BAŞARIYA GÖTÜREN YEDİ BASAMAKLI YOL
İnsan potansiyeli alanında sayısız kitabı olan Deepak Chopra, ”Başarının Kanunu” adlı kitabında, başarıya götüren 7 anahtar veriyor.
Başarı, hedeflere adım adım ulaşmak olarak tanımlanabilir. Başarı denince akla ilk olarak maddi başarı gelse de, bu başarının bir tek yönüdür. Başarı aynı zamanda, kendini ve yaşamı da başarmaktır: İyi ilişkiler, özgüven, özgürlük, duygusal ve psikolojik denge, mutluluk duygusu, iç huzur…
Başarılı olmayı hemen herkes ister ama gene aynı çoğunluk başarının, çok çalışma ve gerektiğinde birilerine zarar verme pahasına elde edilebileceği düşünülür. Bedeli yüksektir kısacası.
Dr. Deepak Chopra’nın, ”Başarının Kanunu” adlı kitabı tam da bu noktada karşımıza çıkıyor: Chopra, doğayla uyum içinde yaşadığımızda, ne o kadar çabaya, ne de bu bedellere gerek kalmayacağını söylüyor. İşte Chopra’nın anlattığı, mutluluğa götüren yedi anahtar…
1- Salt mümkünlük kuralı
Deepak Chopra kitabına, ilk tinsel kural olarak salt mümkünlük kuralı ile başlamış. Bu kurala göre, gerçek doğanızı, özünüzü ne kadar çok anlarsanız, salt mümkünlük alanına o kadar çok yaklaşırsınız.
Salt mümkünlük kuralını nasıl uygulayabilirim?
- Chopra’nın özellikle altını çizdiği noktalardan birisi yargılamamak ve yargıda bulunmaktan kaçınma çalışması. Diyor ki, ”Bugün olup biten hiçbir şeyi yargılamayacağım diyerek güne başlayın ve gün boyunca yargıda bulunmaktan kaçının.”
- Her gün, en azından bir çiçeği koklayarak, mümkünse denizin ya da bir akarsuyun sesini dinleyerek, günbatımını izleyerek doğayı, her canlıda bulunan zekâyı gözlemlemek için zaman ayırın.
- Her gün sessiz kalmak ve yalnızca var olmak için zaman ayırın.
2- Verme kuralı
Chopra bu kuralı, ”Evrenin işleyişi, dinamik alışverişle olur: Vermek ve almak evrendeki enerji akışının farklı yönleridir” diye açıklamış ve devam etmiş: ”Ne kadar çok verirseniz, o kadar çok alırsınız çünkü evrendeki bolluğun yaşamınızdaki dolaşımını korumuş olursunuz. Aslında, yaşamda değerli olan her şey vermekle çoğalır. Vermekle çoğalmayan şey ise ne vermeye, ne de almaya değerdir. Vermenin ve almanın ardındaki en önemli şey niyettir. Niyet, daima veren ve alan için mutluluk yaratmak olmalıdır.”
Verme kuralının uygulanması:
- Nereye gitsem ve kiminle karşılaşsam, ona bir armağan götüreceğim: Bu armağan bir iltifat, bir çiçek ya da bir dua olabilir.
- Bugün yaşamın bana sunduğu bütün armağanları minnet duygusuyla alacağım.
- Birileriyle her karşılaştığımda, sessizce onlara mutluluk, sevinç ve kahkahalarla dolu bir hayat dileyeceğim.
3- Karma ya da neden sonuç kuralı
Her eylem bize aynı türde geri dönen bir enerji üretir: Ne ekersek onu biçeriz. Düşüncelerimiz, sözcüklerimiz ve yaptıklarımız etrafımıza ördüğümüz ağın iplikleridir. Başkalarına mutluluk getiren eylemleri seçtiğimizde, neden sonuç kuralının meyvesi mutluluk ve başarı olur.
Neden-sonuç kuralı nasıl uygulanır?
* Bugün, her an yaptığım seçimleri gözleyeceğim. Bu seçimleri yalnızca gözlemekle, onları bilinçli algılama alanıma getireceğim.
* Ne zaman bir seçim yapsam, kendime iki soru soracağım: ”Yapmakta olduğum bu seçimin sonuçları ne olabilir?” ve ”Bu seçim bana ve bu seçimden etkilenenlere başarı ve mutluluk getirecek mi?”
* Bana rehberlik etmesi için yüreğime danışacağım ve onun rahatlık ya da rahatsızlık mesajlarına göre yönümü tayin edeceğim. Eğer seçimim rahatsızlık duygusu veriyorsa duracak ve yüreğimin gözüyle eylemlerimin sonuçlarını izleyeceğim.
4- Asgari çaba kuralı
Chopra, asgari çaba kuralını, ”Doğa zekâsının, çaba gerektirmeyen bir kolaylıkla ve sınırsız bir kaygısızlıkla işlediği gerçeği üzerine kurulmuştur: Kuşlar uçmaya çalışmaz, uçar; çiçekler açma çabası göstermez, sadece açarlar. Bu asgari çabanın, direnç göstermemenin ilkesidir. İşte bu nedenle de, uyum ve sevgi ilkesidir” şeklinde anlatıyor.
Asgari çaba kuralı nasıl uygulanır?
- Bugün kişileri, olayları, durumları oldukları gibi kabul edeceğim.
- Her şeyi olduğu gibi kabullenerek, içinde bulunduğum durumun ve sorun olarak gördüğüm bütün olayların sorumluluğunu üstleneceğim. Sorumluluğun, içinde bulunduğum durum için hiç kimseyi (kendim dahil) suçlamamak olduğunu biliyorum.
5- Niyet ve arzu kuralı
Her niyet ve arzunun yapısında gerçekleşmesini sağlayan mekaniği mevcuttur. Bir niyeti salt mümkünlüğün bereketli zeminine attığımız zaman bu sonsuz düzenleme gücünün lehimize çalışmasını sağlarız.
Niyet ve arzu kuralı nasıl uygulanır?
- Bütün arzularımın bir listesini yapacağım. Nereye gitsem bu listeyi de yanımda götüreceğim. Gece yatmadan önce, sabah uyandığımda bu listeye bakacağım.
- Arzularımın bu listesini salıverip yaradılışa teslim edeceğim. Bunu yaparken işler istediğim gibi gitmediğinde bunun bir nedeni olduğuna ve evrensel planın benim için kendi tasarladıklarımdan çok daha büyük projeleri olduğuna inanacağım.
6- Bağlanmama kuralı
Deepak Chopra diyor ki, ”Hiçir şeye bağlanmamak belirsizliğin bilgeliğini barındırır. Belirsizliğin bilgeliğindeyse geçmişteki şartlanmaların hapishanesi olan bilinenden bağımsız olma vardır. Her şeyin mümkün olduğu bu alana, yani bilinmeyene geçmeyi istediğimiz zaman, kendimizi tüm evrenin dansını düzenleyen yaratıcı zekâya teslim etmiş oluruz.”
Nasıl uygulayabilirim?
- Bugün kendime ve çevremdekilere oldukları gibi olma özgürlüğünü tanıyacağım. Sorunlara zorla çözüm bulmaya çalışarak, yeni sorunlar yaratmayacağım.
- Bugün belirsizliği yaşantımın temel bir öğesi olarak kabul edeceğim. Belirsizliği gönülden kabul etmemle birlikte tüm karmaşanın içinde çözümler belirmeye başlayacaktır.
- Tüm imkânlar alanına adım atacağım ve kendimi sonsuz seçeneklere açık tuttuğum zaman ortaya çıkacak mükemmel heyecanı bekleyeceğim.
7- Dharma kuralı ya da yaşamın amacı
Dharma, ”yaşamın amacı” anlamına gelen Sanskritçe bir sözcük. Dharma kuralı, bir amaca ulaşmak için maddi şekle büründüğümüzü söylüyor, ”Herkesin yaşamda bir amacı vardır” diyor Chopra: ”Başkalarına vereceği benzersiz bir armağan ya da özel bir yetenek. Biz bu benzersiz yeteneği başkalarına hizmetle birleştirdiğimiz zaman, bütün amaçların nihai amacı olan kendi ruhumuzun coşkusunu ve mutluluğunu yaşarız. ”
Dharma kuralının uygulanması:
- ”Nasıl hizmet edebilirim?” ve ”Nasıl yardımcı olabilirim?” sorularını kendime her gün soracağım.
- Benzersiz yeteneklerimin ve onları ortaya koyarken yapmayı sevdiğim şeylerin tümünün bir listesini yapacağım. Benzersiz yeteneklerimi dışa vurup bunları insanlığın hizmetinde kullandığımda, zamanı unutur ve başkalarının yaşamına olduğu kadar kendi yaşamıma da zenginlik yaratırım.
Hemen 8.kuralı yok etmiş.
Burası da dindar sonsuza doğru gidiyor anlaşıldı.
Ebubekir ateistim ama mezhebimi tinerci olarak seçebilir miyim? Sırf birisine inat olsun diye hani.
Ciddiyete geleyim. Ben bu 6.madde olan bağlanmama kuralının biraz değişik bir versiyonunu uyguluyorum. Derler ya pire için yorgan yakılmaz, işte ben pire için yorgan yakan tiplerdenim.
15 gün önce face’den yayımladığım burada da paylaştığım bir yazı 35 yıllık iki hanım arkadaşımın dini duygularını incitmiş. Oysa ben onların, dini günler ve bayramlarla ilgili kutlamalarından hiç incinmiyorum. Bunları söyledim ve sizlerle ne sanal ne de gerçek hayatta bir daha görüşmeyceğim dedim. Hatta üniversiteden ortak paylaşım sitesinden de çıktım sırf bunlarla muhatap olmıyayım, incinmesinler bir daha diye. Çünkü o sitede de din ve politika yazamıyacaktım artık.
Neticede eski Dev-Genç gibi bölündük, din ve politika da konuşulup yazılabilen ayrı bir face grubu açtık, ancak sayımız daha az öbür tarafa nazaran.
Aynı şekilde 15 yıl sürekli gittiğim, haftada en az 4 gün her seferinde 5 saat vakit geçirdiğim bir dernekten, sırf sçimlerde şark kurnazlığı yaptıkları için, yönetimi protesto ederek çıktım. Benimle beraber 2 kişi daha istifa etti, yine benim gibi düşünen 3 kişi de artık hiç o derneğe uğramıyor.
Herhalde tek bağımlılığım eşim ve kızım. Eşim bir ara arkadaşları ile Umre’ye gitmeyi düşünürdü, ona da ”bu boşanma nedeni” dedim.
Boşanmasam bile herhalde çok kavga ederdim veya ben de tek başıma Rio Karnavalına giderdim ;-))
Bir de günde 15 bardak çay içiyorum, herhalde bu bağımlılığım mezara kadar gidecek.
Bu yazının tümü ise ilginç ama bana biraz pasifist geldi. İçinden kendimize uygun gelen, aklımıza yatan bölümleri uygulayabilirsek zarar gelmez gibi görünüyor. Ama bu kez doğal halimizi kaybetip, her kızgınlığımızı içine atan, öfkemizi haykırmayan tipler olup çıkarız ve bir an gelir volkan gibi patlarız sanki.
Al Capone küçükken, hep bi bisikleti olsun istermiş.. Lakin babasının durumu da iyi değil, ne zaman bisiklet istese, annesi girermiş araya; ” Canım oğlum, şu sıralar bisiklet alamayız sana.. ama sen tanrı’ya dua et, eğer duanı kabul ederse bir bisikletin olabilir..”
Al Capone uzunca bi süre dua etmiş. Ama bakmış, ne gelen var ne giden.. Sonrasında şöyle demiş; “O zaman kararımı verdim.. Ve ilk bisikletimi çaldım. Ardından da beni affetmesi için tanrı’ya dua etmeye başladım.”
Etik kurul, başkan filan demiş de Kambur kerim..
Alakam yok:)
Tanrı’nın çalışma şeklini öğrenmiş adam. Tanrı bisiklet vermez ama affeder, olay budur. Bir de ben Tanrı’yı affedebilsem, ama bir türlü affedemiyorum işte. Çok suçu var Tanrı’nın çok.
Reiki nin 5 temel prensibi 🙂
“Bugün, sadece bugün kızma hiçbir şeye….”
“Bugün, sadece bugün endişelenme……”
“Bugün, sadece bugün sahip oldukların içi müteşekkir ol….”
“Bugün, sadece bugün kendini işine ada….”
“Bugün, sadece bugün insanlara karşı nazik ol ve iyi davran….”