İki jileti birlikte tutup bir kâğıtta iki ince yarık oluşturun. Bu kâğıdın bir tarafını ışıkla aydınlatıp diğer tarafına ekran görevi yapacak bir diğer beyaz perde korsanız, perdede siyah ve beyaz çizgilerin oluştuğunu göreceksiniz. Bu deneye Çift Yarık Deneyi denir. Bu deney ışığın dalgasal bir yapıda olduğunu ve dalgaların girişim ilkesine uygun olarak, girişim çizgileri oluşturduklarını gösterir.
Fakat ışık hem dalga hem de Foton denen parçacıklardan oluştuğu anlaşıldığında, aynı deney elektronlarla tekrarlanmış ve girişim görüntülerinin elektronlar tarafından da oluşturulduğu şaşkınlıkla görülmüştür. Zira dalgalar girişim yapsalar da, parçacıklar girişim yapmazlar. Girişim yapabilmeleri için parçacıkların birbirleriyle bağımlı olmaları ve ekranda nereye gitmeleri gerektiğini bilmeleri gerekir ki, bu durum hem nesnellik ilkesine hem de yerellik ilkesine aykırıdır. Alttaki resimlerden soldakinde ışığın dalga olarak oluşturduğu girişim çizgileri ve sağda parçacık olarak davrandıklarında belirmesi beklenen farklı iki görüntü grubu çizilmiştir.
Soldaki şekilde, girişim görüntüsünün en parlak çizgilerinin iki yarığın orta bölgesinde olduklarını ve yanlara doğru parlaklığın azaldığını görüyoruz. Kenar bölgelerde ise beyaz çizgiler kaybolmaktadırlar. Nesnellik ve yerellik ilkelerinin evrensel ilkeler oldukları ve hem makro hem de mikro âlemde geçerli oldukları kabul edildiğinde, parçacıkların girişimini açıklamak mümkün değildir. Beklenen görüntü girişim görüntüsü değil, sağdaki iki belirgin ve ayrı grubun görüntüsüdür.
Bu çelişkili durumun cevabını, -önceki yazılarımda açıkladığım- Normal Dağılım vermektedir. Fotonları veya elektronları birer parçacık olarak kabul edersek karşı ekrana Normal Dağılımla çarpmaları beklenir. Bu durumda enerji dağılımları da bir çan eğrisine benzemelidir. Üstteki çizimler bu enerji dağılımını açıkça gösteriyor. Soldaki çizimde ortadaki siyah çizgi aslında ekranda beyaz görünür. Zira dalgasal bakışa göre, üst üste binen ışık dalgaları en fazla enerjiyi orta bölgede taşır ve parçacık bakışına göre en fazla parçacık tam orta bölgeye düşer. Sağdaki çizimde bu parçacıkların enerji dağılımlarının, tam da Normal Dağılıma göre oluştuğunu görmekteyiz. Aradaki beyaz bölgeler
-ki bunlar ekrandaki koyu çizgilerdir- dalgaların birbirlerini yok ettikleri bölgeler olmaktadırlar. Parçacık bakışına göre sağdaki görüntünün oluşması için parçacıkların bağıntılı olmaları gerekir. Bu durum parçacıkların bağımsız olmaları varsayımı ile çelişir. Aslında parçacıklar ilk çıktıkları kaynakta birbirlerine bağımlı idiler. Çift yarığa ulaştıklarında küresel ışık dalgaları düzlem dalgalara, yaklaşık olarak dönüşmüş olduklarından, dalgayı oluşturan tüm parçacıklar başlangıçtaki bağlantıyı sürdürürler. Bu bağlantıdan dolayı görüntü iki ayrı gruba ayrılmaz ve tümel bir girişim görüntüsü belirir.
Soldaki görüntülerde yarık sayısı arttıkça, çizgilerin gittikçe daha da Normal Dağılıma yaklaştıkları görülüyor. Üsttekinde iki yarıktan, alttakinde on tane yarıktan oluşan görüntüler bulunuyor. Bu şekillerin oluşumunu, bir önceki Demografi ve Kuantum yazımda daha net olarak görebilirsiniz.
Kuantum kuramının dalga-parçacık ikilemi insanlar için de geçerli olduğu söylenebilir. Her bir insan tek tek bir parçacık gibi davransa da, birlikte bir topluluk oluşturduklarında, aynen fotonların veya elektronların girişim görüntülerine benzer şekilde, ortak bir kültür yaratırlar. Kültür, insanların girişimleri sonucunda oluşturdukları bütünsel bir olgudur. Ayrıca bu durum hem parçacıkların hem de insanların bağımlı olduklarını gösteriyor. Böylece nesnellik ve yerellik birer ilke olmayıp, sadece makro dünyadan üretilmiş birer varsayım oldukları sonucu ortaya çıkmaktadır.
Deney yanlış yazılmış. Iki tarihin arasındaki mesafe dalga boyutunun yarısı olmalı idi.Bu bir jiletle olacak iş değil.
Bireylerin parcacik olabileceği toplumun ise dalga olabileceğini söylüyorsunuz. Olabilir de olmayabilir de. Bence olmayabilir, çünkü birey davranışı da bir davranıştır, toplum davranışı da. Bekçi bu cok flu bir betimleme….
Jiletle veya başka bir kesici aletle ne fark eder. Galiba sırf itiraz etmiş olmak için yazıyorsun, gibi geliyor bana. Neyse sen gene itirazlarına devam et. Bazen de, nadir de olsa faydalı şeyler söylediğin oluyor.
Siz ihtiraz diye algilayabilirsiniz, haklı olabilirsiniz. Hürriyet gazetesinde yazmış olsaydınız ben de size hak verirdim ama siz bilimsel tarzda bi makale yazıyorsunuz. Bu tarzda bi yazının kullanılan yetimlere ve yasalara daha sadık kalmasını dilerdim. Diğer yazılarla da ısrarla kaos teorisi olsun, entropi gibi teorilerin anlasilmadigindan yakinmistiniz. Kusura bakmayın ama ben sizin gördüğünüz benzerliği pek göremiyorum. Yazınız biraz Rubert Shaldrake’in yazını andırıyor. O da aciklayamadigi fenomenlere bi kuvvet veriyor. Ne de olsa isimlendirilmis bi fenomen isimlendirilmemis bi fenomenden daha iyidir. Ben sizin halen neyi açıklamak istediğinizi kavrayamadim. Eğer sorularimdan sıkılıyorsaniz bırakayım.
Rica ederim, lütfen devam et. Asla sıkılmadım. Ama sen de biraz sabırlı ol lütfen. Yeni yazılarım gelecektir.