve camilere gittikleri gibi.

    Dahası
    dünyanın dört bir yanından pek çok Hıristiyan ve hatta Müslüman turist, sırf Ayasofya’da ibadet etmek için Türkiye’ye gelir.

    Meselenin
    kanımca en önemli yönü ise, bir ibadethane olan Ayasofya’nın “müze” olarak tutulması garabetinin sona ermesidir.

    Bu,
    Türkiye’nin gerçek anlamda bir laikliğe kavuşması yolunda önemli bir kazanım olacaktır.

    Çünkü
    gerçekten laik olan ülkelerde, devlet, kiliseleri ve camileri ne açar ne de kapatır.

    Dahası
    eğer Ayasofya cami/kilise olursa, Türk toplumunun bir kesiminde yaygın olan “kilise alerjisi” de belki tedavi edilebilir.

    Bu alerjinin
    “ulusalcılar”da var olmasını anlamak mümkünse de, İslami kesimde yer almasını anlamak zordur.

    Çünkü
    Kur’an-ı Kerim’de
    kiliseler
    manastırlar
    sinagoglar
    “..Allah’ın isminin çokça anıldığı mescidler” le birlikte,
    Allah tarafından korunan kutsal mekanlar olarak geçer. (hac/40)

    Ve
    hiç bir
    otoritenin
    bunları ne din ne de laiklik adına kapatmaya ve öyle tutmaya hakkı yoktur…”

    slm.

  17. cumhuriyet dönemiyle hesaplaşma bitmemiş bakın kala kala ayasofya kalmış.

  18. Ayasofya her taşı duayla İsa’ya ve onun tanrısına adanarak yapıldı. Eğer kilise olarak ibadete açılsın denirse buna olur verilebilir. Fakat kanla, fetihle, “zorla” gasp ile alınmış bir kentin tapınağına iki minare dikerek şimdi müslüman oldu artık ibadet edebiliriz dediğinizde sen ve senin gibi düşünenler iki milyardan fazla hristiyan topluluğuna hakaret etmiş ve onların tüm değerlerini hiçlemiş olmaktan mutluluk duymuş olursunuz. (Zaten amaçları bu ya)

    İşte laikliğin dengesi ve Atatürk inkilaplarının geleceğe yönelik kazanımı bu denli önemli ve hayatidir. Abuk tutkularla hareket eden kendini bilmez yobazları bugüne değin durduran işte bu düşüncenin zoraki yaptırımlarıdır.. İki topluma da zarar vermeden bir denge içersinde birliktelik ancak bir “kültür mirası” algısı ile mümkündür.

  19. Yabancı bir devlet Türkiye’yi işgal etse ve Selimiye camiinin tepesine çan takıp onu kiliseye çevirse, sonra bunun üzerinden 500 yüzyıl geçse, Selimiye de hem cami hem kilise mi olmalıdır?

    Ayasofya hiç bir zaman camiye çevrilmese çok daha iyi olurdu.

  20. kilise değil cami olmalı;cami değil kilise kalmalı şeklindeki bir kamplaşma bizlere sonuca götürecek cinsten değil…her iki dine mabetlik yapmış bu yapının minaresinin altında hristiyanından müslümanına her kesmin dua ediyor oluşu yeterince insanlığa hizmet ediyor…böylece devam etmeli…

  21. şehir düşmüştü.. ele geçirme sonrasında, gelecekte hiristiyan nufusun azaltılıp yerlerine müslümanların getirileceği belliydi.. Sultan Mehmet, Konstantin’in şehrini ele geçirmesi şerefine, gelecek kuşaklar için ayasoyfa kadar haşmetli bir cami yaptırabilirdi.. Ama o, bin yıllık bir hiristiyan mabedini camiye çevirdi.. Ayasoyfa aslına dönmelidir.

  22. Büyük camii veya kilisede ibadet edenlerin duaları tanrı katında daha mı çok kabul oluyor? Tanrı katında daha mı fazla değer kazanıyorlar?

    xenix

  23. Dön dolaş dünyada ne buldun benden? Ancak kendine döndüğünde bulacaksın beni..

  24. Ne niyetle yapıldıysa, öyle kalmalı. Bir gün hrıstiyan olur, ıstavroz çıkarırım.Bir gün müslüman olur, namaz kılarım. Kalbim kıbledir, aşığım kalbimdedir.

  25. toro yazdi;
    “diktatörlük
    cumhuriyet dönemiyle hesaplaşma bitmemiş bakın kala kala ayasofya kalmış…”

    !?

    diktatörmüs peh..

    akdamar´da
    gözyaslari arasinda
    ayin/dua ancak 95 yil sonra diktatör yada padisah diye dalga gecmeye calistiginiz Tayyip Erdogan sayesinde yapilabildi..

    bu ayin/dua´nin yasaklanisinin 87 yilindan yobaz ve de kemalist zihniyet mensubu “mozele cetesi” zorbalar sorumlu..

    sagci ve solcu
    “cürük cumhuriyet” taraftari
    yobaz kemalist otoriteler bugüne degin nerdeydi de bu yasaklari kaldirmadi ?

    **

    “..Dindar değilim ama ayinde gözyaşlarımı tutamadım..

    BÜTÜN DUALAR AĞRI’YA ÇIKIYOR
    Ve bütün duygular en yükseğe (diyelim Ağrı’ya) çıkıyor ve ayin bitiyor…

    Bu kadar.

    Ne ülke yıkılıyor,
    ne memleket parçalanıyor.

    Sadece bir ayin yapılıyor.

    Ahtamar’ı Akdamar yapınca da acılar unutulmuyor.
    Unutmak için hatırlamak lazım zaten…
    İyi günler bekliyordur inşallah bizi…(MutluTönbekci/aksam gazetesi)

    **

    NTV muhabiri sordu;

    -hükümet bu acilimdan ne kazandi ?

    ermeni patrikhanesi meclis baskani Tatul Anusyan cevaben :

    -hükümet ermenilerin dualarini ve dünyanin taktirini kazandi..

    bu
    seref yeter
    ama
    fasist damar
    anlamaz ki..

    slm.

  26. ibadete açılan kiliselerde neden yılda bir ayin izni verildiğinin mantıklı bir açıklamasını bilen var mıdır?

  27. Kilisede ayin yerine toplaşıp taşnak partizanlığı yapmasalar açık kalabilirdi. Batıdaki tüm kiliseler hep açıktı. AYASOFYA hariç…

    Ha bir de giden ermenilerin yerine geçen müslüman! kürtlere sormak lazım papazları ne ettiniz diye… Bölgeyi boşaltan ermenilerin topraklarına konan kürt ağalarına da sormak lazım… Yirmişer yirmişer çoğalan…

  28. “akdamar´da
    gözyaslari arasinda
    ayin/dua ancak 95 yil sonra diktatör yada padisah diye dalga gecmeye calistiginiz Tayyip Erdogan sayesinde yapilabildi..”

    kendileri çok sever ermineleri yada kendinden olmayanları yada acı çekenleri gayet insani duygulara cevap vermek için yapılıyor bunlar değil mi….
    ama öyle değil ebubekir, okadar basit değil ne çıkarı var sen ondan bahset bana tayip erdoğanı anlatma

  29. toro yazdi;
    “….ne çıkarı var sen ondan bahset ..”

    “CIKAR” mi ?

    ermeni patrikhanesi meclis baskani Tatul Anusyan cevabini vermis zaten

    “ERMENI-lerin DUA-larini kazandi”..

    peki
    yasaklarin kalktigi bir cagda
    “yasak sampiyonu” cagdisi “cürük cumhuriyet”cilerin “CIKAR”i ne ? sen ondan bahset..

    **

    “..bana tayip erdoğanı anlatma..”

    heh heh

    ben anlatmiyorum
    O “ILK”lerin sahibi tayyib erdogan farkli ve cagdas uygulamalariyla kendini anlatiyor zaten extra bir reklama ihtiyaci yok buda size dert olsun..

    slm.

  30. Evet, “Çağımız emperyalizm ve proleter devrimler çağıdır” hala…

    Recep bey proleter devrimleri temsil etmediğine göre, kalanı da sana dert olsun Ebubekir o zaman. Yani emperyalizm ile işbirliği, devlet binalarının Arap sermayesine faizsiz satışları, soygunlar, talanlar, hepsi size dert olsun.

    Sizin ve Recep beyin “çağdaşlığı” bize dert oluyor zaten. Bu nedenle er geç “dertleşeceğiz” merak etme!…

  31. Hüseyin kardas,
    risk almaktan korkan,ot hayati sürenler degil “dertli” insan makbuldür..

    sizin
    cagdas dediginiz köhnemis,müzelik,yasak sampiyonu bu kafadan
    entrika ve fasizmden baska bir sey cikmaz 87 yillik uygulamalar ortada..

    cagdas gecinen yobazlarin dünyada rezil olmalari,ülkede ciddiye alinmamalari sizi kahrediyor biliyorum fakat artik itiraf edin kemalizm matah bir sey olsaydi uygar dünya sahiplenirdi zaten..

    **

    “….Recep beyin “çağdaşlığı” bize dert …”

    tüm cagdas yobaz engellemelere ragmen sekiz yillik uygulamalar ve reformlar ortada daha evvel cok daha uygar,cagdas bir reform ve uygulama vardi da halk mi hayir dedi ?

    “kendine iyi bak beni düsünme
    su akar yatagini bulur..(ahmet kaya)

    dertleselim kardas “dertli”leri severim..

    slm.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.