Eğitimde Şiddet

Çalıştığım kurumda bize gelen öğrencilerden az da olsa öğretmenleri tarafından şiddete maruz kaldıklarına dair anlattıklarını dinledim. Her ne kadar yapılan anketlerde öğrenci sorunları arasında “öğretmen şiddetinden” şikayetleri %1 lik pay almasa bile yine de bu konunun önemli olduğunu düşünüyorum. Ülkemizin genel psikolojik yapısı şiddete eğilimli insanların oluşturduğu hepimiz tarafından bilinen bir gerçek. Aile içi sözlü ve fiziki şiddet çok yaygın bir durumda. Böyle olunca okul içi şiddet de kaçınılmaz oluyor.

Bu yazılarımı okuyup da ilköğretim ve lisede öğretmenlerinden şiddet görmemiş insan yoktur diyebiliriz. Belki eğitim – öğretim sisteminin ve toplumsal yapının bozukluğu yüzünden okul içi şiddetin de kaçınılmaz olduğunu düşünenler olabilir. Şiddet gören kişi şiddet gösterecektir. Nesiller boyu devam eden sözlü ve fiziki şiddetin bitmesi, tükenmesi için neler yapılabilir?

14 yorum “Eğitimde Şiddet”

  1. Şiddetin bitmesi için geleneksel, dinsel otoritenin devletçi ve katı ahlakçı karanlığını yok etmek gerekir.

    Çocukluğumdan hatırlıyorum, iş ve teknik öğretmeninin dersine girmek cehenneme düşmek gibiydi. Adam sünni müslümandı, devletçi otoriter zihniyete sahip geleneksel düşünüşün temsilcisiydi.

    Geçenlerde de bir okulun önünde tanık olup tepki verdiğim örnek bir konu daha var ki bu konuda yanılmadığımı göstermiştir. Okulun önünde bir lise öğrencisini öğretmeni küçük düşürüyor, aşağılıyor ve azarlıyordu. Konu onun sigara içiyor olmasıymış. Bunu yapan terbiyesizle bir süre tartıştıktan sonta bu ülkedeki devletçi, diyanet destekli sünni islam zihniyetine mensup bir vaka olduğunu gördüm. Bütün bunları alahın emirlerini uyguluyor oldukları için yapıyorlar tabi.

    Çocukları ve eğitim kurumlarını bu zaralı zihniyetten kurtarmak sorumluluğundayız.

    Çocukların olası bir şiddete maruz kaldıklarında bunu ifade edebilecek kadar cesaretli olmalarını sağlamalıyız. Bu da ailenin çocukla kurduğu ilişkinin nasıl olduğuyla bağlantılıdır.

    Bu tip zihniyetlerin öğretmen olarak görev yaptıkları okullarda okuyan çocuklarla, daha bilinçli ve akıllı olan öğretmenler ilişki halinde olmalı ve çocukların olası bir şiddette kendilerine anlatabileceği bir güveni, onlar üzerinde sağlamalı.

    Öğretmen olacak insanların evrensel bir akla sahip olup olmadıklarıyla ilgili psikolojik testler yapılması ve olumlu sonuç alındığı zaman bu erdem gerektiren görevin, öğretmen adayına verilmesi geremektedir.

    Sınıflarda kamera sistemi olabilir. Fakat en güzel denetleme sistemi sağduyulu, bilinçli ve toplumsal sorumluluk sahibi insanların varlığıdır.

    Milliyetçilik
    Dincilik
    Totaliter Devletçilik, akıl hastalığı olarak kabul edilmeli ve bu tip kişilere öğretmenlik gibi ciddi sorumluluklar verilmemelidir. Tuvaletleri, sınıfları, bahçeyi temizleme görevi dahi verilmemelidir.

    Fakat en önemlisi çocuğun ailede bulacağı güven ve sevgi ilişkisiyle kazanacağı öz güven, cesaret ve güçtür. Knedini koruyabilecek ve yaşadığı olumsuzluğu anlatabilecek cesaret!

    Akp yönetimi yıkılmalıdır.

  2. Yabanci”..Totaliter Devletçilik, akıl hastalığı olarak kabul edilmeli ve bu tip kişilere öğretmenlik gibi ciddi sorumluluklar verilmemelidir. Tuvaletleri, sınıfları, bahçeyi temizleme görevi dahi verilmemelidir….”

    tamam iste akp de kemalist egetim sistemini modernlestirmeye calisiyor digerlerine kalsa daha cook beklersin dua et ki akp var:)

    genel olarak siddetin bitmesi icin önce ÖTEKIlestiren ve militan “genc/vatandas” yetistiren milli egitimin militarist kemalist ideolojisinden (deli gömlegi) kurtulmak gerekir..

    mesela

    ebeveyn cocugunu ögretmene teslim ederken,”eti senin kemigi benim” deyisi pek meshurdur ama cagdas ögretmenlerin bu militarist teslimiyetten pek rahatsiz oldugu söylenemez..

    (bizim sehre tayini cikan cagdas ! bayan ögretmen (alisik ya) kizima kaba davranmisti da alaman mahkemesi haddini bildirdi..
    o hali/acizligi bi görseydiniz alisik degil tabi:)

    atatürk ilke ve inkilaplarinin heryerde gecerli akce olmadigini tecrübe etti umarim ders olmustur..

    tamam

    doksan yil evvel,italya ve almanya fasistlerine özenilerek militan/idelojik genclik yetistirmek MODAydi ancak dünya degisti,türkiye degisti ya siz ? referans alinan fasist almanya,italya milatarist egitimi terk edeli de baya oldu anlayin artik:)

    milli egitim temel kanunu 2.maddesi;
    “..’Türk millî eğitiminin genel amacı, Türk milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı yurttaşlar yetiştirmek…”

    2547 sayılı YÖK Kanunu;
    “.. öğrencilere, Atatürk inkılâpları ve ilkeleri doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı hizmet bilincinin kazandırılması sağlanır’ şeklinde düzenlenmiştir..”

    akp´yi yikmak ?

    bu zihniyetle mi? 🙂

    slm.

  3. Hiç bir öğretmen sınıfa giripte “dur şunlara şiddet uygulayım” demez. Ama çocuğun ailede aldığı eğitim ve ailenin yapısı hemen kendini belli eder. Bu durumda ebubekir, öğretmenin kızınıza kaba davrandığını öğrenmiş olduk. Ama öğrenemediğimiz şey kızınızın bu kaba davranış öncesinde ne yaptığıdır. Ben merak ettim ne yaptığını?

  4. sevgili xenix,ögretmene sözlü itiraz da bulunmus yani karsi gelmis alisik degil ya laikci cumhuriyet kadini cakmis tokadi..

    zaten cagdas! ögretmen,mahkeme de “uyari amacli bir tokatti” beyaniyla (aslinda sucunu itiraf etmis oldu) yirtacagini ZANnetmis olmali garibim..

    tabi

    laik hakim,kesin bir dille reddetti..

    mealen,”hangi amacla olursa olsun dayak suctur,vucuda aci vermek yaralama olarak kabul edilir” deyup laikci ögretmen´in cezasini kesti..

    E klavuzu karga (kamal) olanin..

    slm.

  5. Sevgili ebubekir. Ne şanslısınız ki dini sevgi dini olan Hristiyan bir ülkede yaşıyorsunuz. Dediğiniz gibi bugün bütün İslam ülkeleri (Türkiye dahil) çocuğa ve insana şiddet uygulayan bir anlayışa sahip. Kılavuz ve karga (Muhammed) ata sözünüze katılmamak mümkün değil.

  6. sevgili xenix,ögretmene sözlü itiraz da bulunmus yani karsi gelmis alisik degil ya laikci cumhuriyet kadini cakmis tokadi..

    zaten cagdas! ögretmen,mahkeme de “uyari amacli bir tokatti” beyaniyla (aslinda sucunu itiraf etmis oldu) yirtacagini ZANnetmis olmali garibim..

    tabi

    laik hakim,kesin bir dille reddetti..

    mealen,”hangi amacla olursa olsun dayak suctur,vucuda aci vermek yaralama olarak kabul edilir” deyup laikci ögretmen´in cezasini kesti..

    E klavuzu karga (kamal) olanin..

    slm.

    Kömüş böyle bir yazıyı buraya getirip asıyor, sonra diyorsunuz ki, neden küfrediyorsun.

    Bugün etmeyeceğim, yarın ve tüm diğer günler küfür ettiğimi varsayın.

    Not 1: Alamanya’da bu yazıyı yazsa, belki bişey yapmazlar, sadece götüyle gülerler adama…
    Not 2: Alamanlar müslüman olmadığı için anlamamışlardır ne olduğunu… Et ve kemik hikayesinin osmanlıdan kalma şeriati bir uygulama olduğunun farkında oldukları için ikinci kez götleriyle gülmüşlerdir. Ben de güleyim:)

  7. “Hiç bir öğretmen sınıfa giripte “dur şunlara şiddet uygulayım” demez.”

    öylemi?

    Küçükken ben kuran eğitimi almam için cami imamına gönderildim. Okul tatillerinde. Başörtümü iyi bağlayamadığım ve ayaklarıma çorap giymeden gittiğim için kafama bir değnek yemiştim. Bi daha da uğramadım zira anlamadım ne yaptığımı, suçumun ne olduğunu. Bu şiddetten sayılmıyorsa yazım havada kalır tabi:)) Sevgili Makbule Öğretmenin ise değil bir tokatını ağır bir sözünü bile işitmedik sınıfça. Verdiği ceza kitap okutup araştırma yaptırmaktı…

    iki öğretici arasındaki tek farkı bulunuz:)))

    Bulamazsanız Ebuşa sorunuz:))) ben de güleyim heh hehh

  8. tdk: kömüş

    Manda, su sığırı, camız…

    oikos nami diger bay kömüs (manda/su sigiri/camiz) küfür etmeden duramaz (can cikar huy cikmaz) cünkü klavuzu (kamal) da muhaliflerine benzer dil ile hitap ediyordu..

    anlasilan bay kömüs´ün damarina bastik..

    herkesi kendi gibi sanan kömüs”ben de güleyim” derken aslinda icindeki öfkesini/kinini gizlemeye calisiyor yoksa güvendikleri daglara kar yagdigi icin kahroluyor garibim:)

    slm.

  9. sayin sonhavari,irlanda ve mezhep kavgasini hatirla taraflar hristiyandi..

    almanya,hristiyanligi referans aldigi icin degil ileri demokrasi kurallarini uyguladigi icin insanlar diger ülkelere kiyasla daha özgür ve mutlu..

    slm.

  10. bu gün kafamda bir şey yok. ama sabaha kadar şarjım dolacaktır.
    işte o zaman geleceğini karanlıktan göremiyen arkadaşlarımın yolunu aydınlatacağım.bundan emin olun ve iyi uyuyun yavrularım:)
    huzur koçunuz olarak sizi bekleyeceğim…….!

  11. Konunun çocuk ve insan sevgisi olduğu bir başlıkta mezhep kavgalarından bahsetmeniz belki benden ve konudan kaçmanızı sağlayabilir ama RAB tan kaçamazsınız sevgili ebubekir. Hem sizin dininizin mezhep kavgaları başka hiç bir dini aratmaz.

    Ben ihtiyardan, Tanrı’nın seçtiği, gerçekten sevdiğim hanımefendiye ve çocuklarına selamlar! Yalnız ben değil, gerçeği bilenlerin hepsi de sizleri seviyor. Yuhanna 1

  12. Konu ister istemez dine doğru kaymışken, ben yine eğitimde şiddete döndürmeye çalışacağım. Ama öncesinde bir konuda fikrimi söyleyeyim.

    “ebubekir tarafından Çar, 29/02/2012 – 20:31 tarihinde gönderildi.
    …almanya,hristiyanligi referans aldigi icin degil ileri demokrasi kurallarini uyguladigi icin insanlar diger ülkelere kiyasla daha özgür ve mutlu…”

    Ben de katılıyorum ve ekliyorum: Zaten dünya üzerinde herhangi bir dini referans alarak adalet, eşitlik, demokratlık, özgürlük gibi kavramlarda önde gelen bir ülke olmanız mümkün değildir. Dün, bu gün ve yarın, her daim, dünyanın en demokrat, en özgürlükçü, insana en fazla değer veren, eşitlikçiliğe en yakın, yaşam standartlarının yüksek olduğu ülkeler, dinleri referans olmaktan çıkarıp, dini kişi ve kurumları ülke yönetiminde söz sahibi olmaktan uzaklaştırmayı başarmış ülkeler olmuştur, olmaktadır, olacaklardır.

    Ha bu gelişmiş ülkeler de belki dini kullanırlar, çünkü; büyük toplulukları kontrol edip, gütmenin en kolay yoludur din. Sürüden ayrılanı sürüye doğru kovalayan, olmadı ısıran köpek gibidir dinler, gerktiğinde de gösterilen hedefe saldıran. O nedenle yöneticilerin işine gelir dindâr bir toplum.

    Bu gün askeriye laik yapının koruyucusu gibi filan gösterilir ama işine geldiğinde dini kavramları, dini duyguları da en iyi kullanılan yerdir. Kullanan derken, dini kavram manasında “şehitlik mertebesi” ibarelerini kullanır vs.

    Bu gün iktidara taşınan parti üyelerinin tek bir özelliğini değiştirsek, sadece ve sadece dindârlık özelliklerini değiştirsek, hatta değiştirmeye bile gerek, dindâr oldukları bilinmese, bu özellikleri ön plana çıkmamış olsa, iktidar olmalarına en ufak bir ihtimal verebilir miydiniz? Asla asla asla, böyle bir parti bile oluşturamazlardı şuan bizi yönetenler.

    Dini en iyi kontrol edenler, yönlendirenler, sömürenler, en güzel koltuklarda otururlar da bir fikirdir.

    Neyse, şimdi konumuza, konu başlığımıza ve konunun ilk yazısına dönmek gerekirse…

    Maalesef yazıdaki şu tespit çok doğru: “Şiddet gören kişi şiddet gösterecektir” ve sonrasında gelen soru da gayet yerinde: “Nesiller boyu devam eden sözlü ve fiziki şiddetin bitmesi, tükenmesi için neler yapılabilir?”

    Ben de hep bunu savunmuşumdur. Atılan bir tokat asla sadece bir tokat değildir. Tarih boyunca atılan yüzlerce tokadın tetikleyicisidir. Çünkü dediğiniz gibi şiddet gören, şiddet gösterecek ve zincirleme hatta piramidin genişleyen tarafına giden bir şekilde katlanarak artan bir şiddet oluşturacaktır. En azından oluşturacaktır diye kesin bir şey söyleyemesek de, oluşturma ihtimali yüksektir.

    O nedenle okuldaki şiddet de özellikle bu açıdan çok önemlidir. Ailesinde şiddet olmayan birisi bile okulda gördüğü (gördüğü derken, başına gelmese bile gözlemlediği) şiddetten çok etkilenecektir. En tehlikeli durum da şiddeti normal görmeye başlamasıdır ki, maalesef bu noktaya gidiliyor gibi geliyor.

    Maalesef “şiddetle” kınayarak izlesek bile şiddet haberleri şiddete alışmamıza neden olmaktadır!

    Bunun yanında, “Bu yazılarımı okuyup da ilköğretim ve lisede öğretmenlerinden şiddet görmemiş insan yoktur diyebiliriz” ifadenize de katıldığımı belirtmek isterim. Yani ben kendimi öğretmen şiddetinden uzak bulan, sanki öğretmen şiddetinden uzağım diye düşünen birisi olarak bile, düşününce, geçmişimde, gözlemlediğim, yani diğer öğrencilerin gördüğü şiddet dışında, kendimin de eğitimde şiddete maruz kaldığımı farkına vardım. Çok üzücü bir durum ve hatta buna rağmen hala kendimi öğretmen şiddetinden uzak birisi olarak görüyorum, yani demek ki, etrafımdaki şiddet ne boyuttaydı ki, diğer öğrencilerin gördüğü şiddet, onların yanında kendimi kurtulmuş birisi olarak görüyormuşum halen 🙁

    Okuldaki şiddetin tek kaynağı tabi ki öğretmenler değil. Maalesef öğrenciler arası ve hatta dışarıdan gelip okulda şiddet gösteren dış etkenlerin de varlığı var. Kız meselesi yok haraç isteme gibi nedenlerle, okul dışından gelenlerle, okul kapısında yaşanan birçok olay olabiliyor maalesef.

    Bir anket sitesinde “Öğretmeninizden dayak yediniz mi?” sorusuna 261 kişi cevap vermiş. Sonuçlar şöyle:

    Sonuçlar:

    %10 (28 kişi) Çok sayıda yedim

    %32 (85 kişi) Birkaç kez yedim

    %30 (80 kişi) Bir kez yedim

    %26 (68 kişi) Hiç dayak yemedim

    link to pollemik.com

    Konu ile ilgili bir iki video da ekleyeyim:

    link to youtube.com

    link to youtube.com

    link to youtube.com

    Bunları görünce, eğitimdeki şiddetin artık öğrenciler tarafından kabul görülen hatta gülmeye neden olan sıradan bir olay haline geldiğini görüyor insan ve üzülüyor.

    Her sınıfa, okulun her koridoruna birer kamera koymak çözüm olamaz mı acaba, düşünmediğim mahsurları neler olabilir acaba?

    Son olarak konu ile ilgili bir kampanyayı paylaşayayım:

    OKULDA ŞİDDETE HAYIR!

    link to okuldasiddet.net

  13. sonhavari,yaniliyorsun cünkü mezhep kavgalarinin temelinde bagnazlik,farkliliklara tahammülsüzlük kisaca sevgisizlik vardir ve bu öyle bir gercektir ki (wie das amen in der kirche) bundan sen bile kacamazsin:) hem, tüm inanclar´in ortak EKSENi tevazu ve sevgi´dir..

    inanirlarin yapip ettiklerinden RAB sorumlu degildir..

    slm.

  14. Freud,içsel dünyayı(ruhsal yapı) bir buz dağına,buzdağının suyun üzerinde kalan daha küçük bölümünün bilinç bölgesine,suyun altında kalan daha büyük bölümünü bilinç dışı bölgesine benzetir.

    Freud’a göre bozuk davranışlar gerçekte kişinin içsel çatışmalarından kurtulabilmek için gösterdiği yetersiz çabaların belirtileridir.

    Şiddet’in saldırganlığın temelinde doyurulmamış cinsellik,sevgisizlik yatar.
    Yaşam sevgisinin gelişmesi için gerekli koşullar yoksa toplumsal koşullar ancak robotların doğmasına yol açar.

    Sevginin ve şiddetin kaynağını toplumsal ekonomik ve sosyal koşullar, insanın ruhsal dünyası belirlerken, bastırılmış doyurulmamış cinsellik te hastalıkların anasıdır.

    E.Fromm, insan var oluşunun temel gereksinimlerini karşılayamayan toplumları,açıkça ”hasta toplumlar”olarak nitelemiştir.

    Kapitalizmin eğemenliğindeki uygarlık hasta ve mutsuzdur.Bu anlamda özgür bir çocuk, özgür insan ham bir hayaldir,özgürlüğün temeli sevgi’nin temelidir ve dünyada eğemen olan kapitalizm olunca,her şeyin eşitsiz ve çarpık bir gelişimi olunca sevgi yerine sevgisizlik her tür çarpıklık ve insanlığın orospusu olan para eğemen olunca,yarı aç yarı tok olan doyurulmamış bir çocuğun parmağını emmesinin nedenini,yalanlarla yasaklamalarla,günahlarla eğitilmiş korkutulmuş sindirilmiş bir çocuğun mutlu olamıyacağını, bir dönem kendisi şiddetin mağduru olurken bir dönemde kendisi şiddet yanlısı olacaktır..

    Uygarlık feodal yaşama biçiminde kapitalist yaşama biçiminde hasta ve mutsuzdur.şiddet ve korku özgürlüğün başbelasıdır,Tüm toplumumuzu düşündüğümüzde sağlıklı bir öğretmen yada çocuk yetiştirebilme şansımız yüzde kaçtır? selam olsun dövüşerek düşenlere,’yatanlara.

    Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
    Onlar,kendi yolunu izleyen hayat’ın oğulları ve kızları,
    Sizin aracılığıyla geldiler ama sizden gelmediler,
    Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.

    Onlara sevğinizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi değil,
    Çünkü onlarında kendi düşünceleri vardır,
    Bedenlerini tutabilirsiniz am ruhlarını hayır,
    Çünkü ruhlar yarındadır, siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.

    Siz onlar gibi olabilirsiniz ama sakın onları kendinz gibi olmaya zorlamayın
    çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alış verişi yoktur.
    Siz yaysınız,çocuklarınız ise çok ileriye atılmış oktur.
    …..
    Okçu’nun önünde kıvançla eğilin.
    Halil CİBRAN

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.